Ilk Ve Son ne demek? | Ilk Ve Son anlamı nedir? | Ilk Ve Son

Ilk Ve Son anlamı nedir?

ilk Ve Son ne demek?

ilk Ve Son anlamı nedir?

ilk Ve Son | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ilk son

Türkçe - İngilizce Sözlük

first and last.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, akla uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi), sinir hücrelerinden çıkan uzantıların en önemlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek çocuk biçimi kesilmiş kadın saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yahut anison) (i. Rumca). Râzyâne-i RÜmî denilen bir bitki ki habbeteri güzel kokulu olup, ekmeğe ve bazı içkilere konur. Mısır, Çin anasonu: Bunun çeşitleri. Anason yağı, ruhu: Habbesinden çıkarılan mayiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise. aniseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anise. aniseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Anis, Anis, Anise): Haziran-Agustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliğinde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi boş, çok dallı, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik şemsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi sarı renklidir. Başta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun vatanının Anadolu olduğu tahmin edilmektedir. Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarları bitkinin cinsine ve yetistiği yerin şartlarına bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi şok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmı kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpıntısı rahatsızlıklarında da etkilidir. Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyuşukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazları gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayını günde 2-3 bardak alabilir. Türkiye’de Bütün Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığıi giderir. Mide ve barsak gazlarını söktürür. İdrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük Britanya’da yerleşen Germen ırkından aşiretlerin adı. 2. Ana dili İngilizce olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anglo-saxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kundakçılık, kasten yangın çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telaffuz benzerliği; asonans, yarım kafiye, seci. assonant (s). telaffuzu benzer olan; yarım kafiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk çocuklara takılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from beginning to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolandırmak, aldatmak, kandırmak; bir şeyden sıyrılmak; i. dolandırıcı, düzenbaz kimse; hile, dubara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bizon, bir çeşit Kuzey Amerika yabani sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereyağı yapıldıktan sonra yayıkta kalan içecek, yayık ayranı;ayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). cephane sandığı, cephane arabası; sualtı temel islerinde kullanllan sandık; batan gemileri yüzdürmek için kullanılan duba. caisson disease (bak). bends.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yarımada. the Chersonese Gelibolu Yarımadası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bozuk, çalkanmış, kokmuş, (yumurta). 2. Vurgun, çürük: Cılk arik. 3. Çok işler, çok sulanmış ve İrinlenmiş: Cılk yara, 4. mec. Boş, beyhude, verimsiz, faydasız: O iş cılk çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kurdun ensesinden yapılan kürk. 2. Kafasının tüyü par‘ak bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli kısımlann birbirlerinden madeni şeritlerle aynldığı emaye işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, uyum, ahenk, mutabakat; (müz). ses uygunluğu; (fiz). titreşim uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). konson, sessiz harf; (s)., to veya with ile uygun; aynı seslere sahip olan, ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortizon; böbreküstü bezlerinin salgısı olan bir hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (f). koyu kırmızı; (i). kırmızı boya; (f). koyu kırmızıya boyamak; kıpkırmızı olmak, kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürdümeriği, (bot). Prunus institia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). ahenk; bir çalgı veya sesin en ince perdeden en kalın perdeye kadar olan sesleri; iki kollu çelik ses öIçüsü, diyapazon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلکش] cazibeli, gönül çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çekici.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, uyumsuzluk, seslerin birbirine uymaması; (müz)., (fiz). akortsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenksiz, uyumsuz, uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kırmızılaştırmak, kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam duası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. franc-mason). 1. İnsanlar arasında sevgiyi esas tutan milletlerarası bir cemiye’t. Esasları siyasî veya dinî olmayıp sırf usule ait olduğu halde sırra bağlıdır. 2. mec. Dinsiz, kâfir, inkârcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason. mason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Farmasonun sıfatı. 2. mec. Dinsizlik, kâfirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free and accepted masons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. façon

kesim

Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. style kesim. fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom manufacturing. contract manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. façonnS). Çizikli, yünlü kumaş (Fransızca’da ipeklisine de denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vida çeviren anahtar, tornavida.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mason.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. garnizon; garnizonun bulunduğu yer; f. garnizon kurmak; bir şehre asker yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lokanta ve gazinolarda müşterilere hizmet eden kimse (Fransızca’da asıl mânâsı: erkek çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter. waitress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiter. waitress. commis. counterman. garçon. waiting man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı erkeklerin, kendi evlerinden ayrı olarak tuttukları hususî ev veya oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vızıltıcı, vızıltılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the threshing season. residue of grain mixed with stones and soil. gleanings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sönmez).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yaratma, yaratış, Fars. Aferîniş: Hilkat-i Alem, hilkat-i beşer. 2. Yaradılışta olan hal, hılkî tabiat: O adamın hilkati öyledir, cömertlik o adamda bir hilkattir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. natural disposition. nature yaradılış. fıtrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. natural disposition / constitution. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلقت] yaratılış. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalın) (i. A.) (mü. hılkıyye). Hilkate yani yaratılışa ait, yaratılışta olan, cibillî: Tevazu zorla olmaz, insanda hılkî olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yaradılıştan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir hal ve huyun hılkî, doğuştan olması: İyi huyların hılkıyyeti münakaşa mevzuudur (hilkat yerine kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ya bu ya hiç', şeklinde bir şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesten çok hızı yol alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'e mahsus bir çeşit yeşil çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Doğrusu ırk veya uruk), bk. Irk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelki, birinci, başlangıçtaki, önceki, ilk olan, İlerdeki, son zıddı: İlk işimiz o oldu. İlk oğlu, ilk harf, İlkbahar. En evvel en başta, birinci olarak: İlk yaratılan insan, ilk söylediği söz. Bazen mânâyı kuvvetlendirmek için kullanılır: İlk önce: En önce, başlangıçta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. primary. the very first. original. beginning. early. elementary. initial. initiative. initiatory. maiden. opening. preliminary. premier. primal. prime. primitive. primordial. pristine. proto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early. first. former. initial. maiden. opening. preliminary. premier. primary. prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initial. the first. elementary. original. preliminary. primal. prime. primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of person; 'I don't like people of his ilk'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınf, çeşit, tür, tip, cins. of that ilk aynı türden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. first step. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the first attempt. on the first occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküslerdir ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946’da, Amerikalı J. Presper Erchert ve John W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firsthand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first child. first love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Listing)

Ortaklık hisse senetlerinin ilk kez Borsa kotuna alınmasını, ortaklığın borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firstly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the first instance. for one thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first and last.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid post / station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «lika» dan masdar) (c. ilkâAt). 1. Koyma, bırakma, atma: Kayığı denize ilka etmek, kendini tehlikeye ilka etmek; ateş, fitne ilka etmek. 2. c. Kötü sözlerle zihin çelme, aldatma, kandırma: Birtakım ilkaâte kapıldılar. Ilkait-ı bed-hâhâne = Kötü maksatlı kandırmalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [القا] atma, bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

atmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (aygır). 1. Dişisini gebe bırakma, dölleme, (botanik) 2. İncir ve hurma gibi ağaçların çiçeğine erkeğinin tohumu gidip meyve vermesini sağlama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [القاح] aşılama, dölleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İlk kan. 2.İran’da İlhanlılar’dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yeni ay, ayın ilk hali. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Mart, nisan, mayıs aylarını içine alan mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. vernal. spring. springtime. springtide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. spring bahar. ilkyaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. springtime. spring time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yılın ilk mevsimi, bahar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Yazının icadından Milâdın 476. yılına kadar süren çağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk doğan erkek çocuklarına verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Temel düşünce, temel bilgi, prensip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle. basis. keynote. doctrine. canon. guideline. law. tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon. cause. gospel. principle. rudiments. rule. element. basic unit. basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. principle. basic unit. fundamental. essential. postulate. assumption. moral principle. rudiment. shibboleth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendisinden türetilen ilk madde. 2.Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. 3.Temel bilgi. 4.Öncül. 5.Davranış kuralı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Bir şeyin ilk hâline ait olan. 2. İlk çağlarla alâkalı, basit, iptidaî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. primordial. crude. elementary. embryonic. primal. primeval. rude. rudimental. rudimentary. proto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. primary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regress. to become primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk doğan çocuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılkı, başıboş gezen alıştırılmamış at, at sürüsü, hergele (Doğu Türkleri böylelerini etlerini yemek için yetiştirirler). bk. Yılkı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - İlk doğan çocuklara verilen ad. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Başta, en evvel, ibtidâdan, ilk defa olarak: Ben ilkin öyle anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially. first. firstly. in the first place. at first. at the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at first. in the first place. firstly. at first hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Önce, öncelikle, uydurma bir kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Aralık ayı, Osm. kanûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelkilik, birincilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk ay, ayın ilk hali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education. elementary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary education. primary education. primary instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlk öğretim veren okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. grade school. grades. junior school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. parish school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim. -Erkek ve kadın adı olarak kulanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.İlknaz). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.İlksen).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk baş, ilk önce, birinci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz, İlknaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekim ayı, Osm. teşrîn-i evvel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, mutlu, uğurlu ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring bahar. ilkbahar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İlkbahar, yaz başlarında doğanlara verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hapsetmek, zindana kapamak. imprisoned s. mahpus, hapiste olan. imprisonment i. hapsetme, haps olunma; mahpusluk, hapiste oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, uyumsuz, ahenksiz. inconsonance i. ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek amacıyle eşyayı denize atma; bu suretle denize atılan mal; f. bu suretle denize atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula, bot. Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz yazarı Samuel Johnson'a ait veya ona benzer; süslü üslubu olan, sözü tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی القضات] başkadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. capuchon

başlık

Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık.


Yabancı Kelime by

Şifalı Bitki

(geum urbanum): Gölgelik yerlerde yetişen sarı çiçekli bir çeşit bitkinin, karanfil kokulu köküdür. İlkbahar ve yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde tanen vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. İştah açar. Ağrıları dindirir. Sinirleri kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin iç omurgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. keelson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kalem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کلک] kamış kalem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kılıksız, fakir, zibidi, züğürt. 2. Bir cins yaban ördeği (anas acuta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirliliğin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karşılaması gerektiğini savunan ilke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Ikiçeneklilerden, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serçegillerden, göçmen bir kuş (Lat. phoenicurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Motorlu vasıtalarda sesle işaret veren Alet, motorlu vasıtaların kornası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

klaxon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. honk. hooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. klaxon. hooper. hoot. horn push. tooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conson

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Alm. Konsonant

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Fagot’un daha pest sesli bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yu.) bazı kiliselerin ayinlerinde söylenen ve Ya Rabbi merhamet et', anlamına gelen dua; bu duanın bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders; paylama, azar; ibret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. irtibat, bitişme; birleştirme; gizli ilişki; ahçı terbiye, salçaların koyulaşmasına yarayan maddeler. liaison officer irtibat subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Kadınların kışın sokakta, ellerini içine sakladıkları iki tarafı açık, kürkten yapılma torba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff. coupling. sleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muff. coupling. sleeve coupling. brushing. clamping sleeve. rubbing leather. nipple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Masonluk derneği üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason. mason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One whose occupation is to build with stone or brick; also, one who prepares stone for building purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the fraternity of Freemasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To build stonework or brickwork about, under, in, over, etc.; to construct by masons; with a prepositional suffix; as, to mason up a well or terrace; to mason in a kettle or boiler. a craftsman who works with stone or brick English writer English film act

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Revolutionary leader from Virginia whose objections led to the drafting of the Bill of Rights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English film actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English writer. a craftsman who works with stone or brick. a member of a widespread secret fraternal order pledged to mutual assistance and brotherly love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duvarcı, taşçı; b.h. mason, farmason; f. taş veya tuğla ile örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mason veya farmasonluğa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. T.). 1. Din ve millet farkı gözetmeden intanlar aratında sevgiyi geliştirmek gayesini güden ve eski bir duvarcı loncasından gelişmiş olduğu tanılan mllletleraratı bir dernek. 2. Maton olma hS’li.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masonry. freemasonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemasonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçılık veya duvarcılık sanatı veya işi; b.h. farmasonluk, masonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektrondan ağır, protondan hafif bir atom cisimciği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. elektron ile proton arasında bir cisimcik meson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک] mülk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt. milk fever tıb. loğusa kadınlarda sütün gelişi ile meydana gelen hafif ateş. milk leg filibit. milk of human kindness insanın tabii şefkati. milk of magnesia İngiliz tuzu karışımı, bir çeşit müshil. milk run (argo) tehlikesiz uçuş (bomba uçaklar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sütünü sağmak; (bir kimseden) almak, çekmek; faydalanmak, kötüye kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız ve tesirsiz (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mülk sahibi, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hükümdara ait, şâhâne: Cânib-i Alî-i milk-dârîye. 2. Hâkimiyet, hükümet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrahî). Cerrahlara mahsus cımbız ve maşa gibi Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt sağan kimse veya araç; sağmal hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayıf ve korkak tabiatlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütümsü özsuyu ve tohumlarında ipek gibi tüydemetleri olan bir bitki, bot. Asclepias.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sütotu, bot. Polygala vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süt gibi, süte benzer; sütlü; uysal, yumuşak. Milky Way astr. samanyolu, samanuğrusu, hacılaryolu. milkiness i. süt gibi olma; aşırı uysallık, yumuşak huyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,psik. yenilik korkusu, değişiklik korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Hind Okyanus’unda altı ay bir yönden, altı ay öbür yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monsoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post-school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. oligopsony

ekon. az alıcı

Çok sayıda satıcıya karşılık sınırlı sayıda alıcının bulunduğu, dolayısıyla her alıcının satın alacağı miktar ve satıcıya ödeyeceği fiyatın, rakip alıcıların miktar ve fiyatlarını etkileyebileceği piyasa türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. then. thereafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever after. since. then. thenceforth. thereafter. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kan serumunda bulunan ve bakterilerin akyuvarlar tarafından yenmesini kolaylaştıran bir çeşit antikor. opson'ic s. bu maddenin etkisini taşıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dua, yakarış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzdeki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leanorda da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4.5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jackques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş, İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını 1.000 metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2.400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzde ki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leonardo da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4,5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jack-ques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş. İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını bin metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2 bin 400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraaları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaiz rahip parson's nose k.dili tavuk gerisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahıs, kimse, adam kişi, fert; şahsiyet, sıfat; huk. kanuni hakları ve vecibeleri olan şahıs veya grup; gram. şahıs. first person gram. birinci şahıs. in person şahsen, bizzat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes veya romanda kişi; psik. etrafa karşı takınılan tavır. persona grata Lat. makbul şahsiyet, saygıdeğer kişi. persona non grata Lat. istenmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş görünen, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahsiyet, önemli kişi, muhim şahsiyet; sahnede canlandırılan şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. maskeli, personat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğerinin hüviyetini benimsemek. persona'tion i. başka bir kimsenin hüviyetini benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işe bağlı insanların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff. personnel. staff. employee. staff member. manpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff. employees. liveware. manpower. employes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, şahıslandırmak, şahsiyet vermek; tecessüm ettirmek, cisimlendirmek. personifica'tion i. şahıslandırma, canlandırma; cisimlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. personel, bir müessesenin bütün memurları, müstahdemler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz.( eski )bir tarz kilise müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zehir, ağı, sem; f. içine zehir katmak, zehirlemek; zehir içirmek; bozmak, ifsat etmek. poison gas zehirli gaz. poison hemlock. büyük baldıran, bot. Conium maculatum. poison ivy. Amerika,ya mahsus ve dokununca vücudu zehirleyen bir çeşit sarmaş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zehirli. poisonously z. zehir tesiriyle, zehirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hapishane, cezaevi; tevkifhane; f. hapsetmek. prison breaker hapishane kaçağı. put in prison hapsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutuklu kimse; esir. prisoner of war savaş esiri. prisoner's base köşe kapmaca oyunu. political pris- oner siyasi tutuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. var olma nedeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sebep, neden, illet; delil, tanıt; akıl, fikir, idrak, anlayış, aklıselim; mantık; hak, insaf, adalet. bring to reason aklını başına getirmek. by reason of nedeniyle, sebebiyle. in all reason mantıki olarak, hakkıyle düşünülürse. It stands to rea

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) usa vurmak, uslamlamak, muhakeme etmek; sonuç çıkarmak, anlamak; münakaşa etmek, müzakere etmek. reason out sonucunu bulmak. reason with ikna etmek, inandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) makul, mantıklı, akla uygun; uygun. reasonableness (i.) uygunluk. reasonably (z.) makul surette; oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akla dayanan, düşünüp kararlaştırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhakeme, uslamlama, usa vurma. deductive reasoning tümdengelim uslamlamasl, tümdengelimli usa vurma. inductive reasoning tümevarım uslamlaması, tümevarımlı usa vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirme, yankılama; sesi uzatıp şiddetlendirme özelliği, tınlama. resonance box keman gövdesi gibi sesi şiddetlendiren kutu. resonant s. sesi aksettiren, yankılayan; tannan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çınlamak, yankılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirici alet veya cisim; elektrik akımını yankılayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En iyi cinsi Saksonya’da yapılan porselen eşya ve duvar tabakları. .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Samson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sanıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mevsim; süre, müddet, vakit, zaman; uygun zaman; baharat; f. alıştırmak; alışmak; iyice kurutmak; iyice kurumak; lezzet vermek için baharat katmak; keskinliğini veya sertliğini yumuşatmak. hunting season avlanmanın kısıt lanmadığı müddet. in go

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, mevsiminde olma. seasonably z. mevsimine göre, mevsiminde, zamanında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemeklere lezzet veren baharat; kullanışa uygun hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İnci ve teşbih gibi tanelerin geçirildiği iplik,, kaytan vesaire: İncilere silk çekmek. 2. Dizi, sıra: silk-i leSI (İnci dizisi). 3. Sıra, tertip, takım. 4. Tutulan yol, meslek: Silk-i askerî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلک] dizi. 2.iplik. 3.meslek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek; ipekli kumaş; ipeğe benzer örümcek ağı teli; ipeğe benzer mısır püskülü. silk cocoon ipek kozası. silk hat silindir şapka. silk mill ipek imalâthanesi veya tezgâhı. silk vine ipek fidanı, bot. Periploca graeca. artificial silk suni ipek. raw

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake off. shake. shake up. shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silkelemek işine mevzu olmak. 2. Üstündeki tozu toprağı düşürmek maksadıyla vucudunu sarsmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ipek gibi, ipekli; parlak ve yumuşacık; nazik; ipekler giymiş, lüks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiddetle sarsılıp üstündeki toz toprak vesaireyi düşürmek: Kumun üzerine yatmıştı kalkıp silkindi. mec. Kalkınmak, kendine gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake oneself. to cast off. to jerk oneself out of a somnolent state. shy. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ). Ürkme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi üstündeki toz toprağı düşürmek için vücudunu şiddetle oynatma: Kuş, beygir silkiştl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silkmek işi. 2. Ufak doğranmış patlıcan ile yapılan et yemeği: Patlıcan silkmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sallayarak üstündeki şeyleri veya toz toprağı düşürmek, sallamakla veya vurmakla temizlemek: Ağacı silkip yem İşleri düşürmek. Yek» silkmek = Nefret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. whisk. to shake. to shake off. to shake down. shake off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ipek kumaşla yapılan bir çeşit basma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ipek çorap giymiş; ağır giyinmiş, aristokratça, kibar, lüks; i. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmek işini yaptırmak. Bir şeyi sallayarak üstündeki şeyleri veya tozunu düşürtmek: Ağacı, keçeyi silkdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb shake sth. to have sb shake sth out. to cause sth to shrug (his shoulders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipek gibi, ipekli; bot. atlas gibi (yaprak); davranışlarda riyakârlık gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. aynı tempoda ve cansız bir makamla okuma; s. aynı tempoda ve cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. En gerideki uç, nihayet, Akıbet: Günün, ömrün, yılın sonu; bu işin sonu gelmedi; sonu selâmettir. 2. Döl eşi. Ar. meşime. En sonraki, Ar. Ahır: Son işimiz budur; Sonbahar = güz mevsimi. 3. Sonraki, Ar. muahhar: Son pişmanlık = Hiç faydası olmayan pişmanlık. Sonunu saymak = Bir işin neticesini düşünmek. Son nefes = Ölmeden önce alınan nefes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. final. ultimate. late. latest. latter. bedrock. close. conclusive. definitive. farewell. finishing. full. nth. recent. supreme. terminal. last. end. ending. finish. last. extremity. close. result. issue. outcome. conclusion. afterbirth. curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. breakup. close. closure. conclusion. crucial. death. doom. end. ending. expiration. extreme. fate. final. finish. last. late. latter. recent. sequel. terminal. termination. ultimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A male child; the male issue, or offspring, of a parent, father or mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A male descendant, however distant; hence, in the plural, descendants in general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any young male person spoken of as a child; an adopted male child; a pupil, ward, or any other young male dependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of some specified place; as, sons of Albion; sons of New England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The produce of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jesus Christ, the Savior; called the Son of God, and the Son of man. the divine word of God; the second person in the Trinity a male human offspring; 'their son became a famous judge'; 'his boy is taller than he is'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. final. last. conclusion. issue. limit. result. termination. terminus. conclustion. the most recent. placenta. outcome. ending. wind-up. late. resultant. upshot. terminal. tailing. close. extreme. extremity. closing. dead-end. closure. foxtail. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a male human offspring; 'their son became a famous judge'; 'his boy is taller than he is'. the divine word of God; the second person in the Trinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One important form the the merging of African and Spanish influences resulted in, it is the root of most familiar styles of Afro-Cuban dance music A blend of the music of the spanish farmers and African slaves, it is believed to have originated in Oriente

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Cuban dance similar to the Bolero except that it is wilder in rhythmic accent and more violent in step pattern It is the Son which first served as a basis for the Mambo which in turn became the triple Mambo, now known as Cha Cha This slow rhythmic dance

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The son is perhaps the oldest and certainly the classic Afro-Cuban form, an almost perfect balance of African and Hispanic elements Originating in Oriente province, it surfaced in Havana around World War I and became a popular urban music played by string

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The SON is the number issued by the local exchange carrier to confirm the order for the ISDN service It provides a matching number for cross referencing the order to the phone company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A missionary for whom one acted as trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Summary of Need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Son is the Source of Reason, LOGOS, in the universe There is only one Son, one Reason, one LOGOS, one Christ. equals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early style of Cuban dance music, resulting from the blending of African and Spanish influences; the root of most of the familiar styles of Afro-Cuban dance music It was played by small bands, using guitar or tres, maracas, guiro, claves, bongo, and ot

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğul, erkek evlât, çocuk, evlât; b.h. Hazreti İsa. son of a bitch, kıs. s.o.b. (kaba) it oğlu it, kancık, piç oğlu piç. son of a gun it kırıntısı; Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damn. eminently. extreme. extremely. most. profoundly. simply. terribly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extreme. exceeding. last. adv. utter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postfix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

termination. suffix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last. finally. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. close. heal. lift. scotch. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to terminate. to put an end to. abate. to put the boot in. call off. close. scotch. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. conclude. die. expire. finish. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease. to be drawing to a close. come to an end / to close. culminate. draw to close. draw to an end. to draw to an end. expire. pass away. pass off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ses veren, sesli; i., dilb. ünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measuring instrument that sends out an acoustic pulse in water and measures distances in terms of the time for the echo of the pulse to return; sonar is an acronym for sound navigation ranging; asdic is an acronym for anti-submarine detection investigat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word is derived from 'sound navigation and ranging ' It describes a devise that transmits frequency sound waves in water and registers the vibrations reflected back from an object It is used in detecting objects such as submarines, locating schools of fis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of sound waves to detect underwater objects, such as schools of fish A system that uses transmitted and reflected sound waves to find objects under water. - an underwater acoustic means of determining distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A technique, similar in principle to radar, for finding the distance and direction of a remote object in water by transmitting sound waves and detecting reflections from it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar , sound navigation ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz radarı, sonar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı Musikisi’nde solo saz için yazılan büyük eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. sonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müz. sonatcık, sonatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay’ın son günleri. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumnal. autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autumn. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. Sonde). Bir şeyin derinlik derecesini veya içinde ne bulunduğunu muayene etmeye yarar, daldırılacak Alet, iskandil: Sonda ile gölün derinliğini ölçtüler; mesâne sondası; cerrah sondası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catheter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. probe. catheter. surgeon's probe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catheter. sounding line. lead line. depth sounder. drill. drilling machine. surgeon's probe or sound. sounding. sinker. rock drill. probe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Sondalama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. boring. drilling. inquiry. test bore. exploratory well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drilling. sounding. sounding. drilling (as for oil. to sound. to fathom. bore. boring. exploration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounder. leadsman. driller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir maden filizini, bir su veya petrol yatağını veya üzerinde yapı yapılacak bir yerin tabaka cinslerini meydana çıkarmak için toprağı bir Aletle deierek yapılan araştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sondalama fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sound. to fathom. to drill a hole in (the ground. to probe. to catheterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extinction. quenching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation. extinguishing. dimming. slaking. inactivating. quenching. quench. hydrate. blowout. deadening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanan bir şeyin yanmasına son vermek, Ar. itfâ etmek: Ateşi, mumu söndürdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extinguish. snuff out. put out. douse. quench. deflate. turn off. switch off. attenuate. damp. damp down. dampen. dowse. hydrate. kill. suffocate. trample out. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflate. douse. quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to extinguish. to put out. to deflate. to reduce. to dim. to slake. to quench. to deaden. to hydrate. to inactivate. damp. snuff. stifle. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire extinguisher. damper. quencher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire extinguisher. extinguishing (agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be extinguished. to be put out. to be deflated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a unit of perceived loudness equal to the loudness of a 1000-hertz tone at 40 dB above threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a unit of perceived loudness equal to the loudness of a 1000-hertz tone at 40 dB above threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of loudness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of loudness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit used to express subjective loudness; doubling the number of sones should describe a sound twice as loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sonalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı, yır, türkü, ır, nağme; lirik şiir; şiir, destan; fig. nakarat; cüzi şey, ucuz fiyat. song and dance (tiyatro) şarkılı kısa oyun; A.B.D., k.dili. uydurma mazeret veya bahane; A.B.D., k.dili. saçma, boş laf. Song of Solomon veya Song of Song

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ötücü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu, hanende; ötücü kuş; şair; halk şarkıları kitabı. songstress i. şarkıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sonbahar’ın sonlan, kış başlangıcında uçan gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Şahin. 2.Ağır, hantal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Songur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesle ilgili; hızı sese yaklaşan. sonic barrier ses duvarı. sonic boom ses duvarını aşan bir uçağın sebep olduğu patlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’den müzik dosya yönetim uygulaması yazılımı. Yazılım kullanıcıların müzik dosyalarını bilgisayara indirmesini ve popüler WALKMAN® ailesi gibi birden çok dijital müzik oynatıcıya aktarmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses çıkaran, sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD-R’ın CD-ROM tarafından okunabilmesi için, tek ya da çoklu kayıt oturumlarından sonra diskin “sonlandırılması” (finalised) gerekmektedir. Bu işlem, CD’nin içindekiler tablosunun yazılmasını içermektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finite. finite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dieing down. going out. going out. fading out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanmakta olan şey artık yanmamak, Osm. itfâ olunmak: Ateş, mum, yangın söndü, (mec.) Durmak, sükûn bulmak, basılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be extinguished. go out. go off. die down. die away. burn out. be on the wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflate. wane. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die down. to go out. to fade. to go flat. to diminish. to lose its lustre. to loose its attractiveness. to lose one's vitality. to go into a decline. to grow faint. deflate. quench. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sönmez alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığı hiç sönmeyen ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., edeb. sone; f. sone şeklinde şiir yazmak. sonneteer i., f. sone yazan şair; f. sone yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sonay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. oğlum, evladım, yavrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses ölçen cihaz, sonometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. selenli ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seslilik; ses dolgunluğu veya yüksekliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesli, ses veren, sedalı; yüksek ses çıkaran; tınlayan, yankılı; etkili, üstün (ses, dil veya terim). sonorousness i. dolgun seslilik. sonorously z. dolgun sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zamanca gerilik. Konuşulan zamanın ardından gelen zamanı gösterir, Ar. muahharan: Sonra gel; ben sizden sonra gittim. 2. Yoksa, aksi halde: İyi çalışsın, sonra sınıfta kalır. Sonraya = Gelecek zamana: Bu işi sonraya bırakalım; onun ziyaretini en sonraya bıraktık. Sonradan = Ben sonradan haber aldım. Bundan sonra = Bundan böyle, ileride. Sonrası = Alt tarafı, ilerisi: Sonrası nasıl oldu bilmem. Sonraları = En son zamanlarda: Çok terbiyeli çÖCllktU, SOHrOİtrı terbiyesi bozuldu. En sonra = En nihayet, Akıbet. sonraki (i.). Sonradan gelen veya sonra olan: O sonraki iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. after. afterwards. afterward. thereafter. subsequently. subsequent to. sequel. post-. following. and. next. then. in the future. hereafter. part of a series. in future. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. then. afterwards. later. otherwise or else. notion and protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later. later on. afterwards. afterward. subsequently. in the sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwards. later.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afterwares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parvenu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arriviste. beggar on horseback. new man. nouveau riche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. latter. subsequent. next. posterior. follow-up. after. ensuing. other. sequential. ulterior. next. post-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latter. posterior. subsequent. following. next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

later.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay. lay over. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğulluk sıfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ı. Nihayeti olmayan, bitmez yer, tükenmez, Ar. ebedî, müebbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endless. infinite. eternal. boundless. unending. abiding. abysmal. dateless. no end. no end of. illimitable. immeasurable. immortal. indefinite. interminable. limitless. never-ending. sempiternal. timeless. undying. without end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abiding. absolute. boundless. endless. eternal. everlasting. indefinite. infinite. interminable. timeless. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. endless. eternal. boundless. without end. everlasting. illimitable. immeasurable. limitless. timeless. undying. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayetsizlik, bilmezlik, tükenmezlik, ebedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity. endlessness. aeon. eon. everlasting. indefiniteness. infinite. the infinite. infinitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity. endlessness. eternity. infinitude. kingdom come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Eşsiz taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. consequence. consequent. conclusion. outcome. issue. end. aftermath. close. corollary. decision. deduction. denouement. effect. event. finding. fruit. harvest. inference. joy. payoff. produce. product. resultant. sequel. show. success. sum. u.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avail. child. close. conclusion. consequence. corollary. deduction. effect. ending. event. finding. fruit. hangover. inference. outcome. product. ramification. result. sequel. upshot. effect netice. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. attendant. conclusion. consequence. corollary. culmination. curtains. deduction. effect. event. eventuality. fruit. harvest. inference. issue. judgment judgement. outcome. pay off. payoff. product. pursuance. ramification. sequel. termination. ups

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deduce the consequences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be concluded. end. finish. turn out. end up. work out. come out. conclude. culminate. be at an end. eventuate. go. issue. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culminate. to result. end. come to a conclusion. to come to a conclusion. to conclude. to result in. to end in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any result.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sönmüş: Bu ateş sönüktür. 2. Parlak olmayan veya pek az parlayan: Sönük kandil. 3. (mec.) Şanlı ve şöhretli olmayan: Sönük adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. drab. faint. grey. insipid. out. extinguished. extinct. tarnished. lusterless. obscure. undistinguished. deflated. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. extinguished. deflated. flat. weak. dim. faint. dull. stale. lusterless. lifeless. inactive. damped. insignificant. rayless. dimmed. dark. mat. withered. muddy. dismal. inanimate. insipid. sad. undistinguishe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sönük olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. dimness. faintness. dullness. staleness. lackluster. lifelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. damping of an oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp itfa etmek. to extinguish. to redeem. to amortize. to pay off itfa etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to damp. to amortize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at last. in the end. eventually. finally. after all. in the upshot. last. in fine. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eventually. finally. through. at last. in the end. at long last. at length. in the long run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at last. in the end. eventually adv. lastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Sony LPEC Codec, bulunduğu aygıtın en yüksek dijital veri akışı ya da sinyalini dağıtıp kaydedebilme özelliğine sahip olmasını garantileyen bir standarttır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayakkabı üzerine giyilen kauçuk potin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshoe. galosh. rubber boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. bir nebze, bir tadımlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. bargarisa, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvey oğul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, tic. mark geniş kenarlı fötr şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı, duvarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işitilemeyecek kadar az titreşimli ses dalgalarına ait; ses hızından daha az süratle giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süpersonik, sesten hızlı. supersonics i. süpersonik ilmi, sesten hızlı olguları inceleyen bilim dalı. supersonic transport süpersonik araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmanları sınıflandırma bilimi ( Taxonomy )

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) yüceltme, ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. eklembacaklılarda karnın en son oynak kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övüngen, büyüklük taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpekgiller familyasından, postundan kürk yapılan köpekten küçük ve kideden büyük meşhur yırtıcı hayvan ki, hilekârlıkla şöhreti olup hakkında birçok masallar anlatılır. 2. mec. Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fox. cunning fellow. sly fellow. tod. crafty fellow. reynard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fox. cunning person. sly fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bileşikgillerden bir bitki (erigeron). 2. Bir çeşit üzüm. 3. Güreşte bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvanlar) Boğuşmak. 2. mc. Hile yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxiness. craftiness. cunning. slyness. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iliştirmek, tilki pençesi gibi bir kanca ile tutturmak.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(paris incompleta): Zambakgiller familyasından; nemli ortamlarda yetişen, 20 - 50 cm boyunda, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları pürtüksüz, tam, koyu yeşil renkli ve saplıdır. Ezilince fena bir koku çıkarır. Lezzeti acıdır. Çiçekleri küçük, beyaz veya sarımsı renklidir. Meyveleri, leblebi büyüklüğünde, sarıda kırmızıya ve siyaha kadar değişen renktedir. Zehirlidir. Kullanılan kısımları kurutulmuş yapraklarıdır. Kullanıldığı yerler: Uyku verir. Sinirleri teskin eder. Fazlası zehirler. Haricen kullanılır. Ağrıları dindirir.

Şifalı Bitki by

Yabancı Kelime

Fr. tire-bouchon

burgu

Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. ses altından ses üstüne geçerken oluşan durumlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sonic barrier.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları „Taş Dikenler’ olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır.

Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. ultrason

fiz. yansılanım

İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyulamayacak kadar yüksek perde (ses), yüksek frekanslı (titreşim, ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şarkı ile söylenen ikinci derecedeki nağme; gizli mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Teksesli (musiki eseri veya icrâsı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birlik, ahenk, uygunluk; müz. aynı perdeden olma. act in unison hep beraber hareket etmek. in unison beraber birlikte, bir ağızdan. unisonal, unisonant unisonous s. aynı perdeden; birlikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözden düşmuş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantıksızlık; manasızlık, saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız, muhakemesiz; makul olmayan; aşırı, müfrit. unreasonableness i. mantıksızlık; makul olmayış. unreasonably z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıkz; akla dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantlkla hareket etmeyen, mantıksız. unreasoningly z. mantlksız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date of maturity. maturity date. final term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik eti, karaca eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıl - kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Arabî takvimin cn birinci ayı (aslı: zü’l-kaade).

Türkçe Sözlük by