Indi ne demek? | Indi anlamı nedir? | Indi

Indi anlamı nedir?

indi ne demek?

indi anlamı nedir?

indi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: indi

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendi fikrinden doğma, bir kimsenin kendi kurduğu, kendi hükmü, ve kararı: İndî birtakım şeyler söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عندی] kişisel, kişinin kendi kanısına dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهنين دل] katı yürekli. 2.yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. acknowledgement. quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. receipt makbuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgement. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered post / mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Amerikalı Kızılderili veya Eskimo'larla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasion. corrosion. erosion. attrition. denudation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing off. etching. corroding. erosion. obliteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürterek oyup çukurlatmak veya üstündeki yazı, çiçek vesaireyi silip kazımak: Fazla tedavül meskûkâtı (madenî paraları) aşındırır. Birinin kapısını aşındırmak = Çok gidip gelmek, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. corrode. eat. erode. fray. to erode. to corrode. to abrade. to wear away. to eat sth away. to eat away at sth. to go very often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erode. to wear off. to corrode. to eat. abrade. fret. obliterate. wear. wear away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

«Hele bak, olacak şey mi bu?» gibi şaşkınlık anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he looked about him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da Mozambik Kanalının güneyinde Madagaskar’a yakın yer alan adalar grubu.

Coğrafi konumu: 21 30 Güney enlemi 39 50 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 80 km².

Kara: 0.2 km².

Su: 79.8 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklim: tropikal.

Arazi yapısı: volkanik kayalıklar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: isimsiz yer 2.4 m.

Doğal kaynaklar: yok.

Arazi kullanımı: yok: %100 kayalıklar.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Su altı kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmakta periyodik siklonlar ortaya çıkmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issız (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Bassas da India.

Bağımsızlık durumu: Fransa›nın sömürgesidir; Reunion›da yapılan toplantılarla komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Hiç bir ekonomik aktivitesi yoktur.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bodywork combining exfoliation, herbal treatment, and light massage. a reusable, adhesive, decoration that is used by women and placed on the forehead between the eyebrows a traditional ornament that was used for women to symbolize that they are married i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Body treatment combining exfoliation, herbal treatment and light massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bağlayıcı, tutucu; geçerli, muteber; i. ciltleme; cilt; kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirmek fiili ve tarzı .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler. 3. (saati) ileri almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bırakıntı. T. Bırakmak, terk olunan şey, bir tarafa atılıp işe yaramayan şeyler. 2. Denizin sahile attığı kum, taş vesaire. 3. Liman muhafazası için önüne atılan kayalar ve taşlar yığını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. körleştiren; kamaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). hastalığın mutat tedavisini tatbik etmenin münasip olmadığına delalet etmek. contraindica'tioni , (tıb). kontraendikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Durdurmak: Rüzgâr yağmuru dindirdi. 2. Rahatlandırmak, sükûnet buldurmak. Osm. teskin etmek, Asûde etmek: Ağrıları dindirmek. 3. Söndürmek: Mumu dindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. ease. quench. soothe. to stop. to cease. to appease. to ease. to allay. to relieve. to soothe. to slake. to quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to slake. to quench. assuage. quieten. soothe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça olup Arapça’da da kullanılır, kelime aslen, Karadeniz’e mensup mânâsıyla Yunanca’dır; çünkü en çok Karadeniz’in güney kıyılarında yetişir). Maruf meyve ki, katı ve sert bir kabuk içinde yuvarlak bir meyvesi vardır. Yabanîsi de olur. Fındık ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki, pek büyük olmaz. Fındık sıçanı = Küçük fare. Fındık kıran = Fındık, ceviz ve badem gibi şeyler kırmağa mahsus demirden kıskaç. Fındık kurdu gibi = Ufak, tefek. Fındık kabuğunu doldurmaz = Pek az miktarda, ehemmiyetsiz. Fındık yuvası = Etli ellerin dış tarafında, parmak dlplerindeki çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filbert. hazelnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut. filbert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(corylus avellana): Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır. Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındıkyağı, böbrek ağrılarını giderir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar, damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler, çok az yemelidirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fındık satan adam. 2. mec. Yalan vaadlerle aldatarak soyan yosma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller/grower of hazelnuts. hussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively and flirtatious woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık kabuğu renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutcrackers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık ağacı ormanı, fındık ağaçlarıyla örtülü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaşatmak, birinin yaşama ortamını temin etmek. Osm. iâşe, infak etmek: Çoluk çocuğunu geçindirmek için gece gündüz çalışmaya mecburdur. Bu iş beni geçindiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maintain. support. to support. to support. to maintain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support (a person , a family. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Batı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşfinde Hind olduğu sanılmış olan Amerika’dan gelme büyük evcil kümes hayvanı, hind tavuğu. Babahindi, hindi babası = Yaşını geçmiş büyük erkek hindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Hindiyye). 1. Hind’e ait: Seyf-i Hindi = Hind kılıcı. Memâlik-i Hindiyye = Hind ülkeleri. 2. Hind ahalisinden olan, Hindli. 3. Bugün kullanılan Hind dillerinin en tanınmış ve yaygını. Temer-i hindi = Halk dilinde demirhindi denilen ve serinlenmek üzere kullanılan mayhoş meyve ve bunu veren ağaç ki, odunu pek sert olup kalemtıraş sapı vs. yapılır. Sünbül-i Hindi = Bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given by Europeans to that form of the Hindustani language which is chiefly spoken by native Hindoos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In employs the Devanagari character, in which Sanskrit is written. the most widely spoken of modern Indic vernaculars; spoken mostly in the north of India; along with English it is the official language of India; usually written in Devanagari script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The national language of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mysterious barren land in the east Thor, Hogun, Fandral and Volstagg once sought out the hermit Wazir in their search for Zanadu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language spoken in India When it uses an Arabic Script, it is called Urdu, with a Devangari Script, it is called Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebze ve salata gibi kullanılan meşhur mayhoşça yaprak, gügeyk: Ak, kara hindibâ çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(güneğik): Hindiba familyasının örnek bitkisidir. Çiçekleri sarıdır. Yaprakları az ve küçüktür. Sapı yoktur. Kökü uzundur. Kökünün dışı beyaz, içi esmer renktedir. Sütlü, acı bir suare ifraz eder. Yaprakları haşlanıp, salata gibi yenir. Kökü de, dövülerek kahve yapılır veya kahveye karıştırılır. Lezzeti mayhoşumsudur. Ak ve kara olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte yaprakları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Egzama, güneş yanıkları, akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Balgam söktürür. Nikris ağrılarını dindirir. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardımcı olur. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Hindûstân). Hind ülkeleri. Hindistan cevizi = 1. Baharattan sayılan sert bir tane ki, mideyi kızdırmak ve sancıyı durdurmak için yenir, cevz-i bua. 2. Kabuğu sert ve içi kestane gibi beyaz ve besleyici, portakaldan büyükçe bir meyve, narcil, koka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

india. hindustan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. india. indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India. rupee. the subcontinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 3,287,590 km².

Sınırları: toplam: 14,103 km.

sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km.

Sahil şeridi: 7,000 km.

İklimi: Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.

Arazi yapısı: Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m.

Doğal kaynakları: Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: İslenebilir topraklar: %48.83.

daimi ekinler: %2.8.

Diğer: %48.37 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 558,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,095,351,995 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.38 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 54.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.71 yıl.

Erkeklerde: 63.9 yıl.

Kadınlarda: 65.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.9 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.1 milyon (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 310,000 (2001 verileri).

Ulus: Hintli.

Nüfusun etnik dağılımı: Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000).

Din: Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000).

Dil: İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kannada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %59.5.

erkekler: %70.2.

kadınlar: %48.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hindistan.

ingilizce: India.

Yönetim biçimi: Parlamenter Federal Cumhuriyet.

Başkent: Yeni Delhi.

İdari bölümler: 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cum


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğle ile akşam arasındaki namaz vakti, Osm. asr-ı sânî: İkindi namazı, ezanı. İkindi üstü = İkindi vakti, mec. İkindiden sonra = Vakitsiz, pek geç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mid-afternoon. afternoon. midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıklatmak, ılık yapmak, soğuğu kırıp veya biraz soğutup az sıcak bırakmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan. India ink çini mürekkebi. India paper pek ince Çin kağıdı. India rubber kauçuk, lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Hindistan ile İngiltere arasında işleyen büyük ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Hindistan'a ait; Amerika kızılderilisine ait; i. Hintli; kızılderili; Amerika kızılderililerinin dillerinden biri. Indian club jimnastikte kullanılan şişe biçiminde çomak. Indian corn mısır, darı. Indian file tek sıra (yürüyüş). Indian Ocean H

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Hindistan'a ait; Hint dil grubuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret etmek, göstermek, imlemek, dolaylı olarak belirtmek; tıb. hastadaki belirtileriyle, hastalığın cinsini veya ilâcını göstermek; kısaca tanımlamak. indicated horse power bir makinanın belirtilmiş olan beygir gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bildirme, anlatma, gösterme; belirti, delil, kanıt; tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteren, belirten; bildiren; i., gram. basit zaman çekimindeki fiil, bildirme kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse, işaret eden şey, delil, belirti; mak. gösterge ibresi, gösterge; kim. asit veya alkalinin olup olmadığını bildiren ecza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. işaretler, kanıtlar; A.B.D. posta pulu yerine zarflara basılan,ödendi işaretleri; belirtiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak; sorguya çekmek. indictable s. suçlanabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Roma'da on beş yllllk süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iddianame; suçlama, töhmet; dava açma. bill of indicment juri heyetine sunulan resmi ithamname. joint indictment birkaç kişiyi birden suçlayan ithamname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., the ile Doğu veya Batı Hint Adaları. the West Indies Büyük ve Küçük Antiller.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «def» den masdar). 1. Def ve yok olma, ortadan kalkma. 2. Püskürme, patlama: Yanardağ indifâı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اندفاع] püskürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

püskürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan. indifferently z. ilgisizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli insan veya hayvan ve bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; doğuştan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fakir, züğürt, yoksul. indigence i. fakirlik, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyice düşünülmemiş; düzensiz, intizamsız, biçimsiz, biçime girmemiş; hazmolunmamış, sindirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetlenmiş, kızmış. indignantly z. hiddetle, kızgınlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızgınlık, öfke, gazap; haksızlığa karşı öfke, kızma. indignation meeting bir haksızlığı protesto amacıyle yapılan toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizlik, hakaret, yakışıksız muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- gos,- goes) çivit; çivit rengi. indigo plant çivit fidanı, nil, bot. Indigofera tinctoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indicateur

fiz. gösterge

Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine geçme, kilitlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

according to. in the presence of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's opinion. according to. in the presence of. before. in comparison to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Girişim. 2.Öne geçme. 3.Bulut altından sıyrılma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dere» ten masdar). Dere olunma, içinde bulunur mânâslyle bu masdar ve bilhassa münderic, lisanımızda çok kullanılırsa da Arapça’da indirâc yalnız inkıraz (yıkılış) mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzi, eseri kalmayacak surette mahvolma: Eski eserlerin indirâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşık, dolambaçlı, doğru olmayan, dolaylı; hile türünden; dolaylslyla olan; doğrudan doğruya olmayan, araçlı. indirect cost dolaylı masraf. indirect damage dolaylı zarar. indirect discourse sözcünün söylediklerinin şahıs ve zaman değişimiyle nak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolaylı söz veya hareket; doğru olmayan hal veya hareket, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya) (uyd. k.). Cisimlerin oksijenini alma özelliğinde olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya ve matematik) (uyd. k.). İndirgemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). l.’ (kimya). Bir oksidin oksijenini alarak madeni serbest bırakmak. 2. (matematik) Bir ifadeyi daha kısa yahut basit bir şekle sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. degrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil down to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı indiren, Osm. tenzil eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı götürülmek, Osm. tenzil edilmek: Bu kereste dağdan indirilmiştir. 2. Azaltılmak, Osm. tenzil ve tenkis edilmek: Zahirenin fiyatı indirildi. 3. Aşağı koyuverilmek: Perde indirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. price cut. reduction. cut. allowance. abatement. allowance for cash. deduction. degression. offtake. price cutting. purchase discount. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. cutback. discount. rebate. reduction. sale. cutback tenzilat. ıskonto. sales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebate. allowance. abatement. discount. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. cut-rate. cut. deductible. at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. at a discount. cut-price. cut-rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowering. setdown. degradation. relegation. curtailment. landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. reduction. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing down. lowering. launching. cutoff. deducting. degradation. diminution. reducing. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı götürmek, Osm. tenzil etmek: Dağdan kereste, raftan eşya indirmek. 2. Hayvandan, arabadan aşağı almak: Yolcuları arabadan indirdiler. 3. Azaltmak, ucuzlatmak, Osm. tenzil etmek: Etin fiyatını indirdiler. Posta ücretlerini indirdi. 4. Çıkarmak, Osm. tarh ve tenzil etmek, hesaptan aşağı vurmak: Masrafı indirdikten sonra geliri hesap etmeli. Başından indirmek = mec. Kahırlandırıp felç olmasına sebep olmak. Hatim indirmek = Kur’an’ı hatmetmek. Gemi indirmek = Yeni yapılmış gemiyi suya, denize salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. set down. take down. put down. bring down. reduce. cut. degrade. bash. cast down. clip. clout. clump. dismount. draw down. drop off. dump. land. lay low. let down. lift down. plant. relegate. send down. strike. take from. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduct. dip. lower. reduce. shutter. to lower. to bring down. to reduce. to deduct. to bring sth down. to mark sth down. to let sb down. to bring sth down. to land. to give to deal. to unload. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to take down. to bring down. to get down. to reduce. to land. to deliver. to wreck. to destroy. abate. clip. couch. diminish. draw down. let down. put down. retrench. set down. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı aldırtmak, tenzil ettirmek, eksiltmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, geveze, boşboğaz, ağzı gevşek; sağgörüsüz. indiscreetly z. düşüncesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısımlara bölünmemiş, toplu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşüncesizlik, akılsızlık, boşboğazlık, sağgörüsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak, fark gözetmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazımsızlık, mide fesadı, dispepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz. indispensably z. zaruri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hevesini kırmak, soğutmak, zayıflatmak; rahatsız etmek; rağbetini azaltmak. indisposed s. rahatsız; isteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsızlık; isteksizlik, gönülsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söz götürmez, su götürmez, münakaşa götürmez, muhakkak, itiraz kaldırmaz. indisput'ably z. itiraz kaldırmaz derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erimez; ayrılmaz, sabit. indissolubly z. birbirinden ayrılmaz surette; çözülmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirsiz, seçilmez, iyice görülmez, ayırt edilmez. indistinctive s. tefrik olunamaz; tefrik edemeyen. indistinctly z. belirsiz surette. indistinctness i. belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. indiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Birinin, gerçeğe uygun olmamak üzere, kendiliğinden kurduğu, söylediği, hükmettiği şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). İn senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 114,8 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan bir bitki (taraxacum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandelion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Yunanca’dan: üstüvâne, silindir, merdâne). Eski bir şarap ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «kın-tıraş» ki, o da Türkçe «kın» ile Farsça «trâş» kelimelerinden yapılmış yanlış bir tâbirdir). Oluk ve yiv oymaya mahsus kundakçı Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ravalpindi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. gladsome. rejoicing. joyous. joyful. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. pleasing. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin sevinmesine sebep olmak, memnun etmek. Öksüz sevindiren = Az değerli, fakat çok süslü ve parlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. gladden. gratify. please. satisfy. to please. to delight. to gladden. to gratify. to satisfy. to warm the cockles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. delight. elate. gladden. lighten. please. quicken. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). 1. Üstüvâne, merdane. 2. Yol yapmada kullanılan ağır makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical. cylinder. roller. roll. road roller. calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder. roll. roller. road roller. steamroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top hat. high hat. silk hat. tile. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Büyük makas, terzi ma kası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sanâdîd). Reis, baş, ilerigelen. Sanâdîd-i Kureyş = Kureyş’in llerigelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sındırgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgunluk yeri, bir mağlûbiyetin vuku bulduğu yer. Sırp-sındığı = Sırplar’ın vaktiyle yenildikleri savaş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sindirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Besinlerin kana karışacak hâle gelinceye kadar sindirim sisteminde uğradıkları bütün değişiklikler, hazım. Sindirim sistemi = Ağızdan anusa kadar, sindirimin içinde sağlandığı organlar ve bunlara yardım eden karaciğer, pankreas gibi bezlerin hepsi, hazım cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive. nutritive. digestion. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. digestion. alimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenerek bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çukura koymak, gizlemek, gömmek, batırmak. 2. Hazmetmek. 3. Korkutarak baş eğdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. cow. digest. overawe. saturate. suppress. to digest. to assimilate. to cow. to daunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be digested. to cow. to intimidate. to digest. to cause sth to pervade or permeate. assimilate properly. damp down. stomach. suppress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tepinmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürücü, tamamen bir iç muhafaza içinde yer almaktadır ve en iyi resim ve ses reprodüksiyonu sağlayacak tozsuz ve titreşimsiz bir okuma ortamı sunmak için şasiden tamamen izole edilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent. abominable. odious. offensive. repellent. repugnant. repulsive. loathsome. disgusting. revolting. sickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repellent. repugnant. sickening. revolting. nauseating. abominable. aversive. cheap. execrable. hateful. heinous. loathsome. repulsive. sickly. slimy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mawkishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to revolt. to make sb sick. disgust. nauseate. sicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakkı korunabilir; doğruluğu ispat edilir, ithamdan kurtanlabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını korumak, fiilen korumak; tarafını tutup haklı ve suçsuz olduğunu iddia ve ispat etmek; (eski) öç almak. vindica'tion i. koruma, teyit etme, doğrulama, şüpheden kurtarma. vindicatory s. tarafını tutup koruma kabilinden; öç alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kinci, intikam kabilinden, intikam almaya meyilli; öç alan. vindictively z. kinle, kinli bir halde. vindictiveness i. kincilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZINDİK) (i. A.) (c. zenâdık, zenâdıka). Allah’a ve ahrete inanmayan, dinsiz. Ar. münkir, mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zındık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. unbeliever. impious free thinker. blasphemous. profane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زندیق] zındık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by