Ism ne demek? | Ism anlamı nedir? | Ism

Ism anlamı nedir?

ism ne demek?

ism anlamı nedir?

ism | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ism

Türkçe Sözlük

(bk.) İsim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسم] ad.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek -lik, -cilik, -izm: Nationalism, radicalism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özel bir doktorun veya meslek (özellikle küçümseme anlamında).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyütme (fotoğrafçılıkta kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrandissement

büyültme

Fotoğraf ve resimlere boyut kazandırma işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun enlargement. enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming accustomed. breaking in. orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ülfet etmek, uyuşmak, Adet etmek: Erken kalkmaya alışamadım. 2. Öğrenmek: Biniciliğe alışmalı. 3. Vahşetten kurtulup evcil olmak: Tilki insana alışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the habit of doing. get used to. get accustomed to smth. accommodate oneself. addict. acclimate. acclimatize. accommodate. adjust. drop into a habit. become inured to. orient oneself. orientate oneself. become reconciled to. reconcile oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used to. to be accustomed to. to get used to. to become accustomed to. to accustom oneself. to acclimatize oneself. to be in the habit of. to become addicted. to become reconciled to. to inure oneself to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to. to become familiar with. to grow used to sth. to be accustomed to. to accustom oneself to sth / to do sth. adjust oneself. get into. orient oneself. orientate. orientate oneself. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık. altruist (i). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünen kimse. altruistic (s). digerkâm, fedakâr, başkalarını düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması. 2. Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3. Bir borcun azar azar ödenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (tıb). anevrizma, atardamar cidarlarının (çeperlerinin) zayıflamış noktalarında meydana gelen şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiliz diline mahsus deyim; ingiliz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayvanilik, hayvan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i animizm, butun varlıkların ve evrenin bir ruh taşıdığına inanan doktrin; varlıkların bedenlerinden ayrı olarak ruh sahibi oldukları inancı; ruhun hayat ve sağlığın temel varlığı olduğuna inanma doktrini ; ruhların varlığına inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin; zıddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (upuşmak dahi yazılabilir). 1. (Hayvan) apışlarım açıp çatlaya kalmak. 2. Bir yere dikilip durmak, ileri gidememek. 3. Bir işin uhdesinden gelememek, Aciz kalmak; şaşırıp kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse from tiredness. to squat down. to be astonished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give up. to stand helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitkinin topraktan yükseğe büyüme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arap terimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) artık kullanılmayan söz veya terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., astr. yıldız kümesi; matb. uç yıldız işareti; bazı kristalleşmiş madenlerin i çinde yıldız şeklinin belirmesi özelligi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allahın varlığını inkâr; Allahsızlık. atheist (i). Tanrının varlıgını kabul etmeyen kimse, ateist. atheistic, -al (s). Allahsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. bust up. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşmak, taş ve silâhla birbirine vurmak. 2. Birbirine söverek kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. bicker. quarrel. wrangle. to quarrel. to bicker. to argue. to squabble. to have a row. to have a tiff. to have words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to try to make up with. altercate. bicker. spar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atomculuk. atomist (i). atomculuğu kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). anormal derecede hayale dalma, içe kapanış. autistic (s). hayale dalmaktan kurtulamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik oluş; isteğe baglı olmadan yapılan hareket; (psik)., (fels). otomatizm, özdevim, munsakiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. desintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Bir cismi meydana getiren unsurların birbirinden ayrılması ile o cismin bileşik hali bozulmak, Osm. tahallül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. resolve. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. to separate. to decompose. to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underdeveloped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tedricen azmak, şiddet kesbetmek: Kavga azıştı. 2. Tutuşmak, kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Babilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. clamour. squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birlikte ve bir ağızdan bağırmak, yaygara ve çığlık koparmak: Kadınlar bağrışmaya başladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whoop. to shout all at once. to shout at each other. to scold each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bahailik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vaftiz, vaftiz ayini. baptismal (s). vaftizle ilgili. baptism of fire bir askerin katıldığı ilk savaş; çetin bir imtihan veya tecrübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). munevverlerce makbul olmayan ifade tarzı; edebiyatta ve sanatta bazılarınca alışılmış şekil ve yazıların haricinde kalan tarzda eserler; vahşilik, kabalık, barbarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışmak fiili, müsâlaha, silâh bırakma, savaşa son verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. pacification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Savaşa veya anlaşmazlığa, müsâlaha etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make peace. make it up. make up. smoke the peace pipe. kiss and make up. make one's peace with. reunite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to make it up. to come to an agreement. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini bilmek veya öğrenmek, tanışmak, tanışık çıkmak veya dostluk kurmak: Kim olduğumuzu birbirimize sorarak biliştik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Dişler) birbirine binmek, Osm. Irticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get on the same vehicle. to overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adjuration or exclamation common among the Mohammedans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Islamic culture, meaning 'in the name of Allah'. 'In the name of God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation of the name of Allah in the form: 'In the Name of God, the merciful Lord of mercy ' It precedes every act of Muslim piety and every surah except surah 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the name of Allah [biss-mih-LAH] What Muslims say before engaging in most anything, especially before reading Qur'an, before eating, when entering a room [before entering toilet area, ask for protection from the male and female jinn], when leaving and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means 'In the name of Allah'. 'In the name of God ' It's used by Muslims to ask for God's blessing on any action, and is found at the start of almost every surah of the Holy Qur'an.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bizmut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaşmak, muttasıl ve mülâki olmak, kavuşmak: Vapur rıhtıma bitişti, yaranın ağzı daha bitişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to join. to touch. to become contiguous. to adhere. to stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brahma dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakıyet idaresi; emperyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirine seslenmek. 2. Hep birden çağırmak, haykırıp yaygara etmek: Biri öldüğü için kadınlar Çakal çağrışıyorlardı. Çocuklar bağrışıp çağrışıyorlar, bir şey söyleyin şunlara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to call out in unison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çalışmak işi. (bk.) Çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of employment. employment certificate. work permit / license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working hour. study hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çabalamak, emek ve gayret etmek: Filân işi görmeye çok çalıştımsa da muvaffak olamadım. 2. işlemek, iş görmek, uğraşmak: insan günde sekiz saat çalışmalıdır. 3. Derse ihtimam ve tahsile devam etmek, okuyup yazmak: Talebe çalışırsa, öğretmenlerine de heves gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. study. operate. function. endeavor. endeavour. labor. labour. practise. practice. serve. start up. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. to study. to work. to strive. to try. to run. to operate. attempt. belabour. endeavour. to have a go at sth. go. keep at sth. ply. toil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ispanya prenslerinden Don Karlos veya Fransa kralı X. şarl'ın taraftarlığını gütme. Carlist (i). Don Karlos veya X. şarl taraftarı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J. Vuruşma, tokuşma. Ar. müsâdeme. 2. Tutuşma. Ar. mudârebe, mukatele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. collision. combat. conflict. impact. skirmish. smash. smash-up. fight. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşmak, tokuşmak, müsâdeme etmek: Pencere kanatları rüzgârdan çarpışıyordu. 2. Tutuşmak, Osm. mudârebe ve mukatele etmek: İki birlik birbirine rastgelip çarpıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle. bump. clash. collide. fight. skirmish. to collide. to bump. to clash. to crash into each other. to fight. to battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide. to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). dokularda maddelerin karışımının bozularak daha basit maddeler haline gelmesi, anabolizmin karşıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilmihal; bir kimsenin fikirlerini anlamak için sorulan sorular. catechist (i). ilmihal öğretmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklik, Katolik kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatışmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. battle. run-in. conflict. disagreement. brush. coincidence. collision. rencontre. scrimmage. skirmish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. clash. collision. conflict. skirmish. war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. argument. dispute. skirmish. clash. collision. impingement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kavuşmak, ilişmek, uç uca bağlanmak, tutturulmak. 2. Tokuşmak, birbirine çatmak, çarpışmak, müsademe etmek. 3. (Köpek ve ona benzer hayvanlar, böcekler) Çiftleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash. coincide. collide. conflict. contravene. skirmish. to clash. to collide. to conflict. to quarrel. to skirmish. to coincide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clash. to collide. to have a quarrel. to be in conflict with. to fit into one another. to interconnect. to jam. to intersect. to engage. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. mantık). Tenakuz, birinin doğruluğu ötekinin yanlış olmasını gerektiren iki halin bu vaziyeti çelişmedir. Çelişme prensibi felsefede muhakemenin prensibi olup «bir şey aynı zamanda hem var hem yok olamaz» şeklinde ifade edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. controversy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. be in contradiction with. belie. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. contrast. to contradict. to contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. to be in contradiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -mata) inayet, ihsan; Tanrı vergisi; başkalarını etkileyebilme yeteneğini veren ayrıcalı ruhsal kuvvet. charismat'ic (kerizmat-ik). (s). bu çeşit kuvveti olan; Tanrı vergisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 19 yüzyılda ingiltere'de siyasi reformcuların kurdukları partinin doktrin ve hareketleri. Chartist (i). bu ahmın taraftarı. chartography (bak). cartography.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşırı milliyetçilik, şovenizm. chauvinist (i). aşırı derecede milliyetçi kimse. chauvinis'tic (s). aşırı milliyetçi. chauvinis'tically (z). aşırı derecede milliyetçi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). simiotropizm, hücrelerin bazı kimyasal maddelere karşı gösterdikleri yaklaşma veya uzaklaşma, kimyadoğrulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). kutsal mesh yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «çağrışmak» yerine kullanılıyor). 1. Birbirini çağırmak. 2. Hep birlikte ve bir ağızdan bağırıp çağırmak: Kadınlar çığrıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birine sert sözler söyleme, azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Girişmek, kuvvet ve iktidarı üstünde bir işe bulaşmak, koyulmak: Ben bu işe çıkışamam. 2. Bâliğ, vâsıl olmak, varmak: Biriktirdiğimiz para birkaç yüz liraya çıkıştı. 3. Yetişmek, kâfi olmak, kifayet etmek: Paramız çıkışmadı. 4. Hiddetlenip azarlamak, paylamak, sert konuşmak: Bana çıkışmaya hakkınız yoktur: Siz, kendisine biraz çıkışın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rebuke. to scold. to chide. to be enough. to suffice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. to rebuke. to be enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Kanatlarını vurup oynatmak, kanatlarını oynatarak hareket ve helecanda olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسم] cisim, madde. 2.vücut, beden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye). 1. Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. corporal. physical. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسمانی] cisim ile ilgili. 2.bedensel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cisim itibariyle, cisim olarak, bedence: Cismen bu ondan küçük ise de akılca daha büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسما] bedenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip pekişmek, kilitlenmek, çit gibi sarmaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasisizm, klasiklere tabi olma veya uyma; klasik şekil veya deyim; klasik öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komünizm. communist (i)., (s). komünist; (s). komünistlere veya komünizme. ait communis'tic (s). komünizm taraftan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünde depremin aynı anda hissedildiği noktaların birleştiği çizgi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirme, tenkit; yerme, kınama. adverse criticism yerme kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kübizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kinizm; ahlakı hor görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). Dalton hastalığı, renk körlügü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışmak işi. Danışma bürosu = Bazı kuruluşlarda, kuruluşların işlerine ait sorulacak soruları cevaplandırmak üzere açılmış bulunan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information desk. counselling. consulting. information (desk. consultation. counsel. counsel l ing. information. advisory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir iş hakkındaki niyeti birine söyleyip onun da fikir ve reyini sormak, istişare etmek, görüşmek: Karar vermeden önce size danışmaya geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. take one's advice. advise with. confer. debate. deliberate. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. refer. to consult. to confer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consult with. to confer with. to ask sb's advice on a matter. advise. ask for advice. confer. consult. hold consultation. refer. take counsel. take information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Müşavir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulting. adviser. advisor. consultant. counselor. counsellor. guidance conselor. counsel. guide. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor. mentor. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. counsel. counsel or. advisor adviser. student advisor adviser. consultant. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) (c. dânişmendân). 1. İlim ve irfan sahibi, bilgin, Alim. 2. Osmanlı devrinde müderrislerin asistanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشمند] bilgin, alim. 2.stajiyer kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji). Bir bütünü meydana getiren kısımların, duygu ve düşünce birliğine dayanarak, birbirlerine karşılıklı bağlanmaları. Ar. tesanüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. interdependence. interdependency. solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity. interdependence. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dayanıp kuvvet kazanmak, birbirini kollamak, mütesanit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity. hang together. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişme, başka hale gelme. Ar. tebdil, tegayyür: Havanın değişmesi. 2. Çamaşır tebdil etme, temiz çamaşır giyme: Çamaşır yıkanacağından bugün değişmeniz gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. alteration. changing. chopping. interchange. shift. switch. transmutation. turn. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. conversion. mutation. shift. variation. exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. shift. variance. exchange. modulating. modulation. altering. barter. conversation. changeover. swap. transformation. transmutation. transition. revolution. preference. increment. metamorphosis. fluctuation. distortion. commutation. chopping. varia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Değişme işi, değişmek, başka hale gelmek. Osm. tebeddül etmek: Bu atın eğeri değişmiş. 2. Başkalaşmak, başka türlü olmak, tegayyür etmek: İspirtoya su katınca rengi değişir. Bu adamın tabiatı büsbütün değişti. Hava değişiyor. 3. Çamaşır değiştirmek, temiz çamaşır giymek: Siz değiştiniz mi? Değiştirmek: Tebdil veya mübadele etmek: Bu atı ne değişirim, ne satarım. Bunu dünyada bir şeyle değişmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. convert. amend. modify. alter. mutate. turn to. shift. alternate. chop about. chop round. shade. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. convert. evolve. mutate. shift. trade. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. to change. to alter. to become different. to be replaced by another. to be changed. to exchange sth for sth else. to change one's clothes. to trade sth for sth else. fluctuate. turn into. metamorphose. shift. vary. veer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir parçanın usul geçkili olması: Değişmeli şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. decided. declared. equable. firm. fixed. flat. immovable. immutable. inexorable. inflexible. intransigent. invariable. rigid. set. settled. stable. steady. strict. sworn. unchangeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. immutable. invariable. unchangeable. stable. equable. hard core. immovable. incommutable. irrevocable. permanent. steadfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahyi inkar etmekle beraber Allahın varlığına inanma, deizm; bu itikadın mezhebi felsefesi; dinitabii deist (i). bu itikadı kabul eden kimse. deistic (s). bu itikada ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delice tavırlı, tavır ve hareketinde lâubâli ve serbest olan: Delişmen bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madcap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil may care. harum scarum. highflier. madcap. rambunctious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highflying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına inanış; şeytanlara olan itikadı tetkik eden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakiyet, hakimiyete dayanan idare; despotizm, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık; şeytanca hareket; şeytana inanma veya tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). yer küre tabakasının kıtalar, dağlar ve denizleri teşkil edecek şekilde değişmesini sağlayan süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). dış etkenlere karşı bazı bitki organlarının kendilerini çapraz olarak ayarlama ihtimali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki ayrı yönden bakıldığı zaman iki ayrı renk aksettirme hassası (kristal gibi), dikroizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini ditmek, birbirini rahatsız etmek, dalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick on each other. to scrap. to scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kederli, neşesiz, kasvetli; sönük. dismally (z). kederle, kasvetle. dismalness (i). keder, kasvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalara ayırmak, kaldırmak; eşyasını boşaltmak (ev), silâhtan tecrit etmek, arma veya silâhlarını almak. dismantlement (i). boşaltma, sökme, parçalara ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). geminin direğini kırmak veya çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). korkutmak, dehşete düşürmek, yıldırmak cesaretini kırmak; (i). yeis, keder, ümitsizlik, dehşet içinde kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalamak, uzuvları bedenden ayırmak. dismemberment (i). parçalama, parçalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işten çıkarmak; yol vermek, gitmesine müsaade etmek; azletmek; bertaraf etmek, defetmek bırakmak; (huk). davayı reddetmek. dismiss from mind aklından çıkarmak, düşünmemek. dismissal (i). yol verme, azledilme; izin, müsaade. dismissible (s). berta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). binek hayvanı veya bisikletten inmek veya indirmek; (mak). sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki eşit tanrıya inanma; iki zıt prensibin varlığına inanma. ditheist (i). bu inancı kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dogmatizm, inakçıIık, fikir beyan etmede kesinlik. dogmatist (i). dogmatik kimse, kesin fikir beyan eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikilik; (fels.) düalizm, evrenin zihin ve madde olarak iki prensipten meydana geldiği görüşü. dualist (i). ikilik prensibi taraftarı. dualis'tic (s). ikilik prensibine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik gelişmeyi yadsımayan, ancak dünya çevresini tehdit etmeyen çevre ve enerji politikalarının benimsenmesi gerektiğini savunan Brundtland Raporu’nu hazırlayan, Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu bir komisyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(fels.) tabiat olaylarını kuvvet ve enerji terimleriyle açıklayan doktrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan kiliselerinin evrensel birliği için uğraşan kimselerin düşünce ve prensipleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bencillik, egoizm, hodbinlik hodkâmlık, yalnız kendi öz varlığını düşünme ve sevme; kendini beğenmişlik; (fels). yalnız kişisel bilincin bilindiğini iddia eden doktrin; kişisel çıkarların ahlâkın esası olduğunu öne süren görüş, davranışların doğr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çok bahsetme, egotizm, kendini beğenmişlik, övünme; hodbinlik, bencillik. egotist (i). kendinden çok bahseden övüngen kimse; bencil kimse. egotistical (s). kendini beğenen; bencil. egotistically (z). kendini överek; bencillikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. amboli kan pıhtısının bir kan damarı veya arterini tıkaması; takvimler arasında uygunluk sağlamak amacıyla sene, ay veya gün ilâvesi, ay ve güneş senelerinin uzlaştırılması. embolus i., tıb. damar tıkanmasına yol açan kan pıhtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuzular) Süt emmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefi görüş; şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. investissement

ekon. yatırım

Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Trafik Anonsları (Traffic Announcement – TA) işlevinin, geçerli trafik bültenlerini kaçırmadan, trafik anonsu yapmayan istasyonları dinlemenizi sağlayan gelişmiş bir sürümüdür. Trafik anonsu yapıldığında, EON işlevi ayarlı istasyonun trafik programına otomatik olarak geçer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (man.) astasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) bir organın aşırı hassasiyeti veya aşırı uyarılabilme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişmek işi. (bk.) Erişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. attaining. attainment. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmek, vâsıl olmak: Erişir menzil-i maksûduna Aheste giden. 2. Uzanıp tutmak, el veya boy yetişmek: Şu rafa erişebilir misiniz? Ayağa kalksa başı tavana erişir. 3. (bir haber) Vasıl olmak: Bu hâdise o gün kendisine erişmiş. 4. Olmak, kemal bulmak: Üzümler daha erişmedi. 5. Evlenmeye elverişli yaşa gelmek, yetişmek: Erişmiş kızı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reach. attain. achieve. compass. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attain. carry. extend. to reach. to attain. to access. to mature. to ripen. ripen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. retrieve. to reach. to arrive at. to attain. to mature. to amount to. to ripen. to come. to overtake. to touch. extend. find. go. hit. to have the key to the door. land. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olağanüstü kızarma (hayvan tüyleri).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD çalarlar için bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı yüksek düzeyde direnç sağlayan bir sistemdir. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendi ırkının üstünlüğüne inanış. ethnocentric (s.) kendi Irkının üstünlüğüne inanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) mitolojinin kişilerin ilahlaştırılmasından doğduğunu kabul eden kuram; mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri suren teori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz. euphemist (i.) bu tür hafif söz kullanan kimse. euphemis'tic (s.) hüsnütabir kabilinden. euphemis'tically (z.) hüsnütabirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dilde aşırı yapmacık, yazıda aşırı süslü üslup. euphuist (i.) yapmacık bir dille yazan veya konuşan kimse. euphuis'tic (s.) yapmacık bir dille yazılan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İncil müjdesini getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yığılmak, toplanmak, Osm. tecemmû, tahaşşüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Değiştiriciye, başka bir CD çalınırken ses kaybı olmadan bir CD takılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faşizm. fascist (i)., (s). faşist,faşist parti üyesi veya taraftarı; (s). bu parti ile ilgili, faşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (pol). federasyon halinde birleşme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın haklarını tanıtma mücadelesi, feminizm: (tıb). erkekte dişil özellikler bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimselcilik, şekilcilik, dış görünüşe ve davranışlara önem verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). formüllere bağlılık; formüller sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). evrimin doğal kanunların rastlantılı sonucu olduğuna inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İlk kaset sürücülerde, kaset mekanizmasını fiziksel olarak hareket ettirmek için çalıştırma anahtarları kullanılırdır. Full logic kontrol ile tuşlar elektronik işlevleri kontrol ederek daha yumuşak dokunmaya duyarlı çalıştırma sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i fütürizm futurist i fütürist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kimyasal kuvvetle husule gelen elektrik, galvanizm; t/b gal vanik elektrik cereyanı ile tedavi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Sızdırıcı bir perde ile ayrılmış iki çeşit sıvının bu perdeden geçerek karışmaları hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermixing. crossing. osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intermix. to be diffused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelişmek işi, inkişaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formative. development. strides. growing. improvement. advancement. progress. growth. advance. amelioration. budding. expansion. flourish. headway. inflorescence. pickup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. buildup. development. evolution. growth. improvement. progress. progression. sprawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. evolution. growth. progress. developing. growing. maturing. process. improvement. aging. activity. boom. prospering. thriving. efflorescence. pick up. upgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmek, büyümek, boy atmak: Bu ağaç, bu ekin güzel gelişti. 2. İyileşmek, semirmek: Seyahat kendisine yaramış, hayli gelişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. improve. grow. progress. advance. flourish. ameliorate. blossom. blossom out. boom. branch out. evolve. expand. flower. go ahead. grow up. make headway. refine. shape. shape up. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. better. bloom. blossom. boom. develop. evolve. flourish. grow. headway. improve. move. progress. reform. shape. to grow up. to mature. to develop. to improve. to progress. to advance. to reform. to come on. to grow. to come along. to blossom. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to grow up. to grow healthy. to mature. to make progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. advanced. improved. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. forward. sophisticated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. developed. full- grown. improved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris, özellikle karanlık sahnelerde kontrastı geliştirmek için tasarlanan özel bir işlevdir. İki moddan birini (Otomatik ve Manuel) kullanın. Otomatik Modda en iyi içerisinde parlak ve karanlık sahnelerin bulunduğu filmler gibi video içeriği ile birlikte çalışacak şekilde tasarlanmış iki farklı ayar vardır. Otomatik 1, sahneden sahneye değişen geniş bir parlaklık aralığına sahip programlar içindir. Otomatik 2 ise parlaklık düzeyleri sahneden sahneye pek farklılık göstermeyen programlar içindir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş İris 2 sistemi her sahnedeki ışık düzeyine otomatik olarak tepki vererek ve en iyi sonuçları elde edecek şekilde diyafram açıklığını ayarlayarak çalışır. Karanlık sahnelerde, bu genellikle gölgelerde genellikle kaybolan ayrıntıları ortaya çıkarır ve aydınlatmanın parlak olduğu sahneler de tanımlamalarını korur ve silinmezler. Kapsamlı bir manuel seçenek de dahil olmak üzere, dört farklı ayar vardır ve böylelikle sonuç daima tam istediğiniz gibi olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyanın manyetik çekimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. yeredoğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette gıcıklanmak. Yanmakla birlikte hafif kaşınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine gitmek, ziyaretleşmek. Yanlış olarak gidişmek ve gicişmek yerine kullanılıyor, (bk.) Gidişmek, gicişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gicişmek, kaşınmak: Avuç, yara gidişiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münakaşa etmek, vızıltı ile kavga etmek: Bütün gün gırgırlaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz, işve, yan bakış, göz ve kaş ile yapılan işaretler, cilve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karşılıklı biribirlne girmek. 2. Başlamak: Bu işe girişmem lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to meddle. interfere. to attempt. to enter into sth. to pitch into sth. to have a bash at. to go at sth. to knuckle down. to pitch into sth. to begin to beat. to beat sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meddle. to interfere. to mix up in. to attempt. to undertake. to set about. to get tangled up. to be intertwined. to get into a fight or quarrel. embark. enter. essay. get down to. make. mount. plough plow with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo ismi veya görevi tam olarak belli olmayan araç, cihaz; kumarda üstünlük sağlayan veya uğur getiren herhangi bir şey veya yol, uğur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları ve yaradılışın sırrını bilmek iddiasında olan mezhep, gnostisizm. GNP kıs. gross national product.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. astronomi). Gökyüzünde bulunan yıldız, gezegen, kuyrukluyıldızlar, nebülöz vs. gibi bütün cisimlerin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Grecism .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunanca terim; Grek sanat ve kültürünün üslup ve ruhu. Grecize (f.) Yunanlaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [حریم عصمت] kutsal saha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranice deyim; ibrani düşüncesi veya geleneği; Musa dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). hayatın esas gayesini zevk kabul eden öğreti, hedonizm, hazcılık; zevke düşkünlük. hedon'ic (s). hedonizme ait. he'donist (i). zevk düşkün kimse; hazcılık taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günedoğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanca deyim veya terim; eski Yunan medeniyeti; Yunan dilini kullanma; Yunan ideallerini benimseme, Helenizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğer tanrıların varlığını inkâr etmeden tek bir tanrıya tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahramanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشم] öfke, hışım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشمگين] öfkeli, hışımlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tiroidin fazla çalışmasından ileri gelen durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyada iyilik yapma hevesi, ideal uğruna çabalama hevesi; fels. üIkücülük, idealizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağlanmak, takılmak, takılıp kalmak: Kova, kuyunun İçinde taşa İlişti. 2. Durmak, kalmak, İlişmiş gibi ayrılamamak: Bu adam gittiği yerde ilişip kalır. 3. Az durmak, İğreti, geçici olarak oturmak: Sen biraz şurada iliş, ben şimdi gelirim. 4. Şüphe ve tereddüt etmek, tSrtz eylemek: Müsveddeyi okuyup bir, iki yerine İlişti. S. Dokunmak, sataşmak, taarruz etmek: Siz ona ilişmeyin. Göz ilişmek, göze ilişmek = Elde olmayarak, aramaksızın hafifçe görmek: Gözüm bir şeye ilişti. Gözüme bir şey ilişti. Gönül İlişmek = Gönülden ilgilenmek, Aşık olmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch lightly. to graze. to touch. to meddle with. to disturb. to bother. to point out. to raise a point about. to perch. to sit on the edge of sth. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparatorluk sistemi, imparatorluk hükümeti; emperyalizm, sömürgecilik. imperialist i. imparator veya imparatorluk taraftarı; emperyalist, sömürgecilik taraftan imperialis'tic s. emperyalizme ait, sömürgeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izlenimcilik, empresyonizm impressionist i. izlenimci, empresyonist impressionis'tic s. izlenimciliğe dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. yadgerekircilik, indeterminizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayii temel olarak kabul eden iktisadi sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetişkinde anormal çocukluk emaresi, gelişmemişlik; yetişkinde çocukça davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münevverlik, anlıkçılık, ilmin mantıktan çıktığını ileri süren kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) hakikatlerin akıl ve bilgi ile değil de sezgi yolu ile ortaya çıkarılabileceğini ileri süren öğreti; duyularımızla algıladığımız cisimlerin gerçek olduğunu savunan öğreti; insanın sezgi anlayışına sahip olduğunu ve bununla doğru ahlâk kai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşittirme: Sesimi ismâ edinceye kadar bağıracağım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Semahatli, cömert kılma. 2.Mülayim ve itaatli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.İbrahim (a.s.)’in oğlu. İbrahim (a.s.) O’nu Allah’a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir. Fakat Allah (c.c.) O’nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur’an’da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka’be’yi inşa etmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm»den masdar). Koklatma. 2. Hafif surette ve dolayısiyle duyurma. 3. Sesli harfi ancak duyulacak ve tam hece teşkil etmiyecek şekilde söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İşmar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz kırpma, hareketle, anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ismarlamak işi. 2. Ismarlanarak yaptırılan, hazır olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom-made. custom. ordered. made to order. tailormade. tailored. bespoke. made to measure. commission. placement. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. ordering. ordered. made-to-measure. made-to-order. bespoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made to order. ordering. custom made. custom design. indent. made to measure. made out to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım. 2. Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım. 3. Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik. 4. Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. place an order. give an order. have it made. treat smb. to smth. stand treat. treat. bespeak. commission. place. send away for. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to order sth from. to have sb get sth. to have sb make sth. to treat sb to (food , drink. to entrust sth to sb. bespeak. to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût ettirme, susturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yalnız adla, gerçekten olmayarak, bir unvanı haiz olup lâzım gelen görevi yapamayan ve hukukundan mahrum olan hakkında söylenir: İsmen müderristir, lâkin ders verdiği yoktur. İsmen müdürdür (aksi hâlinde: ismen ve resmen denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: İSMET) (i. A.) (Arapça terkiplerde: isme). 1. Namus, doğruluk, kötülük ve rezaletlerden kaçınma: İsmet sahibi bir zat, ismet-i mücesseme. 2. Nâmus, iffet, perde: Bir kadında en fazla ve en önce aranılacak şey ismetidir. 3. Günahsızlık, masumluk, temizlik: Onun ismeti mahkemece belli oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عصمت] masumluk. 2.haramdan kaçınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2.Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Peygamberin sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ismetli, ismetpenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ismetli, ismet-meâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSMETLÜ) (i.), ismet, iffet, namus ve perde sahibi. Eski protokolde kadınlar hakkında kullanılan unvan. Devletlû ismetlû = VAlide-sultânlar, sultân-efendiler, kadın-efendiler hakkında kullanılan unvan. Yalnız . ismetlû, hanım-sultenlar ve hanım-efendi denen padişah ve şehzâde eşleri hakkında kullanılırdı. Bu prenseslere «ismet-meâb, ismet-penâh» denirdi. Prenses olmayan yüksek kadınlara. meselâ vezir zevcelerine iffetlû unvanı verilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ismiyye). 1. Ada ait, isme ait. Arapça gramerde iki isimden, yani müsnet ile müsned-i ileyhten mürekkeb cümle: Türkçe’de cümle-i ismiyye yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Antimon, sürme taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Hükümdar isimleri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Naz isminde. 2.Çok nazlı olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nur ismini alan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semrâ» dan masdar). Kararma, esmerleşme, esmer bir renk alma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Esmerleşme, kara olma, kararma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. felsefe). Adcılık, Fr. nominalisme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشمئزاز] surat ekşitme. 2.ürperme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den masdar). 1. Koklama, koku alma, kokusundan duyma. 2. mec. Dolayısıyla anlama, uzaktan ve dolayısıyla haber alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. misuse. abuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiting sb for one's own ends. utililizing. exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtişmek işi. bk. itişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini itmek, kakmak, biribirini kakarak oynaşmak ve güreşmek: itişmekten iş görmeye vakitleri yoktur. 2. Boğuşmak, kavga etmek: İtişip hırlaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push one another. to tussle. to scuffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin dinsel inanç ve ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birden dağılıp her biri bir tarafa gitmek, ürkerek dağılıp perişan olmak: Kuşlar kaçıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flee in confusion. to disperse. stampede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirini dürtüp iterek hırpalaşmak: İtişip kakışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push and shove each other. to horse around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İddia ile bir işe girişmek. Had ve iktidar üstü bir işe başlamak, Osm. kıyâm eylemek: Kendisi daha talebe iken kitap yazmaya kalkıştı; benim aleyhimde dâvâya kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. commit. dare. to attempt. to try. to dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to try to (do sth that is beyond one's power or outside one's authority. to dare. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

row. scramble. scrap. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush to purchase. beginning to fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her biri bir taraftan çekip yağma etmek: Bir sepet üzümü iki dakikada kapışıp bir tane bırakmadılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. recriminate. scramble. scrap. to scramble for sth. to snatch from one another. to quarrel. to fight. to tussle. to go at it hammer and tongs. to compete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snatch at. to scramble for. to buy eagerly. to rush to purchase. to begin to fight or wrestle with each other. scramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışmak işi. bk. Karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mixing. interference müdahale. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. mixing. mingling. meddling. interposition. intervention. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı. 2. Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek. 4. Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın. 5. Bulanmak: Midem karıştı. 6. Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır. 7. Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. have one's hand in. poke one's nose into. put one's nose into. thrust one's nose into. put one's oar in. be mixed up. mix in. mix. get mixed. blend. interfere. meddle. cut in. be confused. amalgamate. butt in. combine. commingle. commix. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. embroil. interfere. intervene. meddle. mingle. mix. tangle. to mix. to mingle. to tangle. to interfere. to intervene. to meddle. to become complicated. to be confused. to join. to flow into. to run into. to be involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix with. to be mixed with. to be dispersed in. to get mixed up. to become confused. to become fumbled. to become turbid / rough. to interfere in. to meddle in. to flow into. to join. to become part of. to become responsible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. catabolism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Katılmak, karışmak: O da bize katıştı. 2. Birbirine girmek, birbirine karışmak: İki sürü katıştı, halk birbirine katıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesin karar, kat’İ hesap veya pazarlık. 2. Oyunda taş değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki kişinin aralarında kesin karar vermek, aralarındaki hesabı kesmek, pazarlığı kararlaştırmak: Onunla kesiştik; bugün pazarlık, hesap, söz kesişeceğiz. 2. Oyunda taş değiştirmek ve alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concur. cross. cut. intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. to intersect. to cross. to ogle at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercept. to intersect. to cross. to come to an agreement on the price of sth. to exchange amorous glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük katlanışlar meydana gelerek bir şeyin düzgünlüğü bozulmak. Çarşaf kırıştı. 2. Karşılıklı kırmak: Çocuklar yumurta kırışıyorlar. 3. Yarı yarıya paylaşmak (argo): Gel şu parayı kırışalım. 4. Cilveleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. crinkle. crumple. wrinkle. to wrinkle. to crinkle. to crease. to crush. to crumple. to ruck up. to kill one another. to bet with each other. to divide among/between themselves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wrinkled. to kill each other. to divide sth among or between themselves. to bet with each other. crease. crinkle. pucker. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسم] kısım, bölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmak işi. bk. Kısmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. choking. reducing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. reducing shortening. cutting. lowering. turning down. dimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıp tutmak, sıkıştırmak, baskıya almak, tazyik etmek: Kapı parmağımı kıstı. 2. Azaltmak, darlaştırmak, küçültmek, hasretmek: Masrafları biraz kısmalı. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Böyle bir iş için parayı kısmam. 4. (kulakları) İndirmek, yatırmak: Kulaklarını kısıp gitti. 5. (kuyruğu) Bacakların arasına almak: Kuyruğunu kısmış gidiyordu (mecâzen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. tighten. cut down on. cut back. reduce. diminish. abridge. attenuate. ax. axe. check. choke. choke back. choke off. curtail. depress. draw in. economize. narrow. pare. pare down. put down. qualify. retrench. scrimp. skimp. soften. stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. constrict. curtail. cut. lower. stint. trim. to turn sth down. to screw up. to narrow. to shorten. to cut sth back kısaltmak. to reduce. to curtail. to cut sth back. to cut back. to skimp. to scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce. to lessen. to shorten. to cut. to lower. to turn down. to dim. to curtail. abridge. boil down. narrow. pare down. restrict. retrench. scant. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parçası, bir bölüğü, bütünü olmayarak, bir kısmını: Evi kısmen boyattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerable. part. partly. partially. in part. not least. part-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. moderately. part. partially. partly. in part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partly. in part. partially. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسما] bir kısmı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Arapça «gışmer» den). Takılarak eziyet eden, mOzip: Kışmer adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOzlplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Bölme, pay etme, taksim, hisselere ayırma. 2. Talih, kader, kaderde olan şey: Kısmetim bu kadarmış; kısmet ise; kısmette var ise. 3. (matematik) Dört işlemden bölme (taksim). Hlric-I kısmet = Bölme işleminin sonunda çıkan sayı ki, bölünenin her bir sayısına düşen payı gösterir. Kısmet-i askeriyye = Osmanlı devrinde kassamiık vazifesi, bk. Kassâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. lot. fate. chance. fortune. kismet. fatality. inning. innings. moira. portion. predestination. shot. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. fortune. lot. predestination. destiny. luck. chance. chance of marriage for a girl. match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fortune. kismet. chance of marriage. fatality. lot. lottery. predestination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسمت] nasip, pay. 2.bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmet, kader, nasip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2.Talih, nasip, kad(Erkek İsmi) 3.Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. partial. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial. particular. partly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemiplegia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election / special election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekirdeksiz, pek küçük taneli üzüm ki, kurusu fıstıkla beraber pirince karıştırılarak yemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyuşmak, uyuşup karar vermek (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escalation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şiddetlenmek, alevlenmek, Osm. iştiâl ve iştidâd eylemek: Kavga, münakaşa kızıştı. 2. Revaç bulmak, değeri artmak: Pazarlık, alışveriş kızıştı. 3. Kızgınlık ve ısı peydâ etmek, azmak, çiftini aramak: Aygır, koç, tavuklar kızıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry. to get excited. to be on heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become fierce or heated. to begin to fight or struggle fiercely. to become lively or violent. to go into rut. escalate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). .Yollanılmak üzere gemiye teslim edilen bir mal için vrilen senet. bk. Konşimento

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara aşırı riayet, kanunlan sayma; dinin ruhundan ziyade şeriat kaidelerine aşırı riayet. legalist i. kanunlara aşırı derecede riayet eden kimse. legalis'tic s. kanuna tıpatıp riayet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıknatısiyet; manyetizma; mıknatısiyet husule getiren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Mehdilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözcükleri uygunsuzca kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi bir tavır ve harekete fazla bağlı olma; yapma tavır; sanatta bir uslubu aşırı derecede kullanma. mannerist i. bir üslubu fazla kullanan sanatkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Maoculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mazoşizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i özdekçilik, maddecilik, materyalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mekanizma, makina tertibatı, bir makinayı meydana getiren bütün kısımlar; işleyiş; teknik, üslup, yöntem; fels. mekanikçilik, mekanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç, deri ve dokularda renk maddelerinin fazlalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyanın zamanla iyiye gittiği inancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ondokuzuncu yüzyılda manyetizma ile hastaların tedavi edilebileceklerini ileri süren bir teori; ipnoz. mesmerize f. ipnotizma ile uyutmak; bütün dikkatini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. metabolizma metabol'ic s. metabolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyol. mikroorganizma, mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sem’» den ia) (c. mesâmî). 1. Kulak. 2. (tıp) Hastalıkların ciğer ve kalbini dinlemeye mahsus boru.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek, idare edememek. mismanagement i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesâmîr). Keser, çivi, mıh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mismâriyye). Keser ve çivi şeklinde olan. Hatt-ı mismârî = Çivi yazısı ki «hatt-ı mıhî» de denirdi, Fr. cuniiforme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.uygunsuz ve mutsuz evlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i.bir birine iyi uymamak; i.uygunsuz birleşme, uymama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,psik. yenilik korkusu, değişiklik korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye anormal derecede dayanma, anneye aşırı bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb geniş ve yassı kafalı, gözleri aşağıya doğru ve geri zeklı olarak doğan çocuğun anormal durumu, Mongolizm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. bircilik, monizm monist i. monizm taraftarı. monis'tic s. monizme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tektanrıcılık, monoteizm. monotheist i. tektanrıcı kimse. monotheistic s. tektanrıcılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizemcilik, tasavvuf, mistisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cücelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hayran olma, narkislik, narkisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerlilerin yabancılardan üstün tutulması, yerlilerin hak ve çıkarlarını koruma siyaseti; fels. doğuştan gelen fikirlerin var olduğunu ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğacılık; tabii hal, tabii hisse dayanan düşünüş, eğilim veya hareket; ilah. yalnız tabiata dayanan ahlâk ve din veya felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşı gelme eğilimi; şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrabalara yapılan iltimas, akraba kayırma; akrabasını işe alarak maaş bağlama. nepotist i. akraba kayıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hiçlik, yokluk; (fels.) nihilizm, varlığı inkâr eden öğreti, bilim ve gerçeğin temelini inkâr eden öğreti; (bh), (pol.) nihilizm. nihilist (i.) nihilizm taraftarı. nihilis'tic (s.) nihilizme ait. nihil'ity (i.) hiçlik, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iyice boğazlanmamış, yarı kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) adcılık, nominalizm. nominalist (i.) adcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) para türünden, paraya ait. numismatics (i.) para ve madalya ilmi. numis'matist (i.) para uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) nesnellik taraftarlığı; (güz.) (san.) nesnel öğeler kullanma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıda kalmış cinsi munasebet; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. dünyada her şeyin iyiliğe hizmet ettiğini ileri süren kuram; iyimserlik. optimist i. iyimser kimse, optimist kimse. optimistic s. iyimser. op- timistically z. iyimserlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgenlik, organizma; oluşum, örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barışseverlik, barışçılık. pacifist i barışçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. panteizm, kamutanrıcılık, vahdeti vücut. pantheist i. panteist, kamutanrıcı. pantheistical s. panteizme ait, kamutanrısal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.Turancılık. PanTuranian s. Turancılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paralel oluş, paralellik, muvazilik; benzerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantığa aykırı düşünüş, yanlış ifade olunan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle kuduz hastalığını Pasteurun keşfettiği usule göre bir seri iğneyle tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir memleket, iş yeri, toplumu) pederane bir şekilde idare etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. günahsız hayatın kabil olduğunu kabul eden kuram; hayatın en yüksek gayesinin ahlâki kemale erişmek olduğunu kabul eden kuram. perfectionist i. bu nazariyeler taraftarı; her şeyin mükemmel olmasın aşırı derecede isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bedbinlik, kötümserlik, karamsarlık; fels. dünyanın esasında fena olduğunu kabul eden kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. penisle sembolize edilen doğanın verimliliğine tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ışıkgöçüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dindarlık, kuvvetli inanç; softalık, aşırı dindarlık. pietist i. aşırı dindar kimse, softa. piestis'tic(al) s. dindarca, sofuca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nedâmet getirmiş, nâdim. Pişman olmak = Nedâmet getirmek. (bk.) Peşîmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regretful. sorry. penitent. repentant. contrite. remorseful. rueful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrite. penitent. remorseful. repentant. regretful. sorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorry. regretful. remorseful. penitent. contrite. hot under the collar. repentant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. repent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret sth / having done sth. to feel remorse for sth / having done sth. repent. rue. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir çeşit keten helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy made of sugar. oil and flour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitential. regret. contrition. penitence. angst. compunction. remorse. repentance. ruefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compunction. contrition. penitence. regret. remorse. repentance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penitence. regret. remorse. compunction. contrition. qualm. repentance. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateşte, fırında veyahut da kaynayan suyun içinde tutulup çiğliği gitmek, yenecek hâle gelmek: Ekmek, et, çorba pişti. 2. Hususi fırında kızdırıp lâzım olan kıvam ve sağlamlığı kazanmak: Tuğla, kiremit, testi pişti. 3. (meyve) Olmak, yenecek hâle gelmek: Uzürn, hurma, armut pişti. 4. Sıcaklıktan veya ter ve idrar gibi yakıcı bir su vesaireden kızarıp sivilceler çıkarmak: Çocuğun apışarası pişmiş. 5. mec. Tecrübe kazanmak, işlerde alışıp acemilikten kurtulmak. 6. Düşünüp kararlaştırmak, karar bulmak. Pişmiş aş = mec. Olmuş, bitmiş, kararlaşmış iş. Pişmiş aşa su katmak = iş bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cook. to be cooked. to ripen. mature. to break out in a rash. to suffer from the heat. to cook. to mature. to become experienced. to be fired. to bake. to broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cooked. to be fired. to mature. to ripen. to acquire experience. to become covered with a rash. cook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski), leh karınca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un felsefesi, Eflatunculuk; Eflatun'dan kalma deyim. Platonist i. Eflatun felsefesi taraftarı. Platonize f. Eflatun felsefesini taklit etmek; bu felsefeye uydurmak; idealleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğul olma hali; değişik milletlerden meydana gelen toplum; fels. çokçuluk. pluralist i., fels. çokçu. pluralis'tic s. değişik milletlerden olan; bütünlük gerektirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoktanrıcılık; birden fazla tanrıya inanma. polytheist i. birden fazla tanrıya inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pozitivizm, olguculuk, müspetçilik, Auguste Comte felsefesi. positivist i. bu felsefe taraftarı, müspetçi, pozitivist. positivis'tic s. pozitivizm taraftarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pragmatizm, pragmacılık; pragmatik oluş. pragmatist i. pragmacı, pragmatist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tenasül uzvunun cinsel zevk bulunmaksızın dik durması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenmişlik, ukalâlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkelcilik. primitivist i. ilkelcilik yanlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. (2) Rusya`da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich`in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. biçme, prizma; prizma şeklinde şeffaf cisim. right prism geom. dik biçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prizma şeklindeki, biçmesel, prizmatik; şeffaf prizmadan oluşan (renk). prismatically z. prizma şeklinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. olasıcılık, probabilizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşralılık; taşraya özgü âdet veya deyiş özelliği, ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. fazla tükürük ifrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milâttan dört yüzyıl evvel Yunan filozofu Pyrrho'nun yaydığı şüphecilik felsefesi; aşırı septisizm. Pyrrhonist i. Pyrrho septisizmi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl ve iradenin dünyevi olaylara tamamen ilgisiz kalarak yalnız Tanrı düşüncesine daldığı dinsel bir mistisizm şekli; gönül ve fikir rahatlığı. quletist i. bu felsefe taraftarı kimse. quietistic s. bu felsefeye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkçılık. racist i. ırkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köktencilik, radikalizm; radikallerin ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) usçuluk, akılcılık, rasyonalizm. rationalist (i.) usçu, akılcı, rasyonalist rationalis'tic (s.) usçuluk felsefesine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gerçekçilik, realizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sabıkalı kimsenin yeniden suç işleme eğilimi. recidivist (i.) ikinci defa mahkum olmuş kimse, sabıkalı kimse. recidivous (s.) çok sabıkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su akımının etkisiyle bir organizmanın büyümesi veya yaptığı tepki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma, yel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı sıkılık, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İp, halat, resen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zencirden gem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızlara tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadizm. sadist i. sadist kimse. sadistic s. sadist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Hesaplaşmak. 2. Mahsup etmek, hesaba geçirmek: Ben, o parayı sayışmıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. to make a count to decide who will be it in a game. quit scores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hizip, bölüntü; hizipleşme; bölünme, aynlma (bilhassa dinde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayrılık yaratan, dinde mezhep ayrılığı husule getiren; i. hizipçi. schismatically z. bölünme yaratarak, hizip kabilinden. schismaticalness i. hizipçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sathi bilgi; şarlatanlık, bilgiçlik taslama. sciolist i. bilgisi çok sathi olan kimse. sciomachy bak. sciamachy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya'ya mahsus deyim, terim veya telaffuz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cismanilik, dini mahiyeti olmayan işlerle meşguliyet; layiklik secular'ity i. cismanilik, dünyevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşuşmak, birlikte koşmak, çabalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yersarsıntısı, zelzele, deprem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yersarsıntısına ait zelzeleden ileri gelen, depremsel. seismic sea wave zelzeleden meydana gelen met dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yersarsıntısı olayları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismograf, depremyazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismoloji, yersarsıntıları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismometre, yersarsıntılarının süre, şiddet ve yönünü kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismografın basit şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sami dili veya adetleri; Yahudi taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehvet düşkünlüğü; fels. duyumculuk; güzellik kavramında baş rolü duyuların oynadığını kabul eden kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulative. love making. making love. petting. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking. caressing each ohter. sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini sevmek: Onlar çok sevişiyorlar. 2. Cinsî münasebette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make love. have sex. sleep with. lie with. bang. bill. jump. lay. pet. shag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet. to make love. to like one another. be good friends. to love/like each other. to make love. to have sex. to pet. to neck. to sleep together. to sleep with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to love each other. to have sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıkılarak zorla dar bir yere girmek: Bu kadar adam o arabaya nasıl sığışır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze themselves into (a relatively small space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming. pressure. having hard time. squeeze. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini sıkacak şekilde yığılmak: Kalabalık sıkıştı. 2. Darlaşmak, daralmak: Göğsüm sıkıştı. 3. Mecbur kalmak: Çok sıkışırsam bunu da sarfederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. jam in. be stuck. tighten. be pressed for. be pinched. be taken short. be pushed. catch. be cramped for space. be pinched for time. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. screw. squash. to be closely pressed together. to move up closer. to move closer together. to get jammed. to be caught. to jam. to squash. to be in trouble. to be pushed for sth. to need to urinate. to be caught between. to become urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. to become tightly wedged or jammed. to be placed close together. to be very crowded. to be congested. to get caught in. to be pinched in. to be hard up for money. pack. tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi üstündeki toz toprağı düşürmek için vücudunu şiddetle oynatma: Kuş, beygir silkiştl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hardal yakısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sinlilere özgü adet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etli insan. ŞîŞMANLIK (i.). Şişman olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. overweight. fatty. obese. fleshy. corpulent. elephantine. portly. stout. in flesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. gross. rotund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. corpulent. obese. fleshy. full. podgy. porky. portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat. fatten. put on. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatten. to fatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fatten. to cause sb to get fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yoğurt, patates.

Hazırlanışı : On gün süreyle sadece yoğurt ve patates yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being fat. being overweight. fatness. obesity. fleshiness. adiposity. corpulence. corpulency. fullness. fulness. spread. stoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatness. obesity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpulence. fatness. obesity. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflatable. inflation. swelling. swell. iflatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. distention. intumescence. swelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kabarmak: Ayağım şişti. 2. Büyümek: Çok yemekten karnım şişti. 3. Şişmanlamak, semirip kalınlaşmak: Gittikçe şişiyorum. 4. (su vesaire) Yükselmek, kabarmak, taşmak: Bu göl yazın çekilip kışın şişiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat out. swell. swell out. swell up. become tumid. be puffed up. balloon. belly. bloat. bulge. bulk. distend. expand. fill. tumefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. distend. inflate. swell. to swell. to become swollen. to become inflated. to get/grow fat. to be distended. to expand. to feel ashamed. to be too tired to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swell. to get swollen. to become distended. to billow. to become filled with air. to get fat. to become completely out of breath. to be embarassed. belly. bloat. bulk. distend. expand. fill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic. seism-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Zelzele kaydeden Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sismologue

deprem bilimci

Deprem bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. sismologie

deprem bilimi

Depremleri, yer sarsıntılarını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belli etmeden gitmek, kaçmak. 2. Bulaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take french leave. take wing. light out. make tracks. do a bunk. sneak out of. nip off. decamp. duck. fade. flee. get away. hook it. scram. sheer off. shift away. sidle away. skedaddle. skin out. skip it. slide. slink off. make off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. evade. scuttle. sneak. to slip away. disappear. decamp. to sneak off. to abscond. to scuttle. to clear out. to clear off. to make off. to do a bunk. to bunk off. to slope off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slip away. to sneak off. to do a bunk. cut and run. cut one's stick. decamp. to take french leave. to make one's getaway. hive off. to sling one's hook. hook it. hop it. to take it on the lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyalizm, toplumculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilgisi kurallarının dışına çıkma; deyim hatası; aykırı tutum veya davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, fels. tekbencilik, solipsizm. solipsist i. tekbenci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofizm, bilgicilik, safsata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma. spiritist i. ispritizmaya inanan veya onunla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma. spiritualist i. ispritizmaya inanan kimse. spiritualistic s. ispritizma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses veya heceleri konuşurken yanlışlıkla karıştırma: our dear old queen'' yerine ''our queer old dean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lekelerden etkilenmiş olma; şekilleri berrak ve doğru gösteren merceklerin durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şaşılık. strabismal, strabismic(al) s. şaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öznelcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. özdekçilik. substantialist i. özdekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islâm gizemciliği, tasavvuf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. sürrealizm, gerçeküstücülük. sürrealist i., s. sürrealist, gerçeküstücü (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasım, kıyas. syllogis'tic(al) s. tasımsal, kıyasla ilgili. syllogis'tically z. tasım yoluyla, kıyasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i aynı zamana tesadüf etme, eşzamanlılık, tarih sırasına göre düzenleme; de/gıs/ik zamanlardaki olayların aynı resimde gösterilmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birbirinden farklı prensip veya partilerin birleştirilmesi; dilb. birbirinden farklı iki kipin zamanla aynı şekli alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle genel greve giderek üretim vasıtalarını işçi örgütlerine devretmeye çalışan siyasi hareket. syndical s. bu hareketle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tıb.) iki ilâcın birlikte daha kuvvetle tesir etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mans) tılsım. talismanic(al) s. tılsımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting acquainted with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımak: Bir görüşmede tanıştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. make acquainted with. become acquainted with. make oneself acquainted with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get acquainted with sb. to be acquainted with each other. to know one another. meet. pick up with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Taoizm, Tao mezhebi. Taoist s., i. Taoist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dans ve müzik manisi husule getiren sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. discussion. dispute. quarrel. cross talk. altercation. argumentation. bickering. brawl. breeze. broil. bust-up. contention. contest. contestation. controversy. debate. disagreement. disputation. hassle. jangle. moot. parley. rap. row. set-t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. contention. controversy. debate. discussion. dispute. dustup. fray. hassle. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguing. debate. deliberation. discussion. argument. argumentation. barney. brawl. breeze. confab or conflab. contest. controversy. debating. disputation. free for all. fuss. hassle. parley. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahis üzerine bir şeyi birlikte tartmak, konuşarak halletmek. 2. Münakaşe etmek. 3. Elele gelip çekişmek, bir mesele için dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. argue. discuss. dispute. debate. negotiate. wrangle. have words with smb. altercate. bicker. brawl. bust. canvass. contend. controvert. join issue with smb. take issue with smb. jangle. moot. have a row with. set to. have a set-to. spa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. debate. deliberate. discuss. dispute. fight. haggle. reason. spar. to dispute. to discuss. to argue. to have words. to have a tiff. to have a row. to debate. to talk sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discuss. to dispute. to argue. to deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial. polemic. contentious. explosive. moot. vexed. eristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. argumentative. controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable. beyond question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without dispute. without arguing. as sure as eggs is eggs. beyond controversy. beyond debate. beyond dispute. noncontestable. on the nod. unargued. unquestioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (hayvanlar) Birbirine çifte atmak, vuruşmak. 2. Kavga etmek, hırlaşmak, birbirini çekememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Terkimek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) soyut kavramların gerçek bir varlığı olmadığını ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allaha veya ilahlara itikat; Allaha inanma; tektanrıcılık. theist (s.), (i.) Allaha inanan, tektanrıcı (kimse). theis'tic(al) (s.) Allaha iman kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) çay iptilasından hasıl olan hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Thomas Aquinas ve taraftarlarının dogmatik felsefesi. Thomist s. bu felsefeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dar bir yere ve başkaları arasına sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to squeeze themselves into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributed work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turizm; zevk için yapılan geziler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol dö nüşümcülük, şekilde/gıs/imcilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı türde üç şeklin bulunması. trimorphic, trimorphous s. üç şekilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cene kilitlenmesi. trismic s. çene kilitlenmesi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç uknumun üç ayrı tanrı olduğuna dair itikat. tritheist i. böyle bir inancl olan kimse. tritheis'tic(al) s. bu itikat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol dogrulum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesçe bilinen hakikat, bellilik, apaçıklık, doğruluğu kabul edilmiş önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifrat taraftarlarının prensipleri. ultraist i. müfrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dehşete düşmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sendikacılık; bir birliğe bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gidip gelmek, görüşmek, dostluk etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vantrlogluk. ventriloquist i. vantrlog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz; anlatım; boş laf; laf kalabalığı. verbalist i. kelimelere önem veren kimse; laf ebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanat veya edebiyatta gerçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadında erkeklik özelliklerinin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels., biyol. dirimselcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanardağlar veya bunlann faaliyetleriyle ilgili durum veya olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. din ve eğitim kurumlarının yardımlarla desteklenmesi ilkesi; gönüllü iş veya para ile idare edilen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, bayağılık, adilik; halk deyimi, argo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazanılmış özelliklerin kalıtımsal olmadığını ileri süren evrimcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nükteli söz, şaka, espri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz. 2. Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağılık bir şekilde yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. adhesion. bond. clinch. coherence. coherency. cohesion. conglutination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesion. cohesion. sticking. clinging. adherence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. adhesion. sticking. clinging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunduğu şeye tutunup ayrılmamak, Osm. iltisak etmek: Kitabın yaprakları birbirine yapışmış. 2. Dokunmak: Elim duvara yapışınca soğukluğunu hissettim. 3. Girişmek, çok istekle bir şeye başlamak: İşe yapıştım. 4. Ayrılmayıp tâciz etmek, çok oturmak: O, bir kere yapıştı mı gitmez. 5. Koyuvermemek üzere tutmak, adetâ yapışmış gibi bırakmamak: Eteğine yapıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. cleave. clench. clinch. cling. clutch. cohere. conglutinate. fasten on. glue. seize. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhere. bind. bond. cling. cohere. grip. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick to. to adhere to. to cling to. to seize sth eagerly and then to act to work. to cling to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout. competition. contest. contestation. emulation. event. match. meet. racing. rivalry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. fray. tournament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. bout. contention. racing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contender. contestant. entrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. contester. contestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yarış etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compete. contend. contest. race. vie. to race. to complete. to compete. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to race. to race against each other. to compete. to contest. to contend. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detente.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come off the boil. calm down. cool. cool down. quiet. quiet down. resettle. settle. simmer down. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rage. settle. subside. to calm down. to become quiet. to die down. to subside. to still. to simmer down. to cool down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die down. to subside. to calm down. compose oneself. pass off. quench. settle down. simmer down. soften.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. correspondence muhabere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation. upbringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upbringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing. growth. overtaking. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ulaşmak, ermek, vâsıl olmak: Bu kova, suya yetişmiyor. 2. Varmak, bir zamana kadar yaşamak: Bu bahara da yetiştik. 3. Vaktinde bulunmak, vaktiyle varmak: Namaza yetiştim, vapura yetişemedik. 4. Vakit bulmak, yapabilmek: Bu kadar işe yetişemem. 5. Hazır olmak, bir vakte kadar yapabilmek: Bu iş akşama yetişmez. 6. Vücuda gelmek, hâsıl olmak: Bu memlekette çok meyve, zahire, at, koyun yetişiyor. 7. Terbiye olup meydana gelmek. 8. Kifâyet etmek, kâfi olmak, yetmek: Bu yemek hepimize yetişmez. 9. Sonradan gidip veya bir işe başlayıp ev-, vel gitmiş veya başlamış olanlara katılmak: Arkadan bize yetişti, siz yazıya başlayın, ben size yetişirim. 10. (meyve) Olmak, kemale ermek: Üzümler daha yetişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. catch up. catch up on. run smb. close. come up with. draw up. equal. grow. hand up. keep up with. overtake. pull up. pull up to. pull up with. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. blossom. catch. reach. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. attain. to take before the bound. catch. catch up. get at. get through. head. make. overtake. reach. reach sb. serve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyümüş, iş görebilecek veya evlenecek yaşa vâsıl olmuş: Yetişmiş oğullan, yetişmiş bir kızı vardır. 2. Olgun, kemal bulmuş: Yetişmiş meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripe. mature. grown- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere gelip toplanmak, birikip kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevşeyip yanaşmak, gülüp sırıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Soğuk bir tavırla sırıtıp yüze gülmek, yılışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirinin üst ve başını yırtıp, yüzünü, gözünü tırmalayıp tutuşmak, Osm. mücadele ve mudârebe etmek: Kavga edip kedi gibi yırtılmışlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insan veya ilahın hayvan biçiminde gösterilmesi; sanatta hayvanların resmedilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by