ıska Geçmek ne demek? | ıska Geçmek anlamı nedir? | ıska Geçmek

ıska Geçmek anlamı nedir?

ıska Geçmek ne demek?

ıska Geçmek anlamı nedir?

ıska Geçmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: iska gecmek

Türkçe Sözlük

(f.). Hedefe rast getirememek, tutturamamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Denizlerin dibinde inceleme yapmak için kullanılan araç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathysphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»), 1. çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır. 2. Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). 1.En iyi: Elinden bu işin daniskası gelir. 2.Katmerli. 3.Daniska Bir şehir adıdır Almanca danzig kentinin adından Türkçe’ye halk ağzında daniska olarak geçmiştir. Eskiden Almanya’dan danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerinde danzig markası vurulurdu. Oldukça iyi ve sağlam olan bu mallar, halk arasında beğenilir, tutulurdu. Bir şeyin en iyisi, en ileri noktası anlamında bu söz kullanılır. Aslında daniska kötü gibi algılansa da anlamı kalteli ve iyi anlamına gelir.Saçma bir söz kullanıldığında en üst düzeyde saçmalama anlamında Saçmalığın Daniskası sözü kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the best. the finest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the finest. the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Müsabaka dışı bırakılmış. Diskalifiye etmek = Bir kusur yüzünden müsabaka dışı bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. disqualifié

1. sp. yarış dışı, 2. dışlanma.

1. Kural dışı hareketleri dolayısıyla oyundan atılan. 2. Dışarıda tutulma, bir yere veya topluluğa alınmama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disqualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Demirin tırnağını asmak için gemi kenarındaki eğri demirden askı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yelken doldurmayacak kadar hafif rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass beyond. pass. pass by. pass away. go by. expire. go. exceed. elapse. cross. surpass. leave behind. outrun. outdistance. beat. better. best. outgrow. fit in. clear. be over. be valid. be current. be transmitted. abate. cap. catch. change to. come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. cross. eclipse. exceed. excel. intervene. omit. outdistance. outdo. outstrip. pass. pip. skip. surpass. transcend. wade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. migrate. to pass. to pass over. to cross. to traverse. to go through. to pass by. to go over. to cross over. to outgo. to surpass. to percolate. to skip. to shunt. to overreach. to transfer. to permeate. to mesh. to blow. to adapt. to outstrip. to o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهشکار] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). İnsan ve hayvanlara yahut araziye su verme, suvarma, sulama, Ar. irvâ: Hayvanları, bahçeyi İska etti. Menderes nehri. Aydın ovasını İska eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şikâyet ettirme. 2. Oç alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشقه] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hedefe rast getirememek, tutturamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gemi direğinin ayağı, ayaklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl» den). 1. Müşkül, güçlük. 2. Müşkül hâle getirme, güçleştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. musiki). Merdiven, ses merdiveni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Gemi arması merdiveni. 2. Savaş gemilerinin sol tarafındaki merasim merdiveni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Çarmıkların halat basamakları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. card game. pack/deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing card. any card game. deck of cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan masdar). 1. Yerleştirme, mesken ve vatan kazandırma: Iskân-ı muhacirin = Göçmenleri yerleştirme, filân yere Kafkas göçmenlerini iskân ettiler, göçebelerin iskânı. 2. Ahali kazandırma, ahali yerleştirmekle imar: Anadolu’nun boş yerlerini iskân etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسکان] yerleştirme. 2.yerleştirilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Bir çeşit kâğıt oyunu: Iskanbil oynamak. 2. Umumiyetle oyun kâğıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). 1. Denizin derinlik derecesini anlamak için gemilerde kullanılan Alet. 2. Denizin derinliğini ölçme: İskandil etmek. 3. mec. Bir şeyin aslını, esasını veya bir işteki niyet ve gizli maksadı anlamağa çalışma, Ar. istiknâh: Ben bir kere iskandil edeyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. lead. sounder. plumb. sinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. measurement of the depth of water. sounding line. investigating. depth finder. feeler. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). iskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemiyi toptan kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Isgara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi yüklerinin pek sıkı istif edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iskarça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. scarlato). Has boyalı pek kırmızı ve pek parlak bir cins eski Venedik çuhası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). T. Kürek takılmak üzere kayık ve sandalın yan kenarına dikine sokulmuş tahta çivi. 2. Bir cins küçük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thole. rib of a ship. oarlock. tholepin. rowlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter's chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. escarpin). Konçsuz veya yarım konçlu zarif ayakkabı, alafranga hafif kundura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's low-cut shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Yelkenleri dolduran dik rüzgâr. 2. Geminin alabildiğine doldurulmak üzere götürü kiralanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). t. Bazı iskambil oyunlarında kullanılmayıp ayrılan kâğıtlar. 2. Herhangi bir sebeple değerini kaybetmiş mal. Iskartaya çıkmak = Kıymetsiz sayılarak bir kenara atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Iskarta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weedy. discard. reject. rejection. throw-out. waster. waste product. wastrel. cull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reject. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap. waste. discarded. rejects. waste material. waste product. offscouring. refuse. rummage. junk. tailing. throwaway products. wood-waste. discard. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Yapağı kırıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Düşürme. 2. Ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «sukut» tan masdar). t. Düşürme, aşağı atma. 2. Yok etme, yerine kaldırma. 3. Hükümsüz bırakma, iptal, başa gelmesi kaçınılmaz olan bir kazanın ufak bir hâdise ile olmuş hükmüne geçmesi: Ayağınızı incittinizse de bununla belki bir büyük kaza iskat olundu. 4. Mahrum etme, kaybetme: Haklarından iskat olundu. 5. Ölünün ruhu için, yani azaplarının affı için verilen sadaka: Iskat parası. İskat-ı cenin = Çocuk düşürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükût» tan masdar). 1. Susturma, sükût ettirme: Şu çocuğu iskât edin. 2. Münakaşayı kazanıp karşısındakini susturma: Bu delil ile kendisini iskât ettim. 3. Susturma, razı etme: Onu beş on kuruşla iskât edebilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسقاط] düşürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسقاط] düşürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسکات] susturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

susturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Iskat sadakası alan kimse. 2. Mezarlık dilencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). 1. Su isteme. 2. Yağmur duasına çıkma, Ar. istimtâr. 3. (tıp) Bedenin çeşitli yerlerinde su toplanması hali: istikaa-ı batn, istiskaa-ı sadr, istiskaa-i kilye, istiskaa-i mafsal (karın, göğüs, böbrek, mafsal istikaları) vesaire (Fr. hidroplsie).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استسقا] yağmur duasına çıkma. 2.vücutta su toplanması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «sıklet» ten masdar). Hoşlanmama, varlığından hoşlanmama, soğuk muamele ile haşlanılmadığını anlatma: İnsan istiskal olunduğu yere bir daha gitmemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استثقال] hoş karşılamama, yüz vermeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanır iğreti merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Demircilerin kızgın demiri tuttukları kerpeten ve maşa gibi büyük demir Aletleri. 2. Istakoz gibi bazı hayvanların, tutup sıkmaya ve hattâ kesmeye mahsus organları: İstakoz kıskacıyle parmağımı sıkıp koparacak oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. clamp. claw. gripper. nipper. snare. barnacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. claw. forceps. pincers. pliers. pincer. chela. vice. folding steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. forceps. claw. chela. stepladder. clamp. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı. 2. Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar. 3. İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıskanan, kendi sevdiğine veya ailesine başkasının bakıp yanaştığını çekemeyen, gayretli: Pek kıskanç adamdır. 2. Haset eden: Bu çocuk ne kadar kıskanç!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. green-eyed. grudging. jaundiced. yellow. grudger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envious. jealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğinin veya ailesinin başkasiyle konuştuğunu veya münasebetini çekememek huyu, gayret, rekabet: Kıskançlığından ne yapacağını bilemiyordu. 2. Haset, gıpta (bu mânâda ckıskanç» bugün kullanılmamaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the green-eyed monster. jealousy. envy. jaundice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. green-eyed monster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. envy. green- eyed monster. jealously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı? 2. Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sevdiğinin başkasiyle münasebetini çekememek, gayrete gelmek, rekabette bulunmak: Karısını çok kıskanıyor; karısı onu hizmetçi kızlardan kıskanıyor. 2. Çekememek, haset, gıpta, Osm. reşketmek: Çocuk, küçük kardeşini kıskanıyor. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Ben sizden bir şey kıskanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be jealous. envy. hold a grudge. begrudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be jealous of sb. to be jealous of. to envy sth possessed by sb. to resent sb's showing affection to or interest in sb else. envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Leipzig şehrinden gelen bir çeşit ipeğe benzer sarı ve güzel saça denilir: Lepiska saçlı, lepiskalarını tarakla ikiye bölmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. silky blond. flaxen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İki tarafı ikişer dilli makaradan donatılmış büyük palanga.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Delme Aleti, matkap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Türk musiklsi’nde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir buçuk dirhemlik eski bir ölçü ki, kıymetli taşlar vesaire için de kullanılır. Miskal ile = Pek az miktarda: Muhabbet kantarla alışveriş miskal ile (atasözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madenleri parlatmaya yarayan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (musiki). Mıskal çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batiste). İnce ve düzgün beyaz bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calico. cambric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cambric. cotton batiste. calico / n ,.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستشکار] tapan. 2.taparcasına seven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş edercesine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستشکارانه] taparcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başından vazgeçmek, ölümü göze almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرزنشکار] sitem edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «istiska» dan galat). 1. Karnına su dolmuş. 2. Raşitik bünyeli, zayıf ve kuru kalan (çocuk). 3. Pek zayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. emaciated. gaunt. lean. scraggy. scrawny. skinny. spare. stringy. bag of bones. puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. thin and weak. bony. emaciated. gaunt. raw boned. scraggy. scrawny. spare. weedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Istıska hastalığı. 2. Raşitizm. 3. Zayıflık, lâgarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skinniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستایشکار] övücü. 2.öven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop the reins. abandon. back down. back down from. back out. back out of. back track. backtrack. cease. cede. cry off. cut loose. declare off. desist. disclaim. dispense with. do without. forbear. forego. forgo. forsake. give over. give up. go witho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. chuck. desist. forgo. forsake. quit. relinquish. renounce. waive. to give up. to quit. to abandon. to abdicate. to desist. to forsake. to back out. to relinquish. to renounce. to change one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renounce one's claim to sth. to give up. to abandon. to decide not to. to forgo to waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunduğu şeye yapışan, Osm. lüzûcetli: Yapışkan çamur. 2. mec. Ayrılıp gitmeyen: Pek yapışkan adamdır. Yapışkanotu = Yaprakları değdiği yere yapışan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(duvarfesleğeni): Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by