Kaba Saba ne demek? | Kaba Saba anlamı nedir? | Kaba Saba

Kaba Saba anlamı nedir?

Kaba Saba ne demek?

Kaba Saba anlamı nedir?

Kaba Saba | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kaba saba

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. brusque. crude. homely. rustic. uncouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutish. inelegant. jerky. like a sack of potatoes. square- built.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sabahleyin, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başında saçı olma yan veya saçı dibinden kesilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavun, Kırkağaç kavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kestanekabağı): Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır. Yaprakları uzun ve büyüktür. Çekirdekleri yoktur. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ders arkadaşı. Bir ders okuyanların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sth into account. allow. comprise in an account. consult. figure on. include. make allowance for. reckon. reckon in. to include in the reckoning. take account of / into account. take into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hokka = kutu, Fars. bâhten = oynamak). El çabukluğu ile bir takım hokkalar vesair şeyler evirip çevirerek oyunlar ve marifetler gösteren adam. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. conjuror. cheat. confidence trickster. clown. shyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. cheat. illusionist. magician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقه باز] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havluluk bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perde adını bir sekizli pestlendiren kelime: Kaba hisâr perdesi, hisâr perdesinin bir sekizli (oktav) pestidir. Zıddı: Tİz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Hafif olduğu halde hacmi büyük: Kaba döşek, şilte; kaba denk, yük. 2. Şiş, tümsek: Kabaet. 3. Terbiyesiz, sözü ve devranışı ağır, yontulmamış, zarafeti olmayan: Kaba adam. 4. Adî, zarif, süslü veya ince ve nazik olmayan, bayağı: Kaba iş, kaba dikiş, kaba ekmek, işin kabası. 5. Terbiyeye aykırı, terbiyesizce: Kaba söz, kaba lisan. Kabaet = Sağrı budu. Kaba saba, kabataslak = Kaba bir suretle, işin yalnız kabası, ince teferrüatına girlşmeksizin: Kaba saba, kaba taslak şeklini çizmek. Kabasakal = Sakalı kabarık, büyük. Kabadayı = Gösterişte cesaret satan, yiğit taslağı, bk. Kabadayı. Kabakoz = Yalnız görünüşte gösterişli. Kabakulak = Bir hastalık, Osm. hummây-ı nekzî, Fr. orcillon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstlük elbise, cübbe, kaftan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. coarse. vulgar. crude. boorish. unmannerly. rude. harsh. common. puffy. abrupt. backwoods. barbarian. barbarous. base. bearish. brusque. brutal. brutish. churlish. clodhopping. coarse-grained. crass. discourteous. disobliging. disrespectful. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasive. abrupt. audacious. barbarous. bestial. blatant. blunt. bold. brutish. bumptious. churlish. coarse. common. crass. crude. disrespectful. filthy. graceless. gross. gruff. harsh. horrid. ignorant. impertinent. impolite. indecent. indelicate. ineleg

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarse. common. crude. impolite. rough. vulgar. boorish. puffy. puffed up. gross. unbleached. unpolished. rough-and-ready. stout. low. ragged. uneven. inflated. stiff. thick. abrupt. artless. barbarian. barbaric. bestial. billingsgate. blatant. broad / ad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبا] cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyke tike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir perde. Portenin altındaki birinci ek çizgi üzerine yazılan do notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttocks. bum. can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Türk musikisinde bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Türk musikisinde önüne geldiği perdenin iki sekizli (oktav) pest olduğunu gösteren terim: Kaba kaba çârgâh perdesi (ki çârgâh perdesinin iki sekizli pestidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brute force. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. brusque. crude. homely. rustic. uncouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutish. inelegant. jerky. like a sack of potatoes. square- built.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba bir şekilde, kaba bir tarzda. 2. Az iri, az büyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketchy. roughly. coarsely. rudely. impolitely. foul. shortly. in bold outline. clownishly. disobligingly. loose. rough. vulgarly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. roughly. crudely. coarsely. rather bigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughly. approximately. in a rough estimate. somewhat grown up. in a rude way. grossly. by ec. on a rough estimate. rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı. 2. mec. Babayiğit: Doğrusu, kabadayı çocuktur. 3. (halk ağzında) Başta gelen: Bunun en kabadayısı elli kuruşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy. bully. blusterer. hector. rowdy. toughie. roughneck. bulldozer. hoodlum. hooligan. rapscallion. rough. ruffian. swashbuckler. tough. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. hooligan. tough. tough guy. roughneck. rough. toughie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. swashbuckler. rough fellow. manly. brave person. fireeater. hector. hoodlum. self professed hero. rough. roughneck. truculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbucling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KABAHAT) (i. A.) (c. kabâhât). 1. Çirkin iş ve hareket, yakışıksız davranış: Bunu yaptımsa, bunu söyledimse bir kabahat mi ettim? Bu da bir kabahat mi? 2. Hafif suç, kusur: Bu kabahatin cezası nedir? Kabahatimi bileyim de cezama razıyım. Kabahat etmek = Kusur etmek, yanılmak: Size danıştığıma kabaha ettim. 2. mec. Yellenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. guilt. blame. sin. delinquency. demerit. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdeed. offence. sin. fault. offense. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misdemeanour. blame. fault. sin. minor offense. guilt. misconduct. crime. debt. delinquency. demerit. misdeed. misdoing. minor offence offense. trivial offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قباحت] suç, kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. innocent. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olmayan, Fars. bi-günâh, Ar. mâsûm: O adam kabahatsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultlessness. innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suç yokluğu, bî-günahlık, masumluk: Onun kabahatsizliği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kabîha). Kabîhalar, çirkinler, bk. Kabîha.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبائح] suçlular, kabahatliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kabîle). Kabîleler, oymaklar, bk. Kabîle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبائل] kâbileler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun, karpuz ve hıyar cinsinden olarak yere sürünen iri yapraklı bir bitki ve verdiği meyve ki, sebzeden sayılır, çeşitli yemeklere girer ve birçok türü vardır. 2. Sarışın, maviş: Kabak bir oğlan. 3. Tatsız, lezzetsiz: Bir kavun kestik kabak çıktı. 4. Çıplak, açık: Yalın ayak, başı kabak, kabak kafalı adam: Armutkabağı = Armut biçiminde yalnız süs için dikilen bir kabak. Sakızkabağı = Taze yenen en küçüğü. Asmakabağı = Çardak üzerine alınıp pek fazla uzayanı ki, mayhoşça olup yine tâze yenir. Balkabağı = Tatlısı yapılan bir cinsi. mec. Bir şey bilmez, ukalâ ve ahmak adam. Helvacıkabağı = Kışın kurusu yenen ve hayvanlara yem edilen pek iri ve yuvarlak cinsi. Sukabağı = İçi boş ve ortası ince olup kurutulduktan sonra su vesaire koymaya yarayanı. Kabak başta patlamak — Bir işin cezasını kendi çekmek, ziyanı kendine gelmek. Barut kabağı = Barutluk, barut mahfazası. Kabak bağlamak = Yüzmek için koltukların altına su kabağı koymak. Kabak tadı vermek = Bıktırmak, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. unripe. pumpkin. zucchini. squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zucchini. marrow. vegetable marrow. marrow squash. squash. courgette. gourd. pumpkin. bold. bare dazlak. tüysüz. unripe. tasteless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. squash. not ripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cucurbita): Kabakgiller familyasından, meyvası sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür ve idrar tutukluğunu giderir. Böbrek ve mesane iltihaplarını temizler. Prostattan doğan şikayetleri giderir. Mide ve bağırsaklara yumuşaklık verir, kabızlığı giderir. Basuru olanlar için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Helvacıkabağının çekirdekleri bağırsak kurtlarının düşmesine yardımcı olur. Lapası dıştan tatbik edilecek olursa boğaz ağrılarını ve kadınlarda görülen akıntıyı keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iklçeneklilerden bir bitki familyası. Kabak, hıyar, kavun, karpuz bu familyadandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. İbr.). 1. Yahudiler’de Tevrat’ın gizli mânâsını araştırma işi. 2. Ruhlarla, cinlerle alâka kurma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cabala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sum bargaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an esoteric or occult matter resembling the Kabbalah that is traditionally secret. an esoteric theosophy of rabbinical origin based on the Hebrew scriptures and developed between the 7th and 18th centuries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda kullanılmış, şapkaya benzer bir çeşit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaba olmak, zarafetini kaybetmek: Servet kazanınca biraz daha nazik olacağına, daha fazla kabalaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to become impolite. to act rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act rudely. to grow rough and rude. to become vulgar or impolite. coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabalık vermek, sevimsiz hâle getirmek: Zaten kabadır, ettiği soğuk şakalar kendisini bir kat daha kabalaştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coarsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eskiden iltizam senedi, bk. iltizâm. 2. Bir şeyin teferruatıyla beraber toptan ve götürü satılması. 3. Musevîler’in kendi cemaatlerine ait olmak üzere, ot gibi bazı şeyler için verdikleri vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır olmadığı halde hacmi büyük olan şeyin hâli, az ağırlıkta hacim büyüklüğü: Bu şiltenin kabalığı insanı rahatsız eder. 2. Zarafet ve naziklikten uzak muamele ve davranış, terbiyesizlik, yakışıksız söz ve iş: Bu adamın kabalığı çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asperity. audacity. bestiality. discourtesy. disrespect. faux pas. gall. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudeness. abruptness. asperity. crudity. discourtesy. incivility. indelicacy. roughness. unrefinement. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Ar. «kabâle» den). Toptan satmak, bir şeyi teferruatıyla beraber götürü satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sell in lump. to grab. to seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reefer jacket. donkey jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hut. duffle-coat. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı yuvarlak sarı veya beyaz çivi ki, kakıldığı yerde pul gibi durup süslemeye yarar: Pirinç, gümüş, yaldızlı kabaralarla süslü çekmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobnail. boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobnail. boss. ornamental brass-headed mail. bracelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabara denilen çivilerle süslenmiş kabaralı sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamented with brasses. having hobnails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyun yüzünde yağmur damlaları, vesaireden hâsıl olan hava ile dolu şişcik, Ar. habâb .2. Hava veya su ile dolu olarak deri üzerinde hâsıl olan ufak sivilce: Ellerinde birtakım kabarcıklar çıkmış; kabarcık, dil kabarcığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. blister. pustule. pimple. papilla. pock. tubercle. vesicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. shaggy. blister. pimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. pustule. small bubble. blinker. pimple. blistered. blow hole. blubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. beady. papillary. vesicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubbly. blistered. pimply. fizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Meyhane. 2. Küçük çalgılı gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabarmış, şişmiş, üfürülmüş: Yanağının bir tarafı kabarıktı, (i.). 1. Kabarmış, şişmiş yer, hava veya su ile dolu ufak sivilce: Vücudunda birtakım kabarıklar belirdi. 2. Çuha vesaire üzerinde havın kalkmasından hâsıl olan çıkıntılı nokta: Bazı kumaşlarda yağmur damlalarından kabarıklar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouffant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzzy. protuberant. puffy. swelling. swollen. turgid. blistered. bulgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. puffy. blistered. swollen. high. great. blown up. swelling. hunch. inflated. flush. umbonate. raised. convex. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high water. high tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabarma işi. 2. (coğrafya) Bilhassa ayın çekimi neticesi denizlerde 12 saat 25 dakika ara ile meydana gelen yükselme hâdisesi, med. Kanada kıyısında kabarmanın yüksekliği 21 metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intumescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising. swelling. high tide. flood tide met. blistering. being puffed up with pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-tide. swelling. blowing up. rising. inflation. increase. boom. flushing. flush. upheaval. blistering. blow up. peeling. effervescence. creep. afflux. ebullition. swell. reflux. rise. heave. uplift. uplifting. flood. fermentation. surge. piping. diste

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırlığı artmaksızın hacmi büyümek, şişmek: Döşek, şilte kabardı; şu yastığın pamuğunu attırsanız çok kabaracaktır. 2. Yükselmek, yukarı çıkmak, taşmak: Su kaynayınca kabardı; dağlarda karların erimesinden nehirler çok kabardı. 3. (hesap ve para) Çıkmak, çoğalmak: Defterimizde masraf kısmı gittikçe kabarmaktadır. 4. (hayvan ve bilhassa’erkek hindi vesaire) Tüylerini ürpertip dikmekle şişmek: Baba hindi kabarmaya başladı. 5. Ekşiyip könürerek yukarı kalkmak, Osm. tahammür etmek: Hamur, şıra kabarmaya başladı. 6. Dalgalanmak, dalga peyda etmek, coşmak: Deniz gittikçe kabarıyor. 7. (çuha vesairenin) Hevı kalkıp bozulmak: Bu çuha pek çabuk kabarır. 8. Tavlanmak, ıslanıp yumuşamak: Vücudun kiri kabarmak. 9. Bulanmak, karışmak: Safram kabardı. 10. Tefahur etmek, övünmek, kibir ve gurur göstermek, kurulmak: O kabarıp durmasın bu İşte bir hizmeti yoktur. Koltuk kabarmak = iftihar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat out. swell. rise. arch. blister. bloat. heave. puff. roughen. surge. tumefy. upsurge. vesicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. blister. bulge. cock. effervesce. swell. to swell. to blister. to be puffed out. to puff out. to increase. to expand. to become fluffy. to become rough. to rise. to be puffed up. to boast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be puffed up. to swell. to rise when boiling. to increase. to become fluffy. to assume airs of importance. to swagger. to act the bully. to become rough. to blow up. to inflate. to bloom. to flush. to creep. to ferment. to surge. to upsurge. to f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkıntı, tümsek, kabarmış yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blister. swelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swelling. bulging. puffiness. protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabartmak işi. 2. Tersinden kakarak yapılmış çıkıntılı (nakış, yazı vesaire): Çakmağına kabartma olarak kendi ismini yazdırmış; bulunan eski bir ta;ın üzerinde kabartma bazı yazılar ve resimler vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raised. raising. relief. relievo. embossment. glyph. boss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. causing to swell. embossing. raised. in relief. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. bas relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin ağırlığını arttırmaksızın hacmini büyütmek, seyrekleştirmek: Döşeği, yünü, pamuğu kabartmak. 2. Gevşetmek, karıştırıp yukarı kaldırmak: Toprağı kabartmak. 3. Arttırmak, ziyadeleştirmek , (hesabı, yekûnu) yükseltmek, yukarı çıkarmak: Siz bu işin sarfiyatını kabartmışsınız. 4. Yükseltmek, tersinden kakıp yüzünü çıkıntılı yapmak: Kutunun kapağına işaret ettiğim yazıyı kabartmalı. Kulak kabartmak = (hayvan) Kulaklarını dikip dinlemek, (insan) Kulak vermek, dinlemek, dinlemeye çalışmak: Bizim ona dair konuştuğumuzu anlayınca kulak kabartmaya başladı. Koltuklarını kabartmak = Övünmek, böbürlenmek, iftihar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloat up. raise. puff up. puff. blister. bloat. fluff. fluff out. fluff up. roughen. roughen up. vesicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to roughen. to nap. to tease. to swell. to heave. to dim. to grain. to gig. to emboss. to boom. to boss. to leaven. to boost. to increase. to flood. to inflate. to fret. to force. to rib. to indent. dilate. distend. ruffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve geniş sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin teferruatına inmeden ana çizgilerini belirtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. rude. sketchy. roughly sketched out/outlined. crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough draft. rough copy. rough sketch. raw. blank. coarse. preliminary design. preliminary. diagrammatic sketch. roughly drawn. in outline. without details. crude. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyunlardan insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban meydana getiren tehlikeli hastalık, yanıkara, karayanık, şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İptidai bir saban çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasabât). Kamış, saz, Fars. nây, ney (anatomi) Kasaba-i ree = Akciğer boruları, (tıp) lltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında hâsıl olan kızarma ve öksürük, Fransızca: bronchite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Küçük şehir, çarşısı, belediyesi olan büyük köy, ahalisi beş on bin kadar olan yer: Çorlu, Tire, İnegöl kasabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. small town. borough. burg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. town. small town. borough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small town. large village. burg. inland town. place. county town. country town. municipal town. township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصبه] kasaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaba ahalisinden olan adam: Kasabalılar köylülerin işini göremezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kasaba). Nefes boruları, bronşlar. Iltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında meydana gelen kızarma ve öksürük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماسبق] geçen, geçmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «müşebbek» den galat.). Kafesli, kafes ve ağ şeklinde (nakış veya telkâri işlemeli gümüş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSABAKA) (i. A. «sebk» ten masdar). Birbirini geçmeye ve birbirinden ileri olmaya çalışma, yarış, yarışma, rekabet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yarış, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest. race yarış. yarışma. karşılaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contest. competitive bidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müsabaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسابقه] yarışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nakîb). Nakîbler. (bk.) Nakîb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. omuzda, sırtta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rakîb). Rakipler. (bk.) Rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuzeydoğudan esen hafif ve latif rüzgâr. Bid-ı sabi = Sabah yeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a island in the Netherlands Antilles that is the top of an extinct volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a island in the Netherlands Antilles that is the top of an extinct volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صبا] meltem, gündoğusunden esen yel. 2.sabâ makamı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Sabâ makamının tertibinde bulunan dörtlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sabl-Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Rüzgâr gibi hafif ve çabuk giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SABAH) (I. A.). Gündüzün başı: Sabah oldu, sabah namazı, sabah yemeği, sabah dersi. Sabah akşam = Her sabah ve her akşam belirli ve kesiksiz şekilde. Akşama, sabaha = Akşam olmazsa sabah olacak, pek yakındır: Yolcumuz akşama sabaha gelir. Sabah olmak = Gündüz açılmak, şafak atmak. Sabah atmak, gacayi sabah atmak = Sabaha kader uyuyamamak, geceyi uykusuz geçirmek. Sabaha çıkmak = Sabaha yetişmek. Sabahlar hayrolsun, sebâh-ı şerifiniz hayrola = Oğla vaktine kadar kullanılan selim tâbiri. 1. Sabah vakti: Sabah erken kalkar. 2. Bugünün sabahı, bu sabah: Sabah gelirim, sabah gelin. Sabahları = Sabahleyin, sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning. matutinal. a.m. in the morning. morning. ante meridiem. morrow. morn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morn. morning. in the morning. forenoon. dawn. daybreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a region of Malaysia in northeastern Borneo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning. in the morning. forenoon. matutinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a region of Malaysia in northeastern Borneo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brekker. petit déjeuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güzellik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, letafet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nöbeti sabaha kadar olan veya sabaha rastlayan kimse. 1. Uyumadan sabahı eden kimse. 3. Öğleden önce ve sonra olmak üzere İki öğretim yapan okullarda öğleden önce okula giden öğrenci. Sabahçı kahvesi = Sabaha kadar açık kalan kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who works on a morning shift. person who stays awake all night. early- bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the early hours of the morning. at an unearthly hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabaha, kadar uyuyamamak, bütün gece uykususz kalıp sabahı bulmak: Oyunda sabahlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit up all night. pass the whole night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay awake all night. to keep an all-night vigil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the mornings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to stay awake / to sit up / to work all night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabah vakti, sabah erkenden: Sabahleyin biraz kahvaltı ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning. early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her sabah olan. Sabahlı akşamlı = Har sabah, her akşam olan veya tekrarlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yataktan kalkınca eğreti olarak giyilen üstlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. deshabille. housecoat. morning gown. robe. gown. neglige. negligee. peignoir. wrapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. housecoat. bathrobe. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. dress- gown. morning gown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sabah ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızlara tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hicrî yılın 8. ayı. Eskiden «ş» harfi ile kısaitılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşırmış, şaşkın, hayran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. plow. cultivator. grubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plough. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Aralık, fasıla. 2.Hicri, Kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çift sürmeye mahsus Alet ki, bir çift öküze çektirilir. Saban oku = Demirinden öküzlerin arasından boyunduruğa kadar uzanan ağaç. Sabankıran = Pek sert bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. ordular, askerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beğenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galat olup doğrusu sabuvvet veya sabl’dır). Çocukluk, sabflik: Sabâvatinde, sablvetinden beri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صباوت] çocukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable marrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calabash tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by