J,j ne demek? | J,j anlamı nedir? | J,j

J,j anlamı nedir?

J,j ne demek?

J,j anlamı nedir?

J,j | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İngiliz alfabesinin onuncu harfi; c sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lamba siperi, abajur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe. lampshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. skylight. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampshade. fixture. diffuser. lamp shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) tepe penceresi; panjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sefil, alçak, aşağılık; gurursuz; köle gibi abjectly (z). alçakça, sefilce abjectness (i) alçaklık, adilik, sefillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) yemin ederek vazgeçmek; kesin olarak feragat etmek, inkâr etmek, sapıklıktan dönmek abjura'tion (i) yeminle vazgeçme, feragat etme abjuration of religion inkâr etme, dinden Sıkma, irtidat abjuratory (s) vazgeçme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). adjective, adjacent, adjustment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişik olma, yakınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, yakın, komşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). sıfat; (s). sıfat cinsinden olan, niteleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitiştirmek, yan yana koymak; bitişik olmak, yan yana olmak adjoining (s). bitişik, yan yana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ertelemek, tehir etmek, başka güne bırakmak; oturuma son vermek; dağılmak adjournment (i). ertelenme; oturuma son verme; iki celse arasındaki müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, ek, esası teşkil etmeyen kısım; iş arkadaşı, yardımcı, muavin; (gram). başka kelimeleri tanımlamak veya nitelemek için kullanılan kelime veya kelimeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Allah rızası için diye rica etmek, istirham etmek adjura'tion (i). ciddi tembih veya dilek; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzeltmek, uydurmak, alıştırmak , ayar etmek adjustable (s). ayar edilebilir, düzeltilebilir uydurulabilir. adjustment (i). tasfiye; tanzim, düzeltme, tashih, Islah; düzen, nizam; uyma, intibak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı, muavin; emir subayı, yaver. adjutant general komutana bilgi veren ve emirlerini orduya tebliğ eden general. adjutant stork Hindistan'da bulunan bir çeşit iri leylek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dinlenme, istirahat, rahatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir şahsın, bir şirketin veya bir devletin bazı işlerini gören kimse.

2.Gizli vazifesi olan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. spy. secret agent. courier. gumshoe. infiltrator. intelligencer. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. mole. secret agent casus. representative temsilci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. secret agent. spy. emissary. nightingale. noser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Akılda tutulması gereken şeyleri not etmeye yarayan, takvim şeklinde tanzim edilmiş defter, muhtıra.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agenda

andaç

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. blank book. memorandum book. pocket book diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Her türlü havadisi toplayıp ilgililere bildiren teşekkül.

2.Ticarî bir teşekkülün kolu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency. news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aralık, az açık (kapı); ahenksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Filiz sürgün. 2.Çentik çentik olan şey

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آژنگ] buruşuk, cilt kırışığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değirmen taşı gibi şeyleri yontup düzeltmeye yarayan demir Alet, dişengi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitation

1. körükleme,

2.tıp çırpıntı

1. Körüklemek işi. 2.Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agité

körüklenmiş

Bir kimse tarafından kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözenek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openwork. hemstitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open work. up-to-date. hemstitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Ajuru olan veya her tarafı ajur tarzında işlenmiş olan, gözenekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-worked. pierced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mahagony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazı canlıların birtakım yiyecek, ilâç veya başka şeylere karşı hastalık derecesinde gösterdikleri tepki.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.

Tedavi için gerekli malzeme : Siyah turp

Hazırlanışı : Büyükçe bir siyah turp iyice yıkanır. Sonra kabukları soyulup, rendelenir ve sıkılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülerek içilir. Alerjik belirtiler kayboluncaya kadar, her gün devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyayı taşınabilir bir hale koymak için sarma veya sandığa yerleştirme işi, sarmalama, sandıklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. packing. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing. boxing. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make up in packages. to do the packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap. bundle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bulk. without packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Acı hissinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésie

tıp ağrı yitimi

Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésique

tıp ağrı kesici

Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engage

bağlanmış

Bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. hired. employed. reserved. occupied. tied to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to employ. book. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engagement

bağlantı

Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Genel olarak bademciklerde yerleşen veya boğazın her yanına dağılan iltihapların umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. angiographie

tıp damar görüntüleme

Damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antigen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sanat eserlerinden seçme parçaları toplayan kitap, seçme yazılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthologie

ed. seçki

Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. anthology seçki. güldeste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) insanın anatomik yapısını tarih öncesi ve ırk bakımından inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologie

insan bilimi

İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology. anthropology insanbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologique

insan bilimsel

İnsan bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. arrangé

müz. düzenlenmiş

Başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için üzerinde değişiklik yapılmış (eser).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir musiki eserini, yazılmış olduğu şekilden başka bir şekle sokmak. Meselâ piyano eserini orkestra için yazmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arrangement

müz. düzenleme

Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. special composition. setout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arrangeur

düzenleyici

1. Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse.

2.müz. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tahviller, hisse senedi, yabancı para v.s. yi daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arbitrage

tic. ara kazanç

Hisse senedi, tahvil, yabancı para vb. değerli kâğıtları daha kârlı görülen başka kâğıtlarla değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital consumption allowances. arbitrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Arbitrage)

Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Argentina) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, güneyde Atlas Okyanusu kıyısında yer alır. Atlas Okyanusuna kıyısı 4.000 km`yi aşar. Güneyinde ve batısında Şili, kuzeyinde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğusunda Brezilya ve Uruguay yer alır.

Coğrafi konumu: 34 00 Güney enlemi, 64 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 2,766,890 km².

Kara: 2,736,690 km².

Su: 30,200 km².

Sınırları: toplam: 9,665 km.

Sınır komşuları: Bolivya 832 km, Brezilya 1,224 km, Şili 5,150 km, Paraguay 1,880 km, Uruguay 579 km.

Sahil şeridi: 4,989 km.

İklimi: Arjantin, tamamen güney yarıkürenin ılıman iklim kuşağında yer alır. Kuzeyinde yağmurlu subtropikal iklim hakimdir, güney bölgesinde ise sub-kutupsal bir iklim hakimdir. Yazları hava sıcak ve rutubetli kışları ise serindir.

Arazi yapısı: Kuzeydoğudaki astropik düzlükler, Pampalar, Patagonya ve dünyanın en sarp yükseltilerinin bulunduğu Andlar Bölgesi olmak üzere Arjantin dört ana bölgeye ayrılır. Arjantin topraklarının büyük bölümü kıraç yada yarı-kıraçtır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Laguna Del Carbon -105 m; en yüksek noktası: Cerro Aconcagua 6,960 m.

Doğal kaynakları: Pampalarda verimli topraklar, kurşun, çinko, kalay, bakır, demir yatakları, manganez, petrol, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %52.

Ormanlık arazi: %19.

Diğer: %19 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 15,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Andlar Bölgesinde yer alan San Miguel de Tucuman ve Mendoza arazileri deprem riski taşırlar; Pampalar başlayan şiddetli kasırgalar kuzeydoğuya doğru ilerleyebilirler; yoğun su baskınları yaşanabilir.

Coğrafi Not: Güney Amerika’nın ikinci en büyük ülkesi. (Brezilya’dan sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 39,921,833 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.2 (erkek 5,153,164; kadın 4,921,625).

15-64 yaş: %64.1 (erkek 12,804,376; kadın 12,798,731).

65 yaş ve üzeri: %10.6 (erkek 1,740,118; kadın 2,503,819) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.96 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.4 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.97 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 14.73 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.12 yıl.

Erkeklerde: 72.38 yıl.

Kadınlarda: 80.05 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 130,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Arjantinli.

Nüfusun etnik dağılımı: beyazlar (çoğunlukla İspanyol ve İtalyanlar) %97, melezler, Amerika Kızılderilileri ve diğer beyaz olmayan gruplar %3.

Din: Roma Katolikleri %92 , Protestanlar %2, Museviler %2, diğer %4.

D


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentinian. argentin. argentine. argentinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentine. argentinean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları, daha çok tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologie

kazı bilimi

Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology. archeology kazıbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologique

kazı bilimsel

Arkeoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologic. archaeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeological. archaeological kazıbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Musikide telli sazları çalışta bir tarz.

2.Armonide bir bahis.

3.Tanınmış bir Fransız parfümü.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrologie

gök. b. yıldız falcılığı

Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology. astrology müneccimlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). kendi suyuyla, kendi sosuyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük,

2.kazanım,

3.yarar

1. Üstün olma durumu.

2.Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak.

3.Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. average

1. ortalama,

2.sp. sayı farkı

1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı).

2.Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Azerbaycan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). T. Yolcu eşyası.

2.Yolcu eşyası koymaya yarayan yer, yolcu eşyası vagonu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. trunk. well. boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. boot. luggage. trunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. car trunk. boot. baggage steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage carrier. deck lid. luggage carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باژورنال] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandage. ligature. swathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). banco, bir çeşit telli saz banjoist (i). banco çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. seğirdim yolu; yaya kaldırımı; büfe arkalığı; tek kollu sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. dam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. dam. wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dam. barrage. the lowest passing grade in an examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. umbrella barrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bina patlaması sesinden yavaşça nefes alışa dek BRAVIA setinizden gelen her sesi ‘parazitsiz’ saf bir netliğe kavuşturur. BBE® dijital ses sinyaline yapay hiçbir şey eklemez bunun yerine sesi orijinal her ayrıntıyı ve farkı verebilmek için sadık biçimde yeniden yapılandırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, nijâd = nesil). Soyu kötü, (Osm.) bed-asl, fürûmâye, soysuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige. beige. cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mücevherle donatmak; ziynet eşyasıyla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. aselbent..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., K.M. Yakub'un küçük oğlu; israil'de bir kavim; ailenin en küçük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ziynet eşyası, mücevherat, küçük ve zarif olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bijouterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (Blos = hayat, lo gos = söz). Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme gibi yaşayış tezahürlerini inceleyen ilim, hayat ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologie

dirim bilimi

Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologique

dirim bilimsel

Biyoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cop; büyük içki bardağı; bir kâğıt oyunu; bot. bir çeşit küçük meşe; siyah korsan flaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking. turned letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. blue jay mavi tüylü alakarga, zool. Cyanocitta cristata blue jeans blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bonjur, günaydın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme çekeceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Henüz açılmamış çiçek, konca.

2.Tomurcuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobil motorlarında ve başka patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturma cihazı; bujilerin elektrik akımıyle çakarak kıvılcım çıkarması silindirlerdeki yakıtın patlamasını sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark-plug. plug. sparking plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plug. sparking plug. spark plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark plug. sparking plug. spark plug. jump. jumper. ignition plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr). Burjuvaziye mensup kimse, şehirli sınıfından.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeois

kent soylu

Orta sınıftan olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois kentsoylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. middle class. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.).

1.Avrupa’da vaktiyle asilzadelerle köylüler arasında yer alan şehirliler sınıfı.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeoisie

kent soyluluk

Burjuva sınıfı


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie kentsoyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie. communist bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, yüzüne gülerek kandırmak. cajolement, cajolery (i). kandırma. cajoler (i). kandırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batı Hint adaları, Amerika ve Afrika'da görülen ve dişisi hayvan veya insan etine gömülen bir cins pire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cibuti.

Nüfus: 413.000.

Yüzölçümü: 23.200 km2.

Komşuları: Batıda ve Kuzeybatıda Etyopya, Kuzeybatıda Eritre, Güneyde Somali.

Önemli Şehirleri: Cibuti.

Din: %94 Müslüman, %6 Hıristiyan.

Dil: Fransızca, Arapça (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Fransa, 1862-1900 yılları arasında bu toprakların yönetimini aşama aşama ele geçirdi. Etyopya ve Somali bölge üzerindeki iddialarından vazgeçmekle birlikte birbirlerini bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalışmakla suçlamışlardır. 1976’da Afar (Etiyopya asıllı bir grup) ile İssa (Somali asıllılar) arasında çatışmalar oldu. 27 Haziran 1977’de kazanılan bağımsızlığa kadar bölgeye iki ülkeden göçler devam etti.

Çad (Chad).

Başkent: N›Djamena.

Nüfus: 5.467.000.

Yüzölçümü: 1.284.000 km2.

Komşuları: Kuzeyde Libya; Batıda Nijer, Nijerya, Kamerun; Güneyde Orta Afrika Cumhuriyeti; Doğuda Sudan.

Önemli Şehirleri: N›Djamena.

Din: %44 Hıristiyan, %33 Geleneksel İnançlar.

Dil: Fransızca ve Arapça (Resmi Dil) 100 kadar çeşitli diller.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Çad, Sahra Çölü oluşmadan önceki dönemlerde paleolitik ve neolitik kültürlerin yaşandığı yerdi. Fransa›nın 1900›lerde kontrolü ele geçirmesine kadar, bir dizi krallık ve Arap köle tacirleri Çad›a egemen oldu. Ülke 11 Ağustos 1960›ta bağımsız oldu. Bir çok ateşkes ve barış andlaşması yapılmasına rağmen, 1966›dan beri kuzey Müslümanları güneydeki Hristiyan hükümete ve Fransız birliklerine karşı savaşmaktadır. Libya yanlısı Çad hükümetinin isteği üzerine Aralık 1980›de Libya askeri birlikleri ülkeye girdi. Birlikler Kasım 1981›de geri çekildi. Hissene Habre liderliğindeki isyancı güçler, Haziran 1982›de başkenti ele geçirerek başkan Goukouni Oueddei›ye ülkeden kaçmak zorunda bıraktılar.

Fransa, 1983›te başkan Habre›ye Libya destekli isyancılarla mücadelesinde yardım etmeleri amacıyla 3000 asker gönderdi. Eylül 1984›te Fransa ve Libya birlikleri Çad›dan eş zamanlı olarak geri çekilmesinde anlaştılar, ancak Libya güçleri Çad güçlerinin onları son büyük kalelerinden de attığı Mart 1987 tarihine kadar kuzeyde kaldılar.

Aralık 1990›da, Habre Libya destekli bir isyancı grup olan Yurtsever Kurtuluş Hareketi tarafından devrildi.

3 Şubat 1994›te Uluslararası Adalet Divanı Libya›nın kendi sınırlarındaki mineral zengini Aazou Şeridi üzerindeki ülkesel hak iddiasını reddetti. Libya birlikleri Mayıs sonunda geri çekildi.

Çek Cumhuriyeti (Czech Republic).

Başkent: Prag.

Nüfus: 10.480.000.

Komşuları: Kuzey›de Polonya, Kuzey ve Batıda Almanya, Güneyde Avusturya, Doğuda ve Güneydoğuda Slovakya.

Önemli Şehirleri: Prag, Brno, Ostrava.

Din: %39.8 Ateist, %39.2 Katolik, %4.6 Protestan.

Dil: Çekçe.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih:yy›da Büyük Morovya İmparatorluğunun parçası olan Bohemya ve Morovya daha sonra Kutsal Roma İmparatorluğunun parçası oldu. Bohemya krallarının yönetiminde,yy.da Prag Orta Avrupa›nın kültür merkezi olmuştur. Bohemya ave Macaristan daha sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun idaresine geçti.

19


Ülke by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). civarda olan, etraftaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerji üretim sürecinde sadece elektrik enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama. Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, birleşmek, bitiştirmek, bitişmek, bağlamak; (bak). join.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birleşmiş, ortak. conjointly (z). birleşmiş olarak; (bak). joint, jointly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evlilik ile ilgili, karıkocalığa ait. conjugal affection karı koca sevgisi. conjugal rights eşlerin birbirlerine karşı haiz oldukları haklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çift olan, birleşmiş birleşik; (mat)., (biyol). karşılıklı; birbirinin yerine geçebilen; (i). birleşik çiftin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gram). çekmek, tasrif etmek: (biyol). birleşmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). fiil çekimi, tasrif; (biyol). birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birleşmiş, bitişik, ortak, müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme; aynı zamanda vaki olma, rastlantı, tesadüf; (gram). bağlaç; (astr). konjonksiyon. in conjunction with ile bir arada, birlikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). konjonktiv, göz küresini göz kapaklarıyla birleştiren ince zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bitiştiren, birleştiren; birleşik; (i)., (gram). bağlaç, atıf edatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). konjonktivit, konjonktiv iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli olay veya işlerin bir araya gelmesi; kritik durum, buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyü, sihir, sihirbazlık; ruh çağırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyü yoluyla (ruh veya cin) çağırmak. conjure up büyü kuvvetiyle meydana koymak ; zihinde bir fikir veya hayal uyandırmak; bir yolunu bulmak. conjuror, -er i sihirbaz, büyücü, hokkabaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yalvarmak, rica etmek. conjuror, -er (i). rica eden kimse; ortak bir ant ile bağlı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

enginler, denizde ölenlerin kabri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal. clutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Hepimiz bu duyguyu mutlaka yaşamışızdır, ilk defa gittiğimiz bir şehirde geçtiğimiz bir yolu çok iyi biliyor gibi hissetmişizdir yada , yaşadığımız gün içerisinde yolunda gitmeyen bir işimizin sanki nasıl sonuçlanacağını daha önce yaşamışız gibi nasıl sonuçlanacağını bildiğimizi düşünürüz. Karlı bir günde sevgililerin gerçekleştirdiği bir buluşmada olası bir davranış kartopu savaşı iken bireylerden diğeri bunu daha önce yaşadığını düşünebilir... Yaşanılan bir olayın, daha önce de yaşanılmış olması hissine kapılınması durumudur. Fransızcadan gelen deja vu kelimesi, daha önce görülen anlamına gelmektedir. Bir çok insan dejavu, yaşadığını söyler. Kimileri dejavunun Beyindeki bir algı bozukluğundan kaynaklandığını düşünürken kimileri de bunu reenkarnasyon ile bağdaştırır. Bilimsel olarak dejavu şöyle açıklanabilir. Beş duyu organımızdan beyne giden sinyaller özellikle görüntü ve ses beyin tarafından algılanamayabilir. Oysa algılanamayan bu bilgi beyinde kaydedilmiştir.Ayrıca ne zaman yaşanıldığı konusunda bir bilgi yoktur. Beyin bu sinyalleri tekrar aldığında ise kişi bu olayı ikinci defa yaşadığı hissine kapılabilir. Bunun dışında beynin sağ lobu ile sol lobu arasında mikrosaniyeler seviyesinde bir çalışma süresi farkı vardır. Bir olayı beynin bir tarafı diğer tarafından önce algılar ve bilgi ikinci lobda algılandığında kişi ikinci defa yaşanmış hissine kapılabilir. Ayrıca yaşanılan olayın daha önce bir benzerinin görülen ve hatırlanamayan bir rüyada yaşanmış olması da olasılıklar dahilindedir.

Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bayat konu; bunu evvelden görmüştüm duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). meyus etmek, mahzun etmek, kederlendirmek; hevesini kırmak. dejected (s). meyus, kederli, mahzun. dejection (i). neşesizlik, keder, can sıkıntısı, yeis; (çoğ)., (tıb). defi tabii, dışkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ) dışkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dégénération

1. yozlaşma,

2.soysuzlaşma,

3.fiz. ve kim. bozunum

1. Yozlaşmak durumu.

2.Soysuzlaşmak işi. 3.fiz. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı.

4.kim. Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dégénéré

1. soysuz,

2.yoz,

3.fiz. ve kim. bozulmuş,

4.fiz. ve kim. bozunmuş

1. Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.).

2.Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). haklı olarak, meşru olarak, kanunen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir topluluğun duygularını okşayarak, onu kendine çekme ve bu vasıtayla kendi davasını yürütme yolu, halk avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogie

laf cambazlığı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy halkavcılığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafına hasır örülmüş büyük şişe, damacana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dendrologie

ağaç bilimi

Botaniğin ağaçları inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). Vazife bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déontologie

ödev bilimi

Bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki değer ve etik kuralları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deontology ödevbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décharge

fiz. boşalma

Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şifreyi çözme. Musikide bir notayı sökerek icrâ etme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détergent

arıtıcı

Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. digital

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle bir çift sistemi kullanılarak ayrı darbeler ya da örnekler serisi şeklinde elektronik olarak kaydedilmiş bilgiler

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ses seviyelerinde, D/A dönüştürücüde bas ve tiz sesleri güçlendirir; ses kalitesini artırır ve kulaklık çıkışının parazitlerini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yapıyı bozmadan 4:3 standart letterbox yayına zoom yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) drenaj.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dağıtılmış kısımlar veya parçalar (yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, parçalamak, ek yerinden ayırmak; düzenini bozmak, dağıtmak. disjointed (s). ek yerinden çıkmış. disjointedly (z). darmadağınık bir şekilde. disjointedness (i). dağınıklık, düzensizlik. disjointly (z). ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayrı, munfasıl. disjunction (i). ayrılma. disjunctive (s)., (i). ayıran, bölen; (i). ayırıcı nitelikte herhangi bir şey; (gram). iki ayrı fikri birleştiren bağlaç; (man). ayrık önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zaman şatolarında en yüksek kule, burç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dosage

kim. düzem

Bir birleşiğe veya bir karışıma girecek madde miktarlarının belirtilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosage. dose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. dragée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. chocolate-coated raisin or nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oluk vs. su yollan yaparak, bir yerde birikmiş suları akıtma işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. drainage

akaçlama

Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doublage

sin. ve TV seslendirme

Sesin, çekimden sonra film üzerine geçirilmesi, kaydedilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubling. dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing. postsynching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden bire söyleyivermek; atmak, fırlatmak, fışkırtmak. ejacula'tion (i). ünlem; (fizyol). dışarı atma, fışkırtma. ejaculatory (s). ünlem şeklinde, birdenbire, ani, fevri (söyleyiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ejeh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

EJDERHA, EJDİRHA (i.). Yılana benzer, ancak dört ayaklı ve kanatlı olan ve ağzından alevler püskürttüğüne inanılan mitolojik bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اژدر] büyük yılan. 2.ejderha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut EJDİHA (bk.) Ejder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon. dragon ejder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اژدرها] büyük yılan. 2.ejderha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ani bir şekilde dışarı atmak, çıkarmak, fışkırtmak; defetmek, kovmak, azletmek. ejection (i). çıkarma, çıkarılan şey, fışkıran şey. ejection (hav). tehlike zamanında uçaktan ayrılan ve paraşütle inen pilot kapsülü. ejectment i., huk. masrafları ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıkarma eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivilce, (bk.) Ejah.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éjecteur

fışkırtıcı

Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ejhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tembel, (bk.) Ejgehân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıllı, uyanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İ.O. IX. yüzyılda bir İbranî peygamberi olan ilyas peygamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrinologie

iç salgı bilimi

İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Güç, kuvvet, gücünü harcama isteği ve kabiliyeti. 2.(fizik). Bir cismin taşıdığı ve iş yapmaya yarayan güç: Elektrik enerjisi. Mekanik enerji


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. énergie

fiz. erke

Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. power. kick. drive. pep. pith. snap. steam. verve. vigor. vigour. vim. vinegar. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy. go. impetus. pep. power. push. steam. zip. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashing. dynamic. energetic. snappy. vigorous. virile. perky. brisk. active. sprightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrarouge

fiz. kızıl ötesi

Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) bir cümle veya fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısrada devam etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injection

tıp iğne

Vücuda bu yolla ilaç verme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecté

tıp iç itilmiş

Şırınga vb. ile vücuda verilmiş (sıvı).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecteur

tıp iğne

Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. syringe. needle. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. nozzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. injector. injection nozzle. jet pump. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., to ve herhangi bir mastar ile emretmek, tembih etmek; hareket tarzını tayin etmek. I enjoined him to leave Ona gitmesini emrettim. from ve bağfiil ile menetmek, yasaklamak. I enjoined him from leaving Onun gitmesini menettim. enjoinment i. emir,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zevk almak, beğenmek, hoşlanmak, sevmek; kullanabilme yeteneğine sahip olmak. enjoy oneself zevk almak, keyfine bakmak, hoşça vakit geçirmek. enjoyable s. hoş, tatlı, zevkli, eğlenceli. enjoyably z. zevk alacak surette. enjoyment i. zevk, hoşlanma; b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entomologie

böcek bilimi

Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. entomologiste

böcek bilimci

Böcek bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Jeoloji). Üçüncü zamanın kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. espionnage

casusluk

Casus olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kapaksız rafları olan taşınabilir dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelves. shelving unit. whatnot. dresser. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set of shelves. dresser with shelves. whatnot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. étiologie

neden bilimi

1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü.

2.Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). insan cemiyetinin yapısının ana hatlarını ve gelişmesini tesbit etmek için her kavmin hususiyetlerini bütün olarak inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologie

ırk bilimi

İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologique

ırk bilimsel

Irk bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya dava dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis. quinsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis anjin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénologie

belirti bilimi

Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıtçıt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermé-jup

çıtçıt

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Suva.

Nüfus: 764.000.

Yüzölçümü: 8.274 km2.

Komşuları: Kuzeybatıda Soloman Adaları, Doğuda Tonga.

Önemli Şehirleri: Suva.

Din: %52 Hıristiyan, %38 Hindu, %8 Müslüman.

Dil: İngilizce (resmi), Fijice, Hindustani.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: 1974’ten beri bir İngiliz kolonisi olan Fiji 10 Ekim 1970’te bağımsız parlamenter demokrasi haline geldi. Hint halkının kültürel farklılıkları içinde 19. yy.a gelen ülkede, kanunen topraklarının %83’üne sahip olan Fiji halkı siyasal polorizasyona önderlik etti. 1987’de askeri bir darbe ile hükümet görevden alındı. 21 Mayıs’ta bir uzlaşmaya varıldı ve darbe lideri Sitveni Rabuka göçünü arttırdı. Rabuka 25 Eylül’de ikinci bir darbe düzenleyerek Fiji cumhuriyetini ilan etti. Aralık’ta demokratik bir anayasa taslağı hazırlandı ve yönetim sivil hükümete iade edildi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fiji adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dil ve edebiyet ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philologie

dil bilimi

Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Range)

Her hisse senedi için, seans içinde önerilebilecek en düşük ve en yüksek fiyatlar o hisse senedi için fiyat marjını oluşturur. Mevcut uygulamada bu limitler baz fiyatın % 10 altı ve üstüdür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Doku ve organların görevlerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fiord.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Sesi mikrofona elverişli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.) Sözlü dilde, anlam ayrımı meydana getiren yakın ses birimlerini dil yapısı bakımından inceleyen dil bilgisi kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonologie

ses bilimi

Sözlü dilde, anlam ayrımı oluşturan yakın ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dil bilimi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forjudge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden hüküm vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). mahkeme kararıyla elinden almak; mahkeme solonundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

force majeure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fotoğraf veya sinema filminde yüzü güzel ve ifadeli çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini belirtme bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. frigidaire

buzdolabı

Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Meksika'da çok beğenilen bir cins kuru fasulye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomatizm doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı “sürtme” tekniği. Ernst tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kağıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kâğıda, geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler, resimsel tasarımın temelini oluşturur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fujiyama Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. coach-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. bus terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage. carriage house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gastro-entérologie

sindirim bilimi

Tıbbın sindirim organları hastalıklarını inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geniş açılı objektif sayesinde, fotoğrafını çekeceğiniz kişiden veya alandan uzaklaşmanıza gerek kalmadan her fotoğrafa çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz. Bu özellik manzara ve parti çekimlerinde ve kareye daha fazlasını sığdırmak istediğiniz tüm durumlarda en büyük yardımcınız olacak.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. alay etmek, eğlenmek; slang dalga geçmek; i. alay, istihza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologie

buzul bilimi

Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologiste

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Hayvanların karaciğerinde bulunan ve maya tesiriyle glikoza dönen karbonlu madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. graphologie

1. yazı bilgisi,

2.yazı bilimi

1. El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. 2.El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight in grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight in grams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hacı. haema, haemato, haemo (bak.) hema, hemato, hemo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Egyptian asp or cobra It is related to the cobra of India, and like the latter has the power of inflating its neck into a hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its bite is very venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is supposed to be the snake by means of whose bite Cleopatra committed suicide, and hence is sometimes called Cleopatra's snake or asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allaha şükür!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tuz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kimyasal yapı açısından benzerlik gösteren ve hepsi çok çabuk tepkimeye giren, kimi zaman bilinen en zehirli kimyasallar olan klorine hidrokarbonlar ve sentetik organik kimyasallar gibi yeni bileşenler oluşturan ve beş elementten oluşan grup. Florin, klorin, bromin, iyot ve astatin bu gruba dahildir. Bir veya birden fazla hidrojen atomunun yerine halojen atomun geçtiği bileşiklere halojenleşti denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogene. halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesini korurken elektronik olarak zoom mesafesini artırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo yürek çarpıntısı, korku nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hicaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogen eous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). burada yatıyor, burada gömülüdür (mezar kitabesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). H. senbolü ile gösterilen bir eleman. Ağır hidrojen = (bk.) Deuterium. Hidrojen bombası = Ağır hidrojen atom çekirdeğinin kaynaşıp helyum haline girmesiyle elde edilen enerji temeline dayanan bomba.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: H

Atom Numarası: 1

Kütle Numarası: 1,0079

Yoğunluk: 0,09 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -259,14 °C

Kaynama Sıcaklığı: -252,87 °C

Evrendeki maddenin % 90’dan fazlasını oluşturur.

Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur.

Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

H-bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y. Fr.). Su ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hijack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvvet zoru ile çalmak; hareket halindeki uçağı veya başka bir taşıtı kendi istediği yöne çevirmek. hijacker (i). uçağı veya başka bir taşıtı kaçıran kimse, uçak korsanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هژده] onsekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene. hygiene sağlıkbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. hygienic sağlıksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Pilin daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bütün terimleri aynı dereceden olan (çokterimli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous. indiscrete. intimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. International Court of Justice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Siyasî bir parti, bir hükümet, sosyal bir sınıf vesairenin hareketlerine istikamet veren ve siyasî yahut sosyal bir doktrin meydana getiren fikirler sistemi. 2.Hakikî olaylarla alâkalı olmayan fikirler üzerine kurulmuş doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ideological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıvılcım.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. image

ruh b. imge

1. Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri. 2.Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. image imge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. established brand , image , market , product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. immunologie

bağışıklık bilimi

Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içeri atmak; sokuşturmak; şırınga etmek, enjeksiyon yapmak. injector i. enjeksiyon yapan kimse veya şey; mak. enjektor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeri atma; içeriye atılan şey; tıb. enjeksiyon, zerk; mak. islim kazanına soğuk su sıkma; konu dışı bir fikri ortaya atma. injection cock püskürtme musluğu. injection engine soğuk su sıkarak islimi yoğunlaştıran makina, kondanseli makina. injectio

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedbirsiz, akılsız, basiretsiz. injudiciously z. tedbirsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emir, uyarma, öğüt; emir verme, yasak etme; huk. taraflardan birine belirli bir davranışta bulunmamasını emreden karar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incitmek, fenalık etmek, zarar vermek; bozmak, ihlal etmek; rencide etmek, haksızlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararlı, dokunur, muzır, rencide edici, haksız; yeren, yerici (sözler), aşağılayıcı, onur kırıcı. injuriously z. zararı dokunacak biçimde, inciterek. injuriousness i. zarar, zarar verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarar, ziyan, hasar; eza, üzgü; haksızlık; yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haksızlık, insafsızlık, adaletsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) interjection.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içine atmak, arasına katmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida; nida etme; söz arasına koyma. interjec- tional (s.), (gram.) ara söz kabilinden; ünlem şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) kendisini başka biri veya başka bir şey zannetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital bilgi işleme alanında (bilgisayar sektörü, monitör üreticileri vs.) faaliyet gösteren endüstrileri ve firmaları ifade eden genel bir terimdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Türk alfabesinin on üçüncü harfi; ses bilgisi (fonetik) bakımından diş-damak ünsüzlerinin sürekli, hışırtılı ve yumuşak olanı «je» diye okunur. Asıl Türkçe’de bu harf yoktur. Dilimize Fransızca ve Farsça” dan geçmiş az sayıdaki kelimede bulunur. Arapça’da da yoktur. Eski alfabemizde 14 harftir ve ebced hesabında z gibi 7 sayısını verir. İranlılar, Arap alfabesindeki z harfinin noktasına iki nokta daha ekliyerek bu harfi meydana getirmişlerdir. Farsça’da adı jâ ve zây-ı FArisiyye’dir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük


Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fiz.) joule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İngiliz alfabesinin onuncu harfi; c sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Journal, Judge, Justice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Justice of the Peace.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) judge Advocate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) January.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dürtmek, itmek; ucu keskin bir şeyle dürtmek; (i.) dürtme, saplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hızlı konuşmak, çabuk çabuk konuşmak; anlaşılmaz şekilde söz söylemek; anlamsız laf etmek; (i.) çabuk konuşma; anlaşılmaz veya manasız laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıcak memleketlerde bulunan bir çeşit leylek, (zool.) Jabiru mycteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) büzgülü dantel veya muslin göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sümbül, (bot.) Hyacinthus; (bak.) hyacinth.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (oto.) kriko; adam, köylü; gemici; ağır yükleri yerinden kaldırmaya özgü makina, bocurgat makinası; iskambil bacak, vale; bazı oyunlarda top; argo para; (elek.) priz; (den.) cıvadra sancağı, demir sancağı; ingiliz veya Amerikan bayraklarının üs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), up ile bocurgatla yükseğe kaldırmak; bir kimseye vazifesini hatırlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şiddetli ayaz veya kırağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), eski çıtkırıldım delikanlı, züppe, cicibey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çakal, (zool.) Canis aureus; başkasının hesabına alçakça iş gören kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek eşek; ahmak adam, eşek herif. Iaughing jackass Avustralya'ya özgü bir cins balıkçıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (s.) kaba kuvvet; kaba kuvvet kullanan kimse; (f.) kaba kuvvet kullanarak başkasını boyun eğmeye zorlamak; (s.) kaba kuvvete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir tür küçük karga, (zool.) Corvus monedula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ceket; ciltli kitabın üstüne geçirilen kâğıt kap; (mak.) silindir ceketi; (f.), (mak.) silindire ceket geçirmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basınçlı hava ile çalışan kaya delgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kutu açılınca içinden fırlayan yaylı kukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan yastığına benzer bir Amarikan bitkisi, (bot.) Arisaema triphyllum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iri çakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balıkçı feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içi oyulmuş ve bir tarafına insan çehresi şekili verilmiş kabaktan oyuncak fener; bataklık yerlerde görülen bir aydınlık, bataklık yalazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) marangoz rendesi, kaba planya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iskambil pot, ortada biriken para. hit the jackpot ABD, (k.dili) en büyük hediyeyi kazanmak, büyük bir başarı kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kriko, miçaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse, kukla; değersiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Mikado'nun çöpleri, bu çöplerle oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD yükselme, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yakup peygamber, Yakup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yakup Peygamberin rüyasında gördüğü dünya ile cennet arasındaki merdiven; (den.) çoğunlukla tahta basamakları olan ip merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan kediotu, (bot.) Polemonium caeruleum; bu türden herhangi bir bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İngiliz kralı

1.James'e veya zamanına ait; 17. yüzyıl İngiliz mimari şekline ait; (i.) bu devirde yaşamış önemli kimse.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransa ihtilâli sırasmda şiddet dönemini başlatan politikacı; Dominik tarikatında papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) jakar. Jacquard loom desenli dokuma tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) övünme; (huk.) başkasının zararına olan boş övünme veya sav; (tıb.) çırpınma. jactitation of marriage (İng.), (huk.) gerçeğe aykırı olarak belirli bir şahısla evlenmiş gibi davranma suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yaşlı ve işe yaramaz beygir, yılkı atı; cadı karı, şirret kadın; fahişe; (f.) ağır bir işe koşarak takatini kesmek, çok yormak jaded s çok yorgun, bitkin; isteksiz, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) yırtıcı bir deniz kuşu, (zool.) Stercorarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail'de Yafa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ged, ging) viraj, keskin dönüş; diş, sivri uç; ok dikeni gibi herhangi bir şey; (f.) diş diş etmek, çentmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo esrarın etkisinde olma; sarhoş edecek miktarda içki; içki âlemi; nöbet. have a jag on ABD, (argo.) sarhoş olmak, kafayı bulmak; esrarın etkisinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Güney Amerika’da yaşayan bir çeşit pars (felis onca).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dişli, çentik, kertikli, sivi uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hurma suyundan yapılan bir çeşit koyu renk şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çentik, kertikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaguar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large and powerful feline animal , ranging from Texas and Mexico to Patagonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is usually brownish yellow, with large, dark, somewhat angular rings, each generally inclosing one or two dark spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is chiefly arboreal in its habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also the American tiger. a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika'ya özgü kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan, jagar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hentbola benzer bir İspanyol oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) cezaevi, tutukevi, hapishane, tevkifhane; hapis; (f.) hapishaneye kapamak, hapsetmek, tutuklamak. jail fever tifüsün eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hapishane gediklisi; mahpus; ip kaçkını; pranga kaçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gardiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hindu dininin bir koluna mensup kimse. Jainism (i.) Hindu dininin bir kolu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Devedikeni. 2.Lüzumsuz ve münasebetsiz lâkırdı, boş ve mânâsız söz, herze, hezeyân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژ] anlamsız söz, zırva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., |Aj = devedikeni, hâyîden = çiğnemek). Boş sözler söyleyen, saçmalayan, hezeyân eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژخای] boşboğaz, zevzek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Cakarta, Endonezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo yolunda, iyi vaziyette, slang işler tıkırında .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jacobin

tepeden inmeci

Tepeden inme taraftarı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. jacobinisme

tepeden inmecilik

Egemen güçlerin, toplumun çıkarına birtakım görüşleri, uygulamaları topluma benimsetmesine dayanan akım.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. jacuzzi

sağlık havuzu

İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) calapa, (bot.) Exogonium purga; bu bitkiden çıkarılan müshil ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece yağan ve yapraklara konan ince nem, çiğ, şebnem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاله] çiy, şebnem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gece meydana gelen ve sabah çiçekler üzerinde görülen su damlacığı, çiğ, şebnem (bkz.Şebnem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Jâleli, kırağılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Fr. Venedik usulü pancur, jaluzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jalousie

şerit perde

İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. persian blinds. persiennes. window shade. venetian blind. jalousie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind. sunblind. window shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) reçel, marmelat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming) (i.) sıkıştırıp kımıldamaz hale koymak, kıstırmak; bir şeyin arasına sıkışıp hareketini durdurmak; sıkışmak, çalışmaz veya işlemez hale gelmek (makina, kapı); (i.) sıkışma, sıkıştırılma; bir araya sıkışmış insan veya şeyler; zor durum;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jam-session

toplu caz

Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Jamaika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizinde Ada, Küba’nın güneyi.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 77 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 10,991 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 1,022 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli hava etkindir, iç kısımlarda ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Mavi Dağ 2,256 m.

Doğal kaynakları: Boksit, alçıtaşı, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.83.

daimi ekinler: %10.01.

Diğer: %74.16 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 250 km²(2002 verileri).

Doğal afetler: Temmuz - Kasım ayları arasında kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,758,124 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.8 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.27 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.98 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.24 yıl.

Erkeklerde: 71.54 yıl.

Kadınlarda: 75.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %1.2 (2003 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 22,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 900 (2003 verileri).

Ulus: Jamaikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90.9, Doğu Hindistanlı %1.3, beyaz ırk %0.2, Çinli %0.2, melez %7.3, diğer %0.1.

Din: Protestan %61.3, Roma Katolikleri %4, diğer %34.7.

Diller: İngilizce, Creole.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.9.

erkekler: %84.1.

kadınlar: %91.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Jamaika.

ingilizce: Jamaica.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Kingston.

İdari bölümler: 14 bölge; Clarendon, Hanover, Kingston, Manchester, Portland, Saint Andrew, Saint Ann, Saint Catherine, Saint Elizabeth, Saint James, Saint Mary, Saint Thomas, Trelawny, Westmoreland.

Bağımsızlık günü: 6 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ağustosun birinci Pazartesi (1962).

Anayasa: 6 Ağustos 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Ö


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencerenin dik yanı veya kenar pervazı, süve; (mad.) galeri içinde direk olarak bırakılan maden cevheri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tuzlama veya dumanlanarak muhafaza edilen domuz budu veya kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French: ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is the French word for 'ham' which consists of the hind leg of the pig, separated from the carcass at about the second joint of the verebrae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo cümbüş, eğlenti, slang gırgır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) January.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarme. constabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarme. police soldier. gendarmerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarmerie. police soldier. gendarme. the corps of gendarmes. constable. county constabulary. county police. rural police. rural policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gendarme). Belediye sınırları dışında kalan yerlerin asayişini sağlamakla görevli asker sınıfı, candarma, Osm. zabtiyye: Jandarma askeri, idaresi, kumandanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the duty of a gendarme. policing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ahenksiz ses çıkarmak; kavga etmek, çekişmek; (i.) ahenksiz ses; gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniçeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir binanın temizlik ve tamir işleriyle meşgul olan memur; kapıcı, odacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. changeant

yanardöner

Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. genre

1. tarz,

2.biy. tür

1. Özel oluş veya davranış biçimi, üslup.

2.Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tekerleğin çenber kısmı, ispir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felloe. felly. rim. tire rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Jaunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. rim. felloe. felly. tire rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ocak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma'da kapılar mabudu, başı iki yüzlü bir ilâh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Japan, Japanese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya. Sea of Japan Japon denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iaka parlak ve sert cilâ, Japon verniği; Japon tarzında işlenmiş ve cilâlanmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ned, ning) Japon lakası ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Japon, Japonya halkı; Japon dili, Japonca; (s.) Japonya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski şaka etmek; slang işletmek, aldatmak, alay etmek; (i.) şaka, hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Çince, İ.).

1.Japonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

2.Japonya’da yapılan, Japonya’ya ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese. japonic. jap. japanese. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese silk , Japan silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Japon dili

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Japanese language. in Japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japon ayvası, (bot.) Chaenomeles lagenaria; kamelya, japongülü, (bot.) Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jap. japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japan. japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya’da, Kuzey Pasifik Okyanusu ve Japon Denizi arasında, Kore yarımadasının doğusunda yer alan ada ülkesi.

Coğrafi konumu: 36 00 Kuzey enlemi, 138 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 377,835 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 29,751 km.

İklimi: Güneyde tropikal ve kuzeyde soğuk ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Çok sayıda kayalıklar ve dağlar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hachiro-gata -4 m.

en yüksek noktası: Fujiyama 3,776 m.

Doğal kaynakları: Önemsiz mineral kaynaklar ve balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.64.

daimi ekinler: %0.9.

Diğer: %87.46 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 25,920 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Çoğunluğu sönmüş olan birkaç aktif volkan, yılda yaklaşık 1500 sismik olay.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 127,463,611 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.24 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 81.25 yıl.

Erkeklerde: 77.96 yıl.

Kadınlarda: 84.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 12,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 500 (2003 verileri).

Ulus: Japon.

Nüfusun etnik dağılımı: Japon %99.4, Koreli %0.6 (2004).

Din: Shinto ve Budizm %84, diğer %16.

Diller: Japonca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Japonya.

ingilizce: Japan.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Tokyo.

İdari bölümler: 47 bölge; Aichi, Akita, Aomori, Chiba, Ehime, Fukui, Fukuoka, Fukushima, Gifu, Gumma, Hiroshima, Hokkaido, Hyogo, Ibaraki, Ishikawa, Iwate, Kagawa, Kagoshima, Kanagawa, Kochi, Kumamoto, Kyoto, Mie, Miyagi, Miyazaki, Nagano, Nagasaki, Nara, Niigata, Oita, Okayama, Okinawa, Osaka, Saga, Saitama, Shiga, Shimane, Shizuoka, Tochigi, Tokushima, Tokyo, Tottori, Toyama, Wakayama, Yamagata, Yamaguchi, Yamanashi.

Bağımsızlık günü: 660 M.Ö. (Jimmu İmparatorluğunun kuruluşu).

Milli bayram: İmparator Akihito’nun doğum günü, 23 Aralık (1933).

Anayasa: 3 Mayıs 1947.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 5, G- 7, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), I


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (red ring) (i.) sarsmak; titretmek; sinirlendirmek; sinirine dokunmak, batmak; bozuk ve çatlak ses çıkartmak, ahenksiz ses çıkarmak; (i.) sarsıntı, şok; çatlak ses. on a jar on the jar hafifçe aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saksı, saksılık; haşlanmış sebzeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jargon

argo

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Confused, unintelligible language; gibberish; hence, an artificial idiom or dialect; cant language; slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter jargon; to emit confused or unintelligible sounds; to talk unintelligibly, or in a harsh and noisy manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of zircon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler's french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a characteristic language of a particular group ; 'they don't speak our lingo'. a colorless variety of zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language that is used or understood only by a select group of people Jargon may refer to terminology used in a certain profession, such as computer jargon, or it may refer to any nonsensical language that is not understood by most people Literary examples

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The informal or technical language used by members of the same profession or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File [Buy the Book].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language, especially vocabulary of a particular trade, profession or group Jargon is distinct from terminology in that it tends to be colourful, colloquial and visual Its meaning is often confined to an occupational context and even to a locality Ofte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sometimes incomprehensible language used to talk about specialized topics If you need help with computer jargon, check out Jargon, by Robin Williams, a lighthearted and detailed trip through this industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The special technical language of a profession or a group In academic terms, it refers to the specialist language of various disciplines It should be used with restraint and discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New words are used in oral speech long before they are acceptable in formal written language When writing, generally avoid using trendy phrases 'dysfunctional situation'), slang , jargon , and new or recently coined words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File. language known only to members of a specific group, company or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language professionals use that no one can ever understand. is the technical or specialist words used by a particular group of people and difficult for others to understand Back to Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any specialized language of a group that is used to improve the efficiency of communication among members of the group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technical language of a special field Learning linguistic terms has been important to our course Groups use specialized lexicon to communicate more directly or accurately, express group solidarity, and maintain status or oppositional identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical language evolved by specialists so that they can communicate more accurately and efficiently about their interests or concerns. technical terminology of a special activity or group Also, selection of obscure and often pretentious language, indic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like all other specialised subjects, the Internet has its own jargon; a somewhat cryptic language describing technical details Some jargon is explained in this glossary. language used by a particular group, often not understood by the general population:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specialized vocabulary of those in the same work or profession; redundant or wordy writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Words and phrases only you and a small circle of friends know Used for flashing around to show who is in and who is out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specialized language used by job holders or members of particular occupations or organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon , slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anlaşılmaz dil veya söz; belirli bir grubun kullandığı dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (min.) zirkonyum taşının renksiz veya sarı bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Jerse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jersey cloth. jersey jacket. jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çorap bağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. suspenders. suspender belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yasemin, (bot.) Jasminum officinale. yellow jasmine sarı yasemin, (bot.) Gelsemium sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşime benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sarılık hastalığı; sağ duyuyu bozan hissi durum; (f.) sarılığa uğratmak; sağduyusunu etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) gezmek; (i.) gezinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaygısız; gösterişli, şık. jauntily (z.) kaygısızca, fütursuzca. jauntiness (i.) kaygısızlık, fütursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sun Microsystem tarafından geliştirilen programlama dilidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cava adası; Cava kahvesi; A.B.D., (argo) kahve. Java man 1892'de Cava'da bulunmuş olan ve kemikleri maymununkine benzeyen bir tür insan fosili; bak. Pithecanthropus Javanese s., i. Cava'ya veya Cava diline özgü; i. Cava halkı veya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit; elle atılan hafif kargı, harbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Javel suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çene; çoğ. ağız; mengene gibi aletlerin karşılıklı iki parçasından biri; (argo) laf, çene çalma; f., (argo) çene çalmak, dırlanmak. jawbone i., f. çene kemiği; f., (argo) tehditle baskı yapmak. jawbreaker i. çok sert akide şekeri; konkasor, kır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alakarga, kestane kargası, zool. Garrulus glandarius. jaywalker i. pek işlek ve tehlikeli bir caddeyi trafik kurallarına karşı gelerek dikkatsizce geçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. caz müziği; caz müziğine ait parça; caz müziği ile yapılan dans; bir şiir veya oyundaki canlı ve güldürücü unsurlar; (argo) canlılık, hayatiyet, ruh; s. caza ait, caz tarzında; f., (argo) hızlandırmak, canlandırmak, (argo) cinsi münasebett

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). J harfinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designation scholars give the hypothetical document uniting J's account of Israel's beginnings with E's parallel narrative After the northern kingdom of Israel fell to Assyria in 721 b c e , refugees may have brought the E document south to Jerusalem,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever , per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıskanç, günücü, hasetçi; aşırı titiz. jealously z. kıskançlıkla, hasetle. jealousy i. kıskançlık, günü, haset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kaba pamuklu bez. jeans i. bu bezden yapılan pantolon, blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. alay etmek, eğlenmek, istihza etmek, taş atmak; i. istihza, alay, alaylı söz, taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yırtıcı hayvanların sesi. 2.Sağlamlık, Osm. resânet.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yehova, Allah (Tanrının İbraniceden İngilizceye geçen bir ismi) Jehovah's Witnesses Yehova Şahitleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İsrail kralı Yehu; atları çılgınca süren arabacı sürücü, arabacı. drive like Jehu çılgınca araba sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. besleyici olmayan; kuvvetsiz, zayıf; yavan, anlamsız, manasız, kuru. jejunely z. kuvvetsiz bir şekilde; yavan olarak. jejuneness i. kuvvetsizlik; yavanlık, anlamsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. incebağırsağın üst yarısı, boş bağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kemik ve kıkırdak gibi dokulardan elde edilen şeffaf ve kokusuz bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatine. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin. cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili pelteleşmek, donmak, katılaşmak; tutmak, şekil almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. meyva özünden yapılmış jelatinli marmelat; f. pelteleştirmek; pelteleşmek, pelte gibi donmak. calves-foot jelly paça jelatini. petroleum jelly vazelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. içi jöleli fasulye biçiminde bir şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizanası, medüz, su medüzu; k.dili kararsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ). Agar ağar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli Hint subayı; Hintli baş hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., den. domuztırnağı, kısa demir çubuk; kızarmış koyun başı, baş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F).

1.Yırtık, yamalı, pejmürde.

2.Yırtık elbise, dağınık kıyafet. Jende-pûş = Yırtık elbise giyen, pejmürde kıyafetli.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génération

top. b. kuşak

Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pas, kir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژنگ] pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paslı, pasa bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paslı, kirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakır pası, göztaşı, zenclr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژنگار] pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bakır pası. 2.Çöktaşı. 3.Deniz yeşili renk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak İspanyol beygiri; dişi eşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pamuk eğirme makinası, çıkrık; bazı hayvan ve kuşların dişisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génnocide

top. b. soykırım

Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géodésie

jeol. yer ölçümü

Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geodesy yerölçümbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics. geophysics yerfiziği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yer küresinin geometrik olmayan gerçek şekline verilen isim, Fr. geoi’de.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geochemistry. geochemistry yerkimyası.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Jeoloji mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologue

yer bilimci

Yer bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist yerbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Yeryüzündeki toprağın ve kayaların çağlar boyunca geçirdiği değişiklikleri, hususiyetlerini ve vaziyetlerini inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologie

yer bilimi

Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology. geology yerbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologique

yer bilimsel

Yer bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological yerbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologic. geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yerkürenin katı dış kabuğuna (litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (Çeşitli kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma ürünleri olan kimyasal elementler.)

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologue

yüzey bilimci

Yüzey bilimi ile uğraşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini (düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.) niteleyen bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologie

yüzey bilimi

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehlikeye atmak, tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike, nazik durum; huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali. in jeopardy of his life idam cezası tehlikesine maruz; hayatı tehlikede. double jeopardy huk. aynı suç için ikinci defa yargılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics. geopolitical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitical. geopolitic. geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrique

yermerkezci

Yerin gözlem noktası olarak alınan merkeziyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrisme

yermerkezcilik

Yer yuvarlığını evrenin merkezi sayanların görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün belirli bir yaşam mekânını ifade eden bir terimdir. Bu mekânda litosfer (taşküre), hidrosfer (suküre), atmosfer (havaküre), ve biyosfere (canlılar dünyası) ait kesitler bulunmaktadır. Sabit bir sınırlama yapılamaz. ( Geosphere )

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géotropisme

bit. b. yere yönelim

Bitkilerde kök ve sapların, yer çekimi etkisi ile belli bir doğrultu almaları özelliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyanköküne benzer bir bitki, bot. Abrus praecatorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Afrika'da bulunan uzun arka ayakları üzerinde sıçrayan bir çeşit tarla faresi, aktavşan, Arap tavşanı, zool. Jaculus jaculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit, cirit oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. can sıkıcı şikâyet, yakınma, figan, feryat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derin, Ar. amîk: Deryây-ı jerf (derin deniz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرف] derin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرفا] derinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرف بين] ayrıntılı düşünen, dikkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derinlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Derinlik. Derin deniz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapı sürmesi veya dayanağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eriha şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birdenbire ve şiddetle çekmek; silkip atmak; sıçratmak. jerk out kesik kesik ve hızlı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti uzun parçalar halinde kesip güneşte kurutmak. jerky i. kurutulmuş et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli ve ani çekiş, silkinme, silkme; fizyol. büzülme, burkulma; (argo) görgüsüz kimse, kaba saba kimse, slang. ayı. the jerks bilhassa asabi sebeplerle yüz veya diğer uzuvların gerilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar yelek; eski deri yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili taşra; küçük, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarsıntılı; spazmodik; aptal. jerkily z. sarsıntılarla, sarsarak, silkerek. jerkiness i. sarsıntılı oluş; aptallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (argo) Alman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü malzeme ile bina etmek, gecekondu gibi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. yaklaşık olarak 20 litrelik benzin veya yağ bidonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Jersey adasının adından). Esnek dokunmuş kumaş, bu kumaştan yapılmış eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The finest of wool separated from the rest; combed wool; also, fine yarn of wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of knitted jacket; hence, in general, a closefitting jacket or upper garment made of an elastic fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a breed of cattle in the Island of Jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jerseys are noted for the richness of their milk. breed from the island of Jersey a slightly elastic machine-knit fabric a close-fitting pullover shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a close-fitting pullover shirt. a slightly elastic machine-knit fabric. breed from the island of Jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is a plain weft-knitted fabric All IL MIGLIORE jersey knits are double mercerized and knit with 50/2 yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The consistent interlooping of yarns in the jersey stitch to produce a fabric with a smooth, flat face, and a more textured, but uniform back Jersey fabrics may be produced on either circular or flat weft knitting machines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soft, plain-knitted fabric used for clothing with a face side that is distinctly different from the backside This fabric was originally made of wool on the island of Jersey, England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single knit construction which has rows of vertical loops on the face and rows of horizontal half-loops on the back Jersey can be any fiber content and can be knit flat or circular Often used in short sleeve knit shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knitted fabric of one or more textures of wool, cotton, or silks A plain stitch knitted cloth in contrast to rib-knitted fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa’nın kuzeyinde yer alan ada.

Coğrafi konumu: 49 15 Kuzey enlemi, 2 10 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 116 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 70 km.

İklimi: Ilıman iklim; Kışlar fazla sert olmaz, yazları serin geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: 143 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 91,084 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.74 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.38 yıl.

Erkeklerde: 76.89 yıl.

Kadınlarda: 82.05 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.58 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Nüfusun etnik dağılımı: Jersey %51.1, İngiliz %34.8, İrlandalı, Fransız ve diğer %6.6, Portekiz/Mederli %6.4, diğer %1.1 (2001).

Din: Anglikan, Roma Katolikleri, Baptist, Methodist, Presbyterian.

Diller: İngilizce (resmi), Portekice ve diğer.

Yönetimi

Ülke adı: Jersey.

Bağımsızlık durumu: İngiliz Kraliyetine bağlıdır.

Başkent: Saint Helier.

İdari bölümler: yok (İngiliz Kraliyetine bağlıdır.).

Bağımsızlık günü: yok (İngiliz Kraliyetine bağlıdır.).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 9 Mayıs (1945).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 3.6 milyar $ (2003 verileri).

GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %5.

Endüstri: %2.

Hizmet: %93 (1996).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3 (2004).

İş gücü: 52,790 (2004).

İşsizlik oranı: %0.9 (2004 verileri).

Endüstri: Turizm, bankacılık, finans, süt ürünleri.

Tarım ürünleri: Patates, karnabahar, domates, sığır eti, süt ürünleri.

İhracat ürünleri: Hafif endüstri ve elektrik malzemeleri, gıda maddeleri, tekstil.

İhracat ortakları: İngiliz Kraliyeti.

İthalat ürünleri: Makine ve taşıt araçları, sanayi malları, gıda maddeleri, mineral yakıtlar, kimyasallar.

İthalat ortakları: İngiliz Kraliyeti.

Para birimi: İngiliz Poundu (GBP); Jersey poundu.

Para birimi kodu: GBP.

Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 73,900 (2001).

Radyo yayın istasyonları: AM -, FM 1, kısa dalga 0 (1998).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997).

Internet kısaltması:.je.

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 0 km.

Karayolları: 577 km.

Su yolları: yok.

Limanları: Gorey, Saint Aubin, Saint Helier.

Havalimanları: 1 (2006).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jarse ceket; jarse atlet fanilası; b.h. Jersey adasında bulunan ve sütü çok yağlı bir cins inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. atmaca kösteği; f. atmaca ayağına köstek takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jasmine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gösterişli veya mSnâlı davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture. gesticulation. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deed; an action; a gest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mask; a pageant; an interlude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something done or said in order to amuse; a joke; a witticism; a jocose or sportive remark or phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Synonyms under Jest, v. i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The object of laughter or sport; a laughingstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take part in a merrymaking; especially, to act in a mask or interlude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make merriment by words or actions; to joke; to make light of anything. activity characterized by good humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture. sign. signal. nice gesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a humorous anecdote or remark intended to provoke laughter; 'he told a very funny joke'; 'he knows a million gags'; 'thanks for the laugh'; 'he laughed unpleasantly at hisown jest'; 'even a schoolboy's jape is supposed to have some ascertainable point'. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şaka, latife, alay; f. latife etmek, şaka söylemek. in jest şaka olarak. jester i. dalkavuk, soytarı. jestingly z. şaka yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cizvit, 1534'te İspanyol Ignatius Loyola'nın kurduğu tarikata bağlı kimse; entrikacı kimse, düzenbaz kimse. Jesuit'ical s. Cizvit gibi; entrikacı, düzenbaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa. Jesus! (ünlem) Allah Allah! Jesus Christ İsa Mesih. Society of Jesus Cizvit cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Tepkili uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. jet aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as 2d Get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of lignite, of a very compact texture and velvet black color, susceptible of a good polish, and often wrought into mourning jewelry, toys, buttons, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly called also black amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shooting forth; a spouting; a spurt; a sudden rush or gush, as of water from a pipe, or of flame from an orifice; also, that which issues in a jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drift; scope; range, as of an argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sprue of a type, which is broken from it when the type is cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strut; to walk with a lofty or haughty gait; to be insolent; to obtrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To jerk; to jolt; to be shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shoot forward or out; to project; to jut out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spout; to emit in a stream or jet. an airplane powered by one or more jet engines the occurrence of a sudden discharge a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation issue in a jet; come out in a je

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an airplane powered by one or more jet engines. the occurrence of a sudden discharge. a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation. street names for ketamine. an artificially produced flow of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons More Inform

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons. 1 A strong

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus JET is the world's largest magnetic confinement fusion experiment which aims at confirming the scientific theory of fusion and the scientific feasibility of nuclear fusion for power generation. a form of fossilized coal that became po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of fossilized coal that became popular for mourning jewelry after Queen Victoria's husband, Albert died in 1861 Produced mainly in Whitby, England, it is a very lightweight substance Black glass was often used to imitate jet which became a fashion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collimated stream of relativistic particles and photons which flows from a central source. A forceful stream of fluid discharged from a narrow opening or a nozzle. describes the blackness or intensity of the masstone of black or near-black inks or color

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Johannesburg Equities Trading system It is the trading system run by the JSE to match buy and sell orders of JSE member firms automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orifice or other feature of a toilet that is designed to direct water into the trap way quickly, to start the siphon action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stream of vapor, gas or liquid coming out fast from a narrow orifice. n a dense black coal that takes a good polish and is sometimes used for jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus; european fusion experiment using the Tokamaks principle, that is being operated in Culham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow beam of matter or radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jobs, Education and Training. A stream of fluid produced by discharge through an orifice into free space. a fast-moving wind current surrounded by slower moving air. an intense black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid emitted from nozzle orifice. syn Liquid Jet, q v.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard, black fossilised wood, Jet from Yorkshire was widely used in making jewellery, buttons, beads and pulley-rings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concentrated, high velocity flow of water capable of causing erosion, used in mining some placer deposits to wash the unconsolidated deposits into sluice boxes. v To accelerate quickly; to go very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. siyah kehribar, kara kehribar, kara amber, Erzurum taşı; simsiyah renk; s. simsiyah, kapkara. jet-black s., i. koyu renk. jet glass simsiyah cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırtmak, fışkırmak; jet uçağı ile seyahat etmek; i. tepkili uçak, jet uçağı; fışkırma; fıskıye, fıskıye ağızlığı. jet burner havagazı fırınlarında olduğu gibi üstü çok delikli boru. jet plane tepkili uçak, jet uçağı. jet propelled jetle güd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet ski

su kızağı

Bu araçla yapılan spor dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet aircraft. jet airliner. jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet-lag

uçuş yorgunluğu

Uçuş sırasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token. slug (metal pieces used in pay phones and turnstiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Para yerine kullanılan marka. Kumarda, telefonlarda, garsonların kasa ile hesaplaşmasında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek için denize atılan mal; bu şekilde atıldıktan sonra karaya vuran eşya veya yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek amacıyle eşyayı denize atma; bu suretle denize atılan mal; f. bu suretle denize atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran, set, mendirek; kâgir iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. oyun, eğlence. jeu d'esprit espri. jeu de mots kelime oyunu, cinaslı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yahudi. Jewbaiting i. Yahudilere eza etme. jew's-harp i. dişlerin arasına sıkıştırılarak çalınan ufak bir çalgı, ağız tamburası. jew's mallow bir tür ebegümeci, bot. Corchorus olitorius. jew's pitch Lut gölü civarından elde edilen madeni. zift. wan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., jew down k.dili, asağ. alışverişte pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kıymetli taş, cevher, mücevher; cep saatlerinin içindeki taş; değerli şahıs veya şey; f. kıymetli taşlarla süslemek; cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek. jeweller i. kuyumcu; mücevherat satıcısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi halkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göl, ırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Jiyan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsrail kralı Ahab'ın karısı İzabel; şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. flok yelkeni. jib sheet flok yelkenini düzeltmeye mahsus halat. flying jib kotra flok. the cut of one's jib k.dili çehre, dış görünüş, yüz ifadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bed, -bing) den. bumba ile seren veya yelkeni kavanço etmek; gerilemek; diretmek, dayatmak; inat edip ileri gitmemek (eşek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. bumba ile seren veya yelkeni rüzgâr yönünde giderken kavanço etmek; A.B.D., k.dili birbirine uymak, uyuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arabistan'da Cidde limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili an, lahza. in a jiffy hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, brisk musical movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, humorous piece of writing, esp. in rhyme; a farce in verse; a ballad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of sport; a trick; a prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A trolling bait, consisting of a bright spoon and a hook attached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small machine or handy tool A contrivance fastened to or inclosing a piece of work, and having hard steel surfaces to guide a tool, as a drill, or to form a shield or templet to work to, as in filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apparatus or a machine for jigging ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sing to the tune of a jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To trick or cheat; to cajole; to delude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sort or separate, as ore in a jigger or sieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Jigging, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut or form, as a piece of metal, in a jigging machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dance a jig; to skip about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To move with a skip or rhythm; to move with vibrations or jerks. any of various old rustic dances involving kicking and leaping music in three-four time for dancing a jig dance a quick dance with leaping and kicking motions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music in three-four time for dancing a jig. any of various old rustic dances involving kicking and leaping. dance a quick dance with leaping and kicking motions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device which holds work or pieces of materal in a certain position until rigidly fastened or welded during the fabrication process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device for holding a workpiece, or attached to a workpiece, that allows a tool to cut the piece safely and accurately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for a device used as a holding and guiding mechanism for a router cutter. A special device that holds and supports the workpiece and guides the cutting tool as the workpiece is machined Jigs may not be rigidly held to the machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to make special cuts, guide a tool, or aid in woodworking operations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to hold pieces of material in a certain position during fabrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device designed to hold work or tool in position for accuracy and repeatability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to position material for accurate cutting or assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are many references to the jig in ancient Ireland A number of variations of the jig are performed including the light, single , double , and slip jig The music is 6/8 time Slip jigs are in 9/8 time Dancers perform single or soft jigs in soft shoes S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A jig is a hard type of lure usually made of a lead head, a single large hook and a skirt made of rubber, plastic, vinyl or of some other type of manmade or natural fibers This is made to resemble one of the bass's most favorite food - the crayfish Sizes

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of lively dance, popular in England, Scotland, and Ireland, where its popularity lasted longest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixture or form for holding parts together for assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tune usually played in triple time, such as 6/8 or 9/8 The variety in 9/8 is called a 'slip jig'. An apparatus for cleaning or separating crushed ore by agitation in water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any device so arranged that it will expedite a hand or a machine operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vigorous dance developed in the British Isles, usually in compound meter; became fashionable on the Continent as the gigue; still popular as an Irish traditional dance genre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixture preset to accurately assemble or duplicate the components of a workpiece For example, a jig can be used to secure metal in bending to assure exact duplicates. wag school; play truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixture which holds the truss in position until rigidly fastened with connectors. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular 16th century dance usually in 6/8 time Also known as gigue. a cauldron used to dye or bleach cloth in steam-heated water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To skewer a dead gerbil and attempt to deliver it to one of the takers' bear traps One of the two ways of scoring points in Gaufqwi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oynak ve hızlı bir dans, cig dansı; bu dansın müziği; ağırlıklı balık iğnesi. The jig is up. (argo) Sır meydana çıktı. İş bozuldu. slang. Ayvayı yedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) cig dansı yapmak; iki yana sallanmak; ağırlıklı iğne ile balık tutmak; cig dansı yaptırmak; iki yana sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. chigoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. bocurum veya mancana yelkeni; ufak bir çeşit yelken gemisi; golfta demir uçlu ufak çomak; kokteyl karıştırmak için ölçü olarak kullanılan ufak cam bardak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili Allahın cezası. I'll be jiggered! Hayret!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafif hafif ve çabuk sallanmak veya sallamak; i. titrek hareket; hafif sallantı; bak. joggle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Yaşlı ve paralı kadınların tuttukları genç Işık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigolo. lounge lizard. poodle father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makinalı oyma testeresi. jigsaw puzzle oyma testeresi ile kesilmiş tahta parçalarından ibaret bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cihat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yağmur damlası.

2.Kirpi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeveless blouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tıraş bıçağı veya makinesi (ilk defe Gillete adında biri tarafından yapıldığı için bu adla anılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor blade. razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sevgilisini reddetmek, âşığını aldatmak; i. sevgilisini reddeden kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) zenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) zencileri diğer halktan ayırt eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hırsızların kullandıkları demir çubuk; f. bu demirle kırmak, açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. gymn«stique). bk. Cimnastik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastic. gym. gymnastics. callisthenics. calisthenics. setting-up exercises. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. gymnastics. physical jerks. physical education. remedial gymnastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastics. gymnastic. calisthenics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tatula, bot. Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده] yırtık, eski. 2.yamalı hırka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژنده پوش] yamalı hırka giyen. 2.derviş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gynécologie

tıp kadın hastalıkları

Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecology. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology. gynaecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan ve Çin'de kullanılan bir çeşit hafif top ve tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şıngırtı; vezinsiz şiir; (tekerleme gibi) küçük eğlenceli şiir; İrlanda veya Avustralya'ya özgü iki tekerlekli ve kapalı araba; küçük şarkı; f. şıngırdatmak, tıngırdatmak; vezinsiz şiir yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes) ulusçuluk duygularını bağnazlık derecesine getiren kimse, savaş taraftarı. by jingo vallahi. jingoism i. aşırı milliyetçilik. jingoistic s. bu siyasete uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dişetlerinin iltihaplanmasına; halk arasında dişeti iltihabı, tıp dilinde ise piyore veya paradontal hastalığı denir. Dişetleri çevresinde toplanan besinlerin orada mikroplanması sonucu ortaya çıkar. Dişetlerinin kenarları düz, parlak, kırmızı ve hafifçe şikin bir şekil alır. Fırça ile dokunulduğunda kanar. Tedavi için yapılacak ilk iş, diş temizliğine itina göstermektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılıp gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., high jinks oyunlar, eğlenceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir veya birkaç kişi tarafından çekilen iki tekerlekli hafif Japon faytonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) uğursuz şey veya kimse, uğursuzluk; f. uğursuzluk getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gypse

min. alçı taşı

Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gypsum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The JANET IP Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

JANET IP Service This provides IP connectivity to academic sites in the UK and links to other IP networks worldwide for more information look in /export/netinfo/JIPS at CUED.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Juvenile Intensive Probation Supervision A form of probation which requires the juvenile to have frequent weekly contact with the probation officer, remain at home when not in school or at work, and to adhere to other restrictive requirements Juveniles on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili yolcuları ucuz fiyatla taşıyan otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged,- ging) A.B.D. caz müziği delisi; f. deli gibi caz dans yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo), (the ile) fazla sinirlilik. jittery s. çok sinirli. get the jitters sinirli olmak, korku duymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Japanese art of self- defense without weapons, now widely used as a system of physical training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It depends for its efficiency largely upon the principle of making use of an opponent's strength and weight to disable or injure him, and by applying pressure so that his opposing movement will throw him out of balance, dislocate or break a joint, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It opposes knowledge and skill to brute strength, and demands an extensive practical knowledge of human anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jujitsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) caz müziğine ve caz meraklılarına mahsus argo; (argo) gevezelik; en yeni argo tabirler; (argo )caz müziği ve caz müzikçileri ortamı; caz müziği; f. caz müziği çalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kızgın, kükremiş, coşmuş. Şîr-i jiyin = Kükremiş arslan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ژیان] kükremiş. 2.kızgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Coşmuş, kükremiş, kızgın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, görev, vazife, memuriyet; hizmet; dalavere, hileli iş. job printer ufak şeyler matbaacısı. job work götürü iş. a job lot kâr için alınan türlü türlü eşya. by the job götürü. on the job iş başında, vazife başında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bed, -bing) iş vermek; kira ile tutmak; komisyonculuk yapmak; kişisel çıkarı için resmi işe girmek; götürü iş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eyüp; Eski Ahdin Eyüp kitabı. Job's comforter sözde teselli etmeye çalışarak birisinin kalbini kıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toptancı, toptan mal satan tüccar, toptan dağıtımcı; parça başına çalışan işçi; resmi görevinden özel çıkar sağlayan politikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaş otu, bot. Coix lachrvma -jobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. en iyi vaziyeti elde etmek için manevra yapmak; cokey sıfatıyle ata binmek; hile yapmak. jockey for position (karşılaşmalarda) daha avantajlı bir yer aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cokey, yarış atı binicisi. jockey cap uzunca siperli kasket. jockey club at yarışlarını idare eden kulüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şempanze veya buna benzer maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sporcuların kullandığı haya bağı, suspansuar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şakacı, latifeci; hoş, eğlenceli. jocosity , jocoseness i. şakacılık, latifecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaka cinsinden, şakalı, şaka yollu; şakacı. jocularly z. şaka olarak. jocular'ity i. şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. ata binerken giyilen ve dizden aşağısı sıkı oturan pantolon, potur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) i. itmek, sarsmak, dürtmek; yavaş ve sakin gezinmek; bir tempoda ilerlemek; i. dürtme; at gibi yürüyerek gitme; A.B.D. duvar veya yolda girinti veya çıkıntı; keskin viraj. jog the memory bir olayı veya fikri hatırlatmak için ipucu ver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çalma sırasında, düzenleme ya da programlama için CD ya da MiniDisc’teki parçalara anında erişim sağlayan döner düğme.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Parça seçme ya da metin girme gibi işlemlerin kolayca ve hızla yapılmasını sağlayan çok işlevsel ergonomik bir kumanda.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. jogging

sp. doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of giving a jog or jogs; traveling at a jog. running at a jog trot as a form of cardiopulmonary exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another term for inching, which is the movement of a crane hook, bridge or trolley when they are moved in short, jerky increments, such as stop and start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manual movement, either by hand or power operated, of the mechanical positioning components of machine tools to assist in set-up. rapid application of full power to a motor to move it or its load into position desired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafifçe sarsmak, yavaşça sallamak; hafifçe sarsılmak veya sallanmak; geçme ile tutturmak; i. birden dürtme, sallama; sarsıntı; geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yuhanna, Yahya. John Bull millet veya fert olarak İngilizlere verilen isim. John Barleycorn (şaka) içki, viski. John Doe huk. nazari bir davada davacıyı belirleyen ve eskiden kullanılan Zeyd'' veya Amr gibi filan manasına gelen isim. John Dory dülg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yüznumara; (argo) fahişenin müşterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili yeni gelen kimse, yeni katılan kimse, tecrübesiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili her zaman yardım etmeye hazır becerikli kimse, Hızır gibi yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da su veya süt ile yapılan mısır çöreği; Avustralya'da buğday unu çöreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz yazarı Samuel Johnson'a ait veya ona benzer; süslü üslubu olan, sözü tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. katılmak (kulüp, parti); buluşmak; birleştirmek; birleşmek, bağlanmak, kavuşmak; bağlamak; izdivaçla birleştirmek; k.dili bitişmek; gen. (in ile) yer almak; i. bitişim noktası; birleşme, bitişme. join battle savaşa girişmek. join hands el ele tut

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. bir davada iki unsurun veya iki kimsenin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleştirici şey veya kimse; İng. doğramacı, marangoz; A.B.D., k.dili birçok kulübün azası. joinery i. marangozluk; doğramacı işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birleşmiş, bitişmiş; müşterek, ortak. jointstock company tic. anonim şirket (sınırlı ya da sınırsız sorumluluğu olan). jointly z. müştereken, ortaklaşa, birlikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bitiştirmek, eklemek, raptetmek; ek veya oynak yeri yapmak; oynak yerlerinden ayırmak (et).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anat.mafsal, eklem, iki kemiğin birleştiği yer, oynak yeri; ek; ek yeri; iki eklem arasındaki kısım; kasabın kestiği kol veya but gibi et parçası; bot. nod; düğüm, boğum; (argo) afyon çekilen veya kumar oynanan kötü ve yasak yer; (argo) esrarlı sig

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleştirici şey veya kimse; planya; çentik veya yuva açma aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kocası tarafından kendisine sürekli gelir bağlanmış olan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir kadına kocası tarafından ve kocanın ölümünden sonra kalmak şartıyle bağlanan gelir; f. böyle gelir bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binanın döşeme kirişi, kiriş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şaka, latife, nükte; şaka mevzuu; f. şaka yapmak, latife etmek; eğlenmek, takılmak. practical joke eşek şakası. crack a joke şaka etmek, şaka yapmak. It's no joke. Şakaya gelmez. Şakası yok. play a joke on someone birine şaka yapmak, birine oy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes jokes or jests; a humorist; a wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Best bower, under 2d Bower. a person who enjoys telling or playing jokes a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway' To fit as if by joints; to coalesce as joints do; as, the stones joint, neatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting or retreating part in something; any irregularity of line or surface, as in a wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow piece of scenery used to join together two flats or wings of an interior setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place of low resort, as for smoking opium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having joints; articulated; full of nodes; knotty; as, a jointed doll; jointed structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plane for smoothing the surfaces of pieces which are to be accurately joi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A joker is an additional card in the deck that is used in some games The jokers isn't often used in serious poker, but when it is it's usually considered a wild card See also bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially a roll that reverses the likely outcome of the game An example of a joker would be a roll of double sixes to bear off your last four checkers when your opponent otherwise wins on his next turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially one that changes the potential outcome of a game. a person who enjoys telling or playing jokes. a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker , super-sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse; bazı iskambil oyunlarında en büyük koz olarak kullanılan soytarı resimli kağıt, coker; A.B.D. bir kanun tasarısına veya bir kontrata gizlice eklenen ve manasını değiştiren madde; sonradan meydana gelecek engel; (argo) beceriksiz kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jelly. gel. jell. glaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jelly. gel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jello. jelly. gelatinized meat broth. gel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cümbüş eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili şenlenmek, neşelenmek, şenlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, zevk; İng. ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. şen, neşeli; neşe verici; İng., k.dili hoş, güzel; z., İng., k.dili pek çok, ziyadesiyle, fazlasıyle; i., İng., (argo) eğlenti; İng., (argo) denizci. jolly boat den. geminin her işe mahsus kıç filikası. Jolly Roger üzerinde çapraz iki kemi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gönlünü yapmak tatlı sözle kandırmak; neşelendirmek; eğlenmek, alay etmek; takılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sarsmak; i. sarsma, sarsıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunus Peygamber; uğursuzluk getiren adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ortaçağda saz şairi, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fulya, zerrin, bot. Narcissus jonquilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ürdün, Ürdün nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgette crêpe. georgette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti Yusuf; k.h. on sekizinci yüzyılda kadınların ata binerken giydikleri uzun cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, bot. Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., (argo) şaka, takılma; f. takılmak, şaka etmek, alay etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin tanrısı. joss house Çin tapınağı. joss paper ayinlerde veya cenaze merasimlerinde Çinlilerin yakağı bir çeşit gümüş veya altın yaldızlı kâğıt. joss stick Çin'de tapınaklarda yakılan bir çeşit buhurlu kamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itip kakmak, dürtüklemek; i. itip kakma, kalabalık arasında sıkışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pek az şey, zerre; f., down ile yazmak, kaydetmek, deftere işaret etmek, kısa not almak. jot or tittle zerre, en ufak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. on milyon erg'e eşit olan iş birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sarsmak, sallamak, hoplatmak (araba gibi); i. sarsma, sarsıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, muhtıra; den. seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri; mak. milin yataklara oturan kısmı. journal bearing çarkın mil yatağı. journal box mil kovanı. keep a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol; f. yolculuk etmek. take a journey yolculuk etmek. undertake a journey uzun bir yolculuğa hazırlanıp çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. at üstünde mızrak dövüşü yapmak; i. at üstünde yapılan merak dövüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. Jüpiter, baş tanrı. By Jove! İng. Vallahi! Allah Allah! Jovian s. Jüpiter gibi, Jüpitere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şen, neşeli. jovial ity, jo'vialness i. şenlik. jo'vially z. neşeyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çene kemiği, alt çene; çifte gerdan, gıdık; (kümes) hayvanların boynu altındaki sarkık deri, gerdan. cheek by jowl sıkı fıkı; yan yana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevinç, keyif, haz, memnuniyet, neşe. joy ride (özellikle) otomobil ile yapılan gezinti; çalınmış araba ile gezme; kaçarcasına hızlı sürüş. joy stick uçakta manevra kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. joy-stick

kumanda kolu

Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinçli, sevindirici, neşeli, neşeyle dolu, memnun. joyfully z. neşeyle. joyfulness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşesiz, sevinci olmayan, kederli, üzgün, tasalı. joylessly z. neşesiz olarak. joylessness i. neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinçli, keyifli, neşeli. joyously z. neşeyle. joyousness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

JPEG, bir biçimi geliştiren ve tüm dünyaya yayan Joint Photographic Experts Group adlı bir konsorsiyumu ifade etmektedir. Dijital görüntüleri etkili biçimde sıkıştıran bir sıkıştırma biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Junior.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok memnun, sevinçli, sevinçle coşkun; zafer sarhoşu. jubilantly z. başarı sevinci ile. jubilance i. sevinç, mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok sevinmek, sevinçle bağırmak. jubila'tion i. zafer şenliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ibr.). Mes’ut bir başlangıcın ellinci veya yirmi beşinci yıl dönümünde yapılan kutlama merasimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jubilee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jubilee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eski Musevi yasalarına göre elli yllda bir yapılması gereken genel serbest bırakma yılı; herhangi bir olayın ellinci yıl dönümü; evlilikte altın yıl; sevinç veya bayram töreni; Katoliklere Papanın bazı fırsatlarla tam ve genel olarak günahları bağı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Judes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatorluğunda Filistin'in güney kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., K.M., tar. Yahuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin dinsel inanç ve ilkeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Musevileşmek, Musevileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa'ya ihanet eden öğrencisinin adı, Yahuda; arkadaşına ihanet eden kimse. Judas tree erguvan, bot. Cercis siliquastrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hüküm, karar, yargı; bildiri, tebligat; bir davanın görülmesi; netice; muhakeme, yargılama, temyiz kuvveti; takdiri ilahi; kıyamet; mat. hüküm. judgment on default gıyabi karar. Judgment Day kıyamet günü, hüküm günü. judgment debt mahkeme kararına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargıç, hâkim; hakem; aralarında uyuşmazlık olan iki kişinin arasını bulan kimse; bilirkişi; Yahudi tarihinde krallardan önce hüküm süren hâkimlerden biri; b.h., çoğ. Eski Ahitte Hakimler kitabı. judge advocate askeri mahkeme. savcısı. a good judge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükmetmek; hüküm vermek; muhakeme etmek, yargılamak, bir mesele hakkında fikir edinip karar vermek; doğrusunu araştırmak; tenkit etmek; bir davayı çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yargılanması olanaklı, hakkında hüküm verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargıç, hâkim. judicative s. hüküm kudreti olan, yargılamada uzman. judicatory s., i. hükümle ilgili, yasamayla ilgili, hükmeden; i. mahkeme; yasama kurulu; yasama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adli mahkemelere veya hükümlerine ait, hâkime ait; adli, hukuki; yargılayan; şer'i. judicial assembly hakimler heyeti, adli encümen. judicial discretion huk. takdir hakkı. judicial murder adli katil, adli hata üzere idam. judicial notice huk. meş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adli, hukuki, muhakemeye ait; i. yasama kurulu; bu işlevi yürütmek için kurulan mahkeme sistemi, adliye; hâkimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı, tedbirli, iyi düşünebilen; sağgörülü; mantık ve muhakeme ile yapılmış. judiciously z. mantıklı bir şekilde, akıllıca. judiciousness i. sağgörülülük, basiretlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sport adapted from jujitsu and similar to wrestling; developed in Japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gentle way ' A Japanese art of self-defense and a sport with Olympic recognition Judo is a method of turning an opponent's strength and overcoming by skill rather than sheer strength. 'Gentle way' A Japanese art of self-defense and a sport with Olympic r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gentle Way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Japanese martial art founded in the 19th century A derivative of jiu-jitsu, both share some of the same history and techniques, though Judo has been refined as more of a sport Judo emphasizes throws and takedowns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A competitive martial art and popular world-wide sport created by Dr Jigaro Kano about 100 years ago. : Japanese system of wrestling, developed in the 19th century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gentle or flexible way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of wrestling in which clothes are worn by the contestants The clothes and belt allow for greater range of technique The depth of judo in the use of Tachiwazw and Newaza require skill plus physical and metal fitness being increasingly raised to an e

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modern martial art system established by Jigoro Kano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gentle way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Judo developed from the principles of jujitsu, a weaponless system of self-defense which was developed by Buddhist monks over a period of 2,000 years Jigoro Kano, a Japanese jujitsu expert, created judo in 1882 By dropping some of the more dangerous moves

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. judo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz kukla oyununda Punch'ın karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testi; (argo) hapishane, slang. kodes. jugful i. bir testi dolusu (miktar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) testi veya çömlek içine koymak; (argo) hapishaneye tıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) bülbül sesi; f. bülbül gibi şakımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çift oluşan; bot. çift yaprakçıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir Hint mabudunun ismi; eskiden tekerleklerinin altına atılarak insanların kendilerini ezdirdiği bu mabudun heykeli; insanın kendisini körü körüne feda etmesini gerektiren inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hokkabazlık yapmak; el çabukluğu ile marifet yapmak; hile yapmak; aldatmak; i. hokkabazlık; hile. juggle the books aldatmak için hesap defterlerini karıştırıp hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz, jonglör; hilekâr kimse. jugglery i. hokkabazlık; hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. cevizgillere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. boyna ait; boyun toplardamarıyle ilgili; biyol. balıklarda boyun yüzgeçleriyle ilgili; i. korunmasız taraf. jugular vein şahdamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok şiddetli tedavi uygulayarak gelişmesini durdurmak (hastalık), önüne geçmek, önlemek. jugula'tion i., tıb. gelişmesini durdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özsu, usare; sebze, meyva veya et suyu; çoğ. insan vucudunun sıvı kısımları; öz; A.B.D., (argo) cereyan, elektrik; A.B.D., (argo) benzin; A.B.D., (argo) kuvvet. juiceless s. özü veya suyu olmayan, kuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü, sulu; meraklı, cazip, ağız sulandırıcı. juiciness i. özlülük, sululuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. juge commisaire). (hukuk) İflâs İşlerine bakmak üzere mahkeme tarafından tayin olunan memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem bir idman sistemi hem de silahsız savunma sanatı olan Japon güreş metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batı Afrika'ya ait muska; bu muskalara olan batıl itikatlar; bu muskalarla ilgili merasim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hünnap, bot. Zizyphus jujuba; hünnap şekerlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jujitsu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içine para atılınca istenilen plakları çalan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) içki içilen ve dansedilen meyhane veya bar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing. fizik). On milyon erg tutarında iş birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Büklüm, kıvrım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

July.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. July.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâca karıştırılan tatlı bir sıvı; içine buz ve nane karıştırılan bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Jül Sezar'a ait. Julian calendar bak. calendar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Karışık, karmakarışık, dağınık. 2.Derinlik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. et suyuna sebze çorbası; s. ince ve uzun doğranmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karışık, birbirine geçmiş, taranmamış: JOlîde-mOy = Saçları karmakarışık ve taranmamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temmuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karmakarışık iş, intizamsızlık; ufak simit şeklinde ince ve tatlı kek; f. karmakarışık olmak veya etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok büyük, iri, azman;çok iri yapılı kimse veya şey. jumbo jet beş yüz insan taşıyabilen jet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıçramak, atlamak, fırlamak, zıplamak; sıçratmak, zıplatmak, fırlatmak, atlatmak; üzerinden atlamak; içine atlamak, binmek (tren); kışkırtmak, yuvasından çıkarmak; geçivermek (bahis, sayfa). jump a claim zorla sahip çıkmak (arazi). jump a horse atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlama, sıçrayış; atılış; bir atlayışta geçilen mesafe; birden silkinme; fırlayış, yükseliş (fiyat). broad jump uzun atlama . get the jump on one (argo) birinden evvel davranmak, üstün gelerek birini şaşırtmak. give one the jumps (argo) çok sinirle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlayan veya sıçrayan kimse; delik delme aleti, delgi; elek. geçici olarak kullanılan bağlantı teli; den. sereni veya direği muhafaza etmek için bağlanan halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bluz veya kazak üzerine giyilen kolsuz elbise; elbise üzerinden çocuklara giydirilen pantolonlu ceket tulum; gemici veya işçi dış gömleğiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirli, sıçramaya hazır, diken üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Put.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Junior, June.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, birleşme; bitişilen yer, birleşme yeri, kavşak yeri, iki demir yolunun birleştiği yer. junction box elek. bağlantı kutusu, elektrik tellerinin birleştiği noktada bulunan kutu, buat, kutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, bağlantı, irtibat; oynak yeri, mafsal; dikiş yeri; nazik zaman, mühim an; aralık, vakit, zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haziran; bir kadın ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok sık ağaçlı ve yüksek otlu vahşi orman, çengel; çok sık ve karışık yeşillik. jungle cat bir yaban kedisi, zool. Felis chaus. jungle fever batı Hindistan ormanlarına özgü çok şiddetli sıtma. jungle fowl Hint kuşu, yaban tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yaşça küçük; kıdem bakımından aşağı olan; iki kişiden küçük olanı; b.h. küçük (babasıyle aynı ismi taşıyan kimsenin ismine ilave olunur); i. yaşça küçük kimse; mevki veya kıdemce küçük olan kimse; lise veya üniversitede sondan bir evvelki sınıf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç, bot. Juniperus communis. black juniper kara ardıç, bot. Juniperus sabina. juniper berries ardıç meyvası, ardıç yemişi. juniper resin ardıç sakızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin sularında kullanılan bir çeşit yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kullanılmış karışık eşya, hurda; k.dili değersiz eşya, çöp; (argo) esrar; den. hurda halatlar; eskiden gemilerde yenilen tuzlanmış sert sığır eti; f., k.dili çöpe atmak. junk dealer eski eşya satıcısı, eskici, hurdacı. junk shop eski eşya dükk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş sütten yapılan bir çeşit kaymak, yoğurda benzer bir yiyecek; ziyafet, kır eğlentisi; A.B.D. devlet hesabına gezi; f. eğlenmek, ziyafet vermek; devlet hesabına seyahat etmek; grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) ilaç veya eroin tiryakisi olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanılmış arabalar atılan yer; kullanılmış demir ile yedek parça ve inşaat malzemesi satılan yer; eski demir parçalarının yeniden satılması veya kullanılmasl için depo edilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Romalıların evlilik tannçası; endamlı ve güzel kadın; astr. küçük gezegenlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CUNTA) (i. ispanyolca), isçnya’da siyasî veya idarî konsey (bu, niımî bir konsey veya ihtilâl konseyi oladlir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cunta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.).

1.Müşteri seyyâresl, gezegeni. 2.Eski Rumlar’ın en büyük tanrısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jupiter. jove. zeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jupiter. jupiter erendiz. müşteri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Romalıların baş tanrısı, Jüpiter; Jüpiter gezegeni, Erendiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jupon

iç etek

Kadınların giysi altına giydikleri etek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petticoat. underskirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underskirt. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Doctor of Law.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Jura dağları; jeol. Jura, Trias'tan sonra gelen jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuni, hukuki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. Jura jeolojik zamanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yeminli tutanak; yeminli memur; yüksek belediye memuru; Manş adalarında sulh hâkimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Allahın bağışladığı hak ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. jury).

1.(hukuk) Cinayetle suçlananların o cürmü işleyip İşlemediklerine ve hafifletici sebepler bulunup bulunmadığını vicdanan karar vermek üzere itimat edilen vatandaşlardan teşkil olunan hey’et. Türk adliyesinde yoktur.

2.Çeşitli müsabakalarda derece alanları bildirmeye selâhiyetll bir heyet.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jury

1. seçiciler kurulu,

2.huk. hakem heyeti

1. Yarışma, sınav vb. etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş geçici kurul.

2.Bazı ülkelerde yurttaşlardan seçilmiş ve mahkemede yargı görevini yapan geçici kurul.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jury. assize. country. pais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hâkime veya hâkimliğe ait; adli, kanuni. juridical person tüzel kişi. juridically z. kanuni şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yargılama hakkı, hâkimin yargılama dairesi; salahiyet, yetki; hükümet, hükümetin nüfuz dairesi. jurisdictional s. hükümet nüfuzuna veya nüfuz dairesine ait; işçi sendikalarının yetki alanına ait. jurisdictional dispute sendikalar arasında çı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk ilmi; düstur. jurisprudent s. hukuk uzmanı. jurispruden'tial s. hukuk ilmine ait; hukukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk ilmi uzmanı; hukuki eserler yazarı. juris'tic(al) s. hukuka veya hukukçuya ait. juristically z. hukuk bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. journal) (denizcilik), fcvmiye defteri. Liman Jurnali = Gemi‘m limanda bulunduğu müddetçe hâdiselerin kaydolunduğu defter. Seyir jurnali = Sefer sırasındaki olayların kaydedildiği defter. bk. Curnal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. juri üyesi; yeminli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jüri; yarışma jürisi. jury box mahkeme salonunda jüri heyetine ait yer. juryman i. jüri üyesi. common jury, petty jury, trial jury on iki üyeden meydana gelen ve davayı incelemekle görevli jüri heyeti. coroner's jury nedeni bilinmeyen ölümlerin ne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. eğreti. jury mast den. yedek direk, geçici direk, eğreti direk. juryrigged s., den. eğreti direği olan (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. hukuk; hak. jus civile Lat. medeni hukuk. jus divinum Lat. tanrısal emirlere dayanan hukuk. jus gentium Lat. devletler hukuku .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. emir kipine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru, haktanır, haklı, adil; tam. the just iyiler (din edebiyatı). justly z. adaletle, haklı olarak. justness i. hak; hak ve adalete uygunluk, haklılık, adalet; doğruluk, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tam, tam tamına, kesin olarak; hemen, şimdi, biraz önce; ancak; hemen hemen; neredeyse; güçbela, darı darına; sadece, yalnız; k.dili çok. just how many tam tamma ne kadar. just now hemen şimdi, biraz evvel, tam şimdi. just then o arallk, o esnada,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. joust.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. just in time

gerektiğinde üretim

İhtiyaç duyulan yerde ve zamanda üretim yapma tekniği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adalet, hak; hakkaniyet, doğruluk; hâkim. justice of the peace sulh hâkimi. bring a person to justice birine ettiğini buldurmak, birine cezasını buldurmak. chief justice yüksek mahkeme reisi, danıştay başkanı. do justice to haklı muamele etmek hak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkeme edilebilir, sorguya çekilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek hâkim; İng., tar. Norman kralları devrinde tüzel ve yönetimle ilgili kanunları incelemekle görevli kral vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dogruluğu ispat edilebilir, haklı çıkarılabilir, savunulabilir. justifiably z. haklı olarak. justifiableness, justifiabil'ity i haklı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haklı çıkarma veya çıkma, mazur gösterme; huk. iftira davalarında sanığın iddialarının doğruluğunu ispat etmesi; mazeret, sebep, hak; temize çıkarma, ispat; matb. sayfanın sağ kenarındaki yazıları taşırmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur gösteren, haklıçıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. doğrulamak, haklı çıkarmak; suçsuzluğunu ispat etmek, temize çıkarmak; matb. yazının sağ kenarını taşırmadan düz yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Jüstinyen. Justinian Code Jüstinyen'in sistemleştirdiği Roma hukuku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ted, -ting) sıkıntı, çıkıntılı şey; f., gen. out( ile) çıkıntı halinde dışarı fırlamış olmak; çıkıntı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşinci yüzyllda İngiltere'yi istila eden bir Germen kabilesinden olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jüt, muhliye, bot. Corchorus capsularis veya Colitorius; hintkeneviri; bu bitkilerden elde edilen elyaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gençleşen; gençleştirici. juvenescence i. gençleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. genç; olgunlaşmamış; gençliğe özgü, gençliğe yaraşır; i. genç kimse, çocuk; genç rolündeki oyuncu. juvenile court çocuk mahkemesi. juvenile delinquency çocugun suç işlemesi. juvenile delinquent suçlu çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç, çoğ. bir yazar veya ressamın gençliğinde yaptığı eserler; gençlere uygun eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olgunlaşmamış bir kimsenin tavrı; gençlik hali; gençlik, gençler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanyana koymak, sıralamak. juxtaposi'tion i. bitişiklik, bitişme; yanyana koyma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژوليده] dağınık, karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin kendi limanları arasında gemi işletme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage. coasting trade. coast navigation. coasting navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of coast trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri, şaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calibrage

ayarlama

Ayarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizlenme, örtme, aldatma gayesiyle yapılan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. camouflage

gizleme

Gizlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cancérologie

kanser bilimi

Kanseri ve ona yol açan hastalıkları inceleyen tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profit margin. margin of profit. margin of profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Fertlerde karakterin gelişmesini ve farklarını araştıran bilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کژ] eğik, eğri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri bakışlı, şaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Eğri kuyruklu.

2.(zooloji) Akrep.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akrebe ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Eğri tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کژدم] akrep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe bozan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng., fizik). Bin jul değerinde iş birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus et yiyen, ağaçlarda yaşayan ve kediden büyük memeli bir hayvan, zool. Po tos flavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. climatologie

iklim bilimi

İklimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology. climatology iklimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düşünmeden yapılan, tepke olarak yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collage

kesyap

Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise derecesinde okul: Polis koleji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. private high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a high school giving special attention to the teaching of a foreign languag. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolej öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.tıp). İltihaplı bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjonctivite

tıp göz zarı yangısı

Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin muayyen bir zamandaki siyasî, sosyal yahut ekonomik durumunun bağlı bulunduğu unsurların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjoncture

geçerli durum

Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic sitaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic situation (of a country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kimseye düşen hisse (bu, hisse almak veya temin etmek, vermek suretinde olabilir). Kontenjan milletvekili = Bir siyasî partinin kanunen yetkili bulunan organ tarafından aday gösterilmek suretiyle seçilmiş milletvekili. Kontenjan senatörü = Cumhurbaşkanı tarafından tayin olunan ve seçime girmeden senatör olan senato üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'da ufak tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cortège

alay

Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortege. procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir açının tamamlayıcısının tanjantı, bk. Tanjant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. V. Fr.). Kâinatı idare eden kanunlar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologie

uzay bilimi

Uzayı yöneten genel yasalar bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cosmologique

uzay bilimsel

Uzay bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kafatasının şevki tabiî ve kabiliyetlerle olan ilgisini inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Cinayetlerin sebep ve çeşitlerini araştıran ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. criminologie

suç bilimi

Toplumsal bir olgu olarak suç ve suçluluğu inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromium-plating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hâdiseleri, tarihlerini göstererek sıralama işi: Cumhuriyet devri kronolojisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chronologie

1. zaman bilimi,

2.zaman dizini

1. Tarihsel olayların zamanını inceleme bilimi;

2.Gözlemlere dayanarak zaman ölçeğini belirleyen, tutulmaları, gezegenlerle ilgili önemli olayları, yıldızların yerlerini zaman sırasına göre veren bilim.

3.Tarihsel olayların zaman bakımından sırası.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronology. time sequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chronologique

zaman bilimsel

Zaman bilimi ile ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. xylologie

odun bilimi

Odunun yapısını, fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp).

1.Hasta dokuları kazıyarak alma işi, kazıma.

2.Dölyatağının içini kazıyıp cenîni alma ameliyesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. curettage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curetting. curettage. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curettage. curetting. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage Fee)

Aracı kuruluşların, aracı olarak Borsada gerçekleştirdikleri işlemler karşılığında menkul kıymetlerin işlem fiyatlarıyla hesaplanan tutarı üzerinden müşterilerinden aldıkları komisyondur.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lacivert. 2.Koyu mavi değerli bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sluicing. panning. lavage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. légitimiste

meşrutiyetçi

Meşrutiyet yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologie

sözlük bilimi

Sözlük yazma ve hazırlama işiyle uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lesemajeste Fr., huk. hükümdara karşı yapılan kusur veya suç; hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Günlerce ve bazen aylarca, hattâ pek seyrek olerak yıllarca süren derin uyku hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içi ve dışı metalle kaplanmış olup elektrik toplanması için kullanılan cam kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tatlısu göllerinin fiziksel, kimyasal ve meteorolojik özellikleriyle, içindeki canlıların biyolojisini inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. limnologie

göl bilimi

Göllerde araştırma yapan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kayalar, taşlar üzerinde çalışan ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithologie

taş bilimi

Taşların yapısını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tetanos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkı fabrikasına giden kütüklerin nehirde meydana getirdiği tıkanıklık; engel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. logique

fel. mantık

Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. askerlik). Herhangi bir askerî harekette yol, haberleşme, ikmal gibi hizmetleri sağlayan strateji bölümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. logistique

1. ask. geri hizmet,

2.man. modern mantık

1. Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek, silah sağlama vb. çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü.

2.Kavramları kelimelerle değil göstergelerle göstererek işlem yapan, matematiğe dayalı mantık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistic. logistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistics. symbolic logic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat/house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment or house provided to an employee by his employer. public housing. mass housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat/house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment or house provided to an employee by his employer. public housing. mass housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihrace, Hint hükümdarlarına mahsus ünvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çinlilere mahsus ve 144 taşla oynanan bir çeşit domino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, şahane, muhteşem, heybetli. majestically z. heybetli bir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevket, haşmet, heybet, celal; b.h.kral veya eşine verilen ünvan . Your Majesty, His Majesty, Her Majesty Haşmetmeap, Majeste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rengarenk ve parlak italyan çinisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(musiki) Batı musikisinde iki makamdan (mode) biri. 2.Bülûğ yaşına ermiş, reşit olmuş çocuk, zıddı: minör.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. üniversitede öğrenimi belli bir konuda yoğunlaştırmak, başlıca bir mevzu takip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. binbaşı; müz. majör; man. büyük terim, büyük önerme; A.B.D. bir üniversite ögrencisinin takip ettiği esas sertifika, birinci disiplin; (bir branşta) öğrenci. major general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük; başlıca, çoğu (kısım), asıl; müz. (gam) majör; man. tasımın büyük önermesine ait. major key majör perdesi. major offense büyük suç. major premise, major term man. büyük terim, büyük önerme. major suit briçte kupa veya maça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mos) saray veya malikânede vekilharç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bando önünde caka satarak yüruyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ekseriyet, çoğunluk; oy çoğunluğu; rüşt, erginlik, reşitlik. absolute majority salt çoğunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyük harf, majüskul; s. büyük harfle yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük harf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. majuscule

db. büyük harf

Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kaş, göz, kirpikler, yanak ve dudaklara sürülen maddeler yardımıyla yüzün görünüşünü değiştirme işi. (bk.) Makyaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makiyaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. make up. paint. war paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. intibak edemeyiş, uyumsuzluk. maladjusted s. intibak edemeyen, uyumsuz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.At terbiyesi. 2.Atların terbiye edildiği yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manège.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manage. the training of horses. place where horses are trained. horse ride. riding school. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marge

ekon. pay

Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. marginal

1. aykırı,

2.mat. son birim

1. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse).

2.En sonda yer alan birim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sweet marjoram mercanköşk, güvey otu, bot. Majorana hortensis. common marjoram, wild marjoram keklik otu, yer fesleğeni, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. marquage

sp. tutma

Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Mary Jane A.B.D., (argo) haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Felç tedavisi, vücudun fazla yağlarını eritme, organlara biçim verma gibi maksatlarla elektrik akımı, su gibi çeşitli vasıtalar kullanarak kaslar üzerine yapılan fizik etki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage. rubdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masseur. masseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. manager

yönetici

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Beyin zarları iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Birtakım mikropların beynin üzerini kaplayan zara gelip, yerleşmesi ve orada iltihaplanma meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastada aniden yükselen ateş ve şiddetli ağrılar görülür. Işığa bakamaz, boynunu bükemez, Hiç vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca hastayı doktora götürünceye kadar aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Akasya yaprağı, akasya çiçeği.

Hazırlanışı : 10 bardak suya 1 avuç akasya yaprağı veya 3 çorba kaşığı akasya çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Soğuduktan sonra, bu suyla hastanın başı yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meningitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım.

2.Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. message

ileti

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communication. dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. dispatch. message. word. message ileti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. runner. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métallurgie

metal bilimi

Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Meteorları konu alan fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. météorologie

hava bilgisi

Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology. aerology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meteorology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.)

1.Meterolojiyle alâkalı.

2.Meteor çeşidinden olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Usul ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologie

yöntem bilimi

Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology. methodology yöntembilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologique

yöntem bilimsel

Yöntem bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mycologie

mantar bilimi

Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tıbbın mikroplarla uğraşan kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). Mineralleri inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineralogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madenler ilmi, mineraloji; mineraloji elkitabı. mineralog'ical s. maden ilmine ait. mineralogist i. madenler ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. minéralogie

mineral bilimi

Mineral ve billurlarla, onların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hüküm vermek; yanlış anlamak; yanlış fikir edinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). I. Mitleri inceleyen ilim.

2.Bir milletin mitlerinin hepsi: Yunan mitolojisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mise en page

sayfalama

Sayfalamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up. making up. page-setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

layout. making up into pages. make-up. paging up. page layout. typographical layout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kurma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. montage

sin. ve TV kurgu

Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. installation. assemblage. mounting. fitting. montage. erecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montage. mounting. reassemble. fitting. assembling. assembly. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. assembly. erection. mounting. fitting. installation. installing. assemply work. assemblage. fitting together. montage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitter. mounter. assembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a fitter. fitting. assembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. gramer). Şekil bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. morphologie

1. db. yapı bilgisi,

2.yapı bilimi

1. Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi. 2.Bitkilerde ve canlılarda organların yapılarını, biçimlerini, biçimleriyle görevleri arasındaki ilgiyi inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology yapıbilim. biçimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. tam kelime, en uygun kelime, yerinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, mujik, muzhik i. mujik, çarlık zamanındaki Rus köylüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Müjdeler, sevinçli haberl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sevinç verici bir haber, Ar. beşâret: Bu, benim için bir müjdedir; size müjde, istediğiniz oldu.

2.İyi bir haber getirene verilen bahşiş: Vereceğim haber için müjdemi isterim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good news. glad news. harbinger. evangel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good news. glad tidings. gospel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Muştu, sevinç haberi, büşra. 2.Hayırlı, sevinçli bir haber getirene verilen bahşiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İyi bir haber veren, müjdeci, Ar. beşîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjde getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forerunner. herald. precursor. harbinger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harbinger. person who brings good news. forerunner. herald. precursor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müjde vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announce good news. herald. harbinger. usher in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell sb a piece of good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müjde almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precursory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (halk dilinde muştuluk). İyi bir haber getirene verilen bahşiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer's fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. müjgân). Kirpik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. müje’den) (fazla kullanılmıştır). Kirpik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kirpikler, kirpik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Rus). Rus köylüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Russian peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin balmumu, alçı gibi bir madde ile alınan kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking an impression. moulage. cast. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok önemli temel işleve ve programlama seçeneğine hızlı ve kolay kontrol sağlayan ergonomik bir özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamsız ve karışık söz; anlaşılması güç büyü veya ayin; put, fetiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologie

müzik bilimi

Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مژه] kirpik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مژگان] kirpik. 2.kirpikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نژاد] soy, ırk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Soy, nesil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji).

1.Üçüncü zamanın pliyosen ile miyosen devirlerini içine alan sistem.

2.Bu sistemle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji).

1.Üçüncü zamanın pliyosen ile miyosen devirlerini içine alan sistem.

2.Bu sistemle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. néologisme

db. türenti

Söz türetmecilik.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Sinir ağrısı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sinir ağrısına tıp dilinde nevralji denir. Bilhassa, yüzde ve başta hissedilir. Ama vücudun diğer taraflarında da bulunabilir. Nedeni soğuk algınlığı, şeker hastalığı, damar sertliği, veya ağrı yapan sinir yakınında meydana gelen herhangi bir hastalıktır. Nevralji ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta.

Hazırlanışı : Bir tane yumurta, iyice kaynatıldıktan sonra kabukları soyulur. İkiye bölünerek ağrıyan yere konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neuralgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neuralgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Konusu sinir sistemi olan ilim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, (zool.) Caprimulgus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Soy, nesil, neseb. Pâknijâd = Soylu, asîl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نژاد] soy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Soy, nesil, ne-seb. Tabiat, cibilliyet, (bkz.Nejad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigeria. nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika’da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 10 00 Kuzey enlemi, 8 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 923,768 km².

Sınırları: toplam: 4,047 km.

sınır komşuları: Benin 773 km, Kamerun 1,690 km, Cad 87 km, Nijer 1,497 km.

Sahil şeridi: 853 km.

İklimi: Çeşitlidir güneyde ekvator iklimi, orta kısımlarda tropikal, kuzeyde çöl iklimi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde alçak bölgeler, orta kısımda tepelikler ve platolar, güneydoğuda dağlar, kuzeyde ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Chappal Waddi 2,419 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, kalay, demir, kömür, kireçtaşı, kurşun, çinko, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %44.

Ormanlık arazi: %12.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 9,570 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 126,635,626 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.61 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.28 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.34 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 51.07 yıl.

Erkeklerde: 51.07 yıl.

Kadınlarda: 51.07 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.57 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %5.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2.7 milyon (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 250,000 (1999 verileri).

Ulus: Nijeryalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Nijerya, nüfusu oldukça yüksek olan Afrika ülkesi olarak 250 civarında etnik grubu barndırır. Bunlardan en popülerleri: Hausa ve Fulani %29, Yoruba %21, Igbo (Ibo) %18, Ijaw %10, Kanuri %4, Ibibio %3.5, Tiv %2.5.

Din: Müslüman %50, Hıristiyan %40, yerel inançlar %10.

Dil: İngilizce (resmi), Hausa, Yoruba, Igbo (Ibo), Fulani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %57.1.

erkekler: %67.3.

kadınlar: %47.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Nijerya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Nijerya.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Abuja.

İdari bölümler: 36 eyalet ve 1 bölge; Abia, Abuja Federal Başkent Bölgesi, Adamawa, Akwa Ibom, Anambra, Bauchi, Bayelsa, Benue, Borno, Cross, Delta, Ebonyi, Edo, Ekiti, Enugu, Gombe, Imo, Jigawa, Kaduna, Kano, Katsina, Kebbi, Kogi, Kwara, Lagos, Nassarawa, Nijer, Ogun, Ondo, Osun, Oyo, Plato, Nehirler Bölgesi, Sokoto, Taraba, Yobe, Zamfara.

Bağımsızlık günü: 1 Ekim 1960 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 1 Ekim (1960).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-24, G-77, IAEA (Ulusla


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) New Jersey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) davaya katılması gereken bir kimsenin dışta bırakıması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bağlılık andını içmeyi reddeden kimse; (tar.) İngiltere hanedanından kral William ile kraliçe Mary'ye bağlılık yemini etmeyen vaizlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (güz.) (san.) nesnel olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nevroloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurology sinirbilim. nevroloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neurochirurgie

tıp beyin cerrahisi

Hastanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. neurochirurgien

tıp beyin cerrahı

Beyin konusunda uzmanlık yapmış cerrah.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. nostalgie

gündedün, geçmişseverlik

Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. nostalgia yurtsama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic. nostalgique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) object, objection, objective.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objet

fel. nesne

Öznenin dışında kalan her konu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. thing nesne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şey, madde, görülür veya dokunulur şey, nesne, obje; hedef, nişan, amaç; (gram.) nesne. object at issue (huk.) anlaşmazlık konusu; iddia olunan şey. object glass bir mikroskop veya teleskopun hedefe yakın olan merceği veya mercekleri, objektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) itiraz etmek, uygun görmemek, razı olmamak; karşı gelmek; itiraz olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nesnelleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itiraz; itiraz etme; itiraz sebebi. objectionable (s.) itiraz edilebilir, yolsuz. His actions were objectionable. Terbiyesizce davrandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) objektif; öznel olmayan, dıştan olan; gerçek; (gram.) nesneye ait; nesnel; amaca ait; (i.) hedef; gram nesne; mikroskop veya teleskopta objektif (mercek). objective case ismin (i.) hali. objectively (z.) nesnel olarak. objectiv'ity (i.) tara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) nesnellik taraftarlığı; (güz.) (san.) nesnel öğeler kullanma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). t. Gerçekleri olduğu gibi aksettiren.

2.(fizik) Sinema ve fotoğraf makinası, mikroskop, dürbün vs. gibi optik cihazlarda cisimlerden gelen ışınları toplayıp aksettiren mercek veya mercekler serisi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectif

fel. nesnel

Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. even-handed. clinical. practical. objective. object-glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. objective. detached. disinterested nesnel. objective glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. unbiased. lens. object glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivism. objectivitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectiviste

fel. nesnelci

Nesnelcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivité

nesnellik

Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivisme

fel. nesnelcilik

Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kırıcı şekilde azarlamak, paylamak. objurga'tion (i.) azar, paylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, ayak direyici, dik kafalı, söz dinlemez; mukavemeti kırılmaz. obstinacy (i.) inatçılık, dik başlılık. obstinately (z.) inatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş dışında; işsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözün yapısı, çalışması ve hastalıkları ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologie

göz bilimi

Gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophtalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tırnak cilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. nail polish tırnak cilası.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. fingernail polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Yanardağ kültelerinde bulunan proksen cinsinden mineral madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rengi, kokusu ve tadı olmayan, O senboliyle gösterilen bir eleman, Osm. müvellidülhumuza.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: O

Atom Numarası: 8

Kütle Numarası: 15,999

Yoğunluk: 1,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı:-218,3 °C

Kaynama Sıcaklığı: -182,9 °C

Dünya atmosferinin %21’ini, yerkabuğu kütlesinin %49’unu oluşturur.

İnsan vücudunun kütlece yaklaşık üçte ikisi oksijendir.

Kolaylıkla tepkimeye girdiği için çoğu elementle bileşik oluşturur.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen. hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit tabiî demir oksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce