ıtma ne demek? | ıtma anlamı nedir? | ıtma

ıtma anlamı nedir?

ıtma ne demek?

ıtma anlamı nedir?

ıtma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: itma

Türkçe Sözlük

(i. A. «tamâ» dan masdar). Tamaa düşürme, hırslandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acımasına sebep ol acıttım. 2. Cefa ve eziyet vermek. acımak, ağrıtmak, ağrı ve sızı vermek: Elimi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. cause pain. pain. bite. sting. gnaw. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. sting. to hurt. to pain. to cause pain. to make sth bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain. to smart. to do sb hurt. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağrıyı mucip olmak, veca ve elem vermek. Başağrıtmak = Tasdi ve iz’ac etmek, sıkıntıya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to cause pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give / to cause pain. to let ache. to give sb pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın alnından burnuna doğru uzanan beyaz veya pembe leke, (edirne taraflarında gözlemeye akıtma derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. discharge. fluxation. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. delivery. infusion. conduction. shedding. outpouring. emptying. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akmasına sebep olmak, cereyan ettirmek, isâle etmek. Gözyaşı akıtmak = Ağlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. shed. drain. weep. disembogue. drain away. drain off. drip. funnel. spill. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. exude. pour. shed. to let sth flow. to pour. to drain. to shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discharge. to pour. to empty. to shed. to outpour. to drain. to conduct. to bleed. stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). IX. yüzyıl Türk matematikçilerinden Musa oğlu Harezmli Muhammed’e, Araplar’ın verdiği «Alharezmî» kelimesinden, Batılılar’ın yaptığı bir terimdir. Ortaçağ’da ondalık sayı sistemine göre yapılan, sonraları ise, herhangi bir kaideye bağlı bulunan her çeşit hesap işlemine ad olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm. algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clarification. refinement. decontamination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinement. purification. cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification. clea sing. refining. treatment. sublimation. reduction. reducing. cleaning. processing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıkamak, yumak, tathir ve tanzif etmek. 2. Temizlemek, tasfiye etmek, sadeletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. purge. purify. rectify. refine. to purify. to clean. to cleanse. to refine. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to clean. to cleanse. to refine. sublimate. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eyitmek, söylemek, demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok uzamak, hadden ziyade boy peyda etmek. 2. Yoldan sapmak, taşkınlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get out of control. to get wild. to go too far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make worse. to aggravate. to exacerbate. lose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarpık hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. distort. to contort. to spring. to make crooked. to distort. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Cıvık hale getirmek. 2. Yakışık almayacak bir hale gelmek, lâubali davranmak, saçmalamak: Sen artık iyice cıvıtmaya başladın. (ses taklidi). Kuşların bağırmasını tasvir ve taklit eder: Kuşlar cıyak cıyak bağrışıyorlardı, dövme gibi şiddetli bir muameleye uğrayan çocuklar hakkında dahi söylenir: Çocuğu cıyak cıyak bağırttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be impertinent. to spoil a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. disbandment. dispensation. dispersal. dissipation. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçmak, ayırmak ve perişan etmek: Bu kâğıtları odanın içinde kim dağıttı? 2. Tevzi ve taksim etmek, bölüştürmek, ayrı ayrı vermek: Aşure dağıtıyorlar, gazeteleri müvezziler dağıtır. 3. Öteye beriye püskürtüp defetmek: Rüzgâr bulutlan dağıttı: Ağız dağıtmak = Terbiyesizcesine fena sözler söylemek: Ağzını pek dağıtıyor. Ağzını, burnunu dağıtmak = Pek fena döğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deal. deal out. distribute. hand out. deliver. dispense. dissolve. decompose. crack up. scatter. disband. disperse. diffuse. bestrew. demount. deploy. disject. disjoint. dismantle. dispel. disrupt. dissipate. divert. dot. drown. fling off. issue. lit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutter. deal. deliver. diffuse. disarrange. disband. disintegrate. dispel. dispense. disperse. disrupt. dissipate. dissolve. distract. distribute. issue. litter. scatter. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation. fractionation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tuzlu suyu içme suyuna dönüştüren büyük ölçekli tesisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir sıvıyı, buharlaştırdıktan sonra soğutarak, yabancı maddelerden arınmış bir halde yeniden sıvı haline getirmek, inbikten geçirmek. Osm. taktir etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distil. rectify. to distil. to distill. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distillate. distil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik arıtma sonrası atık suyun kalitesini arttırmak için uygulanan fiziko-kimyasal süreçlerin tümü. ( Advanced treatment)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Isıtmak işi. 2. (halk dilinde) Sıtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. heating. warming. calefaction. heat. warmup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. warming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming. heating. malaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sıcak hâle getirmek. Isıtıp ısıtıp önüne koymak = Eski bir meseleyi sık sık, yeni imiş gibi ileri sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm. warm up. heat. heat up. hot up. fire. hot. toast. give a warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. toast. warm. to heat. to warm. to warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to warm. to heat. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tamâm» dan masdar). Bir şeyin bitirilmesini isteme: Binanın eksikliklerini istitmâm için (istikmâl daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tamâm» dan masdar). Bitirme, ikmal, sona erdirme: Şu binayı itmâm edemedik («ikmâl» den farkı şu ki, ikmal’de bitirmekle beraber mükemmellik mânâsı da vardır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتمام] tamamlama, bitirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tamamlanmak, bitirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tamamlamak, bitirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçratmak, fırlatmak, şahlatmak: Seğirtip atını kalkıtan şehsüvar. Çobankalkıtan = Bir bitki, Fr. tribulus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hâkkettirmek, keskin bir Aletle aşındırmak veya çukurlatmak: Su kelimeyi kazıtmalı, bir mühür kazıtacağım. 2. Tıraş ettirmek: Sakalı berbere kazıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth scraped or scraped off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nazlı nazlı, salınarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nâz ile kırılarak yürümek. bk. Kırınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan adamın hâli, ketumluk: O adamın kitmânı lüzumundan fazladır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتمان] sır saklama, ketumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

saklamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Büyük bölme, çarpma, kök ve kuvvet almaları yapabilmek için bulunmuş usul. Logoritma aritmetik ve geometrik iki sayı dizisinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

log. logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logarithmic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Logaritmayı ilk kez 1730 – 1790 yılları arası yaşayan bir Türk bilgini olan Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştu. Gelenbevi İsmail Efendi matematikle uğraşırken sayı değerlerini ondalık bölümlere göre düzenleyip hesapları son derece kolaylaştıran bir sistemi kendiliğinden bulmuş, ancak bunu pratik bir uygulama sayıp fazla önemsemediğinden kimseye bahsetmemişti. Bu, Batı’da kullanılan “logaritma” idi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocağı işçisi; krank mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Doğru yoldan çıkarmak, şaşırtmak. 2. Azdırmak: Şeytan iyi adamları bile sapıtabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go off one's head. to talk nonsense. to lead astary. to go astary. to go nuts. to lose one's bearings. to drivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go nuts. to go crazy. to talk nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarkmak işine uğratmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangle. loll. to dangle. to let sth hang down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth hang down. to dangle. to lower. to hang sb. hang. lop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerini göstererek sessiz gülme: Adamın sırıtması pek zıddıma gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinning. grin. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grin. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinning. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dudakları ayırıp dişleri göstermek, yalandan ve tatsız şekilde gülmek: Ne sırıtıp duruyorsun? 2. Mec. Ölmek veya soğuktan donmak. 3. Bir kumaşa uymayan renkte iplikle örülen dikiş çirkin görülmek: Beyaz tire bu elbisede sırıtıyor. 4. Eksiklik ve ayıp bir uçtan gözükmek: Bunun kusuru sırıtıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grin. smirk. to grin. to show up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grin stupidly. to become apparent. grin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Isıtma). Ateşle titreme yapan hastalık; nöbet, Ar. hummâ, Fars. teb: Sıtması olmak; sıtmaya tutulmak, yakalanmak. Sarı sıtma = Orta Amerika’daki bir çeşidi ki, derhal benizleri sarartıp karartarak büsbütün değiştirir.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anofel adlı sivrisineğin sokmasıyla, insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren, kimi zaman da başka bir hastalık gibi görülen ve tedavi edilmezse, öldüren bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde malarya denir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir, sirke.

Hazırlanışı : Dört bardak sirkeye 10 tane kuru veya yaş incir konur. 2 saat bekletildikten sonra süzülür. İkişer saat arayla 2 tane incir yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aguish. malaria. ague. intermittent fever. jungle fever. marsh fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malaria. malaria malarya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtmaya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtması çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. publicity. presentation takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. dash. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salesman. sales representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, kim olduğunu anlatmak: Onu bana siz tanıttınız; kendisini tanımıyordum, kimse de tanıtmadı. 2. Kabûl ve tasdik ettirmek, İtiraf ettirmek: Bize Allah’ın birliğini tanıtan Peygamberimiz’dir («tanıttırmak» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present. acquaint. familiarize. hold out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertise. establish. familiarize. introduce. popularize. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint with. to introduce to. to present and explain sb / sth to sb. to advertise. to introduce. to present sb to a group. establish. familiarize. make known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prospectus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Naklettirmek, bir yerden bir yere götürtmek: Bu kadar eşyayı kime taşıtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir iletkeni tecrit edici bir madde ile kaplamak, izole etmek, Osm. tecrîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolate. to insulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendine çarpan bir şeyi geri atmak, aksettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. externalize. mirror. picture. project. re-echo. reflect. return. reverberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. reflect. to reflect. to mirror. to echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflect. to reflect. to echo. image. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by