Jet-lag Olayı Nedir? ne demek? | Jet-lag Olayı Nedir? anlamı nedir? | Jet-lag Olayı Nedir?

Jet-lag Olayı Nedir? anlamı nedir?

Jet-lag Olayı Nedir? ne demek?

Jet-lag Olayı Nedir? anlamı nedir?

| Dream Meanings


Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek çocuk biçimi kesilmiş kadın saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallow deer sığın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; takım, kalabalık; montaj; bir araya toplama veya toplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu v.s. gibi pek çok sebze ve ağaçları içine alan büyük bir bitki familyası. Baklagiller, ikiçenekll ayrı taçyapraklılardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminosae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leguminous seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. seğirdim yolu; yaya kaldırımı; büfe arkalığı; tek kollu sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Meramın iyi suretle, düzgün ve san’atlı sözlerle ifadesi. Fesâhat dahi belâgatın şartlarından olmakla, her söz fasîh ve belîğ değilse de, her beliğ sözün fasîh olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence. rhetoric. declamation. fluency. oratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاغت] kusursuz söz söyleme

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yetiştirme, İsâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yetiştirme, İsâl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hıyarcıklı veba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i).

1.Isıran.

2.Azgın (köpek), çıyan. Çalagan otu = Isırgan otu.

3.Atmaca.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ask). kamuflaj, saklama, gizleme; (f). kamufle etmek, gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kıkırdak, kıkırdak kısım. cartilage bone kıkırdaktan meydana gelen kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). (bk.) Delta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). kolaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük yangın, yangın felâketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağlama Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ateş alıp birden parlamak. deflagra'tion (i). birden ateş alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısırı saplarıyla hayvan yemi olarak kesip siloya doldurma; siloda saklanan bu çeşit yem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2.Yabanî mercanköşk.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) büyük ve yassı kaldırım taşı; (f). bu taşlarla döşemek. flagstone (i). iri ve yassı kaldırım taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ged, ging) gevşemek; yorulmaya başlamak, kuvveti kesilmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) bayrak, sancak, bandıra, flama; köpek veya geyik kuyruğu; (müz). çengel; (f). bayrak çekmek, bayraklarla donatmak; bayrakla işaret vermek; bir şey sallayarak avını tuzağa düşürmek. flag down a train durması için trene bayrakla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zambak, süsen, saz, (bot). Iris pseudacorus; zambak yaprağı. sweet flag eğir, (bot). Acorus calamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). döven, kırbaçlayan; (i). özellikle kendisini kırbaçlayan veya kırbaçlatmaktan hoşlanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kırbaçlamak, dövmek. flagella'tion (i). kırbaçlama, dövme, dayak atma; dövünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lums, la) (biyol). kamçı şeklinde parça; kamçı, kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). en yüksek sesli flüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).habis, çok çirkin, alçakça; ağır suç kabilinden. flagitiously (z). habis bir şekilde, ağır suç teşkil edecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kapaklı sürahi, büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pek çirkin, rezalet nevinden; göze batan, bariz (kötülük, ahlaksızIık). flagrancy (i). kabahatin aşikarlığı ve büyüklüğü. flagrantly (z). aleni ve çirkin bir şekilde, bile bile, alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). cürmümeşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hav uçak gövdesi, gövde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) temel ızgarası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiş, taşıma; (d.y.) taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Moğol hükümdarı olup, İran’da Moğol hanedanının kurucusudur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bülûğ» dan masdar).

1.Yetiştirme, Ar. İsâl (bu mânâda tebliğ daha çok kullanılmıştır).

2.Doldurma, vardırma, çıkarma, bir parayı bir hadde çıkarme: Maaşını beş bine iblâğ ettiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. delivery. increase. argumentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابلاغ] bildirme. 2.ulaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. cürmü meşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dikit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Tepkili uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet. jet aircraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as 2d Get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of lignite, of a very compact texture and velvet black color, susceptible of a good polish, and often wrought into mourning jewelry, toys, buttons, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly called also black amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shooting forth; a spouting; a spurt; a sudden rush or gush, as of water from a pipe, or of flame from an orifice; also, that which issues in a jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drift; scope; range, as of an argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sprue of a type, which is broken from it when the type is cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strut; to walk with a lofty or haughty gait; to be insolent; to obtrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To jerk; to jolt; to be shaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shoot forward or out; to project; to jut out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spout; to emit in a stream or jet. an airplane powered by one or more jet engines the occurrence of a sudden discharge a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation issue in a jet; come out in a je

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an airplane powered by one or more jet engines. the occurrence of a sudden discharge. a hard black form of lignite that takes a brilliant polish and is used in jewellery or ornamentation. street names for ketamine. an artificially produced flow of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons More Inform

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name physicists give to a cluster of particles emerging from a collision or decay event all traveling in roughly the same direction and carrying a significant fraction of the energy in the event The particles in the jet are chiefly hadrons. 1 A strong

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus JET is the world's largest magnetic confinement fusion experiment which aims at confirming the scientific theory of fusion and the scientific feasibility of nuclear fusion for power generation. a form of fossilized coal that became po

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of fossilized coal that became popular for mourning jewelry after Queen Victoria's husband, Albert died in 1861 Produced mainly in Whitby, England, it is a very lightweight substance Black glass was often used to imitate jet which became a fashion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collimated stream of relativistic particles and photons which flows from a central source. A forceful stream of fluid discharged from a narrow opening or a nozzle. describes the blackness or intensity of the masstone of black or near-black inks or color

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Johannesburg Equities Trading system It is the trading system run by the JSE to match buy and sell orders of JSE member firms automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orifice or other feature of a toilet that is designed to direct water into the trap way quickly, to start the siphon action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stream of vapor, gas or liquid coming out fast from a narrow orifice. n a dense black coal that takes a good polish and is sometimes used for jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Joint European Torus; european fusion experiment using the Tokamaks principle, that is being operated in Culham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow beam of matter or radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jobs, Education and Training. A stream of fluid produced by discharge through an orifice into free space. a fast-moving wind current surrounded by slower moving air. an intense black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Liquid emitted from nozzle orifice. syn Liquid Jet, q v.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard, black fossilised wood, Jet from Yorkshire was widely used in making jewellery, buttons, beads and pulley-rings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concentrated, high velocity flow of water capable of causing erosion, used in mining some placer deposits to wash the unconsolidated deposits into sluice boxes. v To accelerate quickly; to go very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. siyah kehribar, kara kehribar, kara amber, Erzurum taşı; simsiyah renk; s. simsiyah, kapkara. jet-black s., i. koyu renk. jet glass simsiyah cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırtmak, fışkırmak; jet uçağı ile seyahat etmek; i. tepkili uçak, jet uçağı; fışkırma; fıskıye, fıskıye ağızlığı. jet burner havagazı fırınlarında olduğu gibi üstü çok delikli boru. jet plane tepkili uçak, jet uçağı. jet propelled jetle güd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet ski

su kızağı

Bu araçla yapılan spor dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet aircraft. jet airliner. jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jet-lag

uçuş yorgunluğu

Uçuş sırasında kıtalar arası zaman farkından oluşan biyolojik ritim bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token. slug (metal pieces used in pay phones and turnstiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Para yerine kullanılan marka. Kumarda, telefonlarda, garsonların kasa ile hesaplaşmasında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek için denize atılan mal; bu şekilde atıldıktan sonra karaya vuran eşya veya yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek amacıyle eşyayı denize atma; bu suretle denize atılan mal; f. bu suretle denize atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgakıran, set, mendirek; kâgir iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgette crêpe. georgette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Al, kırmızı renk.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(caryophyllus aromaticus): Mersingiller familyasından anayurdu Molük adaları olan ve birçok tropik ülkelerde ve başlıca Zengibar, Filipinler ve Hindistan’da yetiştirilen, kış aylarında yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Çiçeğinin tomurcuklarına karanfil denir. Baharat olarak kullanılır. Çiçeklerinden elde edilen karanfilyağının içeriğinde hidrokarbür, euganol, salisilik asid ve karyofilin vardır. Güzel kokuludur. Tadı acıdır. Baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar. İshali keser. Bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Cinsel arzuları kamçılar. Doğumu kolaylaştırır. Karanfil esansı diş macunlarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کلاغ] karakarga, kuzgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıçak ve ustura gibi kesici Aletlerin çarkta bilenmesinden sonra keskin taraflarında kalan incecik kıl gibi kalıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bileği taşına sürüp kılağısını alarak, keskinliği artırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılağlanmış. bk. Kılağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük yumru, veba uru. Kırlağan sürüsü = Zararlı insanlar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palamutlardan, kerestesi kolay işlenir bir ağaç (Lat. alnus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redwood. alder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden orduda, yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan iki rütbenin adı, kıdemli yüzbaşı. Sağ kolağası; sol kolağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit dolama, etyaran, domuzburnu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden bir bitki; yaprakları salata olarak kullanılır (rumex acetosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex): Karabuğdaygiller familyasından; nemli kırlarda yetişen, genellikle bir kaç yıl yaşayan, yeşil veya firfiri renkte orsu bir bitki cinsidir. Yaprakları hafifçe kabarık ve geniştir. Meyveleri üç köşeli veya yassıdır. Yurdumuzda yetişen türleri; Labada, büyük kuzukulağı, küçük kuzukulağı gibi çeşitleridir. Ev ilaçlarında büyük ve küçük kuzukulağının yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ile salata yapılıp, yenir. İdrar söktürür. Mide şişkinliğini giderir. Egzamalar üzerine kompress yapılır. Romatizmalılar, böbreklerinden hasta olanlar, yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şaka, lâtife.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ged, ging) kazan veya kemeri kaplamak için kullanılan dar tahta; (f.) böyle parçalarla kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ged, ging) (i.), argo sürmek, sürgüne göndermek; hapishaneye atmak; (i.) mahkum, suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ged, ging) (i.), (s.) geri kalmak, oyalanmak, yavaş yavaş yürümek; (i.) gerileme, geri kalma; (s.) ağır, geri. lag end geç kalan, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dört veya altı köşeli ağaç vidası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) deniz dibine batmış olup yeri şamandıra ile belli edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Arık, zayıf, etsiz: Lâgar bir at.

2.Gevşek ve ağır hareket eden.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاغر] zayıf, cılız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit hafif Alman birası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tembel, ağır; geri kalan; (i.) ağır hareket eden kimse. laggardly (z.) geri kalarak. laggardness (i.) gecikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme; kemer kalıbı döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I).

1.Yeraltında üstü örtülü hendek, sıçan yolu.

2.Kazurat ve çirkef sularının akmasına mahsus örtülü yol. Lağımı açmak = Açıp temizletmek; lağım taşmak. Lağım bacası = Üstten açılır, kapanır yeri. 3.Muharebede bir tabyayı atmak için barutla doldurulup ateş verilmek üzere açılmış yer: Lağım açmak; lağımla atmak. Analağım = Şehrin hususî lağımlarının açıldığı büyük lağım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloaca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. drain. sap. sewer. sink. mine. sewer. drain. mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer. underground tunnel. mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Konutların pis su depolama tankı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lağımları açıp temizleyen işçi. 2.Klasik Osmanlı çağında istihkâm sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewerman. sapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewerman. sapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Lagos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lağım çamurunun işlenmesinde kullanılan oksitleme havuzu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lagune

coğ. deniz kulağı

Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lagoon denizkulağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lagoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Boş söz, saçma, abes: Lağv ile uğraşmak.

2.Yanlış, hata, yanılma, atlama.

3.(Masdar mânâsıyla): Kaldırma, hükümsüz bırakma, feshetme, iptâl etme: O görevi lağvettiler; mektep programındaki bazı dersler lağvolundu. Yemîn-i lağv = Söz arasında dil alışmasıyla ve niyetsiz edilen yemin ki, muteber değildir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لغو] kaldırma. 2.boşuna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolition. defeasance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolition. defeasance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lağv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. cancel a law. recall. rescind. vacate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. cancel a law. recall. rescind. vacate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırmak. 2.hükümsüz kılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Boş sözler, saçmasapan şeyler: Lağviyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lağv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لغز] sürçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaymış, sürçmüş. Lağzide-pây = Ayağı kaymış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kayma, sürçme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لغزش] sürçme, kayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispanya'nın Akdeniz kıyısmda bir liman şehri; burada yapılan beyaz şarap; buraya mahsus tatlı misket üzümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Madagaskarlı kimse; Madagaskar dili; s. Madagaskar ahalisine veya diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mebâltğ). Para miktarı: Gönderilen meblâğ geldi; biriken para epey bir meblâğ olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sum. amount. sum of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amount. sum (of money. quantum. sum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبلغ] tutar. 2.para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mileage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suç tespiti için kalıp veya iz alma; mulaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜBALAĞA) (I. A. «bulûğ» dan masdar).

1.Bir işte pek ileriye varma, kusur bırakmame, mükemmel ve kusursuz etme: İkramda mübalağa ediyor.

2.Büyütme, ifrat, küçük bir İşi pek büyük gösterme: Onun cesaretini överek mübalağa etti. Bu tarifte mübalağa vardır. Mübaleğa-i Acemâne, mübalağayı seviyor. Mübalağa ile = Pek pek, pek fazla. İsm-I mübalağa = Mübalağa ile ism-i fâil, Arapça’da «cebbâr, sabûr, allâme» gibi şekillerde olup mübalağa gösteren Ism-i fâil kipi. Türkçe’de «pek» veya «en» edatları da mübalağa bildiren sıfatlardır: Pek büyük, en büyüğü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration abartma. abartı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggeration. hyperbole. overstatement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi mübalağa etmeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggerator. loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mübalağa edilen, mübalağası olan, olduğundan fazla gösterilen: Mübelağalı söz, birtakım mübalağalı övmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaggerated. hyperbolic. tall. too too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamk; bitkilerden sızan yapışkan sıvı. mucilaginous s. erimiş zamk türünden, zamklı, zamk gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taneleri üstünde bulunan yani harmanda döğülmemiş arpa sapları: Hayvana mülâgama yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبالغه] abartma. 2.abartı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

abartılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

abartmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olan, olabilen, tabiî: Olağan işlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. regular. ordinary. normal. common. everyday. commonplace. mediocre. mundane. run-off-the-mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequent. mundane. natural. normal. ordinary. simple. usual. common. everyday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normal. usual. common. natural. mundane. petty. regular. run of the mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preternatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Olağandışı, fevkalâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. extreme. supernatural. supernormal. incredible. exceptional. remarkable. spectacular. terrific. breathtaking. classical. dreamy. exceeding. extra. fantastic. fantastical. glorious. huge. marvellous. marvelous. miraculous. necromantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional. extraordinary. magnificent. phenomenal. prodigious. remarkable. singular. spectacular. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. unusual. wonderful. abnormal. dreamy. fantastic. marvellous. miraculous. preternatural. prodigious. rare. remarkable. superior. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on. to perpetuate. to be usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kastamonu yöresinin eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memeli hayvanların kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engin denizlere ait, açık denizlerde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vitaminsizlikten ileri gelen bir hastalık, pelagra. pellagrous s. pelagra hastalığına tutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı ve konuşmada lâubalilik önemsemeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma, çapulculuk, talan; çapul malı, ganimet; f. talan etmek, yağma etmek, soymak, ganimet olarak almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir başkasının eserini kendisininmiş gibi yayımlamak, intihal etmek. plagiarism i. intihal; intihal edilmiş eser. plagiarist i. intihal eden kimse. plagiary i başkasının eserini kendisine mal etme, intihal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. belâ musibet; taun, veba; k.dili baş belâsı, dert; f. uğraşmak, rahatsız etmek; eziyet vermek, başına bela kesilmek; belâsını vermek. Plague take it I Plague on it! Allah belâsını versin! black plague kara veba. white plague verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili sıkıcı, baş belâsı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jetli pervane düzeni; bu düzenle çalışan uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrencilik, talebelik devresi; huk. küçük olma hali, vesayet altında bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dinamik tazyikli jet motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kalanga): Sandalgiller familyasından; küçük boylu bir ağaçtır. Hindistan ve Malakka’nın dağlık bölgelerinde yetişir. Yaprak dökmez. Yaprakları karşılıklıdır. Çiçekleri sarımtırak kırmızıdır. Meyveleri kiraz büyüklüğünde olup, siyah renklidir. Odunu sarımtırak renktedir ve kokuludur. Bu odundan uçucu bir yağ olan santal esansı çıkarılır. Hekimlikte kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdraryollarındaki mikropları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Akan, akıntılı: Şarlağanlı göz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme payı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İrl.) sopa, değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siloda muhafaza olunan hayvan yemi, yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Susam yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akan, akıntılı, şırlağanlı göz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) cüruf, dışık, mucur; lavlarla karışık cüruf; f. cüruf haline gelmek. slaggy s. cüruflu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani kereviz, bot. Apium graveolens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik, yeşil ot (yem olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülmüş şey, döküntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman savaş esirleri kampı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stalagmite

min. dikit

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istalagmit, dikit. stalagmitic(al) s. dikitlerle ilgili; dikitlere benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalma; çalınan maldan ileri gelen zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kıkırdak altındaki; kıkırdağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyun bıraktığı çamur, mil; kir, pislik; cüruf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İngiltere'de bir çeşit vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çuhaçiçeğlgillerden bir süs bitkisi: Siklamen (cyclamen).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siklamen): Çuhaçiçeğigiller familyasından; toprak altında yassı ve toparlak yumruları olan çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları uzun saplı, kalp şeklinde ve açık renkli lekelidir. Çiçekleri uzun saplıdır. Rengi pembe, veya morumsu pembedir. Hafif kokuludur. Meyvesi kapsül şeklindedir. Toprak altında bulunan kısmında; zamk, pektin, şeker ve saponin karakteri bir glikozit taşır. Köküne, topalak kökü denir. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanı söktürür.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Tırnaklarda meydana gelen çatlakları tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, gliserin, kolonya.

Hazırlanışı : Küçük bir şişeye 1 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin ve 1 çorba kaşığı limon kolonyası konur. İyice çalkalanıp, tırnakların üstü ovulur.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jet motoruyle işleyen uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasilik, vesayet; vasi idaresi altında olma; eğitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fıçıdaki boş kalan kısım; çuvaldan zayolan kısım (un), fire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Et ve başka organik maddeleri yemeyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétarien

etyemez

Genellikle et ve et türevlerini yemeyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétation

1. tıp ur,

2.bit. b. bitki örtüsü

1. Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru.

2.Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Çok değişken küçük yetişme ortamlarında, küçük alanlar kaplayan çok çeşitli türler ve çok değişik tür grupları yapısının oluşturduğu vejetasyon görünümü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köy; köy halkı villager i. köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by