ırda ne demek? | ırda anlamı nedir? | ırda

ırda anlamı nedir?

ırda ne demek?

ırda anlamı nedir?

ırda | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. aslı: Bağıldak).

1.Beşikteki çocuğun göğsü üzerine kundağını bağlayan kumaştan enli bağ.

2.Adet görmüş kadınların tutundukları bez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, kirdâr = tabiat). Kötü tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tane, tek dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi bir gürültü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackling. chattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevrek bir şey çatır çatır etmek: Hiddetinden dişleri çatırdıyordu, tahtalar çatırdıyarak yıkılıyor veya yanıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a crackling noise. crackle. creak. clack. clash. crack. crepitate. scrunch. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle. to creak. to chatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatır çatır ettirmek, gevrek bir şeyi ses çıkaracak surette sıkmak, yıkmak veya yakmak: Dişlerini çatırdattı, yangın tahtaları çatırdatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). «Cayır» sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanan veya yırtılan şey gibi ses çıkarmak, cayır cayır yanmak veya yırtılmak.

2.Açılıp kapanırken acı bir ses çıkarmak: Kapı cayırdamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıngırak gibi keskin sesle ötmek, çıngır çıngır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzun ve ucu demirli cirid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cırdaval denilen uzun ciritle silâhlı (asker).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıtır çıtır ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanarken veya kızarırken cızır cızır etmek, cızır cızır yanmak veya kızarmak.

2.Kalemin ses çıkarması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. to sizzle. to creak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıkırdayan, mec. Hoppa insan (bilhassa genç kızlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fıkır fıkır ederek sesle kaynamak: Su fıkırdadı.

2.Süratle ve her taraftan oynamak: Deniz şiddetle fıkırdamaya başladı. Karıncalar her taraftan fıkırdıyor.

3.Göz alacak surette parıldamak: Camekânın renkli camları güneşten fıkırdamaya başladı.

4.Hoppalığı sebebiyle yerinde duramamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hareket ederken fışır fışır etmek: Terlikleri fışırdıyordu. Su, çayırın üzerinde fışırdayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi fış fış ve fışır fışır edecek surette oynatmak: Eteklerini fışırdatarak yürüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. grate. rasp. squeak. to creak. to squeak. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to creak. to squeak. to crunch. to chatter. to jar. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grind (one's teeth. to make sth creak. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداب] anafor, girdap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداگرد] çepeçevre, fırdolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GİRD-AB) (i. F).

1.Su çevrintisi, girve, aylanma.

2.(denizcilik) Ters taraflardan gelen iki akıntının kavuşmasından veya bir akıntının yolunda bir engele tesadüfünden, yahut denizin birdenbire derinleşmesinden hasıl olan çevrinti. 3.mec. Muhâtaralı, çok tehlikeli yer, Ar. mühlike: Bir girdâba düştüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirlpool. vortex. swirl. twist. eddy. gulf. purl. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eddy. maelstrom. rip. vortex. whirlpool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swirl. whirl. whirlpool. turbulence. rotation. hurlwind. curl. gulf. rip. hurricane pocket. eddy. maelstrom. vortex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.iş, Ar. fiil, amel, meşguliyet.

2.Tarz, yaradılış, Fars. reviş, Ar. Adet, ahlâk, huy. Şehriyâr-ı fârûk-girdâr = Hareketi veya ahlâk ve Adeti Hazret-i Omer’inkine benzeyen padişah. B«dgirdâr = Tarzı, işi kötü olan: Düşmân-ı bedgirdâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hışırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hürde = hurda).

1.Ufak tefek şeyler, ehemmiyetsiz şeyler, öteberi. 2.Demirden eski Alet vs.: Sokak köşelerinde hırdavat satanlar, hırdavat dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmongery. smallwares. hardware. petty wares. scraps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. ironmongery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. used hardware. junk. worn-out things. garnish. fittings. hardware supplies. garniture. lumber. furniture. lumber room. hardware store. narrow goods. hardware department. petty wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adam. (bk.) Hurdacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironmonger. hardware-seller. junkdealer. hardwareman. hardware dealer. hardware store. ironmongery. small dealer. ironmonger's shop. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallware s business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert bir kumaş, kâğıt vesaire oynadıkça hışır hışır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rustle. crackle. sough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert bir kumaş, kâğıt vesaireyi oynatarak hışır hışır ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استرداد] geri isteme, geri alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geri almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİRDAD) (i. A. «red» den masdar). Geri isteme, verilmiş veya gönderilmiş bir şeyin geri çevrilmesini isteme: Verilen hediye istirdat olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demanding to have given back and restored. recovering sth. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدردان] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Kakır kakır eden kuru ve gevrek (şey).

2.Eritilen içyağının kalan kuru ve kavrulmuş maddesi. Kıkırdak: Kıkırdak böreği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(kuru şeyler) Birbirlerine temas ederek kuru bir ses çıkarmak, kakır kakır etmek: Bu cevizler ne çok kakırdıyor.

2.mec. Çok üşümek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru şeyleri biribirlerine temas ettirerek ses çıkartmak: Şu cevizleri kakırtdatmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürümek, pek sızlanmak, (köpkler) çağırışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sertçe madde, yumuşak kemik.

2.Gözü teşkil eden madde, göz küresi, topcuğu: Göz kıkırdağı; kıkırdağı dışarı fırlamış.

3.Kulağın dış kısmı ki, kıkırdak denilen sertçe bir maddeden ibarettir.

4.İçyağı eritilince erimeyip kazanın dibinde kalan kızarmış madde: Kıkırdak böreği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle. crackling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilaginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. chuckle. giggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi).

1.«Kıkır kıkır» diye ses çıkarmak.

2.(argo) Ölmek.

3.Fazla üşümek


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. chortle. chuckle. giggle. titter. to giggle. to chuckle. to chortle. to titter. to cackle. to freeze. to be very cold. to die. to croak. to pop off. to kick the bucket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to giggle. to be freezing. chortle. titter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdanışı canlı ve çabuk olan, oynak, civelek, cilveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpırdanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. shove. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budge. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif ve devamlı şekilde oynamak: Bir fare, çekmecenin içinde kıpırdayıp duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to stir. fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oynatmak, kımıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ölçülü davranış, soğukkanlılık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle. to produce a crackly sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıtır kıtır diye gevrek bir ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıtır kıtır ettirmek, gevrek bir ses çıkartmak: Eline bir gevrek alıp kıtırdatarak yiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Lıkır lıkır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beef. to carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grumble. to complain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hareketi hoşa giden, beğenilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pıtırtı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to patter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pıtırtı ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگردان] öğrenciler. 2.çıraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku veya soğuktan şiddetle titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakır şakır etmek, böyle bir ses çıkarmak: Yağmur şakırdıyordu; bülbüller her taraftan şakırdamaya beşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şak veya şakır ettirmek, böyle bir sesle seslendirmek: Kamçıyı hayvanların başı üstünde şakırdattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) Tabak bardak gibi şeylerin düşüp kırılırken çıkardığı çınlayıcı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crash. to make a sound of crashing. smashing or shattering of a glass. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklar ses çıkarmak: Çocuğunu öperken, yemek yerken dudakları şapırdıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklardan ses çıkarmak: Dudaklarını şapırdatarak öpüyor, yiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Şakırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi), (bk.) Şangırdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ortak sınırı olan, Osm. hem-hudûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitrophe. bordering. adjacent. abutting. coterminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing a common border. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيردان] şirden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serdar, başkan, kumandan; Mısır'da ordu başkumandanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir sırrı bilen iki kişiden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the secret. confidant. intimate. repository. the initiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow-holder of a secret. confidant. intimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. repository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. standing by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Kuru ve sert bir ses çıkartmak, gürültü ettirmek: Ayaklarını takırdatarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle. to clatter. to bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang. to make a clattering noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe tıkırtı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink. click. tick. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle lightly. to make a light rattling sound to tick lightly. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıkırtı çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle. tap. click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle sth lightly. click. tap. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırtı sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngır sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make clang / rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيردان] okluk, sadak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve ses çıkararak titremek veya sallanmak. (bk.) Zıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi).

1.(acemi biri) Telli bir sazı çalmak.

2.Herhangi bir şeyden kulak tırmalayan sesler çıkarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve sesli olarak titreyip oynamak: Zelzelede bütün ev zıngırdadı. (bk.) Zangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdava.

Türkçe Sözlük by