Iras ne demek? | Iras anlamı nedir? | Iras

Iras anlamı nedir?

iras ne demek?

iras anlamı nedir?

iras | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: iras

Türkçe Sözlük

(i. A.). Getirme, verme: Ağrı, halel irâs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Can tırmalayıcı, can kopancı, can-rübâ, cân-sipâr, cânistân vs. (bk.) Can.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbreaking. bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear-rending. horrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان خراش] yürek paralayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göğüslük zırh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, hırâşîden = tırmalamak). Yüreği tırmalayan, çok feci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل خراش] yürek parçalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. K elmas, tırâşîden = yontmak). T. Camın en makbulu ki, elmasla veya elmas gibi yontulmuş zannolunur. Billûr, kristal. 2. Bu halde olan billûrdan yapılmış: Elmastıraş bardak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home rental. house rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Döşek, yatak. Esir-i firâş = Yatağa yatacak, kalkamıyacak kadar hasta. 2. Oturmak için yere serilen şey, yaygı. Flriş-ı hat = Demiryolu düzeltilmiş, düz yatak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yiğit, mert. 2.Binici, at yetiştirici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: FERASET) (i. A.). 1. Derhal anlama, sür’at-i intikal, zihin uyanıklığı, anlayış üstünlüğü: Firâsetle anladı. Talebede firâset olmazsa öğretmenin verdiği dersten hiçbir netice alınamaz. 2. Bir adamın çehresinden ve organlarının şekil ve biçiminden tabiatını, ahlâkını ve idtidadını çıkarmak marifeti (asıl mânâsı bu olup, en çok kullanılan birinci mânâsı mecazîdir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok parlak bir çeşit aynüşems taşı, opal; yerelması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Heykel yapan san’atkâr. Fransızca: sculpteur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculptor. sculptor yontucu. heykelci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculptor. artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هيکل تراش] heykelci, heykeltıraş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heykel yapma san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F «hırâşîden» den imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Tırmalayan, kaşıyan: Dil-hırâş = Yürek tırmalayan, kalbi inciten. Hâtır-hırâş = Hatır tırmalayan, vesvese veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, korkma, ürkme: Havf ve hirâs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هراس] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkak, ürkek. Hirâsân hirâsân = Korka korka, ürkerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saklama, bekleme, koruma, Ar. hıfz, muhafaza: Yolların hirâseti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (yırtıcı hayvan) Yırtma, paralama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتراس] parçalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion. ambition. desire. glow. mammon. pash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion. thirst. desire. greed. ambition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion. intense desire. overweening ambition. greed. strong interest. lust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتراص] aşırı hırs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious. sultry. torrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. hectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzi, eseri kalmayacak surette mahvolma: Eski eserlerin indirâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay öfkelenir, sinirli, huysuz, ters tabiatlı. irascibil'ity (i.) kızgınlık, huysuzluk. iras'cibly (z.) sinirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. tırâşîden = yontmak). Kalem yontmaya mahsus kesici Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpener. pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem yontmaya mahsus uzun saplı Alet yapıp satan san’atkâr: Eskiden kalemtıraşçılarla kâğıt makası yapan makasçılar da, hattatlar gibi hüner sahiplerinden sayılıp en ustalarının biyografileri yazılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). istavrite benzer bir küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİRAS) (i. A. «verâset», «irs» ten masdar). Olen bir yakından kalan mal ve mülk: Miras yemek, mirasa konmak. Mirasyedi = Mirasa konan adam. mec. Pek müsrif ve idaresiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inherited. inheritance. heritage. legacy. bequest. estate. heirdom. heirship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bequest. heritage. inheritance. legacy. patrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate. heritage. legacy. inheritance. bequest. deceased's estate. heirship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source : a government scheme providing tax relief on mortgage interest payments This expired in April 2000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Mortgage Interest Relief At Source Abolished from 6 April 2000.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source The mortgage lender will reduce the monthly payment required from a borrower by the amount of tax relief applicable to the interest on the loan The lender can claim the balance from the Inland Revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mortgage Interest Relief at Source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Government used to grant tax relief on some of your mortgage payments, reducing the costs to you It was abolished in April 2000. multiple isomorphous replacement plus anomalous differences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to receive a legacy. to inherit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisine miras kalan kimse, Ar. vâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. heritor. inheritor. devisee. distributee. remainderman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficiary. heir. inheritor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heir. inheritor. legatee. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ميراث خوار] mirasyedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlaca mirasa konan. 2. Har vurup harman savuran, (bk.) Miras.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mirasyedi işi ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derlenip toparlanmaya vakit bulmadan, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Zambakgillerden bir kış sebzesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(allium porrum): Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilk baharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Şurubu göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştahsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarına iyi gelir. Romatizma, mafsal ağrıları, damar sertliği, böbrek hastalıkları, üremi ve idrar tutukluğunda faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Suyu yüzdeki sivilce ve lekelere faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Arı sokmasında da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatılmış, süslü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سنگ تراش] taş ustası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whenever he feels like it. regardless of the time or the place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. while. during. whilst. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during. when necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respective. in order of. respectively. seriatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn. in order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karmakarışık. 2. Yolsuz, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unordered. untimely. inapposite. inappropriate. without waiting one's turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. Süm = hayvan tırnağı, tırâşîden = yontmak) (Türkçe’de: Suntıraş). Nallarken hayvanların tırnağını kesmeye mahsus nalbant Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F ). Nalbant keskisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Traş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shave. shaving. haircut. boring talk. bragging. rhetoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shave. shaving. haircut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تراش] tıraş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after-shave. aftershave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor. safety razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Traşçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who likes to pull people's legs. very boring and excessively talkative person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth away the rough edges on. to plane. to bore sb to death with a lot of talk. crop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Traşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaved. shaven. sb who needs a shave. smoothed. planed. clean shaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshaved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshaved. unshaven. sb who needs a shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by