Je ne demek? | Je anlamı nedir? | Je

Je anlamı nedir?

Je ne demek?

Je anlamı nedir?

Je | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). J harfinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designation scholars give the hypothetical document uniting J's account of Israel's beginnings with E's parallel narrative After the northern kingdom of Israel fell to Assyria in 721 b c e , refugees may have brought the E document south to Jerusalem,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever , per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sefil, alçak, aşağılık; gurursuz; köle gibi abjectly (z). alçakça, sefilce abjectness (i) alçaklık, adilik, sefillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). sıfat; (s). sıfat cinsinden olan, niteleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آژنگ] buruşuk, cilt kırışığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Acı hissinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésie

tıp ağrı yitimi

Sinir bozukluğu, çok ilaç alma, donma vb. sebeplerle acı duyumunun birazının veya tamamının yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analgésique

tıp ağrı kesici

Ağrı duyusunu ortadan kaldıran, dindiren (ilaç vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analgesic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. engage

bağlanmış

Bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaged. hired. employed. reserved. occupied. tied to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to employ. book. engage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antigen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. arrangé

müz. düzenlenmiş

Başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için üzerinde değişiklik yapılmış (eser).


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. seğirdim yolu; yaya kaldırımı; büfe arkalığı; tek kollu sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mücevherle donatmak; ziynet eşyasıyla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Henüz açılmamış çiçek, konca.

2.Tomurcuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerji üretim sürecinde sadece elektrik enerjisini değil, aynı zamanda üretim süreci sırasında ortaya çıkan ısıyı da kullanmaya dayanan uygulama. Cojenerasyon, benzinin çok daha verimli ve ucuza kullanılmasını sağlar, yerel binaları ısıtmak için gerekli ısı miktarı düştüğünden, elektrik talebi de düşer. Türkçe birlikte üretim, beraber üretim de denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). meyus etmek, mahzun etmek, kederlendirmek; hevesini kırmak. dejected (s). meyus, kederli, mahzun. dejection (i). neşesizlik, keder, can sıkıntısı, yeis; (çoğ)., (tıb). defi tabii, dışkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ) dışkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dégénération

1. yozlaşma,

2.soysuzlaşma,

3.fiz. ve kim. bozunum

1. Yozlaşmak durumu.

2.Soysuzlaşmak işi. 3.fiz. Işın etkin bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması olayı.

4.kim. Birleşik bir maddenin daha yalın bileşiklere veya bileşenlere tek yönlü olarak ayrılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dégénéré

1. soysuz,

2.yoz,

3.fiz. ve kim. bozulmuş,

4.fiz. ve kim. bozunmuş

1. Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.).

2.Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dağıtılmış kısımlar veya parçalar (yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. dragée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar-coated pill. chocolate-coated raisin or nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ani bir şekilde dışarı atmak, çıkarmak, fışkırtmak; defetmek, kovmak, azletmek. ejection (i). çıkarma, çıkarılan şey, fışkıran şey. ejection (hav). tehlike zamanında uçaktan ayrılan ve paraşütle inen pilot kapsülü. ejectment i., huk. masrafları ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıkarma eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivilce, (bk.) Ejah.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éjecteur

fışkırtıcı

Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. injection

tıp iğne

Vücuda bu yolla ilaç verme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecté

tıp iç itilmiş

Şırınga vb. ile vücuda verilmiş (sıvı).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecteur

tıp iğne

Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. syringe. needle. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. nozzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. injector. injection nozzle. jet pump. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Jeoloji). Üçüncü zamanın kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kapaksız rafları olan taşınabilir dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelves. shelving unit. whatnot. dresser. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set of shelves. dresser with shelves. whatnot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrought iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Sesi mikrofona elverişli olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fotoğraf veya sinema filminde yüzü güzel ve ifadeli çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geniş açılı objektif sayesinde, fotoğrafını çekeceğiniz kişiden veya alandan uzaklaşmanıza gerek kalmadan her fotoğrafa çok daha fazlasını sığdırabilirsiniz. Bu özellik manzara ve parti çekimlerinde ve kareye daha fazlasını sığdırmak istediğiniz tüm durumlarda en büyük yardımcınız olacak.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Hayvanların karaciğerinde bulunan ve maya tesiriyle glikoza dönen karbonlu madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Egyptian asp or cobra It is related to the cobra of India, and like the latter has the power of inflating its neck into a hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its bite is very venomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is supposed to be the snake by means of whose bite Cleopatra committed suicide, and hence is sometimes called Cleopatra's snake or asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Asp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Tuz veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kimyasal yapı açısından benzerlik gösteren ve hepsi çok çabuk tepkimeye giren, kimi zaman bilinen en zehirli kimyasallar olan klorine hidrokarbonlar ve sentetik organik kimyasallar gibi yeni bileşenler oluşturan ve beş elementten oluşan grup. Florin, klorin, bromin, iyot ve astatin bu gruba dahildir. Bir veya birden fazla hidrojen atomunun yerine halojen atomun geçtiği bileşiklere halojenleşti denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halogene. halogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo yürek çarpıntısı, korku nöbeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heterogen eous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). H. senbolü ile gösterilen bir eleman. Ağır hidrojen = (bk.) Deuterium. Hidrojen bombası = Ağır hidrojen atom çekirdeğinin kaynaşıp helyum haline girmesiyle elde edilen enerji temeline dayanan bomba.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: H

Atom Numarası: 1

Kütle Numarası: 1,0079

Yoğunluk: 0,09 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -259,14 °C

Kaynama Sıcaklığı: -252,87 °C

Evrendeki maddenin % 90’dan fazlasını oluşturur.

Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur.

Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

H-bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bütün terimleri aynı dereceden olan (çokterimli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous. indiscrete. intimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıvılcım.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içeri atmak; sokuşturmak; şırınga etmek, enjeksiyon yapmak. injector i. enjeksiyon yapan kimse veya şey; mak. enjektor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içeri atma; içeriye atılan şey; tıb. enjeksiyon, zerk; mak. islim kazanına soğuk su sıkma; konu dışı bir fikri ortaya atma. injection cock püskürtme musluğu. injection engine soğuk su sıkarak islimi yoğunlaştıran makina, kondanseli makina. injectio

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) içine atmak, arasına katmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida; nida etme; söz arasına koyma. interjec- tional (s.), (gram.) ara söz kabilinden; ünlem şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) kendisini başka biri veya başka bir şey zannetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yasemin, (bot.) Jasminum officinale. yellow jasmine sarı yasemin, (bot.) Gelsemium sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıskanç, günücü, hasetçi; aşırı titiz. jealously z. kıskançlıkla, hasetle. jealousy i. kıskançlık, günü, haset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kaba pamuklu bez. jeans i. bu bezden yapılan pantolon, blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. alay etmek, eğlenmek, istihza etmek, taş atmak; i. istihza, alay, alaylı söz, taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yırtıcı hayvanların sesi. 2.Sağlamlık, Osm. resânet.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yehova, Allah (Tanrının İbraniceden İngilizceye geçen bir ismi) Jehovah's Witnesses Yehova Şahitleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İsrail kralı Yehu; atları çılgınca süren arabacı sürücü, arabacı. drive like Jehu çılgınca araba sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. besleyici olmayan; kuvvetsiz, zayıf; yavan, anlamsız, manasız, kuru. jejunely z. kuvvetsiz bir şekilde; yavan olarak. jejuneness i. kuvvetsizlik; yavanlık, anlamsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. incebağırsağın üst yarısı, boş bağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kemik ve kıkırdak gibi dokulardan elde edilen şeffaf ve kokusuz bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatine. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin. cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili pelteleşmek, donmak, katılaşmak; tutmak, şekil almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. meyva özünden yapılmış jelatinli marmelat; f. pelteleştirmek; pelteleşmek, pelte gibi donmak. calves-foot jelly paça jelatini. petroleum jelly vazelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. içi jöleli fasulye biçiminde bir şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizanası, medüz, su medüzu; k.dili kararsız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ). Agar ağar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerli Hint subayı; Hintli baş hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., den. domuztırnağı, kısa demir çubuk; kızarmış koyun başı, baş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F).

1.Yırtık, yamalı, pejmürde.

2.Yırtık elbise, dağınık kıyafet. Jende-pûş = Yırtık elbise giyen, pejmürde kıyafetli.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génération

top. b. kuşak

Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générique

sin. ve TV tanıtma yazısı

Bir filmde emeği geçen yapımcı, yönetmen, oyuncu vb.nin adlarını, filmin yapımıyla ilgili bilgileri içine alan, filmin başında veya sonunda bulunan liste.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credits. credits and titles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pas, kir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژنگ] pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paslı, pasa bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Paslı, kirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakır pası, göztaşı, zenclr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژنگار] pas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bakır pası. 2.Çöktaşı. 3.Deniz yeşili renk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak İspanyol beygiri; dişi eşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pamuk eğirme makinası, çıkrık; bazı hayvan ve kuşların dişisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génnocide

top. b. soykırım

Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géodésie

jeol. yer ölçümü

Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geodesy yerölçümbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics. geophysics yerfiziği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yer küresinin geometrik olmayan gerçek şekline verilen isim, Fr. geoi’de.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geochemistry. geochemistry yerkimyası.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Jeoloji mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologue

yer bilimci

Yer bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist yerbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Yeryüzündeki toprağın ve kayaların çağlar boyunca geçirdiği değişiklikleri, hususiyetlerini ve vaziyetlerini inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologie

yer bilimi

Yer yuvarlağının yapısını, birleşimini, evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology. geology yerbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géologique

yer bilimsel

Yer bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geological yerbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geologic. geological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yerkürenin katı dış kabuğuna (litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (Çeşitli kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma ürünleri olan kimyasal elementler.)

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologue

yüzey bilimci

Yüzey bilimi ile uğraşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzüne ait dış görünüm şekillerini (düzlük, çukurluk, girintili çıkıntılı yapı, vb.) niteleyen bir terimdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géomorphologie

yüzey bilimi

Yeryüzü engebelerini ve aşınma ile ilgili gelişimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tehlikeye atmak, tehlikeli ve nazik bir durumda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike, nazik durum; huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali. in jeopardy of his life idam cezası tehlikesine maruz; hayatı tehlikede. double jeopardy huk. aynı suç için ikinci defa yargılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics. geopolitical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitical. geopolitic. geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrique

yermerkezci

Yerin gözlem noktası olarak alınan merkeziyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrisme

yermerkezcilik

Yer yuvarlığını evrenin merkezi sayanların görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün belirli bir yaşam mekânını ifade eden bir terimdir. Bu mekânda litosfer (taşküre), hidrosfer (suküre), atmosfer (havaküre), ve biyosfere (canlılar dünyası) ait kesitler bulunmaktadır. Sabit bir sınırlama yapılamaz. ( Geosphere )

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géotropisme

bit. b. yere yönelim

Bitkilerde kök ve sapların, yer çekimi etkisi ile belli bir doğrultu almaları özelliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyanköküne benzer bir bitki, bot. Abrus praecatorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Afrika'da bulunan uzun arka ayakları üzerinde sıçrayan bir çeşit tarla faresi, aktavşan, Arap tavşanı, zool. Jaculus jaculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit, cirit oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. can sıkıcı şikâyet, yakınma, figan, feryat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derin, Ar. amîk: Deryây-ı jerf (derin deniz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرف] derin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرفا] derinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ژرف بين] ayrıntılı düşünen, dikkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Derinlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Derinlik. Derin deniz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kapı sürmesi veya dayanağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eriha şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birdenbire ve şiddetle çekmek; silkip atmak; sıçratmak. jerk out kesik kesik ve hızlı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti uzun parçalar halinde kesip güneşte kurutmak. jerky i. kurutulmuş et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli ve ani çekiş, silkinme, silkme; fizyol. büzülme, burkulma; (argo) görgüsüz kimse, kaba saba kimse, slang. ayı. the jerks bilhassa asabi sebeplerle yüz veya diğer uzuvların gerilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar yelek; eski deri yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili taşra; küçük, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarsıntılı; spazmodik; aptal. jerkily z. sarsıntılarla, sarsarak, silkerek. jerkiness i. sarsıntılı oluş; aptallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (argo) Alman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü malzeme ile bina etmek, gecekondu gibi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. yaklaşık olarak 20 litrelik benzin veya yağ bidonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Jersey adasının adından). Esnek dokunmuş kumaş, bu kumaştan yapılmış eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The finest of wool separated from the rest; combed wool; also, fine yarn of wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of knitted jacket; hence, in general, a closefitting jacket or upper garment made of an elastic fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a breed of cattle in the Island of Jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jerseys are noted for the richness of their milk. breed from the island of Jersey a slightly elastic machine-knit fabric a close-fitting pullover shirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a close-fitting pullover shirt. a slightly elastic machine-knit fabric. breed from the island of Jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is a plain weft-knitted fabric All IL MIGLIORE jersey knits are double mercerized and knit with 50/2 yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The consistent interlooping of yarns in the jersey stitch to produce a fabric with a smooth, flat face, and a more textured, but uniform back Jersey fabrics may be produced on either circular or flat weft knitting machines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soft, plain-knitted fabric used for clothing with a face side that is distinctly different from the backside This fabric was originally made of wool on the island of Jersey, England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single knit construction which has rows of vertical loops on the face and rows of horizontal half-loops on the back Jersey can be any fiber content and can be knit flat or circular Often used in short sleeve knit shirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A knitted fabric of one or more textures of wool, cotton, or silks A plain stitch knitted cloth in contrast to rib-knitted fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Fransa’nın kuzeyinde yer alan ada.

Coğrafi konumu: 49 15 Kuzey enlemi, 2 10 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 116 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 70 km.

İklimi: Ilıman iklim; Kışlar fazla sert olmaz, yazları serin geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: 143 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 91,084 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.74 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.38 yıl.

Erkeklerde: 76.89 yıl.

Kadınlarda: 82.05 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.58 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Nüfusun etnik dağılımı: Jersey %51.1, İngiliz %34.8, İrlandalı, Fransız ve diğer %6.6, Portekiz/Mederli %6.4, diğer %1.1 (2001).

Din: Anglikan, Roma Katolikleri, Baptist, Methodist, Presbyterian.

Diller: İngilizce (resmi), Portekice ve diğer.

Yönetimi

Ülke adı: Jersey.

Bağımsızlık durumu: İngiliz Kraliyetine bağlıdır.

Başkent: Saint Helier.

İdari bölümler: yok (İngiliz Kraliyetine bağlıdır.).

Bağımsızlık günü: yok (İngiliz Kraliyetine bağlıdır.).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 9 Mayıs (1945).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 3.6 milyar $ (2003 verileri).

GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %5.

Endüstri: %2.

Hizmet: %93 (1996).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3 (2004).

İş gücü: 52,790 (2004).

İşsizlik oranı: %0.9 (2004 verileri).

Endüstri: Turizm, bankacılık, finans, süt ürünleri.

Tarım ürünleri: Patates, karnabahar, domates, sığır eti, süt ürünleri.

İhracat ürünleri: Hafif endüstri ve elektrik malzemeleri, gıda maddeleri, tekstil.

İhracat ortakları: İngiliz Kraliyeti.

İthalat ürünleri: Makine ve taşıt araçları, sanayi malları, gıda maddeleri, mineral yakıtlar, kimyasallar.

İthalat ortakları: İngiliz Kraliyeti.

Para birimi: İngiliz Poundu (GBP); Jersey poundu.

Para birimi kodu: GBP.

Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 73,900 (2001).

Radyo yayın istasyonları: AM -, FM 1, kısa dalga 0 (1998).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997).

Internet kısaltması:.je.

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 0 km.

Karayolları: 577 km.

Su yolları: yok.

Limanları: Gorey, Saint Aubin, Saint Helier.

Havalimanları: 1 (2006).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jarse ceket; jarse atlet fanilası; b.h. Jersey adasında bulunan ve sütü çok yağlı bir cins inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. atmaca kösteği; f. atmaca ayağına köstek takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jasmine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gösterişli veya mSnâlı davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture. gesticulation. sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deed; an action; a gest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mask; a pageant; an interlude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something done or said in order to amuse; a joke; a witticism; a jocose or sportive remark or phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Synonyms under Jest, v. i.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The object of laughter or sport; a laughingstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take part in a merrymaking; especially, to act in a mask or interlude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make merriment by words or actions; to joke; to make light of anything. activity characterized by good humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gesture. sign. signal. nice gesture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a humorous anecdote or remark intended to provoke laughter; 'he told a very funny joke'; 'he knows a million gags'; 'thanks for the laugh'; 'he laughed unpleasantly at hisown jest'; 'even a schoolboy's jape is supposed to have some ascertainable point'. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şaka, latife, alay; f. latife etmek, şaka söylemek. in jest şaka olarak. jester i. dalkavuk, soytarı. jestingly z. şaka yollu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cizvit, 1534'te İspanyol Ignatius Loyola'nın kurduğu tarikata bağlı kimse; entrikacı kimse, düzenbaz kimse. Jesuit'ical s. Cizvit gibi; entrikacı, düzenbaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa. Jesus! (ünlem) Allah Allah! Jesus Christ İsa Mesih. Society of Jesus Cizvit cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Tepkili uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. jet aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as 2d Get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of lignite, of a very compact texture and velvet black color, susceptible of a good polish, and often wrought into mourning jewelry, toys, buttons, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly called also black amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shooting forth; a spouting; a spurt; a sudden rush or gush, as of water from a pipe, or of flame from an orifice; also, that which issues in a jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drift; scope; range, as of an argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sprue of a type, which is broken from it when the type is cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strut; to walk with a lofty or haughty gait; to be insolent; to obtrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To jerk; to jolt; to be shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shoot forward or out; to project; to jut out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spout; to emit in a stream or jet. an airplane powered by one or more jet engines the occurrence of a sudden discharge a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation issue in a jet; come out in a je

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an airplane powered by one or more jet engines. the occurrence of a sudden discharge. a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation. street names for ketamine. an artificially produced flow of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons More Inform

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons. 1 A strong

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus JET is the world's largest magnetic confinement fusion experiment which aims at confirming the scientific theory of fusion and the scientific feasibility of nuclear fusion for power generation. a form of fossilized coal that became po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of fossilized coal that became popular for mourning jewelry after Queen Victoria's husband, Albert died in 1861 Produced mainly in Whitby, England, it is a very lightweight substance Black glass was often used to imitate jet which became a fashion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collimated stream of relativistic particles and photons which flows from a central source. A forceful stream of fluid discharged from a narrow opening or a nozzle. describes the blackness or intensity of the masstone of black or near-black inks or color

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Johannesburg Equities Trading system It is the trading system run by the JSE to match buy and sell orders of JSE member firms automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orifice or other feature of a toilet that is designed to direct water into the trap way quickly, to start the siphon action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stream of vapor, gas or liquid coming out fast from a narrow orifice. n a dense black coal that takes a good polish and is sometimes used for jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus; european fusion experiment using the Tokamaks principle, that is being operated in Culham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow beam of matter or radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jobs, Education and Training. A stream of fluid produced by discharge through an orifice into free space. a fast-moving wind current surrounded by slower moving air. an intense black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid emitted from nozzle orifice. syn Liquid Jet, q v.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard, black fossilised wood, Jet from Yorkshire was widely used in making jewellery, buttons, beads and pulley-rings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concentrated, high velocity flow of water capable of causing erosion, used in mining some placer deposits to wash the unconsolidated deposits into sluice boxes. v To accelerate quickly; to go very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. siyah kehribar, kara kehribar, kara amber, Erzurum taşı; simsiyah renk; s. simsiyah, kapkara. jet-black s., i. koyu renk. jet glass simsiyah cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırtmak, fışkırmak; jet uçağı ile seyahat etmek; i. tepkili uçak, jet uçağı; fışkırma; fıskıye, fıskıye ağızlığı. jet burner havagazı fırınlarında olduğu gibi üstü çok delikli boru. jet plane tepkili uçak, jet uçağı. jet propelled jetle güd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet ski

su kızağı

Bu araçla yapılan spor dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet aircraft. jet airliner. jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet-lag

uçuş yorgunluğu

Uçuş sırasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token. slug (metal pieces used in pay phones and turnstiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Para yerine kullanılan marka. Kumarda, telefonlarda, garsonların kasa ile hesaplaşmasında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek için denize atılan mal; bu şekilde atıldıktan sonra karaya vuran eşya veya yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek amacıyle eşyayı denize atma; bu suretle denize atılan mal; f. bu suretle denize atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran, set, mendirek; kâgir iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. oyun, eğlence. jeu d'esprit espri. jeu de mots kelime oyunu, cinaslı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yahudi. Jewbaiting i. Yahudilere eza etme. jew's-harp i. dişlerin arasına sıkıştırılarak çalınan ufak bir çalgı, ağız tamburası. jew's mallow bir tür ebegümeci, bot. Corchorus olitorius. jew's pitch Lut gölü civarından elde edilen madeni. zift. wan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., jew down k.dili, asağ. alışverişte pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kıymetli taş, cevher, mücevher; cep saatlerinin içindeki taş; değerli şahıs veya şey; f. kıymetli taşlarla süslemek; cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek. jeweller i. kuyumcu; mücevherat satıcısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musevilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi halkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göl, ırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Jiyan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsrail kralı Ahab'ın karısı İzabel; şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgette crêpe. georgette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düşünmeden yapılan, tepke olarak yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'da ufak tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lesemajeste Fr., huk. hükümdara karşı yapılan kusur veya suç; hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, şahane, muhteşem, heybetli. majestically z. heybetli bir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevket, haşmet, heybet, celal; b.h.kral veya eşine verilen ünvan . Your Majesty, His Majesty, Her Majesty Haşmetmeap, Majeste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manager

yönetici

Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. müjgân). Kirpik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مژه] kirpik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji).

1.Üçüncü zamanın pliyosen ile miyosen devirlerini içine alan sistem.

2.Bu sistemle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji).

1.Üçüncü zamanın pliyosen ile miyosen devirlerini içine alan sistem.

2.Bu sistemle ilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigeria. nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika’da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 10 00 Kuzey enlemi, 8 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 923,768 km².

Sınırları: toplam: 4,047 km.

sınır komşuları: Benin 773 km, Kamerun 1,690 km, Cad 87 km, Nijer 1,497 km.

Sahil şeridi: 853 km.

İklimi: Çeşitlidir güneyde ekvator iklimi, orta kısımlarda tropikal, kuzeyde çöl iklimi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde alçak bölgeler, orta kısımda tepelikler ve platolar, güneydoğuda dağlar, kuzeyde ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Chappal Waddi 2,419 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, kalay, demir, kömür, kireçtaşı, kurşun, çinko, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %44.

Ormanlık arazi: %12.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 9,570 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 126,635,626 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.61 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.28 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.34 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 51.07 yıl.

Erkeklerde: 51.07 yıl.

Kadınlarda: 51.07 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.57 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %5.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2.7 milyon (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 250,000 (1999 verileri).

Ulus: Nijeryalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Nijerya, nüfusu oldukça yüksek olan Afrika ülkesi olarak 250 civarında etnik grubu barndırır. Bunlardan en popülerleri: Hausa ve Fulani %29, Yoruba %21, Igbo (Ibo) %18, Ijaw %10, Kanuri %4, Ibibio %3.5, Tiv %2.5.

Din: Müslüman %50, Hıristiyan %40, yerel inançlar %10.

Dil: İngilizce (resmi), Hausa, Yoruba, Igbo (Ibo), Fulani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %57.1.

erkekler: %67.3.

kadınlar: %47.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Nijerya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Nijerya.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Abuja.

İdari bölümler: 36 eyalet ve 1 bölge; Abia, Abuja Federal Başkent Bölgesi, Adamawa, Akwa Ibom, Anambra, Bauchi, Bayelsa, Benue, Borno, Cross, Delta, Ebonyi, Edo, Ekiti, Enugu, Gombe, Imo, Jigawa, Kaduna, Kano, Katsina, Kebbi, Kogi, Kwara, Lagos, Nassarawa, Nijer, Ogun, Ondo, Osun, Oyo, Plato, Nehirler Bölgesi, Sokoto, Taraba, Yobe, Zamfara.

Bağımsızlık günü: 1 Ekim 1960 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 1 Ekim (1960).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-24, G-77, IAEA (Ulusla


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Nigerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (güz.) (san.) nesnel olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objet

fel. nesne

Öznenin dışında kalan her konu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. thing nesne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

object. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şey, madde, görülür veya dokunulur şey, nesne, obje; hedef, nişan, amaç; (gram.) nesne. object at issue (huk.) anlaşmazlık konusu; iddia olunan şey. object glass bir mikroskop veya teleskopun hedefe yakın olan merceği veya mercekleri, objektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) itiraz etmek, uygun görmemek, razı olmamak; karşı gelmek; itiraz olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nesnelleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itiraz; itiraz etme; itiraz sebebi. objectionable (s.) itiraz edilebilir, yolsuz. His actions were objectionable. Terbiyesizce davrandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) objektif; öznel olmayan, dıştan olan; gerçek; (gram.) nesneye ait; nesnel; amaca ait; (i.) hedef; gram nesne; mikroskop veya teleskopta objektif (mercek). objective case ismin (i.) hali. objectively (z.) nesnel olarak. objectiv'ity (i.) tara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) nesnellik taraftarlığı; (güz.) (san.) nesnel öğeler kullanma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). t. Gerçekleri olduğu gibi aksettiren.

2.(fizik) Sinema ve fotoğraf makinası, mikroskop, dürbün vs. gibi optik cihazlarda cisimlerden gelen ışınları toplayıp aksettiren mercek veya mercekler serisi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectif

fel. nesnel

Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. even-handed. clinical. practical. objective. object-glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lens. objective. detached. disinterested nesnel. objective glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objective. unbiased. lens. object glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectivism. objectivitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. objectiviste

fel. nesnelci

Nesnelcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivité

nesnellik

Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. objectivisme

fel. nesnelcilik

Öznenin değil nesnenin gerçekliğine dayanan bilgileri arayan akıl yolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tırnak cilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. nail polish tırnak cilası.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. fingernail polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rengi, kokusu ve tadı olmayan, O senboliyle gösterilen bir eleman, Osm. müvellidülhumuza.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: O

Atom Numarası: 8

Kütle Numarası: 15,999

Yoğunluk: 1,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı:-218,3 °C

Kaynama Sıcaklığı: -182,9 °C

Dünya atmosferinin %21’ini, yerkabuğu kütlesinin %49’unu oluşturur.

İnsan vücudunun kütlece yaklaşık üçte ikisi oksijendir.

Kolaylıkla tepkimeye girdiği için çoğu elementle bileşik oluşturur.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen. hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dağların oluşunu inceleyen ilim kolu. orospu (i. F,), Vücudunu, maddî menfaat karşılığında satan kadın, fahişe.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orogénie

jeol. dağ oluşu

Yer kabuğunun belli yerlerinde kıvrılma, kırılma ve yükselme olayları sonucu dağların oluşunu inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. autogestion

öz yönetim

Öğretim kuruluşlarında, öğrencilerin yönetmeliklere ve okul kurallarına göre söz ve karar sahibi olmaları ilkesine dayanan yönetim.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinelerinde görüntülerin işlenmesi, organizasyonu ve paylaşımı gibi konularda kullanıcıya yarar sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Japonya’da bir şehir adından). ince ve sık dokunmuş bir çeşit ipekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasarlanan şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. plan. design. projection. set-up. prospectus. blue print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. plan. project. scheme. projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. design. scheme. plan. layout. layout plan. survey. device. blue print. experimental design. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plan, proje, tasarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileriye doğru atmak; sondurmak, çıkıntılı yapmak; atmak, fırlatmak; plan kurmak, tasarlamak, düşünmek, tasavvur etmek; (film, resim) perdede göstermek; mat. bir düzlem üzerinde simetrik bir şekil vücuda getirmek için belirli bir şeklin her noktasında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fırlatıcı; atmayla meydana gelen; i. mermi, top güllesi, tabanca kurşunu, fırlatılan taş veya mermi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırlatma, atma, atış; çıkıntı, sondurma, fırlak yer; proje, tasarı, oranlama; projeksiyon, izdüşüm; sin. gösterim. projection booth gösterim odacığı. map projection harita çizme usulü, haritada kullanılan izdüşüm sistemi, projeksiyon. Mercator's pr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. izdüşüm kabilinden ve bundan meydana gelen, izdüşel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. projektör, sinema makinası; bir şeyi zihninde kuran kimse, proje düzenleyen kimse, plan yapan kimse; fener kulesinde kullanllan ışık aynası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İzdüşüm.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. projection

1. fiz. iz düşümü,

2.sin. ve TV gösterim

1. Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi. 2.Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işıldak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. projecteur

1. ışıldak,

2.yansıtım aygıtı

1. Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı.

2.Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü oluşturulan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floodlight. projector. searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector. searchlight. head-lamp. headlight. projector lamp. beacon. floodlight. head lamp. head light. flood-light projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare a project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jetli pervane düzeni; bu düzenle çalışan uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dinamik tazyikli jet motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kabul etmemek, reddetmek; secip defetmek, bir tarafa atıvermek. rejection i. reddetme, reddedilme. rejection slip editörden yazara gönderilen kullanamayız pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rijeka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. salle à manger

yemek odası

Yemek yenilen oda.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saraybosna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) çavuş; komiser muavini; (İng.) eski yüksek davavekilii sergeant at arms parlamentoda güvenlik görevlisi. sergeant major başçavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) sergeant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Üsküp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükmü altına almak, itaat ettirmek, boyun eğdirmek, arz etmek, sunmak. subject to maruz kılmak, tesiri altında bırakmak; mahkum etmek mecbur tutmak; tabi kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyruk, tebaa; kul, bende; maruz olan kimse, hedef; denek; konu; ders, ders konusu; neden; dürtü; gram. özne; müz. esas perde esas makam; fels. özne. subject matter konu, mevzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buyruk altındaki. subject to idaresi altında, tasarrufunda; bağlı, tabi; maruz, tesiri altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hüküm altına alma; tabi olma, itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öznel; zati kişisel, şahsi; dahili; hayali; gram. nominatif, öznel, subjectively z. öznel olarak. subjectiveness, subjectiv'ity i. öznellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öznelcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Düşünen şahısla alâkalı (düşünülen şeyle alâkayı ifade eden objektif zıddı).

2.Belirli bir şahsa mahsus; şahsî, ferdî.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectif

öznel

Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. subjectiviste

fel. öznelci

Öznelcilik yanlısı, öznelciliği benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivité

fel. öznellik

Öznel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gerçeklerin insanlara ancak kendi düşüncelerinin mahsulü olarak göründüğünü kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. subjectivisme

fel. öznelcilik

Bütün bilgilerin özneye ilişkin ve değer yargılarının bireysel, öznel olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Füg’de esas tema.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sujet

1. konu,

2.db. özne

1. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum.

2.Bir cümlede bildirilen işi yapan, yüklemin bildirdiği durumu üzerine alan kimse veya şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. matter konu. subject özne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.), (argo) aşırı derecede kederli hikâye veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaktaki cisimlerin resmini büyüterek çekmeye yarayan objektif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيراژه] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gökkuşağı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi yolu; geom. eğri, münhani; astr. yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mevzuunu efsanelerden veya tarihten alan, seyreden üzerinde merhamet veya dehşet hissi uyandıran sahne eseri, facia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy. tragedy ağlatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jet motoruyle işleyen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şey denilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Et ve başka organik maddeleri yemeyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétarien

etyemez

Genellikle et ve et türevlerini yemeyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétation

1. tıp ur,

2.bit. b. bitki örtüsü

1. Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru.

2.Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Çok değişken küçük yetişme ortamlarında, küçük alanlar kaplayan çok çeşitli türler ve çok değişik tür grupları yapısının oluşturduğu vejetasyon görünümü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

telgrafçiçeği, bot. Tradescantia fluminensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by