ıs ne demek? | ıs anlamı nedir? | ıs

ıs anlamı nedir?

ıs ne demek?

ıs anlamı nedir?

ıs | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ISS) (i.) (aslı is, İ, iye, iyi, idi).

1.Sahip, mâlik, efendi: Lutuf ıssı = Lutuh sahibi, ıssını ağırlayan, itine kemik atar.

2.Şenlik, bayındırlık, bk. İye, iyelik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dumanın birikmesinden hasıl olan siyah madde. Mum, çıra isi, is mürekkebi. 2.Yanmaktan doğan koku: Is kokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.insanın çalışarak yaptığı şey, Ar. amel, Fars. kâr: İş yapmak, iş işlemek.

2.Çalışma, uğraşma, meşguliyet: İşim vardır; yazı yazmayı iş edinmişimdir.

3.Emir, madde, görev: Bu, müşkül bir iştir, bunda bir iş vardır.

4.Vazife, görev, bir adamın yapacağı: O, benim işimdir; o, senin işin değildir.

5.Ehemmiyetli madde, mesele: Bunu da iş yaptınız.

6.Hizmet, memuriyet: Bir iş arıyor; kendisi bir işte midir?Hâcet: İşimi görmedi; işini bilir. İş adamı, eri = Elinden iş gelir; iş görmeye muktedir, usta işçi. İş ola = Eskiden iş ve san’at sahiplerine selâm yerine söylenen dua. Mecâzen: Münasebetsiz bir harekette bulunana da tekdir için söylenir: «İş ola» = sanki iş görmüş demek. İşi olmak = İşi görülmek, maksadı hâsıl olmak. İş içinde iş var = Gizli maksat ve hile bulunmak. İş işten geçmek = Artık olup bitmek, tâmir ve ıslaha vakit kalmamak. İşbaşı = 1İş sahibi. 2.Bir iş görmeye memur adamların başı, işçibaşı, usta. İşbaşı etmek = Çalışmaya koyulmak. İşin başı = Gerçek, kaynak, asıl. İş başında = işle meşgul: Kazanmak isteyen sabah erken işinin başında bulunmalıdır. İşe bakmak = İşle meşgul olmak, İş görmek. İş bitirmek = İşi sona erdirmek, hal ve fasletmek. İş bilir = Elinden iş gelir. İş bilmez = Elinden iş gelmez, gafil. İş çıkarmak =

1.Ehemmiyetsiz şeye ehemmiyet verip mesele çıkarmak, asılsız yere uğraşmak ve uğraştırmak.

2.Çalışıp çok ve iyi netice almak. İş kisvetl = işle uğraşıldığı vakit giyilen esvap, iş elbisesi veya üst gömleği. İç güc = Meşguliyet. İş güc etmek = İş edinmek. İş görmek = Müsbet iş yapmak. İş günü = Tatil dışında çalışılan gün. İş göstermek = Yapacak iş vermek. İşli güçlü = Meşgul, dağdağalı. İş yapmak = İş görmek ve mecâzen iş bozmak: Amma iş yaptınız. İşe yaramak = Değeri olmak. Elişi = Nakış gibi kadınlara mahsus bazı san’atlar. Usta işi = Maharetle yapılmış, sanatlı, süslü şey İğne işi — Kasnak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soot. black. smut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smut. soot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soot. lampblack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information Systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for Information System. information system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information Services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Case Western Reserve University's Information Services division.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information Systems - the collection of technical and human resources that provide the storage, computing, distribution, and communication for the information required by all or some part of an enterprise. information store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of and investment in computer technology by the principal or centralized organization formally charged with the responsibility for computer technology Often the IS organization is led by a chief information officer , vice president of the IS organ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interim Standard: A designation of the American National Standards Institute--usually followed by a number-that refers to an accepted industry protocol; e g, IS-95, IS-136, IS-54.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Instrumentation System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This stands for Information System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Interim Standard: A designation of the American National Standards Instituteusually followed by a numberthat refers to an accepted industry protocol; e g , IS-95, IS-136, IS-54.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used by the client to select and send authentication information for an authentication type supported by the server.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A designation of the American National Standards Institute--usually followed by a numberthat refers to an accepted industry protocol; e g, IS-95, IS-136, IS-54 IS-41: The network standard that allows all switches to exchange information about subscribers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information Strategy. a department that provides computing, networking, and Internet services.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عيش] yaşama. 2.eğlenme, gününü gün etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) be; as is (tic.) şimdiki haliyle, olduğu gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) island.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

10 kompakt disk alan bir otomatik CD değiştiriciyi tanımlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklardakoltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerdekat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorlakişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayangünü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ana birimden ayrı (örneğin başka bir odada) bulunan ikinci bir amplifikatöre gönderilmek üzere sinyal sağlayan ses çıkışıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6 disk kapasiteli bir otomatik CD ya da MiniDisc değiştiricisini tanımlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آبستنی meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cansızdan canlı oluşumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin dokuz bin metreyi geçen derinlikleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشخور] sulama yeri. 2.nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâmile, gebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gebe,

2.Dişi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستن] gebe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gebelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaldırmak, bozmak; ilga etmek, feshetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). absis, fasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kesme, kesilme, ani bitiş;(kon). (san). inkıta, ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kralların kayıtsız şartsız hakimiyeti taraftarı, mutlakıyetci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açılma.

2.Bir binanın kullanılmaya yahut yeni bir kuruluşun işlemeye başlaması, açılış töreni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural. opening. opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanılan şey, iktisap; kütüphaneye yeni gelen kitap; müzeye yeni gelen eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale veya hisar, akropol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Adis Ababa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Common Stock)

Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmayan ve sahiplerine eşit haklar sağlayan hisse senedidir.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. addition

hesap

Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yönetmek, idare etmek; vermek, icra etmek, ifa etmek: yemin ettirmek; hizmet etmek, levazımını temin etmek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetim, idare, hükümet nezaret; başkan ve yardımcıları , idareciler; bakanlar kurulu, vekiller heyeti ; yemin ettirme; ilaç verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, kabule şayan. admissibil'ity (i) makul oluş, kabul olunabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, girme müsaadesi ; teslim (hakikat); giriş ücreti, duhuliye. admission free duhuliyesiz, giriş ücreti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, bildirmek; reklâmını yapmak. advertisement (i). ilân, haber, bildirme, reklâm. advertising agent reklâm ajansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye edilebilir; uygun, münasip, muvafık. advisabil'ity, advisableness (i). uygunluk, muvafık olma, tavsiyeye lâyık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek; öğüt veya nasihat vermek, akıl öğretmek; haber veya bilgi vermek; danışmak, istişare etmek, akıl sormak. ill-advised (s). akılsız, tedbirsiz well-advised (s). tedbirli, akıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) danışman, müşavir; danışman öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaratma, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفرینش] yaratılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affairiste

dalavereci

Çıkarı için hileye başvuran kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azat etmek, serbest bırakmak, muaf tutmak. affranchisement (i). azatlık, azat etme, af.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Afghanistan) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Pakistan’ın kuzey batısında, İran’ın doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 65 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: toplam: 647,500 km²; Kara: 647,500 km²; Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 529 km.

Sınır komşuları: kuzeydoğuda Çin 76 km, batıda İran 936 km, doğu ve güneyde Pakistan 2,430 km, kuzeyde Tacikistan 1,206 km, kuzeyde Türkmenistan 744 km, kuzeyde Özbekistan 137 km

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)

Sahip olduğu denizler: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Sert bir bozkır iklimi hakimdir; kışları soğuk, yazları sıcak geçer.

Arazi yapısı: Kuzeydoğu ve güneyde engebeli dağlık arazilere ve ovalara sahiptir. Kuzey doğusunu Hindu Kuş dağları kaplar. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney bati bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Amu Darya 258 m; en yüksek noktası: Nowshak 7,485 m.

Doğal kaynakları: doğal gaz, petrol, kömür, bakır, krom, kükürt, kurşun, çinko, demir, berilyum, yakut, tuz, kıymetli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.3.

Otlaklar: %46.

Ormanlık arazi: %3.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 27.200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Hindu Kuş dağları bölgesinde depremler; su baskınları; kuraklıklar.

Akarsuları: En önemli akarsuyu Hilmend’dir. Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu mevcuttur.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 31,056,997 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlarda: %44.6 (erkek 7,095,117/kadın 6,763,759).

15-64 yaşlarda: %52.9 (erkek 8,436,716/kadın 8,008,463).

65 yaş ve üzerinde: %2.4 (erkek 366,642/kadın 386,300) (2006 tahmini).

Nüfus artış oranı: %2.67 (2006 tahmini).

Not: Bu oran İran mültecilerini de kapsar.

Mülteci sayısı: 23.06 mülteci/1,000 nüfus (2004 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.95 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 160.23 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.34 yıl.

Erkeklerde: 43.16 yıl.

Kadınlarda: 43.53 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 6.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01(2001 verileri).

Ulus: Afgan.

Nüfusun etnik dağılımı: Pestunlar %42, Tacikler %27, Hazaralar %9, küçük etnik unsurlar (Aymaklar, Türkmenler, Beluciler ve diğerleri) %13, Özbekler %9.

Dinler: Sünni Müslümanlar %80, Şii Müslümanlar %19, diğerleri %1.

Dil: Resmi dil Pestuca ve Tacikçedir. Nüfusun %35 i Pestuca, %50 si Farisice (Dari), %11 i Özbekce ve Türkmence, %4 ü Belucice ve Pasice) ve diğer azınlıkların dillerinde konuşmaktadır.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %36.

Erkeklerin: %51.

Ka


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afganistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Duvar ilânı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affiche

ası

Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated flight inspection system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Fingerprint I D System. Automated Fingerprint Identification System A system originally developed for use by law enforcement agencies, which compares a single fingerprint with a database of fingerprint images Subsequent developments have seen it

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airborne Flight Info System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated flight information system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Force Intelligence Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. bill. placard. show card. banner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. placard. poster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. placard. posting-bill. advertisement. display poster. marquee. net circulation. notice. pancarte. bill poster. posting bill. signboard. wall advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. affiché

ekon. açıklanmış

Açıklama yapılmış olan.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغالش] kışkırtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard work. heavy work. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bulaşmış: Agişte-i hûn ve hâk = Kana ve toprağa bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغشته] bulaşmış, bulanık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima şikâyet edip ağlar gibi söz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her zaman ağlayıverecek bir görünüşü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlamak işi, tarzı ve sureti: Bir ağlayış ağladı ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping / crying. whining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bilinemezcilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnosticisme

fel. bilinemezcilik

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnosticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münakaşa yoluyla istediğini elde etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyütme (fotoğrafçılıkta kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrandissement

büyültme

Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun enlargement. enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlarger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağrısı olmayan

2.Ağrı vermedgfı yapılan: Ağrısız doğum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) ehâdîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoral. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family head. head of the family. genarch. head of a family. head of the household. housefather. household head. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yaşayan, zenginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe binti Ebu Bekir. Peygamberimiz (s.a.s)’in hanımlarından. Muhterem annelerimizden biri olan Aişe (r.a.) İslami bilgisi ve fakihliği ile de meşhurdur (bkz.Ayşe).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ara yol, yan taraf, geçit (özellikle kilise ve tiyatroda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. akıbet, son, F. = endişîden = Düşünmek). Her işin sonunu ve neticesini evvelden düşünen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقبت اندیش] sonunu düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir yere çarpma, vurma: Duvara aksetti. 2.Işık ve şeklin bir yere vurup geri dönmesi veya orada görünmesi: Güneş duvara aksediyor. Sureti aynaya aksediyor.

3.Sesin bir yere vurup geri dönmesi; yankılanma: Topun sesi dağlara aksetti. 4.Ters, zıd, hilâf, aykırı: Yalan, doğruluğun aksidir; siz benim dediğimin aksini iltizam ediyorsunuz. Edebiyat. Sözün bir kısmını diğer kısmından önce getirerek aksetme: «Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâmdır» gibi. Aksine: Tersine, zıddına, ters ve zıd olarak. Bilakis. Ber aks = Büsbütün zıddı ve tersi olmak üzere.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. pour. afflux. efflux. flight. flux. gliding. inflow. influx. passage. river. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. flow. run. runoff. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. flowing. inflow. course. influx. running. run-off. stream. current. outflow. draught. discharge. gliding. run. tenor. tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflection. echo yankı. inversion evirtim. effect. reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس] yansıma, aksetme, akis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yankı. 2.Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3.Zıt, ters, muhalif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça terkib). Sağduyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقل سليم] sağduyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kumaş). Kumaşlar. (bk.) Kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقمشه] kumaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mısralarının ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca mânâlı bir kelime veya has isim çıkacak şekilde düzenlenmiş manzume.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses dalgalarının dik bir satha çarpıp geri dönmesi sonunda duyulan ikinci ses.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activiste

etkinci

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. actrice). Tiyatro ve sinemada kadın oyuncu. («Aktör» ün dişisidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actress. superstar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Bulaşıklık, bulaşma.

2.Boş süs ve debdebe: Dünyanın alâyişine aldanmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلایش] bulaşma. 2.gösteriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldanmak fiili, bk aldanmak, aldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. illusion. phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldırmak işi. Aldırış etmemek = Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regard. care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. unheeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsî olarak hususiyetle, bilhassa, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاستمرار] sürekli, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاشتراک] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aleut adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه السلام] selam onun üzerine olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastalıkları uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Almak fiili ve tarz ve sureti, (bk.) Almak.

2.Satın alma, mübayaa, iştira. Alış veriş = Alım satım, ahz-ü İtâ, dâd-ü sitâd.

3.Bir mevkiin bir noktadan görünüşü, nezareti:’ Buranın alışı çok güzel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. taking. receiving. reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving. purchase. buying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase. buying. taking. receiving. buy. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی شان] şanı yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ülfet etmiş: Ben soğuğa alışığım.

2.Vahşilikten kurtarılıp evcilleştirilmiş: Alışık hayvan.

3.Adet etmiş devamlı: Alışık müşteri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. accustomed. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed to. used to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming accustomed. breaking in. orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ülfet etmek, uyuşmak, Adet etmek: Erken kalkmaya alışamadım.

2.Öğrenmek: Biniciliğe alışmalı.

3.Vahşetten kurtulup evcil olmak: Tilki insana alışmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the habit of doing. get used to. get accustomed to smth. accommodate oneself. addict. acclimate. acclimatize. accommodate. adjust. drop into a habit. become inured to. orient oneself. orientate oneself. become reconciled to. reconcile oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used to. to be accustomed to. to get used to. to become accustomed to. to accustom oneself. to acclimatize oneself. to be in the habit of. to become addicted. to become reconciled to. to inure oneself to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to. to become familiar with. to grow used to sth. to be accustomed to. to accustom oneself to sth / to do sth. adjust oneself. get into. orient oneself. orientate. orientate oneself. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alıştırmak işi. 2.Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n .

2.Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı.

3.Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür.

4.İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak.

5.(Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum.

2.Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu.

3.Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak edilen takdir ve tahsin: Mükerrer alkışlarla karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. plaudits. applause. cheer. clap. acclaim. hand. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. acclamation. accolade. applause. cheer. clap. clapping. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applause. cheers. acclamation. clap. hand. handclap. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applauder. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. applauding. cheering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El çırparak yüksek sesle takdir ve tahsin etmek: Halk, sanatkârı şiddetle alkışladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. cheer. clap one's hands. applaud. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. applaud. cheer. clap. to applaud. to clap. to acclaim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to applaud. to cheer. to clap for. acclaim. clap. to give a big hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

El çırpmalarla takdir ve tahsin olunmak, böyle bir nümayişe nail ve mazhar olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be applauded. to meet with applause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpiniste

dağcı

Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A climber of the Alps. a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alşimi (simya) ile uğraşan kimse, simyager.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra sensory perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Süzme bal

Hazırlanışı : Hergün, en az iki tatlı kaşığı süzme bal yedirilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Beherine yahut beher defasında altı: Koyunları taksim ettik, cümlemize altışar düştü; altışar altışar alıp götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Altı kere on, (Ar. ve Fars. sitteyn, şest). 60.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her birine veya her def’ asında altmış: Hepsine altmışar kuruş düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty each. sixty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı.

2.Altmış yaşında (Adam).

3.Altmış paralık (sikke).

4.Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık. altruist (i). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünen kimse. altruistic (s). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâtip, yazıcı, sekreter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli nergis zambağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). amoroz, harici bir değişiklik olmadan göze arız olan körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kadıntuzluğu): Yabani, çalı şeklinde, sarı çiçekli bir ağaçtır. Kökü acıdır. Yaprakları ve yemişi tatlıdır. Seyrek ormanlarda bulunur. Boyu 2-3 metre arasındadır. Meyvelerinde bol miktarda C vitamini vardır. Meyveleri, kabukları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarını iyileştirir. Ateşi düşürür. Hazım bozukluklarını giderir. Bağırsak iltihaplarını tedavi eder. Öksürüğü keser. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Ağız yaralarını iyileştirir. Kan dolaşımını düzenler. Yüksek tansiyonu düşürür. Siyatik, romatizma ve eklem ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esmeramber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Mor renkli bir kuvars çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amethyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). fena, yanlış; kusurlu. come amiss zarar vermek. go amiss yolunu şaşırmak , yanılmak. not amiss isabetli, münasip. take amiss gücenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İmtizaç, uyuşma, muaşeret: Hüsn-i Amîziş (iyi geçinme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması.

2.Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3.Bir borcun azar azar ödenmesi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empiriste

fel. deneyci

Deneycilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمرزش] bağışlama, affetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمرزش] bağışlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). bir ordunun deniz kıyısından içeriye doğru girişi (özellikle ksenofon'un katıldığı Fars seferi, M.Ö.401); (tıb). ateşin yükselmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). analiz, tahlil, çözümleme. chemical analysis kimyasal tahlil. electrolytic analysis elektrolitik tahlil. qualitative analysis nitel çözümleme. quantitative analysis nicel çözümleme. spectrum analysis spektral analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hatırlama, hatıra getirme: hastanın geçmişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Anarşi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarchiste

kargaşacı

Kargaşa çıkaran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist. anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is skilled in the art of anatomy, or dissection. an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşrih,ci, anatomi bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk dilinde kadın tozluğu denilen bitki, berberis, zîreşk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık). İki şey arasında bazı noktalarda uygunluk hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). anestezi, hislerin iptal edilmesi veya ölmesi, duyum yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (tıb). anevrizma, atardamar cidarlarının (çeperlerinin) zayıflamış noktalarında meydana gelen şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiliz diline mahsus deyim; ingiliz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). İrlanda-da oturan ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Şiddetli ıstırap, acı, keder, elem yeis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanilik, hayvan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i animizm, butun varlıkların ve evrenin bir ruh taşıdığına inanan doktrin; varlıkların bedenlerinden ayrı olarak ruh sahibi oldukları inancı; ruhun hayat ve sağlığın temel varlığı olduğuna inanma doktrini ; ruhların varlığına inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). animizmle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anason (bot). Pimpinella anisum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anasonlu içki, rakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insinuate. to hint. to imply. to allude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). oynakların yapışması, eklem katılaşması, ankiloz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlatış tarzı, ifham, tefhim, ifade: Anlatışa göre fetvâ verilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner of telling. way of describing. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fehim, idrâk, akıl erdirme: Benim anlayışıma göre.

2.Zekâvet, kavrayış: Bu adamın kavrayışı yoktur


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. intelligence. sensibility. comprehension. mentality. apprehension. cognizance. discernment. horizon. percipience. sagacity. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. conception. grasp. insight. reach. sense. understanding. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. comprehension. intelligence. sympathy. acumen. apprehension. concept. conception. discernment. insight. judicial conception. penetration. perception. reason. turn of mind. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferâsetli, zeki, fatîn, her şeye akıl erdirir, serî-ül-intikal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. considerate. wise. quick-eyed. comprehensive. discerning. gentle. heartthrob. indulgent. receptive. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. discerning. perspicacious. quick. sensible. understanding. intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. understanding. apt. judicious. levelheaded. penetrant. penetrating. perceptive. percipient. perspicacious. quick. sagacious. shrewd. tactful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insightfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. sympathy. judiciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf olan veya hiç olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitive. inconsiderate. undiscerning. unsympathetic. blind. blunt. dim. purblind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. dozy. insensitive. intolerant. inconsiderate. lacking in understanding. obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. lacking in understanding. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayış zayıflığı veya yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebetude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insensitivity. incomprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihi olayları kaydeden kimse tarihçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin; zıddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagoniste

düşman

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who contends with another, especially in combat; an adversary; an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A muscle which acts in opposition to another; as a flexor, which bends a part, is the antagonist of an extensor, which extends it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medicine which opposes the action of another medicine or of a poison when absorbed into the blood or tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antagonistic; opposing; counteracting; as, antagonist schools of philosophy. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who offers opposition. a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug or a compound that opposes the physiological effects of another At the receptor level, it is a chemical entity that opposes the receptor- associated responses normally induced by another bioactive agent [IUPAC Medicinal Chemistry] Compare agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agent or substance that counteracts the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muscle that counteracts the agonist, lengthening when the agonist muscle contracts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that binds to a receptor and blocks it, producing no response, and preventing agonists from binding, or attaching, to the receptor Antagonists include caffeine and naloxone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug that prevents or reverses the action of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another; in pharmaceutical terms, a drug that binds to a receptor without eliciting a biological response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character whose actions work in direct opposition to the protagonist Examples:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound or drug which blocks or inhibits the effects of a neurotransmitter on receptor activation in the post-synaptic cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Opponent of the protagonist in a drama. a neutral term for a character who opposes the leading male or female character See hero/heroine and protagonist Close Window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that makes it more difficult for a post-synaptic cell to be influenced by neurotransmitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that prevents the activation of a receptor See Agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One agent that opposes or fights the action of another For example, insulin lowers the level of glucose in the blood, whereas glucagon raises it; therefore, insulin and glucagon are antagonists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Biological agent that reduces the number or disease-producing activities of a pathogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The major character in opposition to the hero or protagonist of a narrative or drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something opposing or resisting the action of another One of two muscles which pull in nearly opposite directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasım, karşı çIkan, muhalif kimse. antagonis'tic (s). muhasım, zıt, muhalif. antagonis'tically (z). muhalefet ederek, karşı çIkarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Deccal, Sahte Mesih; Mesih düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Hıristiyan dinine karşı gelen veya çIkan; Deccal'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). antıhistamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yahudi nüfuzuna karşı koymak politikasını destekleyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mikropları ilâçlarla öldürme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antisepsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köleliğe karşı, kölelik aleyhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumsal örgüt ve yararlara karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan tiyatrosunda koronun stropheden sonraki dönüş hareketinde okuduğu satırlar; dansta ters hareketler yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizaltı avcı gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antitez, karşı tez, karşı sav; zıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., her nasıl olursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş zaman, muzari, bazı dillerde kesinlikle zaman bildirmeyen zaman; özellikle Yunanca'da haber kipinin geniş zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anatomi). Körbarsağın ince bir parmak gibi olan 4-12 cm. uzunluğundaki son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendix. vermiform appendix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (apuş dahi yazılabilir). Oyluğun iç tarafı, budun iç yüzü. Apış ayrılmak = Yere gelmek (hayvan) çatlamak, bacaklarını açarak dikilip durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork. crotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the inner side of the thighs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perineum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). maymun gibi, maymunumsu; aşırı taklitçi apishly (z). maymun gibi; taklit ederek. apishness (i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruğu bacağın arasına alıp yorgun ve yılgın bir halde giden (kurt vesaire).

2.Yorulup Aciz kalmış, şaşırmış (Adam).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (upuşmak dahi yazılabilir).

1.(Hayvan) apışlarım açıp çatlaya kalmak.

2.Bir yere dikilip durmak, ileri gidememek.

3.Bir işin uhdesinden gelememek, Aciz kalmak; şaşırıp kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse from tiredness. to squat down. to be astonished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give up. to stand helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Hayvanı) çok yormak, artık yürümeye mecali olmayacak dereceye getirmek.

2.Yıldırmak, horonlatmak.

3.(Gemiyi) iki ucundan demirleyip veya bağlayıp sağlam kasmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitkinin topraktan yükseğe büyüme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). vücudun bazı yerlerinde bulunan mukavim bir deri, akderi, akortü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). san bir konu hakkında konuşmayı inkâr ederek bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhlaştırma, tanrılaştırma; bir şahsı veya prensibi aşırı derecede yükseltme; kutsal kabul edilen fikir veya ideal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değer biçme, kıymet takdir etme, tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak; tahmin etmek. appraisement (i). değer biçme, kıymet takdir etme; tahmin appraiser (i). muhammin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., matematik).

1.Yönlü bir eksen üzerinde bulunan bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebir bakımından değeri: Bir eksen üzerindeki noktalar apsisleriyle belirtilir.

2.Bir noktanın uzaydaki yerini tesbite yarıyan ana çizgilerden yatay olanı. (bk.) Koordinat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two points of an orbit, as of a planet or satellite, which are at the greatest and least distance from the central body, corresponding to the aphelion and perihelion of a planet, or to the apogee and perigee of the moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more distant is called the higher apsis; the other, the lower apsis; and the line joining them, the line of apsides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a domed or vaulted recess or projection on a building especially the east end of a church; usually contains the altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). gezegenin yerçekimi merkezine en uzak ve en yakın noktaları; elipsin tepeleri; (mim)., (bak). apse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap terimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One well versed in the Arabic language or literature; also, formerly, one who followed the Arabic system of surgery. a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a scholar who specializes in Arab languages and culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap dil ve edebiyatı âlimi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arap memleketi. Arap ahali ile meskûn yer, Cezîre-t-ül-Arab = Arabistan yarııVıadası: Arabistan’da çok dolaştığı için güzel Arapça söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arûs). Gelinler, (bk.) Arûs.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Huzur, rahat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرامش] dinlenme. 2.huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süs, ziynet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرایش] süs. 2.süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرائس] gelinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) artık kullanılmayan söz veya terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskopos. archbishopric (i) başpiskoposluk makamı veya bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ARİŞ (i.). Dokumacılıkta boy ipliği. Argaç mukabili, târ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kolun dirsekten aşağı kısmı, sâid.

2.Oküz arabasının oku.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çardak, sundurma, salaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - An gibi çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, doğru tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kalkmak, yerinden kalkmak, doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak, doğmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arısan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe).

1.Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2.Bu felsefe yolunda bulunma hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aristokratlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy soyluerki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aristo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Okunmasına izin vermek için görüntünün arkasından iletilen dahili bir ışık kaynağı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mütareke, ateşkes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Artemisia familyasyndan bir tür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tlb) mafsal iltihabı, arterit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat) eklem, mafsal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. rise. rising. raise. addition. climbing. explosion. accrual. advance. enhancement. increment. jump. step-up. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. boost. buildup. gain. growth. increase. increment. leap. multiplication. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. remaining. accretion. accrual. build up. escalation. gain. rise. upswing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esnaf, zanaatçı, endüstri işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Güzel san’atlardan birini iş edinen kimse, sanatçı, sanatkâr.

2.Eğlence yerlerinde numara yapan kimse.

3.Sinema ve tiyatro oyuncusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. actress. performer. show-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices some mechanic art or craft; an artisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who professes and practices an art in which science and taste preside over the manual execution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who shows trained skill or rare taste in any manual art or occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artful person; a schemer. a person whose creative work shows sensitivity and imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. actress. performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person whose creative work shows sensitivity and imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the individual or group who made the work that is the subject of the record e g Lawrence Beck for Punk Bear Spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practicing fine artist who is not necessarily a resident of the Kansas City metro area Generally recognized by critics and peers as a professional of serious intent and ability The artist may not be a member of the project architectural firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices an art in which imagination and taste presides over the execution This is not deemed to include the business of teaching the mechanics of the art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An attribute which may be used in the Recording and Source elements to specify the name of the recording artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be an artist is often to give yourself permission to do things which you think are not allowed Get inspired from people around you, share, make 'mistakes', look at what are others peoples doing, do something even if you don't have the perfect skills to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The artist is usually listed first i e Hunting scene by Henry Alken The artist painted or drew the original picture He or she may or may not have been involved in the print making process Sometimes the original might be redrawn- i e Hunting scene by Smith

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This term is used to apply to any practitioner in the arts, not limited to visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Europe, this refers to cards of actors and actresses In America, it refers to illustrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artist is somebody who draws, paints or produces other works of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Entertainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional skills of fine artists like painters or sculptors in visually defining and describing objects is a core influence on the work of the designer for industry Designers in Britain in the early years of the 20th century were called commercial a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A waste of space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatçı, sanatkâr, ressam, heykeltıraş; sahne sanatçısı; argo düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahne sanatçısı, dansöz, şantöz, aktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sanat yönü olan, estetik güzellie sahip, sanatkârane, güzel sanatlara ait. artistically (z). sanatkârca, sanatkârane bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güzel sanatların gerektirdiği hususiyetleri taşıyan, sanatlı, sanatça, sanatlıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic. artistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatkârlık, sanat kabiliyeti , sanat eserleri; güzel sanatlarla meşgul olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Asûden» fiilinden imas.).

1.Rahat, huzur.

2.Umumî emniyet, umumî sulh ve refah, huzur. Hıfz-ı Asâyiş = Asayişi korumak. Asâyiş-pervar = Emniyet ve sulha hizmet eden. Asâyişperverâne = Emniyet, asayiş ve huzura hizmet edecek surette.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order. public security. order. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. peace. public order. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law and order. public peace. public order. public security. tranquillity. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسایش] huzur. 2.güvenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asâyiş ariyan, rahatını ve huzûrunu isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mikropsuzluk, asepsi. aseptic (s). mikropsuz, aseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılmak fiili, tarz ve sureti. mec. musırrâne talep veya teklif. Musallat oluş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çiçek ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşılanmamış: Ne kadar aşısız çocuklar varsa aşılanmalı.

2.Aşı vurulmamış yabanî ağaç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvaccinated. ungrafted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir işin başında bulunan bir kimsenin yardımcısı. Daha çok profesör ve doçent yardımcıları için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assistant

1. yardımcı,

2.araştırma görevlisi

1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb.

2.Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. intern. coadjutor. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. assistant to a professor. assistant doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant (of a professor. assistant. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yabani acimarul, Karahindiba, Taraxacum officinalis, Dent de lion, Dandelion): Bileşikgiller familyasından, yol kenarlarında, çayır ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri sarıdır. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Gögsü yumuşatır, öksürüğü keser. Balgamlı ishalleri keser. Karaciger şişkinliğini indirir. Böbrek ve safra taşlarını düşürür. Sarılıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze filizleri kırıldığı zaman akan sütü de dişleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr..Y. botanik). Zambakgillerden, daha çok saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). aspidistra, zambak familyasından çok güzel yaprakll bir salon bitkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yardım etmek, muavenet etmek, iane vermek, desteklemek; (i). yardım assist at hazır bulunmak assistance (i). yardım, muavenet, imdat, iane assistant (i). muavin, yardımcı assistant professor asistan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top billing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., astr. yıldız kümesi; matb. uç yıldız işareti; bazı kristalleşmiş madenlerin i çinde yıldız şeklinin belirmesi özelligi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şaşırtmak, hayrete dusurmek. be astonished at hayret etmek, şaşmak, şaşakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled,(seized,struck). with astonishment şaşmak, şaşakalmak, donakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed. nominated. designated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. athéiste

fel. tanrıtanımaz

Tanrı’nın varlığını inkâr eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. atheistic. atheist. disbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. atheistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan; mec. Çok öfkeli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allahın varlığını inkâr; Allahsızlık. atheist (i). Tanrının varlıgını kabul etmeyen kimse, ateist. atheistic, -al (s). Allahsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıp)damarlar ın tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılmak fiili, atılma, (bk.) atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Atmak fiili ve tarzı, atma (bk.) atmak.

2.Nişancılık.

3.Övünmek maksadiyle söylenmiş fâhiş yalan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. beat. throw. firing. shooting. shot. burst. chuck. fling. gunshot. inning. innings. pistol shot. projection. put. shoot. shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. fling. gunfire. gunshot. shoot. shot. shy. throw. throwing. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throwing. casting. discharging. swaggering. inventing. exaggeration. shooting. pitching. pulsation. pitch. round. shoot. shot. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting gallery. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. bust up. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vuruşmak, taş ve silâhla birbirine vurmak.

2.Birbirine söverek kavga etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. bicker. quarrel. wrangle. to quarrel. to bicker. to argue. to squabble. to have a row. to have a tiff. to have words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to try to make up with. altercate. bicker. spar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ATIŞDIRMAK.

1.Sövüp saymak, birinin kabahatlerini sayarak suçlamak ve serzeniş etmek.

2.Acele ile yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt down. to gobble. to drizzle. to mizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gobble. to begin to rain or snow slowly. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda Cebelitar ık'ın batısında var oldugu ve sonradan zelzeleden battığı söylenen efsanevi bir ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlama, (bk.) atlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atomculuk. atomist (i). atomculuğu kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). üç kişilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). anormal derecede hayale dalma, içe kapanış. autistic (s). hayale dalmaktan kurtulamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi hastalığını teşhis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). kendiliğinden vücut bulma, kendi kendine peyda olma. autogenet'ic (s). kendi kendine peyda olan; jeol suyun tesiri ile peyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendini hipnotize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik oluş; isteğe baglı olmadan yapılan hareket; (psik)., (fels). otomatizm, özdevim, munsakiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). «Görünce» anlamına gelen bir terim. Gösterildikçe ödenmesi lâzımgelen poliçelere yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, mec. kandırılma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere ve Amerika'da kullanllan tartı usulu; (k).dili şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksen, mihver, kutup; (mak). dingil; (tar). itilâf, anlaşma, uyuşma. axis bearing (mak). dingil yatağı. axis friction (mak). mihver sürtünmesi. axis pressure dingil basıncı. axis of rotation deveran mihveri; (mat). dönüm ekseni magnetic ax

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon beam. moon light. moon. moonbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. separation. going. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reserved. booked. set apart. set aside. isolated. disjointed. divided. divorced. split. estranged. segregate. disunited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart. isolated. off. separate. reserved. dedicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separated. assorted. detached. discrete. disespoused. divided. insular. secluded. segregated. selected. spoken for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. desintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Bir cismi meydana getiren unsurların birbirinden ayrılması ile o cismin bileşik hali bozulmak, Osm. tahallül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. resolve. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. to separate. to decompose. to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik bozulma yaratan, bakteriler ve mantarlar gibi ayrıştırıcı organizmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. extrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Birleşik olan bir şeyi unsurlarına ayırmak, tahallül ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. distil. distill. extricate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. resolve. to decompose. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parse. to decompose. to analyze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkışma, kınama, tekdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tedricen azmak, şiddet kesbetmek: Kavga azıştı.

2.Tutuşmak, kavga etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tedricen şiddetlendirmek: Kavgayı azıştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «Azmûden» fiilinden imas). Deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزمایش] deneme, sınama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Isıdaki değişmenin gazlarda yol açtığı yukarıya yönelik hareket.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriler vasıtasıyla meydana getirilen kimyasal ayrışma; bakteri hücrelerinin imhası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Baffin arazisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili ve tarzı, nâra, sayha: Bu bağırış nedir? (bk.) Bağrışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shouting. clamour. holler. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağışlanan şey veya bağışlamak işi, teberru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. gift. endowment. benefaction. bestowal. bounty. contribution. donative. grant. largess. largesse. offer. offering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefaction. boon. bounty. donation. grant. largesse. offering. charity. largess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donation. grant. gift. charitable bequest. charitable contribution. charitable gift. endowment. gratuity. offering. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bağışlanan şey, ihsan. 2.Sıçrayış, atlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bağış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Muaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exempt. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. pardon. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. donation. granting. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı.

2.Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım.

3.Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı.

4.(Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donate. give away. give to charity. pardon. forgive. excuse. have mercy. save. absolve. bestow. dispense. endow. grant. hand out. hand over. instate. kick in. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestow. condone. excuse. forgive. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forgive. to pardon. to donate. to make gift. to spare. absolve. contribute. dispense. excuse. give away. grant. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon. donation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pardoned. to be donated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bahşiş ve hediye verdirmek.

2.Affettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Bağışlayan, ihsan ve nimetler veren.

2.Affeden, mağfiret sahibi, gafûr, rahîm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. magnanimous. merciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiving. compassionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bağışlamak fiili, bahşiş, nimet verme, ihsan.

2.Af, safh, mağfiret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bahçelik ve bağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconnected. uncommitted. uncoursed. non-aligned. choppy. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. clamour. squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birlikte ve bir ağızdan bağırmak, yaygara ve çığlık koparmak: Kadınlar bağrışmaya başladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whoop. to shout all at once. to shout at each other. to scold each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bahailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahis» den if.). Bahseden, bir bahsi havi, bir şeye dair malûmat ve ifadeyi toplayan: Ziraatten bâhis kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı bahs) (c. ebhas).

1.Bir şey hakkında etrafiyle söz söyleyip hakikati araştırma: İslâm medeniyetinden bahsediyorduk; son ilmî terakkilerden bahis açıldı.

2.Söz münazaası, muaraza, mübahase: Bu adam bahsi çok seviyor; bazı inanışlar hakkında bahse giriştiler.

3.Bir mevzu hakkında tafsilât, açıklama: Fizikte ses bahsi; akaait’te kader bahsi. 4.Bir iddia üzerine, sözü doğru çıkan tarafından kazanılmak üzere bir mükâfat tayini, ödül: Böyle olduğuna bahsederim; bahsi kazandı; bahse girişmem (bu dördüncü mânâ dilimize mahsustur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. place bet. wager. discussion. inquiry. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. wager. subject. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusion. article. bet. betting. discussion. question. stake. wager. wagering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باحث] bahseden, söz eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحث] konu. 2.tartışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookmaker. commissioner. backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. punter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Söz eden, bahseden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bağışlayış, ihsan, hediye.

2.Af, hoşgörme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bağşiş» den türemiş olmalıdır). Bahşiş, bağşiş, ihsan, hediye, hademeye ve iş adamlarına kararlaştırılmış ücretten fazla olarak verilen para: Hizmetçiye bahşiş vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratuity. tip. baksheesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baksheesh. gratuity. tip. drink money. fee. gratification. largesse. remuneration. reward. throw money. vail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشش] bağış. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz.İkbal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bas» den if.) (mü. bâise). Sebep, mucip: İçki, ölümüne bâis oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [باعث] yol açan, sebep olan. bâis olmak yol açmak, sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakmak fiili ve tarzı: Bu nasıl bakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. glance. eye. blink. view. dekko. gander. regard. slant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. look. regard. squint. view. glance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. view. blink. gaze. overlook. prospect. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Parçaları arasında bakışım bulunan, mütenazır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakışı olan: Ahû bakışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İstenmeyen bakterileri öldürmek için kullanılan kimyasal bileşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeybee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey-bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Balear adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالش] yastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ.-tae) mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balistik ilmi, askerlikte atış ilmi. ballistic (s). atılan gülleyle ilgili. ballistic curve bir güllenin çizdiği eğri. ballistic missile ask. roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sürgün etmek; kovmak, uzaklaştırmak. banisher (i). sürgüne gönderen kimse. banishment (i). sürgün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaftiz, vaftiz ayini. baptismal (s). vaftizle ilgili. baptism of fire bir askerin katıldığı ilk savaş; çetin bir imtihan veya tecrübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who administers baptism; specifically applied to John, the forerunner of Christ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a denomination of Christians who deny the validity of infant baptism and of sprinkling, and maintain that baptism should be administered to believers alone, and should be by immersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Anabaptist. follower of Baptistic doctrines of or pertaining to or characteristic of the Baptist church; 'Baptist baptismal practices'; 'a Baptist minister'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower of Baptistic doctrines. of or pertaining to or characteristic of the Baptist church; 'Baptist baptismal practices'; 'a Baptist minister'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Baptist denilen Protestan mezhebi mensubu; vaftiz eden kimse. John the Baptist Yahya peygamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisenin vaftiz ayini için ayrılmış kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). munevverlerce makbul olmayan ifade tarzı; edebiyatta ve sanatta bazılarınca alışılmış şekil ve yazıların haricinde kalan tarzda eserler; vahşilik, kabalık, barbarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaşma, barışma, silâh bırakma, sulh, musâlaha: Barış ettiler = Barıştılar, musâlaha ettiler. Savaştan veya dargınlıktan sonra tarafların uzlaşması, sulh, müsalâha: «Yurtta barış, cihanda barış Barış görüş olmak = Her türlü dargınlığı unutarak barışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concord. peace. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. reconciliation. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Savaşsızlık durumu. 2.Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3.Dirlik, düzenlik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Barış).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist. peaceful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacific. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceable. peaceful. peace-loving. pacific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışseverlik, kavga düşmanlığı, barışçı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (bk.) Ağırküre

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barysphère

jeol. ağır küre

Yer yuvarlağının, yoğunluğu ve katılığı çok olan bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmış, müsâlaha etmiş, sulh ve uyuşma içinde bulunan: Şimdi barışıkdıriar. mec. Uygun, muvafık, birbirini tutar (renk vesaire). Barışma, sulh, sulh yapma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at peace. reconciled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmak fiili, müsâlaha, silâh bırakma, savaşa son verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. pacification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Savaşa veya anlaşmazlığa, müsâlaha etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make peace. make it up. make up. smoke the peace pipe. kiss and make up. make one's peace with. reunite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to make it up. to come to an agreement. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışçı olan, barış içinde yaşamaktan hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. peaceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışdıran, iki hasım arasında sulh ettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsalâha ettirme, arabulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Müsalâha ettirmek, arabuluculuk etmek, uzlaştırmak, mec. Renk vesaireyi uygunlaştırmak, uydurmak, imtizaç ettirmek, uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. to reconcile. to conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. dava vekili, mahkemede dava görebilen avukat, avukat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cephalalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Basılmak fiili ve tarzı. Bu, nasıl basılış?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). şahmaran, nefes veya bakışında öIdürme gücü olduğuna inanılan ejderha; kertenkele gibi sürüngen; bir cins tropikal Amerikan kertenkelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basmak fiili ve tarzı, bk Basmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaide, temel; menşe, kaynak; ana prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. opening. initiation. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. A). En üst derecedeki müfettiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief engineer. chief inspector. first engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. batteriste

müz. davulcu

Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmak işi ve tarzı. (bk.) Batmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. sinking. setting. decline. downfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinking. foundering. setting. decline. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patiska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). batist, ince ve renkli patiska.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relay race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsiyle, hele.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bearish

ekon. düşen piyasa

Borsada fiyat indirilmesine neden olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayı gibi kaba ve sert; yontulmamış; borsada fiyat indirimine sebep olacak sekilde; fiyat indirmeye meyilli. bearishness (i). fiyatlar düşecek düşüncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı, yâ’nın fethiyle becâyiş, yani onun yerine mânâsiyle bizde kullanılan ve künye defterindeki kayıttan alınma bir tâbir olup Farsça’da kullanılmaz). iki memurun biribirinin yerine gelip görev değiştirmesi, kendi talepleriyle her biri diğerinin yerine nasbolunması: Becâyiş oldu. Becâyişi icra edildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of positions by mutual consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of offices between two officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجایش] yer değişimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, endîşîden = düşünmek). Kötülük düşünen, herkesin kötülüğünü düşünen ve arzu eden, bed-hâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بداندیش] kötü düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dolunay yüzlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدسرشت] kötü yaratılışlı, mayası bozuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Beğeniş, takdir, kabûl, Ar. istihsân, Fars. pesend.

2.Seçme, intihap, ihtiyar, tercih.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçmak, cennet, firdevs. Behişt-Aşyân: Behişt-mekân = Cennet-mekân. Firdevs-makar = Büyük ölüler için kullanılmış tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cennet. 2.Uçmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennete mensup ve müteallik, cennetlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشتی] cennetlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarar, mahzur: Bunda beis yoktur. Bir beis görmüyorum. (Kuvvet, şiddet ve azab mânâlarıyle dilimizde pek kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekleyiş, bekleme, intizar, tarassut.

2.Koruma, muhafaza, sıyânet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anticipation. wait. waiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

: Esaslı bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları, çoğunlukla yorgunluk sonrası görülür. Dinlenmekle geçer. Uzun süren bel ağrılarında mutlaka doktora görünmek gerekir. Yorgunluktan doğan bel ağrılarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Bele; dört kat lahana yaprağı konur, üstü sıkıca sarılır. İstirahat edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumbago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Belirtisiz, belirtilmemiş olan. Belirtisi olmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. - Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz.Süleyman’a biat ederek kendisiyle evlenmiş ve müslüman olmuştur. Kur’an’da ismi lafzen geçmemiştir. Fakat Hz.Süleymanla arasında geçen olaylar Neml suresinde anlatılır. Kur’an’da bahsedilen kadının o olduğu rivayet edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenme, zihne koyma, ezberleme, zapt ve hıfz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Malûm olmayan, meçhul, belirli, muayyen olmıyan: Gidip gitmeyeceği bellisizdir.

2.Fark olunamaz, görülemez: Babil’in harabeleri bellisiz olmuştur.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Bengi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Efsanelere göre, içene ebedî hayat veren su, ab-ı hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzetmek işi, teşbih, temsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzeyiş müşabehet, benzer ve denk olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resemblance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amberbâris.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintuplicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıda veriş, Ar. infak, tagdiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZZAZISTAN (bk.) Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZİSTAN bk. Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f. A.). Nisbeten, bir dereceye kadar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes'i kelimesi kelimesine kabul eden kimse; Kitabı Mukaddes bilgini . biblio- önek kitaplarla ilgili, Kitabı Mukaddes'le ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی اندیشه] düşünmeyen, umursamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişiyle aynı zamanda evli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حس] hissiz, duygusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstisnasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without exception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. f. A.). Tersine, aksine olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعکس] aksine, tersine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bildirme, anlatma, haber verme, Ar. İlâm, ifhâm.

2.Haber verme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilginer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorant. insensible. unenlightened. uninformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant. clueless. illiberal. unenlightened. unknowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgisiz olma hali, cehalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. unawareness. illiteracy. dark. darkness. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. ignorance cehalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. lack of knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanda bulunan bir nevi asalak kurdun meydana getirdidi bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Gayrışuur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BİLİR-KİŞİ) (i.) (y. k.). Belirli bir işten iyi anlayan, ehlihibre, ehlivukuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expert. authority. surveyor. referee. valuer. valuator. friend of the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. consultant. expert. judge. pundit. referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise. expertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilme, vakıf olma, vukuf, agâhl ık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini bilmek veya öğrenmek, tanışmak, tanışık çıkmak veya dostluk kurmak: Kim olduğumuzu birbirimize sorarak biliştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefiting of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاستفاده] yararlanarak, istifade ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاستحصال] alarak, elde ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاشتراک] katılarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient. worldly wise. know-it-all. smart aleck. smarty. wiseacre. wise guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مثال] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirmek fiili ve tarzı .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ata binmek fiili ve tarzı.

2.Vaktiyle ata binildiği vakit giyilen resmî kıyafet.

3.Osmanlı devrinde ulemânın bazı merasimde giydikleri geniş cübbe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style of riding a horse. parade uniform. mounting. boarding. ride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Dişler) birbirine binmek, Osm. Irticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get on the same vehicle. to overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنسبه] bir dereceye kadar, nispeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayati kimya, biyokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. canlı organizmaların sadece canlı organizmalardan geldiklerine ait kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji bilgini, biyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. organizmaların ayrılıp dağılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşayan hücrelerden oluşan organik maddelerin kimyasal terkibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müşteri (Jüpiter) gegezeni. Farsça’sı Bercîs’tir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulated. cumulative. accumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulative. accrued. accumulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somebody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. anybody. somebody. one. someone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone. anybody. somebody. someone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برشته] kavrulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Tekrar. Musikide bir parçanın tekrarı veya konser programında program dışı bir parçanın icrâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iki defa, tekrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Esir tutsak. 2.Altın, gümüş kakmalı işlemel(Erkek İsmi) 3.Saçılan şey, saç. 4.Güçsüz, dermansız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).) Döşeme, kilim, seccade, halı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بساط] yaygı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bisküvit, çörek, kremasız pasta; açık kahverengi; perdah vurmadan evvelki haliyle fırınlanmış çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيشه] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Avrupa,nın bazı bölgelerinde, kuzey ve kuzey doğudan esen kuru ve soğuk rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ثبات] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی سبب] dayanıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikiye bölmek; geom. iki eşit parçaya ayırmak. bisection i. ikiye bölme. bisector i., geom. açıortay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisexuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سر] başsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شرم] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı tarafından bir peygamberin, bilhassa Peygamberimiz’in halkı Hak dinine davete memur buyurulması: Bİset-i Nebeviyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. hem erkek hem dişi, iki cinsiyetli, hünsa; bot. kendi kendini aşılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. piskopos; satranç fil; sıcak ve baharatlı şarap; f. piskopos tayin etmek. bishop's miter shell firavun tacı, zool. Mitra episcopalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piskoposluk rütbe, görev ve bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). İki veya üç tekerlekli ve tekerlekleri pedal vasıtasıyle çevrilen tek kişilik taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike. cycle. push-bicycle. push-bike. roadster. velocipede. wheel. pushbike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicycle. bike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ride a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bishkek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BİSKÜİ, BİSKÜİT (i. Fr.). Bir çeşit ufak ve gevrek peksimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cracker. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bizmut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bizon, bir çeşit Kuzey Amerika yabani sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç çeşit koyu çorba; av etiyle veya deniz mahsulleriyle yapılan çorba; bir çeşit dondurma; tenis gibi oyunlarda oyuncuya tanınan fazladan bir vuruş veya buna benzer bir hak; sırsız çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera’: Sahabedendir. Babası Bera’ b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BISRIK (i.). Cılız, cansız, utangaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. artık yıla ait; i. artık yıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yirmi, 20.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيست] yirmi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki sabit durumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mercan taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bistem). - Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Horasan eyaletinde El-Bürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2.Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بستر] yatak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kahverengi bir çeşit boya; kurum boyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurt pençesi, yılankökü, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşter, bisturi, teşrih bıçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small informal restaurant; serves wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small informal restaurant; serves wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bistro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili küçük bar, taverna, gece kulübü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Neşter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lancet. scalpel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی سود] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bisülfit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شعور] bilinçsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی شبهه] kuşkusuz, şüphesiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شمار] sayısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسيار] çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. finale. termination. expiration. expiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ending. expiration. finish. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. windup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmış, kavuşuk, Ar. muttasıl, mülâsık, Fars. peyveste: Vapur iskeleye bitişikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. touching. next to. next-door. next-door house. neighbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. contiguous. joining. attached. next door. adjoining. coterminous. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırılmak: Şu iki masa bitiştirilirse bir uzun sofra olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetal. herbal. vegetative. galenic. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. vegetal. vegetable. vegetal nebati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable. vegetal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. departed. done. finished. over. past. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. done for. terminated. finished. all over. clapped out. complete. cut and dried. done. all to pieces. spent. wrapped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Faydalanmak suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hakkı ile, liyâkatli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstiklâl üzere, başlıbaşına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, iştirâk = ortaklık). Ortaklıkla, ortaklaşa, ortaklık ederek, birleşerek: Ortaklar bi’l-iştirâk bir fabrika açtılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzinle, ruhsat alarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kara liste; f. kara listeye almak, boykot etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yağcılık etmek. blandishment i. yağcılık; albeni, çekici davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bozmak, güzelliğine halel getirmek, lekelemek; i. leke, kusur, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz kapaklarının iltihabı, blefarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saadet, neşe, mutluluk. blissful s. neşe dolu blissfully z. neşeyle. blissfulness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kabarcık, fiske, su toplama; yakı; ask. uçağın üsünde bulunan ve içine silah yerleştirilen saydam odacık; f. kabarmak, su toplamak; kabartmak; azarlamak. blistery s. kabarcıklı; azarlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Block Sale)

Emir miktarı şirketin ödenmiş/çıkarılmış sermayesinin % 10’unu aşan satış işlemidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavimtırak renkte, lüfere benzer eti lezzetli bir balık, zool. Pomatomus saltatrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mavimsi, mavimtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. domuzca, domuzvari; şehevi; canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek ağrısının nedenleri çeşitlidir. Bunlar arasında: böbrek taşı, böbreklerden idrar akışının tıkanıklık nedeniyle düzensizliği, böbrek uru, böbreklerden çıkan zehirli atıkları mesaneye taşıyan borularda taş, ur veya kan pıhtısı, böbrek apsesi olabilir. Ağrılar sırasında terleme ve kusma da görülebilir. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Böbreklerin üstüne gelecek şekilde haşlanmış veya çiğ lahana yaprağı konup, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Budalık mertebesine ulaşabilen fakat başkalarının ıstırabına karşı duyduğu merhamet ile bu mertebeden vazgeçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Havasızlıktan, toz, sigara içmek, burun tıkanıklığı, dişeti iltihabı gibi nedenlerden kaynaklanır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, papatya.

Hazırlanışı : 1 tane elma külde pişirilir. Sonra ikiye bölünür. Üzerine 5 tane papatya çiçeğinin tozu ufalanıp, boğazın iki yanına konulur, sarılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürültülü; şiddetli; fırtınalı (dalga,hava,rüzgar). boisterously z.gürültülü olarak. boisterousness i. gürültülü olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. testimonial. reference. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. testimonial. certificate of good service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. certificate of good service. bene decessit. character. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumaya ve kitaplara düşkün; hayat tecrübesinden fazla kitaplara bağlı olan, nazari; kitaplara ait veya bağlı, kitabi; edebi. bookishness i. kitap düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., Fr. burjuva; orta sınıf; s. orta sınıfa mensup; zarafet ve incelikten yoksun. bourgeoisie' i orta sınıf, burjuvazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkek çocuk tavırlı, oğlanlara yakışır, oğlanvari; çocukça. boyishly z. oğlanlara yakışır şekilde. boyishness i. oğlanvari oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intact. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. good. incorrupt. intact. inviolate. pristine. uncorrupted. unmutilated. unspoilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif tuzlu, acı; tatsız. brackishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti veya sebzeyi yağda çevirdikten sonra kendi suyuyla yavaş yavaş pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak, savurmak; i. sallama, savurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. et suyu; tirit, et suyuna batırılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. canlı, hareketli, uyanık: sert, kamçılayan (hava ve rüzgar); f. canlandırmak, hareketlendirmek; canlanmak, hareketlenmek. briskly z. canlı olarak. briskness i. canlılık, hareketlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın göğüs eti, döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kalın ve sert kıl, domuz kılı; f. tüylerini kabartmak, öfkelenmek: dikelmek; diken diken olmak (saş, kıl,ve tüy); sert kılları andıran bir şeyle dolu veya kaplı olmak; dikeltmek. bristly s. kıllı; öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Britanya'ya ait; i. ingiliz, Britanyalı. Britisher i. ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bronşit, nefes borusu ile bronşların arasındaki zarın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çürütmek, berelemek, ezmek; incitmek, kırmak; dövmek (havanv.b.'de); çürük peyda etmek,bir yerini çürütmek, berelemek; incinmek; i. çürük, bere ezik. bruiser i. boksör; k.dili kaba ve güclü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaba, hayvan gibi, insanlıktan uzak; bedensel, cinsel; uygarlıktan yoksun. brutishly z. hayvanca. brutishness i. hayvanlık, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla şık, züppe, hoppa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddhist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budhist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler

6.Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarlarıyy.’da geldiler. Slavlarla karışarakyy.da Hıristiyan oldular,Veyy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boğa gibi; fiyatların yükselmesi ümidinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cilalamak; parlatmak; i. cilâ, parlaklık revnak. burnisher i. cilâcı perdahçı; mühre perdah kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bursan iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapırtılı öpüş.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), şayak. caddis fly dort kanath bir böcek, (zool), Trichoptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).). Çağlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her çeşit fizyolojik ve psikolojik vakanın bir başkasını uyandırması hali, tedâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association of ideas. connotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirine seslenmek.

2.Hep birden çağırmak, haykırıp yaygara etmek: Biri öldüğü için kadınlar Çakal çağrışıyorlardı. Çocuklar bağrışıp çağrışıyorlar, bir şey söyleyin şunlara.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to call out in unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). cephane sandığı, cephane arabası; sualtı temel islerinde kullanllan sandık; batan gemileri yüzdürmek için kullanılan duba. caisson disease (bak). bends.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakmak fiili ve tarzı.

2.Şimşek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» tan) (mü. câllse). Oturan: Cilis-i taht-ı saltanat oldu = Saltanat tahtına oturdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çiftleşme.

2.Nâz ile salınan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çalışılmak, gayret ve ikdam olunmak: Ne kadar çalışılsa bu iş olmaz.

2.İş işlenmek: Sıcakta çok çalışılmaz.

3.Ders ve tahsile devam etmek: Gençlikte çalışılırsa sonra pişmanlık çekilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»),

1.çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır.

2.Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çalışmak işi. (bk.) Çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour. study hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çabalamak, emek ve gayret etmek: Filân işi görmeye çok çalıştımsa da muvaffak olamadım.

2.işlemek, iş görmek, uğraşmak: insan günde sekiz saat çalışmalıdır.

3.Derse ihtimam ve tahsile devam etmek, okuyup yazmak: Talebe çalışırsa, öğretmenlerine de heves gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. study. operate. function. endeavor. endeavour. labor. labour. practise. practice. serve. start up. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. to study. to work. to strive. to try. to run. to operate. attempt. belabour. endeavour. to have a go at sth. go. keep at sth. ply. toil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor.

2.İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor.

3.Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hattat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinist, Kalvin doktrinine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski kambiyocu, kambiyo uzmanı; kambiyo el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Y.). Camilerde icrâ edilmeye mahsus, saz eşliği olmayan musiki formlarını içine alan musiki ki, Türk dinî musikisinin birinci dalıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın iç gömleği, kaskorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

konserve kutusu. kutu. teneke kutu. teneke kutudakı ıçecek. kodes. hapıshane. hela. kiç. popo. kaba et. -ebılmek. yapabılmek. edebılmek. konservesını yapmak. olabılmek. konservelemek. kasede kaydetmek. kayit yapmak. uzaklaştirmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Canını feda eden, canını harcıyan, can saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla madenden yapılmış olan çay, kahve vb kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendir, kenevir, haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جان نثار] canını feda eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıkıh bilgini, fakih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -tharides) (ecza). kuduzböceğinden yapılan bir ilâç; kuduzböcegi, (zool). Cantharis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). eyerin veya dizginin üstüne örtülen süslü örtü, haşe; kıyafet, elbise, giyecek; (f). haşe örtmek; süslemek, donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Cross Trade)

İşlemin alıcı ve satıcı tarafının aynı üye olması durumunu ifade eder. Bu şekilde işlem oluşturmaya yönelik emirler (Cross Orders), belirli kurallar dahilinde işlleme tabi olurlar.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). kalp iltihabı, kardit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit beşlinin 1 ‘incisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygaracı, geveze, terbiyesiz, güldürücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaygara ve gevezelik etmek, edepsizlik ve şamata etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaygara, gevezelik, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineleri ve video kameralar için objektif geliştirmek ve tedarik etmek üzere Sony ile ortaklık kuran ünlü objektif imalatçısı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanya prenslerinden Don Karlos veya Fransa kralı X. şarl'ın taraftarlığını gütme. Carlist (i). Don Karlos veya X. şarl taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çarpılmak işi ve tarzı: Bir çarpılış çarpıldı ki...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birbirine çarpmış, karışık, çapraşık.

2.Çarpık, eğri. 3.Birbirine binmiş (diş).

4.Düzgün ve muntazam olmayan, çetrefil (dil).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Vuruşma, tokuşma. Ar. müsâdeme.

2.Tutuşma. Ar. mudârebe, mukatele.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. collision. combat. conflict. impact. skirmish. smash. smash-up. fight. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vuruşmak, tokuşmak, müsâdeme etmek: Pencere kanatları rüzgârdan çarpışıyordu.

2.Tutuşmak, Osm. mudârebe ve mukatele etmek: İki birlik birbirine rastgelip çarpıştılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. bump. clash. collide. fight. skirmish. to collide. to bump. to clash. to crash into each other. to fight. to battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak.

2.Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot).(buğday ve arpa gibi) tek tohumlu açılmaz kuru meyva, karyops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah frenküzümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâk meseleleriyle ugraşan kimse. ahlâk kurallarını kendi isteğine göre yorumlamaya gayret eden kimse. casuis'tic (s). ahlâk kurallarıyla ilgili; ahlak kurallarınl kendi çıkanna göre yorumlayan. casuis'tically (z). kendi çıkarına göre yorumlayarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; (tıb). bir hastalığın geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). dokularda maddelerin karışımının bozularak daha basit maddeler haline gelmesi, anabolizmin karşıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime ve deyimleri yanlış kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kataliz. catalyt'ic (s). katalizle ilgili. catalyst (i). katalizör; başlatan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilmihal; bir kimsenin fikirlerini anlamak için sorulan sorular. catechist (i). ilmihal öğretmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayın balığı, (zool). Silurus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatın hisleri durulaştırmadaki etkisi; psikoanalizde zâhiren iyileşme sağlayan boşalım; gizli kalmış hislerin açrğa vurulmasrnı sağlayan psikoterapi; (tıb). ishal, amel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklik, Katolik kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışma hâlinde bulunan, birbiri ile çatışan: Bu soru üzerine bir sürü çatışık düşünceler ileri sürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. clashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. battle. run-in. conflict. disagreement. brush. coincidence. collision. rencontre. scrimmage. skirmish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. clash. collision. conflict. skirmish. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. argument. dispute. skirmish. clash. collision. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kavuşmak, ilişmek, uç uca bağlanmak, tutturulmak.

2.Tokuşmak, birbirine çatmak, çarpışmak, müsademe etmek.

3.(Köpek ve ona benzer hayvanlar, böcekler) Çiftleşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. coincide. collide. conflict. contravene. skirmish. to clash. to collide. to conflict. to quarrel. to skirmish. to coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clash. to collide. to have a quarrel. to be in conflict with. to fit into one another. to interconnect. to jam. to intersect. to engage. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uç uca kavuşturmak, iliştirmek, birbirine bağlamak, birleştirmek.

2.Tokuşturmak, çarpıştırmak, müsademe ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitki sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşatılıp tatlılaştırılmış ve kalıplar halinde sıkıştırılmış tütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennet gibi yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İşret yeri, içki içilecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tereddüt edilecek nokta, şüpheli olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text’in CD WALKMAN®’dan bir MD WALKMAN® Kaydediciye kopyalanmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arabistanın yerli kabilelerinden birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Zâlim, gaddar.

2.Mâşuk, sevilen, sevgili.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاپيشه] üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. 2.aşığını üzen sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweepstake. sweepstakes. draw. drawings. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekme işi ve şekil. (bk.) Çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haul. hitch. pull. traction. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. draw. haul. pull. drawing. pulling. traction. extrusion. aspiration. attraction. intake. air draft. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi, gıybet ve mezemmet tarzı: Onu bir çekiştiriş çekiştirdi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan smüş.) (c. cülesâ). Birlikte oturan, arkadaş. Ar. refik, Fars. hemdem, hem-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جليس] arkadaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık) (y. k.). Birbiri ile çelişen, mütenâkız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. conflicting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. contrast. discrepancy. paradox. contradictoriness. antinomy. cleavage. excursion. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. discrepancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. conflict. disagreement. discrepancy. paradox. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. mantık). Tenakuz, birinin doğruluğu ötekinin yanlış olmasını gerektiren iki halin bu vaziyeti çelişmedir. Çelişme prensibi felsefede muhakemenin prensibi olup «bir şey aynı zamanda hem var hem yok olamaz» şeklinde ifade edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. controversy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. be in contradiction with. belie. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. contrast. to contradict. to contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. to be in contradiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). viyolonsel çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok sık ağaçlardan müteşekkil orman. Bilhassa Hindistan ve daha çok Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sık ağaçlı orman. Bilhassa Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the front-lines. army service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kiraz kırmızısı; (s). kiraz kırmızısı renginde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritilmiş sığır yağı ve eti. Çerviş yağı = Bu madde ile sade yağın karışımı olan adi yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmûs). e. mandalar, su sığırları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواميس] mandalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câsûs’un c. Casuslar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevirmek fiili ve tarzı, (bk.) Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sofrada yemeği ısıtmaya veya sıcak tutmaya mahsus alttan ısınan madeni cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hafif gezinti arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şezlong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün veya suni ipekten yapılmış desenli ve düz dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ chamois) dağ keçisi, (zool). Rupicapra; bu hayvanın derisi, güderi. chamomile (bak). camomile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -mata) inayet, ihsan; Tanrı vergisi; başkalarını etkileyebilme yeteneğini veren ayrıcalı ruhsal kuvvet. charismat'ic (kerizmat-ik). (s). bu çeşit kuvveti olan; Tanrı vergisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 19 yüzyılda ingiltere'de siyasi reformcuların kurdukları partinin doktrin ve hareketleri. Chartist (i). bu ahmın taraftarı. chartography (bak). cartography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sicilya sahiline yakın ve klasik mitolojide kadın canavar olarak şahıslandırılan tehlikeli bir girdap. between Scylla and Charybdis iki ateş arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ chassis)., (-iz) oto şasi; top kızağı; çerçeve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezalandırmak dövmek chastisement (i). döverek cezalandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşırı milliyetçilik, şovenizm. chauvinist (i). aşırı derecede milliyetçi kimse. chauvinis'tic (s). aşırı milliyetçi. chauvinis'tically (z). aşırı derecede milliyetçi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. check-list

denetim çizelgesi

Yolcu veya ürün sayısının denetlenmesi için kullanılan yolcu veya mal adının yazılı bulunduğu liste.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadln iç gömleği, kombinezon; kadın elbisesi, pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın buluzü, bolero.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimyager; (ing). eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimya .analytical chemistry analitik kimya. inorganic chemistry inorganik kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). simiotropizm, hücrelerin bazı kimyasal maddelere karşı gösterdikleri yaklaşma veya uzaklaşma, kimyadoğrulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aziz tutmak; bağrına basmak: gütmek. cherisher (i). aziz tutan kimse. cherishingly (z). aziz tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çocuksu, çocuğumsu; saçma. childishly (z). çocukça. childishness (i). çocuksuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakım mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). keski, kalem; (f). kalemle kesmek; (argo). aldatmak, hile ile elde etmek; keski ile çalışmak. chiseled (s). keski ile şekil verilmiş; güzel bir şekil verilmiş; keskin hatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kloroz, sarıcalık; (tıb). genç kızlarda demir eksikliğinden meydana gelen kansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koro üyesi; kilise korosunda şarkı söyleyen erkek çocuk; koro şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). kutsal mesh yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). vaftiz sırasında çocuğa giydirilen beyaz elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mesih, isa. Christlike (s). isa gibi. Christ's thorn kaba diken, (bot). Rhamnus palurius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaftiz etmek; vaftiz ederken isim koymak: isim koymak ve ithaf etmek; (k.dili). ilk olarak kullanmak. christening (i). vaftiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan alemi; Hıristiyanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hıristiyan, isa peygambere inanan; (k.dili). saygıdeğer, dürüst; insani, merhametli; (i). Hıristiyan olan kimse, hayatında isa'nın yolunu takip eden kimse; temiz ahlaklı kimse. Christian era Milâdt tarih. Christian name vaftizde verilen ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyanlık; Hıristiyan dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Noel, isa'nın doğumu yortusu (25 aralık). christmas eve noel arifesi. chrıstmas rose kara çöpleme, (bot). helleborus niger. chrıstmas tree noel ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krizalit, böceğin kelebek olmadan evvel koza içinde veya dışmdaki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallpox vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇİÇEKLİ (i.). Bir musiki eserinin süs notaları, mızrap nağmeleri gibi aslında olmayan seslerle şekil değiştirmiş ve dejenere olmuş hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kadının âşığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «çağrışmak» yerine kullanılıyor).

1.Birbirini çağırmak.

2.Hep birlikte ve bir ağızdan bağırıp çağırmak: Kadınlar çığrıştılar.


Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hizadan dışarı çıkmış yerleri olmayan, düz: Çıkıntısız bir duvar.

2.Satırdan dışarı çıkarılmış ek ve düzeltme ibâreleri olmayan: Çıkıntısız bir müsvedde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-projecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıkmak işi ve tarzı. (bk.) çıkmak.

2.Azarlama, çıkışma: Bana bir çıkış çıkıştı ki. 3.Atın ileri atılışı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting. exit. out. way out. outlet. outrun. check-out. rising. boom. start. up. ascent. egress. hit. issue. sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. rise. start. outlet. sally. sortie. the start. scolding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

output. ascent. exit. issue. outflow. starting. sortie. sally. start. rise. up-grade. gradient. run. discharge. dismissal. outlet. outgoing. graduation. departure. uplift. mounting. increase. landing. drive. exhaust. emission. mill tail. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egress. exit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exit. outlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mains powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birine sert sözler söyleme, azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Girişmek, kuvvet ve iktidarı üstünde bir işe bulaşmak, koyulmak: Ben bu işe çıkışamam.

2.Bâliğ, vâsıl olmak, varmak: Biriktirdiğimiz para birkaç yüz liraya çıkıştı.

3.Yetişmek, kâfi olmak, kifayet etmek: Paramız çıkışmadı.

4.Hiddetlenip azarlamak, paylamak, sert konuşmak: Bana çıkışmaya hakkınız yoktur: Siz, kendisine biraz çıkışın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rebuke. to scold. to chide. to be enough. to suffice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. to rebuke. to be enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yetiştirmek, Osm. İsal, iblâğ etmek: Para çıkıştıramadım.

2.Çaresini bulmak, tedarik etmek, istihsâl eylemek: yol parasını çıkıştıramadı.

3.Sona erdirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıl yolmaya ve batan diken vesaireyi tutup çıkarmaya yarayan maşa şeklinde düz Alet, cımbız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common name. common noun. specific name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sünnet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı zanbak kökü unundan yapılan bir macun ki, ciltçiler ve papuççular tarafından mukavva ve meşin yapıştırmakta vesair işlerde kullanılır. Kola kullanılması tercih edilir. Çiriş çanağı = Yapışkan ve tatsız şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. dope. size. glair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasting. paste. glue. size. adhesive. gum. cement. dressing. stickum. gluten. sizing. fabric dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiriş sürmek, çirişle yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirişle yapıştırılmak: Kitap kabı böyle mi çirişlenir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiriş sürülmüş, çirişle yapıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sarızambak): Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan çiriş yapılır. Nisan - Temmuz aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Memeli basuru tedavi eder. Mafsal ağrılarını dindirir. İdrar ve adet kanı söktürür. Saçkıran tedavisinde de kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Kanatlarını vurup oynatmak, kanatlarını oynatarak hareket ve helecanda olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acele ile ve dikkatsiz yazılmış yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.ince değnekle hafifçe vurmak.

2.Kâğıda vurur gibi çabuk çabuk ve dikkatsiz yazmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). siroz. cirrhotic (s). sirozla ilgili, siroza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kudret helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işeme, tebevvül. Çiş etmek = İşemek. Çişi olmak, gelmek = İşeyeceği gelmek (asıl eski Türkçe’de çiş: Def’-i hâcet ve çişmek: Def-i hâcet etmek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urine. pee. piss. wee. wee-wee. excreta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pee. piss. wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urine. peepee. piss. wee wee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). bu tarafta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Safran.

2.Kan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarının güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Atlantik Okyanusunun bu tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince ve hafif yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiğ gibi pek ince yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşan yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİSM) (i. A.) (c. ecsâm).

1.İnsan ve hayvan bedeni, vücut, gövde, ceset, ten: Clsm-i nâ-tüvân = Dermansız vücud.

2.Uç tarafı olan her bir şey, cirm: Cism-I sulb = Katı cisim. Cism-i mâyt = Sıvı cisim. Ecsim-ı semâiye = Gök cisimleri, yani yıldızlar. Cism-i lâtif = Beş duygu ile tutulmaz cin ve melek gibi şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. body. material thing. mass. object. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çisenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çisenti, çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسم] cisim, madde. 2.vücut, beden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye).

1.Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. corporal. physical. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسمانی] cisim ile ilgili. 2.bedensel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cisim itibariyle, cisim olarak, bedence: Cismen bu ondan küçük ise de akılca daha büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسما] bedenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Po nehrinin güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köprü, Fars. pül. Ar. kantara: Ci«r-i tâir = Müteharrik köprü (Fr. pont-volant). Cisr-i muallak = Asma köprü (Fr. pont suspendu). «Kantara» dan farkı vardır: «Cisr» her çeşit köprüye, «kantara» ise yalnız kemerler üzerine kurulu kâgir köprülere denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسر] köprü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (geom). sarmaşık eğrisi, sisoid; (s). bu çeşit eğri içinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). tarih öncesi devirlere ait taş veya ağaç lahit; kutsal araçlara mahsus sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bilmece.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarnıç, mahzen, su deposu; (anat). vücutta herhangi bir sıvının toplandığı kese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip pekişmek, kilitlenmek, çit gibi sarmaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler.

2.İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmek işi. (bk.) Çizilmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tanımadıkları ile iyi geçinemeyen; klanvari; bir klamn ahalisi gibi ancak birbiriyle münasebet kuran. clannishness (i). kendi aralannda grup kurarak başkalanyla konuşmama eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasisizm, klasiklere tabi olma veya uyma; klasik şekil veya deyim; klasik öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasik üslup taraftan; klasik sanat veya edebiyat bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). gonca halinde kalan ve bu halde kendi kendine döllenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenet demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli kısımlann birbirlerinden madeni şeritlerle aynldığı emaye işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). manastır; bir binaya bitişik üstü kapalı kemerli yol; munzevi hayat, manastır hayatı; (f). manastıra kapatmak; tecrit etmek, ayırmak; manastır haline getirmek. cloistered (s). manastırda oturan; dünyadan uzak. cloistral (s). manastır ile il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a boy's job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir arada var olmak. coexistence (i). bir arada var oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her taşın altından çıkan, her işe karışan, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officious. pseud. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarpışma; ihtilâf, fikir ayrılığı. collision mat den çarpışmada yarığı kapamak için kullanılan palet. come into collision with ile çarpımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komiser, eskiden S.S.C.B.'nde herhangi bir idari örgütün başında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). Ievazım sınıfı; eskiden S.S.C.B.'nde siyasi örgüt; komiserlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by