ırk-ı Ahmer ne demek? | ırk-ı Ahmer anlamı nedir? | ırk-ı Ahmer

ırk-ı Ahmer anlamı nedir?

ırk-ı Ahmer ne demek?

ırk-ı Ahmer anlamı nedir?

ırk-ı Ahmer | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: irk ahmer

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرق احمر] kızılderili ırkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب احمر kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آخرکار] sonunda, nihayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Hahmrâ). Kırmızı, kızıl, surh. Mevt-i ahmer = Kanı dökülerek öldürülme, şehitlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احمر] kırmızı, kızıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kırmızı, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint stock company. corporation. incorporated society. joint-stock company. joint stock / stock company. joint-stock corporation. incorporated business. corporate trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Joint Stock Corporation)

Bir ünvana sahip, en az 5 ortakça, ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi muayyen (belli) paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر احمر] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BİLİR-KİŞİ) (i.) (y. k.). Belirli bir işten iyi anlayan, ehlihibre, ehlivukuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expert. authority. surveyor. referee. valuer. valuator. friend of the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. consultant. expert. judge. pundit. referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iki tane, üç beş kadar: Birkaç adam, birkaç ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. a few. a number of. one or two. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

few. several. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. some. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Büyük havuz. 2.Gölcük. 3.Göğüs. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı sarhoş, içki İçerken sarhoşluğun ilk demlerinde olan adam. (bk.) Çakır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half tipsy. mellow. merry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kir, pas, pislik, murdarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرک] kir. 2.irin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. çirk = pis, Ab = su) (Türkçe telâffuzu: Çirkef). Birikmiş pis sular, kirlenmiş su, bulaşık suları, (bk.) Çirkef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkefe bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرک آب] pis su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça çirkâb’dan). Birikmiş pis su, kokmuş bulaşık suyu. mec. Edepsiz, terbiyesiz adam. Çirkefe taş atmak = Terbiyesiz adamlara bulaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slop. filthy water. cesspool. sewer. disgusting person. disgusting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filthy water. sewage. loathsome. ditch water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça «çirk» den, yani kirli). 1. Güzelin zıddı, çirkin: Çirkin adam. Çirkin kız. Çirkin yüzlü. 2. Kötü, beğenilmeyecek. Ar. Mezmûm, redâ, Fars. bed: Çirkin iş, çirkin huy. Kötü, fena: Çirkin etmiş, çirkin söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugly. shapeless. beastly. unsightly. unattractive. ill-favored. ill-favoured. nasty. unpleasant. eldritch. flagrant. foul. god-awful. heinous. hideous. homely. horrid. inelegant. misshapen. nefarious. obnoxious. plain. seamy. uncomely. uncouth. unhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty. filthy. hideous. homely. horrid. indecent. inelegant. mean. nasty. obnoxious. offensive. outrageous. repugnant. seamy. ugly. unpleasant. unsavoury. unsightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرکين] kirlenmiş. 2.çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az çirkin: Çirkince bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinleşmek. Çirkin saymak, kötülemek. Osm. zem ve takbîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Kıyafet değiştirince çirkinlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Küçükken oldukça güzeldi; lâkin büyüdükçe çirkinleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Pek çirkin değildir; lâkin o kıyafet kendisini çirkinleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Terbiye noksanı, güzel bir kızı çlrkinletmek için kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çirkin olanın hali, güzellik karşılığı. 2. Kötülük, fenalık. Ar. redâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disfigurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. firak). 1. Bölük, insan topluluğu, Ar. cemaat, tâife. 2. (askerlik) Birkaç alay veya iki tugayla bağlı birliklerden müteşekkil büyük askerî birlik, tümen. Orada bir fırka asker bulunduruluyor. Fırka kumandanı = Tümen kumandanı. 3. (denizcilik). Bir amiralin kumandasında bulunan donanmanın bir kısmı (deniz fırkasının kısımlarına da takım denir). Fırka-i bahriyye = Filo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. squadron. party. legion. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرقه] parti. 2.bölük. 3.zümre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: FÜRKAT) (i. A.). Ayrılık, Ar. müfârakat, firak. Sevdiklerinden uzak ve ayrı yaşayış. Firka»-ı memleket = Memleket uzaklığı, kasreti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرقت] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça fürkat = ayrılık, Farsça zeden = vurmak). Ayrılık çeken, sevdiğinden ayrılmış, hicran çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Katalanca fargata’dan). Eskiden üç direkli her nevi gemiye denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça fırka’nın tesniyesi olup müfred gibi kullanılır) (denizcilik). Korvetten büyük ve bataryasında 50 ilâ 75 mm. lik toplan olan eski tarzda savaş gemisi (Avrupa dillerindeki fregate kelimesi bu Arapça kelimeden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firkateyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frigate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kadınların saçlarını tutmaya mahsus, maşa gibi çatal tel veya 1 baga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairpin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak yağ fıçısı; bir ingiliz sıvı ölçü birimi (bir varilin dörtte biri oylumunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bez ve kumaş parçası. 2. Dervişlerin giydikleri üst giyeceği. 3. Cübbenin altına veya gecelik entarisi üstüne giyilen dize kadar veya daha kısa pamuklu elbise. Hırka-i Saadet, Hırka-i Şerif (doğrusu: Şerife) = Mübârek emânetlerden olan, Peygamberimizin hırkaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardigan. buttoned sweater. padded and quilted jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرقه] hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamber’in hırkası. İstanbul’da Hz. Muhammed’e ait iki hırka vardır. Biri Yavuz Sultan Selim tarafından getirilmiştir. Topkapı Sarayı müzesindeki Hırka-i Saâdet Dairesi’ndedir. Diğeri Hırka-i Şerîf diye anılır; Şükrullah Efendi adında bir zat tarafından İstanbul’a getirilmiştir. Aynı adla anılan camide muhafaza edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Peygamber’irı hırkası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça hırka, Fars. pûşîden = giymek). Hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ خرقه پوش] hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signature circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı uruk, galatı: ilk). Karina, nesil, soy, ırk: II ırkları = Oymaklar, kabileler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. urûk). J. Kök, asıl: lrku-z-zeheb = Altınkökü (bitki). 2. Damar: Urukunda dolaşan kan. 3. Nesil, sülâle, zürriyet, neseb: Bazı hayvanların ırkı. 4. Cins, çeşit, dal, şube: Beyaz ırk, sarı ırk. 5. mec. Duygu: Uruk-ı hamiyyet. Irkannesaâ = Kalça siniri adı. Kalça kemiğinden ökçeye kadar uzanan ve uçlarının şiddetli ağrısından doğan çok ıstırap verir bir hastalık, siyatik, Fr. sciatique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir tür grubu içinde, örneğin populasyonda, genetik bakımdan fizyolojik ve morfolojik karakteristikler itibariyle belirli farklar gösteren bireylerin oluşturduğu gruplardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. lineage. blood. equal opportunity. ethnic group. people. stock. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عرق] soy, ırk. 2.damar. 3.kök.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bıktırmak, usandırmak, taciz etmek, bizar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartheid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race discrimination. racial discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرق احمر] kızılderili ırkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرق ابيض] beyaz ırk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb»dan masdar). Bindirme, binecek hayvan verme, gemi ve araba gibi bir şeye bindirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kendi ırkını başka ırklardan üstün sayarak başka ırklarla karışmaktan çekinen ve millt birliği ırk temeline bağlamak isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irkı esas alan fikir ve siyaset mesleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism. racialism. racial discrimination. race discrimination. segregation. ethnocentrism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racialism. racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racialism. racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Erken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقا] ırk bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقی] ırk ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sudden startle. being startled. jump. recoil. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (su) Birikip durmak, bekleme neticesinde kokuşmak. 2. (insan) Korkmak, sarsılmak, ürkmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. recoil. start. wince. to be startled. to start. to blench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be startled. to startle. blench. jump. recoil. rock. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). irkilmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

startle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su, çirkef vesaire birikmesi, yığını, dugun su, çirkef vs. 2. irkilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (su) Birikip durmak, yığılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgamation. ethnic. racial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıkıcı, bıktıncı, bizar edici, taciz edici, usandırıcı. irksomely (z.) sıkıcı bir şekilde, bıktırarak, usandırarak. irksomeness (i.) sıkıcı olma, bıktıncı olma, usandırıcı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(IRKDAŞ) (i.). Aynı ırktan olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Birini esir tutma ve köle etme: Canlı ele geçen düşmanları istirkak ederlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins sarı boya veren kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Çekememe ve birine karşı rekabette bulunma mânâsiyle kullanılmış ise de «rekabet» masdarından Türkler’in yaptıkları yanlış bir kelimedir. Arapça’da yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çekememek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, acı bir bitki (gippocrepis comosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Dört kere on. Ar. erbain, Fars. çihil, 40: Kırk gün; kırk kişi; kırk kilo; kırk beş; yüz kırk. Çok: Kırk kere söyledim. Kırkayak = 1. iki taraftan pek çok ayağı olan ufak bir kurt ki, çiyanın küçüğü ve zararsızıdır, Fars. çihil-pâ. 2. Başlıca kasıkta biten, pek çok olan ayaklarını tene kenetleyip yapışan bir cins küçük kene ki, çabuk çoğalır, kasık-biti. Kırkanbar = 1. Çok şeyleri içine alan yer veya mahfaza: Onun çantası, zihni kırk andır. 2. (denizcilik) Geminin çeşitli yükler taşıması. Kırkanbar balığı = Bir cins balık, büyük vatoz. Kırkbayır, kırkbayır barsağı = Geviş getiren hayvanların üçüncü midesi. Kırk bir kere = Çok: Kırk bir kere mâaşallahi Kırkta bir — Kırk eşit parçada bir parça. Kırk sual = Çok sorma, uzun uzadıya sorguya çekme. Kırk geçit = Yolun üstünde olup birçok defa bir kıyısından diğerine atlanması lâzım gelen nehir, dolambaçlı ırmak. Kırkkilit otu = Bir cins bitki. Kırkmerdiven = Dik yokuş. Kırk yılda bir = En sonunda pek seyrek olarak. Artık kırkına gelmiş = Yaşını başını almış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İskoç., ing., leh. kilise. the Kirk İskoçya kilisesi. Kirkman i. İskoçya kilise papazı veya üyesi. kirkyard i. kilise avlusu veya mezarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kırkanbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. İçinde çok çeşitli şeyler bulunan kap veya yer. 2. Çok şeyler bilen kimse, ansiklopedik bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defada kırk: Henimiz kırkar lira aldık; tahtaları kırkar kırkar arabalara yüklediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forty to each. forty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çokayaklılar takımından olan böceklere verilen ad. 2. Kasık biti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millepede. millipede. polypod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millipede. crab louse kasıkbiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millipede millepede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevişgetiren hayvanların midelerinin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun vesair hayvanatın yapağısını kırpmaya mahsus büyük makas, sındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun vesairenin yününü kırkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun vesair hayvanların yapağısının kırpıldığı mevsim: Kırkımda yapağı bedelinden ödemek üzere borç aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shearing. clipping. shearing season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gül ağaçlarında bulunan bir cins böcek, hanımböceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Kırk derecesinde olan, otuz dokuzuncudan sonra gelen: Kırkıncı gün, kırkıncı sene, yüz kırkıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin kenar ve uçlarından kesilen şeyler, kırpıntı: Ağaç kırkıntısı. 2. Kırpılan yapağı veya saç ve sakaldan düşen yapağı veya kıllar: Kırkıntıları toplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halıcılıkta düğümleri sıklaştırmak için kullanılan tarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırk günü doldurmak: Loğusa kırklamayınca dışarı çıkmaz; yeni doğan çocuk kırkladı mı? 2. Çok pis bir kabı tekrar tekrar yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c.). Kırk aziz, kırk mübarek adam. Kırklara karışmak = Kayıp ve görünmez olmak, meydanda olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırk parçadan mürekkep olan, kırk şeyi içine alan. 2. Bir zamanda yani biri kırklamadan diğeri doğan iki çocuğun her biri: Bizim çocuk ile komşununki kırklıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırk yaşında veya kırk lira vs. kıymetinde veyahut 40 sm. vs. ölçüsünde olan veya 40 kilo vs. olan: Kırklık bir adam, bir kadın, kırklık kadife, kırklık tahta, direk, kırklık fıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting of forty. forty years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif şap hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shearing. clipping. bangs. clip. cropping. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kenarlarını ve uçlarını kesmek: Ağaç kırkmak. 2. Yapağıları veya saç ve sakalı kesmek: Koyunları, çocuğu kırkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trim. to clip. to shear. to ditch. crop. fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dik yokuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite company. limited partnership. partnership in commendam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (ia. A.). Merdiven, basamak, derece.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güzel, nazik konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acayiplik; tuhaf hareket; alaylı hareket; kaçamak cevap; yazı süsü; mim. kabartmalı süslemede aralık veya girinti. quirky s. hareketli; oyuncaklı; dolambaçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. pile driver. steam hammer. beetle. battering ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beetle. pile driver. drop press. punch press. hammer. ram. drop block. tup. tilt-hammer. drop-hammer. monkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow race. xanthoderm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). hile ile işin içinden sıyrılmak, atlatmak, görevden kaçınmak; (i). atlatan kimse, vazifesini yapmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(verbascum): Sıracagiller familyasından; yüksek boylu, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yurdumuzda 200 kadar türü vardır. Sık tüylüdür. Yaprakları tabanında toplanmıştır. Çiçekleri çok çabuk dökülür. Sarı veya kırmızımsı renktedirler. Büyüksığırkuyruğu denilen türünün içeriğinde; şeker, sabit ve uçucu yağ, müsilaj, reçine, saponin ve renkli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Cambazların oyun oynadıkları geniş ve kapalı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı’ya ortak koşma, Allah’tan başka yaratıcıya inanma, çok tanrılığa inanma, müşriktik. Ar. küfr. Ehl-i şirk = Müşrikler, puta tapanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus. big top. hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus. showman. cirque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus. ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرک] Tanrı’ya ortak koşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: Serket). Çalma, aşırma, hırsızlık: Sirkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing. theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرقت] hırsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çalınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden hükümdar vs. nin yanında çalışan hususi kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ekşimiş üzüm suyu ki yemeğe, salata ve turşuya ekşilik vermek için konur. Ekşilik hakkında da kullanılır: Bu çorba sirke olmuş! Kurşun sirkesi, gül sirkesi vb. çeşitli kimyevî tertipler. 2. Böcek yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vinegar. nit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nit. vinaigrette. vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vinegar. nit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vinegar fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of seller of vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bal ile sirke şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ortaklık. 2. Büyük ortaklık, kumpanya. Tesmiyesiz şirket = Anonim şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. firm. corporation. establishment. concern. house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. concern. corporation. firm. incorporation. society. partnership ortaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation. association. company. firm. partnership. joint ownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرکت] ortaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İster inanın, ister inanmayın gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırtlak adalelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Kılıç ve alev yutmanın büyük ustalarından Dan Mannix, bu konuda 1951 yılında bir kitap bile yazmıştır. Mannix bu işi başarabilmek için haftalar boyunca, günde en az bir saat, kesme ihtimali olmayan bir kılıç ile çalıştığını söylüyor. Birinci problem yutkunma refleksinden çıkmış. Yine haftalarca öğle yemeği yemeyerek, kılıç boğazdan girerken boğazın büzüşmesi problemini halletmiş. Sonunda bir gün kılıcı sokarken boğazı gevşeyebilir hale gelmiş.

Mannix işin en zor yanını geçtiğini zannederken esas zorlukla Adem Elma’sı denilen yerin arkasında karşılaşmış. Oradaki kıvrımı da geçmeyi başardıktan sonra, kaburga kemiklerine de dikkat ederek, kılıcı kabzasına kadar yutabilme yeteneğini kazanmış.

Kılıç yutmayı evde kendi kendine öğrenmeye kalkışmak son derece tehlikelidir. Hele bu numarayı yaparken konuşmayı profesyoneller düşünmezler bile. Yutmadan önce ve sonra kılıcın steril hale getirilmesi de çok önemli bir husustur.

Çok az da olsa katlanabilir kılıçları kullanan bazı hilebazlar ortaya çıkınca, Mannix kılıcı gerçekten yuttuğunu ispatlayacak başka numaralara geçmiş. Özel olarak imal edilmiş, çok ince kalınlıktaki, elektrik bağlantıları sadece bir tarafında bulunan, ‘U’ şeklindeki bir neon tüpü yutmuş. Elektrik verilip neon lambası yanınca, ışık vücudunun dışından da görülmüş. Böylece bu tip şeyleri gerçekten yuttuğunu ispatlamış.

Mannix ve asistanları işi öyle geliştirmişler ki, kızgın, kızarmış kılıçları yutma numaraları bile yapmışlar. Tabii önce asbest bir kılıç kınını yutarak.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İster inanın, ister inanmayın gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırlak adelelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Kılıç ve alev yutmanın büyük ustalarından Dan Mannix, bu konuda 1951 yılında bir kitap bile yazmıştır. Mannix bu işi başarabilmek için haftalar boyunca, günde en az bir saat, kesme ihtimali olmayan bir kılıç ile çalıştığını söylüyor. Birinci problem yutkunma refleksinden çıkmış. Yine haftalarca öğle yameği yemeyerek, kılıç boğazdan girerken boğazın büzüşmesi problemini halletmiş. Sonunda bir gün kılıcı sokarken boğazı gevşeyebilir hale gelmiş.

Mannix işin en zor yanını geçtiğini zannederken esas zorlukla Adem Elma’sı denilen yerin arkasında karşılaşmış. Oradaki kıvrımıda geçmeyi başardıktan sonra, kaburga kemiklerine de dikkat ederek, kılıcı kabzasına kadar yutabilme yeteneğini kazanmış.

Kılıç yutmayı evde kendi kendine öğrenmeye kalkışmak son derece tehlikelidir. Hele bu numarayı yaparken konuşmayı profesyoneller düşünemezler bile. Yutmadan önce ve sonra kılıcın steril hale getirilmesi de çok önemli bir husustur.

Çok az da olsa katlanabilir kılıçları kullanan bazı hilebazlar ortaya çıkınca, Mannix kılıcı gerçekten yuttuğunu ispatlayacak başka numaralara geçmiş. Özel olarak imal edilmiş, çok ince kalınlıktaki, elektrik bağlantıları sadece bir tarafında bulunan, “U” şeklindeki bir neon tübü yutmuş. Elektrik verilip nepn lamba yanınca , ışık vücudunun dışından da görülmüş. Böylece tip şeyleri gerçekten yuttuğunu ispatlamış.

Mannix ve asistanları işi öyle geliştirmişler ki, kızgın, kızarmış kılıçları yutma numaraları bile yapmışlar. Tabii önce asbest bir kılıç kınını yutarak.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmek fiilinin aslı ve doğrusudur, (bk.) silkmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulation

1. ekon. dolanım, 2. anat. ve ekon. dolaşım

1. ekon. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi. 2. anat. Kan dolaşımı. 3. ekon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması. 4. ekon. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolanım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dağıtılmak üzere çoğaltılan mektup. Ar. tamim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulaire

1. genelge, 2. duyurum

1. Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı. 2. Duyurma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. circular letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular genlge. tamim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. printed notice. circular letter. circular order. form letter. circular nfr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yılışık yılışık sırıtmak; zorla gülümsemek; i. sırıtış, yapmacık tebessüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Beğenen, takdir eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تصویرکار] tasvir edici, tasvir eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapının arkasına sürülen odun veya demir sürgü: Kapıya tırkazı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürdürtmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيرکش] okluk, sadak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(New Companies Market)

Yeni kurulmuş olmakla birlikte büyüme potansiyeli taşıyan ve hisse senetlerini Borsa’da veya Borsa dışında ilk kez halka arz etmek suretiyle halka açılacak şirketlerin hisse senetlerinin Borsa’’a güven ve şeffaflık ortamında, organize bir piyasada işlem görmesini sağlamak amacıyla kurulmuş pazardır.


Finansal Terim by