Iyan, ıyan ne demek? | Iyan, ıyan anlamı nedir? | Iyan, ıyan

Iyan, ıyan anlamı nedir?

iyan, ıyan ne demek?

iyan, ıyan anlamı nedir?

iyan, ıyan | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambiance

hava

Durum, ortam, çevre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarly. vulgar. common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاميانه] bayağı, avamca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Aşyân) (i. F.). Kuş yuvası. Mesken, ikametgâh. Bu mânâ ile terkiplere de girer: Firdevs-Aşiyân = Cennet-mekân, yeri cennet olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشيان] yuva. 2.ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.). Cehennemlik olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Bâğîlik ve serkeşlikle edilen: Hareket-I bâğiyâne = BAğîlik ve serkeşlikle: Bâğiyâne hareket ediyor = Eşkıyaca davranıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Saçları parlatmak, yatırmak ve şekillendirmek için kullanılan güzel kokulu bir çeşit yağ, saç yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliantine. hair gloss. lacquer. pomade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haarfestiger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(LCentiyana, Yilanotu, Esekturpu, Gentina lutea, Gentina radix): Doğu Karadeniz Bölgesi ve uludağ’da yetişen, 1 metre kadar yüksekliğinde, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. İçi sarı, dışı esmerdir. Kökü şifalıdır. Sarı ve mavi türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah artırır, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve ekşimelerini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu’nun bazı taraflarında köylü kadınların giydikleri uzun ve pek geniş şalvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük ve derisi sert, kısa ayaklı ve koyu renkli bir cins kırkayak. Çıyan otu — Bir nevi ot. Ar. adras-ül-kelb. Yılan çıyan = Zehirli sürüngen ve böcek cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir cins bitki. Ar. şeceret-üt-tenîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cündîcesine, iyi binicilere, süvarilere yakışır tarzda, böyle bir tarz takınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dâhiye yakışır Daire bir şekilde, dâhice, dehâ eseri göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dâİ’nin c. duâ edenler, duâcılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ.

2.Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, miyân = orta, bel). Ortada, arada bulunan. Darmeyân etmek = Araya sürmek, söylemek, bildirmek: Birtakım özürler dermeyân ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dindarlık, dinin kaide ve hükümlerine tamamiyle riayet: Eshab-ı diyânetten bir zattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion din.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diyânetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Din kaidelerine riayet eden, dindâr. Ar. müttakî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kurdele ve benzerlerinin kelebek biçiminde bağlanmış şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gardien). Kolcu, nöbetçi, muhafız: Karantina, hapishane gardiyanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaoler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaoler. jailer. screw. turnkey. warder. prison guard. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. prison guard. jailer. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolculuk, bekçilik, nöbetçilik: Karantinada gardiyanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حاجيان] hacılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). İsâ dinine tâbi olan, İsevî, Nasrânî, Hıristiyanlar, Hıristiyan kavimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (m. Hıristiyâniyye). Isâ dinine mensup ve ait, Nasrânî, İsevî (yanlış tâbir olup, yerine Nasrânî ve İsevî kullanılması doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsâ dini, İseviyyet, Nasrâniyyet: Hıristiyanlık Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyanet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kendisine gösterilen emniyet ve itimadı kötü kullanan veya vaad ve taahhüdünü yapmayarak hilekârlıkta bulunma.

2.Kendi devlet ve memleketi aleyhinde düşmana hizmet etme, hainlik: Eski Romalılar en ağır cezayı hiyanete tahsis etmişlerdi. Halk dilinde yanlış ve sevimsiz olarak hâin ve vefasız mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Hiyanet adamdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. treachery. perfidy. treason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treason. treachery. perfidy. faithlessness. disloyalty. infidelity. lése majesté. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيانت] hainlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanet eden, hâin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanetle, hâinâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيانتکار] hain.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde).

1.Hainlik, hiyanet.

2.Vefasızlık, sözünde durmayış.

3.Hilekârlık, gaddarlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christian. christian. the galilean. nazarene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity. christianism. the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. İslâm). İslâm dîninde olanlar, Müslümanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيان] açık, ayan beyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayn» dan) (kullanılışı ayan şeklindedir). Gözle görünen, açık, Aşikâr, belli: Güneş gibi iyândır. lyân yazı = Celî yazı, iri harfli yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kızgın, kükremiş, coşmuş. Şîr-i jiyin = Kükremiş arslan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژیان] kükremiş. 2.kızgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Coşmuş, kükremiş, kızgın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkıyanotu = Kolgan dahi denilen bir cins diken.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yıldız. 2.Merkez.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. = lâcivert). Bu renkte bir kimya maddesi. Birleşikleri vardır. Hâmız-ı kiyanus vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kudsî). Kudsîler, melekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيان] melekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand piano. grand (piano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) LAubâlî şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مادیان] kısrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Tavuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماکيان] tavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (halk dilinde: meyân). t. Bel: Miyânından haber sârarsan ıklîm-İ melâhatte (mısrâ).

2.Orta, vasat. Mlyân-ı râh = Yolun ortası.

3.Ara, aralık. Ar. mâbeyn: Miyânımızda olan sırlar. Mû-miyân = Kıl belli, ince belli. 4.(musiki) Türk musikisinde şarkı ve bestelerin üçüncü mısrâları ki, geçki yapılır, (bk.) Meyân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ميان] orta. 2.bel. 3.ara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerin

3.hânesi kl, geçki yapılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: meyâne).

1.Orta, vasat.

2.Ara, Ar, mâbeyn: Miyânemizde. Bu meyânade = Bu arada.

3.Helva gibi bazı yemeklerin kıvâmı: Mlyânesi daha gelmedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. mû = kıl, miyân = bel). Kıl belli, ince belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürâİce, riyâ ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İstihzâ ile, eğlenerek: Müstehziyâne bir tebessümle, o sözleri müstehziyâne söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırlıkla, acelesiz, fazla düşünerek: müteenniyâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متواضيانه] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şarkıyyât. Doğu, bilhassa İslâm ülkelerine ait ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. c.). Osmanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir nevi kıymetli ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرنيان] işlemeli atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kur’a çekip isabet edecek şeya razı olmak şartıyle muayyen miktar para vermek tarzında talih oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle. sweepstakes. sweepstake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery. raffle. drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pianist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. «pianoforte» den kısaltma, Fr. «piano»dan). Ensiz bir masa şeklinde olup içindeki tellere vurulmak üzere klavyelerine parmakla dokunarak çalınan mâruf musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano. pianoforte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piano. pianoforte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli BRAVIA TV’ler çarpıcı bir çok parlak siyah kaplama ile birlikte gelir. Tutkulu tasarım gelişmişliğinde ulaşılan zirve, herhangi bir oturma odasının tam kalbinde yer alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yalvarırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çobanlığa ait, çobanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. râvî). Rivayet edenler. Râviyiıvı ahbir = Haberleri rivayet edenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (halk dilinde: rezene). Dereotu çeşidinden bir bitki ki, hıyar turşusuna konur. (bk.) Rezene.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rezene): Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tabaklanmış olan cilâlı deri, bilhassa keçi derisi. 2.Sahiyandan yapılmış: Sahtiyan ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. russia leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. morocco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سختيان] işlenmiş cilalı deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serserice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sipâhîce, sipâhîye yaraşır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızgın, kükremiş arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koruma, muhafaza, himaye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيانت] koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyanide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تازیان] araplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Karrtçı, kırbaç.

2.Tanbur ve benzeri çalgıların tellerine dokunmaya mahsus kemik veya boynuz parçası, Ar. mızrâb (galatı: tezene).

3.mec. Vasıta, Alet, sebep.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازیانه] kırbaç. 2.tezene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی ميان] içi boş. 2.kof.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîyâne yırttı.

2.Ürküp kaçarak: Vahşîyâne kaçtı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [واليان] valiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gardiyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZİYAN) (i. F.). Zarar, hasar, kâr zıddı: Ziyan gördüm, ziyana uğradım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. damage. harm. injury. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damage. loss. harm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیان] zarar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarar ve ziyana sebep olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zarar ve ziyan veren, zararlı: Fare, hayvanların en ziyankârıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیانکار] zarar veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zarar ve ziyan verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zarar ve ziyanı olmayan: Ziyansız bir ticarettir.

2.Zararsız, oldukça iyi, kötü olmayan: Ziyansız adamdır.

3.Fena değil, oldukça, zararsız: Ziyansız yazıyor.


Türkçe Sözlük by