ıştın ne demek? | ıştın anlamı nedir? | ıştın

ıştın anlamı nedir?

ıştın ne demek?

ıştın anlamı nedir?

ıştın | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: istin

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kandil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kandil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fark, zıt oluş, aksi. in contradistinction to -in aksine olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayrı, farklı, başka; bağımsız, müstakil; açık, vazıh, belli. distinctly (z). açıkça, vuzuhla; şüphesiz, muhakkak, kesin olarak. distinctness (i). vuzuh, açıklık, farkIıIık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayırt etme, tefrik, temyiz; fark, idrak; açıklık, vuzuh; nişan, rütbe, paye; sivrilme, yukselme, temayüz; üstünlük. distinction without a differ ence hak olunmayan sivrilme, suni fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayıran, ayırt eden, tefrik ve temyiz eden; özellik belirten. disnctively (z). ayırt ederek, farklı bir şekilde. distinctiveness (i). ayırt edici özellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sivrilmiş, üstün, mükemmel, zarif, kibar, nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, ayırmak, tefrik etmek; anlamak, idrak etmek; sivrilmek, temayüz etmek; değer kazandırmak. distinguishable (s). görülebilir, fark edilebilir. distinguishably (z). farkedilecek surette. distinguished (s). üstün, mükemmel, kibar, sivri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Mukaddes toprağı ve Kudüs’ü içine alan ülke ki, şimdi İsrail ile Ürdün devletleri arasında bölünmüştür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestinian. palestine. holy land. promised land. land of promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestine. palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Filistin’de oturan, Filinstin’de yerleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirsiz, seçilmez, iyice görülmez, ayırt edilmez. indistinctive s. tefrik olunamaz; tefrik edemeyen. indistinctly z. belirsiz surette. indistinctness i. belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصطناع] seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Başka bir yerde bulunan bir şâhidin, oranın mahkemesince ifâdesinin alınması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving a rogatory commission to (another court or to an individ. taking evidence of an absent witness. appointment of a proxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünûd» dan masdar) (c. istinâdât). 1. Dayanma: Değneğine istinâd edip durmuştu. 2. Güvenme, itimad: Her hususta Tanrı’ya istinâd ederim. 3. Bir şeye delil ve senet nazariyle bakıp bir dâvayı onun üzerine kurma: Gafletle söylenmiş bir söze istinâd ederek birtakım isteklere kalkıştı, (askerlik) İstinâd hattı = Askerin icabında çekilip dayanacağı hat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استناد] dayanma. 2.güvenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Dayanacak, güvenecek yer, arka Ar. zahîr: Benim istinad-gâhım ancak Cenâb-ı Hak’tır

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dayanarak, güvenerek, itimâtla: Filânın himâyesine istinâden buna cür’et ediyor; affınıza istinaden. 2. .Senet ve delil sayarak: Nâbî’nin bir beytine istinâden bu kelimenin yerinde kullanıldığını iddia ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referring to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. relying on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. supported by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استنادا] dayanarak. 2.güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استنادگاه] dayanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mânâda, dayanağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Ye den başlama, (hukuk) (Son Osmanlı devrinde) ilk dereceli mahkemelerde verilen hükme râzı olmayıp dâvayı bir üst mahkemeye nakletme: lstînâf-ı dâvâ etti. Mahkeme-i istinaf = Sulh ve ceza mahkemelerinin üstünde ve temyizin altında olarak ikinci derecede olan mahkeme ki, dâvaları istinâfen yani ikinci defa görür. Son Osmanlı devrinde vilâyet (eyalet) merkezlerinde bulunurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. appeal. to resort to an upper court against the decision of a trial court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيناف] üst mahkemeye başvurarak alt mahkemenin kararının feshini isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate court. court of appeals. court of appeal. a first degree appellate court. court of review. appelate court. second instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). İstinâf suretiyle, ikinci derecede muhâkeme olunmak üzere dâvası istinâfen görüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. A.) (mü. isttnâfiyye) (hukuk). 1. Istînâfa ait: Mahkeme-i istinâfiyye. 2. (e.). Arapça gramerinde bir soruya cevap mânâsında bulunan: Cümle-i istînâfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan masdar). Nurlandırma, parlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» ten , masdar). Unsiyet peydâ etme, alışma, ehlîleşme, yakınlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstinad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relying upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. resting on. relying on. depending on. based upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaining wall. supporting wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haber sorma, bilgi isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir söz veya işten gizli bir mânâ çıkarma, tahminen anlama: Sözünden bunu istinbât ediyorum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنباط] anlam çıkarma, hüküm çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yardım isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yelkenlerin yukarı kaldırılıp toplanması ve bu hareketin yapılması için verilen kumanda: İstinga yelken = Yelkeni toplal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kabûl etmeme, red, imtlnâ: Önce razı oldu, sonra istinkâf etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنکاف] çekimserlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çekimser kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., «nikâh» dan). Bir kadını nikâhla alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neseb» den). Soyu bildirme, soy dâvâsı gütme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hakkını tamâmen alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir nüshasını, suretini çıkarma, yazma: Bu kitabı istinsâh ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (fıkh). Abdestte burna su çekme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنشاق] buruna su çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A masdar). Yardım, imdat isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Netice çıkarma: Sözlerinizden şu Istintâc olunuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nutk»tan masdar) (c. istintâkat). J. Söyletme, söz söylemesini teklif. 2. (hukuk) Bir adlî olayla ilgili olan bir şahsın sorguya çekilmesi ve verdiği cevapların kaydı: İstintak etmek istintaka almak, çekmek; taht-ı istintaka almak. İstintak memuru = Müstantik; sorgu hâkimi; istintak dairesi, kalemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogating. questioning. interrogation. cross-examination. public examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنطاق] sorgulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sorgulamak, sorguya çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (mü. istlntâkıyye) (hukuk). İstintâka ait: Evrâk-ı istintâkıyye = Sorgu evrâkı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıt, kaydetme; liste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Filistinli; estetik anlayış ve zevkten yoksun kimse; s. Filistinlilere ait; kültürsüz, inceliği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eski zamana ait, asıl, eski; bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. papa Sixtus'a ait. Sistine Chapel Vatikan'da bulunan Sistine kilisesi. Sistine Madonna Rafael'in meşhur Hazreti Meryem tablosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by