Iz’an ne demek? | Iz’an anlamı nedir? | Iz’an

Iz’an anlamı nedir?

iz’an ne demek?

iz’an anlamı nedir?

iz’an | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligence. understanding. consideration for others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Anlayış, kavrayış, akıl. 2.Terbiye, edeb. 3.Boyun eğme, göz dinleme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İtaat, baş eğme: Fermin-ı vâcibü’l-iz’An = İtaat vâcib olan fermân.

2.Azim, Itikad.

3.Zekâ, anlayış (son iki mânâ Arapça’da yoktur, Türkçe’ye mahsustur).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اذعان] kavrayış. 2.terbiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aciz ve iktidarsızlıkla, hakirane: Acizâne takdimine cüret kılındı; Acizâne bir kitap yazmağa başladım.

2.Tevazu ifadesi olarak kullanılır: Taraf-ı Acizaneme irsal buyurulan tahrirat yed-i Acizaneme vasıl oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزانه] acizce. 2.alçakgönüllüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عزیزان] değerliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski zaman kale bedenlerinden dışarı çıkmalı olan kulecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byzantium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byzantium. byzantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzinle, ruhsat alarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Selenterelerin suda yüzebilen cinslerine verilen umumt ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish. medusa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kanlı basur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı ve salgın bir hastalıktır. Hastada, ishal görülür. Dışkısı kanlı ve sümüklüdür. İştahsızlık karın ağrısı ve ateş de vardır Su veya besinlerle bulaşır. İki çeşit dizanteri vardır.

- Amipli Dizanteri : Vücuda mikrop girmesinden 10-21 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Hastada kanlı ishal, ateş, karın krampları, kilo kaybı, ve halsizlik görülür.

- Basilli Dizanteri : Mikrobun vücuda girmesinden 2-7 gün sonra belirtileri ortaya çıkar. Hastalığın salgın halini almasında kara sinekler başrolü oynar. Hastada; kanlı ve balgam kıvamında ishal, karın ağrısı, halsizlik ve ateş görülür.

Yapılacak ilk iş; hastayı, sağlamlardan ayırmaktır. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Su, tuz.

Hazırlanışı : Bir gün boyunca, hiç bir şey yenmez. Sadece tuzlu su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dysentery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kaçan, kaçıcı: Girizân olmak = Kaçmak.

2.Kaçarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GirîzSn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریزان] kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalkan, kalkarak: Üftân ü hîzân = Düşe kalka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hazâne galattır). Hazine. Hizânet-ül-kütüb = Kütüphane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خزانه] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., of ile farkında olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «izn»den masdar). izin isteme, müsaade, mezuniyet isteme, danışma: Bil-istîzân, ledel-isttzân, indel-istizân = izin istenildikte. Bilâ-istîzîn = Ruhsat ve izin istemeksizin, danışmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيذان] izin isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. considerate. polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow to comprehend. inconsiderate. impolite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheadedness. impoliteness. lack of consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a boyun eğme, Allah’ın terbiyesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Cesur ve silâhlı genç köylü, köy kahramanı: Dağ avına kızan göndermek. Karı kızan = Bütün halk, herkes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Kasımpatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum kasımpatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİZAN) (i. A. «vezn» den iâ.) (c. mevâzin).

1.Ölçü Aleti, terazi: Mizana çekmek.

2.Tartı, ölçü, münasip ağırlık: Mizanda olmak.

3.mec. Akıl, anlayış, muhakeme kabiliyeti: Mizana gelmek.

4.Ölçme, ayar: Trenin aldığı yol, hızının mizanıdır.

5.Kıyamette iyilik ve kötülüklerin ölçüleceği ölçü, mânevi terazi. Yevmü’l-mîzân = Mahşer günü.

6.Yedinci burç ki Sünbüle (Başak) ile Akrep burçları arasında olup güneş bu burca sonbaharın başlangıcında girer: Burc-I Mizân = Terazi Burcu.(matematik) Dört işlemden birinin doğru olup olmadığını anlamak için yapılan hesap, kontrol.(kimya) Bazı şeylerin kuvvet ve derecesini göstermeye yarayan çeşitli Aletlerin isimlerinin terkibine girer. Mizânü’l-harlre = Termometre. MizânU’l-rutûba = igrometre. Mîzinü’lhavi = Barometre, aerometre. Mizânü’lemlâh; mîzânü’l-hâmızât vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance. work sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial balance. scales. proof. trial balance. meter. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ميزان] terazi. 2.ölçü. 3.terazi burcu. 4.mahşer günü, kıyamet günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terazi. 2.Sağlama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Üç direkli yelken gemisinin arka direği. Kontra mizana = Dört direkli gemilerde en arkadaki direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mizzenmast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en page

sayfalama

Sayfalamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. making up. page-setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layout. making up into pages. make-up. paging up. page layout. typographical layout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. setting (of hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, Fr.).

1.Bir tiyatro eserini temsil etmek üzere hazırlama, sahneye koyma.

2.mec. Sahte şey, terkip, düzen: Bu hadise bir mizansenden ibarettir.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en scène

1. tiy. düzentileme,

2.düzenti

1. Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma.

2.Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scene. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. stage direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Uyanıklıkla, gaflette olmayarak, uzak görüşle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متنفذان] etkili kişiler, nüfuz sahipleri, sözü geçenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizâne: Nâçîzâne hediyem takdim kılındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. humbly. with great modesty. humble. insignificant. worthless. humbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (huk.) taahhütname; kefalet; tanıma. recognizant (s.) tanıyan, bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dökülen, akan, Ar. cârî: Rİzân olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سوء ظن] kötü kanıya düşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tranquillisant

yatıştırıcı

Ağrıyı, sızıyı gideren (ilaç).


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افتان و خيزان] düşe kalka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by