ıgı, Iğ ne demek? | ıgı, Iğ anlamı nedir? | ıgı, Iğ

ıgı, Iğ anlamı nedir?

ıgı, iğ ne demek?

ıgı, iğ anlamı nedir?

ıgı, iğ | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: igi ig

Türkçe Sözlük

(i.). Yün, pamuk vesaire çevirip kıvırmaya mahsus Alet. Araba iğisi = Araba okunun kalemi. Sapan iği = Ağaç mıhı. İği taş = Değirmenin alt taşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Herbstzeitlose, Krokus, Colchique, Colchicum, Autumn crocuses): Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitkidir. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çiğdemi” olarak da bilinir. Yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Tıbbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdı. Bunun için bir tutam acı çiğdem tohumu, 2-3 diş sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım bir tülbente emdirilip, ağrıyan kısma sarılır. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ani korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş tepeliği, sorguç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her şeye kadir; argo dehşetli, müthiş, çok büyük. the Almighty Kadiri Mutlak, Allah, Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Solunmaya yarayan organ. Ree (karaciğere karşı böyle adlandırılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulmonary. pulmonic. lung. lungs. bellows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lung. pulmonary. lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Karındanbacaklı yumuşakçaların bir ciğerle nefes alanları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل بالغ] ergin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aydınlanmış, ışıl ışıl, ışıkları yanmakta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). konmak (kuş v.b.); at veya arabadan inmek; on i/e birdenbire bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıraya dizmek, sıraya koymak. alignment (i). sıraya dizme; hiza çizgisi; iki nokta arasında muhayyel bir doğru çizgi çekme; (müh). aynı hizada olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek, F. güher = cevher, tıynet). Karakteri, cevheri yüksek, karakter sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka arkaya ve kapalı olarak uç uca eklenmiş altı kenardan ibaret türlü şekillerin umumî adı, müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon. hexagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belirsizlik, muğlâklık , müphemiyet, şüpheli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirsiz, müphem , iki anlamlı, muğlak. ambiguously (z). muğlak olarak. ambiguousness (i). muğlâklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ortam ışığını içeriğin keyfîni tam olarak çıkarabilmeniz için görüntü kalitesine uygun olarak yansıtan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerleader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A friend; a Spanish term applied in the Philippine Islands to friendly natives. a friend or comrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer-leader. cheerleader. cheer leader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a friend or comrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş, dost, yoldaş,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). antijen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. through. via. by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the mediation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arık, arıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gücenme, darılma, kırılma. 2. Kıskançlık, haset. 3. Nefret, kin, düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). doğru olarak, hatasız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski şovalyenin silâhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). mahkeme huzuruna çağırıp cürüm isnat etmek, suçlamak, itham etmek; kusur bulmak. arraigning, arraignment (i)., (huk). mahkemede davayı resmen sanığa tebliğ etme; kusur veya kabahat yükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anklebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knuckle bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atamak, tayin etmek; aylrmak , tahsis etmek; kararlaştırmak; atfetmek , hamletmek; (huk). devretmek assignable (s). tayini mümkun, tahsisi mümkün; feragat edilmesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). randevu, gizli aşk randevusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kendisine mal, hak ve yetki devredilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin etme; tayin edilen şey; (huk). feragat etme, feragat senedi, havale senedi; davanın görulmesi için gün tayin edilmesi; müflisin malınl bir vekile emaneten teslim ve havale; temlik; okul ödevi, evde hazırlanacak ders assignment

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (astr). Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s).,(den). dipten ayrılmış (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Büyük ay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli etoburların ayıları içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç = Cesur, yiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave man. straightforward. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslen İrlanda'nım Balbriggan şehrinde imal edilip çorap ve iç çamaşırları yapımında kullanılan ince pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cbülOğ» dan) (mü. baliğa). 1. Erişmiş, vasıl: Yaşı yetmişe baliğ oldu. 2. Rüşt ve bulûğ yaşına erişmek: iki oğlundan biri bâliğ ve diğeri sabîdir. Câriye-i bâliğa = Rüşt yaşında cariye. 3. Varan, bir miktarı bulan (meblâğ): Maaşı üç bin kuruşa baliğ oldu. 4. Nihayet mertebeyi bulan, faik, kâmil: Hikmet-i bâliğa, Kudret-i bâliğa. 5. Yekûn, mecmû, toplam. Bâliğan mâbelâğ = Fazlasıyla, ferah ferah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالغ] erişkin. 2.tutan, varan. bâliğ olmak 1.erişkin olmak. 2.tutmak, ulaşmak, varmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolatory. condolence. sympathies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı’da açan yetişen gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).(eski) donatmak, süslemek, tezyin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدنگاه] kötü gözlü, kötü bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدسگال] kötü düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bej; i. bej renk, boyanmamış yün rengi, saz rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «belagat» dan smüş.). 1. Kâfi derecede, çok fazla. 2. Belâgatla yani düzgün ve süslü ibare ile meramını ifade eden: Şair-i belîğ. 3. Belâgatla ifade olunan düzgün ve süslü: Kelâm-ı belîğ = Belâgatli söz, mektûb-ı belîğ = Belâgatli mektup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بليغ] fasih konuşan. 2.fasih, düzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fasih ve düzgün konuşan. 2.Açık, yeterli, tam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurga kemiği. Bir şeyin esas kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. spine. basis. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. back bone. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilgisiz; gece karanIığına kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi kalpli, merhametli, şefkatli; tıb selim (tümör). benignly z. merhametle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu, merhametli, müşfik. benignantly z. müşfik bir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته نگار] Türk mûsikîsinde bir makam adı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük, iri, kocaman, cüsseli; gebe; büyümüş; mühim, etkili; yüksek ruhlu, a1i; yuksek (ses). Big Ben ingiliz parlamento binasındaki büyük saat ve çanı. Big Brother diktatör. big business büyük sermayeli ticaret. big game büyük av; ağır ve tehlikeli teş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. bagal). (bk.) Bagal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. bagal). (bk.) Bagal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda iki kişiyle evli olan, bu suçu işlemiş olan; bu suça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle evli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bildik olmıyan, yabancı, yâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bildik olmıyan, yabancı, yâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيگانه] yabancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, gayr = diğer)). inkâr mânâsiyle bazı Arapça terkiplerde bulunur: Bigayri hakkın = Haksız yere, haksızlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Evlenmemiş, çouğu olmamış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körfez, koy; den. roda, kroz; halat bedeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutaassıp kimse, bağnaz kimse; dar görüşlü kimse. bigoted s. mutaassıp, bağnaz. bigotedly z. bağnazca bigotry i. bağnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bigoudi

sarmaç

Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hair ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curler. hair curler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گمان] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی گناه] günahsız. 2.suçsuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kodaman, mühim kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin gizli kalmış, şüpheli tarafı, dalavere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bitkileri kavuran ve mahveden yaygın birkaç çeşit hastalık, küf, mantar; samyeli; herhangi bir felâket meydana getiren afet; f. soldurmak, kavurmak, mahvetmek; kurutmak, yakmak (bitkileri); bu hastalıklardan birine yakalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) mübarek, namussuz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ing, argo memleket, ana vatan; ana vatanına dönmeye zorlayan yara veya hastalık; ingiltere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili hata , gaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombardıman vizoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. brik, iki direkli randalı kabasorta gemi; geminin hapishanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tugay, liva; ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan; f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek; alayları tugaylara göre tanzim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuğbay, albayla tuğgeneral arasında bir rutbe. brigadier general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkıya, haydut, saki. brigandage i. eşkıyalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. den.gulet (gemi); perkende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. parlak, ışıldayan, ışıklı, aydınlık; renkli; şeffaf, berrak; muhteşem, şaşaalı; zeki; canlı, hareketli; memnuniyet verici, mutlu; z. parlak bir şekilde. brightly z. parlak bir şekilde. brightness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. parlamak neşeli ve canlı olmak; parlatmak, aydınlatmak, canlandırmak, neşelendirmek. Bright's disease tıb. bir çeşit böbrek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetkuşu, zool. Melopsittacus undulatus; kıs. budgie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğa güreşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Putçu, put yapan, portreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficit. budgetary deficit. budget deficit. deficit in budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karanlık, loş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazısı, hüsnühat, hattatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sefer, seferberlik; kampanya; belirli bir sonuca ulaşmak için mücadele: (f). mücadele etmek; kampanyaya katılmak. campaigner (i). kampanyaya katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Çok teklifsiz, birbirine yakın, karşılıklı sevişen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşilken yenir güzel bir cins erik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yaban inciri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırka, ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاشنی گير] çeşnici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paylamak, kakımak, azarlamak; kınamak. castiga'tion (i). paylama, azarlama. castigator (i). paylayıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüz dereceye bölünmüş; santigrat termometreye ait. centigrade thermometer santigrat termometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. packet money. pocket cash. spending money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental pollution. environment pollution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

..yenilebilen mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). chigoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuz, saçın arkada toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batı Hint adaları, Amerika ve Afrika'da görülen ve dişisi hayvan veya insan etine gömülen bir cins pire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dağdan yuvarlanan kar kümesi. 2. Kamış vesaireden yapılma çit. 3. Çadır bölmesi. 4. Yüksek ses, gürültü, yaygara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmemiş, kaynatılarak yahut kızartılarak yenecek hale gelmemiş. Fars. nâ-pûhte: Çiğ et, çiğ sebze. 2. İyi pişmemiş, az pişmiş: Çiğ ekmek. 3. Olmamış, kemâle ermemiş, ham: Çiğ armut. 4. mec. Tecrübe görmemiş, alışmamış, ham, densiz: Bu adam pek çiğ. 5. Kötü, çirkin, bed, fena, lefafetsiz, soğuk: Çiğ renk. 6. işlenmemiş, tabiî hâlinde, ham: Çiğ toprak. Çiğ çiğ yemek = Büyük bir hırs ve kin göstermek: Askerimiz, düşmanı çiğ çiğ yemek istiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcaktan buharlaşarak havaya kalkan nemin gece serinliğinde gayet ince bir surette yere yağmasından meydana gelen rutubet ki, çayır ve yaprakların üzerinde ufak inci damlaları gibi görünür. Ar. nedâ, Fars. Jâle, şebnem: Çiğ yağmış. Çiğden üstümüz ıslandı, (bk.) Çiy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avalanche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avalanche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw. uncooked. unbaked. half-baked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw. uncooked. fresh. green. unripe. crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sorguç, çelenk, gelin çelengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzerken hışırtı eden bir çeşit ırmak balığı, kara mersin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). puro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sigara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Fişek gibi kâğıda sarılmış tütün. Bir ucu yakılarak diğer ucundan çekilip içilir. Frenk sigarası = Kıyılmamış tütün yapraklarının sarılmasıyle vücuda gelmiş büyük sigara. Sigara iskemlesi = Sigara tablasıyle kibrit vesair malzemeye mahsus küçük sehpa. Sigara tablası = Sigaranın külünü dökmeye mahsus küçük tabak. Sigara kutusu veya tabakası = Sigara koymaya mahsus cepte taşınır kutu. (bk.) Sigara, cıgara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara, (bk.) Sigara, çığa ra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigara içmeye mehsus ağızlık, (bk.) Sigaralık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sigara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da ınnâb (ve galatı hınnâb) denen maruf kızılcığa benzer ve kabuğu sert bir cins meyve. Büyük ve pek kırmızı olan, bostanlarda yetişen cinsine de «çılan» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz, sarı ve pembe çiçekli çeşitleri bulunan bir bitki ve kökü, öksüz oğlan soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colchicum. crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocus. meadow saffron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mahmurçiçeği): Zambakgiller familyasından türlü renklerde çiçekler açan zehirli bir kır bitkisidir. Çiçekleri Ağustos-Eylül aylarında açar. Rengi sincabidir. Hekimlikte soğan kısmı, çiçekleri ve tohumu kullanılır. Etkili maddesi “colcihine alkoloidi”dir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Tavsiye edilen dozdan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Zambakgillerden, soğanlı otsu, çeşitli renklerde çiçek açan kır bitkisi, mahmur çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Numunesi çiğdem olan bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadeniz’in bu ismi taşıyan iskelesinden gelen çıralı tahta. Başlıca ahşap yapıların dışarısını kaplamada kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ne kadar pişerse piçsin, çiğ kalacak gibi bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: ceğr). Farsça’da bizim karaciğer dediğimiz uzva mahsus olup, dilimizde akciğere dahi uydurularak, bu iki uzuv «kara» ve «ak» sıfatlariyle birbirinden ayrılmıştır: (Akciğer = rie, karaciğer = kebet). Ciğer ağıza gelmek = Korkup ürkmek. Ciğerotu = Deniz kadayıfı. Ciğeri beş para etmez = Değersiz adam. Ciğer-pâre, ciğer-kûşe = Pek sevgili şahıs. Can ciğer = Sevişen dostlar: Burada hep can ciğeriz. Ciğer yanmak = Çok kederlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giblets. liver. lungs. heart. affections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگر] ciğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğerin bulunduğu yer. mec. Gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer köşesi, evlât; sevgili. Türkçe: Ciğerimin köşesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Iztıraptan ciğeri kanlı, çok acılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer parçası, çok sevilen, mec. Evlât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ciğer, sûhten = yakmak). Ciğeri yakan, pek acıklı, gönül yakıcı. Fars. dil-sûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve sığır ciğerlerinin, yürek ve bumbarının satıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرگوشه] ciğerköşe, evlat. 2.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yapraklı karayosunlarından bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pulmonaria officinalis): Nodangiller familyasından; 10-15 santimetre boyunda çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri; önceleri kırmızımtıraktır. Sonradan morumsu-maviye dönüşür. Gövdesi dik ve tüylüdür. İçeriğinde tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ vardır. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler:Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرپاره] ciğer parçası. 2.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرسوز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİĞİSKİN yahut ÇİSKİN) (i.). 1. Pek ince çiğ, az ve hafif şebnem. 2. İnce ve güneş görünce eriyip görünmez olan kırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışık hayvan sesleri, hayvan gürültüsü. Bilhassa kuş ve böcek sesleri için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz. (bk.) Çekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİR (i.). 1. Çığ denilen kar kümesinin karın üzerinden yuvarlanırken yerdeki karları beraber alarak açtığı yol, çığ izi. 2. Yol, tarik. 3. mec. Tarz, üslûb. Ar. de’b, takibi mutad olan yol. Çığır açmak = Yeni bir tarz ve üslûp icat etmek: Edebiyatımızda yeni bir çığır açıldı. Çığırından çıkmak = Alışılmış, bilinen yolu bırakmak, sapmak. Osm. inhirâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çığır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epoch. path. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rut. track. path. way era. traject. trajectory. rota. orbit. trend. method. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇIĞIRTKAN (i.) Diğer kuşları celbetmek üzere öttürülen avcı kuşu, pırlak, (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet, celb, getirtme, (bk.) Çağırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ç ğrışma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), i. Çığırtkan. 2. Seyirci veya alıcı çekmek için oyun yerlerinde, dükkânların kapılarında övücülük eden kimse. 3. mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. decoy bird. crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. noisy advertiser. decoy duck. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilsiz bir çeşit ufak düdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİT (i.). 1. Kabuklu çekirdek, pamuk vesaire tohumu. 2. Yüzdekil çil lekesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Feryad, figan, matem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmemiş olan şeyin hali: Bu etin çiğliği meydandadır. 2. Olmamış ve kemale ermemiş meyvenin hali, hamlık. 3. mec. Tecrübesizlik, densizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. scream. shouting. yell. crow. hoop. shriek. skirl. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. cry. scream. shriek. trumpet. whine. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. scream. loud cry. outcry. screech. shout. shriek. squall. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rawness. crudeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada çiğnenebilecek miktar: Bir çiğnem sakız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. chew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chew. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eski Türkçe: çığnamak). 1. Ayakla basmak, ayak altında ezmek, pâymâl etmek: Çayırı çiğnememell. At ayağımı çiğnedi. 2. Şiddet ve tazyik altına almak, ezmek: Düşman askeri, geçtiği yerlerin ahalisini çiğneyip mahvetti. 3. Yemek üzere ağza alınan şeyi dişle kırıp ezmek: Pilavı çok çiğnemeden yutmamalı. Çiğneyip geçmek = mec. Birinin yanından geçip de uğramamak, ziyaret etmeksizin geçip gitmek. Lakırdıyı çiğnemek = VAzıh ve açık söylemeyip anlaşılmayacak bir surette telâffuz etmek: Lakırdıyı çiğnemeyin ki söylediğinizi anlıyayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. chew. contravene. masticate. tramp. trample. transgress. tread. violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chew. to tread underfoot. to run over. to violate. masticate. transgress. tread. tread on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı anne ve dadıların kendi ağızlarında çiğnedikten sonra çıkarıp küçük çocuklarına verdikleri yemek: Çocuğa çiğnemik vermek hem temizlik, hem sıhhat bakımından pek zararlı bir Adettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakla basılmak, ayak altında ezilmek: Kazılan yerler böyle çiğnendikten, çiğnenlldlkten sonra ne işe yarar? 2. Kahır ve baskı altına alınmak: Harp zamanında düşman ordusunun yolu üzerinde bulunan yerlerin ahalisi elbette çiğnenir. 3. Ağızda dişle kırılıp ezilmek: Yemek ne kadar çok çiğnenir, çiğnenebilirse o kadar kolay hazmolur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chewed up. to be run over. to be violated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayak altında ezdirmek, ayakla bastırmak: İşlenmiş tarlayı kimseye çiğnetmemeli. 2. Yeşermiş ekini kardan evvel yatırmak, bastırmak: Ekinleri çiğnetmeli. 3. mec. Ezdirmek. 4. Dişle ezdirmek: Çocuklara, yiyeceklerini iyi çiğnetmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth chewed. to let sb to run over. to let sb's rights be violated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞRİMEK (f.) (eski Türkçe). Uyku kaçmak, uyuyamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi alakarga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «çağrışmak» yerine kullanılıyor). 1. Birbirini çağırmak. 2. Hep birlikte ve bir ağızdan bağırıp çağırmak: Kadınlar çığrıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞSİMEK ve ÇİSİMEK (f.). 1. Çiğ yağmak. 2. Çiğ gibi pek ince yağmur yağmak, tozarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuyamamak, uykusuz kalmak, sehr veya ark hastalığına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mezopotamya taraflarında yaşayan oldukça güzel bir cins yaban eşeği, kûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونه] nasıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونگی] nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itır çiçeği cinsinden kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayali bir tembellik ve lüks diyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz dovüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkıntılı köşe; takoz. coign of vantage bir hareket veya gözlem için elverişli nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ısısız ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine bağlamak, bir araya getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iayık, müstahak (cezaya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şekil, suret, görünüş; gruplaşma; (astr). gezegenlerin birbirlerine oranla yerleri, yıldız kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göndermek, tahsis etmek, vermek, teslim etmek, tevdi etmek, emanet etmek. consignee (i). kendisine mal gönderilen kimse. consignment (i). mal gönderme, sevkiyat; gönderilen mal. on consignment konsiye olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemhudutluk; yekpare bir saha veya kütle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, hemhudut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). telif hakkı; (f). telif hakkını muhafaza etmek; (s). telif hakkı mahfuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek imza atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasdik için ikinci olarak imza etmek. countersignature (i). ikinci imza, tasdik imzası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denge sağlamak için ağırlık koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates.

Hazırlanışı : 1 adet çiğ patates soyulup iyice yıkanır ve rendelenir. Çıkan su sabahları aç karnına içilir. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arteriosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yer

Danzig 12.yüzyıldan beri Polonya ile Almanya arasında ihtilafa konu olmuştur, iki ülke de şehri kendi toprakları altına almak ister. Almanya Birinci Dünya Savaşı sonunda yenildiğinde ve özgür Polonya deklare edildiğinde, Versay Antlaşması’yla Danzig, nüfusunun %95’i Alman asıllı olmasına rağmen, “özgür şehir” olarak ilan edildi ve yetkisi Milletler Cemiyeti’ne verildi. Böylece Polonya’nın erişebileceği ve kullanacabileceği bir liman olacaktı. 1933’de, seçimler sonrası şehir parlementosunun büyük bir kısmı Nazilerden oluşuyordu. 1939’da, Polonya’nın Almanlar tarafından işgali ile, Danzig yeniden Almanya’ya katıldı. İkinci Dünya Savaşının sonunda ise, Gdansk adını alarak Polonya’ya bağlı bir şehir oldu. Şehirde bulunan Almanlar ise gitmeye zorlandılar. 1980’lerde şehir Solidarnosc hareketinin yuvası oldu. 1990’da ise şehirin Polonya’ya bağlı olduğu, resmen Almanlar tarafından kabul edildi. Danzig, tarihteki olayda yer almış önemli bir Avrupa şehridir. Aynı zamanda birçok büyük düşünürün de zaman zaman evi olmuştur.

Yer by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş ışığı, gün ışıgı; önce şaşırtıcı gelen bir şeyin sonradan anlaşılması; gösterme, teşhir etme. see daylight zorluklann sonuna gelmek. I will knock the daylights out of you. argo Canına okuyacağım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). Iomboz kapağı; lomboz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bul headed. pontifical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tenezzül etmek, inayet etmek, Iütfetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Allahın inayeti ile ; (kıs). D.G.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memnun etmek, sevindirmek; memnun olmak, sevinmek; hazzetmek, zevk almak, eğlenmek; (i). sevinç, zevk, keyif, haz; sevinç verme hassası; füsun, sihir. be delighted with -den memnun olmak. delightful (s). hoş, latif, güzel, şirin. delightfully

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ilâh yan insan bir varlık; tanrısal özellikleri olan insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, leke sürmek; informal çamur atmak. denigra'tion (i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce ve uzun yapılı bir balık. Bunların başı deniz aygırınınkine benzer (syngnathusacus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). mecburi, toplumun öngördüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plan, taslak, proje; gaye, amaç, maksat, hedef; fikir; entrika, desise; (güz). (san). resim taslağı, kompozisyon, model, motif. have designs on someone veya something birisinde veya bir şeyde gözü olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zihninde kurmak niyet etmek, kastetmek; resmetmek, çizmek; plan yapmak, proje yapmak, tertip etmek, icat etmek; yaratmak. designedly (z). kasten, mahsus. de signeri tertip eden kimse, icat eden kimse,plan kuran kimse; modacı. designing (i)., (s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göstermek, işaret etmek, belirtmek, tasrih etmek; isimlendirmek, ad vermek, demek; to veya for ile tayin etmek; seçmek, uygulamak, tatbik etmek, düzenlemek, tertip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gen nitelendirdiğiisimden sonra) atanmış, tayin edilmiş veya seçilmiş (fakat henüz memuriyete başlamamış).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin, tahsis; atanma, tayin edilme, seçilme; isim, ünvan, lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. designer

tasarımcı

Tasarım yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gramın onda birine eşit ağırlık birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decigram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decigram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayfâ (ga hecesi uzundur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیگ] tencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (dug, digging) kazmak, toprağı bellemek: kazı yapmak, hafriyat yapmak; dürtmek; (k).dili üzerinde düşünmek, kafa yormak: (A.B.D). argo anlamak, beğenmek; (mak). derin kesmek. dig in (ask). siper kazıp mevzi almak; kalmak niyetiyle yerleşmek. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafriyat, kazı; (k).dili iğneli söz, kinaye, dokunaklı söz. digs (i)., (çoğ)., (ing)., (k).dili pansiyon. take a dig at somebody yapmacık bir nezaketle başkasının kusurunu yüzüne vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en eski Yunan alfabesinde altıncı ve ibranice'de vav harfinin eşiti olan harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci defa evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). iki karınlı. digastric muscle (anat). dar bir veterle iki kısma ayrılmış olan adale, iki karınlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka, öte, öteki, Ai-İDiğer iş, diğer adamlar. Diğeri = Başkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altered. different. forth. other. farther. another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. other. second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. the other. alternative. other / adj , adv ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دگر] diğer, başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka defa, başka zaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkaları için yaşamak, başkalarının iyiliği için fedakârlıkta bulunan kimse; karşılığı hod-bin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka türlü, değişik, Osm. tarz-ı Aharda, Ar. mütegayyir: Hâlim diğer-gûn oldu = Hâlim değişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka gün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دگرگون] başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیگرکام] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özet, hulâsa, fezleke, icmal: (huk). kazai içtihatlardan çıkarılan kuralların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sindirmek, hazmetmek: tasnif etmek, düzenlemek, tertip etmek: kavramak, idrak etmek, üzerinde düşünmek; (kim). ısı ile yumuşatmak. digestible (s). hazmedilebilir, hazmi mümkün, hafif. digest ibility (i). hazım imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hazmettirici şey, sindirici şey; sıkı kapanan bir çeşit kimya kazanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hazım, hazım gücü, sindirim; kavrama, idrak etme; ısı ile yumuşatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). hazma ait, hazmettirici, midevi; (i). sindirimi kolaylaştıran ilâç. digestive system (fizyol). sindirim sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprak kazan kimse; toprak kazma aracı, hafriyat makinası, greyder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazı yapılan yer; bu kazıdan çıkarılan şey; (ing)., (k).dili pansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak; parmak genişliği (20 milimetre); sıfırdan dokuza kadar tam sayıların her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki dilde, iki dilli: (i). iki dilde yazılmış yazı veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paye vermek, itibar etmek, şeref vermek, değer vermek. dignified (s). vakur, asil, ağırbaşlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rütbe veya mevki sahibi kimse, büyük adam, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıymet, değer, kadir, itibar, şeref; paye, derece; vakar, asalet; mevki sahibi, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). İki ünlünün b “rc içinde birleşmesi. (i. F.). Çömlek, toprak tencere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek sesi temsil eden iki harf (head kelimesindeki ea gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dirgen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışına çıkmak, konudan ayrılmak. digression (i). konu dışı söz, arasöz. digressive (s). konu dışı, mevzu harici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonguefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل فگار] gönlü yaralı, aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkat, ihtimam, sebatlı çalışma, gayret, çalışkanlık; on sekizinci asırda Avrupa'da kullanılan atlı posta arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gayretli, dikkatli, çalışkan. diligently (z). gayretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harman savurmaya mahsus kalın yaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Esirgeme. 2. Men’etme, önleme. 3. (e.). Ah, aman, eyvah, yazık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغ] esirgeme. dirîğ etmek esirgemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Esirgeme, acıma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ga uzun okunur). Yazık, eyvahlar olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغا] ne yazık ki, vah vah, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). seklini bozmak, çirkinleştirmek, biçimsizleştirmek. disfigurement (i). çirkinleştirme, çirkinlik, şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hatırını kırmak, hatırını saymamak, ricasını kabul etmemek, gücendirmek. disobliging (s). habr kırıcı, ricasını kabul etmeyen, kaba, nezaketsiz. disobligingly (z). hatır kırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hassock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek kavgası; savaş uçakları arasındaki çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). tamam; kesin, kati; çok; (z). tamamen, büsbütün; doğrudan doğruya, açıkça, dobra dobra, sözunu esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

john dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue ruin. chagrin. disillusion. disillusionment. fade. dead frost. frustration. lead baloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı görebilen, eagleyed nüfuz edici bakışları olan. keskin gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeryüzünden yansıyıp ayın gölgede kalan kısımlarını aydınlatan ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulağa kaçan, (zool.) Forfi cula auricularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heykel, büst, resim, tasvir, suret, şekil; hoşa gitmeyen bir kimsenin kötü tasviri. burn veya hang in effigy (halkın nefret ifadesi olarak) bir kimsenin büstünü veya resmini yakmak veya asmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaralı, sakat, kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden bir nevi teğelti, eğer altı örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek, (Alm). kendi: eigenvalue bir denklemin şartlarından birinin müsait olabilen değerlerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). sekiz; (i). sekiz rakamı (8, Vlll); sekiz kısımdan ibaret olan şey; yarış kayığında kürek çeken sekiz kişilik takım. eight-hour day çalışma sÜresini günde sekiz saat olarak kabul eden sistem. behind the eight ball (A.B.D)., argo müşkül dur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). onsekiz; (i). onsekiz rakamı (18, XVIII). eighteenth (s)., (i). onsekizinci, onsekizde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). sekiz kat, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sekizinci, sekizde bir. eighth note sekizlik nota, çengelli nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sekiz kere yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). seksen; (i). seksen rakamı (80, LXXX). eightieth (s)., (i). sekseninci; seksende bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handicraftsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilmeye lâyık, uygun, münasip, muvafık, elverişli; evlilik için uygun. eligibil'ity i. seçilme niteliği, uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göçmen, muhacir, bir yerden göç eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göçmek, hicret etmek. emigra'tion i. göç, hicret; göçmen topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göçmen, muhacir, özellikle Rus veya Fransız ihtilâlinden kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilmece, muamma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.bilmece kabilinden, karışık, anlasıaz, saşırtıcı. enigmat'ically z. anlaşılması zor bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ögretmek, bilgi vermek, içyüzünü anlatmak, aydınlatmak. enlightened s. bilgi edinmiş, aydın, münevver. enlightenment i. ilim, irfan, aydınlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayrak sancak, bandıra, alem; alâmet, nisan. ensign bearer alemdar, bayraktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. asteğmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Trafik Anonsları (Traffic Announcement – TA) işlevinin, geçerli trafik bültenlerini kaçırmadan, trafik anonsu yapmayan istasyonları dinlemenizi sağlayan gelişmiş bir sürümüdür. Trafik anonsu yapıldığında, EON işlevi ayarlı istasyonun trafik programına otomatik olarak geçer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) mide hizasındaki karın duvarlarına ait. epigastrium (i.) üstkarın, göbeğin üst kısmındaki karın duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épigénèse

biy. sıralı oluş

Birbirini takip etme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) epiglot, gırtlak kapağı epiglottal (s.) bu kapağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. epigraphie

yazıt bilimi

Konusu, yazıtları incelemek olan tarihe yardımcı bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short poem treating concisely and pointedly of a single thought or event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The modern epigram is so contrived as to surprise the reader with a witticism or ingenious turn of thought, and is often satirical in character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An effusion of wit; a bright thought tersely and sharply expressed, whether in verse or prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The style of the epigram. a witty saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a witty saying. a brief witty poem Randle Cotgrave translates 'Epigramme' as 'An Epigram; a Couplet, Stanzo, or short Poeme, wittily taxing a particular person, or fault; also, a title, inscription, or superscription '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pithy, sometimes satiric couplet or quatrain which was popular in classic Latin literature and in European and English literature of the Renaissance and the neo-Classical era Epigrams comprise a single thought or event and are often aphoristic with a wi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short poem with a witty turn of thought or a wittily condensed expression in prose It was originally a form of monumental inscription in ancient Greece but was developed into a literary form by the poets of the Hellenistic age and by Martial, a Roman po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nükteli kısa şiir, hicviye; nükte, nükteli söz, vecize. epigrammat' ic (s.) nükteli, vecizeli epigram'matist (i.) nükteci, vecize yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kitabe; bir kitap veya bahsin özünü belirtmek için başına konan kısa yazı. epigraph'ic (s.) kitabelere ait epigraphist (i.) kitabe okuma ilmi uzmanı. epigraphy (i.) kitabeler; kitabeleri okuma ilmi, epigrafi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. erimek’den). Ağızda erir gibi lezzetli ve hoş (meyve).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanarya otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) (kıs eq) örneğin, meselâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ettiren; icbar edici, zorlayıcı, çok acele, acil; buhranlı; çok şey isteyen, fazla kuvvet ve enerji sarf ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilir, talep edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azlık, kıtlık, yoksunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz otu, (bot). Euphrasia officinalis; fırazya otu; lobelya, frengi otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görme yeteneği, görme duyusu; görüş mesafesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ferağ’dan if.) (mü. fâriğa). 1. Boş, Osm. hâlî, tehî: Zihni, kalbi endişelerden fariğdir. 2. İşini bitirip kurtulmuş, artık işi gücü ve meşguliyeti kalmamış. Osm. Azâde, müsterih: işten, yazıdan, ticaretten fâriğ olduk. 3. Vazgeçmiş, terketmiş, el çekmiş, artık uğraşmaz olmuş: Ben kitap yazmaktan, şiir söylemekten fâriğ oldum. 4. Rahat, Asûde, dert ve gürültüden uzak. Fâriğ-ül-bâl = Kalbi rahat ve müsterih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who conveys property. assigner assignor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فارغ] boş. 2.rahat, huzurlu. 3.vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı iyi gören; (tıb).hipermetrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yorgunluk, bitkinlik; zahmet, meşakkat, ağır iş; (mak). eskime, dayanıklığı kaybetme; (ask). kışla hizmeti; (çoğ)., (ask). kışla hizmeti sırasında askerlerin giydiği kalın ve dayanıklı elbise; (f). yormak, yorgunluk vermek; (mak). dayanıklığını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüy siklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapar gibi görünmek; olduğundan başka görünmek, taklit etmek. feign madness deli taklidi yapmak. feignedly, feiningly (z). sahte olarak, hile ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. y. A.). Reyhan da denilen güzel kokulu bitki. Saksılarda yetiştirilir. Ak fesleğen, Hind fesleğeni, yabanî fesleğen, yer fesleğeni = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden bir bitki. Hayvan yemi olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). figurative, figure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). incir ağacı; incir, yemiş; önemsiz herhangi bir şey. figleaf (i). incir yaprağı; gizlenmesi gereken şeyin örtüsü. Bengal fig Hint inciri, (bot). Ficus bengalensis. coprifig (i)., wild fig yaban inciri, (bot). Ficus carica. mulberry fig Arabistan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) esvap, üstbaş, donatım; hal: (f)., (k).dili donatmak, süslemek. in full fig giyimli; tam teçhizatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.). İnleme, feryat: Benim figanım ve feryadım komşularımın rahatını kaçırdı. Bülbülün Aşıkane figanı, e. Aman, feryat, eyvâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groan. lament. lamentation. outcry. wail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فغان] feryat etme, ah çekme. figân eylemek bağırmak, feryat etmek, inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atıcı, yıkıcı (efgen de denir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Atıcı, yıkıcı, düşürücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (fought) kavga, dövüş, savaş, muharebe; mücadele; savaş veya mücadele eğilimi; (f). savaşmak, kavga etmek, dövüşmek, dövüştürmek; mücadele etmek, uğraşmak. fight it out mücadele yoluyla hesabını görmek. fight off püskürtmek, defetmek. fight

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). icat, hayal, uydurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek; kil, toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) Sinema ve tiyatroda hiç konuşmayacak veya pek az konuşacak küçük rollere çıkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. walk-on. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk-on. extra. bit player. figure artist. walking gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eril, figurante dişil (i). figüran; balede figüran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figuration

biçimleme

Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belli bir biçimde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figüratif

betili

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil veya biçim verme, şekle sokma; tasvir, temsil; şekil, şekillerle süsleme; (müz). bir parçayı fazla notalarla süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecazi, remzi, timsali; süslü; tasviri. figuratively (z). mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakam, numara, adet; değer, fiyat; vücut yapısı, endam, boybos; yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş; hal, tavır; şahsiyet, şahıs, resim, suret; (geom). şekil; (edeb). mecaz, istiare; dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesaplamak; tasvir etmek, resmetmek; şekil çizerek göstermek; desenlerle süslemek; hayalen canlandırmak; mecaz yoluyla ifade etmek; (k).dili düşünmek; (müz). süslemek; görünmek. figure on (k).dili güvenmek, hesaba katmak, dayanmak. figure out he

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük heykel, heykelcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotu, (bot). Scrophularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ.). Bazı kâğıtların dokusuna işlenen ve ancak ışığa doğru tutulunca görünen şekil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. filigrane

suyolu

Bazı kâğıtların dokusunda bulunan, ışığa tutulduğunda görülebilen çizgi, resim veya yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermark. paper mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filigree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kuyumculukta telkâri iş, telle işlenmiş tezyinat; buna benzer desen; (s). telkâri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film music / score. film music. film score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frigorifik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa kız; yaş baruttan yapılmış fişek, vızlayan fişek; sesli oyuncak, kaynana zırıltısı; zıpkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Price Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda daha düşük fiyatlı satım emirlerinin, daha yüksek fiyatlı satım emirlerinden; daha yüksek fiyatlı alım emirlerinin, daha düşük fiyatlı alım emirlerinden önce karşılanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uçuş, uçma; seyir, yol alma, hareket; göç, hicret; bir kat merdiven; bir uçuşta katedilen mesafe, menzil; firar, kaçış; birkaç uçaktan ibaret hava filosu: (f). (kuşlar) göç etmek. flight of fancy hayal, hayal kurma. put to flight kaçmak me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ne dediğini bilmez; hafifmeşrep; kararsız, dönek, maymun iştahlı; budala, kaçık. flightily (z). ne dediğini bilmeden, belirli bir fikri olmayarak: kararsızca. flight iness (i). kararsızlık, döneklik: kuş beyinlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). güvenilmez, aldatıcı; (i). güvenilmez kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halk. halk. ahalı. ınsanlar. mıllet. irk. halk müzığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background music. background sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro sahne önündeki bir sıra ışık; sahne mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yabancı, ecnebi; harici, dış; ilgisi olmayan. foreign accent yabancı aksanı. foreign affairs dışışleri. foreign-born (s). ikamet ettiği memleketten başka bir memlekette doğmuş. foreign exchange döviz; döviz alım satımı. foreign minister dış işleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyat, tedbir, önceden görme, basiret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). doğru, açık; içten, samimi; (z). doğru; hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki hafta, on beş gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). on beş günde bir, iki haftada bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). navlun, nakliye ücreti; yük, hamule; yük katarı, marşandiz; (f). yüklemek; nakletmek. freight car yük vagonu. freight train marşandiz, yük treni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). navlun, nakliye ücreti: yük, eşya; yük nakletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şilep; yük sevkeden firma; ambarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). firkateyn, eski tipte bir savaş gemisi; 1400 tonluk modern savaş gemisi. frigate bird çok uzun kanatlı bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; korkutucu şey, korkunç kimse; (k).dili çirkin şey. Iook a fright gülünç olmak, fena giyinmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korkutmak, dehşete düşürmek; korkutup kaçırmak; ürkütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ürkmüş, korkmuş, dehşet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkutucu, dehşet verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, müthiş; (k).dili berbat; iğrenç. frightfully (z). korkunç bir şekilde. frightfulness (i). korkunçluk, dehşet, iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk, buz gibi; cansız, duygusuz; cinsel bakımdan soğuk (kadın). Frigid Zone kutup bölgesi. frigid'ity (i). soğukluk, duygusuzluk, cansızlık. frig'idly (z). soğuk bir şekilde, duygusuzca. frig'idness (i). soğukluk, duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma hamamlarında serinleme yeri, soğukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L.). Soğutucu: Soğuk meydana getiren veya soğuk muhafaza eden: Frigorifik kamyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isli, kurumlu, is gibi siyah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fbuharladezenfekteet mek fumiga'tion i buharladezenfekteetme; buhardan geçirme fum'igator i bu şekil de dezenfekte eden kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, saka sopa ile döv mek fustiga'tion i dayak, kötek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, çog gen saka bol çorap veya pantolon; getir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaz ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçuk gibi, birdenbire oluveren, kabarcıklı türlü deri döküntülerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fiz. radyoaktivite öIçme aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelignit, jelatinli dinamit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

random. cursory. haphazard. hit-or-miss. casual. desultory. excursive. go-as-you-please. helter-skelter. hit-and-miss. indiscriminate. promiscuous. scratch. scratchy. by chance. at random. at haphazard. haphazard. hit or miss. by fits and starts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. haphazard. indiscriminate. random. by chance. at random. casually. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haphazard. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki tekerlekli tek atlı hafif araba; den. kik, bir çeşit hafif filika; bir çeşit zıpkın; mak. kumaş kabartma tezgâhı, piko tezgâhı. giga önek bilyon (109).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dev gibi, deve ait; kocaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kocaman, cesim, cüsseli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıkır kıkır gülmek; i. kıkırdama. giggly s. kıkırdamaya meyli olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. hoppa ve oynak kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jigolo, tokmakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağlara mahsus bir çeşit ufak keman; eski bir ingiliz dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness. eye-witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord of viewpoints. agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slight acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz zayıflığını tedavi etmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Raziyane

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 10 gram raziyene kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezarcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayat dolu kimse; (zool.) çekirge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs union. tariff union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. day light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar. Güneş yanığını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kalamin losyonu.

Hazırlanışı : Kalamin losyonu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunburn. suntan. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bleed / nozzle / passage / vent. scuttle. air bleed. air nozzle. passage of air. air passage. air pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toz, gaz, sis, koku, duman ya da buhar kirleticilerin insan, bitki ve hayvan yaşamına yada maddi nesnelere zarar verecek, yada yaşamdan, maddi nesnelerden rahatça yararlanmasına engel olacak miktar, yoğunluk ve zamanda atmosferde bulunması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bag. air pillow / bumber / cushion / buffer / pilow. blast. blow up. air pillow. cushion of air. air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba farı, far; gemide pupa feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Hey! Bana bak! (teşvik veya dikkat çekme ünlemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski A ! Ya ! Eyvah ! Aman !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklik, irtifa, yükselti; tepe, dağ; doruk, en yüksek nokta, zirve, tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yükseltmek, yükselmek; artırmak, artmak; çoğaltmak, çoğalmak; abartmak, büyütmek, mübalâğa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Her ikinin diğeri: O iki ortak hem-diğeriyle iyi geçiniyorlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدیگر] birbiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkı pazarlık etmek, çekişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). karmakarışık, altüst; (i). karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barometrenin yüksek olduğu bölge; argo esrar tesiri altında olma. on high gökte, semada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek, ali; mağrur, kibirli, kendini beğenmiş, azametli; yüce, muhteşem; âIâ; (müz). tiz, yüksek perdeden; kokmuş (et); (coğr). kutuplara yakın; çok eski; baş; ağır; coşkun, taşkın (neşe); pahalı; şiddetli, sert, azgın (deniz); asil, soylu, neci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (d.y). ileri işareti; (A.B.D). viskili içki; (f)., (A.B.D)., argo çok hızlı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asil, soylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuklara yüksek mama iskemlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kaliteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). daha yüksek.higher criticism Kitabı Mukaddes yazılarının tarih, amaç, kaynak ve derlenmesini inceleme. higher education yuksek öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tumturaklı, şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek kaliteli, üstün vasıflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahakküm eden, amirlik taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). (ted, ting) büyüklük taslayan kimse, züppe kimse; (s). züppe; (f). saymamak, önem vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hijack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). dağlık yer, dağIık memleket; (b.h). Kuzey iskoçya. Highlander (i). Kuzey iskoçyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir resimde ışıklı ve detaylı kısım: ilgi çekici olay, (bir olay, toplantı, opera, kitapta) hatırlanacak kısım; (f)., (k).dili (bir olayın) özel bir kısmına dikkati çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek derecede, çok, pek çok, ziyadesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âlicenap, yüce gönüllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yücelik. His veya Your H;ghness Ekselansları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok tiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek derecede alkol ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yüksek (bina, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde, şose, geniş yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). son süratle giden, büyuk hızla giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur; canlı, oynak (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asabi, sinirleri gergin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek gerilimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli; sosyetik; yüksek perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i)., (k).dili yüksek mevki veya rütbede olan; (i). yüksek mevkide bulunan kimse, üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azami kabarma: taşkın. highwater mark suyun azami kabarma noktası; doruk; en yüksek başarı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde. highwayman (i). eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem miktarını göstermeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin nitelik veya önemini sonradan anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

posta güvercini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili sokak serserisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Horozibiğilgillerden, kırmızı çiçekleri horoz ibiğini andıran bir süs bitkisi (amatanthus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celosia. cockscomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir bitki familvası. Örnek bitkisi horozibiğidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel, hoş sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro salonundaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan biralt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS’e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücuda giren mikropların, yutucu hücreler tarafından yutulup yok edilmesi hâdisesi (fagositoz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Amir, hâkim, sahip. 2. Padişah, imparator, hükümdar. 3. I. Sultan Murad HAn Gazi’nin (1362-1389) lakabıdır ve bu vesileyle, şehzadeliğinde valilik yaptığı Bursa vilâyetine de Cumhuriyet’e kadar böyle denmiştir. 4. Mevlânâ Celâleddin-i RÜmî hakkında da kullanılmıştır (yalnız Osmanlı padişahları için kullanılan «hünkâr» tâbiri hudâvendigârin kısaltılmışıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خداوندگار] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sahip, hükümdar, bay. 2.Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Amir, hükümdar. 2.Osmanlı padişahlarından I. Murad’ın ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Talep, istek, arzu: Allah’ın rızasını ibtigaen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koku, is, Ar. râyiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Koku, is, rayiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «gavr» den masdar). Çapul için düşman mülküne asker sokma, ılgar (gayret kelimesinden kıskandırma mânâsıyle dilimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gubâr» dan masdar). 1. Tozlanma, üzerine toz konma. 2. (iğbirâr-ı hâtır’dan kısaltılma): Hatır kalma, gücenme: O söz iğbirârını mucib olmuş. Iğbırârına sebep olmuş. Iğbirâr-ı hâtır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغبرار] kırılma, alınma, gücenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). iğdegillerden, kızılcığa benzer meyvesi olan bir ağaç. Ekşi pestenk ağacı, meyve ve çiçeği. Gabirâ, senced.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oleaster. elaeagnus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Olweide, Olivier, Sauvage, Oleaster, Elaeagnus): İğdeciler familyasının örneğidir. Yemişi, kızılcık biçimindedir. Derisi sert ve sarı, eti beyaz un halinde mayhoş ve burukçadır. Yaprakları tüylüdür. 10 kadar türü vardır. Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatli meyvelerinden dolayi meyve agaci olarak yetistirilmektedir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak bozukluklarını ve ağız pasını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi iğdedir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) iğdiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. koku demek olan «iğ» den). Kokmuş, bozuk, cılk (yumurta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmiş at, binek beygiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castrated. gelded. gelding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahip, mâlik. bk. İye İGELEMEK, İYELEMEK (f). 1. Mâlik olmak. 2. Sahip çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karar vermeyen mütereddit, kuşkulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tereddüt, vesvese, vehim, kuşku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gaflet» ten masdar) (c. iğfâlât). Gaflette bırakma, gaflete düşürme, aldatma: Dolandırıcıların iğfâlâtına kapılacak kadar budala değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rape. to seduce. to tempt. to delude. abduct. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغفال] aldatma, kandırma. 2.ırza geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatılmak, kandırılmak. 2.ırzına geçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatmak, kandırmak. 2.ırzına geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yün, pamuk vesaire çevirip kıvırmaya mahsus Alet. Araba iğisi = Araba okunun kalemi. Sapan iği = Ağaç mıhı. İği taş = Değirmenin alt taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Art arda kullanılarak bir sıvının bol bol ve sesle akmasını tasvir eder: Iğıl ığıl akıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Eğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «galâ» dan masdar). Fiyat ve narkı çıkarma, pahalandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. iglâkat). 1. Kapama, sed: İglâk-ı ebvâb = Kapıları kapama. 2. (edebiyat). Sözü karışık ve anlaşılmaz surette söyleme, sözün bu halde, yani muğlak olması: Iglâk makbûl değildir (cem’i dilimizde bu mânâya mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلاق] üstü kapalı konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. iğlâk). Kapamalar, bk. iğlâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلاط] yanıltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimolann kar veya buzdan yapllmlş evi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Bayılma, baygınlık. (musiki) Armonide bayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gamz» den masdar). Göz yumma, göz kapama, görmezliğe gelme: Yüzüne vurmektan ise iğmâz etmek daha iyidir. İğmâz-ı ayn = Yine bu mânâ ile kullanılır tâbirdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغماض] görmezden gelme, göz yumma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gınâ» dan masdar). 1. Zengin etme, zenginlik verme, ihtiyaçtan kurtarma: Allah kimsesiz olanları ignâ edebilir. 2. Muhtaç bırakmama, kanaat ettirip beşka bir şeye İhtiyaç bırakmama, istiğnaya sebep olma: Tamahkâr, bir şeyle iğnâ olunmaz. Bu kitap talebeyi benzerlerinden igna eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغنا] zengin etme, kimseye muhtaç olmayacak hale getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dikişe mahsus demir ve çelikten sivri ve arkası delikli Alet, ibre, Fars. süzen. 2. Diken, batan, sivri şey. 3. Arı ve akrep gibi böceklerin soktukları sivri şey. 4. Bazı makine ve Aletlerin sivri ve ince parçası. Tüfek, dümen iğnesi. 5. Başa veya göğse takılmak üzere iğneye takılı mücevher: Elmas iğne, baş iğnesi. İğne ardı = Bir çeşit dikiş. mec. İğne, iplik = Pek zayıf ve ince. İğneden ipliğe = Bütün teferröatıyla. İğne deliği = İğnenin açtığı delik ve bıraktığı iz. Olta iğnesi = Zoka. Dikiş iğnesi = Dikişe mahsus iğne. Şiş iğne = Çorap örmeye mahsus şişcik Toplu iğne = Arkası toplu ve yuvarlak iğ ne ki, bir şeyi iliştirmeye yarar. Yorgan iğnesi = Yorgan kaplamaya mahsus büyü cek iğne. İğne yutmuş = Gayetle bitkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needle. pin. injection. shot. sting. jab. pintle. pointer. prick. spicule. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypodermic. injection. jab. needle. pin. prick. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. needle. pointer. securing needle. straight pin. safety pin. brooch pin. stinger. fishhook. hypodermic shot. syringe. injection shot. jab. spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğneyi çıktığı noktanın gerisinden saplayıp daha ileriden çıkarak yapılan aralıksız bir dikiş şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye of the needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

needle and thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puncushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İğne yapan veya satan adam. 2. Hastalara iğne yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who gives hypodermic injections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Dümeni bağlayan sivri demirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞNE-DAN) (i. Türkçe iğne, Fars. dân = yer eki; yanlış tabir. Daha yanlışı: iğnedanlık. Doğrusu: iğnelik). İğne mahfazası, teneke veya kemikten ufak silindir şeklinde mahfaza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. pinprick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İğne ile delmek. 2. Kalıbını almak üzere kenarlarını iğne ile delerek işaret etmek. 3. Toplu iğne ile iliştirmek. 4. mec. Sözle hırpalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin. prick. taunt. to pin. to prick. to hurt sb's feelings being sarcastic. to cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pin sth to. to speak sarcastically of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iğne ile tutturulmak. 2. İğnelemek işine konu olmak. 3. İğne batar gibi bir his duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pinned. to be pinned together. to be spoken of in sarcastic terms. to have a pricking sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. sarcastic. tart. cutting. biting. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic. cutting. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İğnesi veya iğne gibi ince ve sivri bir Aleti olan: İğneli tüfek, iğneli karınca. 2. mec. Hırpalayıcı (söz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a needle. having a pin. having a thorn. pinned. sarcastic. biting. cutting. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a needle / pin. thorn or sting. pineed. biting. sarcastic. caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very troublesome situation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğne mahfazası, İğneden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. ateş Isısıyla meydana gelmiş (kaya), volkanik; ateşe ait; ateş gibi, ateşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı geceler bataklıklarda görülen ve organik maddelerin çürümesinden hasıl olan gazlardan çıkan ateşli buhar; aldatıcı ümit veya her hangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutuşturmak, yakmak, ateşlemek; tutuşmak, yanmak, ateş almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutuşma, tutuşturma, ateşleme, ateş alma, yakma; oto ateşleme tertibatı. ignition temperature tutuşma derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak; şerefsiz; kalitesiz, bayağı. ignobly z. alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçakça, namussuzca. ignominiously z. alçakçasına, namussuzcasına. ignominiousness i. alçaklık, namussuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet, alçaklık; namussuzca iş, kepazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cahil kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehalet, cahillik. ignorant s. cahil, bilgisiz; bilmeyen; habersiz. ignorantly z. cahilce, bilgisizce; habersiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önem vermemek, bilmezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek; huk. delil yetersizliğinden kabul etmemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Birini diğeri aleyhine tahrik etme, azdırma, kışkırtma. 2. Hırslandırma, teşvik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «gark» dan masdar) (c. iğrâkat). 1. Boğma, garketme: Düşman, gemilerini Iğrâk etti. 2. (edebiyat) Aşırılık, gerek övme, gerek yermede pek mübalağalı olarak davranma, konuşma: Bu sözde iğrak vardır (cem’i dilimizde bu ikinci mânâya mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغراق] boğma. 2.abartma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mübalağalı sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. boğa ve benzerleri) Bağırmak, böğürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkrah, iğrenme. 1. iğrenecek, mekrûh: Pek iğrenç bir şeydir. 2. İğrenen, istikrâh eden: İğrenç tabiatı vardır (bunun aslı iğrengeç’tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful. abjec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. repulsive. detestable. abhorrent. abominable. atrocious. barbarous. cursed. dreadful. execrable. filthy. foul. ghoulish. gruesome. heinous. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. morbid. nefarious. obnoxious. odious. r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğrenme, tiksinme, Ar. istikrâh, ikrâh, mekrûhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathsomeness. repulsiveness. being disgusting. enormity. foulness. frightfulness. heinousness. hideousness. lousiness. nastiness. nauseousness. obscenity. odiousness. odium. offensiveness. ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathesomeness. repulsiveness. enormity. odium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenmesini mucib olmak, tiksindirmek, Osm. ikrâh ve istikrâh ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disgust. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinmeyi gerektirecek, Osm. ikrâh olunacak, Ar. müstekreh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenme gelmek, Osm. istikrâh edilmek: Temiz adamdan iğrenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disgusted (with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinme, nefret, Ar. ikrâh, istikrâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. hate. loathing. abhorrence. abomination. contempt. detestation. execration. nausea. repugnance. repulsion. revulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. repulsion. abhorrence. aversion. loathing. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tiksinmek, nefret etmek, Ar. ikrâh, istikrâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominate. loathe. revolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel disgust at. to be disgusted with. to loathe. abhor. abominate. detest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğrenme, tiksinme. Ar. ikrâh, istikrâh, mekruhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Büyük balık ağı ki, çeşitleri vardır: Iğrıb çevirmek = mec. Ustalıkla birden ve büyükçe kâr ve istifade etmek. Iğrıb kayığı = Beş çifte balık kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok bağıran ve böğüren (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğrilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğriltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğrim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gazaplanma mânâsiyle kullanılmışsa da Arapça’dan yanlış şekilde uydurulmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gam» dan masdar). Kederlenme, gamlı ve kederli olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اغتنام] ganimet bilme. 2.ganimet alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gurbet» ten masdar). Gurbete gitme. Ihtiyâr-ı gurbet = Geçinmek için iğtirâb etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gurûr» dan masdar). 1. Aldanma, mağrur olma, güvenilmeyecek şeye güvenme: Kendisiyle olan eski dostluğa iğtirâren. 2. Gafil bulunma, gaflet halinde olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gasb» dan masdar) (c. iğtisâbât). Zorla elinden alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gusl»dan masdar). Yıkanma, yunma, gusül alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A.) (c. iğtişâşât). Kargaşalık mânâsiyle çok kullanılmışsa da Arapça’da böyle bir mânâsı olmayıp, asıl mânâsı, bir hilekârın hileli ve aldatma maksadına dayanan öğütüne kapılmadır. Zaten gış kelimesi bir şeye hile karıştırılması, halis ve sâfî olmayış mânâsındadır ve eskiden bazı sikkelere «mağşûş» denilmesi ve «gıll-u-gış» tâbiri de bu mânâyı kuvvetlendirir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغتشاش] karışıklık, kargaşa, anarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغتشاشات] karışıklıklar, anarşiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan masdar). Beslenme, gıdalanma (tegaddî daha çok kullanılır; d ile iğtidâ yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iguana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iguana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large herbivorous tropical American arboreal lizards with a spiny crest along the back; used as human food in Central America and South America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika ve Antil adalarına mahsus iri, parlak renkli ve eti çok makbul bir cins kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnlz fosilleri bulunan çok buyük bir cins keler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gavâye» den masdar). Yolu şaşırtma, azdırma, ayartma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغوا] azdırma, ayartma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

azdırmak, ayartmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazab» dan masdar). Gazaba getirme, hiddetlendirme, kızdırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Eski bir Türk çalgısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Karahanlı hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. göçmen, muhacir, dış ülkelerden gelip yerleşen göçmen; s. dış üIkelerden gelip yerleşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göç etmek, hicret etmek, dış üIkelerden gelip yerlesmek, muhacir olmak. immigra'tion i. hicret, göçme, hariçten gelip yerleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafifletilmesi ve yatıştırılması mümkün olmayan, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir nevi cerahatli deri hastalığlı.impetigo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Bu alemle utkulu olacaksın (Büyük Kostantin'in ibaresi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnce nokta aralıklı resim tüplerinde, daha yoğun biçimde bir araya getirilmiş pikseller bulunur. Elde edilen renkli resimde daha yüksek çözünürlük, daha fazla ayrıntı ve daha net konturlar bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shinbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse); i. ıslah olmaz kimse. incorrigibly z. yola getirilmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, yorulmak bilmez, usanmaz, bıkmaz indefatigabil'ity i. yorulmazlık. indefat'igably z. yorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, Kaset Belleğiyle birlikte çalışır. Sahneyi bir başlıkla işaretlediğinizde, arama işlevi bu sahneyi daha sonra otomatik olarak aramanızı ve belirlemenizi sağlar. Kayıttan sonra, kaset ya da indeks başlıkları istenen boyutta, renkte ve konuma eklenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; doğuştan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fakir, züğürt, yoksul. indigence i. fakirlik, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyice düşünülmemiş; düzensiz, intizamsız, biçimsiz, biçime girmemiş; hazmolunmamış, sindirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetlenmiş, kızmış. indignantly z. hiddetle, kızgınlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızgınlık, öfke, gazap; haksızlığa karşı öfke, kızma. indignation meeting bir haksızlığı protesto amacıyle yapılan toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizlik, hakaret, yakışıksız muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- gos,- goes) çivit; çivit rengi. indigo plant çivit fidanı, nil, bot. Indigofera tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katılma hakkı olmayan; herhangi bir makam için yeterli nitelikleri olmayan. ineligibility i. katılma hakkı olmayış; yeterli nitelikleri olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. bir insanın üstüne yakışmayan, yakışıksız, İng, k.dili infra dig.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antikçağlardan beri Ege kıyılarında yaşayanlar, bu bölgede çok bulunan sakız (mastika) ağacının reçinesini çiğniyor, bunun dişlerin temizlenmesine ve nefes kokularının güzelleşmesine yaradığını biliyorlardı.

Günümüzde çiklet diye bilinen bir tür sakızı ilk çiğneyenler ise Meksika yerlileriydiler. Yerel bir ağacın özünü çıkartıyorlar, bir kapta kaynatıyorlar ve güneşte kurumaya bırakıyorlardı. Sertleşen bu ‘chickle’ (çikıl) adını verdikleri beyaz özü ise çiğniyorlardı. Kokusu ve lezzeti olmayan bu ilk sakızın günümüz sakızları ile çok bir benzerliği yoktu.

Sakızın hammaddesi ABD’ye ilk olarak Lopez de Sanna adlı bir Meksikalı general tarafından getirildi. Thomas Adam isimli bir müteşebbis bu sakız hammaddesini önce kimyasal yolla ucuz sentetik lastik elde etmek için kullandı.

Bunda başarılı olamayınca sakızı sert şekerleme ile kapladı. Bu şekilde güzel lezzet ve koku da kazandırdığı ilk ticari sakızları minik toplar halinde piyasaya sundu. Daha sonra da ince düzgün plakalar şeklinde satışa çıkardığı sakızlar için yaptığı yoğun tanıtım kampanyası sonunda işler ummadığı kadar iyi gitti. Bu, bilimsel bir başarısızlığın bir başka başarıyı yaratabileceğinin güzel bir örneğiydi.

Bugün dünyada üretilen bütün sakızlarda hemen hemen aynı maddeler kullanılır: Sakızın ana maddesine ilaveten başta şeker olmak üzere tatlandırıcılar ile lezzet ve koku veren katkı maddeleri. Bunların miktarları ve oranları sakızın tipine göre değişir. Örneğin kocaman balon yapılabilen sakızlarda ana madde daha fazladır.

Genellikle toplum içinde sürekli çiklet çiğneyenlerin bu davranışları görgüsüzlük hatta saygısızlık ifadesi olarak kabul edilir. Sakız aleyhtarlarından öğretmenler çocukların sınıfta konsantrasyonunu bozduğunu, anne ve babalar sakızı yutarsa sindirim sisteminin bloke olacağını, doktorlar da aşırı sakız çiğnemenin tükürük bezlerini kurutabileceğini ileri sürerler. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda çiklet çiğnemenin diş sağlığı açısından faydalı olduğu tespit edilmiştir.

Ağzımızdaki tükürük salgısı dişlere dayanıklılık sağlayan kalsiyum maddesini temin etmektedir. Çiklet çiğneyen bir insanın ağzı daha fazla tükürük salgıladığından dişlerin dayanıklılığının artmasına neden olmaktadır. Örneğin ballı bir dilim ekmek yenildiğinde ağızda oluşan asit iki saat süre ile etkisini korur. Eğer yedikten sonra çiklet çiğnenmeye başlanırsa, bu asitli ortam 20 dakika gibi kısa bir sürede yok olmaktadır.

Çiklet çiğnerken ağızdaki kasların hareketleri insanın iştahını ve sigara içme arzusunu da frenler, konsantrasyonunu arttırır, gerilimini azaltır, sinir ve kaslarını gevşetir. İşte bu nedenlerle ABD Silahlı Kuvvetlerinde Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren tüm savaşlarda yiyecek ve su ile beraber askerlere çiklet de dağıtılmıştır.

Peki sakızı yuttuğumuzda midemizde yedi yıl kaldığı doğru mudur? Sakız bir gıda maddesi değildir. Bu nedenle midemiz bu tür şeyleri sindiremez ama bu onların midemizde devamlı olarak kalacakları anlamına gelmez. Sindirilemeseler bile midenin asit yoğunluklu sıvı ortamından diğer sindirilemeyen şeylerle birlikte, bağırsaklar yoluyla vücudu terk ederler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vukuf, anlayış, bir şeyin iç yüzünü kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Lat. nişan alâmetleri, nişanlar; rütbe işaretleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manasızlık; önemsizlik, ehemmiyetsizlik, değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız; önemsiz, ehemmiyetsiz; cüzi, pek az; ufak; değersiz, değmez. insignificantly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kışkırtmak, tahrik etmek, teşvik etmek. instiga'tion i. kışkırtma, tahrik, teşvik. in'stigator i. kışkırtıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akıl, zekâ, anlayış; istidat; zekâ sahibi; malumat, haber; bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıllı, zeki, anlayışlı; kabiliyetli; maharetli, usta. intelligently (z.) akıllıca, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzlaşmaz, uzlasması imkansız; (i.), (pol.) uzlaşmayan kimse, ihtilafçı. intransigence (i.) uyuşmazlık, ihtilafta inat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (Fr.) entrikacı, hilekâr, dalavereci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) entrika, desise, hile; el altından görülen iş; gizli aşk macerası; merak uyandırabilme kabiliyeti; hikâyeyi ilginç bir duruma sokan karışık olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) merakını uyandırmak, ilgisini çekmek; şaşırtmak; el altından iş görmek, entrika çevirmek, dalavere yapmak, hilekârlık etmek; gizlice sevişmek. intriguingly (z.) merakını uyandırarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tenkit etmek, çatmak. inveigh against paylamak, çıkışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aldatmak, kandırmak, ayartmak, baştan çıkarmak; aldatarak bir kimseye iş yaptırmak. inveiglement (i.) aldatma, kandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) incelemek, tetkik etmek, gözden geçirmek, teftiş etmek, tahkik etmek, araştırmak. investigable (s.) incelenebilir, teftişi mümkün. investigative (s.) teftiş ve incelemeye ait. investigation (i.) tahkik araştırma, tetkik, inceleme, teftiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) canlandırmak, kuvvetlendirmek, zindelik vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sericulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dinsizlik; din aleyhtarlığı. irreligionist (i.) dine karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dinsiz, dine karşı olan. irreligiously (z.) dine karşı çıkarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (toprağı) sulamak; tazelendirmek; (tıb.) bir yarayı antiseptik su ile yıkamak veya üzerine su serpmek. irriga'tion (i.) sulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. cooperation. association. league. cahoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. collaboration. cooperate. cooperation. conjunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collaboration. cooperation. coadjuvancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Apple’ın piyasaya sürdüğü firewire kamera

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(a uzun) . (i. A. «şugUden masdar) (c. iştigalât). Meşgul olma, bir işleme, uğraşma: Dersle iştigal ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being busy. occupying oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being busy with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتغال] uğraşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğraşmak, meşgul olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iştigal). İştigaller, meşgul olmalar, bir şeyle uğraşmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «gavs» den masdar). Yardım ve imdad isteme, e. Edat-ı istigase = Aman ve ah gibi imdat isteği gösteren edat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استغاثه] yardım isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gufrân»dan masdar). Cenâb-ı Hak’tan günahların af ve bağışlanmasını yakarma, Estağfirullah diyerek tövbe etme: Tövbe ve istiğfâr edelim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

praying for forgiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kirası veya muhsulü borca karşı verilmek üzere bir mülkün rehine verilmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغنا] kimseye muhtaç olmama. 2.eyvallah etmeme. 3.tokgözlülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «garâbet» ten masdar). Şaşma, şaşırma, taaccüp etme, hayrette kalma. Kemâl-i istiğrâb ile işittim. «Istiğrâb», bir şeyin garip ve bambaşka olmasına ve «istTcâb» ise pek güzel ve fevkalâde beğenilecek bir halde bulunmasına şaşmak hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gark» tan masdar). 1. Dalma, bir şeyin içine gömülme, bir şeyle kaplanma. 2. Dalgınlık, tasavvuf erbâbının vecde dalıp kendilerinden geçmeleri ve dünya işlerini unutmaları: Hâlet-i istiğrakta ne yaptığın bilmiyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغراق] dalma, gömülme. 2.boğulma. 3.kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balıkçı feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, brisk musical movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, humorous piece of writing, esp. in rhyme; a farce in verse; a ballad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of sport; a trick; a prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trolling bait, consisting of a bright spoon and a hook attached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small machine or handy tool A contrivance fastened to or inclosing a piece of work, and having hard steel surfaces to guide a tool, as a drill, or to form a shield or templet to work to, as in filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apparatus or a machine for jigging ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sing to the tune of a jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To trick or cheat; to cajole; to delude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sort or separate, as ore in a jigger or sieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Jigging, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut or form, as a piece of metal, in a jigging machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dance a jig; to skip about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move with a skip or rhythm; to move with vibrations or jerks. any of various old rustic dances involving kicking and leaping music in three-four time for dancing a jig dance a quick dance with leaping and kicking motions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music in three-four time for dancing a jig. any of various old rustic dances involving kicking and leaping. dance a quick dance with leaping and kicking motions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device which holds work or pieces of materal in a certain position until rigidly fastened or welded during the fabrication process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device for holding a workpiece, or attached to a workpiece, that allows a tool to cut the piece safely and accurately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for a device used as a holding and guiding mechanism for a router cutter. A special device that holds and supports the workpiece and guides the cutting tool as the workpiece is machined Jigs may not be rigidly held to the machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to make special cuts, guide a tool, or aid in woodworking operations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to hold pieces of material in a certain position during fabrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device designed to hold work or tool in position for accuracy and repeatability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to position material for accurate cutting or assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are many references to the jig in ancient Ireland A number of variations of the jig are performed including the light, single , double , and slip jig The music is 6/8 time Slip jigs are in 9/8 time Dancers perform single or soft jigs in soft shoes S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A jig is a hard type of lure usually made of a lead head, a single large hook and a skirt made of rubber, plastic, vinyl or of some other type of manmade or natural fibers This is made to resemble one of the bass's most favorite food - the crayfish Sizes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of lively dance, popular in England, Scotland, and Ireland, where its popularity lasted longest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixture or form for holding parts together for assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tune usually played in triple time, such as 6/8 or 9/8 The variety in 9/8 is called a 'slip jig'. An apparatus for cleaning or separating crushed ore by agitation in water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any device so arranged that it will expedite a hand or a machine operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vigorous dance developed in the British Isles, usually in compound meter; became fashionable on the Continent as the gigue; still popular as an Irish traditional dance genre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixture preset to accurately assemble or duplicate the components of a workpiece For example, a jig can be used to secure metal in bending to assure exact duplicates. wag school; play truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixture which holds the truss in position until rigidly fastened with connectors. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular 16th century dance usually in 6/8 time Also known as gigue. a cauldron used to dye or bleach cloth in steam-heated water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To skewer a dead gerbil and attempt to deliver it to one of the takers' bear traps One of the two ways of scoring points in Gaufqwi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oynak ve hızlı bir dans, cig dansı; bu dansın müziği; ağırlıklı balık iğnesi. The jig is up. (argo) Sır meydana çıktı. İş bozuldu. slang. Ayvayı yedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) cig dansı yapmak; iki yana sallanmak; ağırlıklı iğne ile balık tutmak; cig dansı yaptırmak; iki yana sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. chigoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. bocurum veya mancana yelkeni; ufak bir çeşit yelken gemisi; golfta demir uçlu ufak çomak; kokteyl karıştırmak için ölçü olarak kullanılan ufak cam bardak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili Allahın cezası. I'll be jiggered! Hayret!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafif hafif ve çabuk sallanmak veya sallamak; i. titrek hareket; hafif sallantı; bak. joggle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Yaşlı ve paralı kadınların tuttukları genç Işık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo. lounge lizard. poodle father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalı oyma testeresi. jigsaw puzzle oyma testeresi ile kesilmiş tahta parçalarından ibaret bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calligraphie

güzel yazı sanatı

Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür.

Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.

Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:

- Sigara içmeyin

- Yemeklere fazla tuz koymayın.

- Uykularınızı ihmal etmeyin.

- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın.

- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public safety. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eğerin ön kaşının bağı veya tokası.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowdrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snow drift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Karın boşluğunda, midenin sağında bulunan iri bir bez. Karaciğer, vücuttaki bezlerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatic. liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iğneli karınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 13 basit makamdan biri. Dügâh (la) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rockfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri bakışlı, şehlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koyun tersi. 2. Kuru gübre. 3. Kuru meyvenin bayağısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kigali, Ruanda'nın başkenti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kurumuş hurda şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürümek, pek sızlanmak, (köpkler) çağırışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpekli şeylerin hareket ve sürtünmesinden çıkan hışırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)1. İpekli şeyler hışhış etmek. 2. Silâhlar birbirine dokunarak şakırtı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipekli şeylerin hareket ve temasıyle kendilerine mahsus bir ses çıkarmaları, hışhış. 2. Silâhların birbirine dokunmasıyla çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pis kebe parçası, pis paçavra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (koyun) Terslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spearfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi kınaçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coastal fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dize kadar yükselen, diz boyunda. kneehigh to a grasshopper (k.dili) çok kısa boylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) silâhşör, şövalye, sir unvanını kazanan kimse; asılzade; satranç oyununda at; kendini bir şeye adayan kimse; (f.) birine şövalyelik payesi vermek, sir unvanını törenle vermek. knight errant kahramanlık ve cömertlik göstermek için dolaşan seyya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) ahşap gemilerde baş bodoslamasındaki iki yelpazeden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. configuration

bl. yapılandırma

Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark. dogfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collarbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tie pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıçanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi küpeçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (y. k.). Birçeneklilerden, çeşitli tatlı su ve deniz bitkilerini toplayan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade bone. scapegrace. shoulder blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli tutulmak istenilen şüpheli bir hâl, bir kusur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coccyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yün hası1 eden, yünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelvis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. düz etmek; bir maddeyi nemli iken ezip toz haline getirmek; birbirine iyice karıştırmak; cilâlamak; s. düz, cilalı. leviga'tion i. düzleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Suların taşıdığı kil ve kumlu çamur, alüvyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league. circuit. conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To recline; to lie still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league. circuit. conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To recline; to lie still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division , league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division , league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. denzcilik). Gemilerde çeşitli maksatlarla kullanılan ince ip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لگام] gem. 2.dizgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemikleri ve başka organlan birbirine rapteden bağ; bağ, rabıta. ligamen'tal, ligamen'tous s., anat. bağ kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. bağlamak, raptetmek (kan damarı). ligation i. bağlama, bağlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bag, bağlama, raptetme; tıb. kan damarını bağlamak için kullanılan tel veya iplik; müz. bağ; f. tel ile bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. light

yeğni

Ağır olmayan, hafif.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed veya -lit) konmak; üzerine düşmek; inmek (at veya arabadan). light into azarlamak. light on rastgelmek, rastlamak. light out aceleyle yola çıkmak, yola düzülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. hafif; eksik; ehemmiyetsiz, önemsiz; ince; yüksüz, yükü hafif; az, ufak; hazmı kolay, hafif; iyi mayalanmış; gailesiz, endişesiz; çevik, ayağına tez; hafifmeşrep; kararsız; başı dönmüş, sersemlemiş; z. hafifçe, kolayca. light coin ayarı eksik s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık, aydınlık, ziya, nur; ışık veren şey; idrak veya akıl nuru; dünyaya ışık saçan kimse; aydınlık, pencere veya tepe camı gibi ışık veren şey; anlama; güz. san. bir resmin aydınlık kısmı; kibrit gibi yanınca ışık veren şey; gün ışığı, gündüz. lig

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed veya -lit) yakmak tutuşturmak; aydınlatmak, ışık vermek; neşelendirmek, canlandırmak, parlatmak; yanmak, tutuşmak, alev almak; parıldamak, ışık salmak. light up argo sigara veya pipo yakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif silâhlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafifletmek, yükünü azaltmak; neşelendirmek, sevindirmek; yükü azalmak, hafiflemek; neşelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, ışık saçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mavna, salapurya; f. mavna ile yük taşımak. lighterage i. mavna ücreti; mavnaya yükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakan şey veya kimse, yakıcı alet, tutuşturucu şey. cigarette lighter çakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. beyaz basma harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırsızlığı benimsemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çevik, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli hafif; becerikli; yükü hafif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başı dönen, sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaygısız, endişesiz, neşeli, şen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağına tez, atik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fener kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aydınlatma; ışıklandırma tertibatı; resim ve fotoğrafta ışığın kullanılışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hafifçe; bir dereceye kadar; canlılıkla; ciddiye almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif, kararsız, dönek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşek, yıldırım. lightning arrester elektrik aletlerini yıldırımdan koruyan aygıt. lightning bug ateşböceği. lightning conductor, lightning rod yıldırımsavar, paratonerç lightning glance şimşek çakışı gibi bir bakış, bir göz atış. chain lightning,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. hayvan akciğeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üzerinde özel kaplama olan CD ve DVD gibi optik ortamların üzerine lazerle şekiller çizebilen teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fener dubası, fener gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şen, şuh; neşeli, canlı; parlak, ışıklı. lightsomely z. şuhca; canlı olarak. lightsomeness i. şuhluk; parlak!ık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., foto. ışık almış, ışıkla bozulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hafif; ehemmiyetsiz; i., spor tüy siklet; eksik ayar; zekâ ve şahsiyeti önemsiz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışığın bir senede kaydettiği mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünde lığ birikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Lığı olan, lığdan meydana gelmiş: Lığlı tabaka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ödagacı, Hint ödağacı, botı Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokusu veya görünüşü odun gibi olan, odunsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. odun haline koymak, odunlaştırmak; odunlaşmak. lignifica'tion i. odunlaşma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance characterizing wood cells and differing from cellulose in its conduct with certain chemical reagents. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lignin is a substance related to cellulose that provides rigidity and together with cellulose forms the woody cell walls of plants and the cementing material between them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper is believed to contribute to chemical degradation To a large extent, Ligni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An amorphous polymer related to cellulose that together with cellulose forms the cell walls of woody plants and acts as the bonding agent between cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemically complex substance found in many plants that bonds the cellulose fibers Lignin can be largely removed during pulping, but the cost of low-lignin papers is higher than than that of high-lignin or groundwood papers Lignin is believed to contribu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation It can be, to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lignin is a major component of the cell wall of certain plant materials, such as wood, hulls, straws, and over-ripe hays This fraction is essentially indigestible by all animals and is the substance that limits the availability of cellulose carbohydrates

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The noncarbohydrate portion of the cell wall of plants It is removed from wood fiber during the pulp manufacturing process, leaving cellulose for papermaking Lignin by-products have found important uses as dispersing agents, oil well drilling mud additive

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound contained in the woody cell walls of trees which gives paper a brown color It is usually removed from wood pulp for fine or bleached paper products.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complex constituent of the wood that cement the cellulose fibers together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound that 'glues' cellulose fibers together in trees Lignin adds opacity to papers, but it also reduces brightness and whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance in trees that holds cellulose fibers together Free sheet has most lignin removed; groundwood paper contains lignin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Natural adhesive which binds wood fibres together in the tree and imparts rigidity Pulp brightness depends on the amount of lignin remaining in the pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Phenolic compounds impregnating and strengthening cell walls Xylem cells and fibers are typically lignified but other cells in the stele or cortex can also be lignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance in trees that holds cellulose fibres together Free sheet has most lignin removed; groundwood paper contains lignin. the organic substance that holds together the individual fibers of wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In wood anatomy, as distinguished from cellulose the second most abundant constituent of wood, located principally in the middle lamella, which is the thin, cementing layer between the wood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Complex woody polymers found in vascular plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material is cellulose plant cell walls used for support in terrestrial plants. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance characterizing wood cells and differing from cellulose in its conduct with certain chemical reagents. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lignin is a substance related to cellulose that provides rigidity and together with cellulose forms the woody cell walls of plants and the cementing material between them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation There can be large amounts of lignin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper is believed to contribute to chemical degradation To a large extent, Ligni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An amorphous polymer related to cellulose that together with cellulose forms the cell walls of woody plants and acts as the bonding agent between cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemically complex substance found in many plants that bonds the cellulose fibers Lignin can be largely removed during pulping, but the cost of low-lignin papers is higher than than that of high-lignin or groundwood papers Lignin is believed to contribu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the cell walls of plants that occurs naturally, along with cellulose Lignin is largely responsible for the strength and rigidity of plants, but its presence in paper and board is believed to contribute to chemical degradation It can be, to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lignin is a major component of the cell wall of certain plant materials, such as wood, hulls, straws, and over-ripe hays This fraction is essentially indigestible by all animals and is the substance that limits the availability of cellulose carbohydrates

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The noncarbohydrate portion of the cell wall of plants It is removed from wood fiber during the pulp manufacturing process, leaving cellulose for papermaking Lignin by-products have found important uses as dispersing agents, oil well drilling mud additive

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound contained in the woody cell walls of trees which gives paper a brown color It is usually removed from wood pulp for fine or bleached paper products.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complex constituent of the wood that cement the cellulose fibers together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound that 'glues' cellulose fibers together in trees Lignin adds opacity to papers, but it also reduces brightness and whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance in trees that holds cellulose fibers together Free sheet has most lignin removed; groundwood paper contains lignin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Natural adhesive which binds wood fibres together in the tree and imparts rigidity Pulp brightness depends on the amount of lignin remaining in the pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Phenolic compounds impregnating and strengthening cell walls Xylem cells and fibers are typically lignified but other cells in the stele or cortex can also be lignified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substance in trees that holds cellulose fibres together Free sheet has most lignin removed; groundwood paper contains lignin. the organic substance that holds together the individual fibers of wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In wood anatomy, as distinguished from cellulose the second most abundant constituent of wood, located principally in the middle lamella, which is the thin, cementing layer between the wood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Complex woody polymers found in vascular plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material is cellulose plant cell walls used for support in terrestrial plants. a complex polymer; the chief non-carbohydrate constituent of wood; binds to cellulose fibers to harden and strengthen cell walls of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. linyit, bitkisel özellikleri koruyan yumuşak madenkömürü, kahverengi madenkömürü. lignitic s. linyite ait, linyitle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kutsal odun ağacı, peygamberağacı, bot. Guaiacum of- ficinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ligula i., bot. dilcik, ligula çimen yaprağı dibindeki zarfın tepesini meydana getiren çıkıntı; bileşik çiçeğin dil şeklinde olan çiçekçiği. ligulate s. dil şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç lambası; tiyatro projektör ışığı. in the limelight genel ilgiyi üzerinde toplamış; herkes tarafından bilinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahkemeye müracaat etmek; dava açmak; (bir maddeyi) mahkemeye arzetmek. litigant i. davacı; mu- hasım. litiga'tion i. dava etme, dava, muhasamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. davadan hoşlanır: kavgacı; davaya ait; davalı, çekişmeli, kavgalı. litigiously z. kavga edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağı gören, ilerisini düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastoral şeklinde bir şiir türü, kısa gazel; çoğunlukla çalgısız olarak çeşitli perdelerde birkaş sesle söylenen şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarıağız (balık), zool Sciaena aquila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etten veya et suyundan meydana gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tartı tamam olsun diye ilâve edilen ağırlık; takım tamam olsun diye ilâve olunan değersiz kimse veya şey (okeye dördüncü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kötücül, bedhah, habis; garezci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iftira etmek, yermek. maligner i. iftiracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. habislik; tıb. habis tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar veya ıstırap vermek isteyen. malignantly z., kötü niyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülglllerden bir ağaç ve bunun erik büyüklüğündeki iri meyvesi, yenidünya (eriobotrya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Romence’den). Kaynar suda haşlanmış ve üzerine biraz yağ gezdirilmiş mısır buğdayı unundan yapılmış işçi yemeği ki, Romanya’da çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife çiçeği, bot.Tagetes erecta. bur marigold su keneviri, bot. Bidens tripartita. corn marigold altıncık, bot. Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meblağ). Mebleğlar. (bk.) meblağ.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir milimetreküp menide en az yirmi milyon sperm bulunur. Spermin miktarı spermogram ile tespit edilir. Erkeğin menisi içindeki sperm mikroskop altında sayılır. Yirmi milyondan az sperm bulunduğu takdirde, sperm azlığından söz edilir. Sperm miktarını arttırmak için aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı anason konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta siklette boksör veya güreşçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla çabuk yemek yiyenlerde, sinir veya sindirim sistemi bozuk olanlarda görülen bir durumdur. Midede aşırı derecede gaz ve midenin üst kısmında şişkinlik vardır. Hasta, sık sık geğirir. Sebebi midedeki salgı bezlerinin yeteri kadar çalışmaması, asit fazlalığı veya yemeklerin yeteri kadar çiğnenmeden yenmesidir. Tedaviye başlamadan önce, ağızdaki eksik dişler tamamlattırılmalı, çürük dişler de tedavi ettirilmeli, yemekleri yavaş yeme alışkanlığı kazanmalıdır. Ayrıda aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limon.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı saf zeytinyağına 2 çorba kaşığı limon suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, her sabah kahvaltıda tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gece yarısı. midnight sun kutuplar civarında gece yarısı güneşi. burn the midnight oil gece geç vakte kadar çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bulut. 2. Sis, duman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., leh. bilye, zıpzıp, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Harp zamanında başa giyilen demir tas, tulga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. tin hat. casque. basinet. face-guard. headpiece. helm. morion. toque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. casque. headpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغفر] tulga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. miğferiyye) (botanik). Tulga şeklinde olan: Miğfer şeklinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabiliyet, kudret, kuvvet, güç, zor. with might and main var kuvvetle, elden geldiği kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. may.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kudretle, kuvvetle, büyük bir güçle; çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kuvvetli, kudretli, güçlü, zorlu; büyük; fevkalade; z., k.dili pek çok. mightiness i. güçlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Şehveti fazla, hastalık şeklinde şiddetle şehvete düşkün.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. minyon, küçük ve zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılanbalığının büyük bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. migren, yarım başağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göç etmek, hicret etmek. migrent i. göçmen, muhacir. migration i. göç, hicret, muhaceret, göçmenlik. mi'gratory s. göçebe; göçücü; göçle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. migraine

tıp yarım baş ağrısı

Kusma, mide bulantısı ile görülen, sempatik sinir sistemi dengesinin bozulmasından ileri gelen baş ağrısı.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder. Migren, herhangi bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, belirli bir neden olmadan da görülebilir. İrsi olanlar da vardır. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma görülür. Gözünün önünde siyah benekler, bulanık lekeler, uçuşur. Bazı kimseler, konuşmakta da zorluk çekerler. Ağrı geldiği zaman, karanlık bir odada sırt üstü yatmak oldukça etkilidir. Ayrıca, hazımsızlığı önlemek, haftada iki kere ılık banyo yapmak, sebze yemek ve kahve, çay, sigara, içki, gibi zararlı şeyleri terk etmek gerekir. Doktorun vereceği ilaçlar yanında aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana.

Hazırlanışı : Bir tane lahana yaprağı, ince ince kıyıldıktan sonra temiz bir bezin arasına doldurulup, alna konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gusl» den ia.) (tıp). Bir şeyi yıkamaya ve banyo etmeye mahsus Alet ve kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gats» ten ia.) (c. megatis) (tıp). Bazı uzuvların banyo edilmesine mahsus kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gazel» den ia.). İplik eğirecek Alet, iğ, eygi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir gramın binde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milligram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miligram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.değirmen yapan veya tamir eden adam, değirmenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak; azaltmak, hafifletmek. mitigating causes huk. cezayı hafifletici sebepler. mitigable s. yatıştırılabilir; azaltılabilir, hafifletilebilir. mitiga'tion hafifletme, azaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışığı, mehtap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. asıl işinden başka bir işte de çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bilâğ» dan if.) (mü. mübelliğa). Tebliğ eden, bir emir veya haberi yerine yetiştiren. Büyük camilerde son cemaate imamın ve müezzinin sözlerini tekrar ederek yetiştiren adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tebliğ eden, haber veren bildiren. 2.Büyük camilerde imamın söylediğini tekrarlayan kimse. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferağ» dan if.) (mü. müfriga) (tıp). Döken, ifrağ eden: Safra müfrifll.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etli ve baharatlı Hint çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. cuttlefish. cuttlefish supya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «ferâğ» dan if.) (mü. müstefriğa) (tıp). Istifrağ ettiren, kusturan (ilâç).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâbig). t. Şanı, şöhreti büyük insan. 2. Sonradan şâir olan. 3. (hi.). Büyük bir Arap şairi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içinde gemi veya kayık gezebilir, gidiş gelişe elverişli; dümen kullanılması olanaklı; hareket ettirilebilir (balon). navigabil'ity, navigableness i. gidiş gelişe elverişli olma (sular).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigation

den. yolbul

Yol ve belirlenen yeri bulma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gemi ile gezmek, gemi kullanmak, gidip gelmek; içinde gemi ve kayıkla gezmek; kaptanlık etmek, kılavuzluk etmek. naviga'tion i. gemi seferi; gemilerin gidiş geliş yollarının haritasını çizme ilmi; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigateur

yolbil

Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nazlı).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan nefes darlığını tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya yarım kilogram temizlenmiş ıspanak konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Ispanağın tamamı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspnea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. uzun sabahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihmal, gaflet; ihmalkarlık, kayıtsızlık, dikkatsizlik. gross negligence büyük gaflet. negligent s. ihmalci, savsak kayıtsız. negligently z. dikkatsizlikle, baştan savma olarak; lâubalice, saygısızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmal edilir, önemsemeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kişnemek; i. kişneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. komşu; yakın kimse veya şey; f. komşu olmak; yakın olmak; yaklaşmak, yaklaştırmak. good neighbor policy iyi komşuluk siyaseti. Howdy, neighbor! Merhaba kardeş! next door neighbor kapı komşu, yakın komşu. neighboring on komşu, yakın. neigh borly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نگاه] bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bakış, bakma. 2.Göz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakış, bakma, nazar. Atf-ı nigâh etmek = Nazar atmak, şöyle bir bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigeh-bân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigeh-dâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Resim, tasvir, sûret. 2. mec. Resim gibi güzel sevgili. 3. (sıfat terkiplerinde). Resmolunmuş. Hâtırnigâr = Hatırda resmolunmuş gibi yerleşen, unutulmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Sûz-i Dilârâ makamı ile aynıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نگار] sevgili. 2.resim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Resim. 2.Resmedilmiş, resmi yapılmış. Put. 3.Sevgili. 4.Türk musikisinde bir makam. Nigar Hanım: Meşhur kadın şairlerdendir. Osman Paşa’nın kızıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigâristân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Resim ve tasvir yapan, ressam, tasvirci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Resim gibi güzel sevgili, dilber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Resim ve tasvir yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(nigâr-istân) (i. F.). 1. Resim, tasvir ve heykellerle dolu yer, resim ve heykel müzesi. 2. Putlarla dolu mâbed, puthane. 3. mec. Güzelleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Resim ve tasvîr olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نگه] bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakan ve muhafaza eden, muhafız, bekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözcülük, bekçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Himaye eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kaba bir çeşit dikiş. 2. Silindir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nijer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakan, nâzır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nijerya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cimri kimse, tamahkâr kimse, eli sıkı kimse; s. cimri, tamahkâr, hasis. niggardly s., z. cimri; kısıtlı; z. tamahkarca. niggardliness i. cimrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. zenci, çok esmer kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereksiz ayrıntılarla vakit geçirmek, önemsiz şeylerle uğraşmak; ufak tefek kusurlar üstünde durmak. niggling s., i. aşırı titiz; süfli; sinirlendirici; i. aşırı titiz çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), s. yakın; hemen hemen, az daha; (edat) yakın; s. yakın; elde hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gece, gece vakti; akşam; karanlık; cehalet. night and day gece gündüz, daima, durmadan. night blindness gece körlüğü. night clothes yatak kıyafeti. night crawler A.B.D., k.dili geceleri çıkan bir çeşit solucan. night editor gece çalışan gazete yazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece başlığı, takke; yatmadan önce içilen içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam vakti, akşam karanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NightFraming, karanlıkta fotoğraf çekebilmek için üç işlevi (NightShot, Hologram AF ve Flaş öncesi pozlama kontrol) birlikte kullanır. NightShot ile çerçevenin belirlenmesi: Kızılötesi teknolojisini kullanarak, tamamen karanlıkta bile çekilecek nesneyi görüntüler. Hologram AF ile odaklama: Deklanşöre yarım bastığınızda, fotoğraf makinesi Hologram AF ile çerçevedeki görüntüye odaklanır. Bir lazer, nesnenin kenarlarını algılar ve fotoğraf makinesinin buna düzgün biçimde odaklanabilmesini sağlar. Ön Flaş ile Kayıt: Deklanşör düğmesine tam basıldığında ön flaş yanar. Pozlama belirlenir ve ana flaş yanar; böylece mükemmel biçimde odaklanılmış, çerçeve içine alınmış ve pozlanmış görüntü çekilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus; geceleri geç yatma adeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bülbül, (zool.) Luscinia megarhynchos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, (zool.) Caprimulgus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece kandili, gece açık bırakılan loş ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) gece boyunca (süren).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabus, karabasan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geceleri baskın yapan atlı ve maskeli çeteye mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itüzümü, köpeküzümü, (bot.) Solanum nigrum. woody nightshade yaban yasemini, (bot.) Solanum dulcamara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkeklerin giydiği gecelik entarisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok zayıf aydınlatma koşullarında bile yakın çekimler yapmanızı sağlayan bir moddur. Ek “IR verme birimi” HVL-IRC ile bu mesafe 30 metreye kadar genişletilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ay veya gezegenin güneş ışığında olmayan tarafı; herhangi bir şeyin karanlıkta olan yanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanlıkta bir silâhı hedefe yöneltmek için kullanılan elektronik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD cop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karanlıkta manzarayı ekran üzerinde gösteren elektronik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yatak kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD (k.dili) gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yüzük (taşı). 2. Mühür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نگين] yüzük. 2.yüzük kaşı. 3.mühür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) siyahlaşma, kararma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) siyahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İyi, hoş. Nîgûkâr = İyi iş işleyen, iyilik eden. (bk.) Nİk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Başaşağı, tersine dönmüş. Ser-nigûn = Başaşağı. 2. Ters, aksi, uğursuz. Nigûn-baht = Talihsiz.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esnek, katı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) bir şan solosuna refakat eden müzik aletinin çaldığı parça, obligato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) zorlamak, mecbur etmek, zorunda bırakmak; (s.) bağlı, mecbur; kayıt altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mecburiyet, yüküm, zor; (huk.) senet, borç; farz, ödev, yüküm. Iaw of obligations borçlar hukuku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) obbligato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mecburi, gerekli, zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) mecbur etmek, zorlamak, zorunlu kılmak, zorunda bırakmak; minnettar kılmak; iyilik etmek, memnun etmek. I am much obliged. Çok minnettarım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) alacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazik, hoş davranan, yardım etmeye hazır. obligingly (z.) nazik bir şekilde. obligingness (i.) nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) yüküm altına giren kimse, bir borç senedini imza eden kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Bilim

Olay Ufku

Genel görelilikte olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgeyi sınırlayan kuşağa denir. Olay ufku, herhangi bir fiziksel incelemede bulunamadığımız bir uzay parçasıdır. Ne olay ufkundan ötesini bilinen yasalarla açıklama olanağı vardır, ne de orada ne olup bittiğini bilmenin bir yolu vardır.

Kara deliğin olay ufku

Bir yıldızın olay ufku, yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle orantılıdır. Örneğin kütlesi 10 Güneş kütlesi olan bir yıldız içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur. Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır. Kimi kara deliklerde iki olay ufku vardır. Kimileri "olay ufku" terimi yerine kara deliğe pek uygun olmamakla birlikte “kara deliğin yüzeyi” terimini kullanırlar. (Terimin uygun olmamasının nedeni, bir gezegen veya yıldızdaki gibi katı ve gazlardan oluşan bir yüzeyinin olmamasıdır.) Fakat burada birtakım özel nitelikler gösteren bir bölge söz konusu değildir; bir gözlemci kara deliğe ufku aşacak kadar yaklaşmış olabilseydi, kendisine yüzey izlenimi sağlayacak hiçbir özellik veya değişim hissedemeyecekti. Buna karşılık geri dönme girişlerinde bulunduğunda, artık bu bölgeden kaçamayacağının farkına varmış bulunacaktı. Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır. Bu durum, akıntısı güçlü bir denizde akıntıdan habersiz bir yüzücünün durumuna benzetilebilir. Öte yandan olay ufkunun sınırına yaklaşmış bir gözlemci, kara delikten yeterince uzaktaki bir gözlemciye kıyasla, zamanın farklı bir şekilde aktığının farkına varacaktır. Kara delikten uzakta olan gözlemcinin diğerine düzenli aralıklarla (örneğin birer saniye arayla) ışık işaretleri yolladığını varsayalım: Kara deliğe yakın gözlemci bu işaretleri hem daha enerjetik (ışığın kara deliğe düşmek üzere yaklaştıkça maviye kayma sonucuyla bu ışık işaretlerinin frekansı daha yüksek olacaktır) hem de ardışık işaretlerin aralarındaki zaman aralığı daha kısalmış (birer saniyeden daha az) olarak alacaktır. Yakın gözlemci, uzaktakine oranla zamanın daha hızlı aktığı izleminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci de aksine, diğerinde meydana gelen şeylerin gitgide daha yavaş seyrettiğini görecek, zamanın daha yavaş aktığı izleniminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci kara deliğe bir nesnenin düştüğünü görmesi halinde, ona nazaran "çekimsel kızıla kayma" ve "zamanın genleşmesi" fenomenleri birleşmiş durumda olacaktır: Nesneden çıkan işaretler gitgide kızıl, gitgide parlak (uzak gözlemciye varmadan önce gitgide artan enerji kaybıyla çıkarılan ışık) ve gitgide aralıklı olacaktır. Yani pratikte, gözlemciye varan ışık fotonlarının sayısı, gitgide hızla azalacaktır ve nesnenin kara deliğe gömülüp görünmez olmasının ardından tükenecektir. Nesnenin henüz olay ufku sınırında hareketsiz durduğunu gören uzaktaki gözlemcinin onun düşmesini engellemek üzere olay ufkuna yaklaşması boşuna olacaktır. Kara deliğin "tekilliği"ne yaklaşan bir gözlemciyi etkilemeye başlayan etkilere “gelgit etkileri” denir. Bu etkiler kütleçekim alanının homojen olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle nesnenin biçimsizleşmesine (doğal biçimini kaybetmesine) yol açarlar. Bu “gelgit etkileri bölgesi” dev kara deliklerde tümüyle olay ufkunda yer alır; fakat özellikle "yıldızsal kara delik"lerde olay ufkunun sınırını da aşarak etkide bulunur. Dolayısıyla yıldızsal kara deliğe yaklaşan bir astronot daha olay ufkuna geçmeden parçalanacakken, dev kara deliğe yaklaşan bir astronot, daha sonra “gelgit etkileri” ile yok edilecek olmakla birlikte, olay ufkuna bir güçlükle karşılaşmadan giriş yapacaktır.

Kaynak: Wikipedia

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takımerki, oligarşi. oligarch i. oligarşi yöneticisi. oligarchic(al) s. oligarşiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Siyasî iktidarın, bir zümreden olan kimselerin elinde bulunması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oligarchie

top. b. takım erki

Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim, aristokrasinin daralmış biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oligarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oligarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Beyazımtırak bir cins feldispat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. oligopoly

ekon. azel

Sunumun birkaç satıcı tarafından yapıldığı ve bu az sayıdaki satıcının birbirlerinin üretim kararlarından etkilendiği piyasa türü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. oligopsony

ekon. az alıcı

Çok sayıda satıcıya karşılık sınırlı sayıda alıcının bulunduğu, dolayısıyla her alıcının satın alacağı miktar ve satıcıya ödeyeceği fiyatın, rakip alıcıların miktar ve fiyatlarını etkileyebileceği piyasa türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Üçüncü za manın dört büyük bölümünden ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishhook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. original.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makas veya zamk kullanmaksızın kâğıt bükerek Japon usulü hayvan şekilleri yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani mercanköşk, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asıl, köken, kaynak, başlangıç; nesil, doğuş, soy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asli, esasa ait, ilk; özgün, yeni, yeni icat olunmuş, orijinal; yaratıcı (zeka); i. aslı, kaynak, menşe; asıl nüsha, müsvedde; acayip kimse. original mind yaratıcı zeka. original sin ilah. kalı- tımla geçen veya doğuştan olan günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icat etmek, meydana getirmek, çıkarmak, yaratmak, gelmek, olmak. origina'tion i. icat etme veya olma; meydana gelme; yaratılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. avara demiri; patrisa mataforası; uskundra; dirsekli futa veya bunun ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. sınırsız olarak, birden, yekten; bütün bütün, tamamen; dosdoğru; doğrudan dogruya; s. sınırsız; tam, bütün; devam eden; karşılıksız; düpedüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. overnight

ekon. gecelik

Bir gece içinde olan, gerçekleşen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. gece esnasında, geceleyin, bir gece içinde, bir geceyi kapsayarak; dün gece; ani olarak, birdenbire; s. gece boyunca olan; bir gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış, kusur; göze tim, idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tartıda fazla gelen miktar, fazla ağırlık: şişmanlık; şişman: f. fazla yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consensus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consensus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by