Kabil-i Kıyas ne demek? | Kabil-i Kıyas anlamı nedir? | Kabil-i Kıyas

Kabil-i Kıyas anlamı nedir?

Kabil-i Kıyas ne demek?

Kabil-i Kıyas anlamı nedir?

Kabil-i Kıyas | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kabil kiyas

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابل قياس] kıyaslanabilir, karşılaştırılabilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of this sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mümkün olmayan, imkânsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل] mümkün olmayan, imkansız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل فهم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل ازاله] yok edilemez, giderilemez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل مقاومت] karşı konulmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hem suda, hem karada yaşayabilen bitki veya hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kabûl»den if.) (mü. kabile). 1. Alan, kabûl eden: Kabil-i terbiyye = Terbiye alan, terbiye kabûl eden. 2. Müsait, kabiliyet ve istidadı olan: Kaabll-I hitâb = Kendisine hitap olunabilir. 3. Mümkün, yapılabilir: Bu iş kabil değildir. Kabil-i imkân = Mümkün. 4. (tıp) Gebe kadınların çocuklarını almak iş ve tarzını bilen, ebe, ebe tabip: Falan doktor mahir bir kabildir; fakat kadın iyi bir kabiledir, (hi.). Hazret-i Adem’ in çocuklarından biri ki, kardeşi HAbil’ln katilidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. practicable olanaklı. olabilir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kabul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قابل] mümkün. 2.yetenekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبيل] gibi, benzeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Olabilir, mümkün. 2.Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. -Hz.Âdem’in büyük oğlu olup kardeşi Habil’i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mümkün olmak, elvermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابل قياس] kıyaslanabilir, karşılaştırılabilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) Kadın ebe. bk. Kabil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kabâil). Bir soydan türemiş ve bir reisin idaresinde olarak birlikte yaşayan cemaat, birlikte konup göçen göçebe halkı, aşiret, oymak: Kabâil-I Arab; kabîle şeyhi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribal. clannish. tribe. clan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clan. tribe. clan boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clan. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابله] ebe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبيله] boy, kâbile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. kabiliyet), bk. Kabiliyyet. Kablliyyit-ı zihniyye = Zihne Ait kabiliyetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the sort of. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). 1. İşe yatkınlık. 2. Bir dış tesiri alma gücü, kabul edilebilir olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talent. gift. skill. accomplishments. capability. capacity. aptitude. aptness. dower. faculty. flair. instinct. prerogative. quality. vocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. vocation. capability. aptitude. competence yetenek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. capacity. faculty. efficiency. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابليت] yetenek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabiliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. competent. skilful yetenekli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. capable. talented. gifted. skillful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstidatsız, gayrı müstait, kabiliyeti olmayan: Okumaya karşı pek kabiliyetsiz. 2. İktidarsız, liyakatsiz, İşinin ehli olmayan, Osm. gayrı muktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. untalented yeteneksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. untalented. unable. helpless. ill. ineffective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İstidatsızlık, istidat yokluğu: O çocuğun tahsil ve terbiyeye kabiliyetsizllği anlaşıldı. 2. İktidarsızlık, Osm. adem-i iktidar, adem-i liyakat: O adamın kabiliyetsizliği zaten belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapability. incapacity. inability. inaptitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قابليات] yetenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIYAS) (I. A.). 1. Bir şeyi diğer bir şeye benzeterek veya ona göre tutarak hükmetme: Kırdaki yolları şehrin sokaklarıyla kıyas etmemeli; benim işim onun işiyle kıyas olunmaz. 2. Benzetme, benzerlik: Bu adamı başkasına kıyas etmeyin; bu kimse ile kıyas kabûl etmez. 3. (edebiyat) Umumî kaideye uyma: Kıyâs ile tasrîf olunan fiiller. 4. Doğru sayılan bir hükümden üçüncüyü çıkarma esasına dayanan muhakeme usûlü. 5. (fıkh) Ayet ve hâdîs İle, ispatlanmamış konuların Ayet ve hadîse dayanan benzerlerine uydurulması. Bî-kıyâs = Derecesiz, hadden fazla. Ala’l-kıyl» = Kıyas olarak. Allgayri’-l-kıyâs = Kaideye uymayarak. Kıyîs-ı nef» = Kendine benzeterek hükmetme, kendinden örnek alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. comparing. analogy. syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison karşılaştırma. analogy örnekseme. syllogism tasım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analogy. syllogism. comparison. comparing. deductive reasoning. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قياس] karşılaştırma, mukayese.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyi başka şeye benzeterek hüküm verme. 2.Karşılaştırma, örnekseme. 3.Umum kaideye uyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. Benzetilerek, uydurarak, nisbeten: O işe kıyâsen bu, bir şey değildir. 2. Benzeterek: Birini öğrenirseniz diğerlerini de ona kıyâsen yaparsınız. 3. Kaideye uydurarak: Bu fiil kıyâsen tasrîf olunur. Zıddı: Semâen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanıklık, zekîlik, zekâ, anlayış, fetânet: Kiyâset sahibi bir adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کياست] zekilik, uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Uyanıklık, anlayışlılık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kıyâsiyye). 1. Benzetme yoluyle olunan: Kıyâsî hüküm. Umumî kaideye uygun ve tâbî olan: Kıyâsî fiiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canına kıyarcasına, adam akıllı: Kıyasıya dövdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly. ruthlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercilessly. cruelly. savage. murderous action. dog- eat dog-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. comparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. comparing. analogy. making an analogy. benchmarking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılaştırmak, mukayese etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check against. class with. equate. parallel. set against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compare. to make an analogy. deem. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be compared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kabl» den if.) (mü. mukabile. 1. Karşı karşıya gelen, bir şeyin karşısında bulunan: Evim camiye mukabildir. 2. Bir şeye karşı verilen ücret, sizin zahmetinize mukabil değildir. (matematik) ZAviye-İ mukabile = Diğer bir açının karşısında bulunan açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. counter. in return/exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. opposing. counterpart. equivalent. in response to. in return for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقابل] karşılığında. 2.karşılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kabl» den if.) (mü. mütekabile). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan. 2. (matematik) Zevâyây-ı mütekabile = Biri diğerinin karşısında bulunan açılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal. mutual. corresponding. correlative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEKABİLİ YYET) (a uzun) (i. A.). Karşılıklı olma, birbiri karşısında bulunma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocity. mutuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابل] karşılıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابله] karşılıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابلا] karşılıklı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. F.). T. Kabil ve mümkün olmayan, imkânsız: O, nâkabil bir iştir. Nâ-kabil-i târîf = Tarifi imkânsız. 2. Kabiliyet ve istidadı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAhid.

Türkçe Sözlük by