Ide ne demek? | Ide anlamı nedir? | Ide

Ide anlamı nedir?

ide ne demek?

ide anlamı nedir?

ide | Dream Meanings


Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Abidât). Bir hadiseyi gelecek nesillere hatırlatmak için inşa edilen yapı, heykel, anıt (mecazî mânâda da kullanılır: bu kitap bir Abidedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. memorial anıt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait; to pause; to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stay; to continue in a place; to have one's abode; to dwell; to sojourn; with with before a person, and commonly with at or in before a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain stable or fixed in some state or condition; to continue; to remain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; to be prepared for; to await; to watch for; as, I abide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To endure; to sustain; to submit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bear patiently; to tolerate; to put up with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand the consequences of; to answer for; to suffer for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monument. cenotaph. memorial. edifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'. put up with something or somebody unpleasant; 'I cannot bear his constant criticism'; 'The new secretary had to endure a lot of unprofessional remarks'; 'he

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبده] anıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) bir yerde kalmak; sabit durmak; tahammül etmek, dayanmak, çekmek; ikamet etmek, oturmak, sakin olmak, mukim olmak abide by sebat etmek; itaat etmek durmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Abide gibi, Abideyi andırır.

2.Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarf usul ve prensipleri ; tasrif, çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza, arıza; (gram). sarf bölüğü; (fels). ilinek, âraz, accident insurance kaza sigortası acciden'tal (s)., (i). kaza eseri olan, arızi; rastlantı eseri olan, tesadüfi; esaslı olmayan;(i)., (müz). armür dö kle'den sonra tesadüfi olarak gele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیده] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aferîden fiilinden imef.). Yaradılmış, mahlûk: Ferd-i Aferîde = Hiç kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریده] yaratık, yaratılmış, mahluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. aidât, avâid). Birine râci ve ait olan vergi yahut gelir: kendisinin vakıftan aidatı vardır; kendisi avâidini muntazaman alıyor (Müfredi pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائده] kâr, kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver; yardımcı, muavin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlatıcı niteliği olan not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.). Ağdadan yapılan katı bir şeker çeşidi. Çeşitli renk ve kokuda olur, daha çok «akide şekeri» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A.) (c. akaid). İnanılan şey. İtikad, iman: akîdesi sağlam, akîdesi bozuk. c. Bir dinin ibâdetler hakkındaki emirleri dışında ulûhiyet vesaire hakkındaki fikirlerden bahseden ilim: llm-i akid, akaid-i Islâmiye, akaid kitabı. «Akide şekeri» tabiri galat olup doğrusu «ağda şekeri» dir. (bk.) Ağda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. belief. dogma. gospel. persuasion. tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيده] inanç, akide.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقيده فروش] inanç tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Bir akitte akdi yapan iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki elini aynı şekilde kullanabilen kimse; iki yüzlü kimse. ambidexter'ity (i). iki elini aynı şekilde kullanabilme hüneri; iki yüzlülük. ambidextrous (s). iki elini aynı şekilde kullanabilen; çok cepheli, usta; iki yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). anidrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

O anda, derhal, hemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. suddenly. all of a sudden. on a sudden. out of clear sky. in a flash. abruptly. all at once. at once. sharp. short. slap. slap-bang. at a stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. overnight. sharp. short. suddenly. all of a sudden. all at once. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asıl nişasta, yağ ve şekerle yapılan ve asîde helvası denilen bir nevi tatlı ismi olup, bizce Araplar’ın bazine dedikleri ve pirinç unu ile bamya ve etten yapılan yemeğe denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortasına etli bamya dökülmüş pirinç veya arpa unu hamurundan ibaret Arap yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On, or to, one side; out of a straight line, course, or direction; at a little distance from the rest; out of the way; apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Out of one's thoughts; off; away; as, to put aside gloomy thoughts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

So as to be heard by others; privately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something spoken aside; as, a remark made by a stageplayer which the other players are not supposed to hear. a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage in reserve; not for immediate use; 'started setting aside money

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a line spoken by an actor to the audience but not intended for others on the stage. a message that departs from the main subject. on or to one side; 'step aside'; 'stood aside to let him pass'; 'threw the book aside'; 'put her sewing aside when he entered

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a speech directed to the audience that supposedly is not audible to the other characters onstage at the time When Hamlet first appears onstage, for example, his aside 'A little more than kin, and less than kind!' gives the audience a strong sens

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a few words or a short passage spoken by one character to the audience It is a theatrical convention that the aside is not audible to other characters on stage Compare with soliloquy, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short speech made to the audience not heard by other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When the character breaks away from the situation to talk to the audience without being heard by the other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bir yana, bir tarafa, bir kenara, ayrı, kendi kendine. aside from ABD -den başka. call aside bir tarafa çağırmak. draw aside bir tarafa almak, bir tarafa çekmek. Iay aside bir tarafa koymak, saklamak. stand aside bir yana çekilmek. turn aside

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir oyuncunun sahnede kendi kendine söyledii sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş görmüş, ateşten geçmiş, mec. Büyük ıztırap ve tecrübe geçirmiş adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü ve/veya ses bilgilerini kaydeden, işleyen ya da oluşturan/çalan ürünler bu kategoride verilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arka taraf; insan veya hayvan kıçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fena yola sapmak; doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider (i). fena yola sapan kimse; tekrar günaha dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakterileri yok eden bir madde, bakterisid. bacterici'dal s bakterileri yok eden maddeye ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağmur görmüş, mec. Görmüş, geçirmiş. Gürk-i bârândîde = Eski kurt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Binbir Gece Masallan''nda dilenciye boş tabaklarla hayali bir ziyafet çeken Bağdat'lı prens. Barmecide feast çok kıt yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ideal güzellik, kusursuz güzellik örneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yatak başucu, hastaya bakan kimsenin veri; (s). yatak başucunda olan. bedside manner doktorun hastaya karşı tutumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلادیده] belaya uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, irâdesine sahip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) yanyana, yanında; -e nazaran; üstelik, -den başka, dışında. beside oneself kendinden geçmiş çılgınş beside the mark söz dışı; munasebeti olmayanş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat). bundan başka, ayrıca, yanı sıra; üstelik: (edat) -den gayri, -den hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek; üzerinden geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (kimsenin) başına gelmek; ol mak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Faydasız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dwell; to inhabit; to abide; to stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remain; to continue or be permanent in a place or state; to continue to be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To encounter; to remain firm under ; to endure; to suffer; to undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wait for; as, I bide my time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Abide. dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bidet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell; 'You can stay with me while you are in town'; 'stay a bit longer--the day is still young'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.dayanmak, yıkılmamak; oturmak, beklemek. bide one's time uygun zamanı beklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bidey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlak büyük göktaşı, bilhassa patlayıcı göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde bor bulunan bileşim, borit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel veya nakışta motifleri birbirine bağlayan bağ, atkı, ilmik v.b.; süslü kadın şapkası şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin, yeni evli kadın veya evlenmek üzere olan kız. give away the bride nikâhta gelini güveye teslim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvey, damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bromür asidinin tuzu; (argo) soğuk ve sıkıcı bir kimse; tatsız ve bayağı söz. bromide paper fotoğraf kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (F. bürîden = kesmek, kesilmek). Kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı kesik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بریده] kesik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current expenditure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cavidan).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدیده] yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâ görmüş, cefâ çekmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفادیده] üzülmüş, cefa çekmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکيده] damlamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cerâid). T. Vaktiyle haraç tahsildârlarının arazinin mesahasını yazdıkları kâğıt veya deftere denirdi. Bir çeşit kadastrodur.

2.Sonradan mühim vak’aların yazıldığı kâğıda dendi. Bu münasebetle memleketimizde ilk çıkışında gazeteye bu isim verilmiş ise de, bugün kullanılmamaktadır: Cerîde-i askeriyye, cerîde-i bahriyye, cerîde-i tıbbiyye: Eski bazı Osmanlı mecmualarının adıdır.

3.Resmî dairelerin bazı büyük defterleri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریده] gazete. 2.tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatmış, tadılmış olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (chid veya chided, chidden veya chided) azarlamak, kusur bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), toplanmış, devşirilmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma suyu, elma şarabı. cider press elma cenderesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ne fayda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihân = dünya, dîden = görmek). Çok yaşamış, çok görmüş ve gezmiş olan, mec. tecrübeli insan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جخان دیده] görmüş geçirmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı gezip görmüş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile rastlaşmak, aynı zamanda meydana gelmek, tesadüf etmek; uymak, bir olmak. coin'cident (s). birbirine rast gelen, mütesadif; mutabık, birbirine uyan. coin'cidence (i). tesadüf, rastlantı. coinciden'tal (s). rastlantı eseri olan, tesadüfi. co

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çarpışmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mahrem olarak söylemek, sır vermek. confide in itimat etmek, emniyet etmek, güvenmek. confide to teslim etmek, emanet etmek, tevdi etmek; sır vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, emniyet, itimat; mahremiyet, gizlilik; sırdaşlık. confidence game dolandıncılık. confidence man dolandıncı. I have confidence in him. Ona itimadım var. Ona güvenirim. told in confidence mahrem olarak söylenmiş, sır olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emin, inanmış, kani; cüretli, atılgan. confidently (z). güvenle, tereddüt etmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahrem, gizli; güvenilir. confidentially (z). güvenerek; Sır olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek ; farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz, lafını etmeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). önemli, hatırı sayılır ; büyük, hayli, fazla, (i)., ABD, (k).dili fazla miktar. considerably (z). epeyce, oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into considerati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kır, kırlık; sayfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyanür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karar vermek, kararlaştırmak, hüküm vermek. decide against (a). thing bir şeyin aleyhinde karar vermek. decide for a thing, decide in favor of a thing bir şeyin lehinde karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, şüphesiz; kararlaştırılmış, mukarrer, muhakkak; sebatkar, inatçı. decidedly (z). kesinlikle, katiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bitmiş, sürmüş. Nevdemîde = Yeni bitmiş, yeni sürmüş. Fars. nev-reste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtılmış, yırtık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istihza etmek, sakalına gülmek, alay etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). arzulamak, istemek, özlemek; eksikliğini duymak, yokluğunu hissetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istek belirten, arzu ifade eden; (i). dilek, istek; (gram). istek belirten fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dîde-gân). Göz, Ar. ayn, Fars. çeşm. Nûr-ı dîde = Gözün nûru. Dîde-i eşk = Göz yaşı döken göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Görmüş (sıfat terkibi teşkiline girer): Cihin-dîde = Dünyayı görmüş, çok gezmiş veya yaşamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیده] görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیده] göz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Göz. 2.Gözcü. 3.Gözbebeği. 4.Gözucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bekçi, muhafız, kolcu.

2.Nöbet bekleyen, karakol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. dîde). Görmüşler. LOtf-dide-gân = Lutuf görmüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, muhafızlık, kolculuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیدگان] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gözüm.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekinme, kaçınma, mahcubiyet, utangaçlık, çekingenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çekingen, utangaç, mahcup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). dioksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir ayrılığı, ihtilâf, karşı koyma, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). muhalif, karşı koyan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). disülfür bir eleman ile iki kükürt atomundan meydana gelen bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bölmek, taksim etmek, ikiye ayırmak, kesmek; tevzi etmek, dağıtmak; ara açmak; sınıflandırmak, tasnif etmek, kısımlara ayırmak; oy kullanmak için ikiye ayırmak veya ayrılmak (parlamento); (mat). bölmek; (i)., (cogr). yağmur sularını iki yan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kar hissesi; (mat). bölünen. dividend coupon (tic). kâr kuponu. cash dividend peşin ödenen kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölen veya ayıran kimse veya şey; hisseleri bölen kimse; (çoğ). pergel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دزدیده] çalıntı, çalınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD (Digital Versatile Disc ya da Digital Video Disc). Büyük veri, resim ve ses kapasitesine sahip yük yoğunluklu bir optik disktir. Tek yüzlü, tek katmanlı disklerin kapasitesi, 4,7 GB’dır. Bu değer CD’lerin yaklaşık yedi katıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yürekler, kalpler, gönüll(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fuad). Fuadlar, gönüller, (bk.) Fuad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİDEN) (i.). Eğreti, geçici olarak. Ar. muvakkaten.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eider duck (zool). Kuzey Avrupa ile Amerika'ya ait iri bir deniz ördeği. eiderdown (i). bu ördeğin göğsünden alınan yumuşak ve ince tüy; bu tüyden yapılmış yorgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (psik). önceden algılanan objelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması yeteneğine ait, bu yetenekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Metin ve sağlam şekilde.

2.Açık ve kesin olarak. Osm. sarahaten ve kat’iyyen: Emrin yerine getirilmesini kendisine ekîden yazdılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيدا] kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. telaffuz ederken atlamak (harf veya hece); çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine nakış işlemek; süslemek; mübalâğaya kaçmak (hikâyede). embroidery i. nakış, işleme; süs embroidery frame kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) salgın, yaygın,genel; (i.) salgın hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salgın hastalıklardan bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épiderme

anat. ve bit. b. üst deri

1. anat. Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı.

2.bit. b. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuticle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The epidermis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvan derisininveya bitki kabuğunun dış zarı, beşere, üstderi epidermal, epidermic (s.) üstderiye ait epidermoid (s.) üstderiye ait veya benzer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö.

4.yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS.yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in old times. in times of old. of old. before now. once. beforetime. sometime. formerly. anciently. erstwhile. lang syne. onetime. in days of yore. of yore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. once. in the old days. in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. in the old days. in the past. autrefois. catchpol. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) günahları cezalandıran üç tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şiir akşam, akşam vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) delil, tanıklık, şahadet, ispat, tanıt; vuzuh, açıklık, aydınlık; şahit; (f.) belirtmek, tasrih etmek, açıklamak, tavzih etmek; ispat etmek. be in evidence göz önünde olmak, belirmek, meydana çıkmak. external evidence harici delil, konu dışında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) açık, belli, sarih, aşikâr, vazıh, ortada olan, meydanda olan. evidently (z.) aşikar olarak, açıkça, sarahaten, tabii, anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. verîd). (bk.) Verîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء جدیده] yeni çağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fayda.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فائده] yarar, kazanç, fayda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Faydalı, müfîd, nâfî, kârlı, kazançlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فائده بخش] yararlı, faydalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ferâid). Emsalsiz ve nâdir bulunur inci vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yastıkta tohumdan yetiştirilip tekrar dikilmek üzere çıkarılan sebze fidanı: Pırasa, lahana, domates fidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedling. nursing plant. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) - Bahçıvanlıkta, yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. fidéisme

din b. inancılık

Temel gerçeklerin akılla kavranamayacağını ancak inan yoluyla elde edilebileceğini savunan öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Sebze fidesi dikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fidelerin yetiştirildiği yer.

2.Fide olmaya elverişli.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, vefa; doğruluk. high fidelity (elek). sesi tabii olarak kaydetme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kardeşini öldürme; kendi kardeşlerini öIdüren kimse. fratrici'dal (s). kendi kardeşini öldüren, kardeş katli kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. frigidaire

buzdolabı

Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i mantarları öIdüren ilaç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenmiş, yuvar, lanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. gam = keder, F. dîden = Görmek). Keder görmüş, bir dert ve kedere uğramış. Ar. mağmûm, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visitors. comers. passers-by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığan, Osm. istiâb edilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندیده] kokuşmuş, kötü kokmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general overhead. overhead cost. overhead s rate. total outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırım, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dönmüş, dolaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. astern. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rearward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mikropları kıran madde; s. mikrop öldürücü, antiseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Isırılmış. Mâr-gezîde = Yılan tarafından ısırılmış, yılanın ısırdığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek mastarından. Gide gide, git gide = Zaman aşımıyla, zamanla vararak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gider olan, Ar. râhil, zâhib, Fars. revende: Giden gelen = Misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iş için harcanan para, masraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. expenditure. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense. outgoings. outlay. expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outlay. expenditure. expense. cost. expired cost. outgoings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek üzere iken: Giderayak bunu yapmıyacaktınız!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the last moment. just before leaving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak: Giderek öyle bir durum meydana geldi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever. increasingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remove. make disappear. cause to cease. gradually. slowly. step by step. by degrees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removing. remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relieving. removing. slaking. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir arızayı, bir rahatsızlığı ortadan kaldırmak, yok etmek: Bu ilâç ağrınızı giderir. Otomobildeki bozukluğu bir türlü gideremedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove. eliminate. clear. satisfy. supply. allay. appease. avert. dispel. disperse. dissipate. efface. fulfil. fulfill. gratify. iron out. obviate. quench. repair. resolve. smooth away. smooth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. counteract. dispel. dissipate. repair. sate. satisfy. to remove. to dissolve sth. to cease. to stop. to dissipate. to dispel. to satisfy. slake. to appease. to quench. to slake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remove. to make disappear. to cause to cease. correct. counter. dispel. efface. obviate. overcome. retrench. rid. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe, zaman geçtikçe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more. ever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as time goes on. increasingly. gradually. more and more. by degrees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradually. more and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaymak, kayıp gitmek, akmak, akıp gitmek, süzülmek; sessizce hareket etmek; yavaş yavaş değişmek; hav. motor kullanmadan havada uçmak; kaydırmak; i. kayma; dilb. sesin yavaş değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. planor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kesmek, kazımak, gıcırdatarak kazımak, raspa etmek; gıcırdatarak geçmek; (i.) raspa sesi ile kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) yol göstermek; kılavuzluk etmek, delâlet etmek; idare etmek; işaret etmek; yetiştirmek; (i.) rehber, kılavuz, yol gösteren kimse; yönetmelik, talimatname; (mak.) yatak, kızak, ray; sevk kanalı, oluk; (gayd.) guided missile (ask.) güdüm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, rehber kitabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı; standart tespit eden kural veya prensip, tüzük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol işareti, yol gösteren direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkıştırılmış, sıkılmış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seçilmiş, seçkin, müntehab. Ar. mümtâz. Bir şeyin en iyi kısmı: Asâr-ı güzide = Seçkin eserler. Türk şairlerinin en güzidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. select. choice. outstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eminent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. güzide). Güzîde’nin c. seçkinler, seçilmişler, beğeğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Seçilmiş, beğenilmiş söz, şiir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گزیده] seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hâbîde-gân). Uyuyan, uyumuş, uykuya dalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâbîde). Uyuyanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız torun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حفيده] kız torun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kız torun. (bkz.Nebire).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) klor grupundan bir unsurla meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğrilmiş, bükülmüş, kanbur, kemerli: Kadd-i hamîde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خميده] eğik, eğri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hamid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski hizmetçi kız ,evlatlık, besleme; cariye, odalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâid).

1.Bâkir kız.

2.Delinmemiş inci, Fars. dürr-i nâsüfte.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hasar = ziyan, Fars. dîden = görmek). Ziyan görmüş, zarara uğramış, Ar. mutazarrır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خساردیده] hasarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çiğnenmiş.

2.Küçük çocuklara verilen çiğnenmiş yemeğe benzeterek başkaları tarafından çok söylenmiş (söz ve tabir): Birtakım hâyîde teşbihler kullanıyor.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saman arabasıyle yapılan kır gezintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güz mevsimini görmüş, sararıp solmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazâna erişmiş, solup sararmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).bitkileri öIdüren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Kocamış, ihtiyarlamış, zayıflamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ihtiyarlığa ermiş, kocamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (hid, hidden) saklamak, gizlemek, ketmetmek, örtbas etmek; saklanmak; gizlenmek. hide one,s head utancından saklanmak. hide out (polisten) saklanmak. in hiding saklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvan derisi, post; (k).dili insan derisi, cilt; (f)., (k).dili dayak atmak. I haven't seen hide or hair of him. İzi tozu yok. tan one's hide bir kimseye dayak atmak, köteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklambaç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar görüşlü, eski kafalı; derisi kemiğine yapısmış (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok çirkin, igrenç, kerih, korkunç. hideously (z). iğrenç bir şekilde, korkunç bir surette. hideousness (i). igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hideaway.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yamaç, dağ eteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adam öldürme, katil; adam öldüren kimse, katil. homicid'al s. adam öldürme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen ile diğer bir unsurun bileşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. evvelce bahsedilen yerde, aynı kitapta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

düşünce

Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the content of cognition; the main thing you are thinking about; 'it was not a good idea'; 'the thought never entered my mind'. a personal view; 'he has an idea that we don't like him'. an approximate calculation of quantity or degree or worth; 'an estima

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual With Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, the federal law governing the rights of children with disabilities to receive a free and appropriate public education in the least restrictive environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, the federal law that oversees the provision of a free and appropriate public education to students with disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual with Disabilities Education Act. - A private key encryption-decryption algorithm that uses a key that is twice the length of a DES key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act-Legislation to provide special education for certain categories of disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act The education law that governs and protects children with disabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Individuals with Disabilities Education Act of 1997.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act SSA: Social Security Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, IDEA was amended in 1997 One amendment addresses the role of Assistive Technology in Special Education and mandates that AT be considered at every IEP of every student regardless of Disability. abbreviation of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encryption Algorithm - This is a symmetric encryption algorithm This algorithm is patented in most countries and although non-commerical is free, a licence is required from the patent holders for commerical use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encrypion Algorithm, developed in Europe as an alternative to exportable American ciphers such as DES which were too weak for serious use IDEA is a block cipher using 64-bit blocks and 128-bit keys, and is used in products such as PGP I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refer to Individuals With Disabilities Education Act of 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Developed in Switzerland and licensed for non-commercial use in PGP IDEA uses a 128 bit user supplied key to perform a series of nonlinear mathematical transformations on a 64 bit data block Compare the length of this key with the 56 bits in DES or the 80

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symmetric key block cipher algorithm developed by Xuejia Lai and James Massey in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encryption Algorithm--encrypts text in PGP--IDEA was chosen as the conventional encryption algorithm in Philip Zimmermann's public key encryption software program, PGP The IDEA algorithm is a symmetrical block cipher that takes a fixed-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individuals with Disabilities Education Act, and the parallel statutes of many states guarantees the right to a free and appropriate public education in the least restrictive environment for students with disabilities The law applies to all students betwe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir, düşünce, mütalaa; ta savvur; inanç; tahmin, sanı; k.dili ana konu; fels. idea fixed idea saplantı. I have no idea. Hiç bir fikrim yok .The idea is that... Mesele şudur ki Maksat şundan ibarettir:... The very idea! Ne kadar tuhaf !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gaye edinilen hedef, ülkü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéal

fel. ülkü

Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal. optimum. optimal. pattern. soaring. utopian. ideal. goal. aim. dream. dreamboat. mission. apotheosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epitome. ideal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the idea of something that is perfect; something that one hopes to attain. model of excellence or perfection of a kind; one having no equal. conforming to an ultimate standard of perfection or excellence; embodying an ideal. constituting or existing only

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The depiction of people, objects, and scenes according to an idealized, preconceived model. mental image of perfection or excellence, as in: Pursue your ideal, even though others may not understand. or Absolute The combination of all conceivable excellenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A conception of something in its absolute perfection. a perfect, often unobtainable, case The formula for a falling body cab easily be derived in the ideal case where there is no air resistance, but we know that the real situation is a little bit differen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uktu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tasavvur edilebilen en mükemmel sonuç (şey, hal); ulaşılmak istenilen amaç, kusursuz hayal; mükemmel kimse veya şey, ideal, üIkü; s. ideal, üIküsel; kusursuz, mükemmel, üstün, en yüksek evsafta; tasavvura dayanan, hayali. ideal gas basit fizikse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyada iyilik yapma hevesi, ideal uğruna çabalama hevesi; fels. üIkücülük, idealizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Ülkücü.

2.idealizm görüşüne bağlı filozof.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéaliste

ülkücü

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aktawi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes that Truth with a capital T can be discovered and known as in a unified field theory of physics Numbers are discovered. someone guided more by ideals than by practical considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üIkücü, idealist, mefkureci idealis'tic s. üIkücü, idealizme ait, fazla ümitli; kendi çıkarını düşünmeyip kamu yaranna çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ideal oluş, üIkücü vasıf veya karakter; yaratılcılık; fels. yalmz kavram halinde mevcut olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or render as ideal; 'She idealized her husband after his death'. form ideals; 'Man has always idealized'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. idealleştirmek idealiza'tion i. idealleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Bilgide düşünceyi temel olarak alan ve varlığı, insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden felsefe görüşü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéalisme

ülkücülük

Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İdealizm en basit deyişle standartlaşmış biçim anlamına gelir. Sanat alanında maddesel bir nesneyi değil de onun zihinsel kavramının tasarımını karşılayan sanat yapıtı, aslında bir “idea” nın tasarımıdır. Platon` a göre idealar tek gerçekliklerdir ve sanatın gerçek işlevi de tek gerçeklikler olan bu ideal biçmlerin yansıtılmasıdır. Böylece mimesis (öykünme, taklit) kuramı oluşur. Mimesis kuramının oranlara, klasik armoni kurallarına ve geometriye dayalı ilgisinin yüzyıllardır insan zihninde yer alması, sanatçıları seçme yapmaya zorlamış ve mutlak güzellik anlayışına ulaşmak için ideal biçimler yaratılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, kavramak, anlamak idea'tion i. tasavvur veya kavrayış yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sabit fikir, saplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idée fixe

ruh b. saplantı

Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idée fixe. obsession. insane delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., s., Lat. aynı(eser veya yazar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teşhis etmek, hüviyetini tayin etmek; aynı olduğunu ispat etmek; bir tutmak, fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion i hüviyetini tespit etme; hüviyet identification card kimlik kartı, hüviyet varakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. identique

mat. özdeş

Kendinde özdeşlik bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kimlik, hüviyet; özdeşlik, ayniyet identity card kimlik belgesi, kimlik cüzdanı identity crisis ergenlik çağındaki benliği bulma bunalımı identity disk üzerinde askerlerin kimligi yazılı olan madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ideograph i. yazıda kelimenin harfleri gösterilmeden doğrudan doğruya fikri ifade eden işaret, ideogram ideograph'ic(al) s anlamı belirten işarete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe), ideoloji taraftarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir kuramın dayandığı düşüncelerin tümü, ideoloji ideolog'ical s. ideolojik ideol'ogist i. ideolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Siyasî bir parti, bir hükümet, sosyal bir sınıf vesairenin hareketlerine istikamet veren ve siyasî yahut sosyal bir doktrin meydana getiren fikirler sistemi. 2.Hakikî olaylarla alâkalı olmayan fikirler üzerine kurulmuş doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir fikrin ifadesi olarak vücutta hâsll olan çoğunlukla istem dışl bir harekete dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çog. eski Roma takviminde Mart, Mayıs, Temmuz ve Ekim aylarınınve diğer aylanngünleri; bu tarihlerde biten sekiz günlük muddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs i.e.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ihsan = iyilik, Fars. dîde = görmüş) (c. ihsân-dîdegân). Birinin lutuf ve ihsanını görmüş, nimetine nail olmuş olan, minnettar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the future. in future. ahead of. further. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. by and by. hereafter. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim yer ve mevki tutan: İleride bir memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvidently z. ihtiyatseca, tedbirsizce; tutumsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isabet,tesadüf etme; tekerrür oranı; oluş derecesi; fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi; huk. bir kanun veya verginin etkisi. angle of incidence geliş açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. olay, hadise, vaka; önemsiz olay; s. bağlı, tabi; fiz. gelen, düşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rastlantıya bağlı, tesadüfi; arızi, dıştan gelen; doğal olarak takip eden. incidentally z. tesadüfen; fazladan; aklıma gelmişken .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak, az; itibara lâyık olmayan, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni doğan çocuğu öldürme; çocuk öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imansız, mümin olmayan, kafir; i. kâfir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakatsizlik, hıyanet; zina; imansızlık, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarat ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) içeride, içeriye; (edat) içerisine, içerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iç, iç taraf, dahil; iç yüz; s. iç, içteki, dahili. inside in formation içeriden sızan haberler. have the inside track yarış alanının en iç ve dolayısıyle en kısa kısmına yakın olmak; daha elverişli mevkide olmak. inside out ters yüz. insider i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) iyodür, iyodür asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gökkuşağı gibi renkleri olan, yanardöner. iridescence (i.) yanardönerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok kuvvetli adam, yiğit kimse; (çoğ.), (b.h.) Cromwell'in süvari askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Karışık, karmakarışık, dağınık. 2.Derinlik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژوليده] dağınık, karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. kavâid). Bir şeyin onun üzerine durduğu, ayaklık: Sütunun kaidesi. 2.Usûl, nizam, yol: Her şeyin bir kaidesi vardır; kaideye riâyet etmeli. 3.Bir ilim ve fenne ait karar ve usullerin her biri: Hesapta çarpma, bölme kaideleri; gramerde çekim kaideleri; umumî kaideler. 4.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestal. rule kural. base. pedestal taban. duraç. ayaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. basis. method. pedestal. system. rule. regulation. buttocks. rump. bottom. bed. base plate. bedplate. stand. ground work. bedding. fundamental. foundation plate. block. mount. scole. support. axion. principle. technique. formality. formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاعده] kural. 2.temel, esas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Oturan. 2.Temel, esas. 3.Başkent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kıran, kaideye, usûle riâyet etmeyen, kaideyi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kırarak, kaide kırarcasına, kaideye, usûle riâyet etmeyerek, kaideyi bozarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Oturarak, oturduğu yerde: Kaiden selâmını aldı; namazda kaiden okunacak dualar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. without base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaidesine uygun olarak, usûl ve nizamına uydurup, usûlen, nizâmen: Kaideten böyle olmak lâzım gelir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاعدة] kural olarak, esas itibarıyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kaide ile ilgili. 2.(geometri) Tabana ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kâr = iş, dîden = görmek). İş görmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâr-dîde olma, iş görmüşlük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - İş bilir, uyanık, tecrübeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium. eulogy. ode. panegyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصيده] kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde okuyan, kasîde şeklinde yazılmış bir şiiri musiki ile okuyan ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeserâyân). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasîde yazmakla tanınmış şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Göllerde yaşayan bir çeşit ıstakoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekilmiş, dizilmiş, geçirilmiş. Keşide-i »ilk-i tahrir = Yazılmış. Keşide etmek =

1.(telgraf) Çekmek: Bir telgraf keşide etmiş; filân tarafından keşide olunan telgraf.

2.(ziyâfet) Vermek: Mükemmel bir ziyâfet keşide etti; filân zâta hürmeten keşide kılınan ziyâfet.

3.Kelimeler arasında kullanılan küçük çizgi (buna yerine göre «fâsıla» ve «râbıta» demek daha doğrudur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Eskilik, eski zamandan kalmış olma: Bu şehrin kıdemi. 2.Diğerinden daha eski olma, zamanca ileri bulunma, bir rütbe, görev vesaireye diğerlerinden önce erişmiş bulunma: Terfide yalnız ehliyete değil, kıdeme de bakılır; o adamın kıdemi vardır; kıdemce hepimizden ileridir.

3.Eski olma, başlangıcı olmama, Osm. kadîmlik, ezelîlik: Kâinatın eskiliğine inanan bazı filozoflar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence. priority. length of service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence because of length of service. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدم] eskilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskilikçe, kıdemce, eskilik ve kıdem bakımından: O adam kıdemen herkesten fazle terfie lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. kıdemiyye). Eskilik, rütbe ve görevce daha önce olmaya ait, kıdeme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınıf ve görevinde eskimiş, kıdem almış, eskilikle terfie hak kazanmış: Alayın en kıdemli subayı odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has seniority. senior. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görev ve sınıfında eskimemiş, yeni, zamanca terfie hak kazanmamış: İktidarı varsa da kıdemsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompozit video sinyali parlaklık ile renklerin birleştirildiği yerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. consolide). Esham evrakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Esham ve diğer parayla ilgili senet ve tahvillerin alım satımını meslek edinen ve bunlarla bir nevi kumar oynayan adam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوهء مؤیده] yaptırım gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaymış, sürçmüş. Lağzide-pây = Ayağı kaymış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kayması, heyelan; seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşa benzeyen, taş heykeli andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hürriyeti yıkmaya çalışan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Önder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. headman. captain. head. apostle. archpriest. cock. conductor. fugleman. fuhrer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chieftain. head. helm. leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. leading. first-rate. top-notch. captain. cock of the walk. flight commander. head man. headman. manuduction. protagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. leadership qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir tarafa meyilli; orantısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطف دیده] iyilik görmüş, lütuf görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Macid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Üzerinde yemekler bulunan, kurulmuş sofra.

2.Yemek, ziyafet: Filânın şerefine bir mâide çekti, verdi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مائده] sofra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üzerinde yemek bulunan sofra. Yemek, şölen. 2.Kur’an-ı Kerim’in 5.suresinin adı. 3.İsa ve Havarilerine gökten inen sofra (Maide-i Mesih).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genç kız, evlenmemiş kız; s. evlenmemiş, bekâr; tecrübesiz, bakir, yeni, taze; masum, nezih; ilk. maiden effort ilk teşebbüs. maiden name evli kadının bekarlık soyadı. maiden over kriket oyununda sayı kaydedilmeyen devre. maidenly s. kız gibi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. kötü maksatla, kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana katli; ana katili, anasını öldüren kimse. matricid'al s. ana katiline veya katilliğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rızkı bol, nasibi açık, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük ulu. Şan ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدیده] uzun. 2.çekilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Medid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mülhid). Mülhidler, dinden sapıtmışlar, (bk.) Mülhid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملاحده] dinsizler, tanrıtanımazlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİDE) (i. A.) insanda ve hayvanlarda yiyeceği hazmedip barsaklara döken iç organ ki, göğüs ile karın arasındadır, kursak, (tıp) İltihab-ı mide, elem-i mide, tevessü-i mide vesaire = Çeşitli mide hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gastric. bread basket. stomach. tummy. tum. gizzard. belly. inner man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gastric. inside. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stomach. belly. bread basket. gut. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide veya karın ağrısı karnın üst kısmında, bazen de sırt bölgesinde hissedilir. Bu ağrılar bir takım hastalıkların belirtisidir. Örneğin; gastrit, kolit, sinirsel hazımsızlıklar, müzmin safra kesesi iltihabı, safra taşı, mide ülseri, veya mide kanserinde yukarıda tarif edilen şekilde ağrılar görülür. Kısa süreli mide veya karın ağrılarında tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır. 1-2 günde geçmeyen ağrılarda doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru soğansuyu.

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 5 damla kuru soğan suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren hale bulantı denir. Nedenleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karın zarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkoliklik ya da sinir bozukluğu mide bulantısına neden olabilir. 1-2 gün içinde geçmezse, doktora başvurmak gerekir. Mide ve bağırsak bozukluklarından kaynaklanan mide bulantılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı nane ve orta boyda bir limonun kabukları konup, 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedenleri çok çeşitli olan bir rahatsızlıktır. Hastanın midesinde yanma ile birlikte ekşime de vardır. Ağzına ekşi ve yakıcı bir sıvı dolar. Bu belirtiler aç veya tok karnına görülebilir. Ağır yemekler, bozulmuş yiyecekler, mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, mide ekşimesine neden olabilir. Tedavinin ilk şartı, hastalığı doğuran nedeni bulmaktır. Doktora gitmek gerekir. Mide ekşimesinden şikayet edenlerin, yemeklerini gayet iyi çiğnemeleri, biberli, baharatlı, ekşili, salamura yapılmış gıdaları terk etmeleri gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı soğuk suya 1 kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide ülseri, mide kanseri veya mideye giren sert bir cismin yaptığı tahribat sonucu görülür. Hastanın gaitası kanlı ve kahve telvesi görünümündedir. Mide kanaması geçiren hastaya şu şekilde yardımcı olunur. - Telaşlanmayın, Hastayı hemen yatırın, Bir su bardağı soğuk sütü veya bir bardak soğuk suyu yavaş yavaş içirin. Bunların yerine ufak bir parça buz da yutturabilirsiniz. Mümkünse hastaneye götürün Kanama durdurulduktan sonra, havuç suyu içirilebilir.

Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tedavi edilmeyen mide ülseri, müzmin gastrit ve çok içki içmenin neden olduğu bir çeşit kanserdir. Hastanın göğüs boşluğunda, yanma ve ağrı, sık sık susama, bulantı, kusma, kansızlık, ruhi çöküntü, az idrar ve sert büyük abdest görülür. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, iyileşme ihtimali o kadar fazla olur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, su.

Hazırlanışı : Bir bardak sıcak suya, taze koparılmış ve ufalanmış 1 tane karanfil çiçeği konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, aç karnına içilir. Bu işlem her yemekten önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midede veya bağırsaklardaki hazmolmuş gıdaların, oralarda herhangi bir yere takılması sonucu şiddetli bir ağrı meydana getirmesine mide krampı veya mide spazmı denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı tarçın konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midede haddinden fazla gaz, ağrı, ve iştahsızlıkla kendini gösteren bir durumdur. Nedeni, mide kaslarının zayıfaması sonucu midenin bulunduğu yerden aşağıya sarkmış olmasıdır. Hasta midesinin çeşitli yerlerindeki ağrılardan, iştahsızlıktan ve ağzına sık sık ekşi su gelmesinden şikayet eder. Öncelikle, midedeki gaz ve asit fazlalığı tedavi edilmelidir. Bunun için gaz ve asit giderici reçeteler uygulanır. Ayrıca az fakat sık sık yemek yeme, yemekleri belirli saatlerde yemeyi alışkanlık haline getirmek tedaviye yardımcı olur. Aşağıdaki reçeteler de aynı amaçla uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek veya beyaz kil, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 avuç kepek veya 1 avuç beyaz kil konur. Lapa haline gelinceye kadar kaynatıldıktan sonra, temiz bir bezin içine doldurulup, midenin üstüne konur. Bu işlem her akşam yatmadan yarım saat önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla çabuk yemek yiyenlerde, sinir veya sindirim sistemi bozuk olanlarda görülen bir durumdur. Midede aşırı derecede gaz ve midenin üst kısmında şişkinlik vardır. Hasta, sık sık geğirir. Sebebi midedeki salgı bezlerinin yeteri kadar çalışmaması, asit fazlalığı veya yemeklerin yeteri kadar çiğnenmeden yenmesidir. Tedaviye başlamadan önce, ağızdaki eksik dişler tamamlattırılmalı, çürük dişler de tedavi ettirilmeli, yemekleri yavaş yeme alışkanlığı kazanmalıdır. Ayrıda aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limon.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı saf zeytinyağına 2 çorba kaşığı limon suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, her sabah kahvaltıda tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir.

- Tedavi süresince istirahat edin.

- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin.

- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın.

- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın.

- Diş sağlığına önem verin.

- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi birini kullanmak da faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : İki avuç dolusu lahana yaprağı, önce soğuk su ile yıkanır. Sonra ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kahve fincanı içilir. Aynı işlem 6 saat ara ile 3 hafta boyunca yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide üşütmesini tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon, su.

Hazırlanışı : Bir bardak suya 1 tatlı kaşığı nane ve bir adet limonun kabukları konup kaynatıllır. Günde 3 kere birer çay bardağı sıcak sıcak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göğüs kemiğinin arka tarafında hissedilen yanma ile kendini gösterir. Nedeni midede fazla miktarda asit bulunmasıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal ve iki çorba kaşığı limon suyu konur. Karıştıtılıp içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyen, kendinden başkalarını düşünmeyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Yenmeyecek şeyleri yiyen veya bakılmasına dayanılamıyacak çirkin şeyler karşısında tiksinmeyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîdeviyye).

1.Mideye ait: Emrâz-ı mîdeviyye.

2.Mide için faydalı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوی] mideyi yormayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yola sevketmek, yanlış salık vermek; azdırmak,baştan çıkarmak. misguidance i. yanlış yola sevketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim monoksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Montevideo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mucid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müeyyid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanction yaptırım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Müfid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Yalnız, tek ve ayrı olarak, kendi kendine: Bahçıvan, bir kulübeye çekilmiş münferiden yaşıyor.

2.Ayrı ayrı, birer birer, zıddı: müetemian.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severally. individually. personally. in person. separately. apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mürid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mürşid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Şiddetlendirici. (bk.) Müşeddid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dayanarak, güvenerek, istinaden: Elinde bulunan bazı evraka müsteniden dava açtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on the. relying on. banking on. using sth as a guideline or guidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطردا] biteviye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir sıra ve tertip üzere, bir düziye, intizamla, ittirâd üzere: Dünya muttariden döner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birlikte, beraber olarak, birden: Müttehiden hareket ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ebe kedin. (bk.) müvellid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤیده] yaptırım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستندا] dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yetişmemiş, ermemişi olgunluk bulmamış.

2.Henüz bülûğa ermemiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tartılmamış, ölçülmemiş, ölçüsüz.

2.İyi düşünülmemiş, takdir olunmamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yonulmamış.

2.mec. Terbiye görmemiş, ham, kaba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-DİDE) (I. F.).

1.Görülmemiş, görülmedik, emsali, misli olmayan.

2.Pek seyrek ve kıymetli: Nâdtde bir elmas.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. precious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare and precious. never seen before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAhid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz, Nahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Naşid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. neşâid). Şiir, şarkı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نشيده] şiir. 2.besteli ve güfteli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni yetişmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İyi, sevinçli hab(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geceleri baskın yapan atlı ve maskeli çeteye mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ay veya gezegenin güneş ışığında olmayan tarafı; herhangi bir şeyin karanlıkta olan yanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NTSC (National Television Standards Committee) Video Girişine sahip TV’ler, NTSC Video Kameralara, Video Disk oynatıcılara ve sabit video kaydedicilere bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nüvid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) batı; (bh) batı yarıküresi, Asya'nın batısındaki üIkeler, özellikle Avrupa. occidental (s.), (i.) batıya ait, batısal, Avrupa ve Amerika'ya ait; (astr.) batı tarafındaki, batısında; (i.) batılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., spor ofsayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oxydé

paslanmış, paslandırılmış

“Paslandırmak” anlamındaki okside etmek, “paslanmak” anlamındaki okside olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Salepgillerden bir takım bitki türlerinin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Kadın İsmi) - Çiçeklerinin güzelliği nedeniyle seralarda yetiştirilen değerli bir süs bitkisi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın renginde bakır ile çinko veya teneke alaşımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın yanı sıra giden atlı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z., edat dış taraf; dış görünüş; s. dış; azami, en fazla;z. dışarıda,dışarıya; edat dışında. at the outside k.dili azami, olsa olsa. outside of A.B.D., k.dili -dan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir grubun dışında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-rode, -ridden) tepelemek, ayak altında çiğnemek; önem vermemek, hakkını çiğnemek; fazla binerek yormak (at); tıb. (kemiğin kırık uçları) bir birine binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. oksit oxidize f. oksijen ile birleştirmek, okside etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi ana veya babasını öldürme; kendi ana veya babasını öldüren kimse. parrici'dal s. ana veya baba katline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babayı öldürme; baba katili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستيده] tapınılan. 2.taparcasına sevilen, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uçmuş, soluk, solmuş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. peroksit; oksijenli su. peroxide blonde saçlannın rengini. peroksit ile açmış sarışın kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenilmiş, makbûl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پسندیده] beğenilmiş, makbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karışmış, bükülmüş, kıvrılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Mâruf yassı ekmek, yufka hâlinde ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round and flat bread. pitta bread. slightly leavened flat bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slightly leavened. flat. pizza-like bread. pitta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek molekül ağırlığı olan karbonhidrat, nişasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkanlık etmek; nezaret etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkanlık, reislik; başkanlık süresi; b.h. eskiden Hindistan'da en büyük üç eyaletten biri (Madras, Bombay ve Bengal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkan; baş, reis; şef, amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar; iftihar edilecek şey; (eski) görkem, saltanat, debdebe; aslan sürüsü; f. tüylerini kabartmak (kuş). pride oneself on something bir şey ile övünmek. pride of place en yüksek mevki. false pride

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. protoksit, herhangi bir seride en az oksijeni olan oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tedarik etmek sağlamak, bulmak; önceden hazırlamak; vermek, bulup vermek; şart koşmak. provide against hazırlıklı bulunmak, ihtiyatlı bulunmak. provide for geçimini sağlamak; tedarikli bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç), baz. (that ile) şu şartla ki, şartıyle, eğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tanrı inayeti, ilâhi takdir; basiret, sağgörü; vaktinde tedbir alma; b.h. Allah, Tanrı. provident s. ihtiyatlı, basiretli, tedbirli. providently z. ihtiyatla, tedbirli olarak; tam zamanında, tam yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allahtan, Allahın lütfuna bağlı. providentially z. Allahtan; talihli olarak, kısmetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik eden kimse, techiz eden kimse. a good provider ailesine iyi bakan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Örtü, perde: Kâbe-i Şerîfe’nin pûşîdesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پوشيده] örtülü. 2.gizli. 3.kapalı. 4.örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Laf., bak. q.v.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gürleyen bulut.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Durgun, sessiz, hareketsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Raşid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabaklanmamış deri, ham deri; ham deriden yapılmış kamçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar tetkik etmek, hakkında tekrar düşünmek; kabul edilmiş bir meseleyi yeniden reye koymak. reconsideration (i.) tekrar tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarını kasten öIdüren kimse, hükümdar katili veya katli. regici'dal (s.) hükümdar katli nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ürkmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رميده] ürkmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ürkmüş, korkmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş. Rencidehâtır = Gücenmiş, gönlü kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt. wounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنج دیده] incinmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güveniklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yetişmiş, erişmiş, olgunlaşmış. Nev-restde = Yeni yetişmiş. Nl-reslde = Yetişmemiş, ermemiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oturmak, ikamet etmek, sakin olmak, mukim olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yetişmiş, olgunlaşmış, ermiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma, ikamet; ev, mesken, hane, ikametgâh; yer; ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, mukim (kimse), sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek kaliteli görüntü, RGB çıkış TV’ye bir RGB’ye hazır SCART kablosundan ya da S-Video bağlantısından bağlandığında elde edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-rode, -ridden) i. at veya başka hayvana binmek, arabaya binmek, araba ile gitmek; su üstünde gitmek, yüzmek (gemi); binilmesi rahat olmak; binip kullanmak veya sürmek; zorla yönetmek, huküm sürmek: binip gitmek; bindirmek; i. binme, biniş: atla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici, süvari; ilâve, ek, özellikle kanun tasarısı eki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ringe veya sirk sahnesine yakın (yer).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışık akıntılı olduğu için yüzmeye uygun olmayan sular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiye eden kimse; azgın ata binebilen kimse; kovboy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rüveyde).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Renkli verilerden parlaklığı ayıran, kodlanmış bir video sinyali.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

S-Video, parlaklık ve renk bilgilerini ayrı ayrı aktararak gelişmiş bir video görüntüsü sağlar. Bu standart, değiştirilebilir bir SCART konektörü ya da ek bir 4 pimli jakla kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.

Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı(ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda derimizin, üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır.

Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kiraç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonrada karıştırmışlardır. Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olark kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de sığır, ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve raklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. İampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sacid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermerden baş ve ayak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. honestly. for real. real. honest. actually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. indeed. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Said).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, dide = görmüş). Yıl (lar) görmüş, çok yaşlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سال دیده] yaşlı. 2.deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savâb = hak, Fars. dîden = görmek). Doğru ve hak görülmüş, öyle hükmolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. esteemed. respectable. august. christian. considered. well-considered. estimable. reverend. venerable. worshipful. worthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. good. gracious. honourable. reputable. respectable. venerable. worthy. esteemed. honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. esteemed. worthy of esteem. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Musibet, büyük sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikâr, açık, belli, ortada olan, meydanda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine benzeme; kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortak du varlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tartılmış, ölçülü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنجيده] tartılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tan vakti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Tan vakti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Sabah aydınlığı

2.Sabah vakti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپيده دم] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğrafları ya da MPEG filmlerini, sesli olarak standart bir TV’de göstermeye yarayan bir kamera çıkışı. PAL ve NTSC seçenekleri, bu olanağın dünyanın her yerinde kullanılmasına izin vermektedir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Seyyid). - Muhterem (kadın).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Seçilen programların, genellikle gazeteler/TV program kılavuzlarında belirtilen numara kodlarını girerek kayıt zamanlayıcısının programlanmasını sağlayan bir yöntem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyanlarda büyük pehrizden evvel gelen bir iki günlük günah çıkarma devresi. Shrove Tuesday büyük pehrizin arife günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yan; taraf; kenar; cihet; etek (dağ); taraftarlar, fırka; den. kenar, yan, yan taraf; ing., (argo). yüksekten atıp tutma; bilardoda bilyeye vurmak suretiyle hasıl olan dönerek gitme kuvveti; s. yan, yanda veya yandan olan; ikincil, ikinci derec

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. with ile taraf tutmak, desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Parlak, ışıklı, güneş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büfe, kontrbüfe (yemek odasında).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. favori (saçlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosikletin yolcu taşıyacak yeri, sepet; bir çeşit kokteyl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şiddet). Şiddetler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cepheli, taraflı, çevrili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo). arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meseleyi dolaylı olarak aydınlatan şey; den. borda feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asıl mesleğinden ayrı meşguliyet sahası; tali hat; sporda kenar çizgisi; sorumlu olmayan bir kimsenin görüşü; f. oyun dışı edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana yatmış, eğri; z. yana yatmış şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan, yandan; s. meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlara ait; yıldızların hareketlerine göre hesaplanmış (gün). sidereal clock yıldızların hareketine göre işleyen saat. sidereal day bir yıldızın meridyen dairesinden ayrılıp tekrar varması arasındaki müddet. sidereal time yıldızların hareketle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî demir karbonatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. siderit. (önek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

demir, çelik; yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde demir bulunan göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. yan kaymak; hav. yan inişi yapmak; i. yana kayma; yan iniş; ağaç filizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglikan kilisesinde mütevelli muavini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenara çekilmek; yan çizmek, sorumluluktan kaçınmak; bertaraf etmek; uzatmak, sallantıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan tarafa indirilen şiddetli darbe; f. yandan çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yan hat; f. yan hatta geçirmek; bir kimsenin işini veya planını geriye bıraktırmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana doğru olan; z. yandan; yana doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçağın yan tarafından esen hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yan; z. yandan, yan taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yandan çarklı vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. this very moment. right now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sitem = zulüm, dîden = görmek) (c. Sitem-didegân). Haksızlık görmüş, Ar. mazlûm, mağdûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siteme uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ست دیده] zulme uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtünme sonucu meydana gelen çizilmiş parlak taş yüzeyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma; kaydırak; üstünden kayılarak gidilen yer; heyelân, toprak kayması; projeksiyon makinalannda kullanılan resimli cam, diyapozitif, slayt; lam; müz. kaydırma, glissando; herhangi bir aletin kayıcı kısmı. slide bar kapı sürmesi, sürgü; kılavuz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slid, slidden) kaymak; hissettirmeden geçmek; kayıp gitmek (gemi); sessizce ortadan kaybolmak, savuşmak; kaydırmak, kaydırarak yürütmek. slide in veya into kolaylıkla ve çabucak girivermek; sokuvermek. sliding door sürme kapı. let slide ihmal etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötü niyetle söylenmiş (söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yüzü gülmeyen kimse, fazla ağır başlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örümcek; leh. dökme demir tava; f. kırılmadan tuzla buz olmak (cam). spider crab uzun ve ince bacaklı bir cins yengeç, zool. Libinia. spider monkey örümcek maymunu, zool. Ateles. spider web örümcek ağı. water spider su örümceği, zool. Argyon

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan gözünü yormadan titreşimli görsel görünümler sağlamak için ince ayarlanmış resimler elde etmeyi sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkbahar, bahar mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. ABD'de olan; z. ABD'de veya ona doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün eyaleti kapsayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strode, stridden) i. uzun adımlarla yürümek, geniş adımlarla gezinmek; üzerine binmek; i. uzun adımlarla yürüme; uzun adım. hit one's stride normal seyrini veya hızını bulmak. make rapid strides hızla ilerlemek; büyük terakki göstermek. take in one'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bölmek; parsellemek. subdivision i. parsellenmiş arazi; alt bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde en az miktarda oksijen bulunan bir elemanın oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakinleşmek, yatışmak; çökelmek; inmek; dibe çökmek, çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatışma; çökme, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kendini öldürme, intihar; kendi emel veya gayelerini yıkma; intihar eden kimse; f. k.dili. intihar etmek. suicide seat otomobilde şöförün yanındaki yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sulfid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Karışık, perişan.

2.(mec.) Aşık, tutkun, çılgınca aşka tutulmuş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شوریده] perişan. 2.karasevdalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şûrîde = perişan, baht = talih). Talihsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şûrîde = perişan, A. hâl). Hâli perişân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şûrîde = karışık, A. hâtır = hatır). Kafası karışık ve perişan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شوریده بخت] talihsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شوریده خاطر] gönlü perişan, aklı karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yıkanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. teniacide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan postunu doldurma sanatı. taxider'mic s. hayvan postunu doldurmayla ilgili. taxidermist i. hayvan postunu dolduran sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجریدا] soyutlayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهدیدا] gözdağı vererek tehdit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی دست] yoksul. 2.eli boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهيدستی] yoksulluk. 2.eli boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tenya öldüren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tevhid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Sağlamlaştırarak, kuvvetlendirerek.

2.Evvelce yazılıp neticesi alınmayan yazışmayı tekrar ederek defalarca: Tekîden yazdılar


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tic mark thalidomide

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiroidi çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gelgit; met ve cezir, meddücezir; akıntı; zaman, vakit; mevsim, saat; akış, cereyan, istikamet, temayül; f. gelgit gibi yükselip alçalmak; akıntı ile gitmek; gelgit yardımı ile limana girmek veya çıkmak. tide gate havuzun gelgit kapısı; gelgit a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit sınırları arasındaki arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su çevrisi, burgaç, anafor, eğrim, çevrinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit etkisi altında kalan su; deniz kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgitin girdiği kanal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., gen. çoğ. geminin su hattından yukan olan dış yanı, borda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Traş olmuş.

2.Yontulmuş, üstü düzeltilmiş. Nâ-trâşîde = Yontulmamış, terbiyesiz, kaba.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çatallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki yanlı; ikiyüzlü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zalimi öldürme; zalimi öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. umûr-dîdegân). İş görmüş, tecrübeli, görmüş geçirmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardım edilmemiş, yardım görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karar verilmemiş, sallantıda olan, muallâk; karar vermemiş, tereddüt içinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (with) ile den. yoksun. unprovided for ihtiyacı karşılanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst taraf .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. savaş sonunda başka bir antlaşma olmadığı tak dirde işgal edilen toprakların elde tutulmasını öngören prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karısını öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Meydana getirici, yaratıcı. 2.Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tek olarak, yalnız başına, Ar. münferiden.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony VAIO (Video Audio Integrated Operation) felsefesi, AV ve BT alanlarını bir araya getirmektedir. Temel bileşeni, tüm ilişkili işlemleri kontrol eden ve yürüten VAIO dizüstü bilgisayardır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ana, Fars. mâder, Ar. ümm: Vâlidesine mektup yazdı, vâlîde hanım nasıldır? Uvey valide = Uvey anne. Kayınvillde = Kaynana. Vâlide Sultan = Osmanlı imparatorunun annesi olan imparatoriçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والده] anne, ana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) (m. vâlid). (bk.) VAlid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والدین] anababa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vâridât). Akla gelen düşünce, fikir, mülâhaza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارده] gelen, ulaşan. 2.akla gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Varid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber katili; peygamber öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vedid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Velid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.solucan ilâcı.vermici'dal s.solucan düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bakın, kıs. v. veya vid. vide ante Lat. öncekine bakın. vide infra Lat. aşağıya bakın, kıs. v.i. vide post Lat. aşağıya bakın. vide supra Lat. yukarıya bakın. vide ut supra Lat. yukarıda yazılı olana bakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani, demek oluyor ki, kıs. viz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

video. video player. video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the visible part of a television transmission; 'they could still receive the sound but the picture was gone'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

video deck. video player. video recorder. video teyp. audiovisual aids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to picture signals in a television system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A smoothly animating series of images More complex than simple animated gifs, videos can add richness to content and enhance the user experience Videos are often accompanied by sound tracks; it is recommended that this not be done within the video itself

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to the picture signals in a television system or to the information-carrying signals which are eventually presented on the cathode-ray tubes of a radar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Video cameras and cable television Visible spectrum The portion of the electromagnetic spectrum that can be seen by the unaided human eye Voice Telephone services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to visual information in an integrated system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital video is useful in multimedia applications for showing real life - such as people talking or real life illustrations of concepts Its main drawback is its very large file size To make it usable video files need to be compressed. Electronic recordin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A series of framed images put together, one after another, to simulate motion and interactivity A video can be transmitted by number of frames per second and/or the amount of time between switching frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The medium of delivering information created from the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moving picture, accompanied by sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Video console variables find the best tradeoff between performance and quality Also possible to use these commands in scripts to change your settings quickly in-game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something that has been recorded on videotape, CD, DVD, cassette, or other broadcasting medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to picture signals in a television system Voltage Drop The voltage developed across a component or conductor by the current in the resistance or impedance of the component or conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A version of filming often used in music productions or to promote someone or something.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Source of video signal for the monitor, may be an add-on board, or built right into the motherboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moving pictures. the visible part of a television transmission; 'they could still receive the sound but the picture was gone'. a recording of both the video and audio components. broadcasting visual images of stationary or moving objects; 'she is a star o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. televizyonla resim nakline ait .video tape görüntü ve ses kaydeden televizyon bandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video çıkışı, standart video çıkışlarına sahip bir TV’den fotoğraf makinenizde yakaladığınız görüntüleri ve MPEG filmlerini görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video parametrelerinin ayarlanması için üç önceden belirlenmiş video ayarının yanı sıra bir ek değişken ayar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çok gerçekçi resimler ve orijinal HiFi ses için yüksek bant teknolojisini içermektedir. Video sinyali renkseme (C) ve aydınlık (Y) sinyallerine ayrılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, 8cm DVD’ye tek seferlik film kaydetmenize olanak sağlayarak DVD oynatıcılarla daha fazla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, 8cm DVD’ye tek seferlik film kaydetmenize olanak sağlayarak DVD oynatıcılarla daha fazla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Hareketli görüntüler arasından bir kareyi dondurma işlemine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video8 biçimi, kompakt boyut, kaset koruması ve kaset süresi açısından standartları belirleyen bir biçimdir. Yüksek görüntü kalitesi ve HiFi ses olanağı, en popüler video kamera video biçimi olmasını sağlamıştır. Yalnızca metal kaset kullanır, video ile ses sinyallerini birbirinden ayırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeşilimsi. viridescence i .hafif yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşaltılmış; hükümsüz kılınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil, kıyı, yalı; s. sahilde yaşayan; su kenarında biten; sahile özgü; sahilde çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yol kenarı; s. yol kenarındaki. go by the wayside daha önemli bir şeyden dolayı rafa kaldırılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarımı sağlayan bir bağlantı standartıdır. WI-FI ile kablosuz olarak internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında veri aktarımı sağlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. geniş, açık, engin, vasi, ferah; enli; şümullü; uzak; dilb geniş; bol; z. uzaklara; tamamen, iyice; açıkta, açığa; i. krikette hedeften uzaklaşmış. top wide of the mark nişandan uzak; çok yanlış; yanılmış. widely z. genellikle; yaygın olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 TV kabini içindeki Super Spectrum Sound hoparlör konsepti ve hoparlör yerleşimi, etkileyici bir stereo ses elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş açılı (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamen uyanık; açıkgöz, zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşkın; saf, masum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişletmek, açmak, bollaştırmak; açılmak, genişlemek, bollasmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardına kadar açık; k.dili. kanun bakımından gevşek (şehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. enli perdede gösterilen (filim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cihanşümul, evrensel, dünyaya yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. all over. anew. re-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. anew. afresh tekrar. over again from the beginingi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-. again. anew. once again. once more. de novo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recommence. to renew. to restart. to resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revaluation)

Ortaklıkların aktiflerinde kayıtlı bulunan ve amortismana tabi maddi duran varlıklarının enflasyon sebebiyle elde etme maliyeti ile piyasa değeri arasında oluşan farkın bilançoların sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla Maliye Bakanlığı tarafından her yıl açıklanan oranlar dahilinde değerinin yükseltilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation. reappraisal. reassessment. upvaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Noel mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zaid).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضرردیده] zarar gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by