ışk ne demek? | ışk anlamı nedir? | ışk

ışk anlamı nedir?

ışk ne demek?

ışk anlamı nedir?

ışk | Dream Meanings


Teknolojik Terim

10 kompakt disk alan bir otomatik CD değiştiriciyi tanımlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6 disk kapasiteli bir otomatik CD ya da MiniDisc değiştiricisini tanımlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). şahmaran, nefes veya bakışında öIdürme gücü olduğuna inanılan ejderha; kertenkele gibi sürüngen; bir cins tropikal Amerikan kertenkelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bishkek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BİSKÜİ, BİSKÜİT (i. Fr.). Bir çeşit ufak ve gevrek peksimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cracker. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. canlı, hareketli, uyanık: sert, kamçılayan (hava ve rüzgar); f. canlandırmak, hareketlendirmek; canlanmak, hareketlenmek. briskly z. canlı olarak. briskness i. canlılık, hareketlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın göğüs eti, döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»),

1.çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır.

2.Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. contrast. discrepancy. paradox. contradictoriness. antinomy. cleavage. excursion. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. discrepancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. conflict. disagreement. discrepancy. paradox. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çisenti, çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). 1.En iyi: Elinden bu işin daniskası gelir. 2.Katmerli. 3.Daniska Bir şehir adıdır Almanca danzig kentinin adından Türkçe’ye halk ağzında daniska olarak geçmiştir. Eskiden Almanya’dan danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerinde danzig markası vurulurdu. Oldukça iyi ve sağlam olan bu mallar, halk arasında beğenilir, tutulurdu. Bir şeyin en iyisi, en ileri noktası anlamında bu söz kullanılır. Aslında daniska kötü gibi algılansa da anlamı kalteli ve iyi anlamına gelir.Saçma bir söz kullanıldığında en üst düzeyde saçmalama anlamında Saçmalığın Daniskası sözü kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the best. the finest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the finest. the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. changeful. unstable. unsteady. uncertain. choppy. inconstant. inconsistent. mobile. capricious. erratic. fickle. fitful. flexile. fluid. incalculable. inequable. labile. mercurial. mutable. protean. shifting. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. flighty. floating. inconsistent. moody. uneven. variable. varied. volatile. wanton. wayward. changeable. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. floating. kaleidoscope. mobile. uncertain. unsteady. variant. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misk kokulu bir macun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Didişmekten hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Türkler’in galat olarak Şam, fakat asıl Araplar’ın ŞAm dedikleri Suriye ülkesinin merkezi olan şehrin ismidir. Dtmışk-ı Şam da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k kalın okunur). Şam şehrinde yapılan güzel kılıç, bıçak vesairenin namlılarına denir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uzağa atılmaya yarayan, daire biçiminde, ortası şişkince spor Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disc. discus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A discus; a quoit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flat, circular plate; as, a disk of metal or paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The circular figure of a celestial body, as seen projected of the heavens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular structure either in plants or animals; as, a blood disk; germinal disk, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole surface of a leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The central part of a radiate compound flower, as in sunflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of the receptacle enlarged or expanded under, or around, or even on top of, the pistil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lower side of the body of some invertebrates, especially when used for locomotion, when it is often called a creeping disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In owls, the space around the eyes. a flat circular plate something with a round shape like a flat circular plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disk. discus. disc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something with a round shape like a flat circular plate. a flat circular plate. sound recording consisting of a disc with continuous grooves; formerly used to reproduce music by rotating while a phonograph needle tracked in the grooves. a memory device co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visible surface of the Sun projected against the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disk is a physical object used for storing data It will not forget its data when it loses power It is always used in conjunction with a disk drive Some disks can be removed from their drives, some cannot Generally it is possible to write new information

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The surface of the Sun or other celestial body projected against the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medium for storing information Information stored on a disk remains there even when you turn your computer off, unlike information stored in memory A floppy disk can be inserted and removed from a floppy disk drive, whereas a hard disk is permanently mo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A storage system for computers There are two types of disks in common use on computers: Floppy and Hard Floppy disks are the limited storage devices used to initally boot up your computer, and used by many as a convient way to loose data and spread viruse

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disk, or floppy disk, is small, square, and about the size of a baseball card It's usually made from plastic and metal, and you can keep information on it If you are listening to a song on the radio and want to save it for later, you might use a cassett

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rotating magnetic media which supports direct or random access; cf floppy disk, hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two-dimensional surface defined by an origin and two vectors that define the major and minor radii of the disk Defined by the TQ3DiskData data type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round, flat plastic or metal object, coated with a magnetic material, on which digital information can be recorded Compare with: disc See also: floppy disk, hard drive, disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magnetic storage media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magnetic medium on which a computer stores information Disks include hard disk, floppy disk, removable disks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electromagnetic storage medium for digital data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In computing, a thin disk coated with magnet material, on which information can be recorded Sometimes spelled disc. A round platter, or set of platters, of a magnetized medium organized into concentric tracks and sectors for storing data such as files See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating platter on which data is stored in a hard drive It consists of a thin, ridged substrate of metal or glass on which is deposited a thin layer of magnetic material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A storage medium consisting of a spinning disk coated with magnetic material for recording digital information. A magnetic recording medium A magnetically coated platter that stores programs and data files [The two main types of disks are hard disks and f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Magnetic medium for data storage; see floppy disk and hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disk is a circular-shaped material with a magnetic coating that can be used for storing data Most microcomputers have two types of disks: floppy disks and hard disks Floppy disks can be removed from the computer, while most hard drives are not removable

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A magnetic storage medium A disk is round and flat and functions a bit like a cassette tape does - by permanently storing files and information that you can use or play back later.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This spelling refers to any disk-based storage media, such as your computer's hard drive, a floppy-disk, and other storage media like Syquest or Zip cartridges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular metal platter or mylar diskette with magnetic material on both sides that stores programs and data Disks are rotated continuously so that read/write heads mounted on movable or fixed arms can read or write programs or data to and from the disk

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When referring to the sun, it is the visible hemisphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı dairesel cisim, disk, kurs, ağırşak; gramofon plağı. disk harrow keskin çarklarla işleyen çiftçi tırmığı. disk jockey radyoda plak takdimciliği yapan kimse, diskcokey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Müsabaka dışı bırakılmış. Diskalifiye etmek = Bir kusur yüzünden müsabaka dışı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. disqualifié

1. sp. yarış dışı,

2.dışlanma.

1. Kural dışı hareketleri dolayısıyla oyundan atılan.

2.Dışarıda tutulma, bir yere veya topluluğa alınmama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floppy disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floppy disk. floppy. diskette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible disk, floppy, floppy disk, diskette. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji), besinlerin anus yoluyla dışarıya atılan posası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faeces. excrement. faecal matter. rejection. dejection. evacuation. excreta. excretion. rejectamenta. stool. turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. excreta. faeces. slag. stool. feces. stool kazurat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feces. excrement. excreta. excretion. faeces feces. offal. ordure. scoria. shit. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Kuşlarda ve sürüngenlerde kalın bağırsağın son kısmı, göden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disco. discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discothéque. a collection of recorded music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. oration. harangue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD (Digital Versatile Disc ya da Digital Video Disc). Büyük veri, resim ve ses kapasitesine sahip yük yoğunluklu bir optik disktir. Tek yüzlü, tek katmanlı disklerin kapasitesi, 4,7 GB’dır. Bu değer CD’lerin yaklaşık yedi katıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücut gelişmesi tamamlanmış olan, kâhil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. pubescent. of adult age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişkin olma hali, olgunluk, kâhillik.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(yarpuz): Akdeniz bölgesinde yetişen, tüylü 10-50 santimetre boyunda, kuvvetli kokusu olan bir bitkidir. Yaprakları kısa saplı olup, oval şeklindedir. Çiçekleri morumsu pembelidir. İçeriğinde uçucu yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ağrısını keser. Kusma ve bulantıyı önler. İktidarsızlığı giderir. Vücudun dinç kalmasına yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kötü huyluluk, fitne, günah işleme, sefâhete dalma: Fısk u fücûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فسق] kötülük, sefihlik. 2.dinsizlik. 3.Tanrı’ya karşı isyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Demirin tırnağını asmak için gemi kenarındaki eğri demirden askı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Orta parmağı baş parmağa sıktıktan sonra şiddetle bırakmakla parmağın tersiyle vurulan darbe.

2.Fiske vurmaktan hasıl olan bere ve şiş. Parmak ve deynek vesaire darbesi olan veya hastalıktan gelen kabarma: Yanağı fiske fiske olmuş, fiske fiske kabarmış.

3.Adı geçen iki parmağın yine o vaziyetiyle ufak taş vesaire atma: Fiske taşı. Fiske dokundurmamak — Toz kondurmamak, müdafaa etmek, sahip çıkmak. Fiskeşamdanı = Küçük el şamdanı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flick. flip (with finger. inch (of salt. pimple. blister. fillip. flip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (denizcilik). Kumanda düdüğü, gemici düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze gübre: Bağ kütüklerinin köklerine kasımda fışkı atmak çok iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse dung. manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Taze gübrenin atıldığı yer.

2.İşkembe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın kökünden çıkan sürgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basınçla suyu atıp fırlatan Alet, fıskiye. Fars. fevvâre, şırınga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush. jet. outburst. spurt. squirt. emanation. eruption. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. jet. spurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirting. effusion. gush. spout. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Su veya diğer bir sıvı), şiddetli bir basınç altında, bulduğu dar bir aralıktan şiddetle sıçramak. Osm. feverân etmek: Bu fıskiyeden su beş metre yukarı kadar fışkırıyor.

2.Tohum büyük bir kuvvet ve şiddetle bitip birdenbire büyümek: Ektiğimiz tohumlar bir güzel fışkırmış ki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush out. spurt. burst. belch. blow. ejaculate. erupt. flush. spout. squirt. well. well forth. well out. well up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. gush. spout. spurt. squirt. to gush out. spurt out. squirt forth. to spurt out. to gush. to squirt. to spout. to jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gush out. to spurt out. to squirt forth. to jet. to spring up. emanate. gush. shoot. spew. spout. spurt. squirt. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fışkıran bir şeyin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. spouting. ejaculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ejection. jet. blast. blasting. spraying. flushing. sprouting. atomization. ejaculation. spurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Su veya diğer bir sıvıyı basınç altında dar bir açıklıktan şiddetle sıçratmak. Osm. feverân ettirmek: Fıskiye, bu tulumba, şu şırınga suyu çok yukarı fışkırtıyor.

2.Tohumu birdenbire ve süratle yeşertmek: Bu yağmur ekinleri fışkırtacaktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. spurt. dash. ejaculate. splutter. spout. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. jet. spout. spurt. squirt. to spout. to spurt. to squirt. to jet. to ejaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth gush or squirt. to stream. to jet. to sprout. to flush. to erupt. to spring. to spurt. to spatter. to scoot. to spout. to gush out. to spring up. to shoot up. to gush. ejaculate. eject. spew. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FISKIYYE) (i. A.).

1.Suyu yukarıya atıp muhtelif şekillerde püskürten havuz musluğu, fışkırık. Fars. fevvâre.

2.Su alıp fışkırtmaya mahsus el Aleti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ejector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. jet. spout. water jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فسقيه] fıskiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçak sesle yapılan gizli konuşma: Yine ne fiskos ediyorsunuz orada?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whispering. gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtive whispering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıçrayıp oynamak; oynatmak; (A.B.D)., argo bir kimsenin üstünü aramak, silah aramak; arama yaparken kıymetli şeyler çalmak: (i). sıçrama; oyun, neşe;arama, yoklama. friskily (z). neşeyle, canlılıkla. friskiness (i). neşe, canlılık. frisky (s).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yelken doldurmayacak kadar hafif rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nubile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Cengiz Han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Daima teşebbüs hâlinde olan, müteşebbis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. pushful. aggressive. sociable. companionable. full of pep. clubable. clubbable. clubby. pushing. up and coming. up-and-coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. enterprising. pushing. pushful. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. energetic. aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprisingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing / having enterprise / initiative. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گنجشک] serçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشکار] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش کرده] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). iki şey arasındaki münasebet, bağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. connection. connexion. involvement. contact. relationship. intercourse. sexual intercourse. affair. affaire. affinity. bond. commerce. copulation. corelate. correlate. correlation. daughter. dealing. dealings. gallantry. interrelation. it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. connection. intercourse. relation. relationship. correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. association. communication. affair. bearing. bond. comparison. connection. contact. hookup. liking. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related. connected. interrelated. involved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. concerned. related. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related. concerning. regarding. respecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regarding. relative. concerning. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corresponding. relating to. concerning. regarding. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrelated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of any connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business connection. business relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). İnsan ve hayvanlara yahut araziye su verme, suvarma, sulama, Ar. irvâ: Hayvanları, bahçeyi İska etti. Menderes nehri. Aydın ovasını İska eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Şikâyet ettirme.

2.Oç alma.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشقه] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hedefe rast getirememek, tutturamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gemi direğinin ayağı, ayaklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl» den).

1.Müşkül, güçlük.

2.Müşkül hâle getirme, güçleştirme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. musiki). Merdiven, ses merdiveni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Gemi arması merdiveni. 2.Savaş gemilerinin sol tarafındaki merasim merdiveni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çarmıkların halat basamakları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. card game. pack/deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. any card game. deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor.veyüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı veyüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarınınyüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan masdar).

1.Yerleştirme, mesken ve vatan kazandırma: Iskân-ı muhacirin = Göçmenleri yerleştirme, filân yere Kafkas göçmenlerini iskân ettiler, göçebelerin iskânı.

2.Ahali kazandırma, ahali yerleştirmekle imar: Anadolu’nun boş yerlerini iskân etmeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسکان] yerleştirme. 2.yerleştirilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Bir çeşit kâğıt oyunu: Iskanbil oynamak.

2.Umumiyetle oyun kâğıdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik).

1.Denizin derinlik derecesini anlamak için gemilerde kullanılan Alet.

2.Denizin derinliğini ölçme: İskandil etmek.

3.mec. Bir şeyin aslını, esasını veya bir işteki niyet ve gizli maksadı anlamağa çalışma, Ar. istiknâh: Ben bir kere iskandil edeyim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. lead. sounder. plumb. sinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. measurement of the depth of water. sounding line. investigating. depth finder. feeler. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). iskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemiyi toptan kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Isgara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi yüklerinin pek sıkı istif edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iskarça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. scarlato). Has boyalı pek kırmızı ve pek parlak bir cins eski Venedik çuhası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). T. Kürek takılmak üzere kayık ve sandalın yan kenarına dikine sokulmuş tahta çivi. 2.Bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thole. rib of a ship. oarlock. tholepin. rowlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter's chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. escarpin). Konçsuz veya yarım konçlu zarif ayakkabı, alafranga hafif kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's low-cut shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Yelkenleri dolduran dik rüzgâr.

2.Geminin alabildiğine doldurulmak üzere götürü kiralanması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). t. Bazı iskambil oyunlarında kullanılmayıp ayrılan kâğıtlar.

2.Herhangi bir sebeple değerini kaybetmiş mal. Iskartaya çıkmak = Kıymetsiz sayılarak bir kenara atılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iskarta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weedy. discard. reject. rejection. throw-out. waster. waste product. wastrel. cull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reject. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap. waste. discarded. rejects. waste material. waste product. offscouring. refuse. rummage. junk. tailing. throwaway products. wood-waste. discard. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Yapağı kırıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Düşürme.

2.Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «sukut» tan masdar). t. Düşürme, aşağı atma.

2.Yok etme, yerine kaldırma.

3.Hükümsüz bırakma, iptal, başa gelmesi kaçınılmaz olan bir kazanın ufak bir hâdise ile olmuş hükmüne geçmesi: Ayağınızı incittinizse de bununla belki bir büyük kaza iskat olundu.

4.Mahrum etme, kaybetme: Haklarından iskat olundu.

5.Ölünün ruhu için, yani azaplarının affı için verilen sadaka: Iskat parası. İskat-ı cenin = Çocuk düşürme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan masdar).

1.Susturma, sükût ettirme: Şu çocuğu iskât edin.

2.Münakaşayı kazanıp karşısındakini susturma: Bu delil ile kendisini iskât ettim.

3.Susturma, razı etme: Onu beş on kuruşla iskât edebilirsiniz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسقاط] düşürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسقاط] düşürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسکات] susturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

susturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Iskat sadakası alan kimse.

2.Mezarlık dilencisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (İ. scala).

1.Yapılarda yüksek yerlerin inşası için geçici olarak kereste, bazen de demir borudan kurulan sal: İskele kurmak.

2.Deniz kıyısında gemi ve kayıkların yanaştıkları yer ki, ekseriya denize uzanmış kâgir rıhtım veya kazıklar üzerine atılmış ahşap saldan ibarettir: Vapur iskeleye yanaşamadı.

3.Deniz kıyısında gemilerin yanaşmasına müsait ticaret yeri şehir ve kasaba, liman: Samsun güzel bir iskeledir (Fr. ichelle).

4.Bir memleketin deniz ticaretine, ithalât ve ihracâtına vasıta olan liman veya kasaba, Ar. mahreç: Anadolu’nun bütün batısının iskelesi İzmir’dir, (denizcilik) Geminin sol yanı: İskeleye gel (zıddı: sancak).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larboard. wharf. quay. landing place. landing stage. seaport. port. dockage. gangboard. gangway. landing. larboard. pier. stage. staging. stopping place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. landing. pier. wharf. quay. landing place. jetty. gangway. gangplank. port town. port. scaffolding. scaffold. port side. catwalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wharf. landing. pier. quay. dock. gangplank. port won. port. scaffolding. scaffold. port side of a ship. catwalk. mounting for lights. jetty. ladder. landing stage. landing pier. landing place. port side. public wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Etleri dökülmüş olduğu halde asıl şeklini muhafaza edip dağılmamış insan veya hayvan kemikleri, vücudun kemik çatısı, mec. Pek zayıf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeletal. skeleton. bones. atomy. framework. outline. carcase. carcass. frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. frame. framework. skeleton. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framework. skeleton. structural frame. bone. cage. chassis. framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şikembe» den).

1.Ot yiyen hayvanların ikinci midesi. 2.mec. Karın, boğaz, yemek derdi. Sade işkembesini düşünüyor. İşkembe çorbası = Temizlenmiş işkembeden yapılan çorba. İşkembeyi doldurmak = Hayvan gibi çok yemek. İşkembeden atmak = Bir işten bilgisi olmaksızın kendiliğinden uydurup söylemek.

3.İşkembe şekil ve biçiminde: İşkembe fener; işkembe suratlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. paunch. rumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. rumen. paunch. tummy. stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumen. paunch. tripe. maw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşkembe çorbası yapan ve satan adam: İşkembeci dükkânı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe seller. tripe restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. escabelle).

1.Dört ayaklı, oturmaya yarayan, arkalıklı veya arkasız kürsü.

2.Tepsi, sini, şamdan, sigara gibi şeyler konacak küçük masa veya sehpa. Ebe iskemlesi = Örike, eskiden ebelerin, doğum yapacak kadını oturttukları iskemle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. chair without arms. chair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Maddî ve bedenî ceza. Vücuda yapılan eziyet: İşkence etmek, işkence Aleti; işkencede olmak; işkence bugün kanunen yasaktır.

2.Marangoz kıskacı.

3.mec. Azap: Bu iş bana işkence oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture. torment. cruelty. corporal punishment. gaff. grueling. gruelling. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture. clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torment. torture. ordeal carpenter's clamp. cruelty. rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشکنجه] acı verme, eziyet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put to the torture. to torment. to torture. kill by inches. put to the question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tormenter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - M.Ö. 356-323 yıllan arasında yaşayan ve 20 yaşında hükümdar olan Makedonya kralı, Aristo’dan ders almıştır. Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye, Mısır, Hindistan’ı istila eden hükümdara, Büyük İskender lakabı takılmıştır. 33 yaşında ölmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabuğu birçok kemerli ve uzun dikenlerle kaplı bulunan bir deniz yumuşakçası cinsi (murex).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırık, kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yuvasını asılı ve pek mahirane yapan sarı kanatlı ve çok ötücü bir cins küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki ucu saplı eğri bıçak. Deri, tahta kazımakta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Ar. «şekl» yahut «eşkâl» den galat).

1.Şüphe, zan, «Ar. vâhime, vesvese, Fars. gümân: Onun hakkında işkilim vardır.

2.Müşkül, halli zor mesele, güçlük: Bunda bir işkil görüyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubt. suspicion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Şüphe, hîle.

2.Arapların uğursuz saydığı önden sağ, arkadan sol ayağı beyaz olan at.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüphe ve vehme düşmek, şüphelenmek, vesvese etmek: Onun hakkında işkillendim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suspicious. to suspect. to mistrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, şüphelenen, vehimli: İlkilli bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspicious. anxious doubtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bitki sürgünü, asma filizi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bahçe râvendi denilen bitki. 2.Küçük asma filizi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Karamercan balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudu yassı, pullu bir balık (corvina nigra).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Topraktan su düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlık: Karagöz oyununda Karagöz’ün ışkırlağı sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islık çalmak, kuş gibi ötmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Büyük Britanya adasının kuzey kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.).

1.Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe.

2.Bu felsefe ile ilgili olan.

3.mec. Görenekçi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Satıcının alıcıya bir malın fiyatından yaptığı indirme.

2.Vâdesi gelmemiş bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek kıymetinden eksiğine alınması, kırma.

3.Böyle bir senedin karşılığından düşülen miktar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. sconto).

1.Bir senedin vâdesi gelmeden önce parası alınmak için bırakılan, kırdırma payı. Iskonto etmek = Kırdırmak.

2.Tenzilât: Iskontolu satış.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. sconto

tic.

1.indirim,

2.kırdırma

1. Fiyatta yapılan değer düşürümü.

2.Süresi dolmamış bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek karşılığından eksiğine alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. allowance. reduction. purchase discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount ıskonto. indirim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. trade terms. odd- come shorts. off- reckoning. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun deniz seferi yapanlarda tuzlu balık gibi kuru şeyler yemeden hâsıl olan hastalık ki, diş etlerinin dökülmesiyle ortaya çıkar. Iskorbütotu = Bir bitki çeşidi, Fr. scorbut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir balık ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekesakallı da denilen bitki (scorzonera hispanica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R ). Dikenli olduğu için akrebe benzetilip bu isimle adlandırılmış lezzetli bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpionfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Büyük yelkenleri kullanmaya yarayan ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. scuffa). Örme külâh veya takke ki, ekseriya tepesi devrik ve püsküllü olur, üsküf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing ). İki direkli bir çeşit yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). İki direkli, yelkenli, hafif bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Top tomarının pöstekisi veya süngeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik): Büyük yelkenleri kullanmaya mahsus ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar).

1.Su isteme.

2.Yağmur duasına çıkma, Ar. istimtâr.

3.(tıp) Bedenin çeşitli yerlerinde su toplanması hali: istikaa-ı batn, istiskaa-ı sadr, istiskaa-i kilye, istiskaa-i mafsal (karın, göğüs, böbrek, mafsal istikaları) vesaire (Fr. hidroplsie).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استسقا] yağmur duasına çıkma. 2.vücutta su toplanması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «sıklet» ten masdar). Hoşlanmama, varlığından hoşlanmama, soğuk muamele ile haşlanılmadığını anlatma: İnsan istiskal olunduğu yere bir daha gitmemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استثقال] hoş karşılamama, yüz vermeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı F. galiye-i misk). Misk kedisinden alınmış misk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(j. botanik). Baklagillerden, çiçekleri kırmızı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekotu): Baklagiller familyasından; boş arazilerde ve kurak yerlerde yetişen 30-60 cm yüksekliğinde çok yıllık dikenli bir bitkidir. Yaprakları kısa saplıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri küçüktür. Köklerinde tanen, sakkaroz, zamk, uçucu ve sabit yağ, spinosin ve ononin vardır. Kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardım eder. Böbrek ve mesane iltihaplarını giderir. Boğaz ağrılarını geçirir.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanır iğreti merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Demircilerin kızgın demiri tuttukları kerpeten ve maşa gibi büyük demir Aletleri. 2.Istakoz gibi bazı hayvanların, tutup sıkmaya ve hattâ kesmeye mahsus organları: İstakoz kıskacıyle parmağımı sıkıp koparacak oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. clamp. claw. gripper. nipper. snare. barnacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. claw. forceps. pincers. pliers. pincer. chela. vice. folding steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. forceps. claw. chela. stepladder. clamp. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı.

2.Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar.

3.İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kıskanan, kendi sevdiğine veya ailesine başkasının bakıp yanaştığını çekemeyen, gayretli: Pek kıskanç adamdır.

2.Haset eden: Bu çocuk ne kadar kıskanç!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. green-eyed. grudging. jaundiced. yellow. grudger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envious. jealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğinin veya ailesinin başkasiyle konuştuğunu veya münasebetini çekememek huyu, gayret, rekabet: Kıskançlığından ne yapacağını bilemiyordu.

2.Haset, gıpta (bu mânâda ckıskanç» bugün kullanılmamaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the green-eyed monster. jealousy. envy. jaundice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. green-eyed monster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. envy. green- eyed monster. jealously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı?

2.Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sevdiğinin başkasiyle münasebetini çekememek, gayrete gelmek, rekabette bulunmak: Karısını çok kıskanıyor; karısı onu hizmetçi kızlardan kıskanıyor.

2.Çekememek, haset, gıpta, Osm. reşketmek: Çocuk, küçük kardeşini kıskanıyor.

3.Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Ben sizden bir şey kıskanmam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be jealous. envy. hold a grudge. begrudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be jealous of sb. to be jealous of. to envy sth possessed by sb. to resent sb's showing affection to or interest in sb else. envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ürküp kaçmak: Kuşlar kışkırdı.

2.Telâşa düşmek, korkup ürkmek.

3.Heyecana gelmek, kızgınlığa düşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement. instigation. provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışkırtma işini yapan, tahrik eden, tahrikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. instigating. coat-trailing. factious. incendiary. rabble-rousing. seditious. provocateur. provocative. factionist. instigator. setter-on. plotter. incendiary. agitator. demagog. demagogue. fomenter. stumper. irritant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incendiary. inflammatory. provocative. inciting. agitator. inciter. instigator. provoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. fomenter. instigator. agent provocateur. impulsive. inciter. inflammatory. rabble rouser. seditious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. instigation. fomentation. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incitement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kışkırtmak işine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be instigated. to be fomented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. incitement. provocation. sedition. provacation. instigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation. provocation. flagwaving. fomentation. incitement. prompting. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ürkütüp kaçırmak: Kargaları bakla tarlasından kışkırtmalı.

2.Urkürtmek, korkutmak, telâşa düşürmek: Birtakım yalan haberlerle herkesi kışkırttı.

3.Heyecana düşürmek, Osm. tehyîc etmek: Kendi fırıldağını döndürmek için birtakım akılsızları kışkırttı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan the flame. provoke. instigate. incite. set on. warm up. excite. agitate. antagonize. defy. egg. egg on. ferment. foment. ginger. ginger up. goad. goad on. hound. hound on. inflame. jockey into. lash. prod. rouse. solicit. sting. stir up. tempt. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanize. incite. instigate. prod. provoke. spark. spur. stimulate. to provoke. to induce. to instigate. to incite. to prompt. to goad. to frighten away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to incite sb to do sth bad. agitate. awaken. egg sb on. excite. fan the flame. foment. hound. incite. instigate. move. to set at odds. prod. prompt. provoke. set on. solicit. spark. stir up. suborn. urge. whet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sessizce ve alaylı gülme hali: Kıskıs gülmeye başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurtulamıyacak, çözülemeyecek şekilde: Kıskıvrak bağladılar. Kıskıvrak yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tightly. very securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Leipzig şehrinden gelen bir çeşit ipeğe benzer sarı ve güzel saça denilir: Lepiska saçlı, lepiskalarını tarakla ikiye bölmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. silky blond. flaxen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İki tarafı ikişer dilli makaradan donatılmış büyük palanga.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla çabuk yemek yiyenlerde, sinir veya sindirim sistemi bozuk olanlarda görülen bir durumdur. Midede aşırı derecede gaz ve midenin üst kısmında şişkinlik vardır. Hasta, sık sık geğirir. Sebebi midedeki salgı bezlerinin yeteri kadar çalışmaması, asit fazlalığı veya yemeklerin yeteri kadar çiğnenmeden yenmesidir. Tedaviye başlamadan önce, ağızdaki eksik dişler tamamlattırılmalı, çürük dişler de tedavi ettirilmeli, yemekleri yavaş yeme alışkanlığı kazanmalıdır. Ayrıda aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limon.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı saf zeytinyağına 2 çorba kaşığı limon suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, her sabah kahvaltıda tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mini etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «müşk» ten Ar. laşmış). Bir cins ceylânın göbeğinden çıkan güzel kokulu bir madde ki, eskiden en meşhur kokulardan beriydi. Misk sabunu — Güzel kokulu sabun. Misk faresi, keçisi, kedisi = Güzel koku neşreden güzel hayvan cinsleri. Misk nebatı = Yerde çıkan çeşidi, mec. Mis (misk) gibi = Temiz ve güzel kokulu. Misk ile anber = Tamamiyle isteğe uygun. Misk yılanı = Güzel bir koku neşreden bir yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delme Aleti, matkap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Türk musiklsi’nde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir buçuk dirhemlik eski bir ölçü ki, kıymetli taşlar vesaire için de kullanılır. Miskal ile = Pek az miktarda: Muhabbet kantarla alışveriş miskal ile (atasözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madenleri parlatmaya yarayan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Mıskal çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekkulağı): İkiçenekliler sınıfının, Dipsacaceae familyasından güzel kokulu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mousquet).

1.Geniş çaplı, eski bir cins tüfek.

2.Misket tanesi, bilye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «misk» ten). Güzel kokulu meyve: Misket üzümü, elması, limonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscadine. marble. ball. agate. taw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. marble. pellet. grapeshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİSKİN) (i. A. «meskenet» ten smüş.) (mü. miskîne) (c. mesâkin). Fakir, zavallı, zarurete düşmüş.

2.Beceriksiz, Aciz, elinden bir şey gelmiyen, mıymıntı.

3.Cüzzam hastalığına yakalanmış. Miskin illeti = Cüzzam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slothful. indolent. lazy. bone-lazy. poor. helpless. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little bagpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiftless. indolent. helpless. wretched. lame / lazy dog. jack easy. miserable. poor-spirited. supine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسکين] zavallı, uyuşuk. 2.cüzzamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مسکين] misk sürülmüş, miskli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskin illetine, cüzzama yakalananlara mahsus yer, Ar. dârü’l-mezcûmîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskince, miskinlikle, fakir ve Acizce: Miskînâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fakir, çaresiz veya Aciz ve dertli olmak, acze düşmek: İhtiyarlayıp miskin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miskin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Fakirlik, zaruret. Beceriksizlik, aciz, çaresizlik.

3.Miskin hastalığı, cüzzam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. sloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Misk kedisi, misk faresi gibi vücutlarındaki misk gibi kokan bir madde taşıyan hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(amberçiçeği): İkiçenekliler sınıfından; 50-100 cm boyunda, sarımtırak renkli, güzel kokulu bir bitkidir. Yapraklarında şekerler, uçucu yağ, A ve B vitaminleri vardır. Çiçekli dalları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı tutukluğunu giderir. İştah açar. Safra ifrazatını artırır.

Şifalı Bitki by

Yabancı Kelime

Fr. obélisque

dikili taş

Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four- sided pillar, gradually tapering as it rises, and terminating in a pyramid called pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is ordinarily monolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egyptian obelisks are commonly covered with hieroglyphic writing from top to bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Dagger, n., 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark or designate with an obelisk. a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top. a character used in printing to indicate a cross reference or footnote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright 4-sided usually monolithic pillar that gradually tapers as it rises and terminates in a pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering, four-sided pillar of stone which was usually inscribed with hieroglyphs to honour a pharaoh Most were made of granite The biggest Egyptian obelisk now stands in Rome and is nearly 31 metres tall The biggest still in Egypt is 29 5 metres high a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four-sided pillar, gradually tapering as it rises, and ending in a pyramid called a pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering four-sided pillar made of stone It is said that some of the obelisk at the Temple of Karnek were plated in gold, to catch the sun's rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vertical stone pillar of needle shape with pyramidion on the top Its origin ties it to the Egyptian sun cult They are always carved from a single stone The tapered top part of them were usually covered with gold or electrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Though the name is derived from the Greek obeliskos, meaning 'a small spit',. tall, tapered, four-sided monolith with a pyramid-shaped peak, associated with the power of the sun god; most were carved from pink granite quarried in Aswan and were either cap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikili taş, dört köşeli sütun; (matb.) başvurma işareti, (+).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) odalık, cariye, halayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batiste). İnce ve düzgün beyaz bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calico. cambric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cambric. cotton batiste. calico / n ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستشکار] tapan. 2.taparcasına seven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş edercesine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستشکارانه] taparcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Denizaltı gemilerinde, suya dalındığı zaman su yüzüne uzatılan gözetleme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İyi pişmiş, pişmesi tam ve kusursuz.

2.Olmuş, ham olmayan.

3.mec. Tecrübe görmüş, ham ve acemi olmayan.

4.mec. Yüzsüz, arsız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripe. hard-boiled. hard-nosed. brazenfaced. cagy. hard-bitten. old. pushful. pushing. sophisticated. worldly. worldly wise. conscience-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. sophisticated. well-cooked. thick-skinned. well-done. experienced. hardened. worldly-wise. brazen. brazen-faced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-cooked. well-done. brazen. indifferent to criticism. baked. mature. ripe. hard-baked / boiled. cured. hard- boiled. hard bitten. hard boiled. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference to criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Başpapaz, metropolit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishop. patriarch. sg. episcopal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishop. pontiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bishopric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

episcopacy. patriarchate. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir zarara uğrama tehlikesi: Her türlü riski göze alarak bir işe girdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk. adventure. chance. fear. hazard. jeopardy. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazard; danger; peril; exposure to loss, injury, or destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hazard of loss; liabillity to loss in property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To expose to risk, hazard, or peril; to venture; as, to risk goods on board of a ship; to risk one's person in battle; to risk one's fame by a publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To incur the risk or danger of; as, to risk a battle. a venture undertaken without regard to possible loss or injury; 'he saw the rewards but not the risks of crime'; 'there was a danger he would do the wrong thing' the probability of being exposed to an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk. adventure. jeopardy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a source of danger; a possibility of incurring loss or misfortune; 'drinking alcohol is a health hazard'. a venture undertaken without regard to possible loss or injury; 'he saw the rewards but not the risks of crime'; 'there was a danger he would do the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exposure to loss of investment as a result of changes in business conditions, domestic or foreign economies, investment markets, interest rates, relative currency rates, or inflation Any or all of these risks may affect the market price of a security

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Risk is the financial uncertainty that the actual return on an investment will be different from the expected return Factors of risk that can affect an investment include inflation or deflation, currency exchange rates, liquidity, default by borrower and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The probability or likelihood of an adverse effect or event resulting from the actual use of a substance in the quantity and manner proposed It is the product of : the probability that an adverse effect or event will occur under specific circumstances of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chance of loss, the degree of probability of loss or the amount of possible loss to the insuring company For an individual, risk represents such probabilities as the likelihood of surgical complications, medications' side effects, exposure to infectio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantitative or qualitative expression of possible loss that considers both the probability that a hazard will cause harm and the consequences of that event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Risk is associated with a resource/task pairing to indicate the planner's confidence in the estimated effort Risk can be one of none, low, or high Some factors that may be taken into account for risk are the experience of the person and the reliability of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The potential for realization of unwanted, adverse consequences to human life, health, property, or the environment; estimation of risk is usually based on the expected value of the conditional probability of the event occurring times the consequence of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The probability an undesirable outcome will occur, defined in terms of the probability of a particular adverse effect It has the dimensions of frequency or incidence and is coupled to an exposure estimate The actual risk statement may take the form of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Risk is the exposure to the chance of loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The likelihood of suffering a harmful effect or effects resulting from exposure to a risk factor Risk is usually expressed as the probability of occurrence of an adverse effect, i e expected ration between the number of individuals that would experience a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chance or possibility of loss, often employed as a utilization control mechanism within an HMO setting Risk is also defined in insurance terms as the possibility of loss associated with a given population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The probability of an undesirable outcome Risk is the opposite of opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chance or possibility of loss For example, physicians may be held at risk if hospitalization rates exceed agreed upon thresholds The sharing of risk is often employed as a utilization control mechanism within the HMO setting Risk is also defined in in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chance or probability of loss, harm, failure, or danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The likelihood that an investment will produce performance below an investor's expectations Generally, the greater an investment's risk, the greater the investment's return potential Also, the greater the chance that an investor might be disappointed with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A threat that exploits a vulnerability that may cause harm to one or more assets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The probability that a particular threat will exploit a particular vulnerability of the system [8].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The possibility that an investment may fluctuate in value Factors that increase an investment's risk or volatility include credit quality, currency exchange rates, and inflation rates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The potential of losing one's money or the uncertainty of future returns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehlike; risk, riziko, hasar tehlikesi; sigorta edilen kimse veya şey; f. tehlikeye koymak; göze almak. at your risk ziyan olduğu takdirde sizin hesabınıza, tehlike mesuliyeti size ait olmak üzere. risk'y s. tehlikeli, rizikolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risky. venturesome. wildcat. dicey. adventurous. chancy. dangerous. dodgy. forbidding. hairy. hazardous. not healthy. precarious. touch-and-go. unsure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancy. dicey. dodgy. hazardous. perilous. risky. dodgy rizikolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riskiness. adventuresome. adventurous. chancy. dicey. perilous. risky. speculative. touch and go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az maharetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göz yaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرشک] gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «istiska» dan galat).

1.Karnına su dolmuş.

2.Raşitik bünyeli, zayıf ve kuru kalan (çocuk).

3.Pek zayıf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. emaciated. gaunt. lean. scraggy. scrawny. skinny. spare. stringy. bag of bones. puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. thin and weak. bony. emaciated. gaunt. raw boned. scraggy. scrawny. spare. weedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Istıska hastalığı.

2.Raşitizm.

3.Zayıflık, lâgarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişmiş, kabarmış: Karnım, ayağım şişkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgy. fat. swollen. bloated. puffed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffy. swollen. puffed up. bulky. congested. tumescent. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karabaşlı iskete, zool. Carduelis spinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişkin ve kabarık olan şeyin hâli: Midemin şişkinliği hâlâ geçmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffiness. swelling. inflation. bulge. intumescence. surfeit. swell. tumescence. tumidity. turgidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. inflation. swelling. puffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swollen condition. puffiness. protuberance. protrusion. bulge. bloated feeling caused by dyspesia. hump. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Şişmek’ten Rum şivesine uydurulmuş bir kelime) (argo). Şişman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. obese. gross. porky. roly-poly. fatso. fatty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulent. fat. gross. obese. porky. fatty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستایشکار] övücü. 2.öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ilgın, bot. Tamarix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tüskürmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relations of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Tahıllardan çekilen ve damıtılarak yapılan bir çeşit ağır alkollü içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch. whiskey. whisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiskey. hoo t ch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice- consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscosity. viscosity akışmazlık. ağdalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viscosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hızlı ve hafif hareketle süpürme: ufak süpürge veya fırça: (İng.) yumurta teli; f. hafif hafif süpürmek; (İng.) yumurta çırpmak; çalkamak; hızla hareket etmek veya fırlatmak, fırlamak. whisk away ortadan yok etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak eibise fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. yanak sakalı, yan sakal; çoğ., k.dili. bıyık; sakal kılı; çoğ. kedi bıyığı; den., gen., çoğ. cıvadranın iki tarafındaki çubuklar. whiskered s. yan sakallı, sakallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. viski; s. viskili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokunduğu şeye yapışan, Osm. lüzûcetli: Yapışkan çamur.

2.mec. Ayrılıp gitmeyen: Pek yapışkan adamdır. Yapışkanotu = Yaprakları değdiği yere yapışan bir cins bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(duvarfesleğeni): Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş, evlenme çağına gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. adult. grown up. grown-up. major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. old enough to gety married. mature. skilled. marriageable. nubile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by