Isr ne demek? | Isr anlamı nedir? | Isr

Isr anlamı nedir?

isr ne demek?

isr anlamı nedir?

isr | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: isr

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir çizginin iki ucundan bir düzey üzerine indirilen dikeyleri arasındaki mesafe: İsr-i ufkî, isr-i amûdî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İz, ayak yeri, mec. Birinin gittiği yoldan gitme, uyma, taklit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera’: Sahabedendir. Babası Bera’ b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BISRIK (i.). Cılız, cansız, utangaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İşret yeri, içki içilecek yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köprü, Fars. pül. Ar. kantara: Ci«r-i tâir = Müteharrik köprü (Fr. pont-volant). Cisr-i muallak = Asma köprü (Fr. pont suspendu). «Kantara» dan farkı vardır: «Cisr» her çeşit köprüye, «kantara» ise yalnız kemerler üzerine kurulu kâgir köprülere denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسر] köprü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ehemmiyet vermemek, önemsememek, aldırmamak, saymamak, itibar etmemek, ihmal etmek; (i). ihmal, kayıt sızlık, itibar etmeyiş, saymayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tiksinme, hoşlanmayış; (f). hoşlanmamak, beğenmemek, tiksinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). itibarsız, kötü şöhreti olan, haysiyetsiz, namussuz, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itibarsızlık, kötü şöhret. fall into disrepute şöhreti lekelenmek, ismi kötüye çıkmak, itibardan düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hürmetsizlik, saygısızlık, adam yerine koymayış, kabalık; (f). hürmet etmemek, saymamak. show disre spect for saygısızlıkta bulunmak. disre spectable (s). saygısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, elbisesini çıkarmak; soyunmak. disrobing room soyunma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karışıklık içine itmek; engel olmak; yarmak, kesmek, çatlatmak, kırıp ayırmak. disruption (i). karışıklık içine itme; engel olma; kesilme, çatlama, bozulma, yarık. disruptive (s). yıkıcı, bozucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sirâyet» ten masdar). Yürütme (asıl mânâsı geceleyin yürütmedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sür’at» ten masdar). Süratlendirme, çabuklandırma, hızlandırma, acele ettirme (bu mânâ galat olmakla beraber «tesrî» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yürütme, geceleyin yürütme gönderme. 2.Hz.Peygamberin miraç gecesi. 3.Kur’an-ı Kerim’in 17.suresi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şurb» dan masdar). 1. içirme: Kendisine çok süt işrâb etmişler. 2. Dolayısiyle anlatma, dolayısiyle maksadını gösterme, İmâ: Bu işe muvafakat etmiyeceğini işrâb etti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Yakma, yandırma. 2.Aydınlatma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail; eski İsrail kavmi; Museviler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İsrail'le ilgili; (i.) İsrailli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail kavminden bir fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSRAF) (I. A. «sarf» tan masdar) (c. isrâfât). Lüzumsuz yere, fazla olarak mal vesaireyi sarf ve telef etme: Malını israf etti, isrâf-ı kelâma hâcet yoktur. İsraf haramdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yüksek yere çıkma; yüksek yerden bakıp anlama. 2. (hasta) Ölmeye yüz tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. wastage. prodigality. squander. squandering. dissipation. extravagance. improvidence. profusion. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. wastage. waste. wastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagance. wasteful expenditure. prodigality. dissipation. loss. unthrift. waste. wastefulness. wasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسراف] savurganlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squander. to waste. consume. dissipate. lavish. misspend. run through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İbrânîce’den). Dört büyük melekten biri ki, kıyâmet gününde sûr üflemekle görevlidir: SÜr-ı İsrâfîl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dört büyük melekten sura üfürme görevi verilen melek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (ibrânîce’de Allah’ın kulu demektir). Hazret-i YAkub’un lakabı olup, onun on iki oğlundan gelen Ibrânîler’e bu münasebetle «Benî isrâil» denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) - Ya’kub peygamberin lakabı. Sonradan onun soyundan gelenler İsrailoğullan diye anılmışlardır. İsrailoğullan, Kur’an’da çok sık kullanılan bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Doğu’da, Akdeniz Sahilinde, Mısır ile Lübnan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 31 30 Kuzey enlemi, 34 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 20,770 km².

Sınırları: toplam: 1,017 km.

sınır komşuları: Mısır 266 km, Gazze 51 km, Ürdün 238 km, Lübnan 79 km, Suriye 76 km, Batı Şeria 307 km.

Sahil şeridi: 273 km.

İklimi: Ilıman, güneyde sıcak ve kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde Negev çölü, kıyıda alçak ovalar, orta kısımda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz -408 m.

en yüksek noktası: Har Meron 1,208 m.

Doğal kaynakları: Kereste, potas, bakır, doğal gaz, fosfat kayalıklar, magnezyum bromid, kil, kum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.45.

daimi ekinler: %3.88.

Diğer: %80.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,940 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Sonbahar ve yaz ayları boyunca kum fırtınaları; kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,352,117 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.89 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.46 yıl.

Erkeklerde: 77.33 yıl.

Kadınlarda: 81.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2001 verileri).

Ulus: İsrailli.

Nüfusun etnik dağılımı: Yahudi %76.4 (İsrail doğumlu %67.1, Avrupa/Amerika doğumlu %22.6, Afrika doğumlu %5.9, Asya doğumlu %4.2), Yahudi olmayan %23.6 (çoğunlukla Arap) (2004).

Din: Musevi %76.4, Müslüman %16, Arap Hıristiyan %1.7, diğer Hıristiyan %0.4, Dürzi %1.6, diğer %3.9 (2004).

Diller: İbranice (resmi), Arapça (Arap azınlıklar tarafından kullanılır), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %95.4.

erkekler: %97.3.

kadınlar: %93.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İsrail Devleti.

kısa şekli : İsrail.

Yerel tam adı: Medinat Yisra’el.

yerel kısa şekli: Yisra’el.

ingilizce: Israel.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Kudüs.

İdari bölümler: 6 bölge; Merkez, Haifa, Jerusalem, Kuzey, Güney, Tel Aviv.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1948.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1948).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Beni İsrâil kitaplarında hurafe kabilinden, mitoloji ile tarihin karışmasından doğmuş hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şark» tan masdar). 1. Parlatma, aydınlatma. 2. (güneş) Doğma, Ar. tulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirk» ten masdar). Tanrı’ya ortak koşma, çok Tanrı’ya inanma, dinsizlik, Ar. şirk: Tanrı, işrâki kabul etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اشراق] doğma. 2.aydınlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشراقی] Pisagorcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayak diretme, bir fikir ve davada sebat edip dönmeme, bk. Israr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sır» dan masdar). Gizleme sır tutma, söylememe, saklama, bk. Israr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insistence. persistence. pertinacity. claim. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insistence. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insistence. persistence. perseverance. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصرار] diretme, üsteleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insist on. to persist in. to persevere. assert. continue. crowd. demand. goad. insist. persist. press. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçki kullanma, alkollü içki içme: İşret etmek = İçki içmek: İşret vücudunu harap etmiş; işrete düşkündür (Arapça’da asıl mânâsı eğlence ve cünbüştür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking. carousing. jamboree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عشرت] içki. 2.içki alemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشرین] yirmi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kuşûr). 1. Kabuk, buğday, meyve vesaire derisi. 2. Bilhassa kahve kabuğu ki, Yemenliler bunu ayrıca haşlayıp içerler: Kışr içmek, (jeoloji) Kışr-ı arz = Arzın kabuğu sayılan dış kısmı ki, çeşitli tabakalara bölünür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قشر] kabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «husrev» den) (c. ekâsire). Sâsânî (eski İran) imparatoru, şehenşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran şahlarının adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir dişisi, gerek binek, koşu ve gerek yük atlarının dişisi: Güzel bir kısrağı var; cins kısrak; Arap kısrağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare. filly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.) (mü. kışrıyye) (paleontoloji). Kabuğa ait veya kabuklu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuk, beceriksiz, miskin, Aciz: Kısrık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mesârî). 1. Kapının iki kanadından her biri. 2. İstrldye gibi deniz hayvanlarının iki kabuğundan her biri. 3. Bir beyitin iki satırından her biri: iki mısrâ bir beyit olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse. line dize. line of poetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a line of poetry. line. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصراع] dize.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şürb»den la.) (Türkçe halk dilinde: maşraba). Su içmeye mahsus kap kl, başlıca teneke veya bakırdan yapılır ve kulplu olur: Mışraba İle su içiyor, bir mışraba su. (bk.) Maşraba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (cerrahlık). Cerrah bıçağı, neşter.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(read) yanlış okumak, yanlış yorumlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f yanlış saymak, yanlış hesap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. mısriyye) (c. mısriyyûn). Mısır’a ait, Mısırlı. Mısır ahalisinden adam: Eski Mısriyyûn’un eserleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kötü idare etmek; i. kötü hükümet, kötü yönetim; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by