Isim Hali ne demek? | Isim Hali anlamı nedir? | Isim Hali

Isim Hali anlamı nedir?

isim Hali ne demek?

isim Hali anlamı nedir?

isim Hali | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: isim hali

Türkçe - İngilizce Sözlük

locative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kimyon konur. Ilındıktan sonra içilir. Günde, iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ehl» lisanımızda başka şekilde kullanılır). 1. Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar. Anadolu, Rumeli, İstanbul ahalisi. 2. Halk, umum, nâs: Ahali için, ahalinin rahatını düşünmeli, (bk.) Ehl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk. population. inhabitants. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the people. the inhabitants of. population. the public. community. resident community. resident population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] halk, ahali, insan topluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i. kimya). Ayrışmak eylemi, çözülme

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Tenazur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical simetrik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halk arasında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Aslı: biism = adiyle). Bismillah — Allah’ın adiyle. Bisme sübhâne = Tanrı’nın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her çeşit fizyolojik ve psikolojik vakanın bir başkasını uyandırması hali, tedâi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association of ideas. connotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Her türlü zihnî faaliyetleri tedaiye bağlayan nazariye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başa ait, kafa ile ilgili; baş gibi, kafa cinsinden. cephalic index kafatasının en uzun ve en geniş noktaları arasındaki oranın yüz ile çarpımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (şiir). kadeh; ayin esnasında kullanılan kadeh; kadeh biçiminde gonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common name. common noun. specific name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİSM) (i. A.) (c. ecsâm). 1. İnsan ve hayvan bedeni, vücut, gövde, ceset, ten: Clsm-i nâ-tüvân = Dermansız vücud. 2. Uç tarafı olan her bir şey, cirm: Cism-I sulb = Katı cisim. Cism-i mâyt = Sıvı cisim. Ecsim-ı semâiye = Gök cisimleri, yani yıldızlar. Cism-i lâtif = Beş duygu ile tutulmaz cin ve melek gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. body. material thing. mass. object. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dehliz). Holler, koridorlar, dehlizler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهاليز] dehlizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dissimilation

db. benzeşmezlik

Bir kelimede bulunan aynı veya benzeri seslerden birinin değişikliğe uğraması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] ahali, halk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. beyne ait, dimaği. enceph'aloid s. beyin maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. communications. access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. diyalektik) (uyd. k.) 1. İlmî konuşmaları yürütme sanatı. 2. (felsefe) Alman filozofu Hegel’in, mefhumları karşıtlarıyle birlikte düşünerek, gerçeğe varma yolundaki görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. dialecticts. dialectics. dialectic diyalektik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution. development. progress. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). iki titreşim hareketinin birbirini yok etmesi hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. undertaking. go. approach. attempt. bid. effort. essay. fist. initiative. ploy. shot. show. step. trial. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. attempt. bid. enterprise. fling. go. move. shot. show. step. try. undertaking. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. initiative. attempt. crack. shot. smack. undertaking. venture. whirl. business venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hâliyye) (müzekkeri dilimizde «hâl» suretinde kullanılıyor, (bk.) Hal). Şimdiki, hâzır: Sene-i hâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ» dan if.) (mü. hâliye). 1. Boş, Fars. tehî, içinde bir şey olmayan: Hâlî bir ev, hâlî sandık. 2. Sahipsiz, ıssız, kimsesiz, tenha: Hâlî yer, hâlî sahralarda. 3. Bir şeyden Arî, müstesna, beri: Bu hareketi bir sebepten hâlî değildir; iki şıkkın birinden hâlî olamaz. 4. Meşguliyetsiz, uğraşılmayan, boş geçirilen: Hâlî bir vaktinizde; benim hiç hâlî vaktim yoktur: Eyyâm-ı hâliyede = Boş günlerde. 5. Açık, boş olan: Hâlî yer, memuriyet. ... den hâlî olmak, durmak = Yapmamak, etmemek: Çalışmaktan bir. gün hâlî olmaz, durmaz. Hâlî yerler, arazi-i hâliye = Sahipsiz, işlenmemiz arazi ve toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet. rug. floor covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet. rug. carpeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish word meaning Carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Turkish word for carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالی] boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) geri durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölkerli oda kilimi: Halı döşetmek: Uşak, Gördes halısı, halı seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çapkın, edepsiz, açık meşrep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليب] süt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kalkana benzeyen yassı bir balık, (zool.) Hippoglossus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HALİÇ) (i. A.). 1. Koy, körfez. 2. Boğaz, kanal: Halîc-i Kostant’ıniyye = İstanbul’da, KAğıthane’ye doğru giden körfez: Halîc-i Fars -Basra Körfezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estuary. armlet. golden horn. firth. frith. mouth. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golden horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خليج] körfez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halı yapan ve satan veyahut döşeten. Halıcılar = Halıcı esnafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet maker. carpet seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet maker / seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halı dokuma san’atı veya ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpet business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rug business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûd» dan if.) (mü. hâlide) (c. hâlidîn, hâlidât). Dâim dâimî, sürekli, Ar. sermedi. Ceziir-i hâlidât = Araplar’ın Kanarya adalarına verdikleri isim olup, o vakit bu adalar dünyanın en batı noktası kabul edilerek boylam dairelerinin başlangıcı sayılmıştı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالد] sonsuz, ebedî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sonsuz, daim, ebedi. 2.Bir yıldan çok yaşayan. 3.Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Halid b. Velid: Ünlü sahabi. Allah’ın kılıcı olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) klor grupundan bir unsurla meydana gelen tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hulefâ). 1. Vekil, halef, birinin yerine geçen adam. 2. Peygamberimizin vekili ve halefi olan zat: Halîfe-i Resûlullah, halîfe-i islâm. 3. Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplere denirdi: Hacı halife = KAtib Çelebî’nin lâkabı (bu mânâ ile sonradan yalnız cem’i kullanılmıştır): Mektûbî-i sadâret hulefâsından = Başbakanlık hususî kalem kâtiplerinden. 4. (Türkçe: kalfa) (bk.) Kalfa. Hulefây-ı râşidîn = ilk dört Halîfe: Hz. EbûBekr, Ömer, Osman ve Ali. Ser-halîfe = Eskiden BAbıâlî kalemlerindeki kâtiplerin başı ve en kıdemlileri: Filân kalemde serhalîfe oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليفه] halife. 2.kalfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halef, naib. 2.Hz.Peygamber’in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Halîfenin görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caliphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. extant. present-day. the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the present time. the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حال حاضر] şimdiki durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the present time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten if.) (mü. hâlike). Helâk olan veya olabilen, fânî, bekasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. halk’tan if.) (c. hâlikıyn). Yaratan, yaratıcı: Hâlık-ı Alem = Alemin yaratıcısı, Tanrı (esmây-ı hüsnâdan yani Allah’ın 99 adından biridir). Hayr-ül-hâlikıyn, ahsen-ül-hâlikıyn = Yaratıcıların en iyisi, en güzeli olan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالق] Yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خالق] Tanrı. 2.yaratan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. halâik). Yaratılmış canlı, insan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خالقيت] yaratıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaratıcılık, yaratmak hal ve sıfatı: Halıkıyyet yalnız Tanrı’ya mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HALİL) (i. A.) (mü. halîle) (c. hullân, ahillâ). Dost, muhib, yâr: Halîlullah, Halil-ür-rahmân = Hazret-i İbrahim’in lâkabıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâl» den smüş.). Koca, zevc.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Samimi dost, Allah’ın dostu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Zilsiz def ki, bilhassa bazı tarîkatlerde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halâ!» den smüş.). Karı, zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. musiki). Halîle çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın dostu. Hz.İbrahim (a.s.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilm»den smüş.) (mü. halîme). Uysal huylu, yumuşak; sert ve hiddetli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mild. lenient. gentle yumuşak huylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حليم] yumuşak huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sakin, sessiz. 2.Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı alarak kullanılması tercih edilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housebroken. meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yumuşak huylu olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» tan if.). (mü. hâlise). Karışık ve sahte olmayan, saf, temiz, doğru, hilesiz: Hâlis yağ, hâlis gümüş. Mahabbet-i hâlise = Hilesiz sevgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. sheer. true. utter. unmixed. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unmixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خالص] katışıksız, saf, som.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hilesiz, katkısız. 2.Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3.Yalnız, sadece. - (bkz.Muhlis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Temizlik, doğrulukla, bir maksat altında olmayarak: Hâlisâne fikrimi söyledim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خالصانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hâlislik, saflık, temizlik, doğruluk, hilesizlik: Benim sözümün, kalbimin hâlisiyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Birkaç şeyin karışmasından meydana gelen, karma, alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. mixture. admixture. aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خليطه] karışım. 2.alaşım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pis kokan nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki zamanda, şimdiki halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاليا] şimdi, şu anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Boş olarak: Evi hâliyen bırakmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Olduğu gibi. 2. Tabiî bir netice olarak: Bu şekilde çalışmakta devam edersen haliyle sınıfını geçersin.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAhatfezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı anlaşılamadı). Akrabadan olan: Hısım akrabası çok. O, benim hısımımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM) (i. F.). Gazap, hiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kin. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. kinsman. kinswoman. a relative by marriage. in-law. kin. collateral kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. fury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. fury. anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشم] öfke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinfolk. kith and kin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HIŞM-NAK) (i. F.). Hiddetli, gazabl ı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. kinship. relatiouship. connection. relation. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bükülmüş ipek, ipek ipliği. İbrişimden imal edilmiş: İbrişim püskül, saçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk thread. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ابریشم] ipek, ibrişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. touch. transmission. channel. transport and communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. telecommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communucation network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human nature. human nature is just that way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSM) (i. A.) (e. esmâ, esâmi). Ad, nam: İsminiz nedir? İsim söylemek = Birinin ismini, yani kim olduğunu haber vermek. İsim koymak — Ad takmak, Osm. tesmiye etmek. İsim vermek = Birinin adını söyleyip kim olduğunu haber vermek. İsmiyle = Adını söyleyerek. Gramerde bir kelime çeşidi: Adam, arslan, ağaç, taş, yel, akıl, sabır gibi. İsm-i hâs, ism-i Am, ism-i cins, ism-i zât, ism-i fâil, ism-i mef’Ül, ism-i zamân, ism-i mekân, ism-i Alet, ism-i’ tafdîl, ism-i mübâlağa, ism-i mensûb, ism-i tasgîr, ism-i işâret, ism-i mevsûl: Osmanlı gramerinde ismin çeşitleri. İsm-i Azam = Allah ismi. Esmâ-i hüsnâ = Cenâb-ı Hakkin 99 adı. Esmâyı üzerine sıçratmak = Darıltmak, gücendirmek, kötü kimseler bulaşmak. Bismillâh = Allahın adiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun. name. title. denomination. noun. substantive. appellation. character. designation. forename. given name. moniker. first name. record. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation. name. noun. record. reputation. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. noun. title. appelation. appellation. denomination. designation. first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik). Işımak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak, yalabımak, Osm. lâmî, zıyâ-pâş olmak: Kandil, elmas, ateşböceği ışıdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık yüzlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination. personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adsız, adı olmayan. İsimsiz şirket = Anonim denilen şirket çeşidi ki, bütün hissedarların ve senet sahiplerinin malı sayılıp kimsenin ötekinden fazla hakkı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nameless. unnamed. anonymous. anonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: iştahlı). 1. Yemeğe isteği olan, boğazı, midesi açık: Bu hava ile insan daima iştihalı olur. 2. İstekli, arzulu: Lâkırdı söylemeye iştihalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük halı, kilim, seccade, bk. Halı, kalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. unobstructed. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KISM) (i. A.) (c. aksâm). Parçalara ayrılmış bir şeyin her parçası, parça, bölük, Ar. cüz’: Tahılın bir kısmını şimdi taşıyıp bir kısmını sonraya bırakacağız; kazancımızı kısımlara ayırıp yarısını ihtiyat saklayacağız. 2. Çeşit, cins, benzer: Bu da o kısımdandır; bu kısım adamlar; kadın, çocuk kısmı böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avuca İsabet eden miktar, avuç, kabza, tutam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. portion. section. chapter. compartment. episode. fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. department. division. movement. part. proportion. section. segment. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. kind. article. chapter. department. episode. fascicle. fraction. fragment. instal l ment. line. lot. parcel. part. partition. paying department. percentage. piece. portion. section. segment. snack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahleb). (bk.) Mahleb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهالک] tehlikeli yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHALİF) (i. A. «halete» den if.) (mü. muhSİİfe). 1. Uymaz, karşı, zıt, aksi, benzemez: Bu iki renk birbirine muhaliftir. 2. Birbirinin aleyhinde bulunan, muvafakat etmeyen, zıt: Kendisi daima bana muhalif olur. 3. Siyasî iktidarın görüşlerine karşı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposing. oppositional. contrary. antagonistic. defiant. disaffected. dissident. hostile. opposite. repugnant. warring. dead against. dead-set against. opponent. adversary. antagonist. objector. anti. critic. dissenter. dissentient. dissident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

averse. discordant. dissenter. dissident. opponent. opposing. contrary. cantradictory. adversary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adverse. against. contrary. dissenter. opponent. contrary to. in violation of. opposed to. opposing. of the opposition. conflicting. adversary. antagonist. anti. averse. dead set against. dissident. divergent. inimical. opposed. opposer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half» ten if.) (mü. mütehalife). Birbirine aykırı bulunan, birbirine uymayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten lf.) (mü. mütehâlike). Kendini tehlikeye atacak derecede arzu ve telâşla bir işe koşan, tehâlükle bir işe girişen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متخالف] birbirine uymayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. naftalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidan dallarından yapılan ve sofrada yemek sahanları altına konulan dairevî şey ki, sırmalı meşinden, madenden vs. den yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidanlık, fidan yetiştirilen bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -F.). Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, toplanma yeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orthocephalous s. kafatasının uzunluğu ile eni arasındaki oran orta derecede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fiyatı fazla olan, ucuz zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. costly. high-priced. dear. pricy. pricey. precious. rich. sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costly. dear. exclusive. expensive. pricey. rich. sumptuous. swish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costly. dear. expensive. high priced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pahalı hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase / to rise / to advance / to go up in price. to become dearer / more expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase / to rise / to advance / to go up in price. to become dearer / more expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşyanın pahalı satılması hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness. dearness. preciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. costliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensiveness. situation in which everything is expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmek işi ve tarzı, pişiş. 2. Bir defada pişen miktar, pişirim.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüler, yakında bulunan başka uyumlu fotoğraf makinelerine kablosuz olarak gönderilebilir. Kablosuz ağlar üzerinden görüntü aktarımı için DLNA standardını kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenhâ olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loneliness. isolation. solitude (of a place. seclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tic mark thalidomide

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakikat gibi görünen; muhtemel; umulur beklenir. verisimilarly z. muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerçeğe benzeyiş; ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Molozların zamanla çimentolaşması ile meydana gelen kütle, konglomerat.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmede kullandıkları, ama zamanla otlanmaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmekte kullandıkları, ama zamanla otlamaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz geçirerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturmadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.


Genel Bilgi by