Idam Ipi ne demek? | Idam Ipi anlamı nedir? | Idam Ipi

Idam Ipi anlamı nedir?

idam ipi ne demek?

idam ipi anlamı nedir?

idam ipi | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çift tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothesline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes line. wash line. drying line. drying rope. washing line. hang-clothes line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eski Türkçe).

1.Sabır, tahammül.

2.Sebat, karar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabır, tahammül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. eski Türkçe). Sabır ve tahammül etmek, acıya dayanmak, katlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eski Türkçe). Sabırlı, dayanıklı, tahammüllü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gözleri çapaklı: Çıpıl adam. (bk.) Çipll.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.

2.Çepel. (bk.) Çıpıl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazırlanacak olan ilaçlara uygun bir şekil veya güzel bir tat vermesi için katılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philippines. the philipines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Philippines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philippine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Filipino.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Philipine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Filipin Adaları halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDAM) (i. A. «adem» den masdar). Yok etme, vücudunü kaldırma, şer’an ve kanunen öldürme, Ar. kısas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. dispatch. hatchet job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. hanging. capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment. death penalty. execution of a death sentence. hanging. execution. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty of death. penalty / punishment of death. extreme penalty of the law. capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execute. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan masdar). Daim ve baki etme, devam ettirme: Vaziyetini idâmeden başka bir şey düşünmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. maintenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. perpetuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادامه] devam ettirme, sürdürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sürdürülmek, devam edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. under a sentence of death. condemned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. henüz başlamakta olan, yeni başlayan, başlangıç halinde. incipience incipiency i. başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedm»den masdar). Yıkılma, hedmolunma, harap ve viran olma: Büyük bir binanın inhidamı sokağı kapamıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انهدام] yıkılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük; tatsız, yavan, lezzetsiz. insipidly z. sönük bir şekilde. insipidity, insipidness i. sönüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince, incecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very thin. very slender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Herhangi bir şeyden tamamiyle mahrum mânâsındaki «ipipullah sivri külâh» tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan masdar). Bir şey veya hâlin devamını isteme ve arzu etme: İstidâme-i sihhat ve Afiyetleri duâsiyle sözümü bitiriyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعدام] yok etme, öldürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı kımıldanmayı tasvir ve taklip edip daima rat arda kullanılır: Gözlerini kıp kıp kıpmak; kıpırkıpır kımıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı kapalı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı ve kesiksiz kımıldanmayı tasvir ve taklit edip art arda kullanılır: Kıpır kıpır kımıldanmak; gözlerini kıpır kıpır oynatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Devamlı kıpırdama hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a fidgety way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdanışı canlı ve çabuk olan, oynak, civelek, cilveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpırdanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. shove. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budge. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif ve devamlı şekilde oynamak: Bir fare, çekmecenin içinde kıpırdayıp duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to stir. fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oynatmak, kımıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hafif surette ve devamlı kımıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement. stirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözleri arka arkaya ve çabuk çabuk açıp kapamak, bk. Kırpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kırpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adî, değersiz, kötü, bayağı: Kıtipiyos bir oyuncak almışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماه سپهر] ay, gökyüzündeki ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. anlayışlı, idraki keskin; i. anlayışlı kimse, idraki kuvvetli kimse. percipience i. idrak, anlayış, seziş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., man. tartışma konusu olan bir meselenin hiç bir delile dayanmadan doğru olduğunu iddia etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wee-wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

çiş. zizi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kaval çalan; ıslık çalan (rüzgâr), düdük gibi ses çıkaran, tiz, kulak tırmalayıcı; i. kaval çalma; kaval ile çalınan hava; borular; şerit, harç, sutaşı; pasta üze- rine krema ile yapılan şerit şeklinde süs; kulak tırmalayıcı ses. piping hot ço

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. incirkuşu, zool. Anthus red throated pipit kızıl gerdanlı incirkuşu, zool. Anthus cervinus. tawny pipit kır incirkuşu, zool. Anthus campestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçurum; sarp kayalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele, telâş; acelecilik. precipitant s., i. acele giden; acele yapılmış; i. kimyasal veya mekanik çökelme yapan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanından önce meydana getirmek; yüksek bir yerden aşağı atmak; acele ettirmek, hızlandırmak; kim. tortusunu ayırmak, teressüp ettirmek, çökeltmek; meteor. (yağmur veya kar şeklinde) yere düşmek, yağmak; fiz. buharı teksif etmek; yüksek yerden aş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tortu, çöküntü, rüsup; s. aceleci; baş aşağı düşen veya akan; düşüncesiz; acele ile yapılmış; birdenbire gelen veya olan, ani. precipitately z. acele ile, telaşla. precipitateness i. acelecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dik, sarp; uçurum gibi, uçurumlardan ibaret; atılgan, aceleci. precipitously z. baş aşağı olarak; aceleyle, telâşla. precipitousness i. baş aşagı oluş; telaş, acele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) verilen şeyi alan (kimse), alıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beklenmedik şeyler bulma şansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sade, yalın, düz, süssüz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şıpı tık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gökyüzü.

2.Talih, baht, kader.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپهر] gökyüzü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo) Çabucak yapıverirle, çarçabuk yapılıveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Suyun damlama sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Ökçesiz ve arkalıksız terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matbaacılıkta dizilmiş sayfaların bütün halinde kalıbını alıp, baskıyı bu kalıpla yapma usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotypy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1850-1864 Çin isyanına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تهدید آميز] gözdağı vererek, tehdit edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif surette yürüme sesini ifade eder: Tavşan karın üzerinde tıp tıp, tıpır tıpır yürüyordu, çocuk küçük ayaklarıyle tıpış tıpış yürümeye başladı, yüreğim tıp tıp ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağarken sis gibi ortalığı kapayan pek sık kar: Tipi vardı, tipiden göz gözü görmüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native American tent; usually of conical shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. characteristic. characteristical. modal. normal. ordinary. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. classic. representative. typical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. modal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yürümeyi anlatır: Karın üzerinde yakalarının tıpırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç dereceli tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zıplayarak çılgınca hareket eden, pervasız adam.

2.Güçlü, kuvvetli, iri yarı.


Türkçe Sözlük by