Ikra ne demek? | Ikra anlamı nedir? | Ikra

Ikra anlamı nedir?

ikra ne demek?

ikra anlamı nedir?

ikra | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ikra

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kirâya verme veya verilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlaklardaki girift çalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Girift çalıları çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. fıkarât). 1. Omurga kemiği. 2. Bir makale ve yazının ayrıca bir bahis teşkil eden, öncesi ve sonrasından ayrılabilen parçası: Yazdığım şeyin bazı fıkralarını tashih ettim. 3. Kanun veya ilim kitaplarında bend, madde: Kanunda buna dair bir fıkra vardır. 4. Küçük hikâye, kıssa: Bir fıkra nakletti. Kendisi pek tuhaf fıkralar bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anecdote. joke. clause. paragraph. funnies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anecdote. article. clause. joke. vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph. vertebra. anecdote. column. short feature. article. chestnut. clause. head. item. subclause. subparagraph. subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فقره] fıkra. 2.bölüm. 3.omur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşimek, mayalanmak. Osm. tahammür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten masdar). 1. Cebren ve İstenilmeyen bir iş yaptırma, ikrâh ile oruç bozma (Arapça’da mânâsı bundan ibarettir). 2. İğrenme, tiksinme, nefret, Ar. teneffür: Bu işten bana ikrâh geldi (bunun doğrusu istikrâh’tır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. loathing. abhorrence. detestation. aversion. duress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکراه] tiksinme, iğrenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tiksinmek, iğrenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Kendisi istemediği halde, isteği dışında, zorla, cebren: Ikrâhen oruç bozana günah yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکراها] tiksinerek, iğrenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKRAM) (i. A. «kerem» den masdar) (c. ikrâmât). 1. Ağırlama, hürmet, saygı. Ar. İzâz, tâzîm: Kemâl-i ikrâm ile, ikrâmât-ı lâzıme ile kabûl etti. Misafirlerine ikrâm eder. 2. Saygı ve iltifat şeklinde bir şey verme: Size ne ikrâm ettiler? Bir şerbet, bir sigara, bir tütün tabakası ikrâm etti. 3. İhsan, kerem: Zü’l-Celâl-i vei-ikrâm olan Allah. 4. Pazarlığın dışında olarak, satıcı tarafından müşteriye yapılan tenzilât: Bana biraz ikrâm etmeyecek misiniz? Uç lira ikrâm edebilirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treating with respect and honour. gift. kindness. discount. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honouring. treating with respect and honour. something offered. on the house. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اکرام] cömertlik. 2.sunma, armağan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Hürmet, saygı gösterme. 2.Ağırlama. 3.Bir şeyi hediye, armağan olarak verme. 4.Hesap dışı yapılan inceleme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ikrâm). ikramlar. bk. ikram.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who enjoys serving things to guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağırlama suretiyle, hürmet, saygı ve tâzîm için: Size ikrâmen bu işi yaptım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKRAMİYYE) (i. A ). 1. Saygı, mükâfât için verilen para veya hediye: Haremeyn ikramiyesi: Osmanlı devrinde Haremeyn-i Şerîfeyn’e gönderilmek üzere dolgun maaşlı memurların maaşlarından yılda bir kesilen para. 2. Şirketlerin, bankaların belirli zamanlarda hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları para veya piyangoda bilet sahiplerine çıkan para veya hediye: Bu defa çekilen piyangonun büyük ikramiyesi filâna düştü. 3. Satıcı tarafından pazarlığın dışında olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen para veya yapılan tenzilât: Elli lira ikramiye aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonus. prize. premium. bounty. gratification. gratuity. perk. perquisite. plum. sweepstake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonus. bounty. perquisite. prize. perk. lottery prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonus. premium. prize in a lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اکراميه] bahşiş. 2.ikrâm olarak verilen para veya eşya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın ikramı, nimeti, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan masdar). 1. Kararlaştırma, kararlı ve devamlı hâle getirme. 2. Dil ile söyleme, ifade, beyan: Kalb ile İmân, dil ile ikrâr. 3. Tasdik, kabûl, teslim, inkâr’ın zıddı: Tanrı’nın birliğini ikrâr edenler. 4. Saklamayıp açıktan söyleme, itiraf: Kabahatini ikrâr eyledi. 5. (hukuk) Bir kimsenin, diğer bir şahsın kendisinde olan hakkını bildirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confession. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. acknowledgment. admission. avowal. declaring. confessing. declaration. cognizance. cognovit. confession. recognition. admitted statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقرار] itiraf. 2.dile getirme. 3.kabullenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.itiraf etmek. 2.dile getirmek. 3.kabullenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ikrâzât). Borç veya ödünç verme: Mevcut parayı ikrâz etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loan. amount of a loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقراض] borçlandırma, borç verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ikrâz). Borç vermeler, ödünç vermeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kira ile tutma ve kiralama mânâsıyla kullanılmış ise de, Arapça’ da doğrusu ikrirâ’dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten masdar). Kerih görüp nefret etme, tiksinme, iğrenme: Kıyafetinden insan istikrah eder (asıl Arapça’da mânâsı bir şeyi kerhen yani zorla ve istemeyerek yapmaktan ibarettir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکراه] iğrenme, tiksinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iğrenmek, tiksinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «karâr» dan masdar). 1. Yerleşme, karar bulma, bir yerde sabit olma, oturma: Uzun yıllar seyahatten sonra filân yerde istikrâr etti. 2. Kararlaşma, tamamiyle ortaya çıkıp belli olma: Bunun nizamı henüz istikrâr etmedi (bu mânâ ile takarrür daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stableness. stability. constancy. steadiness. ballast. easiness. permanence. permanency. steady. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. stabilization. steadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. stabilization. firmness. permanency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقرار] kararlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. steady. stable. stabilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. established. stabilized. settled. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İstikrarlı Ses özelliği programlar ile reklamlar arasında tutarlılık olması için ses düzeylerini eşitler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıt ve kayıttan çalma sırasında oluşabilecek ciddi zararları önlemek için gelişmiş döküm ve birleştirme teknolojisi, titremeyi azaltıp istikrarlı yazmaya ve yüksek hızda kopyalamaya olanak sağlayan düz bir diski güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. changeable. changeful. choppy. desultory. fluid. precarious. undecided. unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. unsettled. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instability. unsteadiness. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİKRAZ) (k kalın) (i. A. «karz»dan masdar) (c. istikrâzât). Faizle para alma, borç etme: Istikrazsız idare mümkün değildir (asıl Arapça’da bu mânâda «iktirâz» kullanılır, «istikraz» ise borç istemek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan. accomodation. amount of a loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anleihe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقراض] borçlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقراض] makas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقراض] makas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Anma, hatırlama. 2.İbret, örnek. 3.Öğüt. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by