Kaba Adam ne demek? | Kaba Adam anlamı nedir? | Kaba Adam

Kaba Adam anlamı nedir?

Kaba Adam ne demek?

Kaba Adam anlamı nedir?

Kaba Adam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kaba adam

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyke tike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. insan. 2. Erkek kişi. 3. İyi yetişmiş kimse: Bu şehir çok adam yetiştirdi. 4. Birinin tarafını tutan kimse: O, Ali beyin adamıdır. 5. Belirsiz zamir olarak herkes: Adamın gidip yatacağı geliyor. 6. Vazifeli şahıs: Buraya bakacak bir adam lâzrm. Buranın adamı nerede? Adam etmek = İyi yetiştirmek. Adam olmak = İyi yetişmek. Adam içine karışmak = Eş, dost arasına çıkmak, topluluğa karışmak. Adam sarrafı İnsanların karakterini iyi anlayan, görmüş geçirmiş kimse. Adama dönmek = Tertiplenmek, düzelmek. Adamdan saymak = Ehliyetini kabul etmek, (bk.) Adem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. dog. person. employee. guy. fellow. fellow man. bean. bird. bozo. chap. cookie. cooky. cuss. feller. jack. joker. buster. dick. fucker. bastard. bloke. bod. gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given in the Bible to the first man, the progenitor of the human race. 'Original sin;' human frailty. street names for methylenedioxymethamphetamine in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the huma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. person. individual. a full man. servant. attendant. one's agent / follower. chap. cove. cuss. guy. herbert. johnny. sod. son of a gun. specimen. wight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in Judeo-Christian mythology; the first man and the husband of Eve and the progenitor of the human race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish architect who designed many public buildings in England and Scotland. street names for methylenedioxymethamphetamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first male God created; he and his mate Eve disobeyed God and were expelled from the garden of Eden See Chapter 1 Yahwist Creation Story The Hebrew term adam can variously designate humankind collectively , the first man , or the personal name Adam Se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Robert Adam : eminent architect who designed furniture for the houses he built or re-modelled; famous for his revival of the classical style, based on Ancient Greek and Roman taste, begun in England during the 1760's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Furniture designed by the 18th-Century English architects Robert and James Adam, in the same Pompeiian classicism which marked their houses Pieces are delicate and slim, and have simple straight lines and restrained ornamentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Art Design Architecture and Media. red, a Babylonian word, the generic name for man, having the same meaning in the Hebrew and the Assyrian languages It was the name given to the first man, whose creation, fall, and subsequent history and that of his desc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The style period from 1765-1790 The Adam brothers introduced the neoclassical style in furniture and architecture to England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First man mentioned in Genesis and thus the paradigm for the human being Adam features in many pseudepigraphic texts of the Second Temple period found at Qumran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Genesis, the name Adam literally means 'ruddy,' from the Hebrew for 'red'; it possibly derives from an Akkadian word meaning 'creature ' In the older creation account , Adam is simply 'the man [earthling],' which is not rendered as a proper name until

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arrestee Drug Abuse Monitoring System, formerly known as the Drug Use Forecasting program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armywide Devices Automated Management System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name mean red, earth First man See Adam, Second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adam, as first man, is the metaphorical representation of the collective entity who represents all people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A robo-demon created from other demon parts Click here for a full description.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Area Denial Artillery Munition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adem; bir erkek adı. Adam's apple (bak). apple. not to know one from Adam tanıyamamak the old Adam insanların günah işlemeye olan tabii eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per capita. per head. per person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good judge of character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedication. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mukaddes bir şahıs veya makama bir şey ahd ve nezretmek: Adaçayı Tekkeye kurban adamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. offer. commit. consecrate. dedicate. devote. give up. wed. wed with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerektiği şekilde: Bu işi adamakıllı yapacak biri lâzım. Adamakıllı bir yol. Adamakıllı bir söz. 2. Pek fazla. Adamakıllı ıslandım, iş adamakıllı ihmal edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. thoroughly. fully. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoroughly. fully. substantially. carefully. painstakingly. crashing. greatly. heartily. really. roundly. supremely. vitally. in the worst way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). hoşgörüsüz; çok sert; (i). çok sert efsanevi bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarsılmaz; delinmez ; elmas gibi sert ve parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademceğiz» yanlıştır). Küçük ve fakir ve hakir yahut merhamete değer insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little or modest man. poor fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

insaniyete yakışır surette, insaniyetle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Ademcik» hatadır). Küçük ve hakir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adam yiyen. 2. Adama salar veya adamdan ürker (hayvan). 3. Alışkanlıktan insanın üzerine gelen (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana yakışacak şekilde: Adamlıkla alâkası yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manliness. manly character. honesty. decency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli durumlarda «Adam sen del» diyerek omuz silkme, işleri benimsememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yalnız, yakını ve yardımcısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a servant / attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimsesiz, yardımcısız olma hali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind and fatherly man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bâdem. (bk.) BAdem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بادام] badem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bâdem şeklinde: Bâdâmî göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başında saçı olma yan veya saçı dibinden kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleface. white. white man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statesman. diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecclesiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. savant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queer fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man of the hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who enjoys life. man of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kestanekabağı): Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Çekirdekleri yoktur. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hokka = kutu, Fars. bâhten = oynamak). El çabukluğu ile bir takım hokkalar vesair şeyler evirip çevirerek oyunlar ve marifetler gösteren adam. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. conjuror. cheat. confidence trickster. clown. shyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. cheat. illusionist. magician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقه باز] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havluluk bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businessman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of business. businessman. business man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perde adını bir sekizli pestlendiren kelime: Kaba hisâr perdesi, hisâr perdesinin bir sekizli (oktav) pestidir. Zıddı: Tİz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Hafif olduğu halde hacmi büyük: Kaba döşek, şilte; kaba denk, yük. 2. Şiş, tümsek: Kabaet. 3. Terbiyesiz, sözü ve devranışı ağır, yontulmamış, zarafeti olmayan: Kaba adam. 4. Adî, zarif, süslü veya ince ve nazik olmayan, bayağı: Kaba iş, kaba dikiş, kaba ekmek, işin kabası. 5. Terbiyeye aykırı, terbiyesizce: Kaba söz, kaba lisan. Kabaet = Sağrı budu. Kaba saba, kabataslak = Kaba bir suretle, işin yalnız kabası, ince teferrüatına girlşmeksizin: Kaba saba, kaba taslak şeklini çizmek. Kabasakal = Sakalı kabarık, büyük. Kabadayı = Gösterişte cesaret satan, yiğit taslağı, bk. Kabadayı. Kabakoz = Yalnız görünüşte gösterişli. Kabakulak = Bir hastalık, Osm. hummây-ı nekzî, Fr. orcillon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstlük elbise, cübbe, kaftan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. coarse. vulgar. crude. boorish. unmannerly. rude. harsh. common. puffy. abrupt. backwoods. barbarian. barbarous. base. bearish. brusque. brutal. brutish. churlish. clodhopping. coarse-grained. crass. discourteous. disobliging. disrespectful. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasive. abrupt. audacious. barbarous. bestial. blatant. blunt. bold. brutish. bumptious. churlish. coarse. common. crass. crude. disrespectful. filthy. graceless. gross. gruff. harsh. horrid. ignorant. impertinent. impolite. indecent. indelicate. ineleg

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse. common. crude. impolite. rough. vulgar. boorish. puffy. puffed up. gross. unbleached. unpolished. rough-and-ready. stout. low. ragged. uneven. inflated. stiff. thick. abrupt. artless. barbarian. barbaric. bestial. billingsgate. blatant. broad / ad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبا] cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyke tike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttocks. bum. can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perdenin iki sekizli (oktav) pest olduğunu gösteren terim: Kaba kaba çârgâh perdesi (ki çârgâh perdesinin iki sekizli pestidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brute force. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. brusque. crude. homely. rustic. uncouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutish. inelegant. jerky. like a sack of potatoes. square- built.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba bir şekilde, kaba bir tarzda. 2. Az iri, az büyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketchy. roughly. coarsely. rudely. impolitely. foul. shortly. in bold outline. clownishly. disobligingly. loose. rough. vulgarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. roughly. crudely. coarsely. rather bigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughly. approximately. in a rough estimate. somewhat grown up. in a rude way. grossly. by ec. on a rough estimate. rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı. 2. mec. Babayiğit: Doğrusu, kabadayı çocuktur. 3. (halk ağzında) Başta gelen: Bunun en kabadayısı elli kuruşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy. bully. blusterer. hector. rowdy. toughie. roughneck. bulldozer. hoodlum. hooligan. rapscallion. rough. ruffian. swashbuckler. tough. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. hooligan. tough. tough guy. roughneck. rough. toughie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. swashbuckler. rough fellow. manly. brave person. fireeater. hector. hoodlum. self professed hero. rough. roughneck. truculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbucling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KABAHAT) (i. A.) (c. kabâhât). 1. Çirkin iş ve hareket, yakışıksız davranış: Bunu yaptımsa, bunu söyledimse bir kabahat mi ettim? Bu da bir kabahat mi? 2. Hafif suç, kusur: Bu kabahatin cezası nedir? Kabahatimi bileyim de cezama razıyım. Kabahat etmek = Kusur etmek, yanılmak: Size danıştığıma kabaha ettim. 2. mec. Yellenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. guilt. blame. sin. delinquency. demerit. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdeed. offence. sin. fault. offense. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdemeanour. blame. fault. sin. minor offense. guilt. misconduct. crime. debt. delinquency. demerit. misdeed. misdoing. minor offence offense. trivial offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قباحت] suç, kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kabîha). Kabîhalar, çirkinler, bk. Kabîha.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبائح] suçlular, kabahatliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kabîle). Kabîleler, oymaklar, bk. Kabîle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبائل] kâbileler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun, karpuz ve hıyar cinsinden olarak yere sürünen iri yapraklı bir bitki ve verdiği meyve ki, sebzeden sayılır, çeşitli yemeklere girer ve birçok türü vardır. 2. Sarışın, maviş: Kabak bir oğlan. 3. Tatsız, lezzetsiz: Bir kavun kestik kabak çıktı. 4. Çıplak, açık: Yalın ayak, başı kabak, kabak kafalı adam: Armutkabağı = Armut biçiminde yalnız süs için dikilen bir kabak. Sakızkabağı = Taze yenen en küçüğü. Asmakabağı = Çardak üzerine alınıp pek fazla uzayanı ki, mayhoşça olup yine tâze yenir. Balkabağı = Tatlısı yapılan bir cinsi. mec. Bir şey bilmez, ukalâ ve ahmak adam. Helvacıkabağı = Kışın kurusu yenen ve hayvanlara yem edilen pek iri ve yuvarlak cinsi. Sukabağı = İçi boş ve ortası ince olup kurutulduktan sonra su vesaire koymaya yarayanı. Kabak başta patlamak — Bir işin cezasını kendi çekmek, ziyanı kendine gelmek. Barut kabağı = Barutluk, barut mahfazası. Kabak bağlamak = Yüzmek için koltukların altına su kabağı koymak. Kabak tadı vermek = Bıktırmak, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. unripe. pumpkin. zucchini. squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zucchini. marrow. vegetable marrow. marrow squash. squash. courgette. gourd. pumpkin. bold. bare dazlak. tüysüz. unripe. tasteless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. squash. not ripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cucurbita): Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iklçeneklilerden bir bitki familyası. Kabak, hıyar, kavun, karpuz bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. İbr.). 1. Yahudiler’de Tevrat’ın gizli mânâsını araştırma işi. 2. Ruhlarla, cinlerle alâka kurma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cabala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sum bargaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an esoteric or occult matter resembling the Kabbalah that is traditionally secret. an esoteric theosophy of rabbinical origin based on the Hebrew scriptures and developed between the 7th and 18th centuries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda kullanılmış, şapkaya benzer bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaba olmak, zarafetini kaybetmek: Servet kazanınca biraz daha nazik olacağına, daha fazla kabalaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to become impolite. to act rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to grow rough and rude. to become vulgar or impolite. coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabalık vermek, sevimsiz hâle getirmek: Zaten kabadır, ettiği soğuk şakalar kendisini bir kat daha kabalaştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden iltizam senedi, bk. iltizâm. 2. Bir şeyin teferruatıyla beraber toptan ve götürü satılması. 3. Musevîler’in kendi cemaatlerine ait olmak üzere, ot gibi bazı şeyler için verdikleri vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır olmadığı halde hacmi büyük olan şeyin hâli, az ağırlıkta hacim büyüklüğü: Bu şiltenin kabalığı insanı rahatsız eder. 2. Zarafet ve naziklikten uzak muamele ve davranış, terbiyesizlik, yakışıksız söz ve iş: Bu adamın kabalığı çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. audacity. bestiality. discourtesy. disrespect. faux pas. gall. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. abruptness. asperity. crudity. discourtesy. incivility. indelicacy. roughness. unrefinement. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Ar. «kabâle» den). Toptan satmak, bir şeyi teferruatıyla beraber götürü satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sell in lump. to grab. to seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reefer jacket. donkey jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hut. duffle-coat. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı yuvarlak sarı veya beyaz çivi ki, kakıldığı yerde pul gibi durup süslemeye yarar: Pirinç, gümüş, yaldızlı kabaralarla süslü çekmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobnail. boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobnail. boss. ornamental brass-headed mail. bracelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabara denilen çivilerle süslenmiş kabaralı sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamented with brasses. having hobnails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyun yüzünde yağmur damlaları, vesaireden hâsıl olan hava ile dolu şişcik, Ar. habâb .2. Hava veya su ile dolu olarak deri üzerinde hâsıl olan ufak sivilce: Ellerinde birtakım kabarcıklar çıkmış; kabarcık, dil kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. blister. pustule. pimple. papilla. pock. tubercle. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. shaggy. blister. pimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. pustule. small bubble. blinker. pimple. blistered. blow hole. blubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. beady. papillary. vesicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. pimply. fizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Meyhane. 2. Küçük çalgılı gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabarmış, şişmiş, üfürülmüş: Yanağının bir tarafı kabarıktı, (i.). 1. Kabarmış, şişmiş yer, hava veya su ile dolu ufak sivilce: Vücudunda birtakım kabarıklar belirdi. 2. Çuha vesaire üzerinde havın kalkmasından hâsıl olan çıkıntılı nokta: Bazı kumaşlarda yağmur damlalarından kabarıklar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouffant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. protuberant. puffy. swelling. swollen. turgid. blistered. bulgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. puffy. blistered. swollen. high. great. blown up. swelling. hunch. inflated. flush. umbonate. raised. convex. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high water. high tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabarma işi. 2. (coğrafya) Bilhassa ayın çekimi neticesi denizlerde 12 saat 25 dakika ara ile meydana gelen yükselme hâdisesi, med. Kanada kıyısında kabarmanın yüksekliği 21 metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intumescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising. swelling. high tide. flood tide met. blistering. being puffed up with pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-tide. swelling. blowing up. rising. inflation. increase. boom. flushing. flush. upheaval. blistering. blow up. peeling. effervescence. creep. afflux. ebullition. swell. reflux. rise. heave. uplift. uplifting. flood. fermentation. surge. piping. diste

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırlığı artmaksızın hacmi büyümek, şişmek: Döşek, şilte kabardı; şu yastığın pamuğunu attırsanız çok kabaracaktır. 2. Yükselmek, yukarı çıkmak, taşmak: Su kaynayınca kabardı; dağlarda karların erimesinden nehirler çok kabardı. 3. (hesap ve para) Çıkmak, çoğalmak: Defterimizde masraf kısmı gittikçe kabarmaktadır. 4. (hayvan ve bilhassa’erkek hindi vesaire) Tüylerini ürpertip dikmekle şişmek: Baba hindi kabarmaya başladı. 5. Ekşiyip könürerek yukarı kalkmak, Osm. tahammür etmek: Hamur, şıra kabarmaya başladı. 6. Dalgalanmak, dalga peyda etmek, coşmak: Deniz gittikçe kabarıyor. 7. (çuha vesairenin) Hevı kalkıp bozulmak: Bu çuha pek çabuk kabarır. 8. Tavlanmak, ıslanıp yumuşamak: Vücudun kiri kabarmak. 9. Bulanmak, karışmak: Safram kabardı. 10. Tefahur etmek, övünmek, kibir ve gurur göstermek, kurulmak: O kabarıp durmasın bu İşte bir hizmeti yoktur. Koltuk kabarmak = iftihar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat out. swell. rise. arch. blister. bloat. heave. puff. roughen. surge. tumefy. upsurge. vesicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. blister. bulge. cock. effervesce. swell. to swell. to blister. to be puffed out. to puff out. to increase. to expand. to become fluffy. to become rough. to rise. to be puffed up. to boast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be puffed up. to swell. to rise when boiling. to increase. to become fluffy. to assume airs of importance. to swagger. to act the bully. to become rough. to blow up. to inflate. to bloom. to flush. to creep. to ferment. to surge. to upsurge. to f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkıntı, tümsek, kabarmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. swelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. bulging. puffiness. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabartmak işi. 2. Tersinden kakarak yapılmış çıkıntılı (nakış, yazı vesaire): Çakmağına kabartma olarak kendi ismini yazdırmış; bulunan eski bir ta;ın üzerinde kabartma bazı yazılar ve resimler vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. bas relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin ağırlığını arttırmaksızın hacmini büyütmek, seyrekleştirmek: Döşeği, yünü, pamuğu kabartmak. 2. Gevşetmek, karıştırıp yukarı kaldırmak: Toprağı kabartmak. 3. Arttırmak, ziyadeleştirmek , (hesabı, yekûnu) yükseltmek, yukarı çıkarmak: Siz bu işin sarfiyatını kabartmışsınız. 4. Yükseltmek, tersinden kakıp yüzünü çıkıntılı yapmak: Kutunun kapağına işaret ettiğim yazıyı kabartmalı. Kulak kabartmak = (hayvan) Kulaklarını dikip dinlemek, (insan) Kulak vermek, dinlemek, dinlemeye çalışmak: Bizim ona dair konuştuğumuzu anlayınca kulak kabartmaya başladı. Koltuklarını kabartmak = Övünmek, böbürlenmek, iftihar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat up. raise. puff up. puff. blister. bloat. fluff. fluff out. fluff up. roughen. roughen up. vesicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to roughen. to nap. to tease. to swell. to heave. to dim. to grain. to gig. to emboss. to boom. to boss. to leaven. to boost. to increase. to flood. to inflate. to fret. to force. to rib. to indent. dilate. distend. ruffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve geniş sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin teferruatına inmeden ana çizgilerini belirtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. rude. sketchy. roughly sketched out/outlined. crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough draft. rough copy. rough sketch. raw. blank. coarse. preliminary design. preliminary. diagrammatic sketch. roughly drawn. in outline. without details. crude. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law officer / lawyer. jurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makadam, şose; makadam inşasında kullanılan malzeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makadam usulü ile şose yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentlewoman; an appellation or courteous form of address given to a lady, especially an elderly or a married lady; much used in the address, at the beginning of a letter, to a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The corresponding word in addressing a man is Sir. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman of refinement; 'a chauffeur opened the door of the limousine for the grand lady'. a woman who runs a house of prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev idare eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ mesdames) i. bayan (evli), sayın bayan (mektup başında), madam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. madame). 1. Avrupalı hanım, evlenmiş Avrupalı kadın: Bir madam geldi. 2. Zevce, eş: Filan mösyö, madamıyla beraber geldi (Fransızca’da kadınlar için kullanılan umumî saygı tâbiridir ve «efendim» mânâsına gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: madapulam). Bu ismi taşıyan Hind şehrinde yapılan bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi, patiska.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادامالحيات] ömür boyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (mâ = bağlama edatı, dâm = «devâm»dan). 1. Daim ve bâkî oldukça. Midâmül-hayât = Sağ oldukça, ömrü oldukça. 2. Çünkü: Madem görmek istiyorsunuz, gelin, görün. Bu mânâ ile bazen «ki» edatını da alır: Mademki böyle istiyorsunuz, böyle olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Kırık taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macadam. macadamized road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nakîb). Nakîbler. (bk.) Nakîb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. omuzda, sırtta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rakîb). Rakipler. (bk.) Rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable marrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man about town. man-about-town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calabash tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmonaut. spaceman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by