Imlasi Bozuk | Imlasi Bozuk ne demek? | Imlasi Bozuk anlamı nedir?

Imlasi Bozuk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: imlasi bozuk

Türkçe Sözlük

(i.) («ak» dan müştak olup, «eher» imlâsiyle Farsça’ya dahi geçmiştir). 1. Aklık, düzgün. 2. Perdaht kolası.

Türkçe Sözlük

(i. «argımak» tan) (eski imlâsı: Argun). Zayıf, zebun, düşkün, dermansız: Argın mıdır, dargın mıdır?

Türkçe Sözlük

(i. «aşmak» tan). Bir şeyin üzerine aşıp çıkmış. Topuk kemiği ki, oyunda kullanılıp birbiri üstüne konur. Aşık kemiği dahi derler. (eski imlâsı: Aşuk). Aşık atmak = Topuk kemiğiyle oyun oynamak ve (mec.) rekabete girişmek. Aşığı pek, çift oturtmak = işi rasgelmek. Hep bir koyun aşığıyız = Cümlemiz müsvaviyiz.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tanbura: Bozuk çalmak. Bozok da denir.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozulmuş, fesâda uğramış, Ar. muhtel: Bozuk yol, bozuk ahlâk. 2. işlemez, muattal, battal: Bozuk saat, bozuk piyano. 3. Yıkılmış, harap, vîran: Bozuk duvar. 4. Tertipsiz, nizamsız: Bozuk düzen. 5. Ekşimiş, kokmuş, yenmez hâle gelmiş: Bozuk yemek, et, peynir. 6. Ufak para: Bozuk para. Bozuk adam = Ahlâksız. Başıbozuk = 1. Gayri muntazam asker. 2. Asker olmayan, sivil. Çiçek bozuğu = Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olan, çopur. Akidesi bozuk = İtikatsız, inançsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. broken down. out-of-action. damaged. disordered. distorted. wrong. imperfect. in bad order. upset. disappointed. bad. bum. dead. deranged. dirty. doric. embroiled. faulty. flyblown. foul. on the fritz. gone. hard-set. haywire. heavy. hipshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. broken. bumpy. corrupt. cranky. dead. dud. foul. impassable. off. rotten. upset. wrong. spoilt. ruined. out of order. out of action. on the blink. on the bum. inactive. faulty. disordered. disarranged. broken. bad. dirty. rotten. tainted. bumpy. depr

Türkçe Sözlük

(CENAH) (i. A.) (c. Ecniha). 1. Kuş kanadı. Fars. per, bâl. 2. Kol, pazu. 3. Ordu kolu: Sağ cenah, sol cenah, (tes). Cenâheyn = İki kol. Zül-cenâheyn = İki kollu yani içi ve dışı veya dünya ve Ahireti mamur olan (iki kanatlı mânâsıyle de bir gazâda kollan kesilip şehit olduktan sonra Cennet’e uçtuğu Peygamber’ce müjdelenen amcasının oğlu CAfer-i Tayyâr’a lakap olmuştur). Bâ-cânih = Aslı «bacinak» olan «bacanak» ın eskiden kullanılan yanlış imlâsıdır.

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı esremek ve Çağatay imlâsınca ısramak, ısragamak). 1. Korumak, saklamak, Osm. hıfzetmek. 2. Acıyıp, muhafaza, himaye etmek, korumak: Allah esirgesin! 3. Acıyıp vermemek, kıyamamak. Osm. imsâk etmek: Ben, sizden parayı esirgemem, malını çok esirger. Sözü esirgemek = Çok konuşmamak, az ve düşünerek söylemek.

Türkçe Sözlük

(f.). Imek fiilinden geniş zamanın menfi şekli olup, bizde kullanılmazsa da Çağatayca’da «imes-imas» Imlasiyle kullanılır; değildir ve olmaz demektir.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. emâlî). 1. Söyleyip birine yazdırma: Eserlerini kâtibine yazması için imlâ eder (ettirir dememeli) Bu kitap İmlâ yoluyla yazılmıştır (bu mânâ ile dilimizde az kullanılmıştır). 2. Bir dili doğru dürüst yazmak usûlü: Bu adam imlâ bilmez. Çocuklara imlâ öğretmeli: Imlâsız mektup. İmlâya gelmek = Yazılabilmek. İmlâya gelmemek — Yazılamamak (bu ikinci mânâ Arapça’da yoktur), mec. İmlâya gelmemek = Islahı mümkün olmamak: O adam İmlâya gelmez.

Türkçe Sözlük

(I.). İmlâsı yolunda olmayan, doğru yazılmamış: Imlâsız bir mektup. Doğru olmayarak, yanlış: İmlâsız yazıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-spelled veya -spelt) imlasını yanlış yazmak. misspelled s. imlası bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (ed veya spelt) hecelemek, imlâsını harf harf söylemek; söylemek, belirtmek, ifade etmek. spell out heceleyerek yahut güçlükle okumak, sökmek; harflerle kelime meydana getirmek; ayrıntılarıyle açıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imlâ, yazılış, yazım; heceleme, imlasını söyleme. spelling bee, spelling match imlâ yarışması. spelling book imlâ kılavuzu. spelling reform imlâ reformu.