Ja ne demek? | Ja anlamı nedir? | Ja

Ja anlamı nedir?

Ja ne demek?

Ja anlamı nedir?

Ja | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) judge Advocate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) January.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişik olma, yakınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, yakın, komşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir şahsın, bir şirketin veya bir devletin bazı işlerini gören kimse.

2.Gizli vazifesi olan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. spy. secret agent. courier. gumshoe. infiltrator. intelligencer. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. mole. secret agent casus. representative temsilci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. secret agent. spy. emissary. nightingale. noser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Akılda tutulması gereken şeyleri not etmeye yarayan, takvim şeklinde tanzim edilmiş defter, muhtıra.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agenda

andaç

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engagement book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. blank book. memorandum book. pocket book diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. being an agent or representation. being a secret agent or a spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Her türlü havadisi toplayıp ilgililere bildiren teşekkül.

2.Ticarî bir teşekkülün kolu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency. news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. news agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aralık, az açık (kapı); ahenksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Argentina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Argentina) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, güneyde Atlas Okyanusu kıyısında yer alır. Atlas Okyanusuna kıyısı 4.000 km`yi aşar. Güneyinde ve batısında Şili, kuzeyinde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğusunda Brezilya ve Uruguay yer alır.

Coğrafi konumu: 34 00 Güney enlemi, 64 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 2,766,890 km².

Kara: 2,736,690 km².

Su: 30,200 km².

Sınırları: toplam: 9,665 km.

Sınır komşuları: Bolivya 832 km, Brezilya 1,224 km, Şili 5,150 km, Paraguay 1,880 km, Uruguay 579 km.

Sahil şeridi: 4,989 km.

İklimi: Arjantin, tamamen güney yarıkürenin ılıman iklim kuşağında yer alır. Kuzeyinde yağmurlu subtropikal iklim hakimdir, güney bölgesinde ise sub-kutupsal bir iklim hakimdir. Yazları hava sıcak ve rutubetli kışları ise serindir.

Arazi yapısı: Kuzeydoğudaki astropik düzlükler, Pampalar, Patagonya ve dünyanın en sarp yükseltilerinin bulunduğu Andlar Bölgesi olmak üzere Arjantin dört ana bölgeye ayrılır. Arjantin topraklarının büyük bölümü kıraç yada yarı-kıraçtır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Laguna Del Carbon -105 m; en yüksek noktası: Cerro Aconcagua 6,960 m.

Doğal kaynakları: Pampalarda verimli topraklar, kurşun, çinko, kalay, bakır, demir yatakları, manganez, petrol, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %52.

Ormanlık arazi: %19.

Diğer: %19 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 15,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Andlar Bölgesinde yer alan San Miguel de Tucuman ve Mendoza arazileri deprem riski taşırlar; Pampalar başlayan şiddetli kasırgalar kuzeydoğuya doğru ilerleyebilirler; yoğun su baskınları yaşanabilir.

Coğrafi Not: Güney Amerika’nın ikinci en büyük ülkesi. (Brezilya’dan sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 39,921,833 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %25.2 (erkek 5,153,164; kadın 4,921,625).

15-64 yaş: %64.1 (erkek 12,804,376; kadın 12,798,731).

65 yaş ve üzeri: %10.6 (erkek 1,740,118; kadın 2,503,819) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.96 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.4 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.97 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 14.73 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.12 yıl.

Erkeklerde: 72.38 yıl.

Kadınlarda: 80.05 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 130,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Arjantinli.

Nüfusun etnik dağılımı: beyazlar (çoğunlukla İspanyol ve İtalyanlar) %97, melezler, Amerika Kızılderilileri ve diğer beyaz olmayan gruplar %3.

Din: Roma Katolikleri %92 , Protestanlar %2, Museviler %2, diğer %4.

D


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentinian. argentin. argentine. argentinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argentine. argentinean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Azerbaycan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, nijâd = nesil). Soyu kötü, (Osm.) bed-asl, fürûmâye, soysuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. aselbent..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., K.M. Yakub'un küçük oğlu; israil'de bir kavim; ailenin en küçük oğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cop; büyük içki bardağı; bir kâğıt oyunu; bot. bir çeşit küçük meşe; siyah korsan flaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. blue jay mavi tüylü alakarga, zool. Cyanocitta cristata blue jeans blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme çekeceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). civarda olan, etraftaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Hepimiz bu duyguyu mutlaka yaşamışızdır, ilk defa gittiğimiz bir şehirde geçtiğimiz bir yolu çok iyi biliyor gibi hissetmişizdir yada , yaşadığımız gün içerisinde yolunda gitmeyen bir işimizin sanki nasıl sonuçlanacağını daha önce yaşamışız gibi nasıl sonuçlanacağını bildiğimizi düşünürüz. Karlı bir günde sevgililerin gerçekleştirdiği bir buluşmada olası bir davranış kartopu savaşı iken bireylerden diğeri bunu daha önce yaşadığını düşünebilir... Yaşanılan bir olayın, daha önce de yaşanılmış olması hissine kapılınması durumudur. Fransızcadan gelen deja vu kelimesi, daha önce görülen anlamına gelmektedir. Bir çok insan dejavu, yaşadığını söyler. Kimileri dejavunun Beyindeki bir algı bozukluğundan kaynaklandığını düşünürken kimileri de bunu reenkarnasyon ile bağdaştırır. Bilimsel olarak dejavu şöyle açıklanabilir. Beş duyu organımızdan beyne giden sinyaller özellikle görüntü ve ses beyin tarafından algılanamayabilir. Oysa algılanamayan bu bilgi beyinde kaydedilmiştir.Ayrıca ne zaman yaşanıldığı konusunda bir bilgi yoktur. Beyin bu sinyalleri tekrar aldığında ise kişi bu olayı ikinci defa yaşadığı hissine kapılabilir. Bunun dışında beynin sağ lobu ile sol lobu arasında mikrosaniyeler seviyesinde bir çalışma süresi farkı vardır. Bir olayı beynin bir tarafı diğer tarafından önce algılar ve bilgi ikinci lobda algılandığında kişi ikinci defa yaşanmış hissine kapılabilir. Ayrıca yaşanılan olayın daha önce bir benzerinin görülen ve hatırlanamayan bir rüyada yaşanmış olması da olasılıklar dahilindedir.

Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bayat konu; bunu evvelden görmüştüm duygusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détergent

arıtıcı

Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden bire söyleyivermek; atmak, fırlatmak, fışkırtmak. ejacula'tion (i). ünlem; (fizyol). dışarı atma, fışkırtma. ejaculatory (s). ünlem şeklinde, birdenbire, ani, fevri (söyleyiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ejeh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İ.O. IX. yüzyılda bir İbranî peygamberi olan ilyas peygamber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) bir cümle veya fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısrada devam etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news agency. news agency / service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Allaha şükür!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hicaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). burada yatıyor, burada gömülüdür (mezar kitabesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hijack.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvvet zoru ile çalmak; hareket halindeki uçağı veya başka bir taşıtı kendi istediği yöne çevirmek. hijacker (i). uçağı veya başka bir taşıtı kaçıran kimse, uçak korsanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) January.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dürtmek, itmek; ucu keskin bir şeyle dürtmek; (i.) dürtme, saplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hızlı konuşmak, çabuk çabuk konuşmak; anlaşılmaz şekilde söz söylemek; anlamsız laf etmek; (i.) çabuk konuşma; anlaşılmaz veya manasız laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıcak memleketlerde bulunan bir çeşit leylek, (zool.) Jabiru mycteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) büzgülü dantel veya muslin göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sümbül, (bot.) Hyacinthus; (bak.) hyacinth.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (oto.) kriko; adam, köylü; gemici; ağır yükleri yerinden kaldırmaya özgü makina, bocurgat makinası; iskambil bacak, vale; bazı oyunlarda top; argo para; (elek.) priz; (den.) cıvadra sancağı, demir sancağı; ingiliz veya Amerikan bayraklarının üs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), up ile bocurgatla yükseğe kaldırmak; bir kimseye vazifesini hatırlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şiddetli ayaz veya kırağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), eski çıtkırıldım delikanlı, züppe, cicibey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çakal, (zool.) Canis aureus; başkasının hesabına alçakça iş gören kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek eşek; ahmak adam, eşek herif. Iaughing jackass Avustralya'ya özgü bir cins balıkçıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (s.) kaba kuvvet; kaba kuvvet kullanan kimse; (f.) kaba kuvvet kullanarak başkasını boyun eğmeye zorlamak; (s.) kaba kuvvete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir tür küçük karga, (zool.) Corvus monedula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ceket; ciltli kitabın üstüne geçirilen kâğıt kap; (mak.) silindir ceketi; (f.), (mak.) silindire ceket geçirmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basınçlı hava ile çalışan kaya delgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kutu açılınca içinden fırlayan yaylı kukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan yastığına benzer bir Amarikan bitkisi, (bot.) Arisaema triphyllum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iri çakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balıkçı feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içi oyulmuş ve bir tarafına insan çehresi şekili verilmiş kabaktan oyuncak fener; bataklık yerlerde görülen bir aydınlık, bataklık yalazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) marangoz rendesi, kaba planya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iskambil pot, ortada biriken para. hit the jackpot ABD, (k.dili) en büyük hediyeyi kazanmak, büyük bir başarı kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kriko, miçaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse, kukla; değersiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Mikado'nun çöpleri, bu çöplerle oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD yükselme, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yakup peygamber, Yakup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yakup Peygamberin rüyasında gördüğü dünya ile cennet arasındaki merdiven; (den.) çoğunlukla tahta basamakları olan ip merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan kediotu, (bot.) Polemonium caeruleum; bu türden herhangi bir bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İngiliz kralı

1.James'e veya zamanına ait; 17. yüzyıl İngiliz mimari şekline ait; (i.) bu devirde yaşamış önemli kimse.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransa ihtilâli sırasmda şiddet dönemini başlatan politikacı; Dominik tarikatında papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) jakar. Jacquard loom desenli dokuma tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) övünme; (huk.) başkasının zararına olan boş övünme veya sav; (tıb.) çırpınma. jactitation of marriage (İng.), (huk.) gerçeğe aykırı olarak belirli bir şahısla evlenmiş gibi davranma suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yaşlı ve işe yaramaz beygir, yılkı atı; cadı karı, şirret kadın; fahişe; (f.) ağır bir işe koşarak takatini kesmek, çok yormak jaded s çok yorgun, bitkin; isteksiz, zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) yırtıcı bir deniz kuşu, (zool.) Stercorarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsrail'de Yafa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ged, ging) viraj, keskin dönüş; diş, sivri uç; ok dikeni gibi herhangi bir şey; (f.) diş diş etmek, çentmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo esrarın etkisinde olma; sarhoş edecek miktarda içki; içki âlemi; nöbet. have a jag on ABD, (argo.) sarhoş olmak, kafayı bulmak; esrarın etkisinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Güney Amerika’da yaşayan bir çeşit pars (felis onca).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dişli, çentik, kertikli, sivi uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hurma suyundan yapılan bir çeşit koyu renk şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çentik, kertikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaguar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large and powerful feline animal , ranging from Texas and Mexico to Patagonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is usually brownish yellow, with large, dark, somewhat angular rings, each generally inclosing one or two dark spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is chiefly arboreal in its habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also the American tiger. a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika'ya özgü kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan, jagar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hentbola benzer bir İspanyol oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) cezaevi, tutukevi, hapishane, tevkifhane; hapis; (f.) hapishaneye kapamak, hapsetmek, tutuklamak. jail fever tifüsün eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hapishane gediklisi; mahpus; ip kaçkını; pranga kaçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gardiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hindu dininin bir koluna mensup kimse. Jainism (i.) Hindu dininin bir kolu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Devedikeni. 2.Lüzumsuz ve münasebetsiz lâkırdı, boş ve mânâsız söz, herze, hezeyân.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژ] anlamsız söz, zırva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., |Aj = devedikeni, hâyîden = çiğnemek). Boş sözler söyleyen, saçmalayan, hezeyân eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاژخای] boşboğaz, zevzek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Cakarta, Endonezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo yolunda, iyi vaziyette, slang işler tıkırında .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jacobin

tepeden inmeci

Tepeden inme taraftarı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. jacobinisme

tepeden inmecilik

Egemen güçlerin, toplumun çıkarına birtakım görüşleri, uygulamaları topluma benimsetmesine dayanan akım.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. jacuzzi

sağlık havuzu

İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) calapa, (bot.) Exogonium purga; bu bitkiden çıkarılan müshil ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece yağan ve yapraklara konan ince nem, çiğ, şebnem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژاله] çiy, şebnem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gece meydana gelen ve sabah çiçekler üzerinde görülen su damlacığı, çiğ, şebnem (bkz.Şebnem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Jâleli, kırağılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Fr. Venedik usulü pancur, jaluzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jalousie

şerit perde

İçeriden görülmeksizin dışarıyı görmeyi sağlayan, şerit biçiminde metal veya plastik levhalardan yapılmış bir tür pencere kapama düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. persian blinds. persiennes. window shade. venetian blind. jalousie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venetian blind. sunblind. window shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) reçel, marmelat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming) (i.) sıkıştırıp kımıldamaz hale koymak, kıstırmak; bir şeyin arasına sıkışıp hareketini durdurmak; sıkışmak, çalışmaz veya işlemez hale gelmek (makina, kapı); (i.) sıkışma, sıkıştırılma; bir araya sıkışmış insan veya şeyler; zor durum;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jam-session

toplu caz

Caz müzisyenlerinin bir araya gelerek müzik yapmaları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Jamaika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizinde Ada, Küba’nın güneyi.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 77 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 10,991 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 1,022 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli hava etkindir, iç kısımlarda ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Mavi Dağ 2,256 m.

Doğal kaynakları: Boksit, alçıtaşı, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.83.

daimi ekinler: %10.01.

Diğer: %74.16 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 250 km²(2002 verileri).

Doğal afetler: Temmuz - Kasım ayları arasında kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,758,124 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.8 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.27 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.98 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.24 yıl.

Erkeklerde: 71.54 yıl.

Kadınlarda: 75.03 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %1.2 (2003 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 22,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 900 (2003 verileri).

Ulus: Jamaikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90.9, Doğu Hindistanlı %1.3, beyaz ırk %0.2, Çinli %0.2, melez %7.3, diğer %0.1.

Din: Protestan %61.3, Roma Katolikleri %4, diğer %34.7.

Diller: İngilizce, Creole.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.9.

erkekler: %84.1.

kadınlar: %91.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Jamaika.

ingilizce: Jamaica.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Kingston.

İdari bölümler: 14 bölge; Clarendon, Hanover, Kingston, Manchester, Portland, Saint Andrew, Saint Ann, Saint Catherine, Saint Elizabeth, Saint James, Saint Mary, Saint Thomas, Trelawny, Westmoreland.

Bağımsızlık günü: 6 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ağustosun birinci Pazartesi (1962).

Anayasa: 6 Ağustos 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Ö


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı veya pencerenin dik yanı veya kenar pervazı, süve; (mad.) galeri içinde direk olarak bırakılan maden cevheri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tuzlama veya dumanlanarak muhafaza edilen domuz budu veya kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French: ham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is the French word for 'ham' which consists of the hind leg of the pig, separated from the carcass at about the second joint of the verebrae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, so called from its fanciful resemblance to a 'betterave' or jambon The botanical name of the root is melochia 'What would you do to me, brigand? Give me fifty blows of a matraque, as your officer gave you last week for stealing his jambon?' - Ouida

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo cümbüş, eğlenti, slang gırgır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) January.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarme. constabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarme. police soldier. gendarmerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gendarmerie. police soldier. gendarme. the corps of gendarmes. constable. county constabulary. county police. rural police. rural policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gendarme). Belediye sınırları dışında kalan yerlerin asayişini sağlamakla görevli asker sınıfı, candarma, Osm. zabtiyye: Jandarma askeri, idaresi, kumandanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the duty of a gendarme. policing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ahenksiz ses çıkarmak; kavga etmek, çekişmek; (i.) ahenksiz ses; gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniçeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir binanın temizlik ve tamir işleriyle meşgul olan memur; kapıcı, odacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. changeant

yanardöner

Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. genre

1. tarz,

2.biy. tür

1. Özel oluş veya davranış biçimi, üslup.

2.Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tekerleğin çenber kısmı, ispir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felloe. felly. rim. tire rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Jaunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. rim. felloe. felly. tire rim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ocak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Roma'da kapılar mabudu, başı iki yüzlü bir ilâh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Japan, Japanese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya. Sea of Japan Japon denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iaka parlak ve sert cilâ, Japon verniği; Japon tarzında işlenmiş ve cilâlanmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ned, ning) Japon lakası ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Japon, Japonya halkı; Japon dili, Japonca; (s.) Japonya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), eski şaka etmek; slang işletmek, aldatmak, alay etmek; (i.) şaka, hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Çince, İ.).

1.Japonya halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

2.Japonya’da yapılan, Japonya’ya ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese. japonic. jap. japanese. nip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese silk , Japan silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Japon dili

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Japanese language. in Japanese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japon ayvası, (bot.) Chaenomeles lagenaria; kamelya, japongülü, (bot.) Thea japonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jap. japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japan. japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya’da, Kuzey Pasifik Okyanusu ve Japon Denizi arasında, Kore yarımadasının doğusunda yer alan ada ülkesi.

Coğrafi konumu: 36 00 Kuzey enlemi, 138 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 377,835 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 29,751 km.

İklimi: Güneyde tropikal ve kuzeyde soğuk ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Çok sayıda kayalıklar ve dağlar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hachiro-gata -4 m.

en yüksek noktası: Fujiyama 3,776 m.

Doğal kaynakları: Önemsiz mineral kaynaklar ve balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.64.

daimi ekinler: %0.9.

Diğer: %87.46 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 25,920 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Çoğunluğu sönmüş olan birkaç aktif volkan, yılda yaklaşık 1500 sismik olay.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 127,463,611 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.24 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 81.25 yıl.

Erkeklerde: 77.96 yıl.

Kadınlarda: 84.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 12,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 500 (2003 verileri).

Ulus: Japon.

Nüfusun etnik dağılımı: Japon %99.4, Koreli %0.6 (2004).

Din: Shinto ve Budizm %84, diğer %16.

Diller: Japonca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Japonya.

ingilizce: Japan.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Tokyo.

İdari bölümler: 47 bölge; Aichi, Akita, Aomori, Chiba, Ehime, Fukui, Fukuoka, Fukushima, Gifu, Gumma, Hiroshima, Hokkaido, Hyogo, Ibaraki, Ishikawa, Iwate, Kagawa, Kagoshima, Kanagawa, Kochi, Kumamoto, Kyoto, Mie, Miyagi, Miyazaki, Nagano, Nagasaki, Nara, Niigata, Oita, Okayama, Okinawa, Osaka, Saga, Saitama, Shiga, Shimane, Shizuoka, Tochigi, Tokushima, Tokyo, Tottori, Toyama, Wakayama, Yamagata, Yamaguchi, Yamanashi.

Bağımsızlık günü: 660 M.Ö. (Jimmu İmparatorluğunun kuruluşu).

Milli bayram: İmparator Akihito’nun doğum günü, 23 Aralık (1933).

Anayasa: 3 Mayıs 1947.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 5, G- 7, G-10, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), I


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (red ring) (i.) sarsmak; titretmek; sinirlendirmek; sinirine dokunmak, batmak; bozuk ve çatlak ses çıkartmak, ahenksiz ses çıkarmak; (i.) sarsıntı, şok; çatlak ses. on a jar on the jar hafifçe aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saksı, saksılık; haşlanmış sebzeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jargon

argo

Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Confused, unintelligible language; gibberish; hence, an artificial idiom or dialect; cant language; slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter jargon; to emit confused or unintelligible sounds; to talk unintelligibly, or in a harsh and noisy manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of zircon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler's french.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a characteristic language of a particular group ; 'they don't speak our lingo'. a colorless variety of zircon. specialized technical terminology characteristic of a particular subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language that is used or understood only by a select group of people Jargon may refer to terminology used in a certain profession, such as computer jargon, or it may refer to any nonsensical language that is not understood by most people Literary examples

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The informal or technical language used by members of the same profession or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File [Buy the Book].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language, especially vocabulary of a particular trade, profession or group Jargon is distinct from terminology in that it tends to be colourful, colloquial and visual Its meaning is often confined to an occupational context and even to a locality Ofte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sometimes incomprehensible language used to talk about specialized topics If you need help with computer jargon, check out Jargon, by Robin Williams, a lighthearted and detailed trip through this industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The special technical language of a profession or a group In academic terms, it refers to the specialist language of various disciplines It should be used with restraint and discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New words are used in oral speech long before they are acceptable in formal written language When writing, generally avoid using trendy phrases 'dysfunctional situation'), slang , jargon , and new or recently coined words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language used within a particular field Computer Jargon is compiled in the definitive Jargon File. language known only to members of a specific group, company or industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The language professionals use that no one can ever understand. is the technical or specialist words used by a particular group of people and difficult for others to understand Back to Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any specialized language of a group that is used to improve the efficiency of communication among members of the group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technical language of a special field Learning linguistic terms has been important to our course Groups use specialized lexicon to communicate more directly or accurately, express group solidarity, and maintain status or oppositional identity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical language evolved by specialists so that they can communicate more accurately and efficiently about their interests or concerns. technical terminology of a special activity or group Also, selection of obscure and often pretentious language, indic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like all other specialised subjects, the Internet has its own jargon; a somewhat cryptic language describing technical details Some jargon is explained in this glossary. language used by a particular group, often not understood by the general population:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specialized vocabulary of those in the same work or profession; redundant or wordy writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Words and phrases only you and a small circle of friends know Used for flashing around to show who is in and who is out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specialized language used by job holders or members of particular occupations or organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jargon , slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anlaşılmaz dil veya söz; belirli bir grubun kullandığı dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (min.) zirkonyum taşının renksiz veya sarı bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Jerse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jersey cloth. jersey jacket. jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çorap bağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. suspenders. suspender belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garter. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yasemin, (bot.) Jasminum officinale. yellow jasmine sarı yasemin, (bot.) Gelsemium sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeşime benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) sarılık hastalığı; sağ duyuyu bozan hissi durum; (f.) sarılığa uğratmak; sağduyusunu etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) gezmek; (i.) gezinti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaygısız; gösterişli, şık. jauntily (z.) kaygısızca, fütursuzca. jauntiness (i.) kaygısızlık, fütursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sun Microsystem tarafından geliştirilen programlama dilidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cava adası; Cava kahvesi; A.B.D., (argo) kahve. Java man 1892'de Cava'da bulunmuş olan ve kemikleri maymununkine benzeyen bir tür insan fosili; bak. Pithecanthropus Javanese s., i. Cava'ya veya Cava diline özgü; i. Cava halkı veya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit; elle atılan hafif kargı, harbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Javel suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çene; çoğ. ağız; mengene gibi aletlerin karşılıklı iki parçasından biri; (argo) laf, çene çalma; f., (argo) çene çalmak, dırlanmak. jawbone i., f. çene kemiği; f., (argo) tehditle baskı yapmak. jawbreaker i. çok sert akide şekeri; konkasor, kır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alakarga, kestane kargası, zool. Garrulus glandarius. jaywalker i. pek işlek ve tehlikeli bir caddeyi trafik kurallarına karşı gelerek dikkatsizce geçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. caz müziği; caz müziğine ait parça; caz müziği ile yapılan dans; bir şiir veya oyundaki canlı ve güldürücü unsurlar; (argo) canlılık, hayatiyet, ruh; s. caza ait, caz tarzında; f., (argo) hızlandırmak, canlandırmak, (argo) cinsi münasebett

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kimseye düşen hisse (bu, hisse almak veya temin etmek, vermek suretinde olabilir). Kontenjan milletvekili = Bir siyasî partinin kanunen yetkili bulunan organ tarafından aday gösterilmek suretiyle seçilmiş milletvekili. Kontenjan senatörü = Cumhurbaşkanı tarafından tayin olunan ve seçime girmeden senatör olan senato üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir açının tamamlayıcısının tanjantı, bk. Tanjant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içi ve dışı metalle kaplanmış olup elektrik toplanması için kullanılan cam kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tetanos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçkı fabrikasına giden kütüklerin nehirde meydana getirdiği tıkanıklık; engel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihrace, Hint hükümdarlarına mahsus ünvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Mary Jane A.B.D., (argo) haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نژاد] soy, ırk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Soy, nesil.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, (zool.) Caprimulgus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Soy, nesil, neseb. Pâknijâd = Soylu, asîl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نژاد] soy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Soy, nesil, ne-seb. Tabiat, cibilliyet, (bkz.Nejad).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispritizma seanslarına mahsus üstünde alfabe harfleri veya işaretler bulunan iki tahtadan ibaret tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. pijama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini önemli veya yüksek gören memurlara verilen takma ve güldürücü ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yatarken giyilen ince kumaştan ceket ve pantolon takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyjamas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyjamas. pajamas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pyjamas pajamas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. züppe kimse: papağan şeklinde ok hedefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da Pencap ülkesi. Punja'bi i. Pencaplı; Pencap dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. pajamas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Reykjavik, İzlanda'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sancak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bakış açısına göre renk değişikliği gösteren (şanjanlı demek yanlıştır). Yanardöner.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyun yüzünde sıçrayan herhangi bir cins balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (ahçı) gözleme; çocuk iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebap şişini çevirmek için baca içine yapılan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ev kıyafeti olarak giyilen rahat ve bol ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya fasulyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kule veya yüksek baca tamircisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. altındaki; alttaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstte olan, kaplayan, örten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Trigonometride bir açının tepesini merkez alarak yarı çapı 1 olan bir çember çizdikten sonra açının birinci kenarının çemberi kestiği noktadan çembere çizilen teğet üzerinden açının ikinci kenarının ayırdığı AT doğru parçası uzunluğunun cebrî değeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Truva şehrine veya ahalisine ait; i. Truvalı. Trojan horse Truva atı. Trojan War Truva savaşçı. like a Trojan çok çahşkan; yiğit ve cesur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by