Janr-tür Resmi (genre) ne demek? | Janr-tür Resmi (genre) anlamı nedir? | Janr-tür Resmi (genre)

Janr-tür Resmi (genre) anlamı nedir?

Janr-tür Resmi (genre) ne demek?

Janr-tür Resmi (genre) anlamı nedir?

Janr-tür Resmi (genre) | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katıp karıştırılma, ilâve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla turca

Doğuluca

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the ottoman/turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system of timekeeping according to which the clock is set at 12 : 00 at sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. fizik).

1.Kuvvet akımını toplu bir hale koymak için mıknatısın kutupları arasına yerleştirilen demir parçası.

2.Kondansatörlerdeki iki iletken yüzeyden her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Donanım. Musikide notanın her satır başına konan diyez ve bemollerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. condenser plate. fitting. fitter out. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent of Atatürk's policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Almanca: Osterreiche). Bir orta Avrupa ülkesi, Avusturya. Osm. Nemçe, eski Avusturya ve Macaristan devleti, Avusturya imparatorluğu ile Macaristan krallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Austria) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa’da İtalya ile Slovenya’nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 47 20 Kuzey enlemi 13 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 83870 km².

Kara: 82444 km².

Su: 1426 km².

Sınırları: toplam: 2562 km.

Sınır komşuları: Çek Cumhuriyeti 362 km Almanya 784 km Macaristan 366 km İtalya 430 km Liechtenstein 35 km Slovakya 91 km Slovenya 330 km İsviçre 164 km.

Sahil şeridi: 0 km.

İklimi: Ilıman kıtasal iklim.

Arazi yapısı: Batı ve güneyinde Alpler doğu ve kuzey kısımlarda çoğunlukla düzlükler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Neu***dler See 40 m; en yüksek noktası: Grossglockner 6960 m.

Doğal kaynakları: Demir kereste magnezit kurşun kömür linyit bakır hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %39.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 457 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 8192880 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.09 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.94 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.68 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.6 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.07 yıl.

Erkeklerde: 76.17 yıl.

Kadınlarda: 82.11 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.36 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 10000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Avusturyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Avusturyalı %98 Hırvat Sloven diğer (Macar Çek Slovak diğer).

Din: Roma Katolikleri %73.6 Protestanlar %4.7 Müslümanlar ve diğer %21.7.

Diller: Almanca (resmi) macarca slovence hırvatca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Avusturya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Avusturya.

Yerel tam adı: Republik Oesterreich.

yerel kısa şekli: Oesterreich.

ingilizce: Austria.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Viyana.

İdari bölümler: 9 eyalet; Burgenland Kaernten Niederoesterreich Oberoesterreich Salzburg Steiermark Tirol Vorarlberg Wien.

Bağımsızlık günü: 1156 (Bavarya’dan).

Milli bayram: Ulusal gün 26 Ekim (1955).

Anayasa: 1920.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası) AsDB (Asya Kalkınma Bankası) AG (Avustralya Grubu) BIS (Uluslararası İmar Bankası) BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) (gözlemci) CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi) CE (Avrupa Konseyi) CEI (Orta Avrupa Girişimi) CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı) EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi) EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası) ECE (Birleşmiş Milletl


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir vasıtayla eğlendirip oynatmak, iğfal ettirmek, kandırtmak.

2.(Çocuğu) dadısına hoplattırıp oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitler yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir memlekette bulunan iki ayrı kültür unsuruyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Neşter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lancet. scalpel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak.

2.Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu.

3.(dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tropikal memleketlerde görülen ,şiddetli humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi hasletlere sahip Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). zaptetmek, zorla ele geçirmek; esir etmek; (i). zaptetme, ele geçirme; esir, ganimet. capturer (i). ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da yüzbaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzyıl, asır; yüz kişi veya yüz şeyden ibaret topluluk; eski Roma ordusunda yüz kişilik bölük. century plant yüz yaşına gelene kadar çiçek açmadıgına inanılan bir süs bitkisi, agav, (bot). Agave americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kemer kuşak; çevre hududu; (f). etrafını çevirmek, ihata etmek, kuşak dolamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., argo (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz. ABD, 8rg0 (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli olay veya işlerin bir araya gelmesi; kritik durum, buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan, fitri, tabii; (bak). natural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Coşmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrapture. titillate. uplift. to carry away. to excite. to enthuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite. to stimulate. to incite. elate. enthuse. exhilarate. galvanize. lash. panic. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating. exhilaratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yassı.

2.Yassı burunlu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çutra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örtü, saklanma; (huk). bir kadının kocasının himayesi altında olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaratık, varlık, mahluk; insan, hayvan; bende, köle, kukla, bir kimseye bağlı olan ve itaat eden kimse. creature comforts vücudun rahatını sağlayan şeyler, refah. creaturely (s). yaratıklarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kültür; terbiye, irfan; münevverlik, medeniyet; medeniyetin bir safhası;(tıb). kültür; (f). kültür yapmak, laboratuvarda mikrop üretmek. culture trait kültür hususiyeti. cultural (s). irfana ait; medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavislenme, bükülme, eğrilme, eğrilik, eğiliş; (mat). eğrilik. curvature of the spine (tıb). belkemiği kayması, belkemiğinin eğriliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Resmî dâire, hükümet dâiresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatula, tatala, (bot. ).Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). tahvil, senet, pusula. debenture bonds tahvilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcohol mavi ispirto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takma diş, damak, protez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission izin. müsaade. gangway!. make way!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. leave. make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستور] izin. 2.zerdüşt rahibi. 3.uzak dur. 4.izin ver.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (el demek olan dest ile «ver» edatından mürekkeptir. Cem’i desâtîr gelir).

1.Hüküm ve nüfuzu olan vezir: Destûr-ı mükerrem, destûr-ı Azâm.

2.Zerdüşt dininin mânevî reisi ve lideri. 3.Büyük defter, başvurulan defter-i kebîr.

4.Esas kaide, bir ilim ve fende kaidelerin uygulandığı esas kaide ve umumî örnek: Hesap, cebir düsturu.

5.Türk devletinin kanunlar dergisi. 6.Ruhsat, izin, mezuniyet. Destur = İzin verin geçelim. Müsaade edin, açılın. Bu mânâ ile cin ve perilere karşı da kullanılıp, karanlıkta bir yere girileceği vakit «destur» denilir. Destûr-ül-amel = Her iş ve hareket ona tatbik edilmek üzere örnek alınan kaide ve nizam veya tâlimat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanştırmak, altüst etmek, düzenini bozmak; rahatsız etmek, taciz etmek, tedirgin etmek; endişelendirmek, müteessir etmek, üzmek; telâşa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karışıklık, kargaşalık, fesat;rahatsızlık, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kavga veya güreş ettirmek: Koç, horoz döğüştürmek. (bk.) Dövüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dökmek işini yaptırmak.

2.Kolaylıkla ve pişkin bir tarzda söylemek, yazmak, oynamak, oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth poured. to have sth cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Gezinip aramak, araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transform. convert. turn into. turn to. coke. reduce. resolve. translate. transmute. transubstantiate. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform. turn. to change/turn. to convert. to transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dövüştürmek, (bk.) Döğüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pit against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiyatro eseri yazma sanatı. dramatur'gic (s). bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Arka arkaya dürtmek: Hayvanı dürtüştürmek.

2.Zorla bir iş yaptırmak, devamlı şekilde zorlamak ve teşvik etmek: Şimdiki hizmetçiler ancak dürtüştürmekle iş görürler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod repeatedly. to goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. desâtîr). t. Kanun, kaide.

2.Vezir, müşîr: Düstûr-i mükerrem.

3.Büyük defter.

4.Esaslı kaide.

5.Kanunları içine alan kitap: DüstOr-nâme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motto. principle. rule. code of laws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. norm. rule. code of laws. principle. regulation. axiom. criterion. prescription. equation. formula. reference. law. maxim. rule book. terms of reference. watchword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmayıp daima öten, çok söyler, geveze: Düttürü Leylâ = Geveze ve kılıksız kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mural painting. wall painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دستور] kural, prensip. 2.kanun kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrastructure

top. b. altyapı

Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. saçaklık, direk üstü tabanı, sütun pervaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eren-türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اوانی ترابه] toprak çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide saz imali sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Nümûne, örnek, kumaş örnekleri destesi: Faturasını gönderdi. 2.Satın alınan bir mal için satıcının verdiği makbuz: Gümrük dairesi fatura ister Malfature = Manifatura’dan galat. (bk.) Manifatura.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. invoice. receipt. tab. rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. bill parcels. bill of sale. black letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write an invoice for. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an invoice/bill. having a rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreceipted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yüz uzuvlarından biri; (çoğ). sima, çehre; özellik, hususiyet, vasıf; hal, şekil; asıl filim; makale; (f). önem vermek, belirtmek, tebarüz ettirmek; (k).dili benzemek. be featured baş rolü oynamak, baş rolde olmak. Feature that (h). dili Dü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. league table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iplikçilik; iplik fabrikası, iplikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit şey. fixtures (i). sabit eşya; (huk). müştemilât, demirbaş. Iight fixtures elektrik teçhizatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceza olarak kaybetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırma, kırılma; kırık; (tıb). kemik veya kıkırdağın kırılması, kırık; yarık; çekiçle kırılınca madenin meydana çıkan yüzeyi; (f). kırmak çatlatmak, yarmak; kırılmak. compound fracture (tıb). kırılan kemik uçlarının deriyi delerek dışarı çıkm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Alman kitaplarında daha çok eskiden kullanılan harf şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eşya, mefruşat, mobil ya, malzeme; matb yazılar arasındaki boş lukları doldurmak için kullanılan madent parçalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Gevşeklik, gayretsizlik, rehâvet: İşe fütûr geldi. 2.Bıkma, usanma: Yazı yazmaktan fütûr getirdim. Devamlı çalışmaktan insana fütûr gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i gelecek, müstakbel, istikbalde olan, gelecek zamana ait; i istikbal, gelecek, yarın, ati; ömrün geri kalan kısmı; gram gelecek zaman kipi futures i, çog ileride teslim edilmek üzere satılan veya satın alman mal: vadeli işlemler future perfect g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i fütürizm futurist i fütürist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Sanatta fütürizm görüşüne bağlı olan.

2.Bu görüşle yapılan sanat eseri.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futuriste

gelecekçi

Gelecekçilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist. futuristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i istikbal, gelecek; ileride meydana gelecek bir olay fuze, fuzee bak fuse, fusee

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1910 yılında italya’da doğan ve geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle alâkalı ihtisasları aynı zamanda gösteren sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurisme

gelecekçilik

İtalyan şairi Marinetti’nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتور] gevşeklik. 2.bıkkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. trimming. trimmings. garnishing. garniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. garniture. trimmings trimmings. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garnitür, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military review parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarz, tür, nevi; güz. san. günlük hayatı tasvir eden tarz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hareket, jest, dikkati çekmek için yapılan hareket; f. el ile hareket yapmak, jest yapmak. gestural s. el hareketlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orta Asya’da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İki veya fazla adamın birbirlerini görmelerine vasıta olmak, mülâkat ettirmek, bir yere gelmelerine yardım veya müsaade etmek: Sizi seveceğiniz bir adamla görüştüreceğim. Bu mektepte talebeyi yabancılarla görüştürmezler.

2.Sohbet ve mükâleme veya müzakere ettirmek: Ben iki tarafı görüştüreyim de karalarını size bildiririm. .


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring about a meeting between (one person and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Görüşmeleri sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brought together (for a meeting , discussion , interview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Götürmek işi. (bk.) Götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-out. carrying. carriage. traction. conveyance. conduct. dispatch. haul. elimination. cancel. removal. shift. transportation. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Götürmek, yakından uzağa sevk ve nakletmek, getirmek mukabili: İzin verdiğimiz uşak, eşyasını alıp götürdü. On defa eşyasını getirip götürdü.

2.Koparıp almak, Osm. ref ve İzale etmek: Gülle bir kolunu götürdü. Atını su götürdü.

3.Kaldırmak, tahammül etmek, kabil ve mütehammil olmak: Bu pirinç çok su götürür. Sert adamdır, lakırdı götürmez.

4.Almak, taşıyabilmek: Bu kap iki okka götüremez. Su götürmek = Tevile müsait olmak. Başka türlü ifadeye müsait olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. carry. take away. carry away. lead. guide. bear. bear away. conduce. get. lead on. put across. remove. take off. usher. whip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. deliver. drive. ferry. get. lead. sail. take. transport. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take (away. to carry (off. to convey. to accompany. to remove. to destroy. to cause the death of. to stand for. to bear. to put up with. to lead to a result. to take off to jail. to take with. to lead. to guide. to shift. to conduct. to eliminate. to w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Götürmek işini yaptırmak: Şu eşyayı yerine götürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur.

2.Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez.

3.Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gırtlağa ait; boğazdan telaffuz olunan; (i.) gırtlaktan veya ağzın arka kısmından çıkarılan ses; bu sesleri temsil eden harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜR) (i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Kütür kütür erik yiyordu, (bk.) Kütür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Darb-ı Türkt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi), (bk.) Hatır hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra gelme: Hatırıma: Zihnime hutûr etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmamış, kemal bulmamış, ham, toy, olmamış, gelişmemiş, pişmemiş. immaturely z. yetişkin kimse gibi davranmayarak; vaktinden evvel, ol gunlaşmadan. immaturity i. hamlık, toyluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakur, ağır başlı, temkinli, nefsine hakim, soğukkanlı. imperturbability i. ağır başlılık, vakur olma, temkinli olma, soğukkanlılık. imperturb'ably z. nefsine hakim olarak, vakarla imperturba'tion i. soğukkanlılık, itidal, ağır başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. baskı ruhsatnamesi (özellikle Katolik Kilisesi tarafmdan verilen).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhtelif şeylerin birbirine karışması; karışmış şey, ka rışım, halita; ilave edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resmen memuriyet makamına koyma, tayin; resmi elbise, üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili bir fotoğraf sensörü, ortam aydınlatma koşullarını kontrol eder ve resim parlaklığını otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. genre

1. tarz,

2.biy. tür

1. Özel oluş veya davranış biçimi, üslup.

2.Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir kadına kocası tarafından ve kocanın ölümünden sonra kalmak şartıyle bağlanan gelir; f. böyle gelir bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, bağlantı, irtibat; oynak yeri, mafsal; dikiş yeri; nazik zaman, mühim an; aralık, vakit, zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir kimsenin, bir şeyin veya bir olayın biçimi gülünç hale getirilerek çizilmiş resmi. 2.mec. Beceriksizce yapılmış şey, taslak: Ev karikatürü, insan karikatürü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. take-off. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. comic strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karikatür çizmeyi meslek edinen ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleştirmek, yan yana getirmek, temas ettirmek, Osm. ilsak etmek: Etekleri, önünü kavuşturmak, ellerini göğsü üzerinde kavuşturmak.

2.Mülâkat ettirmek, bir yere getirip görüştürmek. Ayrılıktan sonra birleştirmek: Allah sizi sevdiklerinize kavuştursun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring together. fold. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. to cause to meet. to bring together. to unite. to cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reunite sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin muayyen bir zamandaki siyasî, sosyal yahut ekonomik durumunun bağlı bulunduğu unsurların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjoncture

geçerli durum

Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic sitaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic situation (of a country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contour. outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dış çizgi. Bir nesnenin dış hatları, sınırları anlamına gelen terim, nesnelerin silüetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make speak. to draw sb out. to play very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb talk. to allow sb to talk with. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acele İle yürütmek: Hayvanı koşturup ter içinde bırakmış.

3.Sür’atle göndermek, hızla yetiştirmek: Kendisine haber koşturdum.

3.mec. Boşuna yorulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakıştırmak, ekletmek, Osm. izâfe ettirmek, Isnât ettirmek: İslim dini Tanrı’ya asla ortak koşturmaz.

3.Birlikte göndertmek: Yollar emin ama yine de ona bir iki jandarma süvarisi koşturmalı.

3.Araba, sapan vesaireye hayvan bağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hitched to. to send sb to an errand. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Kovuşturmak işi. 2.Suçu bildirilen biri hekkınde yapılan soruşturma ve araştırma, takibat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution. investigation of a case by a legal agency of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peşine düşmek, takip etmek, kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecute. to prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to investigate a crime. to prosecute sb. to take criminal proceedings against sb. to proceed against sb by law. to initiate / to institute / to take / to recur to / to have recourse to le. legal proceedings against sb. prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir milletin manevî varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren fikir ve sanat mahsullerinin, an’anelerin bütünü.

2.Fikrî çalışmalarla çeşitli zihnî melekelerin gelişmesi, zenginleşmesi. 3.Bu zenginleşmeye temel teşkil eden bilgilerin bütünü. Kültür-fizik = Beden eğitimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture. ethos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kültür, hars, ekin, ekinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural capital / centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kültüre ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültür sahibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured. intelligent. sophisticated. enlightened. well-educated. cultivated. thoroughbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. cultured. sophisticated. literate. well-read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski, işe yafamaz, kullanıla kullanıla bozulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. junky looking. ramshackle. conk out. decrepit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yediğini çıkart mak: Kusturacak bir ilâç lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gücendirmek, darıltmak, muğber etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offend. hurt. make angry. vex. dissatisfy. huff. miff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusturan, Ar. mukayyî: Kusturucu ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vomitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an emetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUTR) (i. A.) (c. aktâr). I. Taraf, yön, yer, cihet: Aktâr-ı şimâliyede yaşayan hayvanlar (bu mânâ ile cem’i kullanılır).

2.(geometride) Dairenin merkezinden geçmek şartıyla bir tarafından diğer tarafına uzanan düz çizgi ki, dairelerin, silindir ve küre şeklindeki şeylerin ölçüsüdür. Nısf-ı kutr = Dairenin merkezinden yayının bir noktasına uzanan düz çizgi, yarıçap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crunch. to snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küt küt edip ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kütürtüsü olan KÜÜL

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. cover. coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) topyekün seferberlik; böyle seferberlikte toplanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. konferans, belirli bir konu üzerine konuşma; umumi ders; tekdir, paylama, azarlama; f. konferans vermek; ders vermek: tekdir etmek azarlamak. lecturer i. konferans veren kimse; okutman. lecture ship i. okutmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlan koyan millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bag, bağlama, raptetme; tıb. kan damarını bağlamak için kullanılan tel veya iplik; müz. bağ; f. tel ile bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik) (İ. ligatura = bağ). Salamastradan yapılmış, sicim ve bağ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. littérature

1. edebiyat,

2.kaynak

1. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi. 2.Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyat: yazılmış kitaplar, eserler: edebi meslek: müz. belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -gical s. ayine ait, umumi duaya ait, ayinle ilgili. liturgically z. ayin kabilinden olarak. liturgics i. umumi ibadet merasimini idare etme sanatı; ayinlerin tarih ve tefsiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayinler kitabına bağlı kimse; ayinler kitabını tertip eden veya bu ilmi bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplulukla dua usulli; kilise ayinleri kitabı; ekmek ve şarap takdisi ayini, Aşai Rabbani, komünyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (Fr. manlfactura). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünlarl: Manifatura mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Manifatura çeşidindan dokuma vesair fabrika ürünlarl satan tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istimna etmek. masturba'tion i. istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaşmak; tıb cerahat toplamak. matura'tion i. olma veya olgunlaşma, yetişme, kemale erme; cerahat toplama. mat'urative s. olgunluğa götüren, erginleştiren; cerahat top laylcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemale erdirmek, olgunlaştırmak; olmak, olgunlaşmak, kemale ermek; vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmlş, olmuş, kemale ermiş, ergin, olgun; iyi hazırlanmlş, tamam; vadesi gelmiş. mature de liberation iyi ve uzun düşünme. maturely z. olgunca; tamamen, dikkatle. matureness i. olgunluk, kemal. maturity i. olgunluk hali; vade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fıtrat» tan imef.) (mü. meftûre).

1.Yaratılmış, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde.

2.Yaradılışta olan, tabii, cibillî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fütûr» dan). Yorgun, bezgin, yılgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den imef.) (mü. mestûre). Örtülü, kapalı, gizli, perdeli: Bu, bir emr i mestûrdur. (mü.)

1.Mestûre = Yaşmak ve peçe tutunan, açık gezemeyen (kadın).

2.Perdeli, namuslu: Mestûre kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «satr» dan imef.) (mü. mestûre). Çizilmiş, yazılmış, yazılı: Tafsilâtı tarih kitaplarında mestûrdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستور] örtülü, gizli, kapalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسطور] yazılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli tutulan işlerlerde harcanmak üzere hükümetin emrine verilen para. Tahsîsât-ı mestûre = Örtülü ödenek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. su dökmek, işemek. micturi'tion i., tıb. sık sık su dökme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. minyatur; (eski) elyazısı kitaplarda resim veya tezhipli yazı; s. minyatür halinde, çok ufak yapılmış; f. minyatür halinde resmetmek. miniature camera 35 m.m.'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinası. in miniature ufak boyda y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin daha küçüğünü icat etmek veya yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eski yazma kitaplarda görülen, ince bir san’atla işlenmiş olan, renkli resimlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Minyatür yapan ressam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışım; karıştırma; katıştırma; karışma, karıştırılma, kaynaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Nastûriyye). Musul yakınlarında yaşayan bir Hıristiyan mezhebi ve onun mensûbu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. latin çiçeği, bot. Tropaeolum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Natır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nature

doğa

Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). İnsanda yapılış hususiyeti, kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. doğal, tabii, asıl, doğuştan; normal, suni olmayan; tabiata uygun; müz. doğal, natürel; i., A.B.D., k.dili doğuştan hünerli kimse; müz. be kar; piyanonun beyaz tuşu; (eski) doğuştan budala. natural child gayri meşru çocuk; öz çocuk. natural chi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğacılık; tabii hal, tabii hisse dayanan düşünüş, eğilim veya hareket; ilah. yalnız tabiata dayanan ahlâk ve din veya felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat bilgisi uzmanı; natüralizm ögretisine bağlı kimse. naturalistic s. tabiata uygun, doğaca; tabiat bilgisine ait; natüralizm ekolüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yabancı uyrukluğa kabul etmek; yabancı kelimeleri lisana almak; bir bitki veya hayvanı yerlileştirmek; tabiata uydurmak, tabiileştirmek; yerlisi gibi olmak; tabiatı incelemek. naturaliza'tion i. uyrukluğa kabul; yerlileşme; yerlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe).

1.Yaratıcı bir sebebin, ilâhî bir düzenleyicinin varlığını reddederek tabiatın kendiliğinden var olduğunu kabul eden doktrin.

2.(edebiyat) Müsbet ilmin metotlarını ve vardığı neticeleri sanata tatbik ederek, gerçekleri mükemmel bir objektiflikle anlatmayı hedef alan edebî görüş.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturalisme

fel. doğalcılık

Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat, mizaç, yaradılış, maya; doğa, tabiat, âlem, dünya; varlıklar, yaratlklar; kâinat; ilah. insan ahlâkının düzelmemiş hali; içgüdü; çeşit; doğal durum. nature worship doğaya tapma, doğacılık. against nature tabiata aykırı. by nature tabiatıyle,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(musiki). Nota yazısında bir sesin notasız yani bemol ve diyezsiz olduğunu gösteren terim. Bekar ile karıştırılmamalıdır, (bk.) Bekar.

2.Tabiî, tabiata uygun.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturel

doğal

Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. innate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturisme

fel. doğacılık

Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. nature-morte). Konusu koparılmış çiçek, meyve, avlanmış hayvan vesaire gibi cansız şeyler olan resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nature morte

ölüdoğa

Konusu, cansız varlıklar veya nesneler olan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

still life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fake invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suriye’deki bir Hıristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نيم رسمی] yarı resmî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geceye özgü; geceleyin olan; geceleyin çiçek açan; geceleri gezen veya yem arayan (hayvan). noctur nally (z.) gece, geceleyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tatlı ve duygulu müzik parçası, geceye mahsus parça; resimde gece manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geceye ait, geceyi terennüm eden musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

adlar dizgesi

Belli bir alan için bağlayıcı olan adlandırmaların bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir ilim veya fen dalına ait terimler, terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.) (uyd. k.). Nötr hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) besleyen şey, gıda; terbiye; bakıp büyütme; (f.) beslemek, bakıp büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NVIDIA® TurboCache™ teknolojisi en yüksek sistem performansı için, video belleğinin boyutu ve bant genişliği ile dinamik olarak kullanılabilen sistem belleğini birleştirir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovuşturmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türemış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, güçlü Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. constitution. generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. constitution. generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. create. compose. carve out. constitute. effectuate. forge. generate. make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build. compose. constitute. form. generate. to form. to constitute. to compose. to make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form. to constitute. call into being. compose. develop. make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be formed. to be constituted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be formed. to be constituted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öpmeye zorlamak veya izin vermek: Kimseye elini öptürmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb kiss oneself or sb else. to have sb kiss sb. to have sb kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sb kiss oneself or sb else. to have sb kiss sb. to have sb kissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öpüşmeye yani birbirini öpmeye zorlamak veya izin vermek.

2.Barıştırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örtmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oturma, dinlenme, dernek: O kış Erzurum’da oturak tuttular.

2.Oturulacak yer, oturulan yer, merkez, makam.

3.Oturulacak yer, sıra, sofa.

4.Konak: Beş gün askere oturak verdi. 5.Bir şeyin yere değecek ciheti, kaide.

6.Kayıkta kürek çekilirken oturulan yer.Aptes etmek için kullanılan kap, lâzımlık.Seferde istirahat hâlinde olan, konaklayan: Beş gün oturak kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. saddle. chamber pot. bottom. foot. stand. seat. badpan lazımlık. thwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. slop jar. potty. low stool. bottom. base. foundation. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe.

2.Gösterişli: Oturaklı ev, adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitant. sitting. snug-fitting. inhabitant sakin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resident. residentiary. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oturmak işi. (bk.) Oturmak.

2.Altından bir şeyin üzerine kakılmış büyük elmas veya diğer taş.

3.Sebze üzerine kondurulmuş kuşbaşı kebap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting. sitting. staying. stay. fit. residence. occupation. inhabitation. living. habitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitation. residence. sitting. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. settlement. stay. sitting. housing. living. lodging. residing. resting. settling. quatering. precipitation. deflation. sinking. sedimentation. fit. deposition. habitation. residence. rest. seating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence permit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. living / sitting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayakları toplayıp kıç üzerine yerleşmek, vücudun yalnız yukarı kısmı dik olacak şekil almak: Yere oturmak, sandalye üzerine oturmak.

2.Hareket etmeyip durmak, kalmak, vakit geçirmek, eğlenmek: Burada kaç gün oturacağız?

3.İkamet etmek: Bu evde oturuyorum, yazın Boğaziçi’nde oturur.

4.Hiç bir işle meşgul olmayıp istirahat etmek, işsiz vakit geçirmek.

5.Çökmek, aşağı inmek.

6.(geminin) Dibi sığda toprağa dokunmak, karaya gelmek: Az kaldı vapur oturuyordu.(bir Sıvının tortusu) Dibe çökmek, süzülmek, teressüb etmek: Tortu şişenin dibine oturmuş. Aşağı oturmak = Rahat etmek. Geri oturmak = Edepsizce vaziyet almak. Kan oturmak = Kan toplanıp mor ve kırmızı bir hâlde görünmek: Gözüme kan oturdu. Kuluçkaya oturmak = Tavuk vesaire, piliç çıkarmak üzere yumurtaların üzerine yatmak ve mec. Daima bir yerde kalıp hareket etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sit. sit down. be seated. take a seat. sit oneself. seat oneself. sit on. fit. live. reside. occupy. dwell in. indwell. inhabit. gear. hang out. locate. lodge. park oneself. perch. room. set. settle. stable. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. inhabit. live. reside. sit. to sit. to sit down. to squat. to live. to reside. to inhabit. to occupy. to dwell. to fit well. to settle. to sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to sit down. to sit upon. to reside at. dwell to fit on to settle. to subside. to house. to stay. to quarter. to inhabit. to lodge. to rest. stabilize. to precipitate. to sink. to r.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturtulmuş, yerleştirilmiş. Patlıcan oturtması = Tekerlek tekerlek kesilip sahana oturtulmuş patlıcan ile kıymadan yapılan yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of ground meat and vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dish made of ground meat and vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oturma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. embed. fix. quarter. rest. seat. sit. to seat. place. to set mount. to let dwell. to sit sb down. to let sb dwell. to allow to rest. to set. to mount. to embed. to bed. to deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seat. to sit sb down. to put. to place sth in a specified place. to set. to mount. to let sb sit. to let sb live or dwell in. to run aground. to make sth fit on sth else. domicile. dominance. nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oturmaya zorlanmak veya izin verilmek: Bir sandalyeye oturtuldu.

2.Yerleştirilmek, konulmak: Bu taş, duvarın üzerine oturtulacaktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seated. to be placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seated. to be placed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Sebep gösterir, dolayı, binâen-aleyh. Bundan ötürü = Bundan dolayı, bu sebepten, binâen-aleyh. Neden ötürü = Ne sebeple, niçin?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the strength of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkamet edilmek: Burada oturulmaz, orada kaç gün oturulacaktır? Bütün gün işsiz oturulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to live. to dwell (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.).

1.Celse. bk. Celse.

2.Oturmak işi, ikamet. Açık oturum = Bir meselenin karşılıklı görüşülüp, enine boyuna münakaşa edilmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sessional. sitting. session. hearing. meeting. seance. conclave. court. diet. forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. hearing. session. sitting. residence. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting. hearing. banc. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturmak işi ve tarzı: Bu, nasıl oturuş?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of sitting. sit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yatışmak: Kargaşalık, fırtına oturuştu (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önerme; müz. uvertür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek, altüst etmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devirme, altüst etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ovuşturmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürerek ovmak: Ellerini ovuşturmak, mec. El ovuşturmak = Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürülerek ovulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Dolu topu söküp temizlemekte kullanılan burgulu sırık.

2.Topun yuvarlağına konulan sıkı, gülle sıkısı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.Turancılık. PanTuranian s. Turancılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pantouranisme

Turancılık

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. panturkisme

Türkçülük

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğurmak üzere olan; bir fikir veya plan meydana getirmek üzere olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çayır, otlak, mera; f. çayırda otlamak veya otlatmak. pasturage i. otlak. put out to pasture emekliye ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pekin Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam ve güçlü Türk.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. peinture

boyama

Boyamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yağlı boya tablo anlamında kullanılır. Kökeni Fransızca’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihnini karıştırmak, altüst etmek, rahatsız etmek. perturbable s. rahatsız edilebilir, altüst edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatslzlık, huzursuzluk, ıstırap; karışıklık; heyecan; astr . bir gökcisminin hareketinde başka bir gök cisminin etkisi ile meydana gelen düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. resim, tasvir, suret, timsal; tanımlama, tarif; filim; gorüntü; f. tanımlamak, tarif veya tasvir etmek, resmetmek; canlandırmak, tasavvur etmek, hayal etmek. picture book resim kitabı, resimli kitap. picture frame resim çerçevesi. picture gall

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony görüntü ve video düzenleme yazılımı paketi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Picture Power, akıllı resim ve kontrast geliştirme teknolojilerini içermektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinelerinde görüntülerin işlenmesi, organizasyonu ve paylaşımı gibi konularda kullanıcıya yarar sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pitoresk, resim konusu olmaya elverişli, renkli, etkili; güzel; canlı, kuvvetli (ifade). picturesquely z. pitoresk bir şekilde. picturesqueness pitoresk oluş; güzellik, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Resim içinde resim’ özelliği ile aynı anda pek çok kanalda ne olduğunu izleyebilir. Daha düşük enerji tüketimi kullanıcılara çok daha uzun çalışma süresi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık uretimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yemek yağlarından) damar sertliğine karşı koruyucu tipte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postmaturé

tıp geçdoğan

Normal zamanından sonra doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duruş, poz, vaziyet; hal, işlerin gidişi; zihni vaziyet, tefekkür hali; f. suni vaziyet vermek veya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Buruşmuş, kırmalı ve potlu.

2.Kırmalı ve buruşuk şey: Damağın poturu.

3.Kıçında kırmaları çok, bacakları sıkı alt giyeceği.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge, makam, hizmet süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prématuré

tıp erkendoğan, günsüz

Zamanından önce doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. prematurity i. vaktinden evvel gelişme, mevsimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağandışı; doğaüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk evlât olma; huk. büyük evlât hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proforma invoice. interim invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo istasyonunu aramanızı ve ayarladığınız istasyonun türünü görmenizi sağlar. NEWS (haber) ve SPORT (Spor) gibi PTY veri isimleri, kafa biriminin ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. delme; iğne deliği gibi ufak delik; patlama (otomobil lastiği); f. delmek, delik açmak; değersizliğini ispat etmek. We had a puncture. Lastiğimiz patladı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knob. slight protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertleşmiş deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpy. rough. shaggy. chapped. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopped. cracked. chilblained. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıda, tavan ya da duvar üzerine resmedilerek içinde yeraldığı mekânın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekân düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin, bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekân perspektifi, quadratura sayılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare yapma; mat. alan hesabı; astr. dördün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendinden geçme, vecit hali, vecde dalma; aşırı sevinç. rapturous (s.) vecit halinde, kendinden geçmiş. rapturously (z.) kendinden geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) tekrar zaptetme; (f.) zaptedilmiş şeyi geri almak; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İzlediğiniz kanalın teleteksti, ekranın sağ tarafında gösterilirken, resim solda kalmaya devam eder.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. resmiyye).

1.Devlet tarafından veya devlet namına olan: Resmi ilân.

2.Alayla ve törenle yapılan: Resmi bir karşılama.

3.Adet yerini bulsun diye yapılıp aslında samimi olmayan: Resmi bir söz söyledi. Hendese-i resmiyye = Düzlem geometri, zıddı: Hendese-I mücesseme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official. regulation. formal. ceremonious. ceremonial. legal. solemn. state. civil. authorized. certificated. starchy. statutory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond. ceremonious. formal. frigid. official. solemn. starchy. stiff. stuffy. ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. formal. official. government. pertaining to the government or to a government office. authorized. ceremonious. device. ceremonial. solemn. starchy. stately. stiff. technical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletle ilgili olan. 2.Törenle yapılan. 3.Çok ciddi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full dress. formal dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Official Auction Market)

Mahkemelerin, icra dairelerinin ve diğer resmi dairelerin Borsa’da yapılmasına gerek gördükleri menkul kıymet satım işlemlerinin yapıldığı pazardır


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül gibi güzel, gül biçiminde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalize. officialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Resmi olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremoniousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Resmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(RESMİYYET) (i. A ).

1.Resmilik, resmi sıfat.

2.Samimiyet zıddı: Onunla çok resmiyiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventionality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. formality. solemnity. official character. officialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. conventionality. formality. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. resmiyyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resmîleştirmek, resmîlik kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Resmi işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رسميت] resmîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geri dönmek, geri gelmek, geri gitmek, avdet etmek; eski sahibine dönmek; yanıtlamak, cevap vermek; mukabele etmek; geri getirmek; geri göndermek, iade etmek; ödemek; (kar) sağlamak, getirmek; (tenis) iade etmek (topu); resmen ilan etmek veya bild

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, geri dönüş, geri geliş, geri gidiş, avdet; geri getirme; geri gönderme, iade; eski haline dönüş; tekrar tutma, nüksetme; tekrar olma; kâr, kazanç, hasılât, faiz; resmi rapor; çoğ. istatistik cetveli. return address gönderenin adresi. return

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. avamdan biri, köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kopma, kırılma; millet ler veya bireyler arasındaki uyumun bozulması; tıb. fıtık, debelik; f. koparmak, kırmak; kopmak, kırılmak; ilişkisini kesmek; fıtık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irmaklarda kullanılan kayıkla sal arası bir taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanuna benzer bir nevi telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: SUNTURLU) (i).

1.Şâşaalı, debdebeli. 2.Ağır, şiddetli: Sunturlu küfür.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işba haline getirilebilir, doyurulabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emdirmek, doyurmak; kim. herhangi bir cisme başka bir cismi katarak fazlasını alamayacak derecede doldurmak, işba etmek. saturant i., s. emici veya massedici şey; s., fiz. doyuran. saturated s. doymuş. satura'tion i. doyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumartesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Rom. mit. Saturn, ziraat tanrısı; astr. Zühal, Saturn. Satur'nian s. bu tanrıya veya gezegene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. veya tek) Satürn bayramı; aşırı derecede eğlence ve sefahat bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, kasvetli; asık yüzlü, abus çehreli: eski, kim. kurşuna ait; tıb. kurşundan oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kal, hoşça kal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geçirmek, geçiştirmek.

2.Kurtulmak, baştan atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry. to cause to go away. to avoid. to escape. to parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of. to shake. to ward off. to parry. to deflect. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddese ait veya onda bulunan; Kitabı Mukaddese göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes; k.h. kutsal yazı; eskiyazı, yazılmış şey, kıs. Script.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel, heykeller; heykelcilik, heykeltıraşlık; oyma, oyma işi; f. oymak, kalemle hakketmek; su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli, canlı, mutlu türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gömme, defin; eski kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipekböcekçiliği, ipekçilik. sericul'turist (i.) ipekböceği yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza; müz. işaret, nota imi; matb. kitap formasının ilk sayfasına konulan işaret; forma; ecza. reçetede ilacın kullanılış şeklini belirten kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlandırma, ormancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmaya zorlamak veya sokmayı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth inserted to thrust or put in (a place. to allow sb to enter (a place. to have sth smuggled into (a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Usulca sokmak, dar yere tıkıştırmak: Şu bohçayı dolabın içine sokuşturuverin.

2.Usulca vermek: Fakirin eline birkaç para sokuşturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze sth / sb into a narrow place. to slip bad goods in with the good. inject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Soruşturmak


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitional. inquisitorial. inquiries. investigation. questionnaire. inquiry. checkback. disquisition. enquiry. examination. hearing. inquest. inquisition. probe. quest. question. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquiry. inquest. inquiry. investigation. inguiry. research. questionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiry. investigation. inquest. official investigation. ascertainment. canvass. examination. field investigation. inquiries. inquisition. preliminary inquiry. search. sifting. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of inquiry. committee of enquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquirer. investigator. examiner. tester. inspector. scrutinizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek istenen şeyi birçok kişiye sorarak iz aramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquire. investigate. query. to make inquiries. to inquire about. to investigate. to inquire into. to ascretain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inquire. to ask. to question. to query. to make inquiry. to take up / to institute / to pursue / to follow up / to conduct / to carr. to ask about. to ask questions. to put querries. to put a question to. to interpellate. ascertain. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Şövale üzerinde yapılan ve taşınabilir boyuttaki küçük yağlı boya resim. 17. yy.da burjuvazinin gelişimi sonucunda yaygınlaşmış ve resmin evlere girmesine olanak vermiştir

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boy, kamet, endam, insan veya hayvan boyu. moral stature ahlaki fazilet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kınama, takbih, zem, yerme, tenkit; sınırlama; tıb. kanal daralması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bina veya yapıya ait; yapısal; inşaata ait; jeol. yapısal. structural botany yapısal bitkibilimi. structural linguistics yapısal dilbilim. structural steel yapı demiri, inşaat çeliği. structurally z. yapı bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapı, bina; inşaat, yapılış; bünye; f. bütünüyle planlamak; bir bütün olarak düşünmek. structured s., plânlanmış, idare altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. structure

top. b. yapı

Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. structuraliste

yapısalcı

Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. structuralisme

yapısalcılık

Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. structurel

yapısal

Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

structural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, dayanıklı, metanetli, sağlam bünyeli; sebatlı azimli. sturdily z. kuvvetle, dayanacak şekilde. sturdiness kuvvetlilik; sebat; gürbüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyunlara mahsus sersemlik illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersin balığı, zool. Acipenser sturio. rock sturgeon kara mersin, zool. Acipenser fulvescens. white sturgeon mersin morinası, zool. Acipenser transmontanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Al. buhran devresi (on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Alman edebiyatında romantizm).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. incontestable. indisputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water wheel. vortex wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bir başka besi yerinden nakledilmiş kültür; sosyol toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültülmüş bir şeyden daha ufak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, patırtılı: Sunturlu düğün, kavga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla doymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel üzerine kurulan bina, ilâve kat; zemin katı üzerinde bulunan binanın tümü; üst yapı; üst kademe; ilişkiler; demiryolunun taş zemini üstünde bulunan travers veya ray; den. palavra üstündeki yapı kısımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayağını bir engele çarptırıp düşecek hâle getirmek: Atı her adımda sürçtüren yolun fenalığıdır.

2.Hata ettirmek, yanıltmak.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturalisme

doğaüstücülük

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). iki şeyi birbirine sürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iki şeyi birbirine dokundurmak: Ellerini, ayaklarını sürüştürüyordu.

2.Yavaş yavaş ovmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietus. squelch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susmaya, sükûta mecbur etmek, sükût ettirmek, Osm. iskât etmek: Şu bağıran çocukları susturun; ben onu sustururum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settle smb.'s hash. silence. cut short. shush. blanket. burke. confute. gag. hush. outtalk. quiet. quieten. shut up. squelch. still. stow. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. hush. muzzle. quieten. silence. squash. squelch. still. wither. to silence. to quieten. to hush. to muzzle. to gag. to shut up. shut up. cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiesce. to silence. to make sb stop talking. appease. bottle up. gag. hush. muzzle. pose. put down. put to silence. quell. quiet. quieten. shut up. squelch. still. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. silence. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. silencer. silencer. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Susmasını sağlamak.

2.Artık söz söylemiyecek bir duruma düşürülmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be silenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. satır). Satırlar, (bk.) Satır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At ve deve gibi binek ve yük hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. setr). (bk.) Setr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سطور] satırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seyis, hayvana bakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Deveci, deve güdücü, deve çobanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tıraş edilmiş, yontulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş; dikiş yeri; tıb. yara kenarlarının dikiş ile birleştirilmesi; bu kenarları birleştiren dikiş; kafatası kemiklerinin dikişe benzeyen ek yerleri; bot. sutur, dikiş yeri; f. dikişle birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستور] binek hayvanı. 2.yük hayvanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan mas.). Güzel kokular sürme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. resim; müz. tablatura; anat. kafatası kemik tabakalarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmaz, sessiz, suskun. tacitur'nity i. sessizlik, suskunluk. taciturnly z. sükutla, suskunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra getirme, hatıra gelme (Ar.’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخطر] anımsama, hatırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anımsamak, hatırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبختر] kibirlenerek yürüme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı derecesi; sıcaklık, sühunet: tıb. insan vücudunun ısı derecesi; ateş,ısı, hararet. temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri. critical temperature kritik sıcaklık. normal temperature normal vücut ısısı. take one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tenture d’iode). Mikrop kapmasını önlemek için sıyrık, kesik yerlere sürülen ilâç, iyod tentürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr»den). Örtünme, saklanma, gizlenme, kapanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered or veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vitr»den) (c. tevâtürât). Bir haberin ağızdan ağza yayılması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواتر] yaygın söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan ağıza yayılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Gerilme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokum, dokunuş; kumaş; teşekkül, bünye, yapı. textural (s.) bir maddenin dokumuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir yapısı veya bünyesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mucize yaratan kimse; sihirbaz, büyücü. thaumatur' gic(al) (s.) mucize yaratan; büyüye ait. thaumatur'gics (i.) mucizeli işler; el çabukluğu, hokkabazlık. thaumaturgy (i.) mucize kabilinden işler; sihirbazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif renk; ecza. mahlul, ruh, ispirto eriyiği; başka şeye katılmış cüzi şey; f. hafif renk vermek; içine katmak; hafifçe etkilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokundurmak, vuruşturmak, çarpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to collide with together to clink (glasses when toasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. altüst, başaşağı, karmakarışık; i. başaşağı vaziyette olma; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence, eza, eziyet, azap, elem; f. işkence etmek, eziyet etmek, azap vermek; biçimini bozmak, anlamını değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip toz etmek, öğütmek; dövmek; i. ezilip toz haline getirilmiş madde. triturable s. ezilip toz haline getirilir. tritura'tion i. ince öğütme, toz halinde ezme; toz haline getirilmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tantanalı ve debdebeli olan söz, telâffuzunda pek parlak görnen: Tumturaklı ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam ve güçlü Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(musiki) Devir, plağın bir defa dönmesi. 2.Gezinti: Tur atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dağ, Ar. cebel. Tûr-ı Sİnâ denilen meşhur dağ ki, Hazret-i MÜsâ’ya burada vahiy gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Cinslerin ayrıldığı bölüm. Tür de ayrıca çeşitlere bölünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touring. tour. round. rounder. circuit. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit. cycle. rev. revolution. ride. tour. trip. outing. walk. stroll. drive. spin. round. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The urus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. round. ballot. round. lap. round tour. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name of an ancient Iranian hero, one of the three sons of Faridoon. abbr Trunk Utilization Report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. sort. kind. variety. species. genus. breed. class. genre. ilk. persuasion. race. sort of. strain. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. cast. class. description. form. genus. kind. nature. range. sort. species. stamp. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type. sort. species. type. kind. class. description. family. genus. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dağ. 2.Delikanlı genç. 3.Gelir, kazanç, verim. 4.Devir, dolaşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: Tuğra).

1.Oyun oynamakta kullanılan örme mendil, kuşak vs.: Tura oyunu oynamak, tura ile vurmak.

2.Kös, davul ve trampet gibi şeylere vurmaya mahsus ip veya çomak: Davul turası.

3.Kamçı, örme kırbaç.

4.Demet, bağ, paket: Bir tura ip. Dam turası = Saçak kenarı. (bk.) Tuğra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. heads. skein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. spool. bobbin. skein. reel. whip. tuft. coil. stack. staple. hank. flock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tuğra. 2.Kalkan, sip(Erkek İsmi) Turahan: Osmanlı komutanlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etribe). Toprak, toz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. türâbiyye). Toprağa ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Toprakla ilgili. Topraktan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sülün çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça: TÜrân). Eski Iranlılar’a göre «iran» zıddı. Iran ötesi, Türkler’le meskûn ülkeler: Iran ve Turan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler’in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Turan kavimlerinin birleştirilmesinin gerektiğine inanan akım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Turâniyye). Turan’a, Türk ülkelerine ve Türkler’le akraba kavimlere ait: Turan dilleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [تورانی] Turanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Turanlı. Turanianism i. Turancılık, Panturanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) [تورانی الاصل] Tûran asıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi). Turan halkından veya bu soydan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tur ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Germence). Göl ve bataklıklarda yetişen bitkilerin çürümesi ve kömürleşmesiyle meydana gelen yakıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peat. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peat. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turba yatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarık; sarığa benzer kadın başlığı, turban. turbaned s. sarıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. huk. başkasının arazisinden kesek veya turba çıkarma hakkı; kesek veya turba çıkarılan yer, turbalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tur bay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Mezar, Ar. merkad.

2.Büyüklerin gömüldükleri üstü kapalı yaV


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mausoleum. tomb. sepulcher. sepulchre. shrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrine. tomb. mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomb. grave. mausoleum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TÜRBE-DAR) (i. A. F ). Türbe muhafız ve hizmetkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türbedar hizmet ve görevi, bir türbeye bakmaya memur adamın hâli, işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulanık, çamurlu; yoğun; karışık, düzensiz. turbid'ity, turbidness i. bulanıklık; yoğunluk; karışıklık. turbidly z. bulanıkça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Su, buhar, gaz akımının tesiriyle diinen bir çarkı olan motor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat., zool. sarmal şekilde kıvrılmış, türbinal; i., bak. turbinated bone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıvrımlı, türbinal; bot. konik şekilde sarmal; zool. konik. turbinated bone insan burnundaki koni şeklinde üç kemikten biri. turbina'tion i. kıvrımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa gagalı ve göğsü kabarık tüylü evcil bir güvercin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbo. turbocharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This device uses exhaust gas to boost engine power A small, lightweight turbine inserted into the exhaust manifold spins as exhaust gas goes speeding past On the other side of the turbine shaft, fresh air is then compressed into the intake manifold The mo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The turbo is an exhaust-driven air/fuel compressor It increases the atmosperic pressure in the engin, resulting in added horsepower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The head Guardian, also called Prime Guardian Leader of the Guardian collective RB: 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe the normal high speed of a processor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turbos were pioneered in F1 by Renault in 1977, and lasted until 1988 The power generated by the turbine devices was extraordinary, with qualifying trim reaching outputs of over 1200 horsepower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek )türbin ile çalışan, türbinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jet motoruyle işleyen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli pervanesi olan uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalkan, zool. Pselta maximus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinle çalışıp fazla hız yapan tren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. turbulence

coğ. burgaç

Beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalkantılı dalgalı; kavgacı, şamatacı; karışıklık çıkaran. turbulence,-cy i. şiddetli çalkantı; çalkantılı hava; karışıklık, kargaşalık. turbulently z. çalkantılı bir şekilde; kargaşayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cezayir'de eski Fransız ordusunda piyade eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) Türk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Turkoman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaka, bok; A.B.D., (argo) hergele, herifçioğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous. homologous. of the same kind. congener. congenerous. solid. of that ilk. fellow creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogenous. homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıçkuşu şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kara tavukgillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Görenek, gelenek, töre. 2.Subay, komutan. 3.Hak ve hukuka uygunluk, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «türemek» ten).

1.Türemiş, derme çatma, öteden beriden toplanmış: Türedi adamlar.

2.Aslı, nesli, ne olduğu belirsiz: Türedinin biri. 3.Asî: Türedi olmak istiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenue. new man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük çorba kâsesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tepelerin ortasındaki çıkıntı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hukuksal, hukukla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. breeding. springing up. appearing suddenly. parvenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öteden beriden toplanıp vücuda gelmek, derme çatma ortaya çıkmak.

2.Meydana gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive. to spring up. to sprout up. to appear. to come into existence. to derive. come into existence. appear. to increase and multiply. to be derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derived. derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. creation. formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türemesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form. make up. create. to bring into existence. to create. to derive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb / sth spring up. to derive from (another. derive. invent. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Türemiş, başka bir şeyden çıkmış olan. Ar. müştak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. involution. differentiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. derivative müştak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oluşan, ortaya çıkan, türeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çimen, çim; turba, kesek, yer tezeği; A.B.D., (argo) bir çetenin sahip çıktığı şehrin bir bölümü; f. kesekle veya çimle kaplamak, çimlendirmek. the turf at yarışçılığı; at yarışı meydanı, hipodrom. turf'iness i. kesekle kaplı toprak; keseğe be

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yeni ve ez görülmüş şey, hediyelik nâdir şey. 2.Garip, acayip, tuhaf şey, görülmemiş şey.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفه] yepyeni, görülmemiş şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Az bulunur, nadir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Mevsiminden önce yetiştirilen meyve ve sebze: Turfanda çilek. Son turfanda = Mevsiminden sonra yetiştirilen meyve ve sebze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very early. out-of-season. avant-garde. precocious. first fruits. primeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mevsimsiz meyve ve sebze yetiştiren ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turfanda yetiştirilen tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çayır kuşu; erkek adı da olur: Turgay, Turagay Bey ki, Timur’un babasıdır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Boz renkli, küçük ötücü, tarlalarda yuva yapan bir tür serçe, torgay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) şişkin. turges'cence , -cy i. şiş, şişlik; abartma. turges'cent s. şişecek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişmiş, şişkin, şiş; abartmalı, şişirilmiş, tumturaklı. turgid'ity i. şişkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Hücrenin çok su çekerek şişmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the normal rigid state of fullness of a cell or blood vessel or capillary resulting from pressure of the contents against the wall or membrane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the normal rigid state of fullness of a cell or blood vessel or capillary resulting from pressure of the contents against the wall or membrane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişkinlik; biyol. turgor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Konut, oturulacak y(Erkek İsmi) 2.Ünlü Türk denizcisi Turgut Reis’in adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygın kimse. Turahan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Torino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orkinos denilen balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zevk için seyahate çıkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourist. vacationist. sightseer. dude. rubberneck. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sightseer. tourist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourist. vacationer vacationist. visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touristy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touristic. with great tourist attractions. popular with tourists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism. tourist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zevk için yapılan seyahatler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (T. c. Türkler) (F. c. Türkân) (A. c. Etrâk). Türkçe konuşan, mensûb olduğumuz kavim ve milletin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turk. turkey. turkish. turk. turk-. turco-. turko-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turk. turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turk. turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türk. Turk'ism i. Türkçülük; Türklere özgü deyiş veya adet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 5 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 24 eşit olmayan aralığa dayanan, Batı musikisinden sonra dünyanın en yaygın musiki sistemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kırmızı zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koruyucu, muhafız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saltanat ve idarede yönetime etki eden prenses.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi parlak, aydınlık Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Türk dili, Türkler’in konuştuğu dil.

2.Türk tarzında, Türk’e yaraşır şekilde: Türkçe davranmak. Türkçe’yi kaybetmek = mec. Şaşırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Türkçe’ye çevrilmek, tercüme olunmak.

2.İyi Türkçe ile tashih edilmek: Bu kitap Türkçe’leşmeye muhtaçtır.

3.Bazı kelimelerin Türkçe’ye malolması: Kitap, Türkçe’leşmiş bir kelimedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Türkçe’ye çevirmek, Türkçe’ye tercüme etmek.

2.Yanlış veya karışık Türkçe ile yazılmış bir şeyi doğru ve sade Türkçe’ye çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. to replace the foreign words in with turkish words. to translate into turkish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk milliyetçisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk milliyetçiliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk soyuna mensup.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz yazıtlarında adı geçen bir kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hindi, zool. Meleagris gallopavo; A.B.D., (argo) başarısız piyes. turkey buzzard hindi akbabası. turkey cock erkek hindi, baba hindi. turkey hen dişi hindi. turkey trot bir çeşit caz dansı. talk turkey dobra dobra konuşmak, yüzüne karşı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkiye. Turkey red kırmızı kökboyası. Turkey stone firuze; bileğitaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Türkiyye). Türk’e veya Türkçe’ye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turki. turkic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Türk dilleri ailesine ait; bu dili konuşanlarla ilgili; i. Türk dilleri ailesi; bu dili konuşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Türkçe, Türk dilleri ailesi; s. Türkçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Türkçe; s. Türk; Türkçe. Turkish bath alaturka hamam. Turkish carpet Türk halısı. Turkish delight lokum, lâtilokum. Turkish pound Türk lirası. Turkish tobacco Türk tütünü. Turkish towel havlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Orta Asya’da Türkler’le meskûn büyük ülke ki, Doğu Türkistan bugün Çin’de, Güney Türkistan ise Afganistan’da, fakat büyük parçası olan Batı Türkistan, Rusya’da kalmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan. turkistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TÜRKİYYAT) (i. A. T ). Türkoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları „Taş Dikenler’ olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Türk olmak, Türk dili ve kültürünü kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turkized. be turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be Turkized. to be Turkicized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türk etmek, Türk dil ve kültürünü kabûl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Türk kavmi, milli-” yeti ve milleti. 2.Türk ülkesi: Anadolu Türklüktür (bu mânâsı eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Batı (Oğuz) Türkleri’ne verilen isimken şimdi Batı Türkleri’nin Osmanlı (Türkiye) ve Azerî Türkleri dışında kalan üçüncü dalı için kullanılmaktadır ki, bu dalın büyük çoğunluğu Türkmenistan Sovyet Cumhuriyeti’nde yaşar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmen. turkoman. turcoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuzların bir kolu. Bu koldan olan. 2.Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yazıya çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkoman. the Turkoman language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Hazar Denizi kıyısında, İran ile Kazakistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 60 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya’da.

Yüzölçümü: 488,100 km².

Sınırları: toplam: 3,736 km.

sınır komşuları: Afganistan 744 km, Iran 992 km, Kazakistan 379 km, Özbekistan 1,621 km.

İklimi: subtropikal çöl iklimi.

Arazi yapısı: Kuzeyde dağlar ve kum çölleri, İran sınırında alçak dağlar, batıda hazar denizi yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vpadina Akchanaya -81.00 m.

en yüksek noktası: Gora Ayribaba 3,139 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğala gaz, kömür, sülfür, tuz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %63.

Ormanlık arazi: %8.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 13,000 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,603,244 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.04 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61 yıl.

Erkeklerde: 57.43 yıl.

Kadınlarda: 64.76 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Türkmen.

Nüfusun etnik dağılımı: Türkmen %77, Özbek %9.2, Rus %6.7, Kazakistanlı %2, diğer %5.1 (1995).

Din: Müslüman %89, Doğu Ortodoks %9, diğer %2.

Diller: Türkmence %72, Rusça %12, Özbek %9, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: kısa şekli: Türkmenistan.

Eski adı: Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Aşkabat.

İdari bölümler: 5 vilayet: Ahal (Ashgabat), Balkan (Nebitdag), Dashhowuz (eski Tashauz), Lebap (Charjew), Mary.

Bağımsızlık günü: 27 Ekim 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ekim (1991).

Anayasa: 18 Mayıs 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Oli


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Turco-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Türkoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr ). Türk dili, edebiyatı ve tarihi ilimlerinin ortak adı, Türklük bilgisi, Ar. Türkiyyât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. turcologie

Türklük bilimi

Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü, aslı Türk olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türk cevizi denilen düğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı duyulmuş, Türk gibi ünlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şen ve mutlu Türk anlamında.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koşup hücum ederek çapul ve yağma etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: TÜRKİ) (i.). Türk halk musikisinin en yaygın formu ki, klasik musikinin şarkı formuna karşılıktır. Türkü çağırmak, söylemek = Tegannî ve terennüm etmek. Birinin türküsünü çağırmak = Birinin gayretini gütmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballad. folk song. song. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballad. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folksong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turquoise. turquoise blue. turquoise green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turquoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Direnişçi, sebat eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: türlük).

1.Nevi, cins, çeşit: Bir türlü hayvan; bu kumaşın bir başka türlüsü de vardır.

2.Birkaç çeşidi olan şey: Kendisinde basmanın türlüsü vardır.

3.Yemek kabı: Beş türlüden ibaret sade bir ziyafet verdi. 4.Birlikte pişmiş muhtelif sebzelerle etten ibaret yemek: Piliç türlüsü, türlü yahnisi. 5.Bir çeşitten olan: Bu türlü adam, o türlü iş, ne türlü yazı? Türlü türlü = Çeşit çeşit. Bir türlü = Hiçbir şekilde: Bir türlü kandıramadım («türiü-be-türlü» tâbiri yanlış ve çirkindir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

various. varied. variegated. sundry. hotchpotch. hodgpodge. olio. mixed vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multifarious. stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. kind. variety. divers. species. stew. varied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tourmaline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerdeçal, bot. Curcuma longa. turmeric paper kim. zerdeçal kâğıdı, alkalik maddeleri muayene etmeye mahsus kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, karışıklık, dağdağa; telâş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş devir, deveran; sapış, yön değiştirme, yönelme, istikameti çevirme; sapak, dönemeç; viraj; oyun sırası; korkutma, ödünü koparma; gezme, dolaşma; gidip gelme; muamele; sıra, nöbet; kabiliyet, yetenek, istidat; biçim; yön; tarz, nevi; k.dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek, altüst etmek; torna tezgâhında biçim vermek; tersyüz etmek; burkmak; biçimini değiştirmek, bozmak, tahvil etmek, değiştirmek; kıvırmak; körletmek; uygulamak, faydalanmak; etmek yapmak; doğrultmak, tevcih etmek, yöne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıl ve leyleğe benzer büyük bir kuş, telli turna vs. Mısır turnası = Karaleylek. Turnabalığı = Deniz ve gölde yaşıyan bir cins balık. Turna gagası = Bir cins çiçek. Turna katarı =

1.Sürü ile gezenler hakkında kullanılır.

2.Buz üzerinde dört, beş kızağın arka arkaya konup kayılması. Turnakırı = Kül rengine çalar at tonu. Turna geçidi = Bahar fırtınası. Turnagözü = Berrak sarı. Turnayı gözünden vurmak = MakbûI bir şeyi elde etmek (alay yoluyla söylenir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane. crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yeniçeri ocağında doğancı gibi bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda ince uzun bir uç bulunan bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. liftin uskuru, germe donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönek adam, prensip değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devrik (yaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir tiyatro veya musiki topluluğunun, bir solistin temsiller vermek üzere yer yer dolaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. the road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. circuit. circular tour / trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeviren kimse, döndüren veya dönen şey; tornacı; bedeneğitimi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornacılık; tornacı işi; tornacı dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Geçenleri sayacak tertibatı olan veya teker teker geçmeyi sağlayan döner kapılı geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile. turnstile. tourniquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnpike. pay gate. tourniquet. turnstile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, dönme; yoldan sapma veya çıkma; dönemeç, dönüş yeri. turning point dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şalgam, bot. Brassica rapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. zindancı, gardiyan; s. anahtar teslim usuluyle yapılan. turn-key job tamamlayıp teslim etmek üzere kontrat yapılan iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. döner düğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir tekerlekli makara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılanlar toplantı mevcudu; istasyonlarda yan hat; mahsul, ürün, verim; trafikte sapma; İng. grev; sapak; malzeme; at ve koşum takımları ile beraber araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrilme; sermaye tedavülü, devir; sermaye ve bununla kazanılan meblâğ; meyvalı turta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş parası alınan yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir sıvının asit ve alkali olduğunu anlamak için kullanılan boya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebapçı, döner çeviren kimse; eskiden ayak değirmenini çevirmekte kullanılan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pikapta plağın altındaki döner tabla; demiryollarında vagonları bir hattan diğerine geçiren veya lokomotifin yönünü değiştiren döner platform, döner levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. katlı; i. katlı kısım; (iskambil) yüzü çevrik kağıt; şans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus. turnsole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birkaç takımın katıldığı spor yarışması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. tourney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. joust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastik kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Türkçesi: Acırga). Salatası yapılan ve iştlha açmak için yemek arasında yenen yakıcı bir kök: Turp salatası, rendesi. Eşek turpu = Yabanî cinsi. Bayır turpu = İri ve uzunca beyaz cinsi. Firenk turpu, kiraz turpu = Tuza batırılarak yenen kırmızı küçük cinsi. Kestane turpu = Siyah küçük tanelisi. Turp gibi = mec. sağlam ve kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radish. red radish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal of significant amounts of prostate tissue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hilb): Turpgiller familyasından; yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, sarı veya mor renkte ve salkım durumunda bir bitkidir. Meyvesi acımsı ve etlidir. Beyazturp, kırmızıturp, karaturp, yabanturbu, bayırturbu gibi türleri vardır. İçeriğinde C vitamini, kükürt ve iyot vardır. Kullanıldığı yerler: Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğeri kuvvetlendirir. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Romatizma, siyatik, lumbagoda faydalıdır. Astım ve bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Kabızlığı giderir. Dişetlerini kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Yatmadan önce bir bardak turp suyu içilirse, rahat bir uyku sağlar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neftyağı, terebentin. turpentine tree katran ağacı, bot. Pistacia terebinthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbit kökü, müshil olarak kullanılan bir kök; müshil olarak kullanılan alkalik civa sulfat tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden geniş bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçaklık, ahlaksızlık, kötücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firuze, türkuvaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alın saçı, güzel kıvırcık saç lülesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طره] saç lülesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Alın saçı, kıvırcık, saç lülesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Saçma sapan sözler, hezeyan, herze, yersiz ve boş söz: Türrehât dinlemeye vaktim yoktur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. ufak kule; ask. döner taret. turret deck den. taret güvertesi. turret gun taret topu. turret lathe torna tezgahı. turreted s. kule biçimindeki; kuleli, taretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak kuleli, ufak kuleye benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekşi. Türş-rû = Ekşi yüzlü. (bk.) Turş, turşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترش] ekşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «turş» dan).

1.Bazı sebze ve meyvelerin tuzlu su veya sirke içinde kurulmuşu ki, yemek arasında iştiha açmak için yenir: Lahana turşusu, hıyar turşusu, turşu kurmak, mec. Turşusunu kurmak = Çok saklayıp kullanmamak.

2.mec. Pek gevşek hSle gelmiş: Turşu oldu, turşu gibiyim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu kurup satan, turşucu dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of seller of pickles. pickleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get crushed to a pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu yapmaya mahsus veya elverişli: Turşuluk hıyar, patlıcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Turşu olmak, tuzlu su veya sirke içinde ekşimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kesilip dilmleri ayrılmak üzere yapılmış büyük pasta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplumbağa, zool. Testudo. turtle neck balıkçı yaka. green turtle eti lezzetli ve iri yeşil bir deniz kaplumbağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., turtle deck balık sırtı güverte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üveyik, zool. Streptopelia turtur; yusufcuk, zool. Turtur auritus; kumru, zool. Turtur communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. tarıyk). Tarikler, yollar, (bk.) Tarik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرق] yollar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ve Fars.’dan). Acıca bir cins portakal ki, şerbeti içilir (Arapça’da buna «nârenc» denilip, «turunç» ise ağaçkavununa derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter orange. seville orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seville orange. bitter orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour orange. bitter orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium): Sedefotugiller familyasından; 1-6 m boyunda, kış aylarında yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Yaprakları parlak ve almaşık dizilişlidir. Çiçekleri beyaz renkli ve güzel kokuludur. Meyvesi küre şeklinde olup, sarı-turuncu renktedir. 8-12 tane dilimi vardır. Meyvesinin usaresi ekşimsi-acı lezzettedir. Olgunlaşmamış meyvelerin kabuklarında uçucu yağ, C vitamini, pektin ve hesperidin vardır. Çiçeklerinden turunç çiçeği esansı çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Parfümericilikte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) sedefotugillerin turunç, portakal, mandaline ve benzerlerini içine alan bir oymağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترنجی] turuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turunç ve portakal renginde, koyu portakal rengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange color. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çalışan, etkin. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanımeligillerden bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aldırmak, el dokundurmak: O, kendi eşyasını kimseye tutturmaz.

2.Tevkif ettirmek: Haydutları tutturdular.

3.Başlayıp devam etmek, kesmemek, İsrar etmek: İsterim diye tutturdu, bir öksürük tutturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be hung up on. insist. attach. fasten. pin. seam together. clasp. bind. bond. braid. clip. hasp. infix. latch. rub in. stereotype. stick. stick together. tack. tack together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. engage. fasten. hold. importune. to keep bothering. to insist. to be preoccupied by. be obsessed with. to cause to hold. to attach. to fasten. to pin. to clip. to assert. to nag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb hold sth. to let sb hold sth. to fasten. to tack. to nail sth together with. to saw sth together with. to glue sth together. to maintain. to keep sth going. to assert sth obstinately. to get sth into one's head and go on about it insistently. (

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tütmesine sebep olmak, duman çıkartmak: Sigara tüttürmek.

2.Düdükten ses çıkarmak. Yakıp tüttürmek = Fazla yakmak, yakıp kül etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smoke. pipe. etc.).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. lighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirine tutturmak: El ele tutuşturmak.

2.İliştirmek, bitiştirmek: Bunun iki kenarını tutuşturmalı.

3.Kavga ettirmek: Onun maksadı bizi tutuşturup uzaktan seyretmektir.

4.Alevlendirmek: Şu odunları tutuşturmalı.

5.Sıkıştırmak, usullacık vermek, eline bırakmak: Eline birkaç kuruş tutuşturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflagrate. ignite. set on fire. kindle. enkindle. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. ignite. inflame. kindle. to accend. to set on fire. to set alight. to fire. to kindle. to ignite. to slip into. to thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sth on fire. to ignite. to kindle. suddenly to thrust sth into sb's hands. to cause to start (fighting , wrestling. to fasten things together. burn. enkindle. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük oğlu varis olarak kabul eden sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiata aykırı,gayri tabii, suni; tuhaf, garip, anormal. unnaturally z. garip bir şekilde. unnaturalness i. anormallik, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. doymamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Unutmasına sebep olmak, Osm. nisyana sebep olmak: Oyuna olan merakı kendisine vazifesini unutturuyor.

2.Daha büyük acı gelip ondan evvelkinin unutulmasını mucip olmak: Oğlunun vefatı, babasını unutturdu.

3.Affettirmek, affına sebep olmak: Bana sonradan etmiş olduğu iyilikler evvelki davranışlarını unutturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause to forget. live down. efface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to forget. to make forget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to forget sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukanya çevirmek veya çevrilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya dönme; iyileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Deve, Ar. cemel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Deveci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «estere» den). Tıraş etmeye mahsus berber Aleti. Ustura vurmak, çekmek = Ustra ile tıraş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor. straight razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوره] efsane, mitoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوروی] efsanevî, mitolojik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan). Vaktiyle gök cisimlerinin yüksekliğini ölçen bir astronomi Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrolabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collision mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.: storp).

1.Gemilerde silip süpürmekte kullanılan kaba keten ve kenevir yahut bozuk halat parçası.

2.Bir ince halatın bir ucuna uzun bir kurşun parçası bağlayarak yapılan vurucu Alet ki, eskiden ekseriya tulumbacılar kullanırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaded cane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustalıkla, tertipli bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. cleverly constructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geriye dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Operada perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki şeyi birbirine sürterek uvmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hissi iptal ederek duymaz hâle getirmek: Ağrıyan yeri biraz eter sürerek uyuşturdum.

2.Uyuşup anlaşmasını sağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benumb. numb. anaesthetize. narcotize. dull. drug. lull. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. numb. to numb. to narcotize. drug. to deaden. to anaesthetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benumb. lull. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hissi iptal ederek duymaz bir hâle getiren: Afyon uyuşturucu ilâçların biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anodyne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthetic. dozy. narcotic. anesthetic. narcotic. drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaesthetic. anodyne. dope. narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hissi iptal edilerek duymaz bir hâle getirilmek: Ağrıyan yer, birtakım ilâçlar sürülerek uyuşturulabilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [استور] binek ve yük hayvanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسطوره] efsane. 2.uydurma söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. risk, riziko: şans işi, tehlikeli iş, cüret: f. bahta bırakmak; cesaret edip girişmek: cüret etmek: tehlikeli işe atılmak, riske girmek. at a venture rasgele. May I venture a suggestion? Bir teklifte bulunabilir miyim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüretli, atak, atılgan; riskli. venturesomely z. cesaretle. venturesomeness i. yiğitlik; maceraperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözüpek, atılgan, cesur, cüretli; riskli, tehlikeli. venturously z. atılganca cesaretle. venturousness pervasızlık, cesurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) kıyafet, kılık, üst baş; elbise; örtü; f., eski giydirmek, örtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarapçılık için üzüm yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcılık, bağ yetiştirme. viticultural s. bağcılığa ait. viticulturalist i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. öğürme, öğürerek kusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akbaba; haris kimse. bearded vulture uşak kapan, ötleği, zool. Gypaetus barbatus. black vulture rahip akbaba, zool. Aegypius monachus. griffon vulture kızıl akbaba, zool. Gyps fulvus. vulturine s. akbaba familyasından, akbabaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ES alıcımız gelen sinyali farklı bir çıkış sinyaline dönüştürebilir. Bu şekilde, yalnızca TV’nize bir bağlantı gerekir (HDMI™/ Komponent).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmaca, (bk.) Yutturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yutmasını sağlamak, yutmasına sebep olmak.

2.(argo) Aldatmak, inandırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fob. foist. sell. to cause to swallow. to make sb believe. to sell. to lead sb on. to put sth across sb. to fob off on. to foist on. to fob. to foist off. to palm off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull sb's leg. take in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında akciğer iltihabı tıp dilinde ise pnömani denir. 3 çeşidi vardır.

- Lober Pnömoni : Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu had akciğer iltihabıdır. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakatgünden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

- Virüs Zatürreesi : Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürreedir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

- Bronköpnomoni : İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur. Doktor tedavisi şarttır. Diğer tarftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Saf zeytinyağı.

Hazırlanışı : Dörder saat arayla birer çorba kaşığı saf zeytinyağı içilir.


Sağlık Bilgisi by