Iman ne demek? | Iman anlamı nedir? | Iman

Iman anlamı nedir?

iman ne demek?

iman anlamı nedir?

iman | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: iman

Türkçe Sözlük

(İMAN) (i. A. «emn» den masdar). 1. inanma: Kadere imanım vardır. 2. islâm dinini kabûl etme, Tanrı’nın birliğini ve peygamberimizin peygamberliğini tasdik eyleme, kalb ile tasdik ve dil İle ikrâr eyleme: İmân etmek. İmana gelmek, iman getirmek = Mü’min olmak. mec. İmana gelmek = Sonunda hakkı teslim ve kabûl etmek, nihayet doğru yola gelmek: Hah şöyle, imana gel!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faith. belief. faithfulness. religion. credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. creed. faith. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belief. faith. adherence to Islam. religion. absolute conviction. confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, specially in its subjective meaning, the faculty of believing the revelations of Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith, trust, belief, acceptance From amana, to believe; and amina, to be tranquil in heart and mind, to become safe or secure, to trust; amana to render secure, grant safety Iman is being true to the trust with respect to which Allah has confided in one

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for 'faith'; the doctrinal aspect of the Moslem faith, distinguished from ritual practices. or Imaan 'Faith'-- Heartily acceptance and verbal confession thereof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Faith and trust in Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایمان] inanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir veya birkaç manastırı idare eden rahip, yüksek rütbeli papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elin de kullanılmasını icap ettiren .bimanually z. iki elle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bombalama. BOMBOK (i.). Son derece kötü, pek berbat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. salvo bombing. shelling. salvo. cannonade. drum-fire. prang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombardment. bombing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bombard. to shell. to scold sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cayman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل ایمان] iman edenler, inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmederek, hâkimlik ve Amirlik tavır ve tarzıyle: Hâkimâne bir tavırla; hâkimâne emrediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakîme lâyık hal ve surette: Hakîmâne tavır ve hal; hakîmâne sözler; hakîmâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب الوطن من الایمان] vatan sevgisi imandan gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mevsimlere dengeli bir şekilde dağılış gösteren bol yağışların düştüğü ılıman bölgelerin ormanlarıdır. Göreli olarak bitki türü sayısı az, fakat aynı türden olan bitkiler veya ağaçlar topluluğu geniş populasyonlar oluşturur. Bu populasyonlar “yosun ormanları,” “subtropikal orman,” “defne ormanları” gibi isimler alır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true believer. man of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. believing. religious. believer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. having religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (İlâç, tedbir ve çare demek olan «em» veya «eym» den olmak ihtimali vardır). Kayırmak, gözetmek, temin etmek, çaresini bulmak; kendini korumak, kayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Allah ve peygamberine inanmayan, dinsiz, Ar. mülhid. 2. mec. Merhametsiz, insafsız, gaddar. 3. Yağsız, yavan, kuru: İmansız peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbeliever. faithless. atheist. infidel. miscreant. misbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. having no religious faith. godless. infidel. unbeliever. ungodly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsızlıkla, merhametsizce, insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelief. disbelief. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Amân» dan masdar). Aman dileme, af dileyerek teslim olma: Istîmân eden haydutlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kerem sahibine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لئيمانه] alçakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca). 1. Gemilerin barındıkları ve rüzgârdan emin olarak boşanıp doldukları, saklı tabiî veya sun’İ koy, Ar. mersâ: Limana girmek. 2. Liman roisi = Liman işlerini idare eden ve limana girip çıkan gemilerden resim alan denizci subay. Liman odası = Liman reisinin idarehânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbor. harbour. port. seaport. haven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage. harbour. haven. port. harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The deposit of slime at the mouth of a river; slime. a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port. seaport. harbour. haven. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long narrow lagoon near the mouth of a river.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Limana girmek, limanda durmak: Gemi bir koyun içine limanladı; beş gün İzmir’de limanladık. 2. Sükûnet bulmak, yatışmak: Hava, deniz limanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Liman gibi yer, emin ve mahfuz koy: Orada bir limanlık vardır. 2. Sükûn, sükûnet: Ortalığın limanlığı. 3. Liman olunabilir, mahfuz: Limanlık bir koy; denizin orası limanlıktır. 4. Sakin, sükûnetli, dalgasız: Hava, deniz limanlıktı. Sütliman = Sakin, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used as a port. suitable for use as a port. calm. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cömert adama, velinimete yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Pişmân olarak, pişmanlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nerim). - Rüstem’in dedesi olan Şam’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). 1. Yara bakımı, yaranın temizlenip ilâçlanması. 2. Vücudun herhangi bir yerini, tedavi maksadıyle alkol, sıcak su, soğuk su vs. ile belirli bir süre ıslak tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim, pişman, (bk.) Pişman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشيمان] pişman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acıyıp esirgeyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Verim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rendement

verim

Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. yield. production. profit. efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficiency. output. yield. production. capacity. annual output. commercial efficiency. labo u r performance. make. spoils. useful work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. azar, paylama, tekdir; f. azarlamak, tekdir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صميمانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kanuni Sultan Süleyman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very still and silent. like a millpond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zulümle yapılan, gaddarcasına. 2. Zalime yakışır surette, zulümle: Zâlimâne vuruyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظالمانه] zalimce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by