Ilah E ne demek? | Ilah E anlamı nedir? | Ilah E

Ilah E anlamı nedir?

ilah E ne demek?

ilah E anlamı nedir?

ilah E | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ilah

Türkçe Sözlük

(i. A. mü.). Cahiliyet devrinde dişi sayılan put, mâbut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. firearms. shooting iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonra, bâdehû, nihayet, Akıbet: Göreceksiniz, bilâhare pişman olacak. ortasından ayrılmak: Çam tahtası kolay biçilir. 2. Kesilmek, kat’olunmak: Pantolon böyle biçilmez. Esvabı biçildi. 3. Orakla kesilmek, hasad edilmek: Ekinler daha biçilmedi. Çayırın otu biçildi. Biçilmiş kaftan = Tamamiyle hâline münasip. Ar. enseb, elyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonra, bâdehû, nihayet, Akıbet: Göreceksiniz, bilâhare pişman olacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. at a later time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاحرکت] hareketsiz, hareket etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالآخره] sonradan. 2.sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Allah’ın emri, ecel, ölüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاحت] çiftçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ilahe) (c. Alihe). Mâbut, tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god. deity. the divinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God. deity Tanrı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god. deity. godhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الخ] ve benzerleri, ve diğerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اله] tanrı, ilah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess tanrıça.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Goddess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهه] tanrıça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. musiki). Türk musikisinde dlnt bir form. Dint şarkı. Türk tasavvuf şiirinde de bir şeklin adıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ilâh» tan imen.). (mü. ilâhiyye). Ulûhiyete, Allah’a mensup ve ait, Tanrı tarafından olan: Emr-I ilahi = İlâht emir. Evâmlr-i ilâhiyye = İlâhi emirler. Eltâf-ı ilâhiyye = İlâhi lutuflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ünlem). Rabbiml ey benim Allehıml İlâht, padişahlar padişahı, İlâhi sen bilirsin. Türkçe’de hayret ve şaşkınlık İfadesidir, altında bir isim bulunur: ilâht çocuk, İlâhi Ahmed beyi (ne tuhafsın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. godly. heavenly. celestial. hymn. chant. carol. canticle. elysian. anthem. psalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. hymn. psalm. celestial. heavenly. anthem. christ!. for christ's sake!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymn. psalm. chant. godlike. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ الهی] tanrısal. 2.ilahî, dinî şarkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهی] Tanrım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T. musiki). Eskiden ilâht okuyan koronun başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divinity. theology. theology tanrıbilim. teoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theologian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLAHİYYAT) (i. A. e.). 1. Felsefenin ulûhlyetten ve Tanrı’ya ait meselelerden bahseden kısmı. 2. Dint ilimlerin bütünü, Fr. tiologle (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur): llâhiyât Fakültesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الهيات] tanrıbilim, teoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). 1. Ulûhiyete ve Tanrı’nın varlığına İnanan felsefeciler vesaire. 2. Felsefenin llâhiyât kısmı ile uğraşanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deify. idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» ten masdar) (c. ıstılâhât). 1. Bir ilim ve sanata mahsus kelime ve tâbir. Herkesin bildiği lügat mânâsından başka ilmî ve fennî bir mânâyı taşıyarak kullanılan kelime ki, şimdi Fr. terme’den alınarak terim denmektedir: Istılâh-ı tıbbî = Tıb terimi. Istılâhât-ı riyâziyye = Matematik terimleri. 2. Kinâye ve mecaz suretiyle kullanılan, atasözü yerine tâbir: Azerbaycan ıstılahında şu mânâ ile kullanılır. 3. Herkesin anlamadığı ve konuşma dilinde kullanılmıyan garip ve mânâsı karışık kelime: Istılah paralamak = Böyle kelimeler kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصطلاح] terim, tabir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip ve anlaşılmaz kelimeler kullanan, ıstılah ve lügat paralayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صطلاحات] terimler, tabirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ıstılâhiyye). Istılaha, terime ait: Istılâhî mânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gemicilik). Denizcilik, deniz işletmeciliği işi: Eski Finikeliler milâhatta pek ilerlemişlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. esliha). Harp Aleti. Silâh atmak = Tüfek ve tabanca boşaltmak. Terk-i silâh etmek = Bir savaşa son vermek yahut savaşmamak için silâhı elden bırakmak. Silâha sarılmak, davranmak = Silâh kullanmak. Sil«h-be-dett = Silâh elde olarak. Esliha-i câriha = Kesici silâhlar. Esliha-I nâriyye = Ateşli silâhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor. arm. weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arms. gun. armament. hardware. weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. F., Ar. silâh, Fars. endâhten = atmak). 1. Tüfek ile silâhlı asker. 2. Savaş gemilerinde tayfalık etmeyip tüfekle silâhlanmış olarak askerlik eden deniz piyadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh konan depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski vezirlerin silâhlarını saklayıp idare etmeye memur ağa. 2. Osmanlı sarayında Enderûn’un en büyük Amiri olan orgeneral.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سلاحدار] silahtar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfekçilik, sllâhendâz görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. arming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh edinmek, silâh takmak, silâha sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. arm oneself. to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take up arms. to arm oneself. to become armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh taşıyan. Ar. müsellâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armor clad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tabanca, yatağan gibi silâhları koymaya mahsus meşinden kat kat kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gun rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unarmed. armless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament. paris charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm. to become disarmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâhlı, silâh taşıyan adam. 2. Cengâver, savaşçı adam. 3. Eskiden hükümdar ve devlet büyükleri hizmetinde görevli muhafız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man at-arms. musketeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâhşor olma. Silâhtarlık: (bk.) Silâhdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a man-at-arms. soldiering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Silâhtar görevi.

Türkçe Sözlük by