Insi Raf ne demek? | Insi Raf anlamı nedir? | Insi Raf

Insi Raf anlamı nedir?

insi Raf ne demek?

insi Raf anlamı nedir?

insi Raf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: insi raf

Türkçe Sözlük

(i. A. »sarf» dan masdar). 1. Çekilme, çekilip gitme.2. (edebiyat). Areb gramerinde isimlerin tam İrâb kabûl etmesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rafı’nin kulu. (bkz.er-Rafi). Allah’ın isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good judge of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Meydan korkusu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agoraphobie

tıp alan korkusu

Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. açık alanlarda duydukları ürkeklik hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia. agoraphobia alan korkusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrafe

kopça

Bir giysinin iki yanını bitiştirmeye yarayan ve metal bir halka ile bir çengelden oluşan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook. staple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clips. hook. paper fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yazma kabiliyetinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

ruh b. yazma yitimi

Ellerinde, parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. accélérographe

fiz. ivmeyazar

Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. angiographie

tıp damar görüntüleme

Damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uçaksavar. antiaircraft gun uçaksavar topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl «arf-aref» in cemidir). Cennet’le Cehennem arasında bir set ve yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purgatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purgatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cennet ile cehennem arasındaki y(Erkek İsmi) 2.Sert, tepe. 3.Adetler, usull(Erkek İsmi) Arafat: Mekke’nin yakınında bulunup hacıların arefe günü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Mekke-i Mükerreme yakınında olup, hacıların arafe günü durdukları yerdir ki, bu duruş haccın icaplarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestinian statesman who is chairman of the Palestine Liberation Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Falcı, kâhin. 2. Müneccim. 3. Hekim. 4. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe bağlı umumî bilgileri (mü. arrâfe).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l Falcı, kahin. Müneccim. 2.Hekim. 3.Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Arraf).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). aynı vücuttan alınıp vücudun başka bir yerine yapıştırılan ekleme parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zarif. 2.Pek ince, pek nazik. 3.Çok zeki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hava basıncını ölçen Alet. Bu Alet vasıtasıyle bir yerin yüksekliği ölçülür. Hazneli, kadranlı ve sifonlu, aneroid gibi çeşitleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beyne benzer: Beyinsi boğumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Akılsız, ahmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. stupid. addle-headed. dim witted. rattle-pated. rattlebrained. rattleheaded. brainless. stupid. addle-brain. addle-pate. pinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. gormless. soft headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akılsızlık, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentmindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseyi tutmama hali, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kitaplar üzerinde geniş bilgisi olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliographie

kaynakça

Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography kaynakça.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kitap bilgisi: 1. Kitaplar hakkında bilgi. 2. Belirli bir konu üzerindeki yayınların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

kaynakça

Belli bir konu, yer ve dönemle ilgili yayınları kapsayan veya en iyilerini seçen eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography kaynakça.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Orta parmakla serçe parmağı arasındaki parmak, adsız parmak, yüzük parmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılışını ve bunun sebeplerini İnceleyen ilim, hayatî coğrafya, biyojeografi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biographie

öz geçmiş

Bir kimsenin doğumundan yaşadığı güne kadar geçirdiği belli başlı evreleri içeren yazı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biography. autobiography. life. life history. memo. memoir. personal record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanda rahat yaşayabilme hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada kampçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam sürahi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegram with notice of delivery. reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y). Basılacak resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cinsiyye). Cinse ait, mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual. carnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنسی] cinsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİNSİYYET) (i. A.). Bir kavim ve kabileye mensubiyet, mensup bulunulan kavim ve kabile: Arap cinsiyeti; aralarında cinsiyet birliği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality. gender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex. sexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexuality. consumer profile. demographics. equal opportunity. gender. image advertising. sex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapışkan, yapışan, sarılan, tutunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.) (mü. coğrâfiye). Coğrafya ilmine mensup, coğrafya ile alâkalı. Encümen-i coğrafî; tahkikaat-ı coğrâfiye. (c.) CoğrâfiyyUn: Coğrafya ilmiyle uğraşan, bu ilmin mütehassısı, coğrafya bilgin ve muharrirlerinden olan: Coğrâfî-i İdrîsî = Ünlü coğrafyacı Idrisî. Meşâhir-i coğrâfîyyûr.dan Istahri = Unlü coğrafyacılardan Istahrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographic. geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut COĞRAFİYE (i. A.) Dünyanın tabiî, beşerî, iktisadî durumundan bahseden ilim ki şu dallara ayrılır: Tabiî coğrafya, riyâzî coğrafya, siyasî coğrafya, beşerî coğrafya, iktisadî coğrafya, tarihî coğrafya, nüfus coğrafyası, jeopolitik vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Coğrafya bilen, yazan veya öğreten kimse: Kâtib Çelebî, ünlü Türk coğrafyacılarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zanaat, el sanatı; esnaf; hüner, meleke, marifet, meslek; desise, hile, şeytanlık; (den). tekne, gemi gemiler. craft union bir iş dalında çalışanların kurdukları sendika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men). esnaf zanaatçı. craftsmanship (i). hünerli iş, ince iş; hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hilekâr, şeytan, kurnaz. craftily (z). şeytanca, kurnazca. craftiness (i). kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yazı makinesiyle yazma işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographe

nüfus bilimci

Nüfus bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). İnsan topluluklarının durum ve gelişimini konu olarak alan istatistik. Nüfus coğrafyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan topluluklarının istatistik karakteriyle ilgilenen sosyoloji ve antropoloji dalıdır. Özellikle toplam nüfus, yoğunluk, doğum ve ölüm oranları, göçler, evlilikler vb olayları inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographie

nüfus bilimi

İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography. vital statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographique

nüfus bilimsel

Nüfus bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir dine bağlı olmayan veya dinin hükümlerine riayet etmeyen. Ar. mülhid: Dinsiz adam. 2. mec. Merhametsiz. Allahtan’ korkmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godless. heathen. impious. pagan. irreligious. undevout. cruel. pitiless. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious. unbelieving. atheistic. atheist. blasphemous. faithless. godless. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dinsiz adamın hali. Ar. ilhad: Dinsizlik bütün Alemde kötü görülür. Dinsizlikle suçlandırılmıştı. 2. mec. Merhametsizlik, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. irreligion. impiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrak, sancak. Ar. alem. Dırafş-ı GAyvânî = İran mitolojisinde meşhur GAve’nin deriden olan önlüğünden ibaret ve mücevherlerle bezenmiş bayrak ki, eski iranlılarca resmî ve mukaddes bir alâmet idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. lacking discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine aşırı giden, sınır tanımayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfettered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. asılamak; dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. epigraphie

yazıt bilimi

Konusu, yazıtları incelemek olan tarihe yardımcı bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yürüyüşü olmayan (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerif). Şerifler, peygamberlerden inenler, (bk.) Şerif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notables. rich people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notables of a town or village.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشراف] seçkinler, ileri gelenler, sosyete.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şerefli, saygın kimsel(Erkek İsmi) 2.Bir yerin zenginleri, sözü geçenl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ethnographe

budun betimci

Etnografya uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kavimlerin gelişmesini ve kültürlerini inceleyen ilim kolu. Osm. kavmiyyât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

budun betimi

Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnography budunbetim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toplumların kültürlerini inceleyen bilim dalı. Çoğunlukla ilkel toplulukları ve halk kültürünü ele alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ETRAF) (i. A. c.) (m. taraf). Taraflar, yönler, (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enviroment. surroundings. adjacencies. vicinity. circle. purlieus. ambit. environs. vicinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surroundings. environment. sides. all sides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surroundings. sides. area around or near. ambit. environment. environs. purlieu. region. surrounding area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطراف] yöre, çevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. about. around. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

around. circum -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkalı, arkası kuvvetli. 2. Tafsilâtlı, geniş: Etraflı malûmat verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. exhaustive. detailed. in depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça tafsilâtlı, geniş bir şekilde. Tafsilâtla, mufassal olaher tarafını inceleyerek: Etraflıca yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully. with all details. at large. in extenso.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in detail. thoroughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici, dıştan gelen,arızi, esaslı olmayan, geçici; (fels). dışınlı, özdışlı. extrinsically (z). dıştan, hariçten, arızî olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. phytogeography

coğ. bitki coğrafyası

Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan Fr.). Gramofonun ilkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonograph. gramophone. talking machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). İstendiği zaman tekrarlatmak üzere ses titreşimlerini iz halinde tesbit etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). Işık vasıtasiyle resim çekme işini bilen ve yapan şahıs. Asıl mânâsı budur. Fakat bugün Türkçe’de yanlış olarak Fr. Photographie = Fotoğraf resmi yerine kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo. photograph. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo. photograph. picture. snap. photography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photograph. photo. picture. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. photographic apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf çeken (fotoğraf sözü yerine yanlış olarak kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer. cameraman. photographer. photographer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography. the work of a photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf yeri, fotoğraf çekilen dükkân, atelye, ticaret evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer's studio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf işi ve mesleği (şimdi fotoğrafçılık kelimesi kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fotoğraf işi ve mesleği (şimdi fotoğrafçılık kelimesi kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürafa, zool. Giraffa camelopardalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Alm.) Avrupa'da bir asalet ünvanı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ark.) abidelerde sonradan kazılmış resim veya yazı; duvara karalanan yazı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. graphique

çizge

Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. graph. tableau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. graph. graphic. diagram. graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram. graph. graphic. chart. profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagram , graphic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. graphite. black lead. plumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphite. black lead. blacklead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. graphologie

1. yazı bilgisi, 2. yazı bilimi

1. El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. 2. El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (bahç.) aşı; (tıb.) yaralı yere parça ekleme; (f.) aşılamak; aşılanmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), A.B.D. rüşvet; para yeme; yolsuzluk, suistimal; (f.) rüşvet almak, nüfuzunu kişisel yararına kullanmak. grafter (i.) menfaatçi kimse, rüşvet ile geçinen kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el sanatı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات جنسيه] cinsel yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Bir bölgedeki yeraltı ve yerüstü sularının tamamı ve bunları inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük parmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Hovercraft i. tazyikli hava üzerinde karada ve denizde gidebilen pervaneli bir taşıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hurâfe). Bâtıl inanışlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافات] hurafeler, batıl inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hurâfât). Bâtıl İnanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. legend. myth. silly tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. old wive's tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافه] batıl inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral. two-sided. two-way. mutual. reciprocal. two sided. two way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Dinsel içerikli sanat yapıtlarında, dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. (2) Simgesel dil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. indraught i. içeri çekme, içeriye doğru akış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inhirâfât). 1. Dönme, sapma, doğru yoldan çıkma, bir tarafa sapma: Doğru yoldan inhiraf etmemeli. 2. Değişme, bozulma, fesat. 3. Kırıklık. İbrenin inhirâfı (fizik) = Pusula iğnesinin sapması. Rahim inhirâfı (tıp) = Rahmin çarpılması, bir tarafa meyli. Mermi inhirâfı (askerlik) = Ateşli silâhların mermilerinin hedef çizgisinden sapması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflection. deviation. declination. decline. deflect. departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انحراف] sapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »sarf» dan masdar). 1. Çekilme, çekilip gitme.2. (edebiyat). Areb gramerinde isimlerin tam İrâb kabûl etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şaab» dan masdar). Şubelere ayrılma, dal, budak peyda etme, dallanma (teşa’ub daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انشعاب] bölünme. 2.dallanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dökülme, Osm. munsab olma: Kızılırmak Karadeniz’e insibâb eder (munseb olmak tâbiri daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dökülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirini tutma, tutarlı şekilde, benzer halde bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. consistency. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسجام] düzen, sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzgün, birbirini tutar şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini tutmaz şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedd» den masdar). Tıkanma, kapanma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat) içeride, içeriye; (edat) içerisine, içerisinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iç, iç taraf, dahil; iç yüz; s. iç, içteki, dahili. inside in formation içeriden sızan haberler. have the inside track yarış alanının en iç ve dolayısıyle en kısa kısmına yakın olmak; daha elverişli mevkide olmak. inside out ters yüz. insider i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlice fırsat kollayan, sinsi; hain, hilekâr. insidiously z. sinsice. insidiousness i. sinsilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vukuf, anlayış, bir şeyin iç yüzünü kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., Lat. nişan alâmetleri, nişanlar; rütbe işaretleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manasızlık; önemsizlik, ehemmiyetsizlik, değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız; önemsiz, ehemmiyetsiz; cüzi, pek az; ufak; değersiz, değmez. insignificantly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şakk» dan masdar). 1. Yarılma, çatlama, ikiye ayrılma. 2. (tıp) Çeşitli organların İsimlerine uydurularak birtakım hastalıkların isimlerini teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشقاق] yarılma, bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yarılmak, bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den masdar). Giderilme, kaldırılma, yok edilme, Osm. selb olunma, münselib olma, mahv ve yok edilme. Asâyişin insilâbı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Şelale oluşturma. 2.Şiddetle dökülme, atılarak akma.-Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz, riyakâr, vefasız, sadakatsiz, yalancı. insincerely z. samimiyetsizce. insincerity i. samimiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstü kapalı söylemek, ima etmek; kurnazlıkla fikrini anlatmak; yavaş yavaş girmek. insinuatingly z. ima ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ima, üstü kapalı söz; teveccüh kazanmaya yöneltilmiş söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük; tatsız, yavan, lezzetsiz. insipidly z. sönük bir şekilde. insipidity, insipidness i. sönüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten masdar). Açılma, açıklık, ferahlık: İnfirâh-ı derûn, inşirâh-ı kalb = Gönül, kalp ferahlığı. Deniz manzarası insana inşirah verir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشراح] açılma, ferahlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açılma. 2.Açıklık, ferahlık. - Kur’an-ı Kerim’de bir süre adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çatlayıp yarılma, yarık olma. 2.Parlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrar etmek, sebat göstermek, davasından vaz geçmemek. insistence i. ısrar, sebat. insistent s. ısrar edici, zorlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. asıl yerinde, tabii vaziyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياق] içgüdü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسياقی] içgüdüsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnisiyatif.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aslında olan, esasi, yaradılıştan, hakiki. intrinsically (z.) aslında olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSRAF) (I. A. «sarf» tan masdar) (c. isrâfât). Lüzumsuz yere, fazla olarak mal vesaireyi sarf ve telef etme: Malını israf etti, isrâf-ı kelâma hâcet yoktur. İsraf haramdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yüksek yere çıkma; yüksek yerden bakıp anlama. 2. (hasta) Ölmeye yüz tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. wastage. prodigality. squander. squandering. dissipation. extravagance. improvidence. profusion. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. wastage. waste. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. wasteful expenditure. prodigality. dissipation. loss. unthrift. waste. wastefulness. wasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسراف] savurganlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squander. to waste. consume. dissipate. lavish. misspend. run through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İbrânîce’den). Dört büyük melekten biri ki, kıyâmet gününde sûr üflemekle görevlidir: SÜr-ı İsrâfîl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dört büyük melekten sura üfürme görevi verilen melek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenograf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİRAF) (i. A.) (c. İtirâfât). Kendi kusur ve noksanını, az çok aleyhinde bulunan bir hâli seklamayıp, inkâr etmeyip kabûl, teslim ve ikrâr etme: Kabahatini itiraf ediyor; ben kusurumu, bilmediğimi itiraf ediyorum: İtirafları isbata lüzum bırakmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confession. admission. avowal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admission. avowal. confession. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. admission. confession. acknowledgement. allowance. avowal. recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اعتراف] sakladığı şeyi söyleme. 2.hakkın verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admittedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. admit. avow. concede. confess. give. own. profess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admit. to confess. to admit. allow. avouch. avow. make a clean breast of it. own. own up. profess. spill. tell. unbosom one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İzni olmayan, ruhsatsız. 2. Mektepten hafta sonu çıkmaya ve evine gitmeye izinli olmayan, ceza olarak bu izinden mahrum olan (talebe): Uç hafta izinsiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without permission. kept in. detention. unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. campusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. feminine. womanlike. womanish. ladylike. unmanly. lydian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. effeminate. feminine. womanish. womanly. sissy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanish. feminine. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calligraphie

güzel yazı sanatı

Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan, tarıma faydalı, parlak siyah renkli bir böcek (carabus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackbeetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackbeetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Haritacı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cartographe

coğ. haritacı

Harita yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Haritacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cartographie

haritacılık

Harita ve bu haritalarda kullanılan işaretlerin özelliklerini araştıran, haritanın tasarım, basım ve kullanım yöntemlerini geliştirmeye yönelik araştırmalar yapan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Yun.

haritacılık

Harita ve bu haritalarda kullanılan işaretlerin özelliklerini araştıran, haritanın tasarım, basım ve kullanım yöntemlerini geliştirmeye yönelik araştırmalar yapan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. vagueness. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baleyi sahneye koyma san’at ve ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = Alemin yazılıp anlatılması). Gök cisimlerinden ve arz’ın yerinden, hareketinden bahseden ilim, hey’et (astronomi ile hemen hemen aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chronographe

süreyazar

Belirli bir işin kısa süresini çizerek belirleyen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Haritacılıkla, harita ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographe

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographie

sözlük bilgisi

Sözlük bilimine ilişkin bilgiler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Taş basması, mahsus mürekkeple yazılmış bir yazı, resim vesairenin yine buna mahsus kilsî bir taşa geçirilmesiyle taşın üzerine mürekkepli bir silindir geçirilince yalnız yazıların üzerine mürekkep bırakması ve üstüne kâğıt konup makinenin altında sıkıştırılmasıyla basılmasından ibaret baskı usûlü: Litoğrafyanın keşfi; litoğrafyada mahareti vardır. 2. Litoğrafya matbaası, taş basmahanesi: Filânın litoğrafyasında basılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

taş basması

Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I.). Taşbasması san’ atını bilen ve yapan veya bir taş-basmahanesini idare eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tarf»tan) (c. masârlf). Cepten çıkan veya alış verişe karşı verilen para, harç: Büyük şehirlerde çok masraf olur, o evin matrafı çoktur, bu kadar matârife dayanamıyacağız. Masraf görmek = Masrafların hesabını görmek. Matraf ntzırı = Eskiden teratkerlik defterdarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expense. cost. outlay. disbursement. outgo. drain on the purse. charge. damage. drain. expenditure. payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost. drain. expenditure. expense. outgoings. outlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expenditure. expense (s. charge. damage. diminishing returns. disbursements. expense. intermedia comparisons. outgo. outgoings. outlay. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصرف] harcama, gider.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Pahalıya çıkan, matrafa bağlı olan: Matraflı bir teyahet oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. uneconomic. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. costly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Dağın sivri tepesi. 2.İslam’dan evvel Arapların putu. -İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Maden ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini, billûrlaşma özelliklerini inceleyen ilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınırlı bir konu üzerinde yazılan yazı, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ref’»den). 1. Dava için mahkemeye başvurma, dâvâlıyı mahkemeye davet ettirme. 2. Mahkemede yüzleşip muhakeme olma: yarın murâfaa olacağız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرافعه] duruşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» tan masdar). Arkadaşlık, yoldaşlık, birlikte bulunma: Bu yolculukta bana kim mürâfakat edecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» dan if) (mü. murâfıka). Yoldaşlık ve arkadaşlık eden, bir şeyle birlikte bulunan: Gümüş, toprakta ekseriya kurşunla murâfık bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «refâkat» ten if.). Refakat eden, arkadaşlık eden, birlikte bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). 1. Parlak ve sahte boyalar ve süsler: Cümleyi muzahrafâte boğmuş. J. Pislik, murdarlık, süprüntü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مترافق] refakat eden. 2.karışık, bir arada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. fore / n , adj / ön ;. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

dağ bilimi

Yeryüzü biçimlerini genellikle de dağların özelliklerini ve dış görünüşlerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. oceonography

deniz bilimi

Okyanus ve denizlerin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerine deneysel araştırmalar yapan bilim kolu, ana deniz bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autobiographie

ed. öz yaşam öyküsü

Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı yazı veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography. autobiography özyaşamöyküsü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autobiographique

öz yaşam öyküsüne dayalı

Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı esere dayalı olarak yapılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemin tamamında veya ekosistemin belirli kısımlarında besin maddelerinin artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terimdir. Bir ekosistemde besin maddeleri verimini ve fotosentez ürünlerini arttırma hususunda etkili olan tüm süreçlerin toplu ifadesidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bankadaki hesap mevcudundan fazla para çekme; açık itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bir şekli büyülterek veya küçülterek kopya etmek için eklemli kolları bulunan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İmzanın kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviated signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an abbreviated signature. initials. paraph. manual sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviated signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an abbreviated signature. initials. paraph. manual sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. psikoloji). Kelime karışıklığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paraphasie

ruh b. söz karışıklığı

Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Parafla imzalanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mum, parafin; f. parafin tatbik etmek. paraffin i., paraffin oil ing. gazyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Katran, petrol, neft gibi maddelerden çıkarılan karbonlu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paraffin. paraffin wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Bir yazının iki satırbaşı arasındaki kısmı. 2. Bazen paragraf başlarına konan «§» -işareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD monitörde kristal netliğinde dondurulmuş görüntü ve yavaş gösterimin izlenmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yerkabuğunun taş yapısını inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pétrographie

taş bilimi

Taşların yapısını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Açık saçık yazı ve resimler, bahnâme edebiyatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porn. pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic. x rated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. papazlık sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Y.). Röntgen cihazıyla alınan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telgraf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotélégraphe

telsiz telgraf

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. «ref»den). 1. Duvara mıhlanmış tahta ki, üzerine öte-beri koymaya yarar. 2. Dolabın katlarını teşkil eden tahtaların herbiri, sıra: Bu dolabın rafları iğretidir. 3. Ote beri konmak için bir, iki veya üç, dört sıralı iğreti ve açık dolap ki, iki halka İle duvara asılır, Fr. etagire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelf. rack. console. bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rack. console. shelf. stack. flake. crib. ledge. stand. mental piece. cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Royal Air Force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Royal Air Force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Royal Air Force of Great Britain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resource Allocation Formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reference ATN Facility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resource Allocation Frame. the airforce of Great Britain. a Marxist and Maoist terrorist organization in Germany; a network of underground guerillas who committed acts of violence in the service of the class struggle; a successor to the Baader-Meinhof Gan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Royal Air Force.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «rüfedân» dan). Kabuğu ile beraber suda az pişmiş yumurta.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Acıma, merhamet etme, esirgeme anlamında. Kur’an-ı Kerim’de Nur suresi 2.ayet. Hadid suresi 27.ayette geçmekledir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar hurması, bot. Raphia pedunculata; rafya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit eşya piyangosu; f., gen. off ile piyango çekmek; piyangoya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ref’» den if.) (mü. râfia). 1. Kaldıran, yükselten (Allah’ın 99 adından biridir). Yâ râfî. 2. (anatomi). Gözkapağı gibi bazı organları yukarı kaldırmaya yarayan (kas ve sinir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdürrafi’). Rafi’ b. Hadic, sahabeden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Her çeşit ayaklık ve destek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahat ve huzurlu yaşayan.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. raffinage

arıtım

Petrol, yağ vb. maddeleri arıtma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasfiyehâne, damıtma yeri: Petrol rafinerisi, şeker rafinerisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raffinerie

arıtımevi

Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery. oil refinery arıtımevi. tasfiyehane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Bazı hücrelerde bulunan billûrî bir madde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bırakan, salıveren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «râfıza»dan imen.) (mü. râfıziyye). Şiî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şît mezhebi, Şiî inancı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sal; f. sal yapmak; sal ile taşımak; sal kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yığın, büyük miktar. a raft of çok, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı kirişi, kiriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. rafting

sp. sal yarışı

Özel botlarla debisi yüksek ırmaklarda yapılan bir tür spor.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raffia. raphia. raffia palm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raffia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Terketme. 2. Râfıztlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ikinci müsvedde; (tic.) protesto edilen bir senedin masraflarla beraber ikinci şekli; (f.) ikinci müsveddeyi yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaktakımı: kötü ve bayağı şeyler, döküntü, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalkalama; gen. çoğ. içinde herhangi bir şeyin çalkanmış olduğu su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» dan imüb.) (c. F. sarrâfân). Para, altın, tahvil alış verişi yapan kimse. Adam sarrafı = mec. Adamın iyisini, kötüsünü kolaylıkla anlayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneychanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-changer. banker. dealer of gold and other precious metals. moneychanger. moneylender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money changer. buyer and seller of gold and other precious metals or stones. money lender. money agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarrafın aldığı fark, ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarrafın işi ve mesleği. 2. Sarrafiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money- changer's business. money changing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şereflisi, büyüğü. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرافت] şereflilik. 2.soyluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz.Muhammed (s.a.s)’in soyundan olma.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. sérigraphie

ipek baskı

Bir lastik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk screen printing. screen printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serigraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hareketli görüntü verecek şekilde seri halinde fotograf çeken ve bunları beyaz perdeye aksettiren makine, sinema makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sinematografla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli, saklı, gizliden sokan yılan gibi habersiz zarara sokan: Pek sinsi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insidious. sneaky. sneaking. sly. cattish. catty. furtive. gloating. hole-and-corner. slinky. snaky. underarm. underhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catty. furtive. insidious. sneaky. stealthy. slinking. sneaking. sly. insidious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sly. subtle in deceit. insidious. catty. furtive. shifty. sneaking. sneaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinsi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slyness. hanky panky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Zelzele kaydeden Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazma veya sahneye koyma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet idaresi, devletçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Stenografi usûliyle yazmasını bilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorthand typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenographer. shorthand typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Söylenen sözleri hususî işaretlerle ve hızlı yazmaya yarayan bir yazı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenography. shorthand. brachygraphy. stenograph. tachygraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İzdüşümle bir ekran üzerine alınan hayallerin müşahhas ve canlı olarak gösterilmesi usûlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uçaktan makinalı tüfekle ateş açmak; hücum etmek; bombardıman etmek; (argo) cezalandırmak; i. bombardıman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Jeolojinin yer tabakalarını inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanma hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طفده فروش] atıp tutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tafra satma, üst perdeden atıp tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) atıp tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tachygraphe

fiz. hızölçer

Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etrâf, tarafîn). 1. Yan, cihet, üst ve alt, ön ve arka, sağ ve sol gibi cihetlerin herbiri: On taraf, arka taraf, üst taraf, alt taraf, yan taraf, sağ taraf, sol taraf. 2. Yer, memleket, kıt’a, ülke, cihet: Bazı taraflara yağmur yağdı; o tarafların meyvesi güzeldir. 3. Ind, nezd, yan: Tarafınıza gönderildi, tarafınızdan geldi. 4. Taraftarlık, tarafgirlik, koruma: Siz onun tarafını tutuyorsunuz; o, sizden tarafa çıkıyor. 5. Fırka, parti, bölük, aralarında muhalefet bulunan kısımların herbiri: Onlar iki taraf olmuşlar, birkaç tarafa ayrılmışlar. 6. Muharebe veya muhâkemede yahut güreş ve oyun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya topluluğun herbiri: Bir tarafın vekili geldi öbür taraf daha vekil göndermedi. Alt taraf = Ar. mâbaad: Romanın alt tarafını yarın okuyacaksınız. Üst taraf = 1. Ar. mâkabl: Bunun üst tarafını okuduk. 2. Fazla, artık, kalan, bakıyye: Ust tarafını sonra veririm. O taraf = Orası. Bu taraf = Burası. Bir taraftan = Bir yönden Ber-taraf = Aradan çıkmış: O mesele ber-taraf oldu; orası ber-taraf. Onu ber-taraf et = O, şöyle dursun, onu şöyle bırak, aradan çıkar. Bitaraf = Tarafsız. Taraf taraf = Cihet cihet, her yanda. Taraf tutmak = Taraftarlık etmek. Her taraf = Her yer, her cihet, her yan Her taraftan = Her yerden veya herkesten. Hiçbir taraftan = Hiçbir yerden veya hiç kimseden: Hiçbir taraftan yardım beklemiyorum. 7. Havali, civarlar: Etrafta yağmur yağdı. Etrâf-ı erbaa = Dört cihet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرف] yön. 2.ülke. 3.muhatap iki kişiden her biri. 4.yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, kısım kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. dâşten = tutmak). Birinin tarafını, bir tarafı tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taraftarlık. TâRAFDARLIK (i. F.). Taraf tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. giriften = tutmak) (c. F. tarafgîrân). Taraf tutan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taraf tutma, taraf çekme, taraftarlık, Osm. tarafgirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفدار] yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداران] yandaşlar, taraftarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداری] yandaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.), iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the two parties (to a contract in a legal proceeding. the plaintiff and the defendant. the prosecution and the defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفين] iki taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفگير] yan tutan, yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafgiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partiality. biased behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yan tutmak, taraf tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. taraf), (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yan ve ciheti olan. İki taraflı = İki tarafı Olan. Üç taraflı = Üç yanı olan, üç tarafa da mensup bulunan. 2. Taraftarları çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided. partial. partisan. tendentious. unfair. colored. coloured. biased. biassed. interested. one-sided. one-way. prejudiced. warped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of or affecting sides. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taraf tutmayan, Osm. bî-taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. objective. fair-minded. even-handed. non-partisan. non-party. free from bias. candid. clinical. colorless. colourless. detached. disinterested. dispassionate. equitable. judicial. non-committal. noncommittal. nonpartisan. nonparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispassionate. impartial. neutral. objective. unbiased. impertial. unbiassed. detached. disinterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even handed. impartial. neutral. unbiased. adlaphrous. candid. clinical. disinterested. dispassionate. equitable. even. on the fence. noncommittal. nonpartisan. nonparty. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. detachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. disinterest. disinterestedness. equity. fair mindedness. impartiality. neutrality. objectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorable. favourable. sympathetic. fan. follower. supporter. partisan. sympathizer. adherent. advocate. pro. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. advocate. follower. partisan. pro. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. follower. partisan. supporter. adherent. partial. disciple. fan. favo u rable. people. proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of satisfaction. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), ilkel topluluklarda uğursuz şey, tabu. (bk.) Tekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Teleo jektifle uzaktaki cisimlerin resmini büyü’ rek çekme tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Elektrik akımından faydalanılarak iki merkez arasında mors işaretleriyle haberleşme işi. 2. Telgrafla gönderilen haber ve bunun yazıldığı kâğıt, telgraf-nâme: Bir telgraf çekti, telgraf geldi («telgraf» taki «tel» sözü Yunanca uzak demek olup, Türkçe «tel» ile münasebeti olmadığından, telgraf ve tefgrafnâme yerine «tel» kullanılmamalıdır). Telgrafçiçeği = Tel ile asılı bir saksıda bitip dalları aşağı sarkan sarmaşık kabilinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cablegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. telegram. telegraph. wire. cablegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. telegram. telegraph. wire. cable advice. lettergram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph post (Br pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgraf memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegrapher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegrapher. operator. telegraphist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless telegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ref’» ten). Birbiri aleyhine dâvâ ederek mahkemeye müracaat (mürafaa daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترافق] yardımlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birbirine yardım etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermographe

fiz. sıcaklıkyayar

Bir cismin ısı değişikliklerini, yaydığı kızıl ötesi ışınları kaydeden cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kara, yeryüzünün kara kısmı, toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kabartma şekiller üzerine baskı yapma tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tipografi ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positron emission tomography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Arazideki arızaları belirtecek şekilde bir yeri kâğıt üzerinde çizgilerle göstermek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ticareti yapılan bitki ve hayvanların ticaret kayıtları analizi. Doğal yaşam ve doğal yaşam ürünlerinin küresel ticaretini denetleyen uluslararası kurum. Kurum özellikle CITES anlaşmasının düzenlemeleri konusunda çalışmakta ve devletlerin CITES hükümlerine uyup uymadıklarını denetlemekte, bu yasaların daha düzgün uygulanması için baskı oluşturmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gidişgeliş, trafik, seyrüsefer; alışveriş, ticaret, trampa, değiş tokuş; yük miktarı; yolcu adedi; iş, muamele. drug traffic uyuşturucu madde ticareti. traffic circle A.B.D. gidişgelişin tek yönde olduğu daire şeklindeki kavşak. traffic cop k.dili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ficked, -ficking) yolculuk yapmak. traffic in değiş tokuş etmek; karanlık işlerle uğraşmak. traffic with ile ilişkide bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçakçı; karanlık işlerle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ.). Gidiş-geliş, seyrüsefer: Deniz trafiği, kara trafiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow of traffic. dispatch / handling of traffic. through traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic beacon / light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane. traffic lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Trafo

fiz. dönüştürücü

Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. transformer station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince filtre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukarı çekiş, havanın yukarıya yükselmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Fotoğraf Görüntüleyici özelliği ile, USB bağlantısı aracılığıyla D-SLR fotoğraf makinenizi, Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi ya da USB çoklu kart okuyucunuzu bağlayarak, BRAVIA TV’nizi devasa bir dijital fotoğraf makinesi ekranına dönüştürebilirsiniz. Özelleştirilebilir ayarlar sayesinde büyük ekranda yakınlaştırılmış fotoğraflarınızın keyfini çıkarabilir, Cyber-shot® albümlerini düzenleyebilir ve özel slayt gösterileri yaratabilirsiniz. En sevdiğiniz fotoğrafı bekleme ekranı olarak bile seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport-size photograph. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse which lacks meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avitaminosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyü, sihir, afsun; büyücülük, bakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılık, orman bilgisi, avcılık; oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçalma, tevazu, Ar. tezellül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Naziklik, nâzikâne tavır, hâl ve ifade, terbiyeli muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daintiness. dainty. elegance. fineness. grace. gracefulness. graciousness. pulchritude. spruceness. stylishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grace. elegance. delicacy. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grace. elegance. tastefulness. refinement. gracefulness. delicacy. neatness. tact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظرافت] zariflik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İncelik, güzellik, zariflik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرافه] zürafa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boynu uzun ve ön ayakları yüksek bir cins yabanî hayvan ki, başlıca Afrika’da yaşar (halk talaffuzu: zürefâ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe. lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظرفا] zarifler. 2.seviciler, sevici kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zürâfa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زرافه] zürafa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by