Işin Tuhafı ne demek? | Işin Tuhafı anlamı nedir? | Işin Tuhafı

Işin Tuhafı anlamı nedir?

işin Tuhafı ne demek?

işin Tuhafı anlamı nedir?

işin Tuhafı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: isin tuhafi

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnily enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çisenti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek pişirme usulü; mutfak; yemek servisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir şeyden veya kimseden) soğutmak, çevirmek, caydırmak. be veya feel disinclined canı istememek. disinclina'tion (i). isteksizlik, gönülsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dezenfekte etmek, mikroptan temizlemek. disinfectant (i)., (s). dezenfektan, mikrop öldürücü kimyasal madde; (s). dezenfekte eden. disinfection (i). dezenfekte etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi olmayan, kurnaz, iki yüzlü, gizli maksadı olan. disingenuously (z). samimiyetsizlikle, iki yüzlülükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mirastan mahrum etmek, reddetmek. disinheritance (i). mirastan mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir bütünü kısımlarına ayırmak; parçalara ayrılıp dağılmak. disintegra'tion (i). ayrılıp dağılma; (fiz). atomların bölünmesi. disin'tegrator (i). ayırıp dağıtan aygıt; öğütme makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (terred terring) gömülmüş bir şeyi yeraltından çıkarmak; açığa çıkarmak, eşmek. disinterment (i). mezardan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını gözetmeyen, kendi menfaatini düşünmeyen; ilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s uyanık, açık goz, girişken, muteşebbis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamma rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri geri, geriye doğru, geldiği yere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güneşin parıltısı. 2. Lşık demeti. 3. Uzakta parlayan ışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gleam. beam. ray. bar. shaft. streak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. ray. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. ray. gleam. radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curiously enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnily enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balık tutkalı; mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir enerjinin ışık demeti hâlinde yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Birhücreli hayvanların, protoplazmalarından yalancı ayak salanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming. heating. tune-up. calefaction. heat. practice. thaw. warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming. tune-up. calefaction. heat. practice. thaw. warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming. becoming warm. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıcak hâle gelmek. 2. Üşümesini gidermek. 3. mec. Hoşlanır olmak, alışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warm. to grow warm. to warm up. to heat. to warm to/towards sb. to take to sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow warm. to warm oneself. to warm to. to become fond of. heat. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

himself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kış mevsiminde, kış iken, kış vaktinde: Kışın nerede oturuyorsunuz? Kışın seyahat etmek pek zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the winter. during the winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısılma işi: Masraflardan kısıntı yapmak, bütçede kısıntı yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. cutback. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzaydan gelen alfa, beta ve gamma ışınları. Bu ışınlar yeryüzünü etkileyen karmaşık bir radyasyon (ışıma) sistemi oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laser beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («miş» den). Koyun derisi. (bk.) Meşin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميشين] meşin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing line. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış bilgi vermek, yanlış anlatmak. misinforma'tion i. yanlış bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış mana vermek, yanlış anlamak. misinterpreta,tion i. yanlış yorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSİKİY-ŞİNAS) (i. A. F.). Musiki tanıyan, bilen, müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موسيقی شناس] müzisyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Streptomisin cinsinden bir antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Peşin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيشين] peşin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuru üzüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kalkan, çıkan, yükselen, ilerleyen; büyüyen, yetişen; i. yükseliş, ilerleyiş; isyan, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı saçlı ve umumiyetle beyaz benizli şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. fair. fair haired. fair-haired. blonde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blond. blonde. fair. fair-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blondness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savmaa = ibâdet yeri, Fars. nişesten = oturmak). Savmaada oturan, münzevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kabaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo). Kabarıp yüksekten bakar gibi bir hâl göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftkanatlılardan anofel denen çeşidi sıtma aşılayan uçucu böcek (culex pipiens).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnat. mosquito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mosquito. gnat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda,dağda,insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettirmezlerdi.

İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.

Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar. Alıcılar ile nem, ter ve ısı özelliklerini saptarlar. Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimleri algılayabilecek kadar hassastır.

Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler, avın yararlı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler. Bazılarının „sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır.

Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez. Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp, iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır. Önce bıçaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır.

Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler, böylece ikinci tüpü sokarak, sıvı kanı size farkettirmeden kolayca emer. Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kanınızla dolu olarak, kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır.

Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için, çok sık nefes alış-verişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamamız, teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok hastalıklara karşı kullanılan antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayret verici, şaşırtıcı. surprisingly z. hayret uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. taht, nişesten = oturmak). Tahtta oturan hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. zooloji). Domuzun kaslarında yaşayan ve iyi pişmemiş domuz eti yiyenlere de geçerek trişinoz denilen hastalığı yapan küçük solucan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Trişinin sebep olduğu hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TUHAFİYYE) (i. A.). Çorap mendil eldiven gibi giyime ve kordele, dantele gibi elbise süsüne yarar şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notion's. small articles. clothing accessories. millinery. drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundries. notions. draper. haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haberdashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuhafiye satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety shop / store. confectionary shop. store dresser. haberdasher. milliner. news monger. general dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drapery. haberdashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikir veya prensiplerinden vaz geçmez; eğilmez; uzlaşmaz, uyuşmaz; sözünden dönmez. uncompromisingly z. kesin olarak; yılmayarak; uzlaşmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit vermeyen, ümitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İnzivâda oturan, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Vücudumuzun ısısını korumasına kış aylarında üzerimize giysiler giyerek biz yardımcı oluyoruz ama sıcak yaz aylarında üzerimizde çıkaracak bir şey kalmayınca vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor?

Sıcak yaz aylarında vücudumuz ısısını terleme yolu ile koruyor ve ayarlıyor. Beynimizde terlemeyi düzenleyen özel bir bez var. Adı da ‘hipotalamus’. Ayrıca derimizin altında yumak görünümlü 2 milyon ter bezi ve bu bezlerin her santimetrekaresinde 400 ince kanal var.

Çevre ısısının artması ile beyin, ciltteki ter bezlerini uyarır. Bu ter bezleri de ince kanallar vasıtası ile, deri üzerine gözle görülemeyecek kadar az bir sıvı salgılarlar. Cilt üzerine çıkan bu sıvı buharlaşırken vücudun ısısını da alır. Aynen esen bir akşam rüzgarından, serinletici bir fandan veya kapı önüne dökülen bir sudan sonra duyulan serinlik hissi gibi cilt soğur.

Gözle görülen ve görülmeyen olmak üzere iki çeşit terleme vardır. Nefes verirken bile terleriz. Bu arada çıkan su buharı gözle görülmez. Diğeri de yüzümüzde, ensemizde ve özellikle koltuk altlarımızda yoğun olarak bulunan ter bezlerinin salgıları sonucu oluşan terlemelerdir. Böylece vücudumuzun bir şekilde soğuması sağlanmış olur.

Aynı çevre ısısında bazıları rahatsız olur ve aşırı terlerken, bazıları da bir rahatsızlık belirtisi göstermez, hallerinden memnun otururlar. Kimileri sıcak yaz günlerini severken, kimileri de kapalı, puslu kış günlerini sever. Peki, bunun tıbbi bir açıklaması var mıdır acaba?

Tıbbi değilse bile basit bir açıklaması vardır. Her insanın vücut ısısı, daha doğrusu önceden ayarlanmış ortalama vücut ısısı aynı değildir. Vücudu 36 dereceye ayarlanmış bir insan, 38 dereceye ayarlanmış bir insana göre, çevresindeki sıcaklık yükselmelerine daha hassastır.

Terleme ve dolaşım sistemlerinin termostat düğmesi daha düşük derecelere ayarlanmış insanlar, düşük çevre sıcaklıklarında kendilerini daha rahat hissederler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzun ısısını korumasına kış aylarında üzerimize giysiler giyerek biz yardımcı oluyoruz ama sıcak yaz aylarında üzerimizde çıkaracak bir şey kalmayınca vücudumuz ısısını nasıl ayarlıyor?

Sıcak yaz aylarında vücudumuz ısısını terleme yolu ile koruyor ve ayarlıyor. Beynimizde terlemeyi düzenleyen özel bir bez var. Adı da “hipotalamus”. Ayrıca derimizin altında yumak görünümlü 2 milyon ter bezi ve bu bezlerin her santimetrekaresinde 400 ince kanal var.

Çevre ısısının artması ile beyin, ciltteki ter bezlerini uyarır. Bu ter bezleri de ince kanallar vasıtası ile, deri üzerine gözle görülemeyecek kadar az bir sıvı salgılarlar. Cilt üzerine çıkan bu sıvı buharlaşırken vücudun ısısını da alır. Aynen esen bir akşam rüzgarından, serinletici bir fandan veya kapı önüne dökülen bir sudan sonra duyulan serinlik hissi gibi cilt soğur.

Gözle görülen ve görülmeyen omak üzere iki çeşit terleme vardır. Nefes verirken bile terleriz. Bu arada çıkan su buharı gözle görülmez. Diğeri de yüzümüzde, ensemizde ve özellikle koltuk altlarımızda yoğun olarak bulunan ter bezlerinin salgıları sonucu oluşan terlemelerdir. Böylece vücudumuzun bir şekilde soğuması sağlanmış olur.

Aynı çevre ısısında bazıları rahatsız olur ve aşırı terler, bazıları da bir rahatsızlık belirtisi, göstermez, hallerinden memnun otururlar. Kimileri sıcak yaz günlerini severken, kimileri de kapalı, puslu kış günlerini sever. Peki, bunun tıbbi bir açıklaması var mıdır acaba?

Tıbbi değilse bile basit bir açıklaması vardır. Her insanın vücut ısısı, daha doğrusu önceden ayarlanmış ortalama vücut ısısı aynı değildir. Vücudu 36 dereceye ayarlanmış bir insan, 38 dereceye ayarlanmış bir insana göre, çevresindeki sıcaklık yükselmelerine daha hassastır.

Terleme ve dolaşm sistemlerinin termostat düğmesi daha düşük derecelere ayarlanmış insanlar, düşük çevre sıcaklıklarında kendilerini daha rahat hissederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yetmiş derecesinde olan, altmış dokuzuncudan sonra gelen: Yetmişinci sene.

Türkçe Sözlük by