ırmak ne demek? | ırmak anlamı nedir? | ırmak

ırmak anlamı nedir?

ırmak ne demek?

ırmak anlamı nedir?

ırmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: irmak

Türkçe Sözlük

(i.). Akar suyun büyüğü, doğrudan doğruya denize döküleni, nehir: Kızılırmak gibi (daha küçüğüne ve bir ırmağa dökülenine «çay», daha küçüğüne «su» ve her vakit akmıyanına «dere» denir. Dere bazen akan küçük suya da denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potamic. river. brook. beck. the horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. seaway. river nehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

river. oggin. stream. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çoğunlukla denize dökülen, genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aç komak, açlığa düşürmek. 2. Açlık vermek, iştiha açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Başkası vasıtasıyle açmak, açmağa sevk ve icbar etmek: Kapıyı açtırdım, (bk.) açık. 2. Bir daha işlenmemiş ham araziyi sürmek. Ağız açtırmak: Söylemeye mecbur etmek. Göz açtırmamak: Pek sıkı tutup bir şeye müsaade etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have opened. to cause to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened. to let open. to let be opened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateşte karıştırıp pişirerek koyulaştırmak, lüzucetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to lend or incline to oneside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak. 2. Ehemmiyet ve vahametini arttırmak. 3. Güçleştirmek, daha zor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Solunum kaslarının birdenbire ve şiddetle kasılmasıyle ağız ve burundan hızlı ve gürültülü bir şekilde nefes boşaltmak, hapşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aksırık. Aslı: Ansırmak, ansırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze. to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Almaya sevk ve icbar etmek, kabul ettirmek. 2. Vasıtayla almak, almaya adam göndermek. 3. Satın aldırmak, satın almaya sevk ve icbar veya buna müsaade etmek: Bana sunu aldırmadılar. 4. Sığdırmak, istiap ettirmek: Bu kadar zahireyi şu anbara nasıl aldıracaksınız? 1. Ehemmiyet vermek: Herif hiç aldırmıyor. 2. Deli olmak, çaldırmak. Burnundan kıl aldırmamak = Kibirli bir tavırla muhalefet etmek, söz dinlememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay attention. mind. take heed of. bother about. heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. mind. regard. to make sb take. to get sb to take. to have sth out. to mind. to care. to pay attention. to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb get sth. to mind. to pay attention to. to have sth surgically removed. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n . 2. Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı. 3. Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür. 4. İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak. 5. (Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan). 1. Birinin hatırına getirmek, hatırlatmak. 2. Bir şeyi hatıra getirmek, unutturmamak: Kendini hayırla andır. 3. Benzetilen, hatıra getirecek surette çok benzemek: Mahşeri andırır bir kalabalık. Konuşma dilinde: Bu kumaş onu andırıyor. Şu adam falanı andırıyor, denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind. to resemble. to border on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind one of. to resemble. to recall sb to the memory of others. evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan) (eşek ve ona benzer hayvan). Kötü sesle genizden bağırmak, mec. kötü sesle merkep gibi bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bray. to bray. to hee-haw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insinuate. to hint. to imply. to allude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vasıtayla anlatmak, birine bir başkasının aracılığı ile bir şeyi malûm ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (muzari: Ansırır) («an» dan. Galatı: Aksırmak). Beyinden gelir gibi görünen, öksürüğe benzer bir şeyi burundan çıkarmak. Atse vurmak, (bk.) Aksırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Hayvanı) çok yormak, artık yürümeye mecali olmayacak dereceye getirmek. 2. Yıldırmak, horonlatmak. 3. (Gemiyi) iki ucundan demirleyip veya bağlayıp sağlam kasmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teftiş ve taharri etmek. Ağır araştırmak = Dolayısiyle sorup söyletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. investigate. research into. explore. seek. analyse. analyze. study. dig up. fish. cast about. cast around. check up. dig. drag up. dredge for. dredge up. ferret. ferret about. fish around. forage. go into. hunt after. hunt out. hunt up. inqui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascertain. explore. hunt. inquire. investigate. probe. prospect. research. search. seek. sift. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to search thoroughly. to explore. to investigate. to research. to make a study. to do a research on. ascertain. costean. delve. ferret. fish. hunt. inquire. probe. quest. scout. seek. smell about. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Talep veya teftiş ve tecessüs ettirmek. 2. Selefinden beter olup onu arzu ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Artmasını sağlamak. 2. Daha yüksek fiyat öne sürmek. 3. Biriktirerek çoğaltmak. 4. Bir davranışta ileri gitmek: Sen işi artırdın artık. (bk.) arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. add. upgrade. raise. bid up. economize. save. aggrandize. amplify. boom. boost. build up. bump up. compound. deepen. eke out. enhance. escalate. exalt. fade up. gain. heighten. improve. outbid. overbid. put on. scale up. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. boost. compound. develop. heighten. increase. redound. save. to increase. to raise. to augment. to enhance. to boost. to bump sth up. to step sth up. to put away. to economize. to save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. to increase. to add to. to save. to raise the bid at an auction. to overbid. augment. deepen. heighten. multiply. raise. run up. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Artırmak şeklinde de yazılabilir) (f.). 1. Çoğaltmak, tezyid ve teksir etmek: Yürük hayvan yemini arttırır. 2. Müzayede fiyatı yükseltmek, ziyade vermek. 3. Hadden ziyade etmek, haddi aşırmak. 4. Tasarrufla biriktirmek: Para arttırıyor. 5. Saygı göstererek ikram etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürterek oyup çukurlatmak veya üstündeki yazı, çiçek vesaireyi silip kazımak: Fazla tedavül meskûkâtı (madenî paraları) aşındırır. Birinin kapısını aşındırmak = Çok gidip gelmek, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. corrode. eat. erode. fray. to erode. to corrode. to abrade. to wear away. to eat sth away. to eat away at sth. to go very often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erode. to wear off. to corrode. to eat. abrade. fret. obliterate. wear. wear away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşmak» tan). 1. Yüksek bir yerin üstünden geçirmek. 2. Atlamak, geçirmek, savmak: Bu kazayı da aşırdık. 3. Uzaklaştırmak, defetmek. 4. Kapıp götürmek. 5. Çalmak, sirkat etmek. 6, Haddi tecavüz etmek, çok ileri gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filch. sneak. steal. to pass over. to pinch. to swipe. to pilfer. to filch. to bag. to nick. to crib. to run away with. to rip sth off. plagiarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass over / beyond. to overshoot. to steal. to purloin. crib. filch. finger. hook. lift. pick. pick and steal. pilfer. pinch. prig. rip off. scrounge. snitch. swipe. thieve. waltz off with. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yere iliştirip sarkıtmak, tâlik ettirmek: Ben esvabımı çiviye astırmam. 2. Asmakla idam ettirmek, salb ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ATIŞDIRMAK. 1. Sövüp saymak, birinin kabahatlerini sayarak suçlamak ve serzeniş etmek. 2. Acele ile yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt down. to gobble. to drizzle. to mizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gobble. to begin to rain or snow slowly. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb thrown / expelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)’. 1. Ayırmak, tefrik etmek. 2. Bölmek, taksim etmek: İkiye ayırdı. 3. Seçerek ayırmak: iyi adamları ayırmalı. 4. Seçmek, intihab etmek: İçlerinden bir iki tane ayıralım. 5. Yarmak, bölmek, ortasından parçalamak: Kalası dörde ayırdı. 6. Boşatmak: Onu kocasından ayırdılar. 7. Çekmek, almak: Derisinden ayırdılar. Göz ayırmamak = Çok dikkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırıp dağıtmak, akıtıp dağıtmak, perişan etmek: Ey Hudâ, sen doğru yoldan ayırmagıl( Eski Türkçe)-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. set apart. keep apart. assort. divorce. isolate. sort. split. sever. abstract. allocate. allot. allow. appropriate. book. choose. classify. comb. comb out. contradistinguish. cut off. cut out. demarcate. detach. devote. disband. discard. di.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. allocate. allow. appropriate. assign. detach. differentiate. disconnect. disengage. dissociate. distinguish. divide. divorce. except. grade. insulate. isolate. part. rend. reserve. save. segregate. separate. sever. spare. split. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. allocate. detache. reserve. separate. to set apart. to part. to separate. to sever from. to pitch. to choose. to select. to distinguish from. to discriminate between. to divide. to divide sth into so many parts. to save. to reserve for. to book. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Birleşik olan bir şeyi unsurlarına ayırmak, tahallül ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. distil. distill. extricate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. resolve. to decompose. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parse. to decompose. to analyze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Harekete getirmek, kışkırtmak. 2. Yüz verip şımartmak. 3. Yoldan çıkartmak, ayartmak, sapıttırmak. 4. Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hale getirmek: Çamaşırcı çamaşırı azdırdı: Fena yıkayarak temizlenmeyecek hâle getirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead astray. drive smb. wild. excite. exacerbate. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windfall. to inflame. to exacerbate. to turn sb on. to spoil şımartmak. to deprave. to debauch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to irritate. to tease. to excite sexually. to spoil. to corrupt. to lead astray. exacerbate. seduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tedricen şiddetlendirmek: Kavgayı azıştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırdan, içeriden ses çıkarmak, bağırmak, haykırmak, sayha, nâra atmak, (hayvan) öğürmek, böğürmek. Bağırıp çağırmak = Yaygara ve gürültü etmek. Yüze bağırmak = Bağırarak sert muamele İle ürkütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. yell. scream. exclaim. shout out. shout at. bark at. bark. bellow. call. cry. ejaculate. holler. hollo. holloa. hoop. hoot. howl. roar. sing out. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. call. cry. exclaim. holler. scream. shout. thunder. whine. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shout. to clamour. to cry. bellow. call. cry out. holler. scream. sing out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baktırmak, bakmaya sevk, mecbur veya müsaade etmek: HSrem tarafına açıldığı için o pencereden baktırmazlar. 2. Hizmet ettirmek, iyi idare ettirmek: Bu ata iyi baktırmalı. 3. Hekime göstermek: Siz kendinize baktırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb look at sth. take care of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bal gibi tatlı etmek. 2. Koyulaştırıp yapışkanlık peyda ettirmek. 3. Çok öğmek ve güzel tavsif edip imrendirmek: Tarif ederken o kadar ballandırdı ki, ağzımızın suyunu akıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sulu şeyin içine bırakıp ıslatarak yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip. to dunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Müsalâha ettirmek, arabuluculuk etmek, uzlaştırmak, mec. Renk vesaireyi uygunlaştırmak, uydurmak, imtizaç ettirmek, uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. to reconcile. to conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vasıtayla basmak, ezdirmek: Bu toprağı ayakla bastırmalı. 2. Vasıtayla basmak, tab’etmek, söndürmek: Yangını bastırdılar. 4. Galebe çalmak, geçmek, üstünlük göstermek, tefevvuk etmek: Hilekârlıkta arkadaşlarını bastırdı. 5. Örtbas etmek, saklamak: Onun kabahatlarını bastırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depress. push down. compress. weigh down. weigh. allay. alleviate. appease. assuage. bear against. beat down. bottle up. burke. choke. crucify. drown. extinguish. flow. gulp. gulp down. hold down. keep down. keep in. keep under. outtalk. overbear. po.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. contain. dampen. depress. jam. overtake. overwhelm. print. push. quash. quell. ram. relieve. repress. squash. squelch. stay. stifle. to have printed. to make sb print. to subdue. to repress. to stifle. to contain. to put sth down. to suppress. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth printed. to let sb stand on to force down. to come all at once. to damp. to press. to supress. to depress. to weight. to restrain. to choke. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokmak, bir şeyin içine indirmek, daldırmak: Suya, çamura, yere batırmak. 2. Girdirmek, delmek ve geçirmek; iğne, şiş batırmak. 3. Garketmek, mustağrak etmek: Kaptan gemiyi batırdı. 4. Mahvetmek, kaybetmek: Malını, servetini batırdı. 5. İflâsına sebep olmak, iflâs ettirmek: Bu muameleler bankayı batıracaktır. 6. Bozguna uğratıp mahvetmek: Tedbirsizliğiyle bir alayı batırdı. 7. Mahvetmek, çok zarar ve ziyana uğratmak: O adamı oğulları batıracaklardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. sink. submerge. to sink. to founder. to submerge. to dip. to dunk. to immerse. to stick. to thrust. to dig sth into. to plung into. to scupper. to scuttle. to disparage. to dirty. to ruin. to spoil. to bankrupt iflas ettirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sink. to plunge. to dip. to soil. to prick. to stick into. to lose. to run down. to defame. to cause the ruin of. decry. founder. ruin. steep. submerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bay» dan). Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Usandırmak, bezdirmek, öğretmenin usulsüzlüğü talebeyi dersten bıktırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irk. pall. satiate. to sicken. to weary. to tire out. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to annoy. to disgust. to bore. irk. sate. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Billûr haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Terk ettirmek, terk etmeye sevk ve icbar etmek: O evi bırakmak istemedim ama bıraktırdılar. 2. Attırmak, ilka ettirmek: Bu mektubu postaya bıraktınız. 3. Boşatmak, karısından ayırmak: Kendisi karısından memnundu ama annesi bıraktırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb leave sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzatmak, boylandırmak. 2. Boy boy ayırarak düzenlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaporize. evaporate. vapo u rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak. 2. Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kakdırmak, mıhlatmak, sokmak: Buraya bir çivi çaktırmalı, kazık çaktırmak. 2. mec. İçirmek, işret ettirmek: Kendisini çok çaktırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail. to let be noticed. to fail. to pluck. to pip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hammered down. to let people take cognizance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, dövdürmek, çarptırmak: Yere çaldırmak. 2. Bir musiki Aleti icrâ ettirmek: Davul, çan, piyano çaldırmak. 3. Vurdurmak: Hizmetçiye kapıyı çaldırmak. 4. Hırsızlığa uğratmak, kaptırmak, iyi muhafaza edemeyip çalınmasına sebebiyet vermek: Ahırın kapısını açık bırakarak atı çaldırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb play. to let sb play. to get sth stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose by theft. to have sb play (an instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor. 2. İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor. 3. Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring to life. characterize. animate. play the role of. perform. personate. personalize. personify. refresh. uplift. enliven. brace. exhilarate. inspire. liven up. spirit up. spirit. quicken. accelerate. arouse. brisk. brisk up. drum up. enact. forti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. arouse. boost. brighten. enliven. exhilarate. fire. foster. galvanize. impersonate. invigorate. liven. portray. refresh. relieve. renew. resuscitate. revitalize. revive. rouse. spirit. stimulate. stir. stoke. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. to animate. to enliven. to resuscitate. to personify. to bring to life. arouse. bestir. brighten. brisk. crank up. exhilarate. fire. freshen. galvanize. galvanize into life. ginger. hearten. inform. jazz up. leaven. light. play. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak. 2. Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, çarpmasına sebep olmak: Rüzgâr pencerenin kanadını hızla duvara çarptırdı. 2. Çaldırmak, gasbettirmek: Eşyayı açıkta bırakıp çarptırdınız. 3. Eğriltmek, çarpık yapmak: İnme ağzını çarptırmış. 4. Oynamak, re ecana getirmek: Ansızın işittiğim bir ses yüreğimi çarptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crash. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose sth to a pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uç uca kavuşturmak, iliştirmek, birbirine bağlamak, birleştirmek. 2. Tokuşturmak, çarpıştırmak, müsademe ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, müsademe ettirmek: Arabayı duvara çattırdı. 2. (gemiyi) Diğer bir gemiye çarptırıp batırmak: Kaptan gemisini çattırmış. 3. Keresteyi veya bir şeyin parçalarını birbirine bağlayıp kurmak: Üst katın direklerini çattırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazveçirmek, döndürmek: Kendisini o fikirden, o niyetten caydırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from. discourage. to dissuade. to deter. to disincline. to deflect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deter. disincline. divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetiştirmek, Osm. İsal, iblâğ etmek: Para çıkıştıramadım. 2. Çaresini bulmak, tedarik etmek, istihsâl eylemek: yol parasını çıkıştıramadı. 3. Sona erdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını oynatmak, delirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bananas. go crazy. go mad. go nuts. be nuts. go berserker. loose one's senses. be out of one's senses. flip. flip out. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go crazy/crackers/nuts/insane/bananas/barmy. to go off one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. craze. to become insane. to be out of one's mind. to go off one's nuts. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bazı hayvanlar ve bilhassa kuşlar: Dışkı yapmak, pislemek: Daima martılar çımkırdığı için, orasının temiz durması mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ince değnekle hafifçe vurmak. 2. Kâğıda vurur gibi çabuk çabuk ve dikkatsiz yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yavaş vurdurmak. 2. Kenarından biraz kestirmek. 3. Temiz su ile yıkatmak, bir sudan geçirtmek, kasarlatmak. 4. Boyaya batırılmış iple çizdirmek, nişan yaptırmak, çırpı vurdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Baştan savma, üstünkörü bir şekilde yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını tattırıp alıştırmak, iptilâ ettirmek: Siz çocukları oyuna dadandırdınız, şimdi derse çalışmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to get a taste for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toprak ve su vs. içine sokmak, batırmak: Yüzerken başını suya daldırmak, kaşığı çorbaya daldırdı. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dalını yeniden kök tutup müstakil bir ağaç veya bağ kütüğü olmak üzere toprağın içine yatırmak: Bağı, ağacın dallarını daldırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. immerse. submerge. to dip. to plunge. to immerse. to submerge. to layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plunge. to layer. to dip. to submerge. to immerge. to immerse. to splash. to quench. to sink. to steep. bury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha dar etmek: Yapılan binalar bahçeyi darlaştırdı 2. Darlık ve sıkıntıyı arttırmak: Ticaretteki durgunluk geçimim! bir kat daha darlaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to constrict. to make sth narrow. to cut down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağa kaldırtmak, durdurmak. 2. Karşı durdurmak, dayandırmak. 3. Cesaret vermek, gayrete getirmek, teşvik etmek: Onu siz davrandırırsanız davranacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı 2. Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı. 3. (sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4. Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı. 5. Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go crazy. to go nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Su veya diğer bir sıvı), şiddetli bir basınç altında, bulduğu dar bir aralıktan şiddetle sıçramak. Osm. feverân etmek: Bu fıskiyeden su beş metre yukarı kadar fışkırıyor. 2. Tohum büyük bir kuvvet ve şiddetle bitip birdenbire büyümek: Ektiğimiz tohumlar bir güzel fışkırmış ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush out. spurt. burst. belch. blow. ejaculate. erupt. flush. spout. squirt. well. well forth. well out. well up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. gush. spout. spurt. squirt. to gush out. spurt out. squirt forth. to spurt out. to gush. to squirt. to spout. to jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gush out. to spurt out. to squirt forth. to jet. to spring up. emanate. gush. shoot. spew. spout. spurt. squirt. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gasify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callback. recall. to call back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aksırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak, hay huy diyerek ses çıkarmak, gürültü etmek: Bu herif ne haykırıyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. cry. cry out. shout out. burst out. burst in. call to. ejaculate. exclaim. roar. rumble. rumble out. scream. spit. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. exclaim. shriek. whine. yell. to cry out. shout. scream. to cry. to shout. to scream. to exclaim. to shriek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cry out. to shout. to scream. to protest loudly. bawl. exclaim. holler. squeal. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heyecan vermek, heyecana düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excite. electrify. stir up. stir. thrill. turn on. warm up. work up. carry away. exalt. ferment. flush. hot up. impassion. inebriate. key up. spike. sweep away. sweep off. tickle up. transport. unsettle. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrify. excite. ferment. fire. send. thrill. titillate. warm. windfall. to excite. to thrill. to turn sb on. to titillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get excited / enthusiastic / upset. to arouse sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. to hiccup. to sob. hiccough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hiccup. to sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğaz tıkanarak ve derinden iç çekerek ağlamak: Hıçkırıp duruyordu. Hıçkıra hıçkıra ağladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut etmek, sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deveyi) Çöktürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deify. idolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıklatmak, ılık yapmak, soğuğu kırıp veya biraz soğutup az sıcak bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıkdırmak, az ısıtmak veya az sıcak kalacak surette soğutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inanmaya sevketmek, zorlamak, kandırmak, inanmasını temin etmek, Osm. ikna etmek: Ben sizi inandıramadım, Allah inandırsın. 2. (yalanı) kabûl ettirmek, aldatmak, bk. İnanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. convince. lead. persuade. satisfy. sell. to persuade. to convince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convince. to persuade. reason with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzaklaştırmak, Osm. teb’İd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişle koparmak, dişle tutup sıkmak, dişlemek: Elmayı ısırdım, köpek elimi ısırdı. Avuç ısırmak = Çok hiddetlenmek. Parmak ısırmak =,Çok şaşmak, hayrette kalmak. Göz ısırmak = Tanır gibi olmak. Yaka ısırmak = Yardım ve medet istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. bite off. nip. snap. champ. nibble. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. nip. to bite. to nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bite. to irritate. scratch. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islık çalmak, kuş gibi ötmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse appetite or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ionize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabalık vermek, sevimsiz hâle getirmek: Zaten kabadır, ettiği soğuk şakalar kendisini bir kat daha kabalaştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaçmasına sebep olmak, kaçmasına yardım etmek, firar ettirmek: Hapishaneden adam kaçırmak büyük bir suçtur. 2. Gümrük vermeksizin gizlice mal geçirmek: Gümrükten mal kaçırmak; tütün kaçırmak. 3. Dikkatsizlikle ve gafletle söylemek: Ağzından kaçırdı. 4. Kaybetmek: Fırsatı kaçırdık. 5. Kaçmaya mecbur etmek: Nihayet kendisini kaçırdık. 6. Saklı, gizli tutmak, göstermemek, kapalı gezdirmek: Karısını benden kaçırıyor. Alta kaçırmak = Üstüne etmek. Ucunu alta kaçırmak = İflâs etmek (eskimiştir). Tadını kaçırmak == Tadsızlık etmek, can sıkmak. Aklını kaçırmak = Çıldırmak. Kız kaçırmak = Ekseriya evlenmek niyetiyle kızı baba evinden gizlice alıp kaçmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let escape. miss. abduct. kidnap. snatch. exude. give off. hijack. ladder. lose. ooze. rape. ravish. shuffle. slip. spirit away. spoil. whisk. make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladder. lose. miss. smuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let slip. to kidnap. to abduct. to make or let escape. to drive away. to leak. to miss. to lose. to smuggle. to hide from a tax-gatherer. to go off one's head. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dürtüp iterek hırpalamak, dürtüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarmak, Osm. ref’ etmek: Elinizi kaldırın; başımı kaldırıp baktım. 2. Yükseltmek, Osm. terfî etmek: Bu duvarı bir metre daha kaldırmalı; bu binanın tavanlarını beş on santim daha kaldırmak iyidir. 3. Yükleyip nakletmek, taşımak, götürmek: Daha buğdayı harmandan kaldırmadık; eşyayı bugün kaldıracağız. 4. Ref’ ve lağvetmek, fesheylemek: Ben o Adeti kaldırdım; ablukayı kaldırdı. 5. Ayaklandırmak, heyecanlandırmak, kötü yola sevketmek: Birtakım gençleri kaldırmaya çabalıyordu. 6. (av köpeği) Avı uçurmak veya yuvasından çıkarmak: Bizim köpek bugün bir geyik, bir keklik kaldırdı. 7. Fazla satın almak: Komşular çarşıdan birçok kumaşlar kaldırdılar. 8. Yüklenmek, tahammül edebilmek: Bu gülleyi kaldırabilir misin? Deve kaç kilo kaldırabilir. 9. Yeterli ve tahammüllü olmak: Bizim hâlimiz o kadar pahalı giyeceği kaldıramaz; bizim işimiz öyle kumaşlar kaldırmaz; bu yemek çok tuz kaldırmaz. 10. İyi etmek, yataktan kurtarmak: Doktor hastayı beş günde yataktan kaldırdı. 11. Ümit kesmek, vazgeçmek: Sen bugün gitmeyi kaldır. Atı dörtnala kaldırmak = Doludizgin koşturmak. El kaldırmak = Vurmak, vurmaya hazırlanmak. Ellerini kaldırmak = Dua etmek. Omuz kaldırmak = Bilmezlikten gelmek. Başkaldırmak = İsyan etmek, serkeşlik. Posta kaldırmak = Posta hazırlayıp göndermek. Tabanı kaldırmak = Koşmak, Osm. şitâb etmek. Yelkenleri kaldır mak = Yelken açıp gitmek. Yürek kaldırmak = Mide bulandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift. erect. carry. remove. abolish. arouse. blank out. blue-pencil. boost. brook. cancel. clear. clear away. deration. do away with. elevate. get up. heave. heft. hoist. hold. hold up. jack. jack up. give smb. a lift. lift up. move away. perk. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. bear. cancel. cock. heave. hoist. lift. prise. pry. quash. raise. rear. remove. revoke. stomach. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. remove. to lift up. to raise. to elevate. to bear. to support. to endure. to make sb stand up. to get sb up from bed. to put sth away or out of reach. to abolish. to do away with. to remove. to kidnap. to steal. to dispa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çap ve derinIiğini artırmak, daha kalın etmek: Bu ipi biraz daha kalınlatmalı, kalınlaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to make thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to make sth thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi şeyle dişleri kesmez ve gıcıklatır bir hâle komak: Bir erik yedim dişlerimi kamaştırdı. 2. Işığın fazlalığı gözleri görmez etmek, vurmak: Kar gözlerimi kamaştırdı; gözleri kamaştıracak derecede parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set one's teeth on edge. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanburlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi satın alarak umuma mal etmek, istimlâk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. condemn. confiscate. dispossess. impress. sequestrate. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. sequestrate. to nationalize. to sequestrate. to expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to nationalize. condemn. confiscate. enact. impress. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnandırmak, zihnini çelmek, razı etmek: Bizimle birlikte gelmeye kandırmaya çalıştımsa da kandıramadım. 2. Doyurmak, yeterli miktarda yedirmek veya içirmek: Yemeğe, suya kandırdım. 3. Aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a pup. argue. bait. bamboozle. befool. beguile. cheat. con. cozen. deceive. delude. diddle. dish. dissuade. dupe. entice. fast-talk. finagle. flimflam. fool. gammon. get round. gyp. hornswoggle. induce. intrigue. inveigle. jockey. jolly. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. delude. dupe. entice. fool. fox. hoodwink. hustle. induce. seduce. sell. trick. to persuade. to convince. to get round sb. to get around sb ikna etmek. to deceive. to fool. to cheat. to take sb in. to fox. to hoodwink. to cajole sb. to del

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deceive. to fool. to take in. to persuade. to convince. to quench sb's thirst. bilk. bring over. cozen. diddle. inveigle. manage. quiet. tempt. trick. pull the wool over someone's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürüp çevirmek, toplamak. 2. Toplamak, kasmak, koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to bend. to force back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth closed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zorla alınmasına mâni olamamak, müsaade etmek, ettirmek: Eti elinde götürürken köpeklere kapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to incite people to fight or fussle with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aldırmak, zorla elinden alınmasına engel olamamak, zabt ve gasp ettirmek: Çocuk elindeki çöreği kediye kaptırdı. Saatine dikkat et, bir yankesiciye kaptırmıyasın. (denizcilik) Akıntıya kaptırmak = Cereyanın şiddetiyle gemiyi, sandalı vs. idare edemeyip, akıntıyla beraber sürüklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give rein to. give free rein to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolve. indulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth snatched. to get caught in (a machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kararını vermek, mukarrer etmek, Osm. tasmîm eylemek: Ertesi gün ava gitmeyi kararlaştırdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. determine. agree. settle. appoint. arrange. concert. fix. fix on. fix up on. set. slate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. decide. determine. fix. settle. to decide. to agree on. to arrange. to fix. to appoint. to determine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. to decide. to agree on. arrange. determine. fix. fix on. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işini yapmak, altüst etmek: Sütle yumurtayı karıştırmak. Sıva harcını iyice karıştırmalı. 2. Kışkırtmak, ifsâd eylemek: O, fena bir adamdır, kerkesi birbirine karıştırdı. 3. Nizam ve tertibini bozmak, karma karış etmek: Benîm kitaplarımı kimse karıştırmasın. Bu kâğıtları kim karıştırdı? 4. Birinden bahsetmek, bir işe veya söze sokmak: Rica ederim beni karıştırmasın. İşin içine o zavallıyı da karıştırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess smth. about. make hay of smth. mix. mix up. blend. stir up. disarrange. disorder. complicate. confuse. mistake. shuffle. add. admix. amalgamate. churn. commingle. commix. concoct. confound. darken. diffuse. disarray. discompose. disconcert. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. blend. cloud. complicate. confound. confuse. disarrange. disorder. disturb. entangle. mingle. mistake. mix. muddle. obscure. perturb. pick. ravel. root. ruffle. scramble. shuffle. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix. to stir. to blend. to confuse sb or sth with. to get things mixed up in one's mind. to rummage through. to thumb through. to get sb involved in or mixed up in sth. to introduce one topic alongside another. adulterate. amalgamate. combine. commingl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gevelemek. 2. Çalkalatmak, altüst etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mukabele etmek: Daktiloyla yazılan metni müsveddesiyle karşılaştırmalı. 2. Denk hâle getirmek, denkleştirilmek: Gelirle gideri karşılaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check. confront. match. balance. set against. check against. class with. confront smb. with. contrast. crosscheck. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertleştirmek, Osm. dürüşt ve haşîn etmek: Güneş toprağı katılaştırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine karıştırmak. Geceyi gündüze katıştırmak, halkı birbirine katıştırdı’, kuzuları koyunlara katıştırmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm bükmek. 2. Çaresiz râzı olup kabûl etmeye mecbur eylemek: Hastalık zavallıyı çocuklarından ayrılmaya da katlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaymaya sevketmek, kayarak indirmek: Yeni yapılan gemiyi kızağın üzerinde kaydırarak denize indirdiler. 2. Ayağının kaymasına sebep olmak: Sokağa atılan karpuz kabukları adamı kaydırır, mec. Ayağını kaydırmak = Mevkiinden, işinden etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dislocate. slide. slip. slip in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll. to slide. to skid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı kaygurmak). 1. Bakmak, himaye etmek, sahip çıkmak, gailesini çekmek: Beni kimse kayırmıyor ki. 2. İyi idare etmek, ileri sürmek, döndürmek, dikkat etmek: Bu işi siz kayırmalısı-nız. 3. Kullanmak. Bir iş ve vazifeye tâyin etmek, Osm. istihdâm eylemek: Onun maksadı adam kayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. back. show favour. favor. favour. enlist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour. to support. to back. to help. to sponsor. to protect himmet etmek. to favour. to favor. to show favour. to treat preferentially iltimas etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sponsor. to protect. to care for. to give sb preferential treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yapıştırmak: Şu iki parça madeni kaynaştırmalı. 2. Birleştirmek: Bu akrabalık o iki aileyi kaynaştırdı. 3. Kaynaşmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join. to merge. together. to cause people to become closer friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi diğeri vasıtasıyle suda haşlatmak, suda pişirmek: Kahveciye güzel bir kahve kaynattırmak, şu mendilin lekesini çıkarmak için saman suyunda kaynattırmalı. 2. Bir sıvıyı ateşte haşlattırmak: Sütün mikroplarını öldürmek için iyice kaynattırmak gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı. 2. Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazıcı bir Aletle yeri eştirmek, açtırmak, Osm. hafrettirmek: Bahçeyi kime kazdıracaksınız? Kuyuyu kaça kazdırdınız? 2. Çelik kelem vesaire ile tahta, maden, taş vesaire oydurmak, hâk veya nakşettirmek: Bir mühür kazdıracağım, kapının kemeri üzerindeki mermere kendi ismini kazdırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ettirmek, yaptırmak. 2. Yerine getirtmek: imamlar cemaate namaz kıldırırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth performed by. to have sb perform sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözleri arka arkaya ve çabuk çabuk açıp kapamak, bk. Kırpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıtasıyla kırmak, Osm. kesrettirmek: Şu taşları, cevizleri kırdırmalı. 2. İskonto ettirmek, mühletle ödenecek bir senet, poliçe ve maaş gibi alacakların bir miktarından vaz geçerek gerisini peşin ödetmek: Poliçeyi yüzde on eksiğine kırdırdım. 3. Tehlikeye koyup ölüme sebep olmak: Kumandan idaresizlik ederk hayli asker kırdırdı. 4. İndirtmek, aşağı düşürtmek: Etin fiyatını hayli kırdırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb break sth. to cause sb to break sth. to have a rate discounted. to get an advance on one's salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Flört etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirt with. cockle. wrinkle. wrinkle up. corrugate. crinkle. crumple up. frill. furrow. line. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruffle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. crinkle. crumple. furrow. ruffle. rumple. wrinkle. to wrinkle. to ruffle. to rumple. to crinkle. to crease. to crumple. to crush. to carry on. to have it off. to get off with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrinkle. to flirt with. corrugate. crease. crinkle. line. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sert bir şeyi vurmak, vurarak parçalara ayırmak, Osm. kesr ve şikest etmek: Taşı, aynayı, cevizi, değneği kırmak. 2. Doğramak, parçalamak, kaba ve iri öğütmek: Ekmeği kırmak; bulguru kırmak. 3. Batırmak, kahretmek, öldürmek, mağlûp ve telef etmek: Düşmanın askerini kırdı. 4. İndirmek, Osm. tenzil etmek: Fiyatını kırdı. 5. Vâdesi gelmemiş bir senet (bono) ve poliçe, maaş vesairenin bir miktarını indirerek üst tarafını peşin vermek, iskonto etmek: Bonomu bankada kırdırdım; yüzde yirmi eksiğine kırarlar. 6. Gücendirmek, hatır yapmamak: Bu kadarcık şey için beni kırmayın; ben sizi kırmam. 7. Bükmek, katlamak: Şu kâğıdı, şu bezleri kırıp toplayın. 8. Çok hayvan kesmek. 9. Fazlaca para kazanmak: Ama da para kırdı. 10. Bir şeyinşiddetini kesmek, indirmek: Güneş soğuğu kırdı; yağmur fırtınayı kırar. 11. Yatıştırmak, teskin etmek: inadı kırmak; kuluncu kırmak. Bel kırmak = Çok yormak, ümitsizlik vermek. Burnunu kırmak = Karşısındakinin kibrini yenmek, onu bir hareket, söz veya fiille mahcup edip, küçük düşürmek. Pot, koz kırmak = Hatâ etmek, ağzından söz kaçırmak («çam devirmek» bu mânâda, fakat daha ağırdır). Kırdığı ceviz bini geçti = Ettiği münasebetsizlikler haddi geçti!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put smb.'s nose out of joint. break. split. crack. hurt. offend. give offence. give offense. ruffle smb.'s feelings. breach. break down. bust. cut. dampen. fracture. lacerate. outrage. pique. rive. rupture. shatter. snap. snap off. stave in. sting. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affront. break. bust. cut. exterminate. fracture. hurt. offend. pain. prejudice. prise. prize. pry. rupture. shatter. smash. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break. to chip. to split. to crush. to grind coarsely. to fold. to destroy. to kill. to cut down. to reduce. to offend. to hurt. to turn sharply to one side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blink eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blink (one's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin köşe ve kenarlarını kestirmek: Şu kâğıdın kenarları pek örselenmiş, biraz kırptırmalı. 2. Saç ve sakalını veya yapağısını kestirmek, kısaltmak: Yazın sıcaklarında koyunları kırptırmak lâzımdır, soğuk havalarda çocukların saçını kırptırmamak 3. Bir masraf veya tahsisatın bazı kısımlarını kestirip indirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb clip sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilize. to sterilize. to neuter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sterilize. emasculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ürküp kaçmak: Kuşlar kışkırdı. 2. Telâşa düşmek, korkup ürkmek. 3. Heyecana gelmek, kızgınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkan bir şeye tutturup sıktırmak: Elimi kapıya, makineye kıstırdım. 2. Dar yere getirip tutmak, ele geçirmek, yakalamak: Kendisini bir köşede kıstırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner. nip. pinch. to squeeze. to pinch. to corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb turn down or diminish the flow or volume of sth. to get caught or entangled in (a place. nip. pinch. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğirip bükmek kıvırcık hâline koymak: Saçını sakalını kıvırmak onun merakıdır. 2. Katlamak, bükmek, kırmak: Şu kâğıdın ucunu kıvırmaIı. 3. Kumaşın kenarını parmak ucu İle büküp öyle durması İçin dikmek, büzerek ve fitil yeparak kenarını kırmak: Şu mendilin kenarını kıvırmak 4. mec. Becermek, başa çıkmak: O işi de kıvırdı; bunu kıvırabilirse aşk olsun. 5. Oynamak, raksetmek, nâz ve cilve ile kırılmak: Kıvıra kıvıra oynadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirm out of. have a command of. bend. twist. curl. fold. turn down. turn back. handle. manage. do successfully. angle. contort. crimp. crisp. crook. curl up. drape. enfold. entwine. entwist. fold down. frill. frizz. frizzle. gauffer. goffer. gopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. double. invent. turn. twine. twist. weave. to curl. to frizz. to twist. to crook. to crimp. to crinkle. to dance/walk in a sexy way. to fold back. to pull off. to succeed in. to invent. to make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curl. to twist. to crimp. to fold back. to pull off. to manage to do. to undulate or to wriggle sensuously (a part of the body. bend. crook. crumple. fold. turn down. writhe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make suffer greatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ince ince doğratmak, bıçak veya satırla çok ince dilimler haline koydurmak: Tütün, et kıydırmak. 2. Nikâh yaptırmak: Belediye dairesinde nikâhını kıydırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb cut up sth. to have sb kill or harm sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateşte ısıtarak kızartmak. 2. Hiddetlendirmek, birinin kızacağı söz söylemek veya iş yapmak: Kendisini kızdırmak için söyledim. Eğlenmek maksadıyla birini kızdırıp bağırtmak. 3. Azdırmak, azmasına sebebiyet vermek: Koçları kızdırmak. 4. Hararet vermek, kızışmasına sebep olmak: Kırmızı biber tavukları kızdırır (yumurtlamak istidadını verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get in one's hair. put smb.'s nose out of joint. heat. anger. annoy. irritate. tease. aggravate. badger. bait. bug. burn. chafe. enrage. exacerbate. exasperate. gall. get across. heat up. huff. incense. inflame. infuriate. nettle. overheat. peeve. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. anger. annoy. displease. enrage. exasperate. hassle. incense. irritate. nettle. peeve. provoke. rile. try. vex. to anger. to annoy. to irritate. to rile. to peeve. to put sb's back up. to rub sb up the wrong way. to superheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to make red-hot. annoy. bug. enrage. exasperate. ferment. fret. get sb's back up. get one's / sb's monkey up. gripe. heat. irritate. nettle. rag. rile. stir things up. tease. twit. vex. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (yılan) Islık çalmak. 2. (doğan) Ava inerken kendine mahsus bir sesle bağırmak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızışmasını sağlamak, hararetlendirmek, tutuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. to incite. to provoke. to abet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the fury or violence of. to enliven. to get people worked up. to incite. to make-red hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth broken. to have sth snapped off. to have sth picked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı. 2. Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth a rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruşa çevirmek, paraya çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itemize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to be regarded as sacred. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Derin nefes almak, içini çekercesine solumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. mellow. ripen. to ripen. to mature. to mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature sb / sth. to bring to maturity. mellow. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. lift. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. axe. blot out. bring away. cut out. eliminate. kill. make away. prescind. remove. shuffle aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. disjoin. fragment. share out. take down. take to pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apportion. carve. deal. portion. share. to impart. to portion sth out. to carve sth up. to deal sth out. to share. to divide. to apportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see that sb gets his share of sth. to divide. to apportion. give out. outportion. portion out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal. to congeal. to coagulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coagulate. congeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to affix a stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to idolize. deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robotize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlandırmak, kuvvet ve tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Azar azar serpip her tarafa dağıtmak: Şu tohumu, sürülmüş toprağın her tarafına saçıştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hücum ettirmek. 2. Atılmak, hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light into. attack. jump on. rush. fly at. run at. thrust. lash into. aggress. assail. assault. ride atilt at smb. run atilt at smb. charge. come at. come down on. come for. come on. come upon. make a dash. descend. fall on. fly at smb. fly out at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. charge. engage. molest. rush. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attack. to assail. to assault sb / sth. to rush. to charge. to charge at. to act on. to dissolve. assault. carve up. dash. go at. hammer. hit. invade. lay about one. lay on. make at. make for. push. ramp. sally. set about. tear into. tilt at. we.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak işini yaptırmak. 2. Asarak idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rock. to cause sth to sway or shake. to hang sth on. to hang sb. to make sb swing. to oscillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sapıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. deflect. distort. divert. doctor. falsify. mislead. misrepresent. sidetrack. swerve. turn. warp. to divert. to deflect. to distort. to misrepresent. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to to make sb digress. to deviate or depart from. to aberrate. to mislead. to misguide. to divert. to tur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb wind or wrap around to twine around sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). Parlaklık ve gösteriş kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmenin sırası kaybedip yanılmak, ne yapacağını bilememek, hayrette kalmak: Ben şaşırdım ne yapacağımı bilmiyorum. 2. Sırasını kaybetmek, bulamamak, doğrultamamak: Yolu, pusulayı, hesabı şaşırdım; ayağını şaşırdı; ne yapacağını şaşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be surprised. be amazed. be at a loss. be mixed up. be confused. be puzzled. puzzle. be baffled. blink at. be scandalize at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistake. reel. to be surprised. to be confused. to be astonished. to be taken aback. to make a mistake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered / confused. to be astonished / surprised. to wonder. to get muddled. to lose track. to be baffle d. confound. to become entangled. flabbergast. jolt. lose. puzzle. strike dumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Satma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geçirmek, gidermek, defettirmek: Sancıyı, başağrısını savdırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işini yaptırmak. Deliye pösteki saydırmak Boş yere uğraştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb count sth. to cause sb to respect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form / to combine into a syndicate / to syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üstüne ettirmek. 2. mec. Çok korkutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aldırmak, Osm. istiâb ettirmek: Bu kitapları dolaba sığdırabilecek misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze. to fit in. cram in. squeeze in. force into. to squeeze. to cram in. to force into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth fit into a container of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkarak aldırmak, sokuşturmak: Bu kadar eşyayı bu sandığa nasıl sığıştıracaksınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tighten. to tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Zorla dar yere sokmak. 2. Baskı altında ezip inceltmek. 3. Zorlamak, tazyik etmek: Kendisini bugün yola çıkması için sıkıştırıyor. 4. Usulca eline vermek: Eline bir lira sıkıştırdı (bunun doğrusu «sokuşturmak» tır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive smb. to the wall. push smb. to the wall. press. constrict. compress. tighten. jam. squeeze. force. oppress. stress. astringe. bear against. besiege. bombard. bottle up. clamp. clamp down. clinch. press smb. close. come down on. compact. crowd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beset. besiege. compress. cram. cramp. crowd. heckle. jam. pin. pinch. push. rush. squash. squeeze. urge. to squeeze. to force by importunity. to give the third degree to. to slip. to press. to pinch. to compress. to force. to tighten. to jam. to crowd. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sık hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the frequency of. to increase the number of. to cause things to become densely massed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenerek bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorize. class. classify. grade. label. sort. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to classify. to sort out. assort. categorize. class. grade. label. place. range. rank. rate. reduce to classes. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. delimit. delimitate. line off. pale. pale in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. confine. limit. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrict. to check. to circumscribe. line off. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear sth on sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to liquefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiddetle dokunup sürtünerek bir şeyin yüzünü soymak, alıp götürmek. 2. Üstünden sıkı silerek veya kazıyarak almak, sert silmek. 3. Çekerek çıkarmak: Bıçağı sıyırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. graze. shave. bark. brush. crease. glance off. hitch. scar. scrape. skim. skin. slip. slip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graze. nick. pick. scrape. to tear. peel off. to rip. to tear off. to peel off. to scrape. to graze. to brush. to polish off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to skin. to scrape to draw. to pick / gnaw clean. to eat every morsel of food on (one's plate. to pull a garment up or down a little bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokulardan terler gibi azar azar akıtmak, damlatmak: Bu küp yağ sızdırıyor. 2. mec. Birinden para çekmek. 3. Sarhoş edip uyutmak, sızıp yatacak şekilde sarhoş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exude. ooze. squeeze. wangle. to leak. to squeeze out. to ooze out. to squeeze. to make known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to leak. to ooze out. to leak. to squeeze out of sb. to cause sb to pass out (because of heavy drinking. to strain. to filter. to decant. to bleed. to drain. to infilter. to infiltrate. get out. ooze. wangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to concretize. embody. formalize. incarnate. reify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize. whip into line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su vermek, yaş ve nemli yahut çok sulu etmek. Ağız sulandırmak = Ağzın suyunu akıtmak, imrendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. to water down. to make watery. to dilute. to water sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arattırmak. 2. Ismarlamak, sipariş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takıp takıştırmak, uygun şekilde asmak: Mücevheratını takıp takıştırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Koydurmak, yapıştırtmak. 2. Kuşatmak, kuşandırmak, bağlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb attach. to fasten. to affix or pin sth to. to have sb hang sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımıyanların tanışmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. a knockdown to smb. introduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to introduce to (another. introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanrı yerine koymak, Osm. te’lîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arattırmak. 2. Ismarlamak, sipariş etmek,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ibâdet ettirmek. Halka kendini taptırmış = Kendini çok sevdirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to worship sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağırlığını ölçtürmek: Kömürü tarttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşmasına sebep olmak: Yağmur çayları taşırdı. 2. (hayvan) Tırnağı aşınmakla etinin taşmasından topallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to overflow. to cause sth to boil over. to cause sb to lose his patience completely. overfill. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeten. to sweeten. to flavour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve the taste of sweet (by ripening it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Lezzetine baktırmak, çeşnisine baktırmak, lezzetine bakacak kadar yedirip denetmek: Şu reçeli size tattırayım. 2. Duyurmak, hissettirmek: Allah kimseye evlât acısını tattırmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb taste sth. to have sb to experience sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tava getirmek, semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Basarak sokmak. 2. Acele ile yemek: Biraz yemek tıkıştırıp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck. stuff. cram. huddle. huddle together. shove. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapalı ağızla hafif surette aksırmak: Aksırıp tıksırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze with one's mouth shut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tırmık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tüskürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meşgul etmek. 2. Başa dert olmak: O adam bizi çok uğraştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. to cause a lot of work. to annoy. to trouble. to bother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preposess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bitiştirmek. 2. Görüştürmek, kavuşturmak: Allah, sevdiklerinize ulaştırsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. to convey. communicate. to bring. to communicate. to transport. to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Millîleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give hope to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, bezdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını başına getirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkasının utanmasına sebep olmak, mahcupluk vermek: Çocuğu utandırmayınız. 2. Utandırıcı olacak bir söz söylemek veya iş yapmak: O işinize aracılık edeyim ama sonra beni utandırmayasınız. 3. Büyük iyilik etmek, ikrâm ve ihsâniyle mahcub etmek: İyiliğinizle bizi utandırdınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass. put smb. to shame. shame. put to the blush. put smb. to confusion. humiliate. make smb. feel small. bring disgrace on smb. disgrace. abash. confound. mortify. scandalize. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. embarrass. humiliate. mortify. shame. wither. to put to shame. to shame. to mortify. to humiliate. to embarrass. to show sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykudan kaldırmak: Beni yarın erkenden uyandırın. 2. mec. Gafletten kurtarmak: Bu mânâlı söz beni uyandırdı. 3. Cehaletten kurtarmak: Eğitim yoluyla halkı uyandırmaya gayret etmeli. 4. Parlatmak, tutuşturmak, yakmak: Şu ateşi, şu mumları uyandırın. 5. İmâr etmek, mâmur bir hâle getirmek, şenlendirmek: Şu camii uyandırsak (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wake up. awake. wake. waken. arouse. stir. stir up. inspire. excite. awaken. call. disabuse. disabuse of. evoke. kindle. knock up. quicken. rouse. rouse up. undeceive. whet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arouse. awake. evoke. excite. rouse. stimulate. wake. waken. to instill. to wake. to wake up. to waken. to awake. to rouse. to arouse. to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to waken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirinden ayrı düşürmek: Bu masaları biraz uzaklaştırmak 2. Uzağa sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estrange. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom out. banish. chase. estrange. fend off. repress. send away. unship sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuşturmak, muvafakat ettirmek, barıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. compromise. accommodate. patch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodate. accord. compromise. conciliate. mediate. reconcile. to bring about / to affect a reconciliation. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yetiştirmek, Osm. İsâl etmek, iblâğ etmek: İşi o dereceye vardırmamalı, masrafı oralara kadar vardırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let a matter reach (a certain point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to characterize. to qualify. categorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienate. estrange. to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estrange. to alienate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yağmaya sebep olmak. 2. Çok atmak, dökmek, serpmek: Bu muharrir eserler yağdırıyor

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hail down. flood. hail. heap up. hurl. pelt. pour. pour forth. pour out. rain. shower. volley. volley forth. volley out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakışacak hâle koymak, yaraştırmak, muvafık ve uygun hâle getirmek: Giydiği şeyi vücuduna yakıştırır. 2. Kabûl etmek, münasip görmek: Bu sözü, bu türlü hareketi size yakıştıramadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. tailor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make something suitable. to think something is becoming. to make go with. to think becoming to. to ascribe. to impute. to expect of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth look good on or in. to make sth go with. to regard sth as suitable for sb. to take a fact and make up a story to suit it. to embroider. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakına getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approximate. to bring near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom in. to draw one thing near another. to approximate sth to. close up. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakınına getirmek, yaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yapışmasını sağlamak. 2. Vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixate. agglutinate. bond. cement. conglutinate. fix. glue. gum. gunk up. paste. plant. stick. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. bind. bond. clout. glue. plaster. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. to glue. to paste. to tape. to stick one thing onto another. to adhere one thing to another. to land sb (a blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get smth. done. get. have it made. make. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

found. get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb make sth. to have sb do sth. bring round to pass. exercise. get. make. motivate. to bring to pass. procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uydurmak, yakıştırmak, Osm. tatbîk ve tevfîk etmsKı 2. Bezemek, tezyin etmek, süslemek. 3. Asılsız bir şeyi insanı inandıracak suratfe ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortadan kestirmek, böldürmek: Şu tahtayı ortadan yardırmalı. 2. Kestirmek, paralatmak: Odun yardırmak. 3. Fazlaca yaralanmak: Başını yardırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb race. to have sb participate in a race. to have one person race against another. to have sb compete / contest / contend or vie with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. put to bed. credit. deposit. embark. fund. incline. instate. invest. lay down. lay low. pay into. put to sleep. repose. repose on. shelter. subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lay. sink. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put to bed. to invest. to accomodate. to put sb in hospital. to cause sb to lie down. to lay sb / sth flat. to cause sth to lean to one side. to deposit. to lay down. to lower. to recline. to steep. to slant. to repose. to remit. place. to sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. allay. alleviate. appease. assuage. attemper. becalm. calm. comfort. compose. conciliate. defuse. disarm. ease. hush. lull. mitigate. moderate. mollify. pacify. placate. propitiate. quell. quiet. quieten. remit. salve. sedate. settle. smooth d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. compose. disarm. ease. lay. mollify. pacify. quench. relieve. salve. sedate. settle. soothe. steady. still. subdue. tranquillize. to calm. to quieten. to tranquillize. to sedate. to mollify. to allay. to relieve. to appease. to ease. to al

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. to mollify. assuage. allay. alleviate. appease. becalm. comfort. conciliate. cool. disarm. moderate. pacify. palliate. placate. propitiate. smooth. soften. steady. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indite. reduce to writing. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictate. to dictate. to cause to write.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

print. to have sb write sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yığmasını çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düşürtmek, yere vurdurmak, aşağıya aldırmak: Evi yıktırıp yenisini yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yıldıramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkütmek, gözünü korkutmak, bir daha karşısına çıkmaya cesaret edemeyecek surette korku ve dehşet vermek: Askerimiz düşmanı yıldırdı, o sıtma beni yıldırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

browbeat. cow. daunt. discourage. dismay. terrorize. to daunt. to discourage. to intimidate. to cow. intimidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimidation. daunt. deter. dismay. intimidate. terrorize. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az yarmak,.hafif surette çatlatmak: Çıbanı yırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yırtmasına sebep olmak, yırtmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere yerleştirmek, iskân etmek: Göçmenleri yurtlandırmak istiyorlar. 2. Arazi kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. abrogate. annul. repeal. rescind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeal. revoke. abrogate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglobate. round. round out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth difficult. complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by