İnce Nokta Aralığı ne demek? | İnce Nokta Aralığı anlamı nedir? | İnce Nokta Aralığı

İnce Nokta Aralığı anlamı nedir?

İnce Nokta Aralığı ne demek?

İnce Nokta Aralığı anlamı nedir?

İnce Nokta Aralığı | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beraberinde, maiyetinde, birlikte: Bileşince gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger. risk. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çinliler’in tarz ve usulüne uygun veya onlara mensup ve müteallik: Çince yazı, kitap. Çinliler’in tarz ve usul veya dillerinde: Çince söylemek, raksetmek, yazmak. Çin dili: Çince’yi öğrenmek pek zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chinese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az çirkin: Çirkince bir kız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ikna etmek, inandırmak. convinced (s). emin, kani convincing (s). inandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek az önce: Demincek buradaydı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlamlaşmak, dinçleşmek. Osm. tüvânâ ve tendürüst olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Huzur veren kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) göstermek; izhar etmek, belirtmek, açığa vurmak, aydınlığa kavuşturmak, ispat etmek, delil göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) şüphesiz olarak birinci gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fin milletinin konuştuğu dil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günlük, buhur, tütsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Amma, imdi: Sizin oraya gitmenize gelince. O bahse gelince.

2.Sırası geldikte: Herkese güler yüz gösterir, bana gelince çehresini değiştirir. Eğlence için daima hazırdır, işe gelince hastalığını söyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as needed/required. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tautly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felonious. feloniously. traitorous. traitorously. treacherous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Bu alemle utkulu olacaksın (Büyük Kostantin'in ibaresi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kalın mukabili, Ar. rskîk, Fars. bârik: İnce değnek.

2.Ufak, çok küçük, Ar. dakîk: İnce un, ince toz.

3.Sivri: İnce burun.

4.mec. Zarif, nazik, narin: İnce iş, ince nakış, ince adam.

5.Zekâsı olan, kavrayışlı: İnce zihin.

6.Hafif, muhtasar: İnce donanma, ince karakol.Müessir, tesirli, keskin: İnce ağrı. Kulağa hafif gelen: İnce ses, ince vızıltı.Ufak ve hurda olarak: ince dövmek. Tatbik ederek: Çok ince soruyor. Incehastalık = Verem. İncesaz = Türk sanat musikisinde fasıl repertuarını icra eden saz takımı. İnce kesim = Çelimsiz, zayıf. İnceden inceye = Teferruatına kadar, çok teferruatlı. İnce eleyip sık dokumak = Lüzumundan fazla incelemek, bir işin pek ilerisine varmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finel

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İnce nokta aralıklı resim tüplerinde, daha yoğun biçimde bir araya getirilmiş pikseller bulunur. Elde edilen renkli resimde daha yüksek çözünürlük, daha fazla ayrıntı ve daha net konturlar bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

svelte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pek ince, pek hassas ve hafif: İncecik kalem, ses, iş.

2.Pek ince olarak: İncecik dövmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twiggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine. slender. stringy. very slender. very thin. very fine. finely. minutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate. finely. minutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. compendium. examination. study. research. survey. surveying. analysis. anatomy. checkover. checkup. dissection. inquisition. investigation. perusal. sifting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. check. observation. shakedown. study. survey. examination. investigation. exploration. research. scrutiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. investigation. analysis. canvass. dissertation. inspection. memoir. observation. scrutiny. sifting. study. thesis. verification. vetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tetkik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examine. investigate. search. go into. dig. dig out. analyse. analyze. audit. check over. con. construe. dissect. examine into. look into. look through. observe. peruse. research. research into. scan. study. make a study of. survey. twig. vet. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. observe. peruse. research. scrutinize. study. survey. suss. view. to examine. to scrutinize. to observe. to inspect. to look into. to look over. to look through. to go over sth. to investigate. to explore. to study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to examine sth in detail. to go into a matter carefully. to analyze. abstract. analyse. canvass. check. investigate. look over. to take or have a look and see. peruse. probe. reconnoitre. research. run the tape over. study. view. weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İnce olmak.

2.Tetkik olunmak, gözden geçirilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İnce yaptırmak. Gözden geçirtmek, tetkik ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth examined carefully to have sth studied in detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnce olan şeyin hali, Ar. rikkat, kalınlık mukabili. 2.Ufaklık, hurdalık, dikkat.

3.Naziklik, nâriklik, zarafet.

4.Hafiflik, keskinlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinness. fineness. slimness. refinement. finesse. delicacy. tact. subtility. touch. politeness. civility. courtesy. daintiness. discretion. elaborateness. fragility. grace. gracefulness. keenness. niceness. nicety. point. polish. slenderness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. civility. courtesy. decency. delicacy. elegance. finesse. kindness. polish. refinement. subtlety. trick. thinness. slimness. detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slimming. slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İnce veya ince olmak, incelmek: Bu ip pek inceldi. 2.Yalandan zarafet göstermek; zarafete özenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slim. thin. to thin. to become thin/fine. to be refined. to slim. to lose weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become thin. to try to appear refined. to reduce. to lose weight. fine down. refine. slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner. thinner tiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İnce yapmak, daha ince bir şekle koymak, Osm. terkîk etmek: Kalemi, sesi inceltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taper. thin. to make thin. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth thin. to thin. attenuate. rarefy. slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kasten yangın çıkaran; çok fazla ısı meydana getirebilen; fesatçı, tahrik edici; i. kundakçı. in cendiary bomb kundak bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, öfkelendirmek, darıltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tütsülemek, buhur yakmak; i. günlük, buhur, tütsü; herhangi güzel bir koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. teşvik edici; harekete geçirici; i. dürtü, saik; mükâfat; meram. incentive pay fazla yapılan iş için ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlama, başlangıç. inceptive s. başlayan, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâzik, nârin, fidan gibi: incerek boy.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, tereddüt, kararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnce.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devamlı, sürekli, fasılasız, ardı arkası kesilmeyen. incessantly z. sürekli olarak, ardı arkası kesilmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akraba ile zina, nikâh düşmeyen akraba ile cinsel ilişki kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akraba ile zina kabilinden; akrabası ile zina yapmış; akraba ile zina yapmaktan hâsıl olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz, riyakâr, vefasız, sadakatsiz, yalancı. insincerely z. samimiyetsizce. insincerity i. samimiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince, incecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very thin. very slender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his/her opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pivotal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Latinler’in dili. Bugün ölü dillerdendir ve yalnız Vatikan’da konuşulmaktadır. Hıristiyan dünyasının klasik dilidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Latin language. in Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Latin language. in Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıymak, ince ince doğramak; ufaltmak, küçük veya ehemmiyetsiz göstermek; nezaketle konuşmak; vakarlı eda takınarak kısa adımlarla dimdik yürümek; i., İng. kıyma. mince pie üzümlü ve baharlı elma ile yapılmış tart. make mincemeat of paramparça e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tart. içine doldurulan ince kıyılmış elma, kuru üzüm ve baharat karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as required by. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukaat, nikaat) (tes. noktateyn).

1.Benek, leke: Lâciverd zemin üzerine beyaz noktalan vardır.

2.Bazı harflerin üstünde veya aıtında olan benek: Falan harfin bir, iki, üç noktası vardır.

3.Günlerin bittiğine işaret olan benek, durak.

4.Mevki, yer: Asker bir noktada toplanmalı.

5.(matematik). Üç buûdundan hiçbiri olmayan hayâlî yer.

6.(tıp) Göze Arız olan leke.(askerlik) Bir neferden ibaret karakol, nöbetçi: Oraya bir nokta dikmeli.Cihet, yön. Bî-nukat (Arap harflerinde) = Noktasız harften mürekkeb (ibare), (fizik) Nokta-i incimâd = Suyun donma derecesi: 0°C. Nokta-i galeyan = Suyun kaynama derecesi: 100° C. Nokta-i nazar =

1.Bakışa hedef olan.

2.Görüş, fikir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point to point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Işık sadece vizörün merkezindeki “nokta” alanında ölçülür. Pozlama hesaplamasının doğru yapılmasını garantiler. Özellikle zorlu ışık koşullarında kolaylık sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nokta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقطهء نظر] görüş açısı, bakım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Nokta, virgül gibi işaretler koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation. pointing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nokta koymak.

2.İşaret etmek: Orasını noktalamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty. punctuated. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özverili, fedakar, sadık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. kıskaç gözlük, kelebek gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kerpeten; zool. kıskaç; ask. kıskaç hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Port-au-Prince, Haiti'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prens; kral, hükümdar, emir; soylu kimse; bir meslekte başta gelen kimse. Prince Albert redingot. prince consort hükümdar kraliçenin kocası olan prens. Prince of Darkness şeytan, iblis. Prince of Peace Hazreti İsa. Prince of Wales İngiltere veli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prense ait; prense yakışır, asil, soylu; hatırı sayılır, cömert, princeliness i. prens gibi olma, prens tavrı; soyluluk; cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prenses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prenses biçimi (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vilayet, il, eyalet; eskiden İtalya haricinde olup Roma imparatorluğuna baglı eyalet; çoğ. taşra; bilgi veya edebiyat alanı; yetki alanı; bir şahsın belirli iş sahası; ekol. kendine özgü bitey, direy ve insan tipleri olan dirimsel coğrafya alanı. with

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the most important and the most delicate part of a matter. ropes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayva, ayva ağacı, bot. Cydonia oblonga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat)., (bağlaç) o zamandan beri; ondan sonra; sonradan; çok evvel, çoktan beri; (edat). -den beri, olalı, edeli; -den sonra; (bağlaç). -den beri; -dan dolayı; çünkü, mademki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içten, samimi, sadık, gerçek, hakiki; sahte olmayan. sincereness, sincerity i. içtenlik, samimiyet, hulüs, hüsnüniyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. içtenlikle, samimiyetle. Yours sincerely Saygılarımla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). 9 komalık tam ses aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ellipsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskin, en yüksek giriş seviyesine sahip bölümünü bulur. Bu durum, aşırı sinyal yüklemesini önler ve doğru kayıt seviyesi ayarı için kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. acısı duyulan veya korkulan bir vuruştan ürküp çekinmek; i. ürkme, çekinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça zengin.

Türkçe Sözlük by