Ink ne demek? | Ink anlamı nedir? | Ink

Ink anlamı nedir?

ink ne demek?

ink anlamı nedir?

ink | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ink

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mürekkep; mürekkepbalığının çıkardığı siyah sıvı; f. üstüne mürekkep sürmek; mürekkep bulaştırmak. ink bag mü- rekkepbalığının mürekkep torbası. ink horn i. boynuzdan yapılan eski biçim mürekkep hokkası. ink in kurşun kalemle çizilmiş veya ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serpmek, saçmak, lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.düşünmek, göz önünde bulundurmak; hatırlamak; aklına getirmek; baş vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاانقطاع] kesintisiz, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kanlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpmak; yarı kapalı gözlerle bakmak; göz atmak; pırıldamak, ışıldamak; kaçınmak, gözlerini gerçeğe kapamak; göz kırptırmak; i. göz kırpma; bakış nazar; pırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durmadan gözlerini kırpan kimse, gözleri iyi görmeyen kimse; ahmak kimse, budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıklı sinyal verirken kullanılan alet, flaş lambası; atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takılan meşin göz siperi; (argo) göz; çoğ. güneş gözlüğü, renkli iri camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus güzel sesli bir göçmen kuş, zool. Dolichonyx oryzivorus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar (uçurum, felaket); kıyı. on the brink of destruction mahvolmak üzere. on the brink of the grave bir ayağı çukurda: ölmek üzere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli bir gayeye ulaşmak için büyük bir rizikoyu göze almak (çoğunlukla siyasi hayatta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( A.B.D.)., (argo)., (asağ). Çinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak; (argo). temiz para, nakit para; madeni ses; (f). yarıkları doldurmak; şangırdamak, şangırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. zinco). Zn senbolü ile gösterilen, 2.11 yoğunluğunda bir eleman, tutya. Bunun levhası, teneke gibi muhtelif kaplar imaline yarar. Çinkodan yapılmış: Çinko leğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zinc. zinc sheet. platinoid. tutty. tutenag. spelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y). Basılacak resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo). hapishane, kodes; hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tıkırdamak, şangırdamak, tıkırdatmak, şangırdatmak; (i). tıkırtı, şangırtı; ritmik bir ses; bazı kuşlann haykırışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert tuğla; cüruf, ocakta kömur cürufu;( ABD). , (argo). hata; (bilhassa şarkı söylerken veya çalgı çalarken). clinker built kaplama parçalan birbirine bindirilmiş gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). havşa, havşa açmaya mahsus kalem; (f). havşa açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). buruşturmak, kırıştırmak; buruşmak, kırışmak; hışırdamak; (i). kırışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalıpçı, sikke kalıbı oyan sanatkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trim; neat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deck; often with out or up. a couple who both have careers and no children.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Double income, no kids A term used to denote a working couple, often in the market for condominium ownership or other types of real estate investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short form for 'Double Income, No Kids ' A description of a type of Purchaser in the real estate market. a double income, no-kids couple. a couple who both have careers and no children. a soft return so that the tennis ball drops abruptly after crossing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (ier, iest) (i).,(k).dili önemsiz, ehemmiyetsiz, küçük; (i). küçük şey; küçük lokomotif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (drank, drunk) içmek, alkollü içki içmek; yutmak, çekmek aImak kana kana içmek; şerefe kadeh kaldırmak; in ile zevk duyarak doya doya seyretmek veya dinlemek; to ile şerefine içmek. drinker (i). içki içen kimse; ayyaş veya sarhoş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içecek şey; içki; bir defada içilen miktar; fazla içki içme; argo büyük su kütlesi, deniz, okyanus. a drink of water bir bardak su. hard drinks sert içki, sarhoş edici içki. soft drinks meşrubat, alkolsüz içki. strong drinks, kuvvetli içki, sert

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içilebilir, içilmesi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) içki içme alışkanlığı, içki iptilâsı. drinking bout içki âlemi. drinking cup kadeh. drinking fountain bardaksız içilen içme suyunu yukarı doğru fışkırtan bir çeşit musluk. drinking horn boynuzdan yapılmış kadeh. drinking song içki içilirken söylene

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kağıda benzeyen ekranıyla E Ink® teknolojisi, hareket halindeyken kesintisiz izlemeye yönelik en son yeniliktir. E Ink® güneşin ve diğer parlak ışıkların neden olduğu parlama görüntüyü bozmadan metin okumanızı ve resimleri izlemenizi sağlar. Sony’nin Reader Digital Book ürününde kullanılmıştır ve yüksek çözünürlüklü ekranı sayfalar boyunca net ve keskin metinler görüntülemektedir. Nerdeyse 180° olan görüntüleme açısı ve son derece uzun pil ömrüyle, trende, kumsalda veya hareket halindeyken kesintisiz kullanımın keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Elektronik mürekkep görüntüleme teknolojisi. Kağıttan okur gibi rahat okuma tecrübesiyle herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde bilgiye erişme olanağı sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kızıl buğday, (bot). Triticum monococcum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keyfince gezip tozmak mânâsındaki «fink atmak» tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone acting as an informer or decoy for the police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone acting as an informer or decoy for the police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo grevi bozan işçi, ihbar eden işçi, muhbir, ele veren işçi, oyun bozan işçi; hoşa gitmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (özellikle dinsel konularda) serbest düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den Amerika'ya getirilen ve meyva da veren bir süs ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helsinki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). «Kahve dövücünün hınk deyicisi» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kır at.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

i.LINK™, IEEE1394 standardını temel alan çok hızlı bir veri yoludur. Resim kalitesinde herhangi bir kayba neden olmadan video görüntülerin gerçek zamanlı olarak aktarılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony’nin kendi kullandığı Firewire bazlı bağlantı sistemine verdiği isim.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr»den masdar). 1. Tanımama, kabûl ve tasdik etmeme, reddetme: Tanrı’nın varlığını kim inkâr edebilir? 2. (insan). Yaptığını veya söylediğini saklayarak yapmadım veya söylemedim demede ısrar etme. İkrar ve itirafın zıddı: Söylediğini, borcunu inkâr ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. denial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انکار] yadsıma, reddetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yadsınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. deny. disown. negate. repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yadsımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İnkâriyye). İnkârla alâkalı, yollu. Istifhâm-ı inkârî = Olmaz maksadiyle olur mu yollu sual.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan masdar). 1. Çekilip toplanma, büzülme: Soğuktan bütün cisimlerde az çok inkıbâz olur. 2. Sıkıntı, kasvet. 3. Tutukluk, peklik, kabızlık; ishalin zıddı: inkıbaza uğramak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقباض] kabızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. inkıbâziyye). Peklikle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuhûl» dan masdar) (tıp). Büsbütün zayıf ve mecalsiz düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kökünden koparılma, sökülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den) (c. inkılâbât). 1. Bir halden başka bir hale dönme. 2. (astronomi) Gündönümü. 3. Devrim, ihtilâl, devrimci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انقلاب] devrim. 2.değişim, dönüşüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution devrim. transformation dönüşüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnkılâp yapan, inkılâp taraftarı, devrimci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقراض] çökme, tükeniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tükenmek, çökmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan masdar). 1. Kırılma, Osm. şikeste olma: Dökme demirden mamul şeylerin inkisara kabiliyetleri fazladır. 2. Kalb kırılma, gücenme, Osm. hâtır-mânde olma: O adamın bana inkisara hi; hakkı yoktur. 3. Beddua: Bir anne, çocuğuna hiçbir vakit yürekten inkisâr etmez (bu ü;üncü mânâ Arapça’da yoktur). 4. (fizik) Işınların boşluktan havaya ve havadan suya geçerken yön değiştirmesi kaidesi, Fransızca: rifraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. inkişâfât). 1. Meydana çıkma, açılma, Osm. zâhir ve Aşikâr olma. 2. Bir hal veya mânevi sırrın görünmesi. Ar. tecellî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکشاف] ortaya çıkma. 2.gelişim, gelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısım» dan masdar) (c. inkısâmât). Kısımlara ayrılma, bölünme, taksim olunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقسام] bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. refraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکسار] ilenme, beddua etme. 2.kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat» dan masdar). 1. Kesilme, ara verilme, devamına engel gelme. 2. Kesilme, bitme, tükenme, son bulma: Eski usullerin inkıtâı tabiîdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقطاع] kesilme, kesintiye uğrama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). İtaat, râm olma, baş eğme, boyun uzatma, Osm. serfürû etme. Askerin, zabitine inkıyadı şarttır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقياد] bağlanma, boyun eğme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, teslim olma, kendini teslim etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan masdar). Bitme, tükenme, vâde ve mühleti gelme, zamanı dolma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقضا] geçip gitme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ima, işaret; seziş, kuşku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. incubateur

kuluçkalık

Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mürekkepli, mürekkep gibi, simsiyah. inkiness i. mürekkeplilik, simsiyahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) halkalarla birbirine bağlamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kabûl etmeme, red, imtlnâ: Önce razı oldu, sonra istinkâf etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنکاف] çekimserlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çekimser kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., «nikâh» dan). Bir kadını nikâhla alma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., high jinks oyunlar, eğlenceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmly. absolutely. completely. as sure as fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halat, tel veya ipin dolaşması; garip fikir, kapris; ağrılı kas kasıncı, tutulma; f., den. halat gibi dolaşmak; dolaştırmak. kinky s. dolaşık, girift; (argo) müstehcen; garip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus et yiyen, ağaçlarda yaşayan ve kediden büyük memeli bir hayvan, zool. Po tos flavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın, kurt gidişiyle yürüyüşü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. link

bl. ilişim

İletişimi sağlayan dizgenin, teknik ağın birliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A torch made of tow and pitch, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single ring or division of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Anything, whether material or not, which binds together, or connects, separate things; a part of a connected series; a tie; a bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything doubled and closed like a link; as, a link of horsehair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of the several elementary pieces of a mechanism, as the fixed frame, or a rod, wheel, mass of confined liquid, etc., by which relative motion of other parts is produced and constrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any intermediate rod or piece for transmitting force or motion, especially a short connecting rod with a bearing at each end; specifically , the slotted bar, or connecting piece, to the opposite ends of which the eccentric rods are jointed, and by means o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chain, n., 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bond of affinity, or a unit of valence between atoms; applied to a unit of chemical force or attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sausages; because linked together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To connect or unite with a link or as with a link; to join; to attach; to unite; to couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hill or ridge, as a sand hill, or a wooded or turfy bank between cultivated fields, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A winding of a river; also, the ground along such a winding; a meander; usually in pl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, any such piece of ground where golf is played. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction' an interconnecting circuit between two or more locations for the purp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the means of connection between things linked in series. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction'. the state of being connected; 'the connection between church and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'hyperlink ' Links are commands used to jump from Web page to Web page If you didn't have links, you wouldn't be able to get from one Web page to another Because links can lead to a page either related to the one you're on or to one completely u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link is a reference from some point in one HTML document to some point in another document or to another place in the same document A browser usually displays a link in some distinguishing way, e g in a different color When the reader clicks on the high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link carries you from where you are on the web page to another file, which could be another web page, an image, sound, a movie, a database, an ftp site, a telnet connection, or a gopher, anywhere in the world A link may also take you to another place on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reference from some point in one hypertext document to another document or another place in the same document A browser usually displays a hyperlink in some distinguishing way, e g in a different color, font or style When the user activates the link the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, picture, or other area of a Web page that users can click on to move to another spot in the document or to another document Words and phrases that are links may be underlined and usually appear in a contrasting color text The text and underline co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Web, a connection that, when selected , will take users to another Web page A link can be in the form of text or images which are coded to act as links Links are also referred to as 'hyperlinks '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highlighted area of text or a graphic image on which the user can click in order to be 'taken' to a related item elsewhere - in the case of a CD-ROM presentation this would be elsewhere on the same disc; in the case of the World Wide Web it can be anywh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, phrase, or image highlighted in a hypertext document to act as a navigation aid to related information Links may be indicated with an underline, a color contrast, or a border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a hypertext document, any connection between one address on the World Wide Web and another, embedded in the text or appearing as a word, symbol, icon, or other graphic element which can be activated by the click of a mouse or some other pointing device

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location or resource See URL.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Link is short for Hypertext Link In the Internet world, a link is usually denominated by colored and underlined text When you click on a link, it will allow you to view another page or another section of the current Web page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a document uses HTML and is published on the WWW, links are words or places you can 'click' on in the document that allow you to jump to other sections of the document, or to other documents on the WWW Links are usually highlighted in blue and appear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which when clicked with a mouse takes the user to another document or a different section of the current document The word 'mouse' above in this paragraph - which you can see is underlined and blue is an example of how

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connection between one hypertext document and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for hypertext link or hyperlink, a web link is a connection that takes a user to another page, document or file Text links are usually underlined and a different color than the surrounding text A sure way to tell if something is a link is to place t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link will transport you from one Internet site to another with just a click of your mouse Links can be text or graphic and are recognizable once you know what to look for Text links usually will be underlined and often a different color than the rest of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointer in an HTML document that leads to another World Wide Web site or another space within the same document Using hypertext, a link is a connection from a word, graphic or object in a Web site to another Web page or Web site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hypertext, a link is a selectable connection from one word, picture, or information object to another The most common form of link is the highlighted word or picture that can be selected by the user, resulting in the immediate delivery and view of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In hypertext documents, a link is the connection from one document to another Linking words or phrases are always a different colour and usually underlined so that they stand out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text or graphics that when clicked take you to another section of the site or to an entirely different web site Text links are often underlined and in a different color than the rest of the text on the page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Connection between one part of a hypertext document and another On the World Wide Web, links appear as text or pictures that are highlighted To follow a link, you click on the highlighted material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end-to-end transmission path provided by the cabling infrastructure Cabling links include all cables and connecting hardware that comprise the horizontal or backbone subsystems Equipment and work area cables are not included as part of a link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A torch made of tow and pitch, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single ring or division of a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: Anything, whether material or not, which binds together, or connects, separate things; a part of a connected series; a tie; a bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything doubled and closed like a link; as, a link of horsehair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of the several elementary pieces of a mechanism, as the fixed frame, or a rod, wheel, mass of confined liquid, etc., by which relative motion of other parts is produced and constrained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any intermediate rod or piece for transmitting force or motion, especially a short connecting rod with a bearing at each end; specifically , the slotted bar, or connecting piece, to the opposite ends of which the eccentric rods are jointed, and by means o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The length of one joint of Gunter's chain, being the hundredth part of it, or 7.92 inches, the chain being 66 feet in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chain, n., 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bond of affinity, or a unit of valence between atoms; applied to a unit of chemical force or attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sausages; because linked together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To connect or unite with a link or as with a link; to join; to attach; to unite; to couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hill or ridge, as a sand hill, or a wooded or turfy bank between cultivated fields, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A winding of a river; also, the ground along such a winding; a meander; usually in pl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sand hills with the surrounding level or undulating land, such as occur along the seashore, a river bank, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, any such piece of ground where golf is played. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction' an interconnecting circuit between two or more locations for the purp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the means of connection between things linked in series. a fastener that serves to join or link; 'the walls are held together with metal links placed in the wet mortar during construction'. the state of being connected; 'the connection between church and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'hyperlink ' Links are commands used to jump from Web page to Web page If you didn't have links, you wouldn't be able to get from one Web page to another Because links can lead to a page either related to the one you're on or to one completely u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link is a reference from some point in one HTML document to some point in another document or to another place in the same document A browser usually displays a link in some distinguishing way, e g in a different color When the reader clicks on the high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link carries you from where you are on the web page to another file, which could be another web page, an image, sound, a movie, a database, an ftp site, a telnet connection, or a gopher, anywhere in the world A link may also take you to another place on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reference from some point in one hypertext document to another document or another place in the same document A browser usually displays a hyperlink in some distinguishing way, e g in a different color, font or style When the user activates the link the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, picture, or other area of a Web page that users can click on to move to another spot in the document or to another document Words and phrases that are links may be underlined and usually appear in a contrasting color text The text and underline co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Web, a connection that, when selected , will take users to another Web page A link can be in the form of text or images which are coded to act as links Links are also referred to as 'hyperlinks '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highlighted area of text or a graphic image on which the user can click in order to be 'taken' to a related item elsewhere - in the case of a CD-ROM presentation this would be elsewhere on the same disc; in the case of the World Wide Web it can be anywh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, phrase, or image highlighted in a hypertext document to act as a navigation aid to related information Links may be indicated with an underline, a color contrast, or a border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a hypertext document, any connection between one address on the World Wide Web and another, embedded in the text or appearing as a word, symbol, icon, or other graphic element which can be activated by the click of a mouse or some other pointing device

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location or resource See URL.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Link is short for Hypertext Link In the Internet world, a link is usually denominated by colored and underlined text When you click on a link, it will allow you to view another page or another section of the current Web page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An active connection to another web page, location in a web page, file, or other Internet resource Selecting the link takes you to the new location.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a document uses HTML and is published on the WWW, links are words or places you can 'click' on in the document that allow you to jump to other sections of the document, or to other documents on the WWW Links are usually highlighted in blue and appear

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which when clicked with a mouse takes the user to another document or a different section of the current document The word 'mouse' above in this paragraph - which you can see is underlined and blue is an example of how

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connection between one hypertext document and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for hypertext link or hyperlink, a web link is a connection that takes a user to another page, document or file Text links are usually underlined and a different color than the surrounding text A sure way to tell if something is a link is to place t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A link will transport you from one Internet site to another with just a click of your mouse Links can be text or graphic and are recognizable once you know what to look for Text links usually will be underlined and often a different color than the rest of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pointer in an HTML document that leads to another World Wide Web site or another space within the same document Using hypertext, a link is a connection from a word, graphic or object in a Web site to another Web page or Web site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hypertext, a link is a selectable connection from one word, picture, or information object to another The most common form of link is the highlighted word or picture that can be selected by the user, resulting in the immediate delivery and view of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In hypertext documents, a link is the connection from one document to another Linking words or phrases are always a different colour and usually underlined so that they stand out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text or graphics that when clicked take you to another section of the site or to an entirely different web site Text links are often underlined and in a different color than the rest of the text on the page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Connection between one part of a hypertext document and another On the World Wide Web, links appear as text or pictures that are highlighted To follow a link, you click on the highlighted material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end-to-end transmission path provided by the cabling infrastructure Cabling links include all cables and connecting hardware that comprise the horizontal or backbone subsystems Equipment and work area cables are not included as part of a link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halka, zincir baklası; mesaha zincirinin 20 santimetre boyunda bir ölçü halkası; bağ, rabıta, bağlantı; tek sosis kangalı; mak. mafsal, oynak yeri; f. zincirlemek, birbirine bağlamak, birleştirmek. link mo- tion mak. yuva yolu, kulis tertib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağlama, bağlayış; mak. bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. golf oyunu sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz kenarında rüzgâr ile oluşan kumlu tepelerin bulunduğu alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD çalardan MiniDisc kaydediciye, Başlangıç ID’leri de dahil olmak üzere kolay müzik kaydı sağlayan bir optik dijital ses arayüzü. Aynı zamanda MiniDisc kaydedicinin sabit bir birimden uzaktan kumanda edilmesini ve açılmasını da sağlar. Disk bilgileri, sabit birimde de görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (methought) (eski), (şiir) zannederim, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika vizonu, zool. Mustela vison.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bazı ilâçları haşlamaya mahsus kap, Fr. infusoir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakUden ie.) ( geometri). Açı yapmak ve ölçmek için kullanılan yarım daire şeklinde dereceli Alet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقله] iletki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delmeye mahsus bir çeşit cerrah Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Gaga, kuş gagası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقار] gaga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. minkariyye). Gaga şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقاش] cımbız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theirs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theirs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theirs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theirs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili ağrı dindirici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir menekşesi, bot. Vinca rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins ufak deniz salyangozu, zool. Littorina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. pembe renk; karanfil, bot. Dianthus; en üst derece; İng. tilki avcılarının giydikleri kırmızı ceket; İng. tilki avcısı; k.dili, aşağ. solcu; s. pembe in the pink of condition sıhhatça en iyi durumda. pink tea A.B.D., k.dili kabul günü. pinkish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bıçaklamak; ufak delikler açmak; kenarını kertikli kesmek; İng. süslemek, tezyin etmek. pinking shears surfle makası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb.bulaşıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili serçe parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo), aşağ solcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gösteriş için süslenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı oyunlara mahsus buz sahası; bina içinde patinaj alanı; tekerlekli patenle kayma yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yirmi yıl uyuduktan sonra uyanıp tamamen degişmiş bir dünya gören adam (Washington Irving'in bir eserinin kahramam); çok eski kafalı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). «Sen» zamirinin Aitllk şeklidir: Benim işim daha bitmedi lâkin seninki hazırdır. Sahip olana göre çokluğu «sizinki» veya «seninkiler» dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours. thine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thine. yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. dispassionate. cool-headed. imperturbable. coolheaded. self-possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headed. imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. imperturbability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (f). çekmek, küçülmek; fire vermek, kuruma veya dökülme yüzünden eksilmek; çekinmek, ürkmek, itiraz etmek; çektirmek, büzmek; (i). çekilme, büzülme; çekinme, ürkme; (A.B.D)., argo psikiyatr. shrink'age (i). çekme payı; fire. shrink'ingly (z). çek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (sank, sunk veya sunken) batmak, garkolmak; yıkılmak, halsizlikten düşmek; irtifa kaybetmek, düşmek: dalmak, derinliğine gitmek: ağır ağır inmek: girmek: etkilemek, tesir etmek, içine işleyip girmek: çukurlaşmak: yavaş yavaş ölmek: gurup etmek: batı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavabo: geriz, lağım: jeol. çukur, havza: batakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olta veya ağ kurşunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaya veya kayalık arazide bulunan ve içindeki suyun sızmasıyle kuruyan çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيرینکار] davranışları güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siz zamirinin aitlik şeklidir. Mâlikin hakkında, mâlik olunanın teklik olduğunu gösterip mâlik olunanları da çokluğu istenirse «ler» edâtı eklenir: Seninki, seninkiler; sizinki, sizinkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To draw or serve, as drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To serve or draw liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drink; also, pottage. alert agile lizard with reduced limbs and an elongated body covered with shiny scales; more dependent on moisture than most lizards; found in tropical regions worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert agile lizard with reduced limbs and an elongated body covered with shiny scales; more dependent on moisture than most lizards; found in tropical regions worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. skink, pullu sürüngenlerden biri: bir cins kertenkele, zool. Scincus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slunk) sıvışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. yavrusunu düşürmek (hayvan), vakti gelmeden yavrulamak; i. vakitsiz doğmuş hayvan yavrusu, bilhassa buzağı; s. gelişmeden doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli kapaklı iş gören, el altından iş yürüten; (argo) sinsi; vücuda yapışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SmartLink aşağıdaki özellikleri sağlar: TV ve VCR arasında otomatik hafıza değişimi: VCR’ın ilk ayarlanması sırasında TV’nin kanal hafızası otomatik olarak VCR’a indirilir. Gördüğünüzü kaydetme: Ekrandaki programın kolayca kaydedilmesini sağlar. Tek tuşla oynatma: Kaset oynatıldığında, TV otomatik olarak açılır ve doğru kanala geçer. Otomatik bekleme: TV kapatıldığında, VCR da bekleme modunda geçer. Tek tuşla ShowView®/Menü: VCR uzaktan kumandasının ShowView® ya da or Menü düğmelerine basıldığında, bilgileri göstermek için TV otomatik olarak açılır ve gerekli kanala geçer. Sinyal Kalitesi Eşleştirme: Tüm bağlı cihazların sinyal kalitesini aynı düzeye getirir. Not: SmartLink, yalnızca SmartLink ya da AV Link işlevlerine sahip TV’lerde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Farklı ses/video cihazları arasında akıllı iletişim sağlayan bir işlev.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. serpmek; ekmek saçmak; çiselemek; i. serpinti; çisenti. sprinkler i. serpme makinası sprinkler system serpici, tavandaki delikli borularla su püskürterek yangın söndüren otomatik düzen, yağmur sistemi. sprinkling i. serpinti; bir tutam; bir y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stank veya stunk; stunk) i. pis kokmak, kokuşmak, taaffun etmek; k.dili. kötü olmak, berbat olmak; i. pis koku. stink out kötü koku ile kaçırmak. stink up kokutmak, taaffün ettirmek. raise a stink k.dili. açıkça şikâyet etmek, itiraz etmek; hadi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokununca çok kotü kokan kanatlı bir böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pis kokan şey veya kimse; yelkovankuşuna benzeyen ve leş yiyen bir deniz kuşu; (argo) sinir bozucu kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden savaşlarda kullanılıp boğucu ve pis kokulu bir karışım yayan bir kap;( argo) pis herif, alçak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılınca veya oğuşturulunca pis koku saçan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula gibi pis kokulu herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gönül kandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (thought, leh. thunk) düşünmek, tefekkür etmek, mütalaa etmek; düşünüp taşınmak, ölçünmek, teemmül etmek; zannetmek, sanmak; kurmak, niyet etmek, tasarlamak; tasavvur etmek, farz etmek; hatırlamak, hatıra getirmek; addetmek; bir fikirde olmak. think

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. think-tank

beyin takımı

Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşünen kimse, mütefekkir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin takımı, uzman danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eti lezzetli bir balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. seyyar tenekeci veya lehimci; tamirci; tamircilik; bir seşit uskumru; f. teneke kapları tamir etmek; kabaca tamir etmek; tamircilik yapmak. He doesn't give a tinker's dam veya damn Aldırış etmez. It's not worth a tinker's damn. Beş para etmez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çınlamak, çıngırdamak, çmglrdatmak; ç.dili işemek; i. çıngırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü uğurlu, kutlu, şanslı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sayılan para gibi madenî bir şeyin sesini ifade eder ve çok defa peşin verilen para için kullanılır: Tırank ödedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink of coins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Prova direğinin birinci sereni ve bu serene bağlanan yelken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzük veya duğme gibi ufak sus; kıymetsiz şey, oyuncak, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yelken gemisinde pruva direğinin en altındaki seren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpıştırmak; pırıldamak; çabuk çabuk görünüp kaybolmak; biduziye yanıp sönmek; i. göz kırpıştırma; pırıldama, pırıltı; bir göz açıp kapama müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz kırpıştırma; pırıltı, pırıldama; bir an. in the twinkling of an eye göz açıp kapayıncaya kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halkalarını çözmek veya ayırmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekmeyen; çekinmesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (thought) zihninden çıkarmak; fikrini değiştirmek. unthinkable s. düşünülemez, imkânsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; düşünce kabiliyeti olmayan. unthinkingly z. düşünmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kırışıklarını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telefon destek hattı üzerinden VAIO kullanıcılarına sunulan özel bilgiler ve destek.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. göz kırpmak; göz kırparak işaret etmek; pırıldamak; i. göz kırpma; göz işareti; bir göz açıp yumma süresi, lahza; pırıltı. wink at görmezlikten gelmek. I can't sleep a wink Hiç uyuyamıyorum. forty winks k.dili. şekerleme, kısa uyku, kestirme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) kirpik; atlara mahsus meşin göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit deniz salyangozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. buruşuk, cilt kırışığı; k.dili. metot, teknik; f. buruşturmak; buruşmak, kırışmak. new wrinkle yeni uygulanan yöntem. wrinkly s. buruşuk, kırışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Yalçın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarın olacak, yarına mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Ansızın durmak mânâsındaki zınk diye durmak tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by