Irs ne demek? | Irs anlamı nedir? | Irs

Irs anlamı nedir?

irs ne demek?

irs anlamı nedir?

irs | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: irs

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ölen ana baba veya akrabadan kalan mal, mülke konma, vâris olma, miras yeme (bu mânâ ile veraset daha çok kullanılır). 2. Miras, miras olarak düşen mal ve hisse (bu mânâ ile miras daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heredity kalıtım. soyaçekim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heredity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal Revenue Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal Revenue Service - IRS home page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Internal Revenue Service is the federal agency responsible for enforcing US tax laws and collecting taxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal Revenue Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Internal Revenue Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal Responsibility System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Internal Revenue Service, a division of the U S Treasury Dept that is responsible for the assessment and collection of most federal taxes, except those relating to alcohol, tobacco, firearms, and explosives Established in 1862, the IRS derives most of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inertial Reference System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interface Requirement Specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ignition radiation suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian Remote Sensing satellite IRS-1A to 1D and IRS-P2 to P4 have been launched since 1988 See Chapter 3.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Independent Rear Suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ignition radiation suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Initial Receive Sequence number The first sequence number used by the sender on a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Integrated Reception System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internal Revenue Service is the branch of the federal government that collects and monitors income tax The credit union is required to report any dividends paid on your account to the IRS The credit union also reports the amount of interest paid on mortga

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Internal Revenue Service, and its successors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inherited runners that scored. infrared seeker. interface requirements specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian Remote Sensing Satellite. , n. the bureau of the Treasury Department responsible for tax collections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارث] miras. 2.soyaçekim, kalıtım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.), ABD Internal Revenue Service Milli Vergi Bürosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iplik germeye mahsus iğin alt tarafında mantar gibi tahta veya kemikten yapılmış tekerlek. 2. Yuvarlak ve tümseğimsi şey: Gece kandili ağırşağı, çadır ağırşağı (tepesindeki), diz ağırşağı = Diz kapağının kemiği. Domuz ağırşağı = Bir nevi bahûr-u meryem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı. 2. Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hevesli; istekli; eski susam ış, susuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arka merdiven; gizli yol; (s). dolaylı, gizlice yapılan, el altından olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. anatomi). Karnın içindeki dar ve uzun dolaşıktı, içi boş uzuv. (bk.) Barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestinal. gastral. enteric. bowels. intestine. bowel. gut. enteron. ileo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. gut. intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestine. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belirsiz, belli olmayan, fark olunmaz, bellisiz. 2. İyi farkolunmaz: Zâhir ve açık olmayan, şüpheli. Ar. meşkûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. uncertain. unclear. undetermined. undefined. unsettled. cloudy. shadowy. foggy. indefinite. ambiguous. backhanded. clouded. dubious. dusty. equivocal. fuzzy. hazy. indefinable. indescribable. indeterminate. inglorious. lax. misty. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. ambiguous. borderline. dim. distant. equivocal. fuzzy. inarticulate. indecisive. indefinite. indeterminate. nebulous. vague. uncertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. uncertain. undetermined. imperfection. ambiguous. in the background. chancy. dicey. dim. doubtful. dreamy. equivocal. foggy. hazy. inappreciable. indeterminate. vague information. misty. recondite. shadowy. vague. woozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. uncertainty. ambiguity. indefiniteness. dark. doubtfulness. dreaminess. dreariness. drift. dubiousness. equivocalness. fogginess. fuzziness. generality. gloom. haze. haziness. if. incalculability. laxity. laxness. limbo. suspense. twi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambiguity. limbo. uncertainty. indefiniteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefiniteness. ambiguity. ambiguousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinct. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aslı olmayan bir şeyi görür veya işitir gibi olma, olmayan şeyi var sayma, var zannetme. Fr. hallucination.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insane delusion. mental delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sadece sen, tek sen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tek sevgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yonca.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic. algebraical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algebraic equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kol ile bilek kemiklerinin birleştiği yerdeki büküm. Ar. mirfik: Elleri dirseğe kadar yıkamak. 2. Ortasından bükümlü veya bir yere dayanmaya mahsus kereste: Bir dirsek dayamak. 3. Köşe, zaviye: Yol, orada bir dirsek teşkil ediyor. 4. Makine vesairelerde ortasından bükümlü kol. 5. (denizcilik) Dirsek başı = Gemi altının birdenbire yukarıya doğru kıvrıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elbow. bend. bracket. ancon. angle. cubitus. flexion. olecranon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. console. crank. elbow. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. crank. elbow. hand. turn. pend pipe. angle bracket. angle. outrigger. shoulder. stove pipe. offset. support. cantilever. console. cam. knee. prop. crook. flexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aşağı kata, aşağı katta, aşağıya, aşağıda; (s). aşağıda olan; (i). aşağı kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüşü olmayan, akılsız. Ar. gabî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fikir ve görüş eksikliği, akılsızlık. Ar. gabâvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: FURSAT) (i. A.). Münasip ve muvafık vakit ve hal. Faydalanmak sırası, elden kaçırılmayacak faydalı vakit ve hal: Bu, benim için bir fırsattır. Bu fırsat her vakit ele geçmez. Fırsattan istifade etmek. Fırsat beklemek, bulmak, vermek. Fırsatı elden kaçırmak = Fırsattan faydalanamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunity. chance. occasion. opening. break. facility. show. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunity. chance. occasion. opening. break. facility. show. turn. room. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasion. opportunity. break. chance. leisure. look in. permit. room. scope. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرصت] uygun an, fırsat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (Ar. fursat, Fars. cüsten = aramak). Fırsat arayan,” bekleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. fursat, Fars. yâften = bulmak). Fırsat bulan, eline fırsat geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporizing. timeserving. opportunist. profiteer. time-server. pusher. temporizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. pusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. fence-straddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (z). ilk, birinci, baş, en büyuk; (i). başlangıç; baş yer, birincilik; (müz). en tiz ses; birinci mal; ayın ilk günü; (z). evvelâ, ilk önce, başta, en ileride; ilk defa olarak; ondan evvel. firsts (i). en iyi kalite eşya. first edition ilk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. first lady

başbayan

Devlet büyüklerinin eşi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. first-class

birinci sınıf

Kaliteli, mükemmel, kusursuz.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilk sonuç; ilk doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). evvela, ilk olarak, ilkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılı kırk yaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin içindeki kıl gibi yay .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan, hoşnut eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerate. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خاطرشناس] hatırbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hatır gözetme, hatır bilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). İyilik ve yardım etmesini seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. beneficent. philanthropic. benevolent. philanthropical. philanthropist. benefactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. beneficent. benevolent. charitable. philanthropist. philanthropic. philanthrophist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charitable. benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benevolence. charity. philanthropy. philanthropy charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charity. benevolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kimseye hayrı ve iyiliği dokunmayan. 2. Hayır görmeyen, hiçbir işte muvaffak olamayıp istifade etmeyen: Hayırsız adam. 3. Hayrı görülmeyen; anasına, babasına faydası olmayan: Hayırsız evlât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-for nothing useless. good for nothing. useless. worthless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good for nothing. useless. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) başı önde olarak, baş aşağı; kayıtsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mirasçılık hakkı; miras.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamah, açgözlülük, şiddetli arzu, şiddetle bir şeyin üzerine düşme: Hırsını yenemedi. Hırsla paraladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. passion. greed. anger. avidity. cupidity. desire. fire. forwardness. glow. greediness. mammon. mettle. rage. rapaciousness. rapacity. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. cupidity. passion. greed. furious exertion. rage. avarice. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. greed. fury. anger. rage. cupidity. desire. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرص] hırs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرس] ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki hayırsız’dan). Başkalarının malını çalan adam, uğru, Ar. sârık, Fars. düzd. Aşık oyununda bir sayı. Hırsız malı = Çalınmış mal, Osm. Mâl-i mesrûk. Hırsız yatağı = Hırsızları kabûl ve mallarını saklayan adam ve yer. Deniz hırsızı = Korsan. At hırsızı = mec. Üstü başı hafif, dımdızlak, hayta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar. thief. lifter. robber. cracksman. hijacker. housebreaker. larcener. larcenist. lurcher. picaroon. pilferer. purloiner. scrounger. shifter. yegg. yeggman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thief. burglar. robber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. police lantern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsız hal ve sıfatı, uğruluk, Ar. sirkat: Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theft. robbery. burglary. thievery. steal. shoplifting. heist. hijack. hijacking. larceny. pilferage. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. larceny. theft. thieving. thievery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglary. robbery. theft. larceny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rob. to commit theft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok arzu etmek, şiddetle tamah etmek. 2. Kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become furious. get angry. to get angry. to lose one's temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to become furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok arzu eden, tamahkâr, haris. 2. Kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. passionate. greedy for. high-flying. uptight. impassioned. angry. avid. competitive. covetous. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. passionate. greedy. desirous. avaricious tutkulu. haris. angry. furious öfkeli. kızgın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. greedy. angry. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıllı, tüylü, saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Demir atma: Filan limana demir irsâ etti. 2. Sağlamlaştırma, takviye, tahkim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüşd»den masdar) (c, irşâdât). 1. Doğru yolu gösterme, doğru yola sevk, Osm. gafletten ikaz: Bu sözle beni irşâd ettiniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارشاد] hidayete erdirme, doğru yolu gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hazırlama. 2.Hazır olma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Doğru yolu gösterme uyarma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hidayete erdirmek, doğru yolu göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın irşadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. irsâlât). Gönderme, yollama: Bir adam, asker, erzak, mühimmat, bir mektup irsâl eyledi. Irsâl-i mesel = Söz arasında mânâyı kuvvetlendirmek için meşhur bir mesel ve hikâye söyleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارسال] gönderme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch note. waybill. consignment note. despatch note. forwarding note. freight bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waybill. dispatch list. forwarding paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch list. way bill. shipping papers. bill of consignment. bill of conveyance. bill of carriage. declaration of shipment. delivery note. despatch note. forwarder's receipt. forwarding note. freight bill. letter of conveyance. letter of safe conduct. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın göndermesi, yollaması, Allah’tan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. leading sb in the right path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide. to teach. to show sb the right way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Miras yoluyla, ebeveynden geçerek, babadan bularak: Bu araziye irsen mâlik oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارثا] kalıtımsal, miras yoluyla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Miras olarak, anadan babadan geçerek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. irsiyye). 1. Mirasla alâkalı, miras olarak kalan: Zenginliği irsidir. 2. Miras gibi ebeveynden gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary. congenital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارثی] kalıtımsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارثيت] kalıtımsallık, irsîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Arpacık, gözde çıkan sivilce.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدرشناس] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadir, değer bilirlik, Ar. vefâ, Fars. kadr-şinâsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) değerbilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşkembe, geviş getiren hayvanların birinci midesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. pastoral. country. agrarian. arcadian. countrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. rural. rustic. silvan. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. country. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. vişne rakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirsehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatıralar; bir cemiyetin veya şirketin tutanakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan ia) (c. merâsıd). Gökyüzüne ve yıldızlara bakmaya mahsus Alet, teleskop.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرصاد] gözlemevi, gözlem yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gemi demiri, lenger.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Sabır ve tahammülü olmayan, acıya dayanamayan. 2. Bekleyemeyen, aceleci, tellşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. agog. eager. on edge. rash. restive. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. impatient. testy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatient. eager. on edge. rash / adj ,. testy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick one's heels. strain at the leash. become impatient. look forward to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient. to champ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow impatient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sebredemeyiş. 2. Bekleyememe, acele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. eagerness. headiness. restiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impatience. tut tut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırı olmayan, uçsuz bucaksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. unrestricted. unbounded. limitless. borderless. boundless. immeasurable. measureless. absolute. illimitable. infinite. plenary. shoreless. without stint. unconfined. unstinted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bottomless. boundless. broad. cosmic. cosmopolitan. indefinite. infinite. plenary. unbounded. unqualified. unreserved. limitless. unlimited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boundless. limitless. unlimited. lacking a boundary. bottomless. broad / adj ,. immeasurable. indeterminate. infinite. without limits. unbounded. unmeasured. unrestricted. unstinting. untold. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited authority. unlimited capacity. plenary powers. unlimited powers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeterminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her tarafı ıslanmış, tamamen ıslak. 2. Alaylı bir şekilde mânâyı kuvvetlendirmeye yarar. Adam sırsıklam Aşık; sırsıklam aptal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soaking wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tedbiri olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill advised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvident. imprudent. lacking foresight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşin sonunu düşünmeyiş, tedbir almayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvidence. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ineffective. ineffectual. inefficacious. inconclusive. inefficient. inoperative. noneffective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) onlarınki. of theirs onların, onlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. susuzluk; iştiyak, teşnelik; f. susamak, susuz olmak, susuzluk çekmek; hasret çekmek, özlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. susuz, susamış, teşne; kurak; çok istekli. thirstily i. kana kana, iştiyakla. thirstiness i. susuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açık yeşil renkte: Tirşe bir ev, tirşe boyalı ev. 2. Açık yeşil renk: Tirşeye boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parchment. pale green. of a delicate pea- green color. vellum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluish green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. yukarıya, yukarıda; s. yukarıdaki, üst kata ait; i. üst kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by