ınca ne demek? | ınca anlamı nedir? | ınca

ınca anlamı nedir?

ınca ne demek?

ınca anlamı nedir?

ınca | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: inca

Türkçe Sözlük

(i. A. «necât» tan masdar). Kurtarma, selâmete erdirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inka; inka imparatoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as he sees it. he imagines (by mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hemen arkasından, arkası sıra, ardı sıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değiştirerek patlıcan dediğimiz maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Şuuraltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. subliminal. id. the subconscious. depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. unconscious. the subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subconscious. the unconscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like mad. wild. frantic. far-out. frenetic. frenzied. tearing. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. frenzied. madly. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic. madly. manic. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erzincan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde bazen: filcan). Küçük çanak, kahve, çay fincanı. Büyük veya pek açıkgöz için söylenir: Gözleri fincan gibi, gözlerini fincan gibi açmış. Flncanböre$ = Yuvarlak şekilde yapılan bir çeşit ince börek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. porcelain insulator. coffee cup. tea cup. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. teacup. brim. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fincan ve ona benzer şeyler satan: Fincancılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker/seller of cups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of cups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya şu kadar fincan dolusu veya o kadar içine alan: Bir fincanlık kahve. Dört fincanlık bir cezve. Altı fincanlık tepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıka basa dolu, ağzına kadar, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öc al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı kiraz, yabanî kiraz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, encage f. kafese kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba gelmez, hesap edilemez; sayısız. incalculably z. hesaba gelmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşusu yapılan bir nevi yaban sarmısağı veya soğanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısı etkisiyle beyazlaşmak, akkor haline gelmek; bir madeni akkor haline getirinceye kadar kzdırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek derecede ısı ile akkor haline gelmiş, akkor. incandescent lamp elektrik ampulü. in candescence i. akkorluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efsun, büyü, sihir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeteneksiz, kudretsiz, iktidarsız, ehliyetsiz, kabiliyetsiz, âciz. incapabil'ity i. güçsüzlük. incapably z. kabiliyetsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ih kabiliyetsizlik, ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapsül içine kapamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. vücut bulmuş, insan şekline girmiş, mücessem; ten renginde; f. vücut kazandırmak, canlandırmak, cisimlendirmek. a fiend in carnate mücessem şeytan, şeytanın ta kendisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «necs»ten). Necisleme, pisleme, kirletme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sandık veya kutu içine koymak, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandık içine koyma; muhafaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsiz, tedbirsiz, ihtiyatsız, düşüncesiz. incaution i. dikkatsizlik incautiously z. düşüncesizce, düşünmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «necz»den masdar). Yerine getirme, Osm. icrâ, edâ. Ineâz-ı vâd = Verilen sözün yerine getirilmesi (yalnız vâ’d ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yardım isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın tarz ve usûlünde: Kadınca konuşuyorlardı; kadınca bazı hareketleri vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanlike. unmanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanish. womanlike. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. demitasse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in moderation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömiicü mânâsıyle «karmak» tan). Toprağın içinde kendilerine has bir usul ve nizamla yaşayan; yazın taneler toplayıp müşterek yuvalarında biriktiren küçücük ve incecik bir siyah böcek, Ar. nemel, Fars. mûr: Atlı, ak, kara, kızıl, kanatlı, kum karınca: Bu böceğin çeşitleri, mec. Mütevazı şahıs: Karınca kaderince (kadrince). Karıncanın Hazret-i Süleyman’a bir çekirge budu sunması, eski edebiyatta tevazu ve mahviyet örneği olarak çok geçer. Çokluk da gösterir: Karınca gibi kaynıyor. Karınca yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic. ant. pismire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant. blowhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı. 2. Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor. 3. Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel. 2. Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İnce zarif. 2.Aksi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri de vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herhangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan ‘stearin’ kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda da parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Gerçi şimdi elektrikler kesilince otomatik olarak devreye giren lambalar, hatta jeneratörler var ama mum hayatımız boyunca evimizin demirbaşı olmuştur. Onu o kadar hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki, fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile.

Taeihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri vardır. Ayin ve adakların vageçilmez malzemesidir. Mum tarihin ilk icatlarından biridir. Mısır’da ve Girit adasında milattan 3000 yıl önceden kalma mumlar bulunmuştur ama en yaygın kullanılışı ortaçağda Avrupa’da olmuştur. Tarihi bu kadar eski olup da günümüzde de popülaritesini yitirmeyen ve çok yaygın olarak kullanılan başka hiçbir şey yoktur.

Aslında mumun yapısı çok basittir ama yanma mekanizması o kadar basit değildir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır. Birincisi yakıt görevini gören, bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil, Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir. Bu özellik gaz lambalarının fitillerinde de vardır ve onlar da aynı prensiple çalışırlar.

Elinize herjangi bir sicim alıp ucundan su dolu bir kaba daldırdığınızda suyun sicim tarafından emildiğini ve suyun sicim boyunca yukarı çıktığını renginin koyulaşmasından anlayabilirsiniz. İşte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen balmumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil balmumunun kendisidir.

Parafin balmumları ham petrolden yapılır, yani koyu bir hidrokarbon olup iyi bir yanıcıdırlar. Çakmağı çakıp fitili tutuşturunca, mumun en üst tabakasının da erimesine ve dolayısıyla mekanizmanın çalışmaya başlamasına sebep olursunuz. Fitil, bu erimiş balmumunu yukarı aleve doğru taşır, balmumu alevin sıcaklığında buharlaşır ve tutuşur. Yanan şey aslında mumun katı kısmı olduğundan mum tümüyle yanıp bittiğinde geriye pek bir şey kalmaz.

Mum yapmada en çok arı balmumu, benzin üretiminde petrolden çıkan bir yan ürün olan parafin veya bitkisel ve hayvansal yağlardan yapılan “stearin” kullanılır. Günümüzde en fazla kullanılan mumlar bunların karışımı ile elde ediliyor. Mumlar çekme yöntemi ile, dökülerek veya pres edilerek yapılıyor. Her şey tamamlandıktan sonra boya banyolarına sokulurlar ve en sonunda parlaklık kazandırmak için soğuk suya daldırırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bedenli olmak, yeni bedene girmek; yeni bedene sokmak (ruh).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir bedenden diğerine geçmesi, ruh sıçraması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. drawback. disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. disadvantange. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. objectionable. disadvantageous. prejudicial. unfavorable. unfavourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectionable. undesirable. inconvenient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has drawbacks. person whom it is wise to avoid. disadvantageous. objectionable. unfavo u rable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no drawbacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlence veya jimnastik maksadiyle sallanmak üzere bir ağaca veya dikilmiş direklere asılı tahta. 2. Küçük çocukları uyutmada kullanılan iki ucundan iple asılı yatak. 3. Yine bu şekilde ve ekseriya ipten ağ hâlinde büyükler için yatak (hamak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sincap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sincab renginde koyuca kurşunî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİNCAN) (i!). Sakızlı bir cins dikenli çalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülgillerden, Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, kırmızı ya da kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık ıtırlı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (asıl Farsça’sı «sencâb» dır). 1. Ağaçlarda yaşıyan kemirici küçük kürşunî tüylü hayvan. 2. Bu hayvanın postundan yapılmış kürk: Sincap kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirrel. red squirrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetish. idol. image. idol fetiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tasfiye edilmemiş boraks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büsbütün tek ve tenha. 2. Büsbütün çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkta kışlayan atlara örtülen uzun tüylü kebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslında Marmara’nın bu isimle anılan bir köyünden çıkmış bir nevi üzüm: Yapıncak üzümü, Rumeli yapıncağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Seyrek taneli, kırmızı bereli bir üzüm türü.

İsimler ve Anlamları by