ıvi ne demek? | ıvi anlamı nedir? | ıvi

ıvi anlamı nedir?

ıvi ne demek?

ıvi anlamı nedir?

ıvi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ivi

Türkçe Sözlük

(i.). Koşma, acele, sür’at.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faaliyet; fiil, amel; kuvvet; etki, tesir; faal oluş; tez canlılık, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activiste

etkinci

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. activité

etkinlik

Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. felsefe). Bütün bilgilerin ve ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin etkinliğini belirten doktrin, etkincilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activisme

fel. etkincilik

1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme. 2. İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bolivya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta vs. mıhlamaya ve kakılmaya mahsus ucu sivri ve arkası başlı demir, mıh: Tel çivisi = Kalıba dökülmüşü, karfiçe. Demir çivi = Enser, misnrvar. Nalıncı çivisi = Demirden ufak çivi. Çivi diş = Dokuz yaş dişi. Çivi çiviyi söker = Taciz edici bir halin aynı şiddetle bir mukabil çare ile giderilebileceğini ifade eder: Nezleyim, ama yine de denize gireceğim, çivi çiviyi söker. Ahmet bana bu oyunu yapınca ben de onu şikâyet ettim; ne yapalım çivi çiviyi söker. Çivi gibi = Çevik ve sıhhatli kimse. Çivi kesmek, çivi gibi olmak = Çok üşümek. Çivi yazısı = Farslar’ın, Medler’in ve Asurlular’ın kullandığı yazı. Çivi yukarı = Yağlı güreşte hasmı tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirme oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehre ait, belediye ile ilgili; yurttaşlık ile ilgili. civic center hükümet binaları, mahkeme, kütüphane veya galerinin bulunduğu şehrin merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yurt bilgisi, yurttaşlık bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivit renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla sulu ve bulaşkan: Cıvık kar, çamur. Ekseriya arka arkaya olarak yapışkan ve bulaşıcı bir şeyi tasvir eder: Elleri yağ içinde cıvık cıvık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. pert. runny. thin. watery. soft. impertinent. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. runny. impertinent. impudently familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşıcı bir şeyi avuç içinde sıkarak karıştırmak: Fıçının içindeki yağı cıvıklayıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bulaşıcı şey) Avuçlanarak veya basılarak karışmak: Çamur basıla basıla cıvıklanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vatandaslarla ilgili; hükümete ait, milli; sivil; ferdt, bireysel; vatandaşlık icaplanndan; medeni, uygar; nazik, kibar. civil death manevi ölüm. civil defense sivil savunma. civil disobedience yurttaşın haksız bulduğu bir kanuna karşı itaatsizlik g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ufak kuşlar veya piliçler). Ötüşmek, civ civ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirp. tweet. twitter. to chirp. to cheep. to chirrup. to tweet. to twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitter. to chirp. cheep. tweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak cıvıldamak, hep birden cıvıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çivilemek işi. 2. Ayaküstü ve dimdik bir durumda denize atlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. a dive with the feet foremost. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivi İle mıhlanmak. mec. Bir yerde ilişip kalmak, gecikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth nailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sivil kimse; Roma veya medeni hukuk öğrencisi veya bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarllk, terbiye; kibar söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). medenileştirmek, uygar seviyeye çıkarmak;aydınlatmak. civiliz'able uygarlaştırılabilir. civilizer (i). uygarlaştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). medeni, uygar; kibar, nazik, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kuşların veya civcivlerin ötüşmesi, civ civ etmeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirrup. tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Cıvık hale gelmek. 2. Çığırından çıkmak, hoş olmayan bir mecraya girmek: Lâubalileşmek, sululuk etmek: Bu iş iyice cıvıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivirtmek, çivrindi. (bk.) Çevirmek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yahut çiğit ve galatı: çevid). Hind’de ve Yemen’de yetişen bir bitkiden çıkarılan koyu mavi boya ki, sarılığı kaybettirmek için az miktarda çamaşıra da konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo. blue dye. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çivit bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Cıvık hale getirmek. 2. Yakışık almayacak bir hale gelmek, lâubali davranmak, saçmalamak: Sen artık iyice cıvıtmaya başladın. (ses taklidi). Kuşların bağırmasını tasvir ve taklit eder: Kuşlar cıyak cıyak bağrışıyorlardı, dövme gibi şiddetli bir muameleye uğrayan çocuklar hakkında dahi söylenir: Çocuğu cıyak cıyak bağırttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be impertinent. to spoil a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iletkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). konjonktivit, konjonktiv iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şen, keyifli; şenlik ve ziyafete ait convivial'ity (i). şenlik ve ziyafet, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bölmek, taksim etmek, ikiye ayırmak, kesmek; tevzi etmek, dağıtmak; ara açmak; sınıflandırmak, tasnif etmek, kısımlara ayırmak; oy kullanmak için ikiye ayırmak veya ayrılmak (parlamento); (mat). bölmek; (i)., (cogr). yağmur sularını iki yan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kar hissesi; (mat). bölünen. dividend coupon (tic). kâr kuponu. cash dividend peşin ödenen kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölen veya ayıran kimse veya şey; hisseleri bölen kimse; (çoğ). pergel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölünmüş, bölünebilir; ayrı, ayrılabilen; dağıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Termit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

termite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

termite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kehanet, keşif, fal açma, gaipten haber verme; isabetli tahmin. div'inator (i). kâhin, falcı. divin'a tory (s). kehanete ait, kehanet iddiasında, gaipten haber veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Tanrı ile ilgili tanrı bilime ait, ilâhi, kutsal, göksel, tanrısal; fevkalade, mükemmel, fevkalade, mükemmel, ala;k.dili çok güzel; (i).rahip, ilahiyatçı.divinely (z). mükemmel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sezmek, hissetmek, gaipten haber vermek; kehanette bulunmak, önceden bilmek; fal açmak, fala bakarak önceden haber vermek; içine doğmak, malum olmak; tahmin etmek; özel bir çubuk ile yerini bulmak. diviner (i). kâhin, falcı, önceden haber veren

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanrılık vasfı, ilahi vasıf, metafizik kuvvet, salt mükemmellik; ilâhiyat; ilâh, mabut, tanrı, tanrıça; Tanrıdan aşağı insandan üstün göksel yaratık, melek; bir çeşit şekerleme. divinity school ilâhiyat okulu. the Divinity Tanrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taksimi mümkün, bölünebilir, ayrılabilir. divisibil'ity (i). bölünebilme, taksim edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bölme, taksim ayırma; bölünme, taksim olunma; hudut, bölme; parça, kısım, bölüm, bölge, daire; uyuşmazlık, anlaşmazlık, ayrılık, fark; oy kullanmada Parlamentonun ikiye ayrılması; (mat). bölme, taksim; (ask). fırka, tümen; den donanmanın bir filos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölen, dağıtan; anlaşmazlık yaratan, ayrılık yaratan, ihtilâf çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). bölen. greatest common divisor en büyük ortak bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devat»dan). Yazı yazmaya ve belde taşımaya mahsus eski tarzda bir hokka. Divit madenden olur, mürekkep ve kalem koymak için bitişik bir de borusu bulunurdu, (bk.) Devat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devat-dâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Divit yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sürme, sürüş, araba gezintisi; (s). enerjik, canlı, tuttuğunu koparan; şiddetli, sert; hareket ettiren, çeviren, işleten. driving rain şiddetli yağmur. driving wheel (mak). işletme dişlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ergenlik yaşındakilerin yüz, omuz, sırt ve karınlarında görülürler. Siyah noktalar, beyaz benekler, kırmızı veya mor lekeler halindedirler. İçleri cerahat dolu bu sivilcelere; akne de denir. nedeni; yağ bezlerinin tıkanmış olmasıdır. Ergenlik sivilceleri kendiliğinden kaybolur. Sıkmamak, oynamamak gerekir. Tedavinin ilk şartı sabırdır. Yüzü günde 3-4 kere kükürtlü sabunla yıkamakta fayda vardır. Bu arada baharatlı yiyecekleri ve çikolatayı terketmek gerekir. Ayrıca, aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Marul, su.

Hazırlanışı : Soğuk su ile yıkanan marul yaprakları iyice ezilir. Çıkan su yüze sürülür.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). festival; bayram, şenlik, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hıdîviyye) (Osmanlılar’ın yaptığı Arapça kelimelerdendir). Bir vezire veya Mısır valisine ait: Cânib-i Alî-i hıdivîlerine. Idâre-i hıdîviyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bu Arapça kelimeyi de Osmanlılar yapmışlardır). Mısır valiliği, Mısır valisinin sıfatı, vazifesi ve idaresinde olan yerler: Mesned-i hıdîviyyete geçmiştir. Hıdîviyyet-i Mısrıyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hıdîviyyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, nezaketsizlik; kaba davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taksim olunmaz, bölünmez; mat. kesirsiz, taksim edilemez. indivisibil'ity i. bölünmezlik. indivis'ibly z. bölünemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Eğri büğrü olma, eğrilme, mec. Doğru hareket etmeme, eğrilik, Osm. adem-i istikamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara batmayıp üstünde ivmek için ayaklara takılan uzun tahta kaydırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rapid. speed. velocity. quickness. rapidity çabukluk. hız. sürat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma, sapan, lüzumsuz şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Koşturmak, acele ettirmek. 2. Döndürmek, çevirmek («evirip çevirmek» tâbirinde kullandığımız «evirmek» fiili bundan yapmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanları sokup kanatan bir cins sinek. bk. Uvez.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılıp gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Allahın bağışladığı hak ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiwi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiwi. kiwifruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiwi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşten sıçrayan pek küçük parça: Üzerine bir kıvılcım sıçrayarak tutuştu; bu kömür çok kıvılcım saçıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparklet. glint. spark of. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. solar flare. scintilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start to give off sparks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmaksızın dolanıp sarılmayı taklit ve ifade edip art arda kullanılır: Kıvır kıvır kıvrılmak, kıvranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in curls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, ehemmiyetsiz, ıvır zıvır: Bu pek öyle kıvır zıvır bir eser sayılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Düz durmayıp kıvrılan, buruşup toplanan, buruşuk: Kıvırcık saç, sakal; kıvırcık lahana, salata; kıvırcık koyun. 2. Koyunun, tüyü, kıvrılan, kuyruğu İnce ve kısa bir cinsi ki, başlıca Rumeli’ne mahsus olup eti lezzetli ve makbûldür: Rumeli kıvırcığı; o kasap, kıvırcıktan başka koyun kesmiyor. 3. Kıvırcık koyunun eti: Kıvırcığı kaça veriyorlar?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. crisp. frizzy. crispy. curled. frizzly. woolly. curly-fleeced sheep. curly-head. curly-pate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curly. frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıvırmak işi. 2. Kumaş kenarının fitil gibi burularak dikilmesi, biye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. curling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curling. twistling. crimping. folding. bend. bender. contortion. involution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğirip bükmek kıvırcık hâline koymak: Saçını sakalını kıvırmak onun merakıdır. 2. Katlamak, bükmek, kırmak: Şu kâğıdın ucunu kıvırmaIı. 3. Kumaşın kenarını parmak ucu İle büküp öyle durması İçin dikmek, büzerek ve fitil yeparak kenarını kırmak: Şu mendilin kenarını kıvırmak 4. mec. Becermek, başa çıkmak: O işi de kıvırdı; bunu kıvırabilirse aşk olsun. 5. Oynamak, raksetmek, nâz ve cilve ile kırılmak: Kıvıra kıvıra oynadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirm out of. have a command of. bend. twist. curl. fold. turn down. turn back. handle. manage. do successfully. angle. contort. crimp. crisp. crook. curl up. drape. enfold. entwine. entwist. fold down. frill. frizz. frizzle. gauffer. goffer. gopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. double. invent. turn. twine. twist. weave. to curl. to frizz. to twist. to crook. to crimp. to crinkle. to dance/walk in a sexy way. to fold back. to pull off. to succeed in. to invent. to make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curl. to twist. to crimp. to fold back. to pull off. to manage to do. to undulate or to wriggle sensuously (a part of the body. bend. crook. crumple. fold. turn down. writhe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğirtip büktürmek: Şu ibrişimi biraz daha kıvırtmalı. 2. Katlamak, büktürmek, kırdırmak: Yazılı kâğıtların birer köşesini kıvırtmalı. 3. Kumaşın kenarını fitil gibi büktürüp diktirmek: Şu tülbentlerin kenarlarını kıvırtmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb curl or twist sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.tıp). İltihaplı bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjonctivite

tıp göz zarı yangısı

Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. constructivisme

kurmacılık

Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şehvetli; şehvete düşkün; şehvet uyandırıcı. lasciviously (z.) şehvetle. lasciviousness (i.) şehvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlandıran, hayat veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirden mosmor kesilmiş; kurşun renkli, bereli gibi mor; k.dili çok öfkeli, kanı beynine sıçramış. livid'ity, lividness i. kurşun rengi; bereli ten rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaşayan, canlı, diri, sağ; canlandırıcı; yaşayanlara ait; zinde, kuvvetli, faal; tıpkı. living language yaşayan dil. living picture canlı tablo. living wage geçindirebilecek maaş. a living faith kuvvetli iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşama, hayat tarzı; geçim; geçinme; the ile yaşayanlar. living room bir ailenin oturma odası. good living hali vakti yerinde olma, rahat yaşama. makeone's living hayatını kazanmak, geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. odun külünden külsuyu elde etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen.,çoğ. şüphe, kuşku, kuruntu; korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket kuvveti, tahrik kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. multivision

çoklu gösterim

Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerlilerin yabancılardan üstün tutulması, yerlilerin hak ve çıkarlarını koruma siyaseti; fels. doğuştan gelen fikirlerin var olduğunu ileri süren öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğuş; astrol. doğuşta bakılan yıldız falı. the Nativity Hazreti İsa'nın doğuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Doğuştancılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nativisme

ruh b. doğuştancılık

Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşı gelme eğilimi; şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) nesnellik taraftarlığı; (güz.) (san.) nesnel öğeler kullanma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectiviste

fel. nesnelci

Nesnelcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivité

nesnellik

Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivisme

fel. nesnelcilik

Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) unutma, unutuş, unutulma; kayıtsızlık, ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gen.) of veya to ile unutkan; habersiz; çevresinden habersiz; ilgisiz. obliviously (z.) ilgisizce, unutarak. obliviousness (i.) ilgisizlik, unutkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tanecikli bir çeşit perido.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complex bitter gum, found on the leaves of the olive tree; called also olivite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. ovovovipar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. passivisé

etkisizleştirilmiş

Etkisiz duruma getirilmiş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. pozitivizm, olguculuk, müspetçilik, Auguste Comte felsefesi. positivist i. bu felsefe taraftarı, müspetçi, pozitivist. positivis'tic s. pozitivizm taraftarı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positiviste

fel. olgucu

Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Auguste Comte tarafından kurulan ve felsefe meselelerinin müsbet vakalara dayanılarak müsbet ilimler tarafından çözüleceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. positivisme

fel. olguculuk

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizik ötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte’un açtığı felsefe çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkelcilik. primitivist i. ilkelcilik yanlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. primitivisme

fel. ilkelcilik

1. Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş. 2. İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1) İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. (2) Rusya`da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich`in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayrıcalık, imtiyaz; özel izin, müsaade, ruhsat; görev dolayısıyle muafiyet; hak; f. imtiyaz vermek; muaf tutmak. privileged s. imtiyazlı; müşerref.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. gizlice; özel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli bilgi; huk. ortak çıkarlara dayanan ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğilim, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. productivité

üretkenlik

Verilen emeğe ve yapılan masrafa oranla üretilen miktar, ürün verme gücü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity üretkenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört yönlü, dört yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda dört yüksek ilim (geometri, astronomi, matematik ve müzik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kim o gelen? Kimdir o? (nöbetçi sorusu). on the qui vive uyanık, kulağı kirişte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radioactivité

fiz. ışınetkinlik

Alfa, beta veya gama ışınlarını yayma özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tepki gösterme; (kim.) reaksiyona girme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sabıkalı kimsenin yeniden suç işleme eğilimi. recidivist (i.) ikinci defa mahkum olmuş kimse, sabıkalı kimse. recidivous (s.) çok sabıkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırılmış, hayat verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) reflectance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ilişkinlik, mensubiyet; izafet; nispilik; relativizm, bağıntıcılık, görecilik. theory of relativity fiz. Einstein tarafından bulunan izafet teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. elektrik cereyanına veya mıknatıslanmaya karşı direnç derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeni hayat vermek, yeniden canlandırmak. revivifica'tion diriltme, canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Marsilya ile Cenova arasında plajlarıyle meşhur sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. çoğunlukla bir diziden fazla elmas gerdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. relativist

fel. göreci

Bağıntıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. relativité

fel. görelik

Eşyayı, kavramları veya tasarımları birlik, bağlılık, birliktelik vb. durumlarda toplayan görünüş veya nitelik.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. relativisme

fel. görecelik

Bağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uygar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ust yüzü düzgün ve yere paralel bir satıh teşkil ötmek üzere, içine konduğu kabın şeklini alan cisim, Ar. mâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid. soft. liquid. fluid. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Civil). 1. Askerî olmayan, mülkî. 2. Askerî olmayan kıyafet: Sivil giymek, sivil gezmek. 3. Kıyafet değiştirmiş polis memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siyli, sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilian. civil. unmilitary. secular. civilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilian. civil. unmilitary. secular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil. civilian. not military. not wearing a uniform. plainclothes man. dressed in civilian clothes. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil administration. civilian authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plain-clothes man. hard hole. plain- clothes man. police detective. civil police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil defence. civil defence defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to liquefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. acne. pustule. carbuncle. whelk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acne. pimple. pustule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimple. pustule. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yağ bezelerinin fazla çalışmasından, hormon veya metabolizma bozukluklarından kaynaklanan en küçük çıbanlara sivilce denir. Sivilceleri sıkmamak, tuzsuz, yağsız ve baharatsız şeyler yemek gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ekşi nar, sirke.

Hazırlanışı : Bir su bardağı ekşi narsuyu ile yarım su bardağı sirke karıştırılır. Bu suya batırılan pamukla, sivilcelerin üzerine kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimply. pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continually. continuously. in succession. full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortadan kaldırma. Siviş yılı = Hicrî ve milâdî yıllar arasındaki fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yapışıp bulaşan, mec. İnsanlar hakkında da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate person who sticks to one like glue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belli etmeden gitmek, kaçmak. 2. Bulaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take french leave. take wing. light out. make tracks. do a bunk. sneak out of. nip off. decamp. duck. fade. flee. get away. hook it. scram. sheer off. shift away. sidle away. skedaddle. skin out. skip it. slide. slink off. make off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. evade. scuttle. sneak. to slip away. disappear. decamp. to sneak off. to abscond. to scuttle. to clear out. to clear off. to make off. to do a bunk. to bunk off. to slope off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slip away. to sneak off. to do a bunk. cut and run. cut one's stick. decamp. to take french leave. to make one's getaway. hive off. to sling one's hook. hook it. hop it. to take it on the lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paraşütü açmadan önce gosteri yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bölmek; parsellemek. subdivision i. parsellenmiş arazi; alt bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öznelcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectiviste

fel. öznelci

Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivité

fel. öznellik

Öznel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gerçeklerin insanlara ancak kendi düşüncelerinin mahsulü olarak göründüğünü kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivisme

fel. öznelcilik

Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teşekkür, minnet; şükran duası, şükür; alenen Allaha şükretme; (bh) Amerika'da şükran günü, hindi bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. değersiz şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçma, abes; cüzi, önemsiz, ehemmiyetsiz. trivial'ity, trivialness i. saçmalık, ehemmiyetsizlik. trivially z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağ üniversitelerinde ilk dört seneyi teşkil eden dilbilgisi ile belâgat ve mantık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba tavırlı, nezaketsiz. uncivilly z. nezaketsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. medeniyetsiz, insan girmemiş; vahşi. The children think it's uncivilized to get up early. Erken kalkmak çocukların işine gelmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkalarına sağlanan imkanları olmayan. the underprivileged imkânları kıt olanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok parlak, canlı, berrak; hayat dolu; kuvvetli. vividly z. çok canlı bir şekilde. vividness i. parlaklık, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak; daha canlı yapmak. vivifica'tion i. canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğurucu, vivipar. viviparousness i. yavru doğurma kabiliyeti veya hali; yavru doğurma. viviparously z. doğurucu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama. vivisectionist i. böyle teşrih yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by