ılık ne demek? | ılık anlamı nedir? | ılık

ılık anlamı nedir?

ılık ne demek?

ılık anlamı nedir?

ılık | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ilik

Türkçe Sözlük

(i.). Az sıcak, soğuğu kırılmış, Fars. Nîm germ = Ilık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. «İlmek» ten). Elbisenin düğme geçmeye mahsus deliği: Gömleğe İlik açmak. Ceketin iliğine çiçek takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ilmek» ten). Kemiğin içindeki yağa benzer madde. İliğe işlemek, geçmek = Çok derin tesir etmek: Soğuk iliğime işledi, geçti. İlik sızlamak = Derin ağrı duymak. İlik gibi = Yumuşak ve lezzetli şey. Murdarilik = Omurga kemiği içindeki ilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temperate. tepid. warm. lukewarm. balmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepid. lukewarm. lukeworm. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. eye. buttonhole. marrow. medulla. frog. grummet. pith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttonhole. loop. marrow. bone marrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone marrow. to drench sb to the skin. to affect one deeply. to touch one to the quick. buttonhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness. rashness. precipitance. unwise or excessive haste. hastiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı olan şeyin hali, meraret. Mec. Sertlik, şiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitterness. acridness. acridity. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Cins ve türlerin yalnız ismen var olduğunu ileri süren felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turpitude. commonness. inferior quality. vulgarity. baseness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority. commonness. meanness. baseness. pettiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aşçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzyıllarca önce Anadolu’da gelişen bir halk ocağı. Sosyal bir kuruluş olan ahilik, iş alanında adam yetiştirmek, çalışma sevgisini aşılamak, istihsali çoğaltmak maksadını güder; günlük hayatta ise yardımlaşma, yoksullları koruma gibi insanî duyguları, ayrıca müzik, binicilik, silâh kullanma kabiliyetlerini geliştirmeye önem verirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahlâklı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Edebiyat). Herhangi bir yazının kolaylıkla okunabilir bir üslûpta yazılmış olması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her varlığın aklî bir sebebe dayandığını, bilginin kaynağının akıl prensipleri olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism usçuluk. rasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. intelligence. cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. cleverness. sagacity. sanity. wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfortune. ill luck. mishap. rotten luck. trouble. hitch. perversity. crossness. awkwardness. bile. contrariety. contrariness. contretemps. dourness. fractiousness. gruffness. hardness. misadventure. moodiness. petulance. recalcitrance. reverse. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. matter. mishap. mood. reverse. misfortune. hitch. peevishness. crossness. obstinacy. perversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. obstinacy. misfortune. set-back. diversity. pitch. perverseness. perversity. contrariety. distemper. mischance. mishap. mood. setback. tantrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate. to raise difficulties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kıymeti altı (kuruş vesaire) olan: Bu kumaşın altılığı da var yediliği de. 2. Boyu altı arşın ve sikleti altı okka vesaire olan: Altılık direk; altılık kuzu. 3. Altı kuruş vesaireden ibaret, altıya bölünen madenî para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentionality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anbarcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amedci unvan ve mansıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anbarcı sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meaningfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. sympathy. judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Araba yapmak sanatı. 2. Araba sürenin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aracının gördüğü iş, vasıtalık, tavassut; vesatet: O, bu işi ancak benim aracılığımla yapabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention. mediatorship. agency. agency business. intercession. intermediate trade. procuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediation)

Sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. İki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a researcher. research.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture. beekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beekeeping. apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adilik, aşağı olma hali. 2. Düşük evsaflı, Adi: Aşağılık adam, aşağılık mal. Aşağılık duygusu = Kendisini başkalarından aşağı görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-down. unworthy. contemptible. base. abject. no class. dirty. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. mean. no-good. petty. rascally. reptile. reptilian. scabby. scurvy. slavish. snotty. sordid. tinpot. unutterable. vile. wicked. wormy. lowne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. atrocious. base. contemptible. despicable. low. shabby. sordid. unsavoury. vile. baseness. lowness. meanness. mean. ignoble. dishonourable. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness. meanness. vulgarity. mean. ordinary. vulgar. banal. abject. bugger. cheap. contemptible. despicable. inferiority. low- down. mean individual. servile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Halkağzında: Ahçılık) (I.). 1. Aşçı sanatı, hal ve sıfatı: Aşçılık zannolunduğu kadar kolay bir sanat değildir. 2. Yemek pişen yer, aş-hane, mutfak, aşevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery. cuisine. cooking. culinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtaatsizlik, serkeşlik, Osm. bagaa, tuğyân. 2. Günahkârlık. 3. Haydutluk, şekaavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebelliousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebelliousness. rebellion. disaffection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey. to set authority at naught. to take the law into one's own hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exorbitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. extravagance. excessiveness. extremism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. excess. exorbitance. intemperance. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. purloining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asrîce davranış veya asrî olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atçıların işi; at koşuları, at sergileri gibi çalışmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding race horses. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapur ateşçisinin sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. mettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship. boastfulness. braggardism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Av avlamakla meşgul adamın hal ve sıfatı. (Osm.) Sayyâdlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. hunting. shooting. the chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huntsmanship. shooting. gunning. hunt. hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaking. shoe trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. disagreement. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. difference. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrı olma hali. Firkat, Ar. müfârakat, Fars. cüdâİ, hicran. 2. Muhalif olma, muhalefet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parting. separation. dissimilarity. difference. standoff. clash. disagreement. dissentient. divorce. faction. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discrepancy. faction. separation. split. rift. gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference. separation. separateness. remoteness. lack of accord. deviation. legal separation. contrast. detachment. discrepancy. disunity. exception. gap. split. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resoluteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

XIX. yüzyılda İran’da BAb adında biri tarafından kurulan din sistemi, Bahâİlik, bu mezhepten çıkmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağa bakanın işi ve san’atı: Bağcılık ediyor; bağcılık nazik bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viniculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viniculture. viticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bağî, eşkıya olma, haktan sapma, serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inveteracy. dependence. subjection. addiction. dependency. dependance. habit. bondage. fixation. indulgence. servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. dependence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağlı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. correlation. interdependence. obedience. allegiance. faith. faithfulness. adherence. adhesion. cementation. cohesion. cohesiveness. constancy. devotion. fidelity. homage. interdependency. loyalty. singleness. subordination. troth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. alliance. commitment. constancy. devotion. faith. fidelity. loyalty. dependence. faithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. devotion. faithfulness. affection. statistical correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), islâm dininden ayrılmış, İran’dan başka Avrupa ve Amerika’da da yayılmış bulunan BAbîlik’ten doğmuş bir din.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcılık, remilcllik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copperworking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apiculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçı sanatı. Sayd-ı mâhî = Balık avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing. fishery. fishing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishery. fishing. fisheries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e). Bâri, hiç değilse, hiç olmazsa. (BAri kullanılması daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmacı sanatı, (bk.) Basmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of the attorney general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcılık, işi batak olmakla herkesin de malını batıran adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adîlik: Bu kâğıdın, bu yazının bayağılığı meydandadır. 2. Aşağılık, dûnluk: Bu adamın bayağılığı ilk sözünden anlaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarity. coarseness. banality. inferiority. platitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. being the holder of a franchise. franchise. the territory in which a franchiser has the right to sell a company's product. franchiser's place of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealership. distributorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlerin tâyînât puslalarını alıp satmak işi ve bundan olunan ticaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçi sıfat ve hizmeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman's duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman's duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işrete ibtilâ, içkiye düşkünlük, sarhoşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the business of governing a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specificity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sadece kendi çıkarını düşünme hali. 2. (felsefe) Bencil davranışın, bütün ameliyelerin asıl hedefi olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiryakilik, (bk.) Beng.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livestock fattening. stockfarming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tedium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occupation of a ticket taker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). 1. Bir faraziye halinde ileri sürülen ve yanlışlığı ustalıkla gizlenip doğru olduğu kabul ettirilmek istenen delil, safsata, sofizm. 2. Bu mahiyetteki delillere dayanan hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâmet, nişan, emâre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاقتضا] gerektiğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tabur askere kumanda eden subayın rütbe ve sıfatı: Falana binbaşılık verildi, binbaşılığa terfi etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank of major. majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ata binmek mahareti. Ar. fürüsiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. equitation. riding. show jumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riding. horsemanship. horse-riding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horsemanship. horse-riding. equitation. maneage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). 1. Varlıkların temelini ruh veya madde gibi tek gerçekte bulan, diğerlerini bundan çıkmış olarak düşünen doktrin. 2. Gerçeğin bölünmez bir bütün olup, müstakil parçaları bulunmadığına inanan doktrin, monizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji) (uyd. k.). 1. Topluluk yerine ferdi hedef alan ve ona önem veren doktrin. 2. Ferdin teşebbüs ve menfaatlerini her türlü kontrolün dışında bırakmak isteyen doktrin. 3. Bütün değer, hak ve ödevlerin topluluktan değil, fertten çıktığına inanan görüş, ferdaniye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci olmak hakkı, en başta bulunma: Sınıfta birinciliği kim kazandı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first rank / place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze bahçıvanlığı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truck farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market gardening. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya satan veya boyayan ve nakkaşlık eden adamın sanatı: Boyacılık ediyor, boyacılık pek lüzumlu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyeing. house painting. shoeshining. manufacturing or selling of paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın ayak bileğinde

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ravishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Otlak ve çayırın dördüncü ve son defa biçilmesi. 2. Uç sene işlenmeyip hayvan yayılan tarla. Buzağılık bozmak = Bu suretle terk olunmuş tarlayı açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evkaf gelirlerini toplayan tahsildarın vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchcraft. magic. spell. cantankerousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show a bad temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir saz çalan adamın sanatı, sâzendelik, mutrıblık: Çalgıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalı ile dolu ve örtülü, fundalık: Çalılık bir yer. Çalı ile örtülü yer, çalı ormanı: Orada bir çalılık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bushy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. bush. bushy. copse. heath. scrubby. shrubbery. thicket. brushwood. scrub. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicket. bushes. brushwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkama sanat ve meşguliyeti: Çamaşırcılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaziery. selling or installing glass. glazing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Animizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. animation. color. colour. crispness. spiritedness. alacrity. bounce. brightness. brio. buoyancy. dynamics. elan. exhilaration. friskiness. ginger. life. lustiness. perkiness. quickness. raciness. sprightliness. stamina. stir. verve. vivac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alacrity. animation. colour. dynamism. ginger. go. life. sap. soul. sparkle. spirit. stir. verve. vitality. liveliness. vigour. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. liveliness. vigour. momentum. action. mobility. dynamism. stir. stirabout. impulse. biological. animal spirits. animation. bounce. briskness. buoyant lift. colour. dash. eagerness. ginger. goings on. image advertising. life blood. pith. shine. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Vapur vs. makinesini idare eden adamın vazifesi: Çarkçılık kaptanlıktan aşağı sayılır. 2. Bir makinenin tekerleğini veya bir bileği çarkını çeviren bir işçinin işi, hal ve sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift öküzlerini birbirine bağlayan ağaç. Boyunduruk bu ağaca geçmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a teahouse. the raising of tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasiveness. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Efendilik. 2. Terbiye, naziklik, zarafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli olma hali. Ar. tenevvû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. variation. variety. distinctness. diversity. diversification. variegation. range. multiplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety. diversity. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversity. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. floristry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floriculture. horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnestness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araziyi ekip işlemek sanatı, ziraat, harâset: Çiftçilikle çobanlık, insanlığın en eski gelir kaynaklarının başında gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming. husbandry. agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming. agriculture. farming business. husbandry. tillage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-seeking. self-interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrık vesaire yapan doğramacının sanatı ve İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Cimri olanın hali. 2. Cimrice davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niggardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meanness. stinginess. miserliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess. nearest. parsimony. scrimpiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stingy. skimp. scrimp. pinch. stint. stint money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtlety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çini yapma sanatı: Türk çiniciliği Osmanlı devrinde en yüksek noktasına erişmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art of tile-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Cetvel tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çanak, çömlek, testi gibi şeyler yapma veya satma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceramics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pottery. pottery industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hosiery business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süvarilerin koşu oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) binicilik, at binme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakan kadının sıfat ve görevi: O kadın dadılık ediyor, dadılık zor bir vazifedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağcının yaptığı iş. Dağa çıkmak = Eşkıyalık etmek, devlet kuvvetlerine karşı gelmek için dağlara çekilmek. Dağa kaldırmak = Bir kimseyi herhangi bir gaye ile zorla dağa veya tenha bir kıra götürüp orada tutmak. Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın = Hasretin ölüme tercih edildiğini anlatır. Dağdan gelip bağdakini kovmak = Sonradan girdiği bir yerde eskileri beğenmez olmak. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz = Aynı evde oturan iki ailenin er geç geçimsizliğe düşeceğini ifade eder. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur = Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar insanların birbiriyle buluşabileceğini anlatır. Dağ fare doğurmuş = Büyük şeyler beklenen bir işten basit bir netice alınca söylenir. Dağ gibi = Pek büyük, iri, güçlü. Dağ anası = Çok iri kadın. Dağlar kadar = Aşırı ölçüde büyük. Dağlara düşmek = Perişan ve avare olmak. Dağlara, taşlara = Kötü bir durum karşısında söylenir (hepimizden uzak olsun mânâsına).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing. alpinism. hill climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. felsefe). Tabiat bilgini Darwin tarafından geliştirilen, bütün canlı varlıkların arasında belirli bir yakınlık bağı bulunduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mahkemeye başvurarak bir kimseyi dava etme. Osm. müddeîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behaviourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. firmness. tenacity. solidity. resistance. durability. fortitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dayı akrabalığı. 2. Babayiğitlik, ağalık ve kahramanlık, yiğitlik. 3. Kabadayılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an uncle. the use of influence. bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deservingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valuableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2. En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. felsefe). Filozof Descartesin prensiplerine dayanan her çeşit doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gençlik, Ar. şebâb. 2. Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dell adamın hâli ve sıfatı. Ar. cünûn, cinnet. 2. Makul olmayan iş, hareket veya söz: Ben delilik ettim de oğlumu mektebe göndermedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanity. madness. alienation. foolish behaviour. foolishness. craze. crotchet. folly. lunacy. mania. paranoia. possession. termination of offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, denâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ve gemi işletmesiyle alâkalı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. seamanship. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine. maritime. navigation. seamanship. sailing. nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamanship. maritime business. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denli olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magazine business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather trade. skin dressing. tannery. tanning. tanning industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide ses dizisinin kulakta iyi tesir yapması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. durability. progression. regularity. endlessness. lastingness. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), cemiyet işlerinin, bilhassa ağır sanayi ve tarımın devlet eliyle yürütülmesi usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state control. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state socialism. étatism. statecraft. statism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski şeyler dikmek sanatı, yamacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dilenci hal ve sıfatı. Osm. sâİlik: Sonunda dilencilik etmeye mecbur oldu. 2. mec. Arsızlık, aç gözlülük: Çok dilencilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beggary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begging. mendicancy. mendicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begging. mendicancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Canlılık, hayat, yaşayış. 2. Sertlik, katılık, (bk.) Dirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. vitality. liveliness. vivacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. freshness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diş tedavi sanatı ve diş tabipliği: Dişçilikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminineness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female sex. femaleness. feminity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Kuşlarda ve sürüngenlerde kalın bağırsağın son kısmı, göden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animism. nature worship. naturism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğramacı işi ve san’atı, kapı ve pencere kanat ve çerçeveci gibi işler yapmak sanatı: Doğramacılık zahmetli bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpentry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joinery. woodwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek eşya yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümenci işi ve vazifesi: Gemide dümencilik etmek kolay şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar ve kâgir yapı yapan adamın sanatı ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bricklaying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. sensitiveness. delicacy. sentimentality. emotionality. sensibility. sentience. sentiment. susceptibility. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acuity. delicacy. sensibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. sensibility. susceptibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancılık, bir yabancı devletin tab’alığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıbbî ecza ve ilâç yapma ve satma sanatı. Ar. saydala, Osm. fenn-i saydalânt, fenn-i ispençiyârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy. pharmaceutics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmaceutics. pharmacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahiplik, mâlik olma: Bu evin efendiliği kime aittir? 2. Efendi sıfat ve unvanı: Okuyup, yazmaya alışıp efendiliği kazandı. Efendilik, beylikten aşağı değildir. 3. Terbiye vakar ve temkin, çelebilik: Efendilik böyle mi olur? 4. Lutuf, ihsan, iyilik: Bana bir efendilik etmiş olacaksınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİLİK) (i.). Eğreti olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğri olan şeyin hali, çarpıklık. Ar. ivicâc, inhinâ: Değneğin, yolun eğriliği. 2. Doğru olmayan, hile: Eğrilik hiç bir vakit adamı selâmete çıkarmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crookedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camber. curvature. obliquity. warp. crookedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. warp. crookedness. curvature. obliquity. slope. inclination. bevel. dip. tip. sweep. rake. splay. bow. cambering. camber. cant. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİLİK (i.). 1. Kekrelik, acımtrak lezzet. 2. Ekşi yüzlülük. Osm. huşûnet. 3. Sertlik, terslik, acılık (eski kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmek ve ona ait ilim ve sanat, ziraat. Ar. felâhat, harâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekmek yapan ve satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ekşi olan şeyin hali, ekşi lezzet. Ar. humz, humûzet. 2. mec. Terslik, sertlik, kötü huyluluk. Osm. bedhûyluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçi sıfat ve memuriyeti, sefaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. mission. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. the quality and functions of an ambassador. delegacy. mission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elli kuruş vesaire kıymetinde olan: Ellilik tütün. 2. Elli aded veya parçadan mürekkep yahut elli şeyi olan: Ellilik defter (elli yapraklı). 3. Elli yaşında olan: Ellilik bir adam. 4. Elli sayısı. 5. Elli kuruş veya lira vesaire kıymetinde: Bir ellilik değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. facility. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. practicableness. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerden bir yere emanet suretiyle gönderilen eşyayı alıp teslim etmek vazifesi: İstanbul ile Bursa arasında emanetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a checkroom attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekaütlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retiring. retirement. superannuation. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retirement. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorbency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the real estate business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real-estate agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benlik ve gururla karışık cahillik ve bayağılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. idiocy. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Genişlik, en: Bu şayağın enliliği makbuldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari denilen elbiseye uygun: Entarilik basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness. virtue faziletlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkeple taş, toprak vesaire taşımak sanatı, merkep sürücülüğü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köle alım satımı ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski olan şey veya şahsın hali. (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancientness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oldness. agedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hazır elbise satanın vazife, sanat ve ticareti. 2. Bir büyük dairede elbiseye ait işlere bakmak vazife ve memuriyeti (eskiden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficaciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (uyd. k.). (bk.) Aktivizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evli adam veya kadının hâli. Osm. müteehhillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. marital. spousal. nuptial. conjugal. connubial. marriage. spousal. wedlock. matrimony. hymen. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marriage. married. matrimony. union. wedlock. marital. conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrimony. wedlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra conjugal. out of wedlock. illegitimate. unlawful. extramatrimonial. extramarital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fal açmak işi. Fala bakanın meşguliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune-telling. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunetelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness. transience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. dissimilarity. diversity. discrepancy. excursion. inequality. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast. difference. diversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bir işin doğru olup olmadığını, o işin faydalı olup olmamasıyle ölçen ahlâk doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utilitarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayırlı bir iş uğrunda şahsî menfaatlerini ve canını bile feda eden adamın hali. Ar. hamiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirring up trouble. sedition. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a cooper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerin demirbaşı olan sandallara verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fülk, fülüka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter. yawl. ship's boat. lifeboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's boat. cutter. gig. pinnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moviemaking. film industry. movie business. moviedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taze gübrenin atıldığı yer. 2. İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cultivation or selling of pistachios.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography. the work of a photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gazete yayınlamak veya yazmak mesleği: Öteden beri gazetecilik ediyor. Gazetecilikle geçiniyor. 2. Gazete satanın işi, Osm. müvezzîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet street. journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journalism. fourth estate. newsprinting. profession of journalism. publicism. science of journalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Gazi sıfat ve unvanı: Gaziliği falan muharebede kazanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

validity. currency. effectiveness. availability. soundness. force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency. standing. validity. effectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provisionality. temporality. transience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permeability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). An’anelerin cemiyet hayatında temelli vazifelerinin bulunduğuna inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemi kullanmak bilgisi ve işi, gemici mesleği. Ar. milâhat: Gemicilik zor bir iştir. Kırk seneden beri gemicilik ediyorum. Gemicilikte ustadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seafaring. seamanship. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamanship. navigation. seafaring. sailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Düşünceleri gerçek birer varlık sayan bir ortaçağ felsefesi. 2. Tabiatı olduğu gibi aksettirmeyi hedef tutan sanat kolu. Fr. r£alisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. literalism. literalness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality. realism realizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realism. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Determinizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materiality. necessity. requirement. must. exigence. exigency. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. need lüzum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. need. needfulness. requirement. exingency. demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction. reactionary attitudes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir, seyahat: Geziciliği çok severim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Öğrencileriyle beraber gezinerek ders vermeye alışmış olan Aristo felsefesinin adı (peripatetizm).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. privacy. confidentiality. closeness. darkness. furtiveness. hugger-mugger. huggermugger. obscurity. stealth. stealthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latency. privacy. secrecy. stealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. confidence. confidentiality. privacy. stealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the making or selling of shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity bağıntılılık. izafiyet. rölativite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. showing off. exhibitionism. showmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözbağıcı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşle uğraşan spor kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightness. rightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justificability. justness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halı dokuma san’atı veya ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rug business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Public Offering)

Sermaye piyasası araçlarının halka arz yoluyla satışına aracılıktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight lfiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hancı sanat, meslek ve vazifesi: Hancılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inn-keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanefî mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a lady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluk, derbederlik, israf ve sefâhat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racketeering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, haydutluk, uğruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli silâhlarda harbinin konduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. dynamism. activity. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. vivacity. animation. briskness. buzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a diplomat. the diplomatic profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harita yapma işi, kartografi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography. surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshing. blending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertlik, hırçınlık, rahat durmaz ve zaptı müşkül olan at veya adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unruly behaviour. wild prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvesting. the work of a reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastabıkıcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Havacı mesleği, uçuculuk bilgisi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautic. aeronautical. aviation. aeronautics. aeros. airmanship. aerial navigation. flying. aero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeronautics. aviation. flying. airmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aviation. aeronautics. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heva ve hevesine uyma, ciddiyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flightiness. inconstancy. irresponsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaplık hayvanlar veya hizmet hayvanları yetiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-breeding. cattle-dealing. stockbreeding. breeding. cattle dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockbreeding. cattle-dealing. animal husbandry. cattle breeding. livestock production. livestock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hedonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmiş, hazır esvap satanın sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the tendency to expect everything to be handed to one on a silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir memleket ahalisinden olanlar arasındaki münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallware s business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting logs into planks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creating a faction. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hizmetçi işi, meslek ve sıfatı: Evlâdını beslemek için hizmetçilik etmeye mecbur oldu, konaklarda hizmetçilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working as a maid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adamın işi, hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Kur’an’daki harflerden mânâlar ve hükümler çıkaran bir tasavvuf kolu. Ar. hurûfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling liquor. drunkenness. being habitually drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

management. administration. governorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management yöneticilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. administrative skill. tact. governorship. husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn insistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğrilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the export business. exporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden iki kuruş. 2. İki lira değerinde olan: İkilik basma. İki kilo vesaire ağırlığında olan. 3. İki kısımdan yapılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dualism. duality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dichotomy. duality. discord. disunion. difference. half-note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the existence of an alternative. discord. disagreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DUALITY.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her şeyde ruh ve madde, iyilik ve kötülük gibi iki zıt prensibin varlığını ileri süren felsefe, Ar. sünâiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second rank. second prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). İkizli olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertising. the advertising business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressiveness. progressivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement. connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tepid. to warm up slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıklanmak. bk. Ilıtmak, ılınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğmeyi iliğe geçirerek elbiseyi tutturmak, kavuşturmak: Ceketini ilikledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to button up. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elbise kavuşturulup, düğmeler iliklere geçirilmek. Düğme iliklenmeden büyüklerin huzuruna çıkılmaz. Elbise düğmeleri İliğe geçirilerek kavuşturulmak: Ceket dar olunca iliklenmez, zor iliklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get buttoned up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. iliği olan. 3. İliklenmiş bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing marrow. having button holes. buttoned up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity. tepidness. lukewarmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İliği olmayan. 2. İliklenmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without buton holes. not buttoned up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. clemency. continence. decency. equability. moderateness. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favo u ritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde iltizâm usûliyle vergi toplama işi, mültezimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plausibility. persuasiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inatçı adamın hali, Osm. muannitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubbornness. obstinacy. obduracy. stiffness. contrariness. cussedness. dourness. hardness. indocility. intractability. intransigence. mulishness. stiff neck. perversity. recalcitrance. refractoriness. restiveness. self-will. stickiness. toughness. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. stubbornness. pertinacity. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. obduracy. stuborness. contumaciousness contumacy. recalcitrance. self-will. tenacity. wilful willful disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inek besleyip sütünü satan adamın işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. the construction business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the construction business. trade. fixed construction. building line. building trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Felsefe. bk. Antropomorfizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sericulture. the silk industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling thread or yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitivism. primitivity. primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zihin faaliyetini iradeye bağlı gören doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklük, cüsse büyüklüğü, Ar. cesamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largeness. bigness. corpulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irkı esas alan fikir ve siyaset mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism. racialism. racial discrimination. race discrimination. segregation. ethnocentrism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racialism. racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racialism. racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İş işleyen adamın hâli, rençberlik, amelelik. 2. Dikişçilik, nakışçılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workmanship. worker's pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour cost. being a worker. labo r. workmanship. work. effort. worker's pay. employee status. employe status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Fazla terlemek ve sıcaktan vücutta meydana gelen küçük pembe kabartılar.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Terledikten sonra derinin üzerinde görülen kızarıklılara halk arasında isilik denir. Tıp dilinde ise miliare denir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çorba kaşığı çörek otu konur. Kaynatılıp süzülür. İsilikler yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i). İktisadî menfaatlerin, bilhassa kamu hizmetlerinin, sevk ve idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business managament. business administration. shopkeeping. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business administration. managership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business administration. managership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddling. hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. istifçi işi. 2. mec. ileride bulunmayacağı veya pahalanacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma suçu: İstifçilik benciliğin en kötü belirtilerinden biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarding for profit. stowage. work of a stacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Köprü, yol gibi savaşla ilgili inşaat işleri ve bu işleri yapan askeri sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(STOACILIK) (i. Y. felsefe). Zenon’un arzuları yenme ve acılara dayanma hali aşılayan felsefesi. Ar. revâkıyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savrukluk, acelecilik, şimdi «acele olma» mânâsında kullanılıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency. haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgently. hurriedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İyi olan şeyin hâli, hoşluk. 2. Hayır, menfaat, fayda: Bunda bir iyilik var ki... 3. Lutuf, kerem, ihsân, muavenet, yardım: Bana bir iyilik etmek ister misin? Kendisine büyük bir iyilik etti; çok iyiliği dokundu. 4. Sıhhat, Afiyet: Hasta iyiliğe yüz tuttu; Allah iyilik versin. 5. İyi muamele, yavaşlık, yumuşaklık: İyilikle kandırmalı; iyilikle söylerseniz kabul eder. İyilik bilir = Müteşekkir, minnettar, iyilik gördüğünü unutmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favor. favour. goodness. kindness. beneficence. kindliness. loving-kindness. well-being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspices. benefaction. blessing. boon. favour. goodness. kindness. favor. good health. benefit. advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodness. kindness. favour. good deed. good health. benefit. advantage. benefaction. boon. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. beneficent. patronizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sb a kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who does not forget a kindness done him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarının iyiliğini isteyen, başkalarına iyilik etmesini seven, Fars. hayr-hâh, hayr-perver, hayırsever İYİMSER

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindly. sofly. in a friendly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolent. bighearted. kind. beneficent. humane. humanitarian. philanthropic. philanthropical. benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. good. benevolent. philanthropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İzci olma hali veya izci işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracking. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impressionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçakçının işi, yasak malı kaçırma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. contraband. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband. smuggling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. illegal trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run contraband. to engage in smuggling. to smuggle. to traffic in contraband goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. felsefe). Hâdiselerin Allah tarafından önceden ve değişmez bir şekilde tesbit edildiğine inanan felsefî görüş, cebriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadı unvan ve vazifesi, Ar. kazâ: Kadılık pek mes’uliyetli bir vazifedir. 2. Bir kadı’nın dairesi, bir kadı’nın hükmü geçen yer, kaza: Orası bir kadılık yeridir (şimdi: kaymakamlık, ilçe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kâğıtçı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for eating at breakfast. set aside for breakfast. food for breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve pişirip satan veya umumî bir kahvehane idare eden adamın meslek ve meşguliyeti: Eğlence yerlerinde kahvecilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental inlaying. relief work. marquetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental inlaying. work of an inlayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caulking. work of a caulker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakır ve demir kapkacağa kalay süren adamın işi ve sanatı: Kalaycılıkla geçiniyor. 2. mec. Sathî ve esassız iş yapanın hali, sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a tinker / tinner. a fraud. shammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuance. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanence. immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptiveness. convincingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kantarcı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. indirection. obliqueness. obscurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapıcı hizmeti: Okul, apartman kapıcılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of a doorkeeper or maintenance man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a snatch-and-run thief. purse-snatching. making big profits out of shoddy work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a metal plater. the work of veneerer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black marketeering. illicit trade. illegal traffic. trafficking. underhand trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kararlı olma hali, istikrar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. decisiveness. fixity. ballast. decision. determination. doggedness. equipoise. flatness. immovability. inflexibility. insistence. strenght of purpose. resoluteness. resolution. singleness. singleness of purpose. stableness. steadiness. sto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. decision. determination. grit. guts. heart. purpose. resolution. stability. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. determination. resolution. determinatedness. fixity. grit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek kamışlarının bağlı bulundukları meşin kuşak, fişeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın sıfat ve hâli: Karılık bazı ağır işleri yapmaya mânidir. 2. Zevcelik, eşlik, eşin sıfat ve vazifesi: On dört yaşında bir kız, kocalık, karılık nedir bilmez. Adama üç ay karılık etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wifehood. wifeliness. being a broad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do her wifely duty by her husband. to double-cross sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir muameleye karşı ve onun yerini tutmak üzere edilen muamele, Osm. bedel, ivaz, mukabele-i bilmişi, ödeşme, mükâfat: İnsan ettiği iyiliğin elbette karşılığını görmek ister. Benim size olan hizmetlerimin karşılığı bu mudur? 2. Cevap, itiraz, târiz, red: İnsan, haklı da olsa, büyüğüne karşılık vermemelidir. 3. Bir masraf için ayrılmış gelir ve teminat. Fransızca: credie ve garantle: Bu işin karşılığı var mıdır? Karşılığını bulmadan hiçbir masrafa girişmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as against. equivalent. provisions. return. wages. answer. reply. payoff. consideration. counter. counterbalance. counterpart. offset. payment. provision. quid pro quo. quittance. reciprocation. recompense. remuneration. repayment. requital. response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. comeback. consideration. counterbalance. equivalent. price. recompense. redress. repayment. reply. response. retort. return. reward. reaction. acknowledgement. reciprocity. counterpart. compensation. allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. allowance. response. equivalent. translation. amount paid. equivalent given in return. appropriation. designated fund. opposite. contrary. in contrast to. in response to. in payment for. answer. compensation. consideration. counter. counterpart

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. counter. counteract. react. rejoin. reply. retort. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerback. to answer. counter. respond. talk back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mukabilinde, misli olan, iki taraftan karşılığı olan. Karşılıklı sevgi, karşılıklı yardım. 2. Karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında olmak üzere iki taraflı, iki taraflı olan: Bu bahçenin karşılıklı kapıları vardır. Karşılıklı salonlar, kanepeler. 3. Metniyle tercümesi: Karşılıklı bir kitap. 4. Cevaplı: Karşılıklı mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. reciprocating. opposing. opposed. conjugate. tete-a-tete. inter-. opposite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. facing one another. corresponding. mutually. alternatively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual. reciprocal. opposite. facing one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karşılığı olmayan, karşllık beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. unanswered. unrequited. unreturned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratis. gratuitous. unrequited. complimentary. unpaid. dud. worthless. unreturned. unanswered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited. complimentary. gratis. not covered. unreturned. not reciprocated. unanswered. dishonoured. not provided for. past consideration. without remuneration. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrequited love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad cheque. overdraft. bounced check. bouncer. cheque without cover. cheque without provision. flash cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Karşılıklı olma hâli, Osm. mütekabiliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sertlik, peklik, Osm. salâbet, huşûnet, dürüştlük: taşın katılığı. 2. Kuruluk, Ar. yübûset, Fars. huşkî: Ekmeğin, toprağın katılığı. 3. Şiddet, metânet: Yüz katılığı. 4. Merhametsizlik, acımazlık: Yürek katılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardness. solidity. rigidity. stiffness. hardheartedness. sternness. insensitivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın ancak eşya ile var olduğunu, ondan ayrılırsa zihnin bir mefhumundan ibaret kalacağını ileri süren doktrin, Fr. conceptualisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayık kullanmak işi: Kayıkçılık zor bir meslektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder's work. welding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kebapçı mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mulishness. pigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a violin-maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öz, Ar. zât, nefs: Kendiliğinden = Kendi başına, kendinden, Osm. re-y’i hodla: Kendiliğimden = Kendi başıma, kendimden vesaire (yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing lumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumptiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vanity. arrogance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pride. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilerci hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dış görünüş, şekil, kıyafet: Şu kılıkta bir adam; tuhaf bir kılığı vardır; kılık kıyafet yerinde. 2. Tarz, suret: Senet kılığında bir kâğıt; o kılıkta bir şey yapmalı. 3. Resim, tasvir: Kılık çekmek, çıkarmak Resim almak, resmini yaptırmak (Anadolu’nun bazı yerlerinde fotoğrafa da «kılık» denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disguise. getup. guise. appearance. dress. costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outward form. shape. appearance. dress. costume. fashion. garb. habit. livery. rig. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attire. dress. outward appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu veya bu kılıkta olan: Köylü kılıklı bir adam. Kılık kıyafet = Üst baş, giyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a certain appearance or way of dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil vu kıyafeti uygunsuz, kıyafetsiz: Pek kılıksız bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby. shabbily dressed. disreputable. dowdy. mean. out at elbows. seedy. slovenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kimyacı olma hâli ve mesleği, kimyagerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, katı ya da sıvı haldeki kimyasal maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta oluşan kirlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spitefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vindictiveness. nursing a grudge. rancorousness. particular malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kira evlerinde oturma: Artık kiracılıktan usandım, bir ev yaptıracağım. 2. Ücretle hayvan kiralayıp çalıştırma: Ada’da eşekleriyle kiracılık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a renter or tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile making. tile selling. tile laying. tiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılan organları bağlamakla iyi etmek ameliyyesi, çıkıkçılık. 2. Öteden beriden geçinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonesetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli olma hâli: Tabağın kirliliğine bak bir defal

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirtiness. uncleanliness. filthiness. griminess. impurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impurity. mess. pollution. dirtiness. filthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirtiness. filthiness. pollution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıllık, kızıl renk, Ar. humret, ihmirâr: Bu gülün kırmızılığı; akşamüstü bulutların kırmızılığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness. ruddiness. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kırtasiye ticareti. 2. Dairelerde muamelenin aşırı derecede çoğaltılıp, işlerin uzatılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperwork. stationery business. bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. the stationary business. bureaucracy. officialdom. officiality. red tapism. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Şahsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. persons. seated. personality. humanity. fiber. fibre. stature. identity. character. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

character. individuality. personality. presence. self. stature. make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuality. sufficient for so many persons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. instigation. fomentation. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kitap basmak, satmak san’atı ve meşguliyeti. 2. Birinin kitaplarını idare etmek görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zâlimllk, merhametsizlik. 2. Tütün vesaire kıyan adamın mesleği, meşguliyeti. 3. Sahilde yapılan balıkçılık. 4. Vaktiyle sahile düşen ve devlete ait olan eşya ve enkazın çıkarılıp saklanması görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoengraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). İlimde, dinde ve siyasette kökten yenilikler yapma temayülü, Fr. radicalisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism. radicalism radikalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolacı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komitacı işi. bk. Komitecilik. “

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komitacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling of canned food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying. reproducing. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külbastıya yarar: Külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. serviceableness. usability. usefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool l en drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arson. bernet. house burning. incendiarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kundura, potin ve ayakkabı yapmak san’atı veya ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach / violation of the rules / regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferring to think in theoritical rather than practical terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tembellik, korkaklık, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâubâlî olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. levity. sauciness. pertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being too free-and-easy. frc- and-easiness. freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. levity. sauciness. pertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being too free-and-easy. frc- and-easiness. freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) kayıtsızlık, gamsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâbeynci hizmet ve vazifesi: Mâbeyncilik vazifesine getirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Maddeden başka varlık kabul etmeyen doktrin. Spiritüalizm mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy. mining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mining. the work of a miner. mining expert or mine owner. business corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit yankasiclllk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Mantığı her türlü felsefenin aslı sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matbaacının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing. printing basımcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the print. typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mavi olma, mavi renk: Öteki kumaşın maviliği daha koyu, daha güzeldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bütün hadiseleri harekete çevirerek açıklamaya çalışan bir felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her işi merkezden yönetmeyi gerekli bulan idare usûlü, Osm. merkeziyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Metan birleşimlerinin sıfatı: Metilik alkol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araya girme, aracılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mezar kazan adamın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mirasyedi işi ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mızıklanma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not playing the game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quit as soon as things start going against him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion desin. couture. fancy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a fitter. fitting. assembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bankacılık. 2. Faizcilik, murâbahacılık, tefecilik: Muamelecillk ediyor (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bakanlık veya resmî dairenin yahut bir vilâyetin muhasebe işlerine ve mâlî işlerine başkanlık eden zatın memuriyet ve vazifesi: Dahiliye, adliye, posta ve telgraf, Amasya muhasebeciliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accountant. bookkeeping. the profession of an accountant. clerkship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş için İyilik yapan adamın hâli, riyâ, riyakârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidering. embroidery. being an embroiderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moistness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nişan atmada meharet, hedefe vurmak mehareti: Onun nişancılığı meşhurdur. 2. Osmanlı devrinde «nişancı» denen bakanın görevi: Uç yıl nişancılık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

markmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nöbetçi hizmeti, nöbet bekleyen adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being on duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protection duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studentship. being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probability. contingency. potentiality. possibility. chance. odds. eventuality. expectation. likelihood. plausibility. presumption. prospect. verisimilitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. contingency. eventuality. likelihood. odds. possibility. probability. prospect. eventuality ihtimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probability. chance. eventuality. liability. likelihood. lookout. odds. plausibility. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i. felsefe). Olaylardan başka hiçbir gerçek kabûl etmeyen ve maddenin de birtakım olayların katışmasından başka bir şey olmadığını ileri süren doktrin, fenomenizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omurların ortasındaki kanaldan geçen sinir, Osm. mühâ-ı şevkî (buna halk arasında murdar ilik denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal marrow. spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal marrow. spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forestry. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forestry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlı olma mec. Cesaret, mertlik, cömertlik; O adamın Osmanlılığı inkâr olunamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carving. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a carver / chiseler / engraver. the art of carving or engraving. intaglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşyanın pahalı satılması hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Partizanlık. 2. Parti işleriyle uğraşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slatternliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. retail selling. retail trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail trade. retailing. retail business. retail dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pinti adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess. penny wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bir düşüncenin doğruluğunun ancak o düşüncenin sonucuyla ölçülebileceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

software engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a propagandist. propagandizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şît mezhebi, Şiî inancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rakı yapmak ve satmak işi. 2. Rakı tiryakiliği (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertising. the advertising buisness. advertising agency. advertising profession. aids to trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrominance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vividness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Resmi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voyeurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiography. peeping. voyeurism. peep. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an X-ray specialist. voyeurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bribery. corrupt practices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saet yapmak veya tamir etmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker / seller / repairer of clocks / watches. horography. horology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a rightist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good humoredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.). Sakinin iş, sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek veya portakal, limon vesaire saksılarını sıralama mahsus raf. 2. Kışın çiçek vesaire saksılarını koymaya mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jardiniere. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an artist. artistry. craftmanship. artisanship. artisanry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialism. being an industrialist. industrial work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersemlik, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adamın işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarı renk, sarı olan şeyin hâli ve görünüşü. 2. Safrakesesi iltihabından doğan bir hastalık. 3. Ekine Arız olan bir hastalık, san, hava çalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır.

- Hemolitik sarılık :

Kandaki alyuvarların tahrip olması sonucu safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti ise koyudur.

- Hepatik sarılık :

Bir virüsün neden olduğu karaciğer iltihabıdır. Karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır. Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık, ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.

- Obstrüktif sarılık :

Nedeni, safra kanallarının tıkanmış olmasıdır.

Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun, gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır. Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır. Aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış pazı konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icterus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundice. yellowness. yellow colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundice. yellowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tecavüz, gasp, çapul, taarruz. 2. Terbiyesizce sataşma: Kadınlara sarkıntılık edenler cezalandırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man's making improper remarks or overtures to a woman. indecent assault. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make improper remarks or overtures to a woman. to assault a woman indecently by pinching. nudging. to make amorous advances. molest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşı adamın veya gözün hâli: Şaşılık bazı çehrelere yakışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-eye. cast. squint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokaklarda öte beri gezdirip bağırarak satan adamın hâl, sıfat ve İşi: Satıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being seller. peddler (Br pedlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on sale. on offer. for sale. for sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for sale. on sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for sale. sth which is for sale. for disposal on sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılması kararlaşmış, satılığa çıkarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcının vazifesi ve memuriyeti, müddeîumûmîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney generalship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a public prosecutor. office of the public prosecutor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selectivity. being a selector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Zıt bile olsa çeşitli felsefe doktrinlerinden seçilmiş fikirleri toplama usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimarlığın, yeni mahalleler, şehirler kurmak veye eskileri düzenlemekle alâkalı kısmı. Şehircilik mütehassısı = Bu işte ihtisas sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekle, Adete, geleneğe bağlılık. 2. (felsefe) Varlığı, biçimden ibaret sayan yahut gerçeğin ancak biçim bakımından kavranabileceğine inanan ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism biçimcilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Şemsiye yapmak işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade unionism. union business. syndicalism. syndication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning. dressing pelts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building or selling greenhouses. commercial growing of hothouse flowers. vegetables or fruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet ve şurup gibi şeyler yapıp satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet ve şurup gibi şeyler yapıp satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. imperturbability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owing or investing of capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serserinin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rascality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a ne'er-do-well. loafer. hoboism. hooliganism. vagabondage. vagrancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist adventurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlarda homoseksüellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability. likableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovableness. likableness. cuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking. itinerant trade. peddling. nonestablished retail trade. trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Sezgiyi üstün tutan felsefe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendliness. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. selling insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling insurance. insurance trade. underwriting business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered by old age insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolixity. tedium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightness. closeness. strictness. stinginess. stringency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silinmiş, bozulmuş: Silik para, resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. obscure. unobtrusive. rubbed out. worn. indistinct. insignificant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. indistinct. barely perceptible. the markings of which have been greatly worn down. lustreless. person who lacks a distinctive character. amorphic. amorphous. erased. crossed-out. defaced. dull. faint. obscure. blurred. unpolished. worn-out. ou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimye). Silis asidinin meydana getirdiği tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become indistinct. to become barely perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. lack of a distinctive character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silicon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silicon. silicone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silicone. silicosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimdiki halde, şimdiki zaman için: Şimdilik bu kadar kâfidir. Şimdilik bir şey yoktur, hastalıkta şimdilik bir tehlike yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for now. temporarily. for the present. for the time being. pro temp. pro tempore. for the nonce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the present. for the time being. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the time being. for the present. for now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolism. symbolism sembolizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinema business. cinematography. film making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinirli adamın hâil, asabiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crotchetiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. bad temper. irritability. prickliness. sinewiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness of temper. anger. nervousness. sinewiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinsi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slyness. hanky panky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıva sürmek işi ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu ince ve keskin olan şeyin hâli: Deyneğin sivriliği. 2. İnce ve uzun boyluluk: Bu çocuğun sivriliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaggedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being sharply pointed. sharpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sofra hizmetini gören garsonun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure. equanimity. phlegm. sangfroid. coolheadednes. calmness. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. calmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonialism müstemlekecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonial expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soytarının işi. 2. Güldürmek için kendi de gülünç duruma düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoonery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. buffonery. fawning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoicism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumcising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Müsbet veya menfi, hiçbir kat’İ hükme ulaşmayan, şüphe içinde kalmayı gerekli bulan doktrin, septisizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scepticism. scepticism kuşkuculuk. septisizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürekli olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. duration. endurance. invariability. lastingness. perpetuity. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. stability. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuousness. assiduity. continuance. continuity. permanence. permanency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlı askerin işi ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a master of ceremonies. emceeing. compèring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Allahlık. 2. Ulûhiyyete ait, ilâhî. Tanrılık söz = Doğru ve insaflı söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godhead. divinity. deity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarakçı işi ve tico reti: Tarakçılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agriculture. farming. farming business. agricultural occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ocaktan taş kırıp çıkararak satanın işi. 2. Mermer vesair taşları yontup işleyerek çeşitli şeyler yapanın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrying. stonecutting. stonemansory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı şeyin hâli. 2. Lutuf, iyilik: Tatlılıkla kendisini vazgeçirmeli, tatlılıkla kandırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetness. sweet taste. pleasantness. agreeableness. niceness. amiability. geniality. deliciousness. melodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with kindness. amicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan sharking. pawn brokery pawn broking. ramp. unconscionable bargain. usurious trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single seater. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Musiki eserinin çoksesli olmaması, çokseslilik zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of a person who easily gets agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative office. agency. representation. being representative. office of a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. neatness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sartorial. tailoring. dressmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailoring. tailory. tailorship. dressmaking. rag trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. exhibitionism göstermecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitionism. indecent exposure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installing plumbing, heating or gas systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mawkishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxiness. craftiness. cunning. slyness. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.). Tiryakinin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaling. being a wholesaler. wholesale trade / commerce / business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favouritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunsmithing. gun selling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drapery. haberdashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yangın tulumbası idare edip yangın söndürmek ve su tulumbası tamir etmek işi: Tulumbacılık, tehlikeli bir iştir. 2. mec. Terbiyesizlik, çapkınlık, kaba ve sert hareket ve muamele, haytalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turan kavimlerinin birleştirilmesinin gerektiğine inanan akım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aplomb. consistency. constancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal entity. legal personality. juristic personality. community. corporate legal person. incorporated body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewdness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contracting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanîlik, vahşî olanın hâli: Kaplanın vahşîliği meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarity. savagery. wildness. brutality. savageness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutality. wildness. savageness. untamedness. brute violence. savagery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vali sıfat, vazife ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship. proconsulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governorship. governor's office. province. governor generalship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vasî hâli, vasinin gördüğü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Velî olma hâli. 2. (Türkçe’de) Evliyalık, ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecundity. fertility. fruitfulness. productivity. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. productivity. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity. efficiency. fruitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancının hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stranger. being a foreigner. unfamiliarity. strangeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a stranger or foreigner. foreignness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vahşilik, ehlileşmeme, yırtıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment. blarney. butter. claptrap. greasiness. insinuation. obsequiousness. oiliness. soapiness. sycophancy. taffy. toadeating. toadyism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a dealer of oil. butter. being a renderer of oil. lard. being a lubricator. lubrication. flattery. buttering people up. blandishment. blarney. claptrap. fair words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adiposeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulculuk, zorla mal kapış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looting. plundering. sacking. pillaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyilik, güzellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi din ve mezhebi, MÜsevîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalan söyleyen adamın hâl ve sıfatı, yalan söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. falsehood. lying. telling lies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of sb who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaldız sürmek işi. 2. Ustünkörü iş yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. creativeness. creativity. genius. ingeniousness. ingenuity. invention. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality. vision. creativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creativeness. creativity. ideality. ingenuity. inventiveness. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yardakçı olma hâli. 2. Kötülükte yardım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasakçı sıfat ve hizmeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. age. old age. senescence. senility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. old age. advanced years.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basıklık, ezilip açılmış şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yedi lira vesaire kıymetinde olan: Yedilik kumaş. 2. Yedi metre vesaire boyunda olan: Yedilik direk. 3. Yedi kilo vesaire ağırlığında olan, yedilik kuzu. 4. Düğünün yedinci günü giyilmek üzere güvey tarafından geline yaptırılan kıymetli elbise: Güzel bir yedilik yaptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafiflik, Ar. hıffet, ağırlık zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeniçeri askerliği, bu askerin sınıfı, hizmet ve vazifesi: Yeniçerilik’ etmişti. 2. Yeniçerilere mahsus tarz ve hareket. «»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kullanılmamış olan şeyin hâli, Osm. cedîdlik, müceddedlik: Artık bunun yeniliği kalmamış, yeniliğinde çok güzeldi. 2. Yeni çıkmış olan şeyin hâli, Osm. hâdislik, nev-zuhûrluk: Bu kumaşın bu kadar pahalı olması sadece yeniliğinden dolayıdır. 3. Acemilik, tecrübesizlik, bir işe yeni girmiş olanın hâli: Yeniliği vardır, zamanla öğrnecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. departure. improvement. innovation. neology. newness. novelty. recency. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innovation. novelty. newness. rawness. inexperience. reform. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newness. renewal. inexperience. greenness. change. departure. innovation. modernity. novelty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfactoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adequacy. efficiency. sufficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). 1. Yirmi lira kıymetinde veya yirmi kilo vesaire ağırlığında yahut yirmi metre vesaire boyunda olan. 2. Yirmi yaşında: Yirmilik bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı olma-hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiyici olma hâli, yiyiciye yakışır davranış, Osm. irtikâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. administration. management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. superintendence. superintendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgancı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yürekli olma hâli, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. pecker. pluck. spunk. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. chivalry. courage. exploit. fortitude. gallantry. grit. gumption. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. fortitude. pecker. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bölük askere kumandan eden subayın rütbe ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by