Işten çıkarmak ne demek? | Işten çıkarmak anlamı nedir? | Işten çıkarmak

Işten çıkarmak anlamı nedir?

işten çıkarmak ne demek?

işten çıkarmak anlamı nedir?

işten çıkarmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: isten cikarmak

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb out. discharge. dismiss. dismiss from. let off. remove. sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آبستنی meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gebe, 2. Dişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستن] gebe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبستنگاه] döl yatağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaftiz etmek; vaftiz ederken isim koymak: isim koymak ve ithaf etmek; (k.dili). ilk olarak kullanmak. christening (i). vaftiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan alemi; Hıristiyanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarı atmak, ihraç etmek: Onu evden çıkardılar. Atı ahırdan, elbiseyi dolaptan, parayı kasadan İ1” karmak. 2. Çekmek, sökmek, yolmak: Diş, ağaç, kıl çıkarmak. 3. Göstermek, arzetmek, meydana veya birinin önüHe koymak: Kızı görücülere çıkarmak. çocukları nı çıkardı. 4. Yükseltmek, yukarı iletmek, kaldırmak: Kendisi üst kata çıkardılar. Şunu yukarı çıkar. 5. Hulâsasını, özünü veya suyunu almak, istihsal etmek: Menekşenin suyunu, sütün yağını çıkarmak. 6. İcat etmek: Ziraat için birçok makineler çıkarmışlar. 7. Neşretmek, yaymak, intişar ettirmek: Filân pek faydalı bir kitap çıkardı. 8. Peyda etmek, ittihaz eylemek: O, bir Adet çıkardı. 9. Netice almak. Osm. istintâc, istinbât etmek: Bundan ne çıkarıyorsunuz? 10. Hasıl etmek, yetiştirmek, vermek: Anadolu çok zahire çıkarabilir. Arabistan, dünyanın en güzel atlarını çıkarır. Uşak, güzel halılar çıkarır. 11. Vücuda getirmek, yetiştirmek: Bu mektep çok meşhur Alimler çıkarmıştır. 12. Okumak, sökmek, halletmek: Bu yazıyı çıkaramadım. 13. Soymak, kaldırmak: Şapkasını, esvabını, çizmesini çıkardı. 14. Uğramak, tutulmak: Çiçek, kızamık çıkarmak. Acı çıkarmak = 1. intikam almak. 2. Zararını çı karmak: Bu işte zarar ettim, ama yakın da acısını çıkarırım. Ekmeğini çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak, geçinecek iş bulmak. Ekmeğini taştan çıkarmak = Çok çalışarak hayatını kazanmak. Elden çıkarmak = 1. Satmak. 2. Kaybetmek. Oyun çıkarmak = Oyun bulmak, icat etmek. İş çıkarmak = Mesele ve güçlük meydana getirmek. Baştan çıkarmak — Azdırmak. Piliç çıkarmak = (tavuk) Yumurtadan civciv istihsal etmek. Diş çıkarmak = 1. Çocuk diş peydâ etmek. 2. Çürük veya ağrıyan dişi çekmek. Dil çıkarmak = Alay etmek. Zevkini çıkarmak = Safasını sürmek, lezzetini tatmak. Ses çıkarmamak = Razı olmak. Su çıkarmak — Kuyu veya dereden su doldurmak. Taş çıkarmak = Galip gelmek, üste çıkmak. Kokusunu çıkarmak = Beceremeyip zora sarmak. Göz çıkarmak = Kör etmek ve mec. Bozmak, berbat etmek. Mânâ çıkarmak = MAnâ vermek, bir söz veya işten maksadın ne olduğunu anamak. Yanlış çıkarmak = Yanlış bulup düzeltmek. Böcek çıkarmak = İpek böceği beslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take out. deduct. subtract. remove. divest. throw out. displace. exclude. make out. out. eliminate. unfix. expel. extract. doff. bring out. publish. print out. bare. blank. bruit about. delete. derive. disconnect. dislodge. dismantle. draw off. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. cast. deduct. delete. derive. discharge. disengage. drop. eliminate. excite. exclude. expel. extract. omit. poke. remove. shed. slip. sprout. to take out. to put out. to get out. to get off. to extract. to abstract. to mine. to take off. to reme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtract. remove. to take out. to bring out. to get out. to expel. to extract. to remove. to emit. to publish. to produce. to raise. to take off. to derive. to deduce. to make out. to decipher. to subtract. to vomit. to work off one's anger on s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık tutarlık, uyum, ahenk; yoğunluk, kesafet, kıvam, koyuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine uygun, aralarında mutabakat olan, birbirini tutan, insicamlı,tutarlı. consistently (z). devamlı olarak, mütemadiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şişirmek, yaymak, germek; şişmek, yayılmak, gerilmek. distention (i).şişme, gerilme, germe, yayılma, yayma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) varlık, mevcudiyet, var oluş; hayat, ömür; bulunma, tezahür. existent (s.) mevcut, mevcut olan, var olan, bulunan. existen'tial (s.) var olan, mevcudiyeti olan. existen'tialism (i.),(fels.) egzistansiyalizm, varoluşçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pırıldamak; parlamak i. parıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. justify. vindicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuşmaz, aykırı, tutarsız; kararsız, sebatsız. inconsistency i. tutarsızlık, insicamsızlık. inconsistently z. tutarsız bir şekilde, insicamsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcudiyeti olmayan, varlığı olmayan. inexistence,- cy i. yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb out. discharge. dismiss. dismiss from. let off. remove. sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

willpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beastly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncalled for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Talep olunmak. 2. Arzu olunmak. 3. Aranmak, araştırılmak. 4. Çeğırılmak, celb ve davet olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenograf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenotip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dinlemek, kulak vermek. listen in başkasının konuşmasını dinlemek, kulak misafiri olmak; radyo dinlemek. listening post düşman hattına yakın dinleme noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ıslatmak; ıslanmak, nemlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuç çıkarmak, sonuca varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özdenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deduce the consequences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçinme; geçinecek şey, nafaka; varlık, vücut, mevcudiyet. subsistent s. var olan, mevcut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make the most of. to get the utmost enjoyment out of sth. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make laws. to lay down rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. displace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by