Ilma ne demek? | Ilma anlamı nedir? | Ilma

Ilma anlamı nedir?

ilma ne demek?

ilma anlamı nedir?

ilma | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exaggerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. fade-in. dehiscence çatlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kapalı halden çıkmak: Kapı açıldı.

2.Dağılmak, çekilmek: Bulutlar, kalabalık açıldı.

3.Temizlenmek: Bu bez açılmıyor.

4.Berrak ve açık olmak: Hava açıldı.

5.Yapraklanmak: Gül, çiçek açıldı.

6.Neşelenmek, gönül ferahlığı peyda etmek: İnsan gezmekle açılır.Mahcupluk ve tutukluktan kurtulup, serbestlenmek.Genişlik kazanmak: Oda açıldı.Uzağa, engine salmak: Vapur açıldı.Başlamak: Meclis açıldı.Bahse başlamak: Söz açıldı.Zuhur etmek, hasıl olmak: İş açıldı.Boş kalmak, münhal olmak: Filan memuriyet açıldı.Sır söylemek, emniyet edip her şeyi söylemek: Bana açıldı. Ara açılmak = Bozuşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open oneself. open. be opened. come open. open out. open in. open up. disperse. admit smb. into one's confidence. disclose one's secret. become relaxed. refresh. air. bare. disentangle. diverge. effuse. expand. fine. flower. gape. come loose. get loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. confide. dilate. gape. open. spread. thaw. unbend. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. to clear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yere yatıp hayvan gibi debelenmek, (bk.) Ağnamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be deceived. be cheated. be taken in. be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

had.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hatıra getirilmek, tahattur edilmek.

2.Zikr olunmak, kale alınmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be remembered. to be mentioned. to be commemorated. to be called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mentioned / remembered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Malûm olmak, akıl erdirilmek: İşin hakikati anlaşılamadı. («Anlanmak» yerine geçmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be understood. come out. appear. get across. prove. seep in. sink in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. to be understood. to come out ortaya çıkmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be understood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible. complicated. deep. fathomless. clear as mud. puzzling. bottomless. delphic. elusive. elusory. impenetrable. inapprehensible. inarticulate. inconceivable. inexplicable. inscrutable. intangible. obscure. occult. opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. enigmatic. impenetrable. incomprehensible. inscrutable. involved. obscure. opaque. unaccountable. uncanny. unfathomable. vague. unintelligible. complicated. inarticulate. impenetrable muğlak. karışık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. unintelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstruseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bildirilmek, zihne yatırılmak: Bu iş bana böyle anlatılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Taharri ve cüst ü cû olunmak.

2.Arzu olunmak.

3.Revaç ve itibar bulmak.

4.Bakılmak, nazar-ı itibara alınmak: Ahbab arasında öyle şey aranılmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be searched. to be searched for. to be in demand. to be longed for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iyileşmek, hastalıktan kalkmak, şifayâb olmak, Osm. kesb-i ifâkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Artırma işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be increased. to be saved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tezyid edilmek, müzayedede yükseltilmek.

2.Tasarrufla biriktirilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmak fiili. mec. ısrar ve inatla talep ve teklif, musallat oluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging. pull. suspension. tug. advances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dependence. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yere iliştirilip sarkıtılmak, tâlık edilmek: Fes çiviye asılmaz.

2.Asılarak idam olunmak: Haydut asılır. Sarmak, uzanmak, eğilmek: Pencereden asıldı, mec. ısrarla talep veya tek lif etmek, sarılıp bırakmamak, yapışıp gitmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make advances to smb. pull. hang. hang on. hang down. be suspended. accost. philander. swing. tug. wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. hang. pull. strain. tug. twitch. to hang. to be hung. to be hanged. to be executed idam edilmek. to pull. to tug. to pester. to insist. to try hard. to make advances. to fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hang. to pull one's full weight. to lean over. to hang on. to cling to. to insist. to behanged / hung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be passed over. to be surpassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yüksek bir yerin üstünden geçirilmek: Taş duvarın üstünden aşırılmak.

2.Atlanmak, savulmak.

3.Uzaklaştırılmak.

4.Çalınmak, sirkat edilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılmak fiili, atılış, (bk.) atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. expulsion. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being thrown / discharged. élan. attack. thrust. assault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bırakmak: Bu kâğıt ne için buraya atılmış?

2.itibardan düşmek, nazar-ı itibare alınmamak: Atılacak adam değildir.

3.İleriye varmak, kızgınlıkla müdahale etmek.

4.Tahta gibi çarpılıp bükülmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. dash. make a dash. take a step. adventure. burst. dart. embark. embark upon. fling. fly. hurl oneself. launch out into. leap. walk the plank. plunge. rip into. shoot ahead. stand out. stand out against. start in. throw on. throw oneself into. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. court. pounce. to be thrown. to be discarded. to be dismissed. to get the sack kovulmak. to rush. to dash. to attack saldırmak. hücum etmek. to break in on. to burst in upon. to begin. to go into girişmek. başlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thrown / discharged. to be cast. to assail. to attack. to be discarded. to be fired. to be dismissed. to be sacked. to be cast away. dash. drive at. fling. fly out at sb. get thrown out. leap. to engage in a lob of business. lunge. plunge. shoot. ta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atlatılmak. Tehlike atlatıldı. Adam atlatıldı. Deve hendekten atlatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be avoided. to be put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kandırılıp, yerinden çıkarılarak diğer bir işe veya başkasının hizmetine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tempted / seduced / enticed / perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dolaşıp yerine gelmek, tam bir devir icra etmek.

2.Bayılmadan ve sarhoşluktan kurtulmak, kendine gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to recover. to come to. to come round kendine gelmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sober up. to come to oneself (after fainting or anesthesia. come round. come to. come to oneself. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç,yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayrılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secessional. disconnection. separation. parting. split. leaving. breakup. divorce. departure. breakaway. check-out. cleavage. decampment. defection. deviation. disconnexion. disjunction. dissociation. disunion. divergence. divergency. excursion. leav.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakaway. detachment. dichotomy. partition. secession. separation. leaving. departure. divergence. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissociation. separation. separating. departure. dispersion. fission. solution. cleavage. rupture. disassociation. branching. detachment. divergence. farewell. leave. leaving. parting. schism. secession. selection. split up. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tefrik olunmak, uzak olmak, ayrı düşmek: Evinden, çoluğundan, çocuğundan ayrıldı.

2.Bölünmek, taksim olunmak: İkiye ayrıldı.

3.Tefrik ve temyiz olunmak, farklı ve seçkin olmak: Kendisi, arkadaşlarından ayrılıyor. Seçilmek, intihap olunmak: Ev mahsus ayrılmıştır.

4.Yarılmak, çatlamak: Dudak ayrılmak.

5.Karı koca arasında nikâhı feshetmek: Karısından, kocasından ayrıldı.

6.Çekilmek, uzaklaşmak. İşinden hiç ayrılmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstuck. get clear of. leave. check out. break up. divorce. divorce from. part with. part from. depart. quit. split. split off. apostatize. break away. break with. part company with. cut loose. decamp. defect. desert. deviate. disunite. divaricate. d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depart. deviate. disengage. divide. leave. part. resign. secede. separate. sever. split. start. to be separated. to part. to leave. to depart. to break with sb. to break away. to drop out. to resign. to throw sth up. to divergeto leave. to diverge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part. to separate from one another. to open up. to split. to crack. to leave. to depart from. to be legally separated. branch. break away. cast. clear off. cleave. depart. desert. detach. deviate. dissaffiliate. dissever. dissociate oneself. distinguis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable. fast. indissoluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inextricable. inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inseparable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decrease. to reduce. to diminish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Başkası tarafından kışkırtılmak.

2.Yüz verilip şımartılmak (şımarılmak): Yüz bula bula azdırıldı.

3.Yoldan çıkarılıp kötü yola sevkedilmek.

4.Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hâle getirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wild. to be excited sexually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nazar ve müşahede olunmak: Buradan denize bakılır.

2.Nazar-ı itibare alınmak, dikkat olunmak: Dostlar arasında öyle merasime bakılmaz; bir bakımla bakılırsa ve (sadece) bakılırsa bu, daha iyidir.

3.Hizmet olunmak, yapılmasına çalışılmak ve ihtimam olunmak: Bu hayvana iyi bakılmıyor; bu çocuklara bakılmak lâzım gelir. Yüzüne bakılmaz, yüzüne bakılır şey değildir = Pek çirkindir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken care of. to be maintained and kept in repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Basılmak işi bk Ba sılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f).

1.Ayakla çiğnenmek, ayak altında kalmak. Pâymâl olmak = Basılmış toprak.

2.Ezilmek, sıkılmak, tazyik olunmak: Üzüm, zeytin, incir basıldı

3.Ansızın hücuma uğramak, tutulmak: Düşmanı gece basmışlar.

4.Tab’olunmak, tezgâha konup basılmak: Filan kitap yeniden basılıyor.

5.Söndürmek, itfâ olunmak: Yangın, ateş basıldı.

6.Teskin olunmak, sükûn kesbetmek, durmak: Rüzgâr basıldı.Damga ve kalıp vurulmak: Bu tülbent iyi basılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to by the press. to appear in c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başlangıçla işe girişmek: Buradan başlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be begun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Baskı altına konmak, ezdirilmek: Asma yaprakları fıçı içine bastırılır.

2.Tabettirilmek: Bu kitap ilk defa olarak bastırılıyor.

3.Söndürmek: Yangın bastırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to be suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sokulmak, idhal edilmek: Suya, çamura batırıldı.

2.Girdirilmek, delmek ve geçirilmek: Şırınganın iğnesi derinin altına batırılmalıdır.

3.Garkedilmek: Düşmanın üç gemisi batırıldı.

4.Mahv ve kaybedilmek: O kadar servet kısa zamanda nasıl batırıldı?

5.iflâsa sevk ve mecbur edilmek: O banka, böyle muamelelerle batırıldı.

6.Mağlûbiyete uğratılıp mahvedilmek: Kumandanın dirayetsizliğiyle bir alay asker batırıldı.Büyük ve tam zarar ziyana uğratılmak: O adam, ortakları tarafından batırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayılmak işi. (bk.) Bayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syncopal. blackout. faint. fainting. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout. faint. rhapsody. heeling. listing. fading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendini kaybetmek, kendinden geçmek, gaşyolmak: Kömürden bayılmıştı.

2.Solmak: Bu çiçekler bayılmıştır.

3.Çok sevmek, hoşa gitmek: Bu atın yürüyüşüne bayılırım.

4.Çok gülmek, yorulmak vesaireden kinaye olur: Gülmeden bayıldık. Yürümeden bayıldım. Susuzluktan bayılacağım. (Biriyle alay için «Aman bayılayım» terkibi de kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be a sucker for. blackout. faint. swoon. pass out. be fond of. adore. conk. lose consciousness. be enamored of. be enamoured of. enthuse. fall for. be taken by. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. collapse. faint. gush. swoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to faint. to swoon. to be thrilled with. [ to pay. to pass out. to lose consciousness. to be wild about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteleden biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuzlu su, havlu.

Hazırlanışı : Küçük bir havlu, tuzlu suya batırılır ve hastanın alnına konur. Sık sık değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkıntı gelmek, usanılmak: Her gün bir türlü yemek yemekten bıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terk olunmak, (bk.) bırakılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terkedilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşlerden birinin diğerinden ayrılması: Kayın validesi tarafından boşatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya yaptırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calling. being called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağrılmak, seslenilmek: Oyle çağrılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be called. to be invited. to be summoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazığa bağlanmak.

2.Mıhlanıp yerleşmek: Çingene horozu gibi ayağından çakılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed down. to be driven into place. to be pegged down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz.

2.İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz.

3.Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi. (bk.) Çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision. being hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eğrilip bükülmek: Bu direk çarpıldı.

2.Yüzünü buruşturup münfail olmak, değişmek: Bu sözü işitince çarpıldı.

3.Cin tutmak, cin şerrine uğramak: Gece ağaçların altında dolaşma, çarpılırsın.

4.İnmede olduğu gibi bedenin bir kısmı eğrilmek, yerinden oynamak, tutmaz olmak: Ağzı, eli, ayağı çarpılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be multiplied. to be robbed. to become paralyzed. to become crooked/warped. to warp. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hit. to be robbed. to become paralized. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurulmak: Çardak çatıldı.

2.Apışıp kalakalmak.

3.(hayvan) bacakları ayrılıp ölmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dissuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış.

2.Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı.

3.Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dışarıya nakledilmek, dışarı atılmak: Bu havada evden çıkılmaz.

2.Yola girişilmek, gidilmek, hareket olunmak: Yarın kaçta çıkılacaktır?

3.Yukarı gidilmek, yükselmek: Bu merdivenden üst kata çıkılır. Bu dağın tepesine çıkılamaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir miktar kesilmek, köşe ve kenarları alınmak.

2.Suya batırıp çıkarmak.

3.(kuşun kanadı) Kesilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet edilmek, (bk.) Çağrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dağılmak işi. 2.(askerlik) Aynı silâhla aynı hedefe atılan mermilerin, barut haklarında ve başka şartlardaki değişmeler yüzünden ayrı noktalara vurması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sözgelimi, bir doğal kaynaktaki yoğunlaşmış kirleticinin yayılma süreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. distribution. dispersal. diffusion. disintegration. decomposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. disintegration. dispersion. distribution. dispersal. scattering. scatter. spread. dissolution. break-down. spreading. staggering. calcination. decomposition. catabolism. decay. dissociation. dissolubility. slaking. diffraction. lysis. dissipati

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçılmak, ayrılmak ve perişan olmak: Benim topladığım kâğıt yeniden dağılmış.

2.Bölünmek, tevzi olunmak: Gazete erkenden dağılır.

3.Açılmak, yok olmak: Bulutlar dağıldı.

4.Kırılıp parçaları ayrı ayrı düşmek: Tabak elimden düşüp dağıldı. Baş, beyin dağılmak = Sersem olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disperse. separate. scatter. disband. come apart. disintegrate. crack up. go to pieces. fly to pieces. go splinters. go into splinters. be scattered. adjourn. clear. clear away. decay. decompose. diffuse. disrupt. dissolve. fall. splinter. spread. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disband. disintegrate. disperse. dissipate. dissolve. lift. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to disperse. to be dispersed. to be messed up. to be dissolved. to disintegrate. to crumble. to calcine. to stagger. to decompose. to shatter. to dissolve. to spread. to dissipate. diffuse. disband. fall apart. fall out. range. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın.

2.Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı.

3.Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daldırmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made narrower. to be taken in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miff. resentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «darılmak» mânâsında kullanılır, «darılmaca yok» deyiminde geçer). Darılma, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gücenmek, münfail olmak, hatır kalmak: Bana darı İdi. 2.Hiddetlenmek, gazab etmek, kızmak: Uşağına darı İdi. 3.Paylamak, azarlamak. Osm. tâzîr ve tekdir etmek: Siz kendisine biraz darılın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. get angry to. take offence. take offense. be in a huff. pout. be vexed with smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to be angry. to be offended. to take offence. to scold. to reprove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cross. to get angry. huff. sulk. take affront. take amiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be leaned on. to be based on. to be borne. to be tolerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tercüman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Dilmen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezilmek: Her taraf dolaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürülmek, devredilmek, çepeçevre gezdirilmek: Sofrada yemek dolaştırılıp herkes tabağına yemek alır.

2.Doğrudan doğruya götürülmeyip uzak uzak yollardan gezdirilmek: Şehri seyretsin diye dolaştırılarak götürüldü.

3.(söz) Münasebetini bulmak için bahisten bahse geçirilerek maksada götürülmek: Söz dolaştırılarak maksada gelindi. 4.Çevrilmek, sardırılmak: Ayağına bir ip dolaştırıldı. Ayağa, başa dolaştırılmak = Musallat edilmek, baş belâsı olarak verilmek: Bu iş de benim başıma dolaştırıldı; bir belâdır ayağıma dolaştırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken for a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donanma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hurled / flung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gulâm). Gulâmlar, köleler (müfret mânâsıyle): Cennet hizmetkârı, (bk.) Gulâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلمان] köle. 2.genç, yeni yetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençl(Erkek İsmi) 2.Köleler, esirl(Erkek İsmi) 3.Cennette hizmet gören erkekl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). inanması sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be convinced of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğru gözüyle bakılmak, doğru diye kabûl olunmak: İnanılacak şey değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelievable. incredible. beyond belief. unreliable. inconceivable. fabulous. fantastic. fantastical. implausible. steep. stiff. unheard-of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. improbable. inconceivable. incredible. unbelievable. unthinkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incredible. unbelievable. implausible. inconceivable. mind boggling. phenomenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implausibleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isırmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islak hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Firar edilmek, kaçma işinin mümkün olması. Oradan kaçılamaz; gündüzün kaçılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. cold. fatal. fated. fateful. imperious. indispensable. ineluctable. inextricable. irremissible. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fateful. foregone. indispensable. inevitable. inextricable. necessary. unavoidable. inescapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. fatal. fateful. ineluctable. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Firar ettirilmek, diğeri vasıtasiyle kaçmaya sevk olunmak: Hapishaneden arkadaşları tarafından kaçırıldı.

2.Gümrük veya vergi vermemek üzere gizliden geçirilmek: Gümrükten mal kaçırılmamak için bir tedbir lâzım.

3.Dikkatsizlikle kaybedilmek: Fırsat kaçırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kidnapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurularak çakılmak: Bu toprağa kazık kakılamaz; bu kapıya bir çivi kakılmış.

2.(madenî eşya) Arkadan vurularak kabartma yapılmak: Bu kutunun kapağı fena kakılmış.

3.Tahta vesaireye altın, gümüş tel ve pulları veya çivileri sokularak süslenilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yukarı çıkarılmak: Bu sandık kaldırılmalı ki, altı temizlensin.

2.Yükseltilmek, Osm. terfî edilmek: Bu duvar bir metre daha kaldırılmalıdır.

3.Ortadan kaldırılmak, Osm. ilga, ref’ ve lâğvedilmek: Eski Adetler kaldırıldı.

4.Yükletilip nakledilmek: Üzüm kesildiyse de daha bağdan kaldırılmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lifted. to be taken away. to be abrogated. to cease to be in effect. to be endured. to be stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. inandırılmak, zihni çelinmek, Osm. irzâ olunmak.

2.Aldatılmak: Kolay kandırılır adam değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cheated. to be deceived. to be duped. to be fooled. to be taken in. to be persuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being closed. being closed down. being suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be closed. to be made to close. to be closed down. to be suppressed. to be abolished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapılmak işi. bk. Kapılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Zorla alınmak, gasbolunmak: Bu mal elinizden kapılırsa ne yaparsınız?

2.Bir şeye veya birinin asılsız sözlerine itimat ve emniyet edip aldanmak, hayran olmak: Bir dolandırıcıya kapılarak servetini kaybetti. Ucuzluğuna kapılarak çürük mal aldı. Sen onun sözüne kapılma. Gönlünü bir güzele kaptırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to. abandon oneself. fall in. be seized with. be taken with. give way. be drawn to smb. harden. be overcome by. be overcome with. be possessed by. be possessed with. sink into. slide into. surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. to be seized. to be carried away. to give way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seized. to be grabbed. to trust in sb only to be declined. to be carried away. to be washed away by. to be entranced by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapışmak işine maruz kalmak, kapış kapış alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grabbed up. to be taken away in a wild scramble. to have a ready sale. to be in great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararı verilmek, mukarrer olmak: İmtihanların gelecek hafta yapılması kararlaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decided. to be agreed on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karışmak.

2.mec. Hayvan çiftleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır.

2.Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Mukabele edilmek: Bu kâğıt, müsveddesiyle karşılaştırıldı mı?

2.Denkleştirilmek: Alacağımla vereceğim karşılaştırılsın ki, alacağım olup olmadığı anlaşılsın.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her birine ve bunların tersi olan dokularına, kas (adale) denir. Herhangi bir kaza sonucu, kas yırtılacak olursa; aşağıdaki reçeteler uygulanır ve doktora başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek, sirke, sargı bezi, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kepek üzerine azar azar su ve sirke dökülüp, hamur yapılır. Sonra, orta ateşte ısıtılır. Soğumadan sargı bezine konup, kasın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crick. spasm. swagger. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris. spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekilip daralmak, kısılmak: Esvap kasıldı.

2.Eksilmek, noksan kabûl etmek: Maaşı kasıldı.

3.Kurulmak,kibirlenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. strain. be stretched tight. tighten. attitudinize. set. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffen. to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to swank. to give oneself airs. to brag. to posture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to show off. to convulse. to constrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katılış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. attendance. participation. being added. addition. joining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation. taking a share. accession. adherence. adhesion. attending. communion. convulsion. joining. participating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participation certificate. declaration of accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly Offered Dividend Right Certificates)

Nakit karşılığı satılmak üzere, ortaklık haklarına sahip olmaksızın kardan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma ve yeni pay alma gibi haklar sağlayan bir kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). iltihak etmek, karışmak, eklenmek, Osm. munzam ve mülhak olmak, bir cemaatin içine girmek, beraber gitmek: Kervana katıldı. Çocuk, büyüyüp cemiyete katıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırı derecede gülme, gıdıklanma sonunda nefessiz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play ball. be in the swim. be out of the swim. take a share in. sit for. attend. join. join in. participate. take part. accompany. go with. share. be out of breath. adhere. affiliate. ally. ally oneself. put in an appearance. attach oneself to. chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgamate. attend. contribute. incorporate. join. mingle. partake. participate. to be added. to mingle. to join. to come in on sb/sth. to amalgamate. to go in for sth. to attend. to be absent. to agree with. to go along with sb/sth. to abet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. to be added to. to be mixed with. to join. to enter into. to participate in. to agree with sb. to share in sth. to partake in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri katlanmak: Vatan için her türlü mahrumiyete katlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kavranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be comprehended. to be grasped. to be clutched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomprehensible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaymaya sevk olunmak, kayarak indirilmek: Yeni yapılan gemi, kızak üzerinde denize kaydırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slid / to be skidded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa doğru yaslanıp yatar gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean to one side. to lean back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bakılmak, sahip çıkılmak, himaye edilmek, gailesi çekilmek: O zavallı adam kimse tarafından kayrılmadı.

2.Bir hizmet ve göreve atanmak, kullanılmak, istihdam edilmek: Bu adam bir hizmetle kayrıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being excavated / engraved / scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eşilmek, açılmak, Osm. hafrolunmak: Bu toprak zor kazılır, bahçe şimdi kazılmaz, kuyu derin kazılmalı.

2.Oyulmak, hâk ve nakşedilmek: Maden mühür bu taşla kolay kazılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be excavated. to be engraved. to be scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kerem etmek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Etme, eyleme, yapma.

2.Yerine getirme: Namazı yerine getirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Etmek, eylemek, yapmak:, bildirmek, yazmak (daha çok yazı dilinde kullanılır).

2.Edâ ve İfâ etmek: Namaz kılmak; daha öğleyi kılmadım; ikindiyi kıldıktan sonra gideceğim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

render. to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırılmak işi. 2.Naz, nazlı yürüyüş, bk. Kırılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refracting. refractive. breaking. breakage. break. fracture. offence. offense. refraction. rupture. smash. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. breakage. clip. fracture. refraction. rupture. smash. breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking. break. refraction. hurt. offense. coquettish gestures. displeasure. pinch. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Parçalanmak. Bir veya birçok parçaya ayrılmak: Cam, bardak düşüp kırıldı.

2.Ölmek, büyük ölçüde telef olmak, yok olmak, mahvolmak: İlk çıkan koleradan çok halk kırıldı.

3.Vücutta halsizlik duyma, kırıklık duymak.

4.Darılmak, gücenmek, Osm. münfail olmak: Bilmem ne sebepten bana kırıldı. S. Şiddeti geçmek, şiddeti kalmamak: Rüzgâr, fırtına, soğuk kırıldı.

6.Nâz ile sallanıp vücudun bazı yerlerini oynatmak: Kırılarak yürüyor; o kadar kırılmak da boştur.Katlanmak, bükülmek: Bu gömleğin yakası kırılmaz. Ayak, el kırılmak = Bedduadır: Eli kırılsın; ayağı kırılsın. Bel kırılmak = Bel bükülmek, zaaf gelmek, çok yorulmak. Kol kanat kırılmak = Tamamen güçsüz kalmak, düşkün olmak. Gülmeden kırılmak = Katılmak. Çıtkırıldım = Pek nazlı ve şık kıyafetli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. be broken. break. fracture. go to pieces. offend. be hurt. break off. chip. crash. crush. explode. be piqued at. rive. shatter. sink. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. fracture. resent. shatter. smart. smash. snap. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be broken. to be hurt. to be offended by sb. to be refracted. to die. to perish. to take sth amiss. crack. to be discounted. fall to pieces. fracture. shatter. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Köşe ve kenarları kesilmek: Bu kâğıtların etrafı kırpılırsa düzelecektir.

2.Yapağısı veya saç ve sakalı kesilmek: Koyunlar hangi ayda kırpılır? Bu soğukta saç kırpılır mı?

3.Ötesi berisi kesilip eksiltilmek: Bir hayliydi ama kırpıla kirpi la bir şey kalmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clipped. to be sheared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kısılmak işi. 2.(biyoloji) kalbin, içindeki kanı damarlara vermek için kendi kendini sıkması, Ar. tekabbuz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming hoarse. reduction. lessening. contraction. heart contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dara getirilmek, sıkıştırmak, baskı altına alınmak, sıkıda kalmak: Kuyruğu kapıya kısıldı; parmağım makineye kısıldı.

2.Tutulmak, eksilmek, serbest işlememek, hırıltılı olmak: Sesim, boğazım kısıldı; soğuktan, nezleden, içkiden, çok bağırmaktan sesi kısılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reduced. to be lessened. to get hoarse. to be turned down. to be dimmed. to be caught to be narrowed. to be slitted. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı?

2.Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kışkırtmak işine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be instigated. to be fomented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıstırma işine uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be trapped. to be cornered somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıvrılma işi. 2.(jeoloji) Yer kabuğunun geniş ölçüde dalgalı bir şekil alması kıvrılma dağların meydana gelmesine yol açar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being curled or twisted. folded. contortion. crook. swirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eğrilip bükülmek, çekilip toplanmak: İplik, kıl, saç kıvrıldı.

2.Çöreklenmek, kangal olmak, tostoparlak devşirilmek: Yılan, köpek kıvrılıp yatmış.

3.Katlanmak, bükülmek, kırılmak: Bu kitabın yapraklarının köşeleri kıvrılmış; bir yaprağı kıvrılmıştı. Kıvrılakalmak = mec. Ölmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. curl. shrivel. to be curled. to coil up. to curl up. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curl. to twist. to be folded. to be turned back. to curl up. crook. curve. swirl. twirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İnce ince doğranmak: Bu et kıyılacaktır.

2.Gözetilmemek, kötülük edilmek: Bu güzel hayvana kıyılır mı?

3.Kırılmak, koymak, tâkat kalmamak: Dizlerim kıyıldı.

4.Ezilmek, bayılmak: İçim kıyıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cut up finely. to be minced. to murder. to wrong. to harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fried. to be roasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızdırmak hareketine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angered. to be made red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri kızmak: Böyle şeylere kızılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kestirilmek, kat’ ettirilmek, çekilip ayrılmak, sökülmek, Osm. kal’edilmek: Bu İp el İle koparılmaz, kökleri koparılabllecek gibi mi?

2.(yemi; vs.) Kesilmek, toplanmak, değirilmek, Osm. iktitâf edilmek: Bu mevsimde bağdan yaprak, gül ağacından çiçek, üzüm, elma koparılmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be snapped off. to be broken off. to be picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor.

2.Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır.

3.idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül.

4.Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurtarmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be saved. to be rescued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşanmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatmak işine mevzû teşkil etmek, çevresi sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded. to be besieged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) postacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oyun icrâ olunmak: Burada oynanılmaz, bu oyun böyle mi oynanılır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Oynatılmak işi ve tarzı. (bk.) Oynatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. Yeri değiştirilmek, harekete geçirilmek: Damanın şu taşı oynatılacaktır.

2.Sıçratılmak, oyun ettirilmek: Bu at çok oynatılıp yorulmuştur. (tiyatro oyunu) İcrâ ettirilmek: Bu gece tiyatroda yeni bir oyun oynatılacaktır.

4.Kandırılmak, oyalandırılmak,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tercüman, çevirmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, söylemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağılmak, yayılmak, perişan olmak: Tohum, tarlanın her tarafına saçılmalıdır. Dökülüp saçılmak = Masrafı göze almak, fazla masrafa yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scattered. to radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scattered / strewn. to spend money lavishly. to pour down one's feelings. to be spread. to be disseminated. to be dispersed. to spill. to radiate. to disperse. to diffuse. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be milked. to be taken from a beehive. to be unreveled / unwound. to ravel. to fray. to uncoil itself. to be swindled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gizlenilmek: Bu, saklanılır-şey mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hidden. to be concealed. to be kept secret from sb. to be kept in. to be stored in. to be saved. to be kept. to be set aside for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Saplanmak, batırılmak, sokulmak: Vücuduma iğneler sancılıyor.

2.Yere dikilmek, Osm. rekzedilmek: Sancak, mızrak sancıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supposed. to be imagined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dönülmek, başka bir istikamete yönelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to (the right or left. to turn into (a road. to deviate from. to stray from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made to turn to to be made to turn into (a road. to be made to (do sth bad. to be deflected from (one's goal. to be made to digress from (one's topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug. involvement. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin etrafına dönerek yayılmak, dolanmak: Yılan, ağaca sarıldı, ayağıma ip sarıldı.

2.Kendi etrafına bir şeyin dolanıp içinde kalmak, bürünmek: Yorgana sarıldı.

3.Birinin boynuna kollarını atarak kucaklamak: Oğluna sarıldı.

4.Koşup yakalamak, hırsla kavramak, davranmak: Silâha sarıldı. İki yahut dört »ile sarılmak = Büyük bir gayretle teşebbüs etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hug. give a hug. clasp. cuddle. be wrapped. arm. canoodle. clasp smb. in one's arms. cling. clip. coil. coil up. hold on. give smb. a hug. snuggle. twine. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to put one's arms around. to twine / to coil around. to cling to. to hold fast to. to take up sth immediately. to be wrapped in / around. to be encircled with. to be wrapped with. to be bandaged. to be surrounded. to be enveloped with. clip. c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asılmak, asılı durmak: Pencereden bir sepet sarkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarsılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oynatılmak, kıpırdatılmak: Rüzgârdan bütün ev sarsıldı.

2.Bozulmak, normal hâli değişmek, muvazeneyi kaybetmek: Bu hastalıktan sarsıldım, mâlt vaziyeti sarsıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shaken. shake. jar. shock. careen. be cut up. jerk. jolt. judder. quake. rock. be shattered. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jolt. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaken. to be jarred. to be jolted. to be laid low by. to be hit hard by. (illness , schock , downturn in one's affairs. to be greatly weakened by. joggle. shake. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adamantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Satma işine konu olmak.

2.Bir menfaat karşılığı düşman hesabına çalışmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. sell. to be sold. to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sold. to sell oneself traitorously to. to sell out to. go. vend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pislikle pislendirmek, murdâr ve berbâd olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfiture. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daralmak, darlaşmak, tazyik olunmak: Bu çanta bundan fazla sıkılmaz.

2.Sıkıntı çekmek: Bugün çok sıkıldım.

3.Utanmak, mahcûb olmak: Sıkılmaksızın söylüyor.

4.Darlık çekmek, sıkıntıda olmak: Çok sıkılıp kendisine müracaat edersem reddetmez. İç sıkılmak = Kederli ve sıkıntılı olmak. Can sıkılmak = Bir şeye üzülmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the pips. have the pips. be bored. get the willies. die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chafe. fret. to be bored. be annoyed. be uneasy. be ashamed. to be squeezed. to be pressed. to feel embarrassed. to be in straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be squeezed. to get bored. to become bashful. to feel embarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen. shameless. unabashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness. shamelessness. ease of manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tightened or compressed. to be wedged in. to be jammed in or squeezed in. to be pressed or pressured by sb. to be slipped quietly into sb's hand. to be squeezed or pinched. to be cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şey şiddetle sürtülerek soyulmak, ayrılıp çıkmak: Yüzümün derisi sıyrıldı.

2.Yavaşça, sürtünür gibi çekilip savuşmak, işin İçinden çekilmek: Bir yolunu bulup sıyrıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scraped. be barked. to slip off. to squeak through. to be scraped/barked/skinned/abraded. to elude. to get out of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grazed / skinned / scraped. to be peeled off / skimmed off. to be drawn. to be scoured / scraped clean. to get free of. fall on one's feet. graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ibadet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involve. subjugate. to be subordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lark. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chaff. leg pulling. leg pull. persiflage. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Asılmak, bağlı olmak: Bu balta nereye takılır.

2.Konulmak, asılmak: Yüzük bu parmağa takılmaz.

3.İlişip kalmak, gecikmek: O işe takıldı kaldı.

4.Eğlenmek, eğlence yoluyla alay etmek: Herkese takılmayı çok sever S. Yapışıp ayrılmamak, arkası sıra gitmek: O da bize takıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette tanılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanıtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be introduced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ölçülmek, kantar veya teraziye çekilmek: Bu kömür tartıldı mı?

2.Sendelemek, sallanarak bir çeşit tereddütle yürümek.

3.Birinin üstüne düşmek, sataşmak, sarkıntılık etmek.

4.Kesik kesik ve tereddütle söylemek S. Karşı koyup gitmemek istemek: Suçlu, karakola giderken tartıldı durdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to weigh oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to totter. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be disputed. to be argued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokulmak, araya girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crammed into. to be jammed into. to be forcibly / quickly thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dilmaç, çevirmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Direnişçi, sebat eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Uyandırılmak.

2.Uyarma işine konu olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcible transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun sürdürülmek: Söz, iş çok uzatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be extended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Anlaşılmak, sulh yapılmak: Uzlaşılacaksa şartları bilinmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gidilmek, vüsûl bulunmak: Bugün şehre varılamaz.

2.Anlaşılmak, Osm. intikal olunmak: Onun içyüzüne, hakikatine varılmak müşküldür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tutuşturulmak: Mumlar yakıldı.

2.Hasbıhâl etmek, dert anlatmak: Yanıp yakıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri yaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yanına varılmak, yaklaşılmak, Osm. takarrüb olunmak: O adama, o kadar pahalı mala yanaşılamaz. Hırsından yanına yanaşılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teessüf olunmak: Buna yanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hatâ etmek: Yalnız bir cevapta yanıldım.

2.Bir hata ve kabahatte bulunmak, istemeyerek yanlışlık yapmak: Bu defa yanıldım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the wrong sow by the ear. err. misapprehend. mistake. be mistaken. make a mistake. be off. slip. slip up. stumble. stumble in. stumble into. come unstuck. be wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

err. to err. make a mistake. to go wrong. to be mistaken. to make a mistake. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mistaken. to make a mistake. to err. to blunder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hatâ etmez, Ar. lâyuhtî: Yanılmaz bir Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İşlenmek, imâl olunmak, Osm. mâmûl olmak: Bu iş böyle yapılmaz.

2.Bina, inşa olunmak: Bu ev ne vakit yapıldı? Bu köprü, bu yol iyi ya-’ pılmemıştır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoktan var edilmek, Osm. halkolunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. split. split-up. splitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ortadan kesilip ayrılmak: Tahta, karpuz yarıldı.

2.Paralanmak, parça parça kesilmek: Odun yarıldı mı?

3.Fazla yaralanmak, açılmak: Başı yarıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. chap. cleave. crack. dehisce. rip. slit. split off. tear. yawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gape. split. to be split. to split. to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be split / cleft. to be cleared. to be rent. to be slit. to be slit open. chap. cleave. crack. gape. split off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become flat and wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Mutual Fund Participation Certificate)

Belge sahibinin kurucu ve saklayıcı kuruma karşı sahip olduğu hakları taşıyan ve fona kaç pay ile katıldığını gösteren kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. creep. creepage. deploy. deployment. diffusion. dispersal. distribution. enlargement. expanse. expansiveness. metastasis. pervasion. propagation. sprawl. spread. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation. deployment. diffusion. distribution. expansion. propagation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. diffusion ; deployment ; radiation ; spread ; widening ; expansion ; propag. deployment. diffusion. dispersal. dispersion. dissemination. evolution. extension. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be out at grass. branch. circulate. diffuse. disperse. effuse. emanate. expand. fan. fan out. get about. get around. go. loll. lounge. mushroom. outstretch. overspread. permeate. pervade. ramble. resound. be rife. grow rife. scatter. splay. sprawl. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. diffuse. disperse. extend. exude. fill. spread. stretch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. to be spread , to be spread out ; to spread , to become diffised ; to. to widen. to deploy. to radiate. to expand. to flux. to shatter. to issue. to diverge. to diffuse. to disperse. to dissipate. to outgrow. to overspread. to open. to broaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being written. enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be down for. enrol. be enroled. enroll. be enrolled. enter. go down. register. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written be registered. to be written. to be enrolled. to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be written. to be enrolled in. to be registered in. to be enlisted in. to be signed on. enrol l oneself. matriculate. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build-up. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Toplanmak, birikmek, Osm. terâküm etmek, izdihâm etmek: Hayli asker yığıldı, mağazaya mal yığılıp kaldı.

2.Bayılıp düşmek: Sokağın ortasında yığıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. collapse. drift. slump. to be heaped up. to accumulate. to bank up. to drift. to crowd together. to fall in a faint. to collapse. to slump. to flake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. gang up. mass. to form / to gather into a mob. slump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. demolition. downfall. fall. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. demolition. downfall. ruin. ruination. smash up. subversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yıkmak işine konu olmak.

2.Perişan olmak.

3.mec. Defolup gitmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break down. cave. cave in. collapse. come down. crack up. crumble. drop down. fall. fall down. fall over. fall to pieces. founder. go to pieces. go to ruin. shipwreck. tumble. tumble down. wither away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. fall. to collapse. fall down. to become decrepit. to scram. to be demolished. to be wrecked. to be destroyed. to be ruined. to fall down. to come down. to give way. to crumble. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. collapse. come to the ground. decay. fall. fall about one's ears. fall down. fall in. founder. go. to go to ruin. to be ruined. tumble. tumble down. wrack and ruin. to go to wreck and ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düşürülmek, yere vurdurulmak, aşağıya aldırılmak: Bu ev kolay kolay yıktırılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vazgeçme, korkma, doğru yoldan yürümekten ayrılma, yılma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkerek, gözü korkarak vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dread. shrink from. funk. to quail. to be sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. undaunted. undismayed. unflinching. inexorable. plucky. recalcitrant. unflagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dauntless. indomitable. intrepid. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Az yarılmak, çatlamak, aralık olmak: Çıban yırı İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtılmak işi. (bk.) Yırtılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yırtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend. rip. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. tear. to be torn. to be rent. to rip. to become insolent/shameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jag. rend. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertliği giderilmek, yumuşak hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entail. necessitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make it necessary. to necessitate. to oblige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by