Ilac-pezir ne demek? | Ilac-pezir anlamı nedir? | Ilac-pezir

Ilac-pezir anlamı nedir?

ilac-pezir ne demek?

ilac-pezir anlamı nedir?

ilac-pezir | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ilac pezir

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ilâe, Fars. pezîreften = kabûl etmek). 1. Devâ kabO! eden, tedavi edilebilen, Osm. kabll-i tedâvî. 2. Çaresi bulunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmaya müstahak, pek kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli maddelere cilâ veren, oğarak veya vernik vesaire sürerek parlatan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finisher. varnisher. polisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlâcı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, pezîreften = kabûl etmek). Gönlün kabûl edeceği, gönlün beğendiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. faysal = çözme, karar, F. pezîriften = kabul etmek). Hal ve fasi kabûl eden, neticelenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fenâ = zeval, F. pezireften = kabul etmek). Zeval bulan ebedî olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فناپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halel, Fars. pezîriften = kabûl etmek). Eksik, fesat kabûl eden, nâkıs, bozuk: Bunca senelik hukuk, halel-pezîr oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hitâm = bitme, Fars. pezîriften = kabûl etmek). Biten, hitâm bulan: O iş de bugün hitâmpezîr oldu (dilimizde kullanılmıyan asıl mânâsı: bitebilir, bitmesi mümkün olan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. husûl = peydâ olma. F. pezîreften = kabûl etme). 1. Kabil-i husûl = Husûlü mümkün, hâsıl olabilir. 2. Husûl bulmuş, hâsıl olmuş: Husûl-pezîr oldu = Gerçekleşti, hâsıl oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اختلاج] çırpınma. 2.seğirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLAÇ) (I. A. masdar) (Arapça’da muâlece İle aynı mânâdadır). 1. Bir hastaya bakma, iyi etmeye çalışma, Ar. muâlece, müdâvât. ilâç etmek (Arapça’da asıl olan bu mânâ ile dilimizde pek kullanılmaz). 2. Bir hastaya veya yaralıya içmek veya sürmek için verilen şey, devâ. Hastalara ilâç verilir. Doktor birçok ilâçlar verdi. Bu hastalığın İlâcı bulunamadı (bu mânâ dilimize mahsustur, Arapça’da devâ denir). 3. mec. Çare, tedbir, derman, tesviye, halletme, yoluna koyma: Bu derdin, fenalığın İlâcı yoktur. Bt-ilâc = Çaresiz, dermansız: Bİ-llâc kaldı. Ll-ilâc = Çaresiz, nâçâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicine. drug. remedy. cure. curative. medicament. physic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. drug. medicine. potion. remedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. medicament. medicine. remedy. drug. chemical. application. draught. formula. pharmaceuticals. relief. stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ علاج] ilaç. 2.tedavi. 3.çare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). İlâç kabûl etmez, çaresi olmayan, devâsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ilâe, Fars. pezîreften = kabûl etmek). 1. Devâ kabO! eden, tedavi edilebilen, Osm. kabll-i tedâvî. 2. Çaresi bulunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), ilâç sürmek, püskürtmek, sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfect. medicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine. to medicate. to disinfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine to. to apply disinfectant to. to apply insecticide to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlâcı olan, ilâçlanmış: İlâçlı kâğıt, pamuk, İlâçlı şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicated. treated with pesticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاج ناپذیر] tedavi edilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ilâç ve devası olmayan: Bu, ilâçsız bir hastalıktır. 2. Çaresiz, dermansız: Bu, İlâçsız bir derttir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unmedicated. untreated. incurable. irremediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapanabilir, onulması mümkün yara (yanlış ve zevksiz bir terkiptir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İnhilâl kabûl eden, inhilâii mümkün olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ıslâh = düzeltme, Fars. pezîriften = kabûl eden). Düzeltme ve tamir kabOl eden, ıslâha kabiliyeti olan, ıslâh edilebilir: Bu hâl ıslâh-pezir değildir (kabil-i ıslâh deha çok kullanılmıştır), bk. Islâh-pezîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اصلاح پذیر] ıslah edilebilir, iyileştirilebilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) İstilâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invader. invasionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) LA.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. leylak ağacı veya çiçeği, bot. Syringa vulgaris; leylak rengi, açık mor; s. leylak rengindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pezîreften» fiilinden imas. olup birleşik kelime teşkiline girer). 1. Kabûl eden, alan, bulan. 2. Kabûl edebilir, Ar. müstaid. Islah-pezîr = Islahı mümkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kabûl eden, kaabil. Pezîrây-i hitâm olmak Son bulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazing. astonishing. astounding. prodigious. wonderful. wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wondrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şifâ = iyileşme, Fars. pezîreften = kabûl etmek). İyilik kabûl eder, iyileşebilir, geçebilir, tedavisi kabil, zıddı: şlfâ-ni-pezîr: Osm. gayr-i kaabili şifa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاناپذیر] iyileşmez, onulmaz, şifa bulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is living far from his home and family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. pezîreften = kabul etmek). Şekil ve sûret alan, hâsıl olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tesellî, Fars. pezîreften = kabûl etmek). Teselli kabûl eden, teselli edilebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbiturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zevâl = mahvolma, Fars. pezîreften = kabûl etmek). Yok olması mümkün veya kolay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زوال ناپذیر] yok olmayan, kalıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [زوالپذیر] yok olucu, fani.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by