Izar ne demek? | Izar anlamı nedir? | Izar

Izar anlamı nedir?

izar ne demek?

izar anlamı nedir?

izar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: izar

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yanak, Fars. ruh, ruhsir. Halî-ül-izâr = Hayâsız, utanmaz, arsız, yırtık, yüzsüz. GOl’-lzIr = Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازار] peştemal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عذار] yanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. «usare» den). Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coloring principle, C14H6O22, found in madder, and now produced artificially from anthracene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It produces the Turkish reds. an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kökboyası, alizarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(tıp) HAlât-ı nâdire = Az görülen hastalık belirtisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bıkmış, usanmış, bezmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيزار] bıkmış, usanmış. bîzâr olmak bıkmak, usanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. garip, tuhaf, acayip, biçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F gül, A. izâr = yanak). Gül yanaklı, güzel çehreli (gül-i zâr = ağlayan gül şeklinde yazmamalı).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül yanaklı. 2.Al yanaklı. 3.Türk musikisinde mürekkep bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گلعذار] gül yanaklı, pembe yanaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çapkın, edepsiz, açık meşrep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüb bıçkı. (bk.) Hazar, hezar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang saw. pit saw. sawbench. whipsaw. frame saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large saw. pit saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large / pit saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pit sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting logs into planks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «huzur» dan masdar). Ölüme hazır olma, can çekişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتضار] can çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). Bekleme, gözleme, Ar. terakkub: Bahara intizâr ediyorum, baharın intizârındayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. curse. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتظار] bekleme, bekleyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİZAR) (i. A. «özr» den masdar). Bir özür, sebep ve vesile ileri sürüp bir mânî göstererek af dileme, mâzeret beyân etme: Dâvete gidemediğinden dolayı itizar ediyor. İtizar şehidetnâmesi = Mazereti tasdik eden doktor raporu veya başka bir resmî veya yarı resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering an excuse. apologizing. regrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتذار] özür dileme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniçeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erythema. rush. blotch. chilblain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning red. blushing. flush. glow. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blushing. toasting. roasting. glowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kızıl, kırmızı olmak, kırmızılaşmak, Osm. ihmirâr etmek, sürh olmak: Havuzdaki balıklar, şu tarladaki çiçekler ne güzel kızarmifl Elma, güneşi gördükçe kızarır. 2. (meyve) Olmak, yetişmek: Kızılcıklar, elmalar, narlar, erikler kızarmaya başladı. 3. Utanmak, mahcûb olmak, utangaçlıktan kan yüze fırlayıp çehre kırmızı olmak: O sözü söylerken kı zardı. 4. (et, balık vesaire) Tava veya tencerede kırmızı oluncaya kadar kavrulup pişmek: Balıklar kızardı; eti kızarıncaya kadar kavurmalı. Kızarıp morarmak, kızarıp bozarmak = Mahcûb olmak, mahcûbiyetten renkten renge girmek. G&t kızarmak = Ağlamak. KSmür kızarmak = Tutuşmak, yanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. turn red. go red. redden. blush. be roasted. be fried. be toasted. color. color up. colour. colour up. crimson. flame. glow. toast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blush. flame. fry. redden. roast. to turn red. to redden. to blush. to be fried. to be toasted. to be roasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn red. to redden. to blush. to flush. to become flushed. to fry. to be fried. to toast. to be toasted. to roast. to be roasted. to glow. chafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fried. roasted. grilled. red. angry. bloodshot. blotchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızarmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. erythema. suffusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red place. red spot. erythema. chafe. eruption. glow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fried. to be roasted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tava veya tencerede kızartılmış et veya balık yemeği. Düğün kızartması = Et kızartmasının bir çeşidi. Tavada kızartılmış: Kızartma balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fry. frying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roast. frying. toasting. roasting. fried food. broiled food. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frying. toasting. roasting. a fried food. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırmızı etmek; kızıl rengini vermek: Güneş, elmayı kızarttı. 2. Tavada kırmızı oluncaya kadar kavurmak, yağ içinde döndürerek pişirmek: Et, balık kızartmak. Yüz kızartmak = Bir şey istemek mahcûbiyetini göze aldırmak: Yüzünü kızartıp söyleyiver işte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fry. grill. roast. toast. chap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. flush. redden. roast. toast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fry. to toast. to roast. chafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kertenkele, zool. Lacertilia, Sauria; kertenkeleye benzer hayvanların her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arık, zayıf, lâgar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyücü, sihirbaz; k.dili usta kimse; s. sihirli, büyülü; cazip, büyüleyici. wizardry i. büyücülük, sihirbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ağlayan, inleyen saç.

İsimler ve Anlamları by