Irin ne demek? | Irin anlamı nedir? | Irin

Irin anlamı nedir?

irin ne demek?

irin anlamı nedir?

irin | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. Ahır), (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرین] sonuncu. 2.sonrakiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havadar olma; hafiflik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaya gösterme, hava alma, gezinti; açığa vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Anıtkabir, Atatürk’ün “Buradan Ankara ne güzel görünüyor” dediği Rasattepe’de 9 Eylül 1944 yılında atılan temel çalışmalarıyla başlamıştı. İnşaat çalışmaları sırasında yapılan kazılarda buranın Frigyalılar’a ait eski bir mezar alanı olduğu bulunan mezarlardan anlaşılmıştı. Ata’nın bu kabire nakli ölümünden ancak 15 sene sonra gerçekleşti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Asit asetil salisilik terkibindeki bir ilâca bir firma tarafından konan meşhur isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white crystalline compound of acetyl and salicylic acid used as a drug for the salicylic acid liberated from it in the intestines. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; use

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

n A drug used in the treatment of arthritis, commonly found in a container with a childproof cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acetylsalicylic acid ; aspirin and other products containing ASP should not be used by people with bleeding disorders since ASA slows the clotting process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medication that decreases platelet funtion. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; used as an antipyretic; slows clotting of the blood by poisoning platelets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i ).aspirin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözü ilerde olan, bir gayesi olan aspiringly (z). yüksek emeller peşinde koşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecutive. sequent. successive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برنج] pirinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Bir derecesinde olan, ilk, evvel, evvelki: Ayın birinci günü, sokağın birinci evi, on birinci, yüz birinci vesaire. mec.

1.Bir hususta en başta bulunan, en ileri olan: Bu adam nişancılıkta, ressamlıkta, musikide birincidir.

2.En başlı, en mühim: Şimdi birinci işimiz şudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. primary. premier. uppermost. winner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. premier. primary. champion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. the first. fundamental. initial. premier. prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary esas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Primary Market)

Menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin doğrudan doğruya karşılaştıkları piyasalardır. Diğer bir anlatımla, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlarca tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci olmak hakkı, en başta bulunma: Sınıfta birinciliği kim kazandı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first rank / place. championship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öteye beriye koşup dolanmak. Fars. tek ü pû etmek (tekâpû).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çeşitli hububat karıştırılıp çevirilmekle vücuda gelmiş karışık zahire.

2.Suların dönmesi ve döndüğü yer, girdap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski, Ar. kadim, kadîmi: De’b-i dîrîn = Eski Adet. Bendo-i dirine — Eski kul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیرین] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dİrîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیرینه] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread crumbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müh.) karenaj; (hav.) kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Önünde bir tek açıklığı bulunan ve içinde ekmek vs. pişirilen bir çeşit ocak: Ekmek fırını, pasta fırını. Fırın gibi = Çok sıcak. (Şu kadar) fırın ekmek yemesi lâzım = İyi bir duruma gelmek, usta olmak için daha pek çok çalışmak gerektiğini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven. roaster. cooker. stove. furnace. kiln. hearth. bakery. bakehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakery. furnace. kiln. oven. stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven. stove. bakery. furnace. coke oven. blast furnace. kiln. hearth. muffle. bakehouse. incinerator. retort. burner. cooker. grate. klin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fırın işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a baker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ateş etme; yakma. firing line (ask). ateş hattı. firing squad idam mahkumunu kurşuna dizen asker bölüğü; ölü kimsenin mezarı başında saygı gösterisi olarak ateş eden asker bölüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiln drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırında kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bake. fire. to dry in an oven or kiln. to bake. to kiln-dry. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in the oven to bake. to dry sth in an oven or kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth kiln-dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alaca ve siyah kürkü olan bir cins küçük sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin içeriye girmiş yeri. Çıkıntı mukabili: Duvarın orasında bir büyük girintisi vardır. Bu binanın girintileri çıkıntıları pek çoktur.

2.Tashih İçin satırlar arasına eklenen küçük satır: Yazı girintisi. 3.Yüke yeni giren dört yaşında deve.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent. recess. indentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indent. recess. indentation. notch. groove. cove. insertion. recession. bay. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeriye girmiş yerleri olan: Pek girintili çıkıntılı bir bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indented. recessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having recesses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. zigzag. toothed. craggy. intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unindent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a given day. on a given d. some d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Korktuğumuzda, ölüm tehlikesi veya bize çok rahatsızlık veren bir durumla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki, ilk çağlarda yaşayan atalarımızın tepkileri ile hemen hemen aynıdır. Acıktığımızda karnımız guruldar, güzel bir yiyecek gördüğümüzde tükürük salgımız artar, yani ağzımız sulanır, korkunca çenemiz titrer, tüylerimiz diken diken olur.

Bedenimizin yüz binlerce yıl öncesine ait bu işleyiş düzeni bugün bile etkinliğini sürdürüyor. Fizyolojik olarak taş devri insanlarından farkımız yok, dış tehlikeler karşısında hala onlar gibi tepki veriyoruz. Ancak günümüzde strese yol açan modern etkenler karşısında bu tepkiler pek yararlı olamıyor.

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman kendini savunmaya hazırlar. Bunu yaparken karşı tarafla savaş için bazı kasları hazır hale getirir, gerekirse kaçmada kullanacağı bazı kasları da seçer.

Diğer canlılarda olduğu gibi insanda da dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. Şüphesiz ilk insanlarda bugün yırtıcı hayvanlarda olduğu gibi saldırmanın da etkili bir unsuruydular ama evrim sonrası bu işlevlerini kaybettiler.

İşte bu nedenle bir saldırının korkusu hissedildiğinde kalıtımsal olarak önce çene ve dişler savunma pozisyonunu alır. Çenedeki kaslar titremeye başlar, bu da sanki dişler takır takır birbirlerine vuruyorlarmış gibi bir görüntü yaratır.

Bu arada aynı şekilde bacaklardaki kaslara da koşmaya hazırlanma uyarısı gider. Buradaki kaslar da hazırlık halinde titremeye başlarlar. Çok korkan bir insanın bacaklarının zangır zangır titremesi de bundandır.

Korkunca tüylerimizin diken diken olması da vaktiyle vücutları tamamen kıllarla kaplı atalarımızdan kalmadır. Cildimizdeki her kıl ve saç teli bir küme istemsiz kas hücresi ile donatılmıştır. Korkunca başta kedi olmak üzere hayvanların bir çoğunda görülen savunma refleksiyle bu minik kaslar kasılır ve tüylerimiz dikleşir.

Üşüyünce tüylerimizin dikleşmelerinin amacı ise ayrıdır. Atalarımız bizler gibi gerektiğinde kalın giysilerle dolaşamadıkları için vücutlarındaki kıllar onların derilerini soğuktan koruyan bir izolasyon tabakası görevini de görüyordu. Aşırı soğukta bu kıllar dikleşerek daha geniş bir yüzey oluşturuyor ve ısı alışverişini en aza indiriyorlardı. Atalarımızdan genetik olarak aldığımız bu reaksiyon şekli sayesinde sıcak bir havanın ardından serin bir meltem çıktığında ürpeririz ve tüylerimiz diken diken olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaranın cerahat bağlaması, Ar. takayyüh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (yara). Cerahat bağlamak, cerahat tutmak, Osm. takayyuh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerahati olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arnavutça: ştronga). Çitten yapma mandra kapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Çok dar bir delikten geçen ışığın demet halinde yayılması olayı, Fr. diffraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nazlı nazlı, salınarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kırılan bir şeyin parçaları, kırılmaktan çıkan ufak parçalar, ufantı: Ekmek kırıntıları; cam kırıntıları.

2.Ufak tefek şey, kalıntı: Eski servetinin ancak kırıntıları kalmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. chip. crumb. fragment. rag. scrap. snatch. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb. fragment. piece. bit. scrap. shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). İki ülke arasındaki alışverişte karşılıklı olarak mal ödenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisi, bir teklifi kabûl etmemek için küçük bahaneler ileri sürmek, nazlanmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. orienteering

yönbul

Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zeytinin yağı alındıktan sonra kalan posası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bakır ve kalaydan mürekkep sarı mâden, tunç.

2.Bu mâdenden yapılma: Pirinç mangal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buğdaygillerden bol su içinde yetişen bitki ve bunun besin olarak kullanılan taneleri (oryza sativa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass. brazen. rice. brass. bell metal. yellow metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brass. paddy. rice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice. made of brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(oryza sativa): Buğdaygiller familyasından; sıcak bölgelerde yetiştirilen bir bitkidir. Her başakçığında bir çiçek vardır. Tanesi burada meydana gelir. İçeriğinde bol miktarda nişasta ve vitaminler vardır. Pirinç kabuğundan tabii phytine elde edilir. Bu madde, gelişmeye yardımcı olur. Zihin açıklığı sağlar. Kullanıldığı yerler: Vücuda gerekli olan kaloriyi sağlar. Yüksek tansiyonu ve fazla üre miktarını düşürür. İshali keser. Kaynatılması ile elde edilen su ishal kesici olarak kullanılır. Unu, yaraları kurutmak maksadıyla kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seri ateşli (top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gökyakuta benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİRİN) (i. F.).

1.Tatlı.

2.Çok güzel olmadığı halde pek sevimli ve câzibeli olan. Şîrîn-edâ = Latif edalı. Şîrînzebân = Tatlı dilli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. sweet. lovely. cunning. debonair. debonaire. fair. pleasant. sonsy. winsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. sweet. lovely. cunning. debonair. debonaire. fair. pleasant. sonsy. winsome. adorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. charming. cute. delicious. pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شيرین] tatlı. 2.şirin, sevimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevimli, cana yakın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: siringa).

1.Tenkıye Aleti. 2.Doktor iğnesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypodermic. jab. syringe. hypodermic syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. hypodermic needle. hypo. injection syringe. shot. spike. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيرینکار] davranışları güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevimlilik, cazibe: Güzelliği orta halde ise de şirinliği fazladır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيرین زبان] tatlı dilli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sayılan para gibi madenî bir şeyin sesini ifade eder ve çok defa peşin verilen para için kullanılır: Tırank ödedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink of coins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Prova direğinin birinci sereni ve bu serene bağlanan yelken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmak bilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alttaki, aşağı, Ar. taht, tahtânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیرین] alttaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by