ıtık ne demek? | ıtık anlamı nedir? | ıtık

ıtık anlamı nedir?

ıtık ne demek?

ıtık anlamı nedir?

ıtık | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, fena bulmuş, ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mektup, yazılmış şey Ar. muharrerât, Fars. nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finished. exhausted. worn out. bad. serious. in trouble. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. in love. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatık, sıkı, buruşuk: Çıtık alın, kaş, çehre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Damıtma yoiuyle elde edilmiş. Ar. mukattar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Yarma, yarılma, çatlama.

2.(tıp) Kasık yarığı, kasık zarının yarılmasıyle bağırsakların torba içine dolmasından ibaret sakatlık: Fıtık hastalığı (bu mânâda galat olarak fetk yerine fıtık denir). Fıtk-ı rahim, fıtk-ı mesane = bu organların aşağıya sarkması, (bk.) Fıtık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Barsakların karın çeperini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik meydana getirmesi, kavlıç, (bk.) Fetk.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Keçiboynuzu

Hazırlanışı : Her gün 100 gram keçiboynuzu dövülüp yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture. rupture kavlıç. yarımlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic policy. home policy. internal politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقاد] inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادات] inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Mâbed veya tekkede yahut kutsal bir yerde, bilhassa Harem-I Şerîf’te kapanıp ibadetle meşgul olma: Bir sene Mekke-i Mükerreme’de İtikâf etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «eki» den masdar) (tıp). Yenme, aşınma, oyulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİKAD) (a uzun) (i. A. masdar) (c. İtikaadât).

1.İnanma, kalben tasdik, iman: Tanrı’nın birliğine itikadım vardır.

2.Bir din ve mezhebin inanç yönü yani muamelât kısmı dışında esasını teşkil eden inanış: Itikad-ı ehl-l sünnet. Itikadât-ı bâtıla — Hurâfe çeşidinden asılsız şeylere inanma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. faith. belief. faith inan. inanç. iman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm belief in God. conviction. a firm belief. creed. faith. persuasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensub olduğu mezhebe inanan, itikadı tam olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who has religious conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensûb olduğu mezhebe itikadı olmayan, inanmayan, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. without religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتکاف] bir yere kapanma, köşesine çekilerek yaşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics. geopolitical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitical. geopolitic. geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Katalizle alâkalı, kataliz vasfında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: kırtık = kabuk veya kırkmak demek olan «kırtmak» tan). Keten ve kendir kabuğu ki, minder vesaire doldurmaya yarar: Kıtık doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. critique

1. ciddi,

2.ed. eleştiri,

3.nazik

1. Tehlikeli, endişe veren.

2.Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü.

3.Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. crucial. tight. climacteric. supreme. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. criticism. critique. crucial. critic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. criticism. critique. crucial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism , cutup , review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kendi kendine temizlenen, hızla akan sular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocritique

öz eleştiri

Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Siyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. siyasal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy , politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Siyasî işler, siyâset.

2.mec. Yüze gülme: Çok politikacı adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy. politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kuvvete dayanan politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Ökçesiz ve arkalıksız terlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. bir devletin dünya siyaseti; milletlerarası politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by