It's ne demek? | It's anlamı nedir? | It's

It's anlamı nedir?

it's ne demek?

it's anlamı nedir?

it's | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

it is, it has.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) onun (it'in iyelik hali).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bit cinsinden saniyede iletilebilen veri miktarı birimidir. 8 bit, 1 baytı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü açılır kapanır uzun araba, brıçka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal gayrimüsavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki veya daha çok şeyin eşit olmaması, müsavatsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inequality. disparity. imparity. unevenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequality. disparity. inequality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audiovisual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) kabuğu soyulmuş ve iri çekilmiş hububat; mısır dövmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditory. aural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio. auditory. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendi, kendisi, bizzat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Japanese art of self- defense without weapons, now widely used as a system of physical training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It depends for its efficiency largely upon the principle of making use of an opponent's strength and weight to disable or injure him, and by applying pressure so that his opposing movement will throw him out of balance, dislocate or break a joint, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It opposes knowledge and skill to brute strength, and demands an extensive practical knowledge of human anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jujitsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem bir idman sistemi hem de silahsız savunma sanatı olan Japon güreş metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic kalıtımsal. irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditable. hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept sth as evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintentional. unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermez, bir şeyi umursamaz, ihmalci, ilgisiz: Pek kayıtsız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. indifferent. lukewarm. negligent. nonchalant. reckless. stolid. unconcerned. unreserved. apathetic. unregistered. unrecorded. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless. carefree. indifferent. unregistered. unrecorded. unrestricted. without a provision. complacent. easy. impassive. incurious. jack easy. lax. lukeworm. neglectful. negligent. nonchalant. unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. for good or evil. unconditional. unconditioned. without reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermeyiş, ihmal, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcern. indifference. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle 20. yy. içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan bir terim. Türkçe`de yakın anlamlı «rüküş» sözcüğüyle karşılanabilir. Kitsch, grafikten endüstri tasarımına ve mimarlığa kadar uzanan geniş bir alanda estetik düzey düşüklüğünü nitelemek için kullanılır. Stuttgart`ta bu tür ürünleri sergilemek için bir de müze açılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucuz edebiyat veya sanat, sanat değeri çok düşük edebiyat; dolmuş edebiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD monitörde kristal netliğinde dondurulmuş görüntü ve yavaş gösterimin izlenmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwitnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert içki; ruh; keyif; damıtılmış öz; ispirtolu eriyik. spirits of ammonia nışadırruhu. in high spirits keyfi yerinde. in low spirits keyifsiz. methylated spirits mavi ispirto, metilik alkol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tiksinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ümidini kesmiş, Ar. me’yûs, F. nevmîd: Ben bu hususta ümitsizim.

2.Ümit edilemeyen: Acemi askerle zafer ümitsizdir.

3.Hayâtından ümit kesilmiş, kurtulması umulmayan, ağır hasta: Ümitsiz bir hastası vardır, ümitsiz bir hâlde bulunuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. drear. dreary. forlorn. frantic. gloomy. gone. past hope. pathetic. past cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. desperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. past praying for. without resource. weak- spirited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ümit kesme: Kumandanın ümitsizliği, askerin de gayretini kırdı.

2.Ummayış: Zaferin ümitsizliği fikri mağlûbiyeti hazırladı.

3.Kurtulmasından ümitlerin kesilmiş olması: Hasta dün ümitsizdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismay. hopelessness. desperation. despair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without considering whether or not it is the proper time to do. in and out of season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Münasip vaktinde olmayan, Fars. nâ-be-hengâm: Vakitsiz teşebbüs.

2.Mevsiminde olmayan, Fars. nâbe-mevsim: Vakitsiz meyve.

3.Geç, geç vakitte: Siz vakitsiz geldiniz, şimdi vakitsizdir, gidilemez.

4.Mevsimsiz. Vakitli vakitsiz = Münasip olan veya olmayan zamanda, her vakit: O, bize vakitli vakitsiz gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature. unearthly. untimely. inopportune. ill-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done at an unsuitable time. premature. too early. out of season. ill timed. untimely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untimeliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paskalyadan sonraki yedinci pazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by