Ilm ne demek? | Ilm anlamı nedir? | Ilm

Ilm anlamı nedir?

ilm ne demek?

ilm anlamı nedir?

ilm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ilm

Türkçe Sözlük

(bk.) İlim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] bilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exaggerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. fade-in. dehiscence çatlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kapalı halden çıkmak: Kapı açıldı. 2. Dağılmak, çekilmek: Bulutlar, kalabalık açıldı. 3. Temizlenmek: Bu bez açılmıyor. 4. Berrak ve açık olmak: Hava açıldı. 5. Yapraklanmak: Gül, çiçek açıldı. 6. Neşelenmek, gönül ferahlığı peyda etmek: İnsan gezmekle açılır. 7. Mahcupluk ve tutukluktan kurtulup, serbestlenmek. 8. Genişlik kazanmak: Oda açıldı. 9. Uzağa, engine salmak: Vapur açıldı. 10. Başlamak: Meclis açıldı. 11. Bahse başlamak: Söz açıldı. 12. Zuhur etmek, hasıl olmak: İş açıldı. 13. Boş kalmak, münhal olmak: Filan memuriyet açıldı. 14. Sır söylemek, emniyet edip her şeyi söylemek: Bana açıldı. Ara açılmak = Bozuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open oneself. open. be opened. come open. open out. open in. open up. disperse. admit smb. into one's confidence. disclose one's secret. become relaxed. refresh. air. bare. disentangle. diverge. effuse. expand. fine. flower. gape. come loose. get loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. confide. dilate. gape. open. spread. thaw. unbend. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. to clear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be forgiven. to be pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be granted a pardon. to receive pardon. pardoned to be. receive a pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be deceived. be cheated. be taken in. be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

had.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hatıra getirilmek, tahattur edilmek. 2. Zikr olunmak, kale alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be remembered. to be mentioned. to be commemorated. to be called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mentioned / remembered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Malûm olmak, akıl erdirilmek: İşin hakikati anlaşılamadı. («Anlanmak» yerine geçmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be understood. come out. appear. get across. prove. seep in. sink in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. to be understood. to come out ortaya çıkmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be understood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible. complicated. deep. fathomless. clear as mud. puzzling. bottomless. delphic. elusive. elusory. impenetrable. inapprehensible. inarticulate. inconceivable. inexplicable. inscrutable. intangible. obscure. occult. opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. enigmatic. impenetrable. incomprehensible. inscrutable. involved. obscure. opaque. unaccountable. uncanny. unfathomable. vague. unintelligible. complicated. inarticulate. impenetrable muğlak. karışık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bildirilmek, zihne yatırılmak: Bu iş bana böyle anlatılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taharri ve cüst ü cû olunmak. 2. Arzu olunmak. 3. Revaç ve itibar bulmak. 4. Bakılmak, nazar-ı itibara alınmak: Ahbab arasında öyle şey aranılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be searched. to be searched for. to be in demand. to be longed for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyileşmek, hastalıktan kalkmak, şifayâb olmak, Osm. kesb-i ifâkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Artırma işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be increased. to be saved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tezyid edilmek, müzayedede yükseltilmek. 2. Tasarrufla biriktirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmak fiili. mec. ısrar ve inatla talep ve teklif, musallat oluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. pull. suspension. tug. advances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere iliştirilip sarkıtılmak, tâlık edilmek: Fes çiviye asılmaz. 2. Asılarak idam olunmak: Haydut asılır. Sarmak, uzanmak, eğilmek: Pencereden asıldı, mec. ısrarla talep veya tek lif etmek, sarılıp bırakmamak, yapışıp gitmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make advances to smb. pull. hang. hang on. hang down. be suspended. accost. philander. swing. tug. wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. hang. pull. strain. tug. twitch. to hang. to be hung. to be hanged. to be executed idam edilmek. to pull. to tug. to pester. to insist. to try hard. to make advances. to fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hang. to pull one's full weight. to lean over. to hang on. to cling to. to insist. to behanged / hung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be passed over. to be surpassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yerin üstünden geçirilmek: Taş duvarın üstünden aşırılmak. 2. Atlanmak, savulmak. 3. Uzaklaştırılmak. 4. Çalınmak, sirkat edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılmak fiili, atılış, (bk.) atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. expulsion. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being thrown / discharged. élan. attack. thrust. assault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bırakmak: Bu kâğıt ne için buraya atılmış? 2. itibardan düşmek, nazar-ı itibare alınmamak: Atılacak adam değildir. 3. İleriye varmak, kızgınlıkla müdahale etmek. 4. Tahta gibi çarpılıp bükülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. dash. make a dash. take a step. adventure. burst. dart. embark. embark upon. fling. fly. hurl oneself. launch out into. leap. walk the plank. plunge. rip into. shoot ahead. stand out. stand out against. start in. throw on. throw oneself into. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. court. pounce. to be thrown. to be discarded. to be dismissed. to get the sack kovulmak. to rush. to dash. to attack saldırmak. hücum etmek. to break in on. to burst in upon. to begin. to go into girişmek. başlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thrown / discharged. to be cast. to assail. to attack. to be discarded. to be fired. to be dismissed. to be sacked. to be cast away. dash. drive at. fling. fly out at sb. get thrown out. leap. to engage in a lob of business. lunge. plunge. shoot. ta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atlatılmak. Tehlike atlatıldı. Adam atlatıldı. Deve hendekten atlatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be avoided. to be put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kandırılıp, yerinden çıkarılarak diğer bir işe veya başkasının hizmetine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tempted / seduced / enticed / perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dolaşıp yerine gelmek, tam bir devir icra etmek. 2. Bayılmadan ve sarhoşluktan kurtulmak, kendine gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to recover. to come to. to come round kendine gelmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to come to oneself (after fainting or anesthesia. come round. come to. come to oneself. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secessional. disconnection. separation. parting. split. leaving. breakup. divorce. departure. breakaway. check-out. cleavage. decampment. defection. deviation. disconnexion. disjunction. dissociation. disunion. divergence. divergency. excursion. leav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakaway. detachment. dichotomy. partition. secession. separation. leaving. departure. divergence. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissociation. separation. separating. departure. dispersion. fission. solution. cleavage. rupture. disassociation. branching. detachment. divergence. farewell. leave. leaving. parting. schism. secession. selection. split up. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tefrik olunmak, uzak olmak, ayrı düşmek: Evinden, çoluğundan, çocuğundan ayrıldı. 2. Bölünmek, taksim olunmak: İkiye ayrıldı. 3. Tefrik ve temyiz olunmak, farklı ve seçkin olmak: Kendisi, arkadaşlarından ayrılıyor. Seçilmek, intihap olunmak: Ev mahsus ayrılmıştır. 4. Yarılmak, çatlamak: Dudak ayrılmak. 5. Karı koca arasında nikâhı feshetmek: Karısından, kocasından ayrıldı. 6. Çekilmek, uzaklaşmak. İşinden hiç ayrılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstuck. get clear of. leave. check out. break up. divorce. divorce from. part with. part from. depart. quit. split. split off. apostatize. break away. break with. part company with. cut loose. decamp. defect. desert. deviate. disunite. divaricate. d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depart. deviate. disengage. divide. leave. part. resign. secede. separate. sever. split. start. to be separated. to part. to leave. to depart. to break with sb. to break away. to drop out. to resign. to throw sth up. to divergeto leave. to diverge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part. to separate from one another. to open up. to split. to crack. to leave. to depart from. to be legally separated. branch. break away. cast. clear off. cleave. depart. desert. detach. deviate. dissaffiliate. dissever. dissociate oneself. distinguis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. fast. indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inextricable. inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserved. booked. set apart. set aside. isolated. disjointed. divided. divorced. split. estranged. segregate. disunited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. isolated. off. separate. reserved. dedicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. assorted. detached. discrete. disespoused. divided. insular. secluded. segregated. selected. spoken for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decrease. to reduce. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Başkası tarafından kışkırtılmak. 2. Yüz verilip şımartılmak (şımarılmak): Yüz bula bula azdırıldı. 3. Yoldan çıkarılıp kötü yola sevkedilmek. 4. Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wild. to be excited sexually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dismissed. to be discharged / removed from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). kefalet, malları teminat olarak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nazar ve müşahede olunmak: Buradan denize bakılır. 2. Nazar-ı itibare alınmak, dikkat olunmak: Dostlar arasında öyle merasime bakılmaz; bir bakımla bakılırsa ve (sadece) bakılırsa bu, daha iyidir. 3. Hizmet olunmak, yapılmasına çalışılmak ve ihtimam olunmak: Bu hayvana iyi bakılmıyor; bu çocuklara bakılmak lâzım gelir. Yüzüne bakılmaz, yüzüne bakılır şey değildir = Pek çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken care of. to be maintained and kept in repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Basılmak işi bk Ba sılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Ayakla çiğnenmek, ayak altında kalmak. Pâymâl olmak = Basılmış toprak. 2. Ezilmek, sıkılmak, tazyik olunmak: Üzüm, zeytin, incir basıldı 3. Ansızın hücuma uğramak, tutulmak: Düşmanı gece basmışlar. 4. Tab’olunmak, tezgâha konup basılmak: Filan kitap yeniden basılıyor. 5. Söndürmek, itfâ olunmak: Yangın, ateş basıldı. 6. Teskin olunmak, sükûn kesbetmek, durmak: Rüzgâr basıldı. 7. Damga ve kalıp vurulmak: Bu tülbent iyi basılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to by the press. to appear in c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlangıçla işe girişmek: Buradan başlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baskı altına konmak, ezdirilmek: Asma yaprakları fıçı içine bastırılır. 2. Tabettirilmek: Bu kitap ilk defa olarak bastırılıyor. 3. Söndürmek: Yangın bastırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to be suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokulmak, idhal edilmek: Suya, çamura batırıldı. 2. Girdirilmek, delmek ve geçirilmek: Şırınganın iğnesi derinin altına batırılmalıdır. 3. Garkedilmek: Düşmanın üç gemisi batırıldı. 4. Mahv ve kaybedilmek: O kadar servet kısa zamanda nasıl batırıldı? 5. iflâsa sevk ve mecbur edilmek: O banka, böyle muamelelerle batırıldı. 6. Mağlûbiyete uğratılıp mahvedilmek: Kumandanın dirayetsizliğiyle bir alay asker batırıldı. 7. Büyük ve tam zarar ziyana uğratılmak: O adam, ortakları tarafından batırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayılmak işi. (bk.) Bayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. blackout. faint. fainting. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. rhapsody. heeling. listing. fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendini kaybetmek, kendinden geçmek, gaşyolmak: Kömürden bayılmıştı. 2. Solmak: Bu çiçekler bayılmıştır. 3. Çok sevmek, hoşa gitmek: Bu atın yürüyüşüne bayılırım. 4. Çok gülmek, yorulmak vesaireden kinaye olur: Gülmeden bayıldık. Yürümeden bayıldım. Susuzluktan bayılacağım. (Biriyle alay için «Aman bayılayım» terkibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. collapse. faint. gush. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteleden biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuzlu su, havlu.

Hazırlanışı : Küçük bir havlu, tuzlu suya batırılır ve hastanın alnına konur. Sık sık değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Beğenilmek, kabûl olunmak, makbule geçmek: Yazısı beğenildi. Sesi beğenildi. 2. Seçilmek, intihap olunmak, tercih edilmek: Bir sürünün içinde ancak üç dört koyun beğenildi. İkisinden hangisi beğenildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be approved of. get across. go down. win recognition. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be liked. to be admired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appreciated. to win approval. to acquire vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beklenilmek, intizar olunmak: Güneş altında beklenilmez. 2. Umulmak, ümid edilmek: O adamdan her iyilik beklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kept waiting. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film. documentary picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Benzetilmek, Uydurulmak, teşbih ve temsil edilmek: Bu yazı, aslına benzetilememiştir. 2. Taklit edilmek. 3. Yanlışlıkla başka zannolunmak: Aranılan bir adama benzetildi. Bir şeye benzetilmek: Ne suretle olursa yerine getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nourished. to be fed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde çok değerli veya çok kullanılan kitapların fotografını çekmede kullanılan mikrofilm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yarılmak, bıçkı ile ortasından ayrılmak: Çam tahtası kolay biçilir. 2. Kesilmek, kat’olunmak: Pantolon böyle biçilmez. Esvabı biçildi. 3. Orakla kesilmek, hasad edilmek: Ekinler daha biçilmedi. Çayırın otu biçildi. Biçilmiş kaftan = Tamamiyle hâline münasip. Ar. enseb, elyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut. to be moved / reaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkıntı gelmek, usanılmak: Her gün bir türlü yemek yemekten bıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Anlatılmak, Osm. ilâm ve ifhâm edilmek. 2. Haber verilmek: Bursa taraflarında bol yağmuryağdığı mahallinden bildiriliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmek işi, ilim, vukuf, malûmat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knowing. cognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمجبئریه] zorunlu olarak, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarına hallettirmek üzere söylenilen muğlak şey, muammâ, lugaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riddle. enigma. puzzle. conundrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. enigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzle. riddle. conundrum. enigma. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bilmeyen: Bunu bilmedik kimse kalmadı. 2. Bilinmeyen: Bilmediğimi öğrenmek isterim. 3. Bilmeyiş, cahillik: Bilmediğini bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şey hakkında vukuf ve malûmatı olmak, vâkıf olmak: Bu işin böyle olduğunu bilirim. O adam mühendisliği iyi bilir. 2. Öğrenmek, vukuf kesbetmek ve malûmat edinmek: Sizin geldiğinizi bilemedim, sonradan bildim. Tanımak, Aşinâsı olmak, Aşinâ çıkmak: Sizi bilemedim. Bu adamı bileceğim geliyor. 4. Hatıra getirmek, yâd ve tahattür etmek: Şimdi bildim. 5. Zan ve itikat etmek, bir fikir ve zanda bulunmak: Ben sizi gitmiş biliyordum. Ben onu dost biliyordum. Herkes seni Alim biliyor. 6. (Yardımcı fiil olarak): Muktedir olmak: Yazabilmek = Yazmaya muktedir olmak. Gidebilmek = Gitmeye muktedir olmak. Menfisi yazamarrıak, bilememk gibi olur. 7. Tanımak, mes’ul tumak: Ben sizi bilirim. 8. Şüphelenmek, bir şey isnad etmek: Ben, ondan bilirim. 9. Müteşekkir ve minnettar olmak İyilik bilir adamdır. O adam iyilik bilmez. İyilik bilmek = Vefalı olmak. Bilen bilir = Erbabına malûmdur. Çok bilmiş = Hilekâr, aldenmaz. Kendini bilmek = Edepli, terbiyeli olmak: Kendini bilir adamdır. Kendini bilmez adam = Terbiyesiz, Fars. nâ-dân. Kendini bilm»mek = Baygın yatmak. Kendi bilir, siz bilirsiniz = Nasıl isterse yapsın, nasıl isterseniz yapın. Bilerek = Ar. Amden, kasden. Bilmeyerek = Kasdî olmayarak, istemeyerek. Bilmiş ol = Malûmun olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be onto. know. understand. be up. be up to. be wise to. wise up to. wise up. ken. savvy. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

know. speak. tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to know. to be aware. to understand. to learn. to recognize. to assume. to appreciate. ken. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilen, anlayan, bilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyen, cahil, Fars. nâ-dân: Haddini bilmez = Has-nâ-şinâs = İyilik bilmez. Şükür nâ-finîs = Nankör, şükretmesini bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilmeyiş. Had-nâ-şinâsî = Haddini bilmezlik. Şükr-nS-şInUsî = Bilmezliğe gelmek (bilmemezliğe dememeli). Osm. tecâhül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient. worldly wise. know-it-all. smart aleck. smarty. wiseacre. wise guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in exchange for. and the same to you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمقابله] karşılığında, aynen, mukabele ederek, mukâbil olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمناسبه] bir münasebetle, sırası geldiğinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمناوبه] dönüşümlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمذاکره] görüşülerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çıkmak, oturmak. Osm. rükûb edilmek: Ata öyle binilmez, gemiye ne vakit binilecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terk olunmak, (bk.) bırakılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terkedilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplanmak: Maaşla para biriktirilmek zordur, kırk senede biriktirilen kitaplar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being united. consolidating. amalgamation. connection. combination. compounding. union. combining. assembling. connecting. unification. coordination. synthesis. synthetic. grouping. merger. uniting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere getirilip bir haline konulmak, tevhit edilmek: İki arsanın parselleri birleştirilerek bir arsa haline getirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirilmek, tamamına erdirilmek: Başlanılan mektep daha bitirilemedi. 2. Mahv ve helâk edilmek: O memleket kıtlıktan bitirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be completed. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşlerden birinin diğerinden ayrılması: Kayın validesi tarafından boşatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya yaptırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling. being called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağrılmak, seslenilmek: Oyle çağrılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be called. to be invited. to be summoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa bağlanmak. 2. Mıhlanıp yerleşmek: Çingene horozu gibi ayağından çakılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed down. to be driven into place. to be pegged down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz. 2. İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz. 3. Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi. (bk.) Çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision. being hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eğrilip bükülmek: Bu direk çarpıldı. 2. Yüzünü buruşturup münfail olmak, değişmek: Bu sözü işitince çarpıldı. 3. Cin tutmak, cin şerrine uğramak: Gece ağaçların altında dolaşma, çarpılırsın. 4. İnmede olduğu gibi bedenin bir kısmı eğrilmek, yerinden oynamak, tutmaz olmak: Ağzı, eli, ayağı çarpılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be multiplied. to be robbed. to become paralyzed. to become crooked/warped. to warp. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hit. to be robbed. to become paralized. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurulmak: Çardak çatıldı. 2. Apışıp kalakalmak. 3. (hayvan) bacakları ayrılıp ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dissuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekilmek işi. (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pullout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resignation. retreat. traction. withdrawal. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. withdrawal. withdrawing. retreat. regression. resignation (from a job. pull. draw. tug. shrinkage. tension. tensile. recession. recess. ebb. ebb tide. surrender. retiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sürüklenmek, taşınmak: Bu araba bir atla çekilebilir. 2. Tahammül olunmak, başa gelmek: Çok zahmet çekildi, bunun da tavrı çekilmez. 3. Bir kenara gitmek, inzivâda olmak, bir şeye karışmamak: Kendisi çekilmiş, bir tarafa çekilmiş, çiftliğe, evine çekildi. 4. Toplanmak, büzülmek. Osm. tekabbuz etmek: Bu kumaş ıslanınca çekilir. S. Gerilmek, Osm. tevettür etmek: Ispazmozdan damarları çekildi. 6. Gerilemek, geriye doğru gitmek, dönüp gelinen tarafa doğru gitmek: Düşman askeri çekildi, deniz çekildi, sular çekildi. 7. Ortadan kalkmak, defolmak, mündefî olmak, yok olmak: Çekirge çekildi, hastalık çekildi. 8. Dağılmak, her biri bir tarafa gitmek. Osm. inhirâf etmek: Kalabalık çekildi, dâvetliler çekildiler, herkes çekildikten sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be pulled. withdraw. quit. retire. abdicate. draw back. resign. step aside. walk out. draw off. draw away. recede. dry up. bow. bow out. decline. desist. ebb. edge out. give over. go out. gravitate. opt out. repair. retract. scratch. secede. stand. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. recede. resign. retire. retreat. to be pulled. to withdraw. to draw back. to recede. to retreat. to ebb. to resign. to move. to be bearable. to be tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to withdraw. to recede. to drawback. to retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunmaz, pek ağır veya usandırıcı: Çekilmez bir hali, bir tabiatı vardır, (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbearable. intolerable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. unendurable. insufferable. unacceptable. forbidding. impossible. insupportable. provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. insufferable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. excruciating. impossible. insufferable. insupportable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentilmek, kertilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Kibar erkek, çelebî, görgülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallant. gentleman. gent. sahib. sportsman. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gent. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. gent. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Centilmene yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanlike. in a gentelmanly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Centilmen olanın hali. 2. Centilmence davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanliness. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemen's agreement. gentleman's agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encirclement. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürülmek, devrettirilmek: Kebap, ateşin karşısında çevrilmekle pişer. 2. Alt üst olmak, öbür yüzü göz önüne getirilmek: O sayfa çevrilince öbür bahse geçilir. 3. Kuşatılmak, çepçevre sarılmak: Bu bağa duvar çevrilmelidir. 4. Geri döndürülmek, iade edilmek: Yarı V°Wan çevrildi. 5. Bozulmak, çürütülmek, geri alınmak: Verilen söz çevrilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be encircled. to be enclosed. to be translated. to be turned. turn round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış. 2. Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı. 3. Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya nakledilmek, dışarı atılmak: Bu havada evden çıkılmaz. 2. Yola girişilmek, gidilmek, hareket olunmak: Yarın kaçta çıkılacaktır? 3. Yukarı gidilmek, yükselmek: Bu merdivenden üst kata çıkılır. Bu dağın tepesine çıkılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Diş diş olmak, gedilmek: Çakı çintildi. 2. İnce ince doğranmak: Soğan çintilip yağda kavrulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir miktar kesilmek, köşe ve kenarları alınmak. 2. Suya batırıp çıkarmak. 3. (kuşun kanadı) Kesilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çitme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon. motion picture / animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çizgiler ve hatlar peyda etmek, sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalanmak: Bu kâğıt kolay çizilmiyor, bu ayna çizilmiş. 2. Çizgi çekilerek kaydı silinmek: Onun İsmi defterden çizildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked / drawn / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet edilmek, (bk.) Çağrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her taşın altından çıkan, her işe karışan, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officious. pseud. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeni ürünlerin elde edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste recycling)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dağılmak işi. 2. (askerlik) Aynı silâhla aynı hedefe atılan mermilerin, barut haklarında ve başka şartlardaki değişmeler yüzünden ayrı noktalara vurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sözgelimi, bir doğal kaynaktaki yoğunlaşmış kirleticinin yayılma süreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. distribution. dispersal. diffusion. disintegration. decomposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. disintegration. dispersion. distribution. dispersal. scattering. scatter. spread. dissolution. break-down. spreading. staggering. calcination. decomposition. catabolism. decay. dissociation. dissolubility. slaking. diffraction. lysis. dissipati

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçılmak, ayrılmak ve perişan olmak: Benim topladığım kâğıt yeniden dağılmış. 2. Bölünmek, tevzi olunmak: Gazete erkenden dağılır. 3. Açılmak, yok olmak: Bulutlar dağıldı. 4. Kırılıp parçaları ayrı ayrı düşmek: Tabak elimden düşüp dağıldı. Baş, beyin dağılmak = Sersem olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disperse. separate. scatter. disband. come apart. disintegrate. crack up. go to pieces. fly to pieces. go splinters. go into splinters. be scattered. adjourn. clear. clear away. decay. decompose. diffuse. disrupt. dissolve. fall. splinter. spread. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disband. disintegrate. disperse. dissipate. dissolve. lift. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to disperse. to be dispersed. to be messed up. to be dissolved. to disintegrate. to crumble. to calcine. to stagger. to decompose. to shatter. to dissolve. to spread. to dissipate. diffuse. disband. fall apart. fall out. range. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın. 2. Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı. 3. Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daldırmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made narrower. to be taken in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miff. resentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «darılmak» mânâsında kullanılır, «darılmaca yok» deyiminde geçer). Darılma, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gücenmek, münfail olmak, hatır kalmak: Bana darı İdi. 2. Hiddetlenmek, gazab etmek, kızmak: Uşağına darı İdi. 3. Paylamak, azarlamak. Osm. tâzîr ve tekdir etmek: Siz kendisine biraz darılın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. get angry to. take offence. take offense. be in a huff. pout. be vexed with smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to be angry. to be offended. to take offence. to scold. to reprove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to get angry. huff. sulk. take affront. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be leaned on. to be based on. to be borne. to be tolerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buried. to be interred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer bilmeyen, kadir bilmeyen. Osm. kadir-nâşinâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being evaluated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be changed. to be exchanged. to be converted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınanmak, tecrübe edilmek: Bu, denenilmiş bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söylenilmek: Öyle bir söz denildi. Bu iş hakkında ne denildi? Ne denilecektir? 2. İsim konmak. Osm. tesmiye olunmak: Uzay gemisi denilen yeni icat. 3. Nakil ve rivâyet olunmak: Hindistan’da yine veba çıktı deniliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Delinmek, yarılmak, delik deşik olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık, yaramazlık, kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nationalized. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being overturned. overturn. turn over. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overthrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yıkılmak, düşürülmek, baş aşağı çevrilmek, yuvarlanmak: Tencere devrildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overturn. turn over. fall. fall from. fall over. overset. tilt over. tip. tip over. topple. topple down. topple over. tumble. tumble down. turn turtle. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overset. overturn. tip. upset. to overturn. to upset. to capsize. to be overthrown. to fall over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall over. to be turned upside down. to be capsized. to be overthrown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikilmek işi. (bk.) Dikilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakta durdurulmak. Osm. ikame ve rekzedilmek: Direk, taş, sancak, mum dikilmek. 2. Toprağa ekilmek: Çam ağacı bu mevsimde dikilir. 3. iğne ve iplikle birleştirilmek: Bizim elbise daha dikilmedi mi? 4. Ayak üzere durmak veya kalkmak, dimdik durmak, durup gitmemek: Karşıma dikildi. Önünde dikilip durdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand up. stand. stand on. stand upon. stick up. be planted. be sewn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planted. to be erected. to be set up. to be sewn. to stand. to become erect. to be fixed on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planted. to be set vertically. cock. plant oneself. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Dilmen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dilmek işi. 2. Dört köşe biçilmiş uzun direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slicing. chopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. section. slitting. splitting. splint. parting. slashing. rip. rift. lathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun uzun yarmak, dilim dilim kesmek: Karpuzu dilmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. slice. to slice. to chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slice. to cut into slices. to slab. to slit. to shred. to lath. to slash. to split. to carve. to sliver. to rift. to rip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güzel. 2.Güzel dil bilen, konuşan, söz söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resurrection. resurgence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Canlanmak, hayata gelmek: Mahşerde ölüler dirlecektir. 2. (pörsük şey) Sertleşmek, katılaşmak: Bu çiçekler artık dirilmez. 3. mec. Kuvvet ve tazelik kazanmak, cesaret almak, canlanmak, taze hayat bulmak: Bu haberi alınca dirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revive. arise from dead. resuscitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return to life. to be revived. to be resuscitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return to life. to be revived. to gain fresh vigour. awake. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serial film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV series.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıralanmak, dizilmek, sıraya konmak, bir sıra teşkil etmek: Yolun üzerinde dizildiler. 2. (harf) basılmak üzere yazı tertip olunmak: Bu kitaptan kaç forma dizildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range. to be arranged in an order. to be set in type. to be strung. to be lined up. to line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged in an order. to line up. to be set in type. to be strung up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezilmek: Her taraf dolaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürülmek, devredilmek, çepeçevre gezdirilmek: Sofrada yemek dolaştırılıp herkes tabağına yemek alır. 2. Doğrudan doğruya götürülmeyip uzak uzak yollardan gezdirilmek: Şehri seyretsin diye dolaştırılarak götürüldü. 3. (söz) Münasebetini bulmak için bahisten bahse geçirilerek maksada götürülmek: Söz dolaştırılarak maksada gelindi. 4. Çevrilmek, sardırılmak: Ayağına bir ip dolaştırıldı. Ayağa, başa dolaştırılmak = Musallat edilmek, baş belâsı olarak verilmek: Bu iş de benim başıma dolaştırıldı; bir belâdır ayağıma dolaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken for a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donanma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düz edilmek, tesviye edilmek. 2. Tashih edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be corrected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Edilme fiili, yapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğilmek işi. (matematik) Bir doğrunun bir başka doğruya (veya düzleme) göre eğik olması. 2. (fizik) Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasında meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğilmek işi, meyil. Ar. inhinâ. Atlının yere eğilmesi. 2. Çevrilme: Taze fidanın eğilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. stoop. bending. bent. warp. bend. inflexion. flexure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. dip. inflection. stoop. the act of bending or curving. an oblique. intersection. magnetic inclination. warping. deflection. in flexion. declination. buckling. cantling. reclination. lurch. warp. sag. tilt. bow. bending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğilmek, çarpılmak. Osm. mâil olmak, meyelân etmek, çarpılmak: Sağa doğru eğilmiştir. 2. Bükülmek, çevrilmek, inhinâ etmek: Fidan taze iken eğilir, (bk.) Iğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stony. tough. uncompromising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğri olmak, çarpılmak: Bu değnek eğrlldi. Kuru ağaç eğritmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iğ ile bükülmek, iğden çekilip iplik yapılmak: Merinos yünü pek ince eğritebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bend. to warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekilmek işi, tohum serpilme. Ar. zer’: Buğdayın ekilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum serpilmek. Osm. zer’edllmek: Bir tarla her sene ekilmemelidir. Bu tarlaya arpa ekilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksilmek işi. 2. (matematik) Bir mahiyetin iki değeri arasındaki fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrease. diminution. decline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eksik, noksan olmak, azalmak. Osm. tenâkus etmek, miktarı azalmak: Anbarın İçindeki buğday gittikçe eksiliyor. 2. Yok olmak: Bari bir adam eksilmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wane. to decrease. to diminish. to grow less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decrease. to grow less. to disappear. decay. decline. diminish. lower. taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be criticized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilip massolunmak, sindirilmek: Yere dökülen süt emilmez. Keçinin memesi emilmek mümkün müdür?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sucked / absorbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) emir çıkartılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Order Improvement)

Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katı veya donmuş hâlinden sıvı hâline geçrilmek. Osm. izâbe olunmak: Kurşun, yağ, kar eritildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be melted or dissolved by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazılmak, çukurlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kullanılarak eski ve köhne haline konmak: Kitaplar bu kadar çabuk eskitilir mi? 2. Kullanamayarak eskimeye bırakılmak: Tütün eskitildikçe daha iyi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be married off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Toz haline, yassı hale getirilmek, dövülmek. Osm. sahk olunmak: Bu boya ezilmeden kullanılmaz. 2. Basılmak, ağır bir şeyin altında kalarak veya sıkışarak yamyassı olmak: Arabanın altında kolu ezilmiş; bu portakallar, kavunlar ezilmiştir. 3. Mağlûp olmak, tahammülü pek zor bir sıkıntı altında perişan olmak: Bu arada o biçare ezildi; dert ve kederden ezilip gitti. Ezilip büzülmek = Maksadını açık söyleyemeyip de sıkılarak konuşacak söz bulamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be crushed. be put upon. squeeze. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squash. to be crushed. to squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crushed. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowed down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downtrodden. repressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crushed. downtrodden. repressed. smashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture. movie. moving picture. cine film. film. flick. picture. silver screen. cine-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film. movie. picture. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin skin; a pellicle; a membranous covering, causing opacity; hence, any thin, slight covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slender thread, as that of a cobweb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover with a thin skin or pellicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer, usually of gelatin or collodion, containing the sensitive salts of photographic plates; also, the flexible sheet of celluloid or the like on which this layer is sometimes mounted. a thin coating or layer; 'the table was covered with a film of d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie. film. film. audiovisual aids. epic. melodrama. moving picture. picture play. the screen. tie in. tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a form of entertainment that enacts a story by a sequence of images giving the illusion of continuous movement; 'they went to a movie every Saturday night'; 'the film was shot on location'. a medium that disseminates moving pictures; 'theater pieces trans

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whether photographic or holographic, film consists of light sensitive chemicals spread on a surface A film's resolution measures the ability to distinguish between details Because holographic films must be able to record very detailed information, they ha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The material used in a camera to record a photographic image Generally it is a light-sensitive emulsion coated on a flexible acetate or plastic base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A roll or sheet of a flexible material coated on one side with a light-sensitive emulsion and used in the camera to record an image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sites dedicated to preservation, celebration and presentation of film, movies and film culture These include film news, film resources, film magazines and film archives, as well as sites that post films or allow for the creation of films online Film does

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A photographic emulsion coated on a flexible, transparent base that records images or scenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Material that is loaded into an imagesetter Film is coated with a light sensitive emulsion and exposed with laser light inside the output device After chemical development the film holds a very sharp image of the layout created by the designer This film i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Photographic material consisting of a thin, transparent plastic base coated with light sensitive emulsion After exposure and processing film is left carrying a visible image in black silver or dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Film is photo-sensitized acetate sheets which are processed through exposure to light Film carries the images to be printed The acetate sheets are solid black before exposure After esposure, the image areas become clear Film is first used to make proofs a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Film is photo-sensitized acetate sheets which are processed through exposure to light Film carries the images to be printed The acetate sheets are solid black before exposure After exposure, the image areas become clear Film is first used to make proofs a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A photographic mixture coated on a flexible, transparent base that can record images or scenes Based on the type, film has the ability to record either still or moving images.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, transparent plastic sheet that is coated with a photographic emulsion After exposure, it is developed and processed to produce either a negative or a positive to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compilation of light sensitive silver salts, color couplers , and other materials suspended in an emulsion and coated on an acetate base The storehouse of our visions, nightmares, and dreams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hi-resolution files are sent from a computer to an imagesetter which prints onto clear film Once the film has been developed with chemicals it is used as a mask when exposing a specially coated metal 'plate'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Printing term for the photosensitive material, usually emulsion-coated acetate, that contains the image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light sensitive material used in non-digital cameras to record an image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A membrane or sheeting material with a nominal thickness of 10 mils or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the photographically created mechanical from which printing plates are produced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sheet of polyurethane not greater then 0 010' in thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sheet or strip or transparent plastic coated with a light-sensitive emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single or multiple layers or coatings of thin or thick material used to form various elements or interconnections and crossovers Thin films are deposited by vacuum evaporation or sputtering and/or plating Thick films are deposited by screen printing. bit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film , flick , picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zar; ince örtü, ince tabaka; ince tel, lif; (f). zar veya ince bir örtü ile kaplamak; zar bağlamak. filminess (i). zarla veya ince bir tabaka ile kaplı olma. filmy (s). zarlı, ince bir tabaka ile kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (foto)., (sin). filim; (f). filim çevirmek, filim yapmak. film fan sinema meraklısı. film pack düz fotoraf filimleri paketi. film speed filim hassaslığı. film strip konferanslarda yardımcı olarak gösterilen hareketsiz filim serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sinema filminin jenerik denen baştaki yazılı kısmında olsun, asıl filmde olsun çalınıp okunan musiki ki, bugün musiki sanatının başlı başına bir dalı hâline gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film music / score. film music. film score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film star. motion picture star. cinemactor. movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Resim çekmek için kullanılan, sellülozdan yapılmış ışığa karşı hassas levha veya şerit (fotoğrafçılık, sinemacılık ve radyografide kullanılır). 2. Sinemacılıkta bir oyunun tamamını ihtiva eden şeritlerin bütünü. 3. Verici sinema makinesiyle gösterilen oyun, konu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moviemaking. film industry. movie business. moviedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی المثل] örneğin, örnekte olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hurled / flung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yürünmek, bir baştan bir başa gidilmek. Osm. mürûr ve ubûr olunmak: Çok kar yağdığı için dağ yolundan geçilemez. Çamurdan geçilmez. 2. El çekmek vazgeçilmek, çevirilmek: Alışılan şeyden kolay geçilmez. 3. Aşılmak, mesafe alınmak. Yolun yarısı, en zor kısmı geçildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass. to traverse. to be left aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yürünmesi, bir baştan bir başa gidilmesi mümkün olmayan: Geçilmez yol, dağ, dere. 2. Terkolunmaz, bırakılamaz: Geçilmez bir mal, geçilmez bir Adet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir baştan bir başa gidilmek, geçirme işine konu olmak. Osm. imrâr edilmek, öte tarafa vardırmak: Kayıkla nehrin ötesine geçirildi. 2. Atlanmak, giderilmek, atlatılmak: Bir tehlike, büyük bir hastalık geçirildi. 3. Yürütülmek, Osm. Mürûr ve ubûr ettirilmek: Asker şehrin içinden geçirildi. Verilcek su nereden geçirilecektir? 4. İyi edilmek, tedavi olunmak, atlatılmak, giderilmek: Bendeki başağrısı bir türlü geçirilemedi. 5. Ferâğ ettirilmek, el çektirilmek: O adam bir türlü kumardan geçirilemedi. İçkiden geçirilirse sıhhati da düzelir. 6. Tedavül ettirilmek: Bu para geçirilebilir mi? 7. Çevrilmek, Osm. ihâta edilmek: Bu levhalara çerçeve, bu kitaba kap, yastıklara kılıf geçirilmeli. 8. Takılmak, konmak, sokulmak: Çerçeveye cam geçirildi. 9. Kaplanmak, yapıştırılmak, dikilmek: Kürke kab, kaba kürk, yorgana yüz, çarşaf geçirilmek: Ele geçirilmek = Tutulmak, Osm. derdest edilmek. Diş geçirilmek = Zarar verebilmek veya sadece tesir edebilmek: Ona diş geçirilemez. Kılıçtan geçirilmek = Sırayla herkes öldürülmek, Osm. katl-i Am edilmek. Baştanbaşa ve biraz gelişi güzel incelenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be passed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oyulmak, gedik olmak, çentilmek, rahne açılmak. 2. Kaşınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be improved / developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wider or broader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realization. fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession. recoil. retreat. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing back. orderly retreat. recession. recoil. regress. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flinch. recede. recoil. retire. retreat. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat a retreat. to withdraw from. to retreat. beat retreat. draw off. give ground. pull back. recede. recoil. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvrılıp çekilme: Telin gerilmesi zordur. 2. (denizcilik) Gerilme kuvveti — Bir halatın gerilmekle tayin olunan tahammül kuvveti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tensile. stretching. stress. tension. distension. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. tension. strain. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tensile. tension. stress. span. hang. arching. stretch. streching. elasticity. tightness. tightening. distention. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılıp, kurulup çekilmek, gergin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıvrılıp çekilmek, gergin olmak: İp, bez gerildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretch. to be stretched. to be tightened. to be tensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stretched / tightened / tensed / under tension. to span. to stretch. to spread. to tighten. to hang. to tighten up. distend. tauten. tense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Getirilmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Getirme işine konu olma, Osm. celb ve ihzâr olunmak, sevk ve İsâl edilmek: Hint’ten kumaşlar getirilebilir. Şehre üç saatlik yerden su getirildi. Suçlu mahkemeye getirildi. 2. Söylenmek, adı edilmek: Daha aydınlanmamız için bu mevzuda örnek getirilmek icap eder. 3. Konulmak, Osm. vaz’ olunmak: Fiile getirilmek = İş haline konmak, icra olunmak. Yola getirilmek = Nizamına, usulüne konmak. 4. Peyda ve hasıl edilmek: Merak getirilmek. Bir yere getirilmek: Cem’olunmak, toplanmak. Hatıra, zihne, akla getirilmek = Hatırlamak, düşünülmek, Osm. tahattur edilmek. Dile getirilmek = Hakkında dedikodu çıkarılma, Osm. teşhir ve terzil olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirilmek, getirttirilmek: Fabrikadan komisyoncu vasıtasiyle örnekler getirilebilir. Oradan fidan getirtilemezse de tohum getirtilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği azaltılmak: Dizgin, ip gevşetilmek. 2. Şiddet ve azmin kaybedilmesi: İş gevşetildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be loosened. to be made loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Herhangi bir kimse gezmek: Bu kılıkla sokakta gezilmez. Gezilme fiili: Kiralık ev bugün iki defa gezildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gitmek, vaki veya mümkün olmak: Oraya gündüz gidilmez. İki saatte gidilebilir mi? Merih’e gidilmek kabil olsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gulâm). Gulâmlar, köleler (müfret mânâsıyle): Cennet hizmetkârı, (bk.) Gulâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلمان] köle. 2.genç, yeni yetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençl(Erkek İsmi) 2.Köleler, esirl(Erkek İsmi) 3.Cennette hizmet gören erkekl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gulâm). 1. Delikanlılar, gençler. 2. Köleler, esirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Girmek ve bu fiil mümkün olmak. Ar. duhûl: Bu kapıdan girilir, öbüründen çıkılır. Ehramın içine girilebilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be meddled. to be undertaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed (by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Giyilme fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin saklanılması: Böyle görülebilecek şekilde gizlenilir mi? 2. Gizli tutulmak: Vaziyet bizden gizlenildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yol lanmak, Osm. irsâl olunmak: Bu mal, dış ülkelere gönderilecektir. Bu kitap bana ahbabın biri tarafından gönderildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sent to. to be dispatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entrusted with a task. to be charged with a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arz edilmek, teşhir edilmek, herkesin görüşüne sunulmak, Osm. irâe edilmek: Sorana yol gösterilir. Müzedeki eserler herkese gösterilmek içindir. Parmakla gösterilmek = Meşhur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shown. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saklanılmak, korunmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyanet olunmak: Koyunlar gözetilmezse kurt yer. Bakılmak, nezaret ve idare olunmak: Bu işler gözetilmek ister. 3. Beslenmek, Osm. iâşe ve infak olunmak: Kadın, çocuklarıyla beraber kocasınca gözetilir. 4. Beklenmek, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmek 5. Tutulmak, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmeli. 5. Tutulmak, Osm. riâyet olunmak, mer’İ bulunmak: Eski Adetler gözetilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be guarded. to be respected. to be observed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dargınlık ve kırgınlık meydana gelmek: Hiç sebepsiz gücenilir mi? Ufak çocuğa gücenilmek olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş edilmek. Osm. mübâreze ve musâraa olunmak: Burada güreşilmez, bu sıcakta güreşilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtimad olunmak: Oyle adama güvenilmez, rastgele adama güvenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncertain. untrustable. unreliable. untrustworthy. unfaithful. unsound. irresponsible. precarious. beyond belief. discredited. elusive. elusory. faithless. insecure. shifty. slippery. suspicious. treacherous. unstable. unsteady. whacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtful. dubious. faithless. foxy. insecure. jaundiced. precarious. shady. shaky. shifty. slippery. unreliable. wonky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cronk. faithless. precarious. reptilian. shifty. treacherous. unfaithful. unreliable. untrustworthy. unworthy of credit. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) kazılmak. hâkketmek kazımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confinement. detainer. body execution. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be imprisoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiat yavaşlığı, tabiatte yumuşaklık, sabır, tahammül, hiddet ve gazabın aksi: Hilmin fazlalığı miskinliktir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلم] yumuşaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hilmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri verilmek, geri gönderilmek,

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itibarı geri verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gösterilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçersiz kılınmak, kaldırılmak, bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başlanmak, girişilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.var edilmek, yaratılmak. 2.icat edilmek, buluş yapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kiraya verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zorlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (sıvı bir şey) Yutulmak, ağızdan mideye alınmak, Osm. şürbedilmek: Su içilir. 2. Sarhoş edici içki alınmak: Gündüzün içilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be given to drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öçetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yürütülmek, yapılmak, yerine getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sürdürülmek, devam edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içeri alınmak, sokulmak. 2.dışalım yapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kavranmak, anlaşılmak. 2.yaşanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yapılmak, yerine getirilmek. 2.ödenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlatılmak, belirtilmek, dile getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

salgılanmak, çıkarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açığa vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aldatılmak, kandırılmak. 2.ırzına geçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Eğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenme gelmek, Osm. istikrâh edilmek: Temiz adamdan iğrenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disgusted (with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğrilmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çevrelenmek, sarılmak, kuşatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hediye edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak, oluşturulmak, meydana getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozulmak, halel getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkarılmak. 2.dışsatım yapılmak, ihraç edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarılmak, hatırlatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kısaltılmak, özetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tamamlanmak, bitirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yetinilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transmitted. to be conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağlanılmak, çengel ve düğme gibi bir şeyle tutturulmak: Bir yere lllştlrllmezse durmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Parlatma. 2.Belirleme, işaret etme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplayıp tutturmak, çatmak, bağlamak: İler tutar. Elbisesini kendi iler diker. 2. Rasgelmek, tesadüf etmek, düş gelmek (bu mânâ bugün terkedilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. bowknot. slipknot. thumb knot. noose. loop. stitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipknot. loop. bow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. noose. running knot. slip knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ilmiyye). T. ilme ait: Mes’ele-i ilmiyye. 2. Nazarî, sırf nazariyattan ibaret olan, zıddı amelî: ilmî ve amelî iktidarı vardır. 3. İlmiyye yolu, ulema sınıfına ait: Kıyâfet-i ilmiyye. Tarîk-ı ilmî = İlim yolu, Osmanlı devrinde ulemây-ı rusûm, meşîhate bağlı ulemâ sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific bilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientific. technical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interim Local Management Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Integrated Local Managment Interface: An ATM Forum defined interim specification for network management functions between an end user and a public or private network and between a public network and a private network This is based on a limited subset of S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard that specifies the use of the Simple Network Management Protocol and an ATM management information base to provide network status and configuration information. integrated local management interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allows ATM devices to exchange fault and performance management information over a UNI interface. ILMI is an interim specification used to provide network management functions between end users and networks and between private and public networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علمی] bilimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İlimle, bilgi ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(eski şekli: İLMEK) (i.). Çözülmesi kolay düğüm, iğreti düğüm, basit ve kolay düğüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. noose. running knot. stich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğretiden bağlamak, kolay çözülür bir düğüm yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in a loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğretiden bağlanmış, kolay çözülecek surette düğümlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İLMİYYE) (i. A.). Osmanlı devrinde ulemâ sınıfı:

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İlme ait, ilme mensup.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علميه] din bilginleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of proof. certifications. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be desired. coveted or envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). inanması sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be convinced of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğru gözüyle bakılmak, doğru diye kabûl olunmak: İnanılacak şey değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelievable. incredible. beyond belief. unreliable. inconceivable. fabulous. fantastic. fantastical. implausible. steep. stiff. unheard-of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. improbable. inconceivable. incredible. unbelievable. unthinkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incredible. unbelievable. implausible. inconceivable. mind boggling. phenomenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, kasetin üzerine işaret konmasını, mevcut işaretlerin silinmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı götürülmek, Osm. tenzil edilmek: Bu kereste dağdan indirilmiştir. 2. Azaltılmak, Osm. tenzil ve tenkis edilmek: Zahirenin fiyatı indirildi. 3. Aşağı koyuverilmek: Perde indirildi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bir başına bırakılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yadsınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sudden startle. being startled. jump. recoil. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (su) Birikip durmak, bekleme neticesinde kokuşmak. 2. (insan) Korkmak, sarsılmak, ürkmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. recoil. start. wince. to be startled. to start. to blench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be startled. to startle. blench. jump. recoil. rock. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isırmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Duyulmak, Osm. mesmû olmak: Bir ses işitildi; buradan top sesi işitilir. 2. Haber alınmak, Osm. istihbâr olunmak, mesmû olmak: Bir sergi açılmasına karar verildiği işitilmiştir. 3. Dinlenmek, Osm. mesmû ve makbûl olmak: Benim sözüm işitilmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be heard. greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unheard of. unheard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islak hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be operated. to be run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kamulaştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kullanılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtilmek işi. 2. (psikoloji). Ruh tarafından, kendine ağır, iğrenç ayıp veya elde edilemez görünen düşüncelerin şuur altına sürülmesi, Fr. refoulement, Ar. ihtibâs: İtilmeler çok defe akıl hastalıklarına yol açar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kakılmak, ileriye sürülmek: Kalabalıktan itile itile az kaldı merdivenden düşüyordu. 2. Zorlanmak, icbâr edilmek, zorla sevk olunmak: Ancak itilmekle iş görür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pushed. to be shoved. to be induced (to do sth. to be repressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

özen gösterilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tamamlanmak, bitirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.alınmak. 2.kabul edilmek. 3.kullanılmak. 4.değerlendirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok edilmek. 2.giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yükseltilmek, yüceltilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bildirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.verilmek. 2.ödenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gönderilmek, yollanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Firar edilmek, kaçma işinin mümkün olması. Oradan kaçılamaz; gündüzün kaçılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. cold. fatal. fated. fateful. imperious. indispensable. ineluctable. inextricable. irremissible. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fateful. foregone. indispensable. inevitable. inextricable. necessary. unavoidable. inescapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. fatal. fateful. ineluctable. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Firar ettirilmek, diğeri vasıtasiyle kaçmaya sevk olunmak: Hapishaneden arkadaşları tarafından kaçırıldı. 2. Gümrük veya vergi vermemek üzere gizliden geçirilmek: Gümrükten mal kaçırılmamak için bir tedbir lâzım. 3. Dikkatsizlikle kaybedilmek: Fırsat kaçırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kidnapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurularak çakılmak: Bu toprağa kazık kakılamaz; bu kapıya bir çivi kakılmış. 2. (madenî eşya) Arkadan vurularak kabartma yapılmak: Bu kutunun kapağı fena kakılmış. 3. Tahta vesaireye altın, gümüş tel ve pulları veya çivileri sokularak süslenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarılmak: Bu sandık kaldırılmalı ki, altı temizlensin. 2. Yükseltilmek, Osm. terfî edilmek: Bu duvar bir metre daha kaldırılmalıdır. 3. Ortadan kaldırılmak, Osm. ilga, ref’ ve lâğvedilmek: Eski Adetler kaldırıldı. 4. Yükletilip nakledilmek: Üzüm kesildiyse de daha bağdan kaldırılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lifted. to be taken away. to be abrogated. to cease to be in effect. to be endured. to be stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. inandırılmak, zihni çelinmek, Osm. irzâ olunmak. 2. Aldatılmak: Kolay kandırılır adam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cheated. to be deceived. to be duped. to be fooled. to be taken in. to be persuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. being closed down. being suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be closed. to be made to close. to be closed down. to be suppressed. to be abolished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapılmak işi. bk. Kapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zorla alınmak, gasbolunmak: Bu mal elinizden kapılırsa ne yaparsınız? 2. Bir şeye veya birinin asılsız sözlerine itimat ve emniyet edip aldanmak, hayran olmak: Bir dolandırıcıya kapılarak servetini kaybetti. Ucuzluğuna kapılarak çürük mal aldı. Sen onun sözüne kapılma. Gönlünü bir güzele kaptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to. abandon oneself. fall in. be seized with. be taken with. give way. be drawn to smb. harden. be overcome by. be overcome with. be possessed by. be possessed with. sink into. slide into. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. to be seized. to be carried away. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seized. to be grabbed. to trust in sb only to be declined. to be carried away. to be washed away by. to be entranced by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapışmak işine maruz kalmak, kapış kapış alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grabbed up. to be taken away in a wild scramble. to have a ready sale. to be in great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararı verilmek, mukarrer olmak: İmtihanların gelecek hafta yapılması kararlaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decided. to be agreed on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karışmak. 2. mec. Hayvan çiftleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır. 2. Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele edilmek: Bu kâğıt, müsveddesiyle karşılaştırıldı mı? 2. Denkleştirilmek: Alacağımla vereceğim karşılaştırılsın ki, alacağım olup olmadığı anlaşılsın.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her birine ve bunların tersi olan dokularına, kas (adale) denir. Herhangi bir kaza sonucu, kas yırtılacak olursa; aşağıdaki reçeteler uygulanır ve doktora başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek, sirke, sargı bezi, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kepek üzerine azar azar su ve sirke dökülüp, hamur yapılır. Sonra, orta ateşte ısıtılır. Soğumadan sargı bezine konup, kasın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crick. spasm. swagger. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris. spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip daralmak, kısılmak: Esvap kasıldı. 2. Eksilmek, noksan kabûl etmek: Maaşı kasıldı. 3. Kurulmak,kibirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. strain. be stretched tight. tighten. attitudinize. set. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffen. to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to swank. to give oneself airs. to brag. to posture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to show off. to convulse. to constrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katılış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. attendance. participation. being added. addition. joining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation. taking a share. accession. adherence. adhesion. attending. communion. convulsion. joining. participating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation certificate. declaration of accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly Offered Dividend Right Certificates)

Nakit karşılığı satılmak üzere, ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma ve yeni pay alma gibi haklar sağlayan bir kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihak etmek, karışmak, eklenmek, Osm. munzam ve mülhak olmak, bir cemaatin içine girmek, beraber gitmek: Kervana katıldı. Çocuk, büyüyüp cemiyete katıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırı derecede gülme, gıdıklanma sonunda nefessiz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play ball. be in the swim. be out of the swim. take a share in. sit for. attend. join. join in. participate. take part. accompany. go with. share. be out of breath. adhere. affiliate. ally. ally oneself. put in an appearance. attach oneself to. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgamate. attend. contribute. incorporate. join. mingle. partake. participate. to be added. to mingle. to join. to come in on sb/sth. to amalgamate. to go in for sth. to attend. to be absent. to agree with. to go along with sb/sth. to abet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. to be added to. to be mixed with. to join. to enter into. to participate in. to agree with sb. to share in sth. to partake in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri katlanmak: Vatan için her türlü mahrumiyete katlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kavranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be comprehended. to be grasped. to be clutched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be recorded. to be entered. to be noted. to be enrolled. to be registered. to be taken notice of. to be scored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaymaya sevk olunmak, kayarak indirilmek: Yeni yapılan gemi, kızak üzerinde denize kaydırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slid / to be skidded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa doğru yaslanıp yatar gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean to one side. to lean back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bakılmak, sahip çıkılmak, himaye edilmek, gailesi çekilmek: O zavallı adam kimse tarafından kayrılmadı. 2. Bir hizmet ve göreve atanmak, kullanılmak, istihdam edilmek: Bu adam bir hizmetle kayrıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being excavated / engraved / scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşilmek, açılmak, Osm. hafrolunmak: Bu toprak zor kazılır, bahçe şimdi kazılmaz, kuyu derin kazılmalı. 2. Oyulmak, hâk ve nakşedilmek: Maden mühür bu taşla kolay kazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be excavated. to be engraved. to be scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kerem etmek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentilmek, hafif gedik ve çentik yapılmak: Sert ağaç zor kertilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discovered. to be found out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesilmek işi. bk. Kesilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disconnection. disconnexion. discontinuance. stopping. being cut. ceasing. abscission. cessation. disruption. laceration. surcease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interruption. being cut. cutting. being stopped. stoppage. being exhausted. exhaustion. souring. cessation. deduction in advance. discontinuance. disruption. rupture. severance. suspense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesilme işi: Bu tahta kesildi; bu ağaç kolay kesilmez. 2. Biçilmez: Elbisesi kesildi. 3. Aralık vermek, durmak, dinmek, devam etmemek: Yağmur kesildi; maaşı kesildi. 4. Çekilmek, kaçınmak, ictinâb etmek, artık yanaşmamak: Yemekten, dersten, ihtilâftan, işten kesildi. 5. Kesinlikle kararlaşmak, takarrür etmek: Pazarlık kesildi; günü kesildi. 6. Ağırlık gelmek, kırıklık duymak: Ellerim, ayaklarım, dizlerim kesildi. 7. Bozulmak, ekşimek, suyu sair maddelerden ayrılmak: Süt kesildi. 8. Benzemek, dönmek: Ortalık deniz kesildi; soğuktan buz kesildim; felsefeden söz açıp başımıza ibni Sİnâ kesildi. 9. Boğazlanmak, Osm. zebhoiunmak: On kadar koyun kesildi. Çocuk sütten, memeden kesilmek = Artık meme verilmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be cut. cease. stop. be interrupted. become. turn sour. go sour. close down. clot. curdle. die away. die down. drop. dry up. go down. go off. intermit. let up. shear. sour. surcease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curdle. cut. sever. sour. stop. to be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to curdle. to cease. to stop. to be interrupted. to become. to present oneself as. to pretend to be. to go off. to go out. to fall for sb. to go for sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut. to be clipped. to be sheared. to be exhausted. to be tired out. suddenly to become. to curdle. to sour. to stop. to be cut off. to end. to be interrupted. to like. to be pleased by. to be attracted to. quit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kestirmek İşine konu olmak. Ağacın dallan kestirildi. 2. Kesin şekilde halledilmek, kesin karar verilmek: O dâvâ hâlâ kestirilmedi. 3. Kesin şekilde hükmolunmak, kesin bir fikir söylenilmek: Bu kelimenin asıl Türkçe mi yoksa diğer bir dilden mi olduğu kestlrilemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Etme, eyleme, yapma. 2. Yerine getirme: Namazı yerine getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etmek, eylemek, yapmak:, bildirmek, yazmak (daha çok yazı dilinde kullanılır). 2. Edâ ve İfâ etmek: Namaz kılmak; daha öğleyi kılmadım; ikindiyi kıldıktan sonra gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

render. to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılmak işi. 2. Naz, nazlı yürüyüş, bk. Kırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refracting. refractive. breaking. breakage. break. fracture. offence. offense. refraction. rupture. smash. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. breakage. clip. fracture. refraction. rupture. smash. breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking. break. refraction. hurt. offense. coquettish gestures. displeasure. pinch. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalanmak. Bir veya birçok parçaya ayrılmak: Cam, bardak düşüp kırıldı. 2. Ölmek, büyük ölçüde telef olmak, yok olmak, mahvolmak: İlk çıkan koleradan çok halk kırıldı. 3. Vücutta halsizlik duyma, kırıklık duymak. 4. Darılmak, gücenmek, Osm. münfail olmak: Bilmem ne sebepten bana kırıldı. S. Şiddeti geçmek, şiddeti kalmamak: Rüzgâr, fırtına, soğuk kırıldı. 6. Nâz ile sallanıp vücudun bazı yerlerini oynatmak: Kırılarak yürüyor; o kadar kırılmak da boştur. 7. Katlanmak, bükülmek: Bu gömleğin yakası kırılmaz. Ayak, el kırılmak = Bedduadır: Eli kırılsın; ayağı kırılsın. Bel kırılmak = Bel bükülmek, zaaf gelmek, çok yorulmak. Kol kanat kırılmak = Tamamen güçsüz kalmak, düşkün olmak. Gülmeden kırılmak = Katılmak. Çıtkırıldım = Pek nazlı ve şık kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. be broken. break. fracture. go to pieces. offend. be hurt. break off. chip. crash. crush. explode. be piqued at. rive. shatter. sink. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. fracture. resent. shatter. smart. smash. snap. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be broken. to be hurt. to be offended by sb. to be refracted. to die. to perish. to take sth amiss. crack. to be discounted. fall to pieces. fracture. shatter. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Köşe ve kenarları kesilmek: Bu kâğıtların etrafı kırpılırsa düzelecektir. 2. Yapağısı veya saç ve sakalı kesilmek: Koyunlar hangi ayda kırpılır? Bu soğukta saç kırpılır mı? 3. Ötesi berisi kesilip eksiltilmek: Bir hayliydi ama kırpıla kirpi la bir şey kalmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clipped. to be sheared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmak işi. 2. (biyoloji) kalbin, içindeki kanı damarlara vermek için kendi kendini sıkması, Ar. tekabbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming hoarse. reduction. lessening. contraction. heart contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dara getirilmek, sıkıştırmak, baskı altına alınmak, sıkıda kalmak: Kuyruğu kapıya kısıldı; parmağım makineye kısıldı. 2. Tutulmak, eksilmek, serbest işlememek, hırıltılı olmak: Sesim, boğazım kısıldı; soğuktan, nezleden, içkiden, çok bağırmaktan sesi kısılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reduced. to be lessened. to get hoarse. to be turned down. to be dimmed. to be caught to be narrowed. to be slitted. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı? 2. Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kışkırtmak işine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be instigated. to be fomented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıstırma işine uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be trapped. to be cornered somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvrılma işi. 2. (jeoloji) Yer kabuğunun geniş ölçüde dalgalı bir şekil alması kıvrılma dağların meydana gelmesine yol açar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being curled or twisted. folded. contortion. crook. swirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğrilip bükülmek, çekilip toplanmak: İplik, kıl, saç kıvrıldı. 2. Çöreklenmek, kangal olmak, tostoparlak devşirilmek: Yılan, köpek kıvrılıp yatmış. 3. Katlanmak, bükülmek, kırılmak: Bu kitabın yapraklarının köşeleri kıvrılmış; bir yaprağı kıvrılmıştı. Kıvrılakalmak = mec. Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. curl. shrivel. to be curled. to coil up. to curl up. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curl. to twist. to be folded. to be turned back. to curl up. crook. curve. swirl. twirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnce ince doğranmak: Bu et kıyılacaktır. 2. Gözetilmemek, kötülük edilmek: Bu güzel hayvana kıyılır mı? 3. Kırılmak, koymak, tâkat kalmamak: Dizlerim kıyıldı. 4. Ezilmek, bayılmak: İçim kıyıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut up finely. to be minced. to murder. to wrong. to harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) değer bilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fried. to be roasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızdırmak hareketine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angered. to be made red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri kızmak: Böyle şeylere kızılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kestirilmek, kat’ ettirilmek, çekilip ayrılmak, sökülmek, Osm. kal’edilmek: Bu İp el İle koparılmaz, kökleri koparılabllecek gibi mi? 2. (yemi; vs.) Kesilmek, toplanmak, değirilmek, Osm. iktitâf edilmek: Bu mevsimde bağdan yaprak, gül ağacından çiçek, üzüm, elma koparılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be snapped off. to be broken off. to be picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor. 2. Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır. 3. idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül. 4. Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce kullanılan, kullanılmış olan, yeni olmayan. Kullanılmış, bir otomobil aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. secondhand. hand-me-down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spent. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. used. hand- me-down. thrift shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurtarmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be saved. to be rescued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşanmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatmak işine mevzû teşkil etmek, çevresi sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded. to be besieged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) postacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlaştırılmak, imar edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gömülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

övülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Yasak edilmek, bırakılmamak, (bk.) Men.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yasaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrofilm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kitap, harita, gazete vs. nin çok küçültülerek çekilmiş fotoğreflarını havi film; bu maksatla kullanılan film.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineniz ile kısa video ve ses dizileri çekmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda ya da AV çıkışı ile TV’den izlenebilir ya da başka bir multimedya cihaza düzenlemek ya da saklamak üzere aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(MUKAABELE-Bİ’LMISL) (i. A.). Fena bir harekete, aynı şiddette bir başka hareketle cevap verme, misilleme («mukabele-i bi’l-misl» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

abartılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak, satın alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izin verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mal varlığına el konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.taşınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sürgüne gönderilmek. 2. Menfî hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yayınlanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ayırılmak, çekip atılmak, sökülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have been given the duty of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğreniliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tahsil olunmak: Bir dil kolay öğrenilmez. 2. Haber alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirilmek, tahsil vermek: ilim beş günde öğretilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taught to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taught to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oyun icrâ olunmak: Burada oynanılmaz, bu oyun böyle mi oynanılır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Oynatılmak işi ve tarzı. (bk.) Oynatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. Yeri değiştirilmek, harekete geçirilmek: Damanın şu taşı oynatılacaktır. 2. Sıçratılmak, oyun ettirilmek: Bu at çok oynatılıp yorulmuştur. (tiyatro oyunu) İcrâ ettirilmek: Bu gece tiyatroda yeni bir oyun oynatılacaktır. 4. Kandırılmak, oyalandırılmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tercüman, çevirmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi bir şeye özenmek: Bu gibi şeylere özenilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pains (to do sth over sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inestimable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invaluable. priceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inestimable. invaluable. above price. beyond price. without price. priceless. unpriced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bağlanmak, tutturulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisturbed. unmolested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

taşlanarak öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be refused / rejected. meet with a refusal. put off. receive refusal. to be rejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertising film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dikilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, söylemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağılmak, yayılmak, perişan olmak: Tohum, tarlanın her tarafına saçılmalıdır. Dökülüp saçılmak = Masrafı göze almak, fazla masrafa yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scattered. to radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scattered / strewn. to spend money lavishly. to pour down one's feelings. to be spread. to be disseminated. to be dispersed. to spill. to radiate. to disperse. to diffuse. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be milked. to be taken from a beehive. to be unreveled / unwound. to ravel. to fray. to uncoil itself. to be swindled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlenilmek: Bu, saklanılır-şey mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hidden. to be concealed. to be kept secret from sb. to be kept in. to be stored in. to be saved. to be kept. to be set aside for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be released from prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Saplanmak, batırılmak, sokulmak: Vücuduma iğneler sancılıyor. 2. Yere dikilmek, Osm. rekzedilmek: Sancak, mızrak sancıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supposed. to be imagined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dönülmek, başka bir istikamete yönelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to (the right or left. to turn into (a road. to deviate from. to stray from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made to turn to to be made to turn into (a road. to be made to (do sth bad. to be deflected from (one's goal. to be made to digress from (one's topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug. involvement. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin etrafına dönerek yayılmak, dolanmak: Yılan, ağaca sarıldı, ayağıma ip sarıldı. 2. Kendi etrafına bir şeyin dolanıp içinde kalmak, bürünmek: Yorgana sarıldı. 3. Birinin boynuna kollarını atarak kucaklamak: Oğluna sarıldı. 4. Koşup yakalamak, hırsla kavramak, davranmak: Silâha sarıldı. İki yahut dört »ile sarılmak = Büyük bir gayretle teşebbüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hug. give a hug. clasp. cuddle. be wrapped. arm. canoodle. clasp smb. in one's arms. cling. clip. coil. coil up. hold on. give smb. a hug. snuggle. twine. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to put one's arms around. to twine / to coil around. to cling to. to hold fast to. to take up sth immediately. to be wrapped in / around. to be encircled with. to be wrapped with. to be bandaged. to be surrounded. to be enveloped with. clip. c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asılmak, asılı durmak: Pencereden bir sepet sarkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarsılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatılmak, kıpırdatılmak: Rüzgârdan bütün ev sarsıldı. 2. Bozulmak, normal hâli değişmek, muvazeneyi kaybetmek: Bu hastalıktan sarsıldım, mâlt vaziyeti sarsıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shaken. shake. jar. shock. careen. be cut up. jerk. jolt. judder. quake. rock. be shattered. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaken. to be jarred. to be jolted. to be laid low by. to be hit hard by. (illness , schock , downturn in one's affairs. to be greatly weakened by. joggle. shake. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Satma işine konu olmak. 2. Bir menfaat karşılığı düşman hesabına çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. sell. to be sold. to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sold. to sell oneself traitorously to. to sell out to. go. vend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adanmış: Allah’a satılmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kayda geçirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tercih edilmek, seçilmek, bir şeyin en iyileri ayırdedilmek. 2. Görüp farkedilmek: Bu kadar uzaktan yazı seçilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chosen. to come in. to get in. to be distinguished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be chosen. to be selected. to be elected. to be perceived. to get the nod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. selected. chosen. elective. picked. recherche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selected. chosen. designated. hand picked. picked out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

örtülmek, örülmek, kapatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yayılmak, döşenmek, Osm. inbisât etmek: Nişasta kurumak için güneşe serilir. 2. Yatmak, hastalanıp yatağa düşmek: Nezleden bütün ev halkı serildi. 3. Düşmek, dökülmek: Rüzgârdan bütün meyveler serildi; kuraklıktan ağaçların yaprakları serildi. Açılmak, döşenmek: Yataklar serildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spread out. to be hung up. to be flattened by a blow. to sprawl oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Azar azar saçılmak. 2. (çocuk) Gelişmek, boy atıp büyümek. Yüreğe su serpilmek = Ferahlamak, huzura kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprinkled. to be scattered. to thrive. to blossom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprinkled. to be scattered. to grow. to sprinkle down. to spit down. blossom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking film. sound film. talkies. sound picture. talkie. talky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent film. silent film / screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevgi duyulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be loved. to be liked. to be caressed. to be fondled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolayısiyle anlaşılmak, hissolunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be understood intuitively. to be sensed. to be perceived. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pislikle pislendirmek, murdâr ve berbâd olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfiture. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daralmak, darlaşmak, tazyik olunmak: Bu çanta bundan fazla sıkılmaz. 2. Sıkıntı çekmek: Bugün çok sıkıldım. 3. Utanmak, mahcûb olmak: Sıkılmaksızın söylüyor. 4. Darlık çekmek, sıkıntıda olmak: Çok sıkılıp kendisine müracaat edersem reddetmez. İç sıkılmak = Kederli ve sıkıntılı olmak. Can sıkılmak = Bir şeye üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the pips. have the pips. be bored. get the willies. die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chafe. fret. to be bored. be annoyed. be uneasy. be ashamed. to be squeezed. to be pressed. to feel embarrassed. to be in straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be squeezed. to get bored. to become bashful. to feel embarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. shameless. unabashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness. shamelessness. ease of manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tightened or compressed. to be wedged in. to be jammed in or squeezed in. to be pressed or pressured by sb. to be slipped quietly into sb's hand. to be squeezed or pinched. to be cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be wiped up / wiped away / dried / cleaned / rubbed out / erased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silmek işi. 2. Rendelenmiş, traş edilmiş, temizlenmiş: Silme tahta, çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiping. rubbing. wipe. erasion. erasure. cancel. cancellation. defacement. deletion. obliteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wipe. struck measure. level measure. erasure. blanking. moulding. full to the brim. brimful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wipe. wiping up. wiping away. wiping. drying. cleaning. erasing. molding. projecting stringcourse. coping. full to the brim. brimful. completely. wholly. entirely. rubbing. grind. polishing. grinding. rub. surfacing. moulding. flush. dressing. carve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaş bir şeyi emdirerek kurutmak: Gözleri, burunu, teri silmek. 2. Islak bez vesaire ile vurarak temizlemek: Çocuğun yüzünü silmek; camları, tahtaları silmek. 3. Rendelemek, bir şeyin pürüzünü alıp temizlemek: Tahtayı silmek. 4. Kazımak, kaldırmak, bozmak: Adını defterden sildiler. Silip sDpOrmek = Hepsini yiyip bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wipe. rub down. whisk. rub off. erase. blank. blot out. cancel. cross out. delete. efface. expunge. forgive. furbish. obliterate. rub out. rule out. rule smth. out. strike off. strike out. give smth. a wipe. wipe away. wipe off. wipe out. wipe up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delete. efface. mop. obliterate. remove. swab. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sindirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çalınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabartılmak, şişkin haline konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Meydana çıkmak, yükselmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguish. sharpen. taper. to become pointed. become prominent. to advance rapidly. to distinguish oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sharply pointed. to stand out. to become conspicuous. distinguish. to come to the fore. to come into prominence. taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şey şiddetle sürtülerek soyulmak, ayrılıp çıkmak: Yüzümün derisi sıyrıldı. 2. Yavaşça, sürtünür gibi çekilip savuşmak, işin İçinden çekilmek: Bir yolunu bulup sıyrıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scraped. be barked. to slip off. to squeak through. to be scraped/barked/skinned/abraded. to elude. to get out of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grazed / skinned / scraped. to be peeled off / skimmed off. to be drawn. to be scoured / scraped clean. to get free of. fall on one's feet. graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denilmek: Öyle söz söylenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told / said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soru yöneltmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ibadet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involve. subjugate. to be subordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

basılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.aranmak. 2.araştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sınırlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

araştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sağlamlaştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aşağılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.boşaltılmak. 2.salıverilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, bozulmak, harap edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yazdırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haşiye yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değiştirilmek, dönüştürülmek.2.teslim edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sunulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirilmek. 2.beğenilmek. 3.değer biçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lark. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chaff. leg pulling. leg pull. persiflage. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Asılmak, bağlı olmak: Bu balta nereye takılır. 2. Konulmak, asılmak: Yüzük bu parmağa takılmaz. 3. İlişip kalmak, gecikmek: O işe takıldı kaldı. 4. Eğlenmek, eğlence yoluyla alay etmek: Herkese takılmayı çok sever S. Yapışıp ayrılmamak, arkası sıra gitmek: O da bize takıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kuvvetlendirilmek, desteklenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette tanılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanıtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be introduced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzenlenmek, tertip edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.benzetilmek. 2.nazire yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçülmek, kantar veya teraziye çekilmek: Bu kömür tartıldı mı? 2. Sendelemek, sallanarak bir çeşit tereddütle yürümek. 3. Birinin üstüne düşmek, sataşmak, sarkıntılık etmek. 4. Kesik kesik ve tereddütle söylemek S. Karşı koyup gitmemek istemek: Suçlu, karakola giderken tartıldı durdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to weigh oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to totter. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be disputed. to be argued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.arıtılmak. 2.temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzeltilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vasıflandırılmak, nitelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tazminat verilmek, zarar karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

asılmak, iliştirilmek, tutturulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayıplanmak, kınanmak, kötülenmek, suçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arapçalaştırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.tanımlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geciktirilmek, ertelenmek, askıya alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birbirine verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ululanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirilmek, dönüştürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uzaklaştırılmak. 2.sürgün edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yenilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

donatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denenmek, sınanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

cezalandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gömülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kitap haline getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırılmak, ayırt edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döşenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yorumlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.birine bırakılmak. 2.ihale edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözdağı verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çoğaltılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yalanlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecine. television film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çünkü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Tüm bu „çünkü’lerin anlamı esasında aynı yola çıkar.

Elektriğin, elektronların komşu atomlara çarpıp onları titreştirmesi ile iletilen bir enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir jeneratörden, kablonun içindeki iki telden biri ile çıkan akım, lambayı yakıp, görevini yaptıktan sonar diğer nötr telden geri döner.

Elektrik akımı direnci sevmez. Eve dönmek için daima en kısa ve kolay yolu tercih eder. Bir su birikintisi içinde iseniz ve elektrikli bir tele dokunursanız, akım telden en kolay yol olan vücudunuza girer, oradan da son derece iletken olan su birikintisine geçerek, topraktan eve döner.

Elektrik telleri üzerine konan kuşların toprakla alakaları yoktur. Onlar elektriğin evine dönmesi için bir kısa yol yaratmazlar. Elektik onların vücudundan geçmektense, kendisine kuş vücudundan daha az direnç gösteren, iki ayakları arasındaki teli tercih eder. Kuşlar da bu nedenle bütün gün boyu, yüksek voltaj taşıyan, çıplak elektrik telleri üzerinde durabilirler.

Eğer bu arada kuş kazara elektril tellerini taşıyan direğe temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile toprağa geçer ve kuş ölür. Yüksek enerji hatlarının direklerinde oturan kuşların telleri gagalama alışkanlıkları vardır. Bir zamanlar Almanya’da bu şekilde kuş ölümleri o kadar arttı ki, direkler ve destekler topraktan izole edilerek kuşlar ölümden kurtarıldı.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

lanetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arzu edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sağlanmak, gerçekleştirilmek. 2.güvenci verilmek, emin kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uyandırılmak. 2.uyarılmak, tembihlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soluk alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bırakılmak. 2.vazgeçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resimlenmek, resmedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlanmak, düzenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rezil edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

benzetilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tutturulmak. 2.kanıtlamak. 3.belirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sicile kaydedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yüreklendirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sergilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.ayırt edilmek. 2.tanı konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

silahlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zehirlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

adlandırılmak, denilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hızlandırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şevklendirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.eşitlenmek. 2.düzlenmek. 3.sonuçlandırılmak. 4.hesap katılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğurlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.durdurulmak. 2.kapatılmak. 3.tutuklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

belgelendirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genişletilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dağıtılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hatırlatılmak, dile getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süslenmek, bezenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geciktirilmek, ertelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ödenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geciktirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.bir araya getirilmek, birleştirilmek. 2.kaleme alınmak, yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pekiştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokulmak, araya girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crammed into. to be jammed into. to be forcibly / quickly thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dilmaç, çevirmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tilâmîz, tilâmize). 1. Talebe. 2. Çırak, kalfa. 3. Tâbî, ashâb: Hazret-i Isâ’nın tilâmizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميذ] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Direnişçi, sebat eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Uyandırılmak. 2. Uyarma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcible transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun sürdürülmek: Söz, iş çok uzatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be extended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Anlaşılmak, sulh yapılmak: Uzlaşılacaksa şartları bilinmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gidilmek, vüsûl bulunmak: Bugün şehre varılamaz. 2. Anlaşılmak, Osm. intikal olunmak: Onun içyüzüne, hakikatine varılmak müşküldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be renounced. to be given up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inalienable. indispensable. necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indispensable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be charged with a duty. to be assigned. to be entrusted with (a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

el konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vaat edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of dead. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Verilmek, teslim olunmak: Onun parası daha verilmedi. 2. Satılmak: Bu mal on liraya verilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be given.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be given to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anılmak, hatırlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tutuşturulmak: Mumlar yakıldı. 2. Hasbıhâl etmek, dert anlatmak: Yanıp yakıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri yaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına varılmak, yaklaşılmak, Osm. takarrüb olunmak: O adama, o kadar pahalı mala yanaşılamaz. Hırsından yanına yanaşılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teessüf olunmak: Buna yanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hatâ etmek: Yalnız bir cevapta yanıldım. 2. Bir hata ve kabahatte bulunmak, istemeyerek yanlışlık yapmak: Bu defa yanıldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the wrong sow by the ear. err. misapprehend. mistake. be mistaken. make a mistake. be off. slip. slip up. stumble. stumble in. stumble into. come unstuck. be wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

err. to err. make a mistake. to go wrong. to be mistaken. to make a mistake. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mistaken. to make a mistake. to err. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşlenmek, imâl olunmak, Osm. mâmûl olmak: Bu iş böyle yapılmaz. 2. Bina, inşa olunmak: Bu ev ne vakit yapıldı? Bu köprü, bu yol iyi ya-’ pılmemıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoktan var edilmek, Osm. halkolunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. split. split-up. splitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortadan kesilip ayrılmak: Tahta, karpuz yarıldı. 2. Paralanmak, parça parça kesilmek: Odun yarıldı mı? 3. Fazla yaralanmak, açılmak: Başı yarıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. chap. cleave. crack. dehisce. rip. slit. split off. tear. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gape. split. to be split. to split. to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be split / cleft. to be cleared. to be rent. to be slit. to be slit open. chap. cleave. crack. gape. split off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become flat and wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Mutual Fund Participation Certificate)

Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. creep. creepage. deploy. deployment. diffusion. dispersal. distribution. enlargement. expanse. expansiveness. metastasis. pervasion. propagation. sprawl. spread. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. deployment. diffusion. distribution. expansion. propagation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. diffusion ; deployment ; radiation ; spread ; widening ; expansion ; propag. deployment. diffusion. dispersal. dispersion. dissemination. evolution. extension. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be out at grass. branch. circulate. diffuse. disperse. effuse. emanate. expand. fan. fan out. get about. get around. go. loll. lounge. mushroom. outstretch. overspread. permeate. pervade. ramble. resound. be rife. grow rife. scatter. splay. sprawl. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. diffuse. disperse. extend. exude. fill. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. to be spread , to be spread out ; to spread , to become diffised ; to. to widen. to deploy. to radiate. to expand. to flux. to shatter. to issue. to diverge. to diffuse. to disperse. to dissipate. to outgrow. to overspread. to open. to broaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be down for. enrol. be enroled. enroll. be enrolled. enter. go down. register. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written be registered. to be written. to be enrolled. to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written. to be enrolled in. to be registered in. to be enlisted in. to be signed on. enrol l oneself. matriculate. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ezilmek, basılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mağlûp olmak, bozulmak, Osm. inhizâma uğramak: Düşman yenildi. 2. Oyunda kaybetmek: Tavlada kim yenildi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the wall. take a beating. go down. score under. smother. succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. lose. to be defeated. to be beaten. to lose. to bite the dust. to succumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be eaten / defeated / worn out. to be defeated. to suffer defeat. to get the dirty end of the stick. to go flod. get the worst of. kiss the dust. lose. lose the war. to come off second best. succumb. thump. to get the worst of it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeatable. invincible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerleştirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installed. placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build-up. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplanmak, birikmek, Osm. terâküm etmek, izdihâm etmek: Hayli asker yığıldı, mağazaya mal yığılıp kaldı. 2. Bayılıp düşmek: Sokağın ortasında yığıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. collapse. drift. slump. to be heaped up. to accumulate. to bank up. to drift. to crowd together. to fall in a faint. to collapse. to slump. to flake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. gang up. mass. to form / to gather into a mob. slump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. demolition. downfall. fall. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. demolition. downfall. ruin. ruination. smash up. subversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıkmak işine konu olmak. 2. Perişan olmak. 3. mec. Defolup gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break down. cave. cave in. collapse. come down. crack up. crumble. drop down. fall. fall down. fall over. fall to pieces. founder. go to pieces. go to ruin. shipwreck. tumble. tumble down. wither away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. fall. to collapse. fall down. to become decrepit. to scram. to be demolished. to be wrecked. to be destroyed. to be ruined. to fall down. to come down. to give way. to crumble. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. collapse. come to the ground. decay. fall. fall about one's ears. fall down. fall in. founder. go. to go to ruin. to be ruined. tumble. tumble down. wrack and ruin. to go to wreck and ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düşürülmek, yere vurdurulmak, aşağıya aldırılmak: Bu ev kolay kolay yıktırılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkerek, gözü korkarak vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dread. shrink from. funk. to quail. to be sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching. inexorable. plucky. recalcitrant. unflagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. intrepid. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Az yarılmak, çatlamak, aralık olmak: Çıban yırı İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtılmak işi. (bk.) Yırtılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yırtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend. rip. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. tear. to be torn. to be rent. to rip. to become insolent/shameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jag. rend. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). idare edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüklemek İşine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yükseltmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertliği giderilmek, yumuşak hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ele geçirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eklenmek, arttırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sanılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ele geçirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

boğazlanmak, kesilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kötülenmek, yerilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zincire vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entail. necessitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make it necessary. to necessitate. to oblige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by