Illa ne demek? | Illa anlamı nedir? | Illa

Illa anlamı nedir?

illa ne demek?

illa anlamı nedir?

illa | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Sürü) ağıla girmek.

2.(Sürü) toplanıp toplu durmak veya (hergele) o halde müdafaa etmek.

3.(Ay) hâle peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fed in a fold / pen. to become surrounded with a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T ). Çeşitli tecrübelerin verdiği derslerden faydalanarak akıllı davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become wiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to one's senses. grow in wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayip Denizinde ada, Porto Riko’nun doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 63 10 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 102 km².

Kara: 102 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 61 km.

İklimi: Tropikal iklim.

Arazi yapısı: Zemininde kireç taşı bulunan yassı bir mercan adası.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Crocus Tepesi 65 m.

Doğal kaynakları: tuz, balık, ıstakoz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100 (genellikle kayalıklardan oluşur) (2005).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar yaygındır. (Temmuz - Ekim).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,477 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.8 (erkek 1,557; kadın 1,510).

15-64 yaş: %70.4 (erkek 4,878; kadın 4,608).

65 yaş ve üzeri: %6.9 (erkek 412; kadın 512) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.57 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 6.9 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.03 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.06 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.81 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.03 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 20.32 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 verileri).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.28 yıl.

Erkeklerde: 74.35 yıl.

Kadın: 80.3 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Anguilla.

Dinler: Anglikan %29.

Dil: İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 12 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.

erkekler: %95.

kadınlar:: %95 (1984 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Anguilla.

Başkenti: Pago Pago.

Milli bayram: Anguilla Günü, 30 Mayıs.

Anayasa: 1 Nisan 1982; 1990’da değiştirilmiştir.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Anguilla kısıtlı miktarda doğal kaynaklara sahiptir, ekonomisi konfor turizmi, ıstakoz ürünleri, mültecilerden gelen para havaleleri sayesinde gelişme göstermiştir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi: - 108.9 milyon $ (2004 verileri).

GSYİH (Reel Büyüme): %10.2 (2004 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3.

İş gücü: 6,049 (2001).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: ticaret %36, hizmet %29, inşaat %18, taşımacılık %10, imalat %3, tarım/balıkçılık/ormancılık/madencilik %4.

İşsizlik oranı: %8 (2002 verileri).

Bütçe: gelirler: 22.8 milyon $; Giderler: 22.5 milyon $.

Endüstri: Turizm, tekne yapımı, denizaşırı finansal hizmetler.

Endüstrinin büyüme oranı: %3.1 (1997 verileri).

Tarım: Az miktarda tütün, sebzeler; büyük baş hayvanlar.

İhracat tutarı: 14.56 mily


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bileziğe benzer yahut bileziğe ait; halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ünlü. 2.Babacık. 3.Savaşçı, fatih. 4.Hun Türklerinin büyük imparatoru (400-453).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). koltuk altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (anat)., (bot). koltuk altına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanınca çok kül bırakan bir deniz yosunu; bu yosunun küllerinden elde edilen alkali, yosun sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın, Tanrı’ nın izniyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın, Tanrı’ nin izniyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = e. hamd = şükür). Allah’a şükrolsun, Allah’ın avni inayetiyle: Bihamdillah bugüne yetiştik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحمدالله] Allah’a şükürler olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, Allah). Hak Taâlâ hakkı için; billâh-il-azîm, billâh-il-kerîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God is my witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) (gen. ispanya krallarının) danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tilâvet etmek, Kur'an ı nağme ile okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Iifleri olan, saç gibi; kılcal damarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). kapilarite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kılcal damar; çok ince boru; (s). kılcal damarlara ait; doku itibariyle saça benzeyen. capillary attraction kapiler çekme. capillary repulsion kapiler itme. capillary vessel (anat). kılcal damar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amber kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırtıl, kurt; çelik zincirle işleyen traktör; (bh). bu traktörlerin bir markası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çengel işareti, ç ve ş harflerinin altındaki işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sincaba benzer bir Güney Amerika hayvanı; bu hayvanın çok değerli olan kürkü, çinçilla; kalın ve tüylü paltoluk kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halil). (bk.) Halil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i tarif, hamd = şükür, lillâh = Allah’ındır). Şükür Allah’a, Cenabı Hakk’a şükürler olsun. El-hemdü-lilllh alâ külli hâl = Her halde Allah’a şükürler olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (el = harf-i târif, hüküm, lillâh = Allah’ındır). Hüküm Allah’ındır (tevekkül ve teselli tâbiridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’a sığındık, Allah esirgesin, maâzallah, neûzübillâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Olmadığı halde, olmazsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). Allah’ın himayesi altında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah yolunda. mec. Karşılık beklemeksizin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif veya tellerin meydana gelmesi; (tıb). kalp hastalığında kalbin fazla hızlı ve zayıf çarpması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İsp.) (I ince okunur). Torpidolardan kurulu filo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی سبيل الله] Tanrı rızası için, Tanrı yolunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flotilla, küçük filo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zambağa benzer bir çiçek; benekli kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f yaylım ateşi; f yay Iım ateşi açmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Düşmana karşı nizamî birlikler, yahut perakende sivil kuvvetler tarafından yapılan hırpalama savaşı, çete savaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerrilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla war. guerilla fighting / war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla. partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: gorille). Maymunların en büyük ve en vahşî cinsi ki, Afrika’da yaşar ve insana benzerliği en fazla olan maymun cinsidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) en büyük cins maymun, goril; argo bir gangsterin şiddet için kullandığı yardımcı; amansız hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir çeşit çarkıfelek çiçeğinin meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) temel ızgarası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) çeteci, gerillacı; (s.) gerilla örgütü ile ilgili. guerilla warfare çete harbi, gerilla savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسبة لله] Allah rızası için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to size. to dress with size or starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ekin veya çocuk). Boy atıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen a wall with horizontal timber-ties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I'm fed up ! I'm sick and tired of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonuç çıkarma, anlam çıkarma (soz veya davranıstan); dolayısıyle anlama. illative (il'ıtiv) s. sonuç çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’la güçlenen. Gücünü Allah’tan alan. 2.Ebu’l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir’in torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Herhangi bir yetki sahibini perde arkasından yöneten kimseler, Osm. ricâl-i gayb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camarilla. power behind the throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kıllı hâle gelmek, kılları gelmek: Göğüs kıllanmış.

2.Bıyığı, sakalı gelmek, kartlaşmak: Yaşı küçüktür ama çabuk kıllandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hairy. to begin to develop a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (Li edatıyla Allah’tan mürekkep tertip). Lillâh için = Allah rızası için. Elhamdülillâh = Allah’a şükür. EI-minnet-iMAh = Minnet Allah’a mahsustur. El-hükmiliâh = Hüküm Allah’ indir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. meme, meme şeklinde uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memeye ait veya ona benzer, mememsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şal; kısa manto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. lae) i. çene kemiği, memeli hayvanların bilhassa üstçene kemiği. max'illar(y) s. çene kemiğine ait . maxillary gland biyol. çene altı bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «gaile» den if.). Tarımdan elde edilen gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). Allah’a sığındık!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. salınmak, gidip gelmek, saat sarkacı gibi hareket etmek; dalgalanmak, çalkanmak; tereddüt etmek. oscilla'tion i. gidip gelme, salınma, titreşme. oscillator i. radyoda elektrik titreşimleri meydana getiren aygıt, osilator. oscillatory s. sallanan, s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ot minder, ot şilte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) meme; kabarcık; anat., zool. dil üzerinde bulunan kabarcık gibi şeylerden biri, mukoza uzantısı; bot. bitkilerin üzerinde bulunan kıl gibi kabarcık. papil papillary, papillose s. kabarcıkları olan; kabarcığa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma, çapulculuk, talan; çapul malı, ganimet; f. talan etmek, yağma etmek, soymak, ganimet olarak almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. direk, sütun; dikme, dik meye benzer şey; f. sütunlarla tutmak veya süslemek .pillar box ing posta kutusu. Pillars of Hercules Cebelitarık boğazının iki tarafındaki yüksek kayalıklar. a pillar of society topluma dayanak olan kimse, nüfuzlu kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talebeye ait; vesayet altında bulunan kimseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. gözbebeğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, tabansız, yüreksiz, çekingen.pusillani- mously z. korkakça. pusillanimity, pusil- lanimousness i. korkaklık, alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç saparnası; saparna: bu bitkinin ilaç veya baharat yapımında kullanılan koku. wild sarsaparilla yaban saparnası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakım, kıvılcım; zerre. There's not a scintilla of truth in it. Gerçek payı yok. Tamamen yalandır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıvılcımlar saçmak, parı1damak, ışıldamak, yıldız gibi pırıldamak; canlı bir şekilde konuşmak. scintilla'tion i. kıvılcımlar saçma, parıldama, ışıldama. scintillation counter radyoaktif cisim parıltılarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İrl.) sopa, değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap ve sütle karıştırılmış bir çeşit yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülmüş şey, döküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -lae) anat., zool. alt çene veya alt çene kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alt çeneye veya alt çene kemiğine ait; alt çenedeki tükürük bezlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. üst çeneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nezaret, gözetme, gözaltında tutma; teftiş. under surveillance gözaltında, nezaret altında. surveillant i. nezaretçi; göz hapsinde tutan kimse; nöbetçi öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fossilize. to turn into a fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Zayıf ve çıplak olup titremek.

2.mec. Parasız kalmak: Amma tırıllamış.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f gıcıklamak, gıdıklamak; hisleri okşamak. titilla'tion i. gıdılklama, gıdıklanma; geçici tatlı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Meksika bir çeşit pizza, lahmacun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iki yana sallanmak, sendelemek; tereddüt etmek, kararsız olmak. vacilla'tion i. tereddüt; sendeleme. vacillating s. tereddüt eden, kararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upon my conscience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vanilya, bot. Vanilla planifolia; bu fidanın yemişleri; vanilya ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [والا] yoksa, aksi takdirde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halka şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayraktar, sancaktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bayrağı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A country seat; a country or suburban residence of some pretensions to elegance. pretentious and luxurious country residence with extensive grounds country house in ancient Rome consisting of residential quarters and farm buildings around a courtyard deta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive detached house with a garden. country box. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mexican revolutionary leader. detached or semi-detached suburban house. country house in ancient Rome consisting of residential quarters and farm buildings around a courtyard. pretentious and luxurious country residence with extensive grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single-storey dwelling usually registered under strata or community title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rural homestead in the Roman world, traditionally of courtyard form with house, workshops and farm buildings Normally used by archaeologists to refer to substantial establishments of the well-to-do, country houses with associated farmsteads.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It A country-home Sometimes used in the hotel industry to describe a small, separate suite or cottage. a group of detached or semi-detached, self-contained residences of uniform style with own direct access to outdoor area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A country house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A destination property located in a resort area Guest units usually consist of a bedroom, living room and kitchen Kitchens are separate from bedrooms and are equipped with stove, oven or microwave, refrigerator, cooking utensils and table settings for the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medium to large house built during the last half of the 19th century or in the first decade of the 20th century. an attached dwelling, one storey in height. a style of housing, often an attached dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mansion , villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazlık köşk, gösterişli yazlık ev, villa. villadom i., ing. villalar; banliyöde oturan halk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köy; köy halkı villager i. köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hain veya cani kimse; edebi eserde kötü adam; çapkın adam; problem yaratan durum. villainy i. alçaklık, habislik, hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habislik kabilinden, alçak, çok çirkin, bozuk, kötü, murdar. villainously z. habisçe, alçakçasına. villainousness i. habislik, alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransız edebiyatında on dokuz beyit ve iki kafiyeden kurulu şiir şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ageing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir veya birkaç senelik olmak.

2.Üzerinden çok zaman geçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sene veya senelerce saklayıp eskitmek.

Türkçe Sözlük by