Illi ne demek? | Illi anlamı nedir? | Illi

Illi anlamı nedir?

illi ne demek?

illi anlamı nedir?

illi | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gerektiği şekilde: Bu işi adamakıllı yapacak biri lâzım. Adamakıllı bir yol. Adamakıllı bir söz.

2.Pek fazla. Adamakıllı ıslandım, iş adamakıllı ihmal edilmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. thoroughly. fully. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoroughly. fully. substantially. carefully. painstakingly. crashing. greatly. heartily. really. roundly. supremely. vitally. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aklı olan, Akil, zeki, anlayışlı : Akıllı adamdır.

2.Tedbirli, müdedbir: Kendisi akıllı davrandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. clever. intelligent. brainy. wise. reasonable. well-advised. all there. astute. cute. knowing. knowledgeable. longheaded. sagacious. sapient. sensible. sparkling. spiritual. understanding. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astute. brainy. bright. canny. clever. intellectual. intelligent. politic. reasonable. sagacious. sage. sane. sensible. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise. intelligent. reasonable. prudent. clever. he's got brains. brainy. adroit. advised. well advised. clear sighted. intellectual. rational. sagacious. sapient. shrewd. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dünyada kullanılan bir çok teletekst hizmetinin (Top-Text, Videotext, FLOF (Full Level One Features))otomatik olarak tanınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Seçilen görüntü çözünürlüğüne bağlı olarak zoom oranını ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisely. cleverly. intelligently. judicious. no-nonsense. sagacious. sane. sensible. shrewd. wisely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. advisable. advisedly. cleverly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıllı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wisdom. intelligence. cleverness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. cleverness. sagacity. sanity. wisdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. high birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleness. performing of the duties of an office not as substitute but by right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çubuk şeklinde, küçük çubuklardan ibaret; (tıb). basile ait, sebebi basil olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoism. selfishness. individualism. self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoism. self. selfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egotism. solipsism. egoism. self-interest. self-will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be selfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. bilardo. billiard ball bilardo bilyesi. billiardist i. bilardo oynayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok tombul, etli butlu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanatçının isminin şöhretine göre afişlerde aldığı sıra; hesap çıkartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız bozukluğu, edepsizce konusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. 1000 milyon; milyar; ing. 1000000 milyon billionth s., i. milyarıncı; i. milyarda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i milyarder

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fevkalade parlaklık; ihtişam; zekâ parlaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok parlak, göz alıcı; çok zeki; i. pırlanta; matb. üç puntoluk harf. brilliantly z. parlak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. briyantin; alpakaya benzer bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.).

1.Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur.

2.İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3.Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakıl düşmüş veya birikmiş yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalıhorozu, (zool). Tetrao urogallus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibillet» den) (mü. cibilliyye). Huy kî, tabii, yaradılışta olan: Bu hal o adamda cibillidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cibillet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبليت] karakter, yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [جبلتسز] karaktersiz, kötü yaratılışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çili olan: Çilli bir çehre, çilli kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freckled. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grained. spotted. granulated. bloomed. freckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzde hasıl olan ak lekeler: Yüzüne çillik düşmüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadril tipinde dans, kotilyon dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eski Islav alfabesi; (s). bu alfabeye ait veya bu alfabe ile yazılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat)., (A.B.D.). 33 sıfırla yazılan bir rakam; (ing). 60 sıfırla yazılan bir rakam; desilyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve iyi söyler: Pek dilli bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dimi ve dok denilen bir çeşit pamuk veya keten bezi, diril.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doldurma; dolma içi; doldurulan herhangi bir şey; (dişçi). dolgu. filling station benzin istasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fiske; teşvik edici veya harekete geçirici herhangi bir şey; önemsiz şey; (f). fiske vurmak; teşvik etmek, harekete geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oluk rendesi; oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fitili olan veya fitille ateşlenen ateşli silâh: Fitilli top, fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a wick. corded. having a suppository. having a fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted with a wick. fuse. seton or piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya'da eski devirlerde derebeyi uşağı, şimdi avcı veya balıkçı yardımcısı; sirk eşyasını taşıyan kiralık yük arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; sorguya çekme, sıkıştırma, ahret suali sorma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilingual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri; dar görüşlü; kültürsüz, bilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. caiz olmayan, haram, memnu, kanuna aykırı. illicitly z. kanun dışı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınır tanımayan, sonsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumamış, kara cahil, okuma yazma bilmeyen. illiteracy i. cehalet, okumamışlık, okuma yazma bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليت] nedensellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gökyüzünün ve cennetin en yüksek yeri ki, dindarlar orada oturacaklardır (illiyyûn şekli pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Gökyüzünün ve cennetin en yüksek tabakası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, şüphelenen, vehimli: İlkilli bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspicious. anxious doubtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandilleri olan, kandillerle süslenip aydınlatılmış. Kandilli temenni = Eli pek aşağı ve art arda İndirip kaldırarak verilen selâm. Kandilli çiçek = Salkım salkım sarkan çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminated by an oil lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandil konan yer. Kandil gününe mahsus: Bu elbiseyi kandillik olmak üzere yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Bir adamın katil olması, adam öldürmesi, katletme, cinayeti: Mahkemece katilliği ortaya çıktı; onun katilliğini herkes biliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suretyship. acting as guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılları olan, kıl ile örtülü, Ar. müteşâ’ir: Kolları, göğsü kıllı; kıllı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kil bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argillaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argillaceous. clayey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clayey. argilaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. küçük çapa, özellikle tahta bir kutu içinde çapa yerine denize atılan büyukçe taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s .öldürme, katil; vurgun (av): k.dili vurgun, büyük kazanç; s. öldürücu; k.dili çok güldürücü, katıltıcı; çok, kuvvetli, pek sıkı. killingly z. gülmekten katıltacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kırmızılık, kırmızı renk, Ar. humret. Yangın kızıllığı = Alevin aksi. Kızıliıkotu = Eşekkulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volcanic ashes, consisting of small, angular, stony fragments or particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volcanic ashes, consisting of small, angular, stony fragments or particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swift'in 'Güliverin Seyahatleri' adlı eserindeki cüceler adasının ismi. Lilliputian i., s. bu adanın ahalisinden biri; s. çok küçük, ufacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined. oblique. subject. sloping. slanting. capable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. sloping who has a tendency to or a bent for. to be fond of. inclined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.Yunan Asya adalarından biri. Yunanca: Lesbos ve bunun merkezi olan şehir. Yunanca: Mitilini. 2.Başlıca bu adada yetişen bir cins küçük at ki, çocuklar tarafından kullanılır: Midilliye binmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pony. lesbos. lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mytilene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «millet» ten imen.) (mü. milliyye). Millete ait, millet özelliklerini taşıyan: Millî Adetlerimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملی] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national anthem. anthem national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National anthem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. milyar, bin milyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mile ait, bir mil gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miligram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Millî hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mililitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir milimetrenin milyonda biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın şapkacısı. millinery i. kadın şapkaları; kadın şapkacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmencilik; madeni paranın kenanndaki tırtıllar. milling machine freze makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. milyon; sonsuz büyük sayı; s. bir milyondan ibaret; pek çok. the million ahali, halk. millionth s., i. milyonda bir, milyonuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milyoner, milyon sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırkayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir). Millet olma hâli: Herkes milliyetini muhafaza etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Milliyetini seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetine düşkün, millî duyguları kuvvetli, milletini seven ve millî gelenekleri siyasî ve fikrî esas olarak kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مایت پرور] milliyetçi, nasyonalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) milliyetçilik, nasyonalizm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مليه] ulusal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzer, gibi, çeşit. Bu misullü adamlar = Bu gibi, bu çeşit, buna benzer adamlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Korint mimarisinde korniş çıkıntısı altına gelen destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. firm run by an agent. being a representative or agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) kırk sekiz sıfırı olan rakam; ABD yirmi yedi sıfırı olan rakam, oktilyon. octillionth (s.) oktilyona ait, oktilyonuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penisilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mak. başı x şek linde oluklu vida. Phillips screwdriver yıldız tornavida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baharatlı karışık turşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery-operated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery-operated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at binicisinin arkasında ikinci bir biniciye mahsus yastık; motosikletlerde buna benzer yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. katrilyon, 15 sıfırlı rakam; İng. 24 sıfırlı rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. 18 sıfırlı rakam; ing. 30 sıfırlı rakam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamy. infamousness. disgrace. baseness. ignominy. outrageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputableness. infamy. disgracefulness. disgrace. scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgracefulness. scandalousness. disgrace. scandal. outrage. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) 1.yürek temizliği. 2.saflık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilencilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avusturya para birimi, şilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerikan ve Fransız usulüne göre 24 sıfırlı sayı; İngiliz usulüne güre 42 sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerikan ve Fransız usulüne göre 21 sıfırlı sayı; İngiliz usulüne göre 36 sıfırlı sayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şilin, eski İngiliz gümüş parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mahkeme defterine kaydolunmuş.

2.Sabıkalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. sllliye). Vereme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek bayağı surette süslenip sürtük gezen (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is a self-opinionated screwball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikado oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «tahrîrli»den galat). Çizgili, çizikli, nakışlı: Tahrilli göz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arka lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candied. soft spoken. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietary. registered. officially registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officially registered. entered in an official register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kenarı tırtıl gibi kertikli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serrated. jagged. milled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. helezoni şekilde havaya yükselen fişek; kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz sistemine göre 18. sıfırlı, Amerikan ve Fransız sistemine göre 12 sıfırlı rakam, trilyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çiçek etrafında uç yaprağı olan fidan, trilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteksiz; gönülsüz, zoraki yapılan veya söylenen. unwillingly z. istemeyerek. unwillingness i. isteksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sentetik vanilya; vanilyadan çıkarılan bir esans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil sıfat ve vazifesi, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., (argo), the ile sinirlilik, can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istekli hazır; razı; içten; gönüllü, isteyerek yapan. willingly z. isteyerek, seve seve. willingness i. isteyerek yapma, gönüllülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Yeşil renk: Bunun yeşilliği iyi değil.

2.Taze otlar ve yapraklarla örtülü yer, çayır, bahçe vesaire: Orada bir yeşillik vardı.

3.Sebze: Yeşillik yemeli. 4.Taze ot veya tahıl: Hayvanlara yeşillik yediriyor musunuz?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foliage. greens. green. greenery. greenstuff. herbage. leafage. mead. potherb. soilage. verdancy. verdure. viridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. greenness. meadow. green vegetable. greens. green vegetables. foliage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foliage. grass. greenery. leafage. vegetable. verdure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir senelik, bir yaşında: Yıllık kuzu.

2.Şu kadar senelik, oluşundan beri şu kadar sene geçmiş olan: Üc yıllık çocuk, yüz yıllık bina.

3.Şu kadar yaşında olan: Yüz yıllık adam.

4.Almanak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annual. etesian. sessional. yearly. yearly. almanac. annual. calendar. yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annual. one year old. years old years old. one year's rent. a year's salary. yearbook. annals. almanac. almanack. yearly salary. annual rent. years old. yearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per annum. almanac. annual. annual charge. quotennial. yearbook. yearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yıllıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senelik ücrete karşı hizmet eden adam: Bizim arabacı, yıllıkçı, yıllıklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinde veya sırtında zenbil taşıyan: Zenbilli Ali Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk askerî musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde bir vurma Alet.

Türkçe Sözlük by