Kablosuz Ttl Flaş ne demek? | Kablosuz Ttl Flaş anlamı nedir? | Kablosuz Ttl Flaş

Kablosuz Ttl Flaş anlamı nedir?

Kablosuz Ttl Flaş ne demek?

Kablosuz Ttl Flaş anlamı nedir?

Kablosuz Ttl Flaş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kablosuz ttl flas

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). muharebe, savaş; dövüş; (f). savaşa katılmak; mücadele etmek, savaşmak. battle array harp safı. battle-ax (i). cenk baltası, teber; argo huysuz kocakarı. battle cruiser ağır kruvazör. battle cry savaş narası; herhangi bir kampanyada kullanılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, küçümsemek; alçaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber çiçeği, mavi kantaron, bot. Centauria cyanus; iri mavimsi sinek, kurt sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe; emzik, biberon. bottle gourd sukabağı. be brought up on the bottle mamayla beslenmek, biberonla beslenmek. the bottle alkollü içki; bebekler için süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişeye koymak, şişelere doldurmak. bottle up şişelere doldurup saklamak; susturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişeye kapanmış cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe yapmak için kullanılan adi yeşil cam. bottle green şişe camı yeşili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar geçit, dar boğaz; engel; iş1erin yürümesini engelleyen kimse veya durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri burun; bir cins diş1i balina, zool. Tursiops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulaşıkşı. chief cook and bottlewasher her türlü ev işi yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kolay kırılır, gevrek; i. içinde fındık v.b. bulunup soğuduğu zaman gevrekleşen ve erimiş şekilde yapılan tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). sığırlar; (asağ). insanlar. cattleman (i). sığır yetiştiren veya güden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim, müzik, ses ve yazı kaydetmenize olanak sağlayan kartlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkepbalığı, (zool). Sepia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Paranın piyasada azalmasıyle satın alma gücünün artması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflation

ekon. para kısıtlaması

Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içtikten sonra piponun içinde kalan tütün kalıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Piyasaya gereğinden çok kâğıt para çıkartmaktan paranın değeri düşüp fiyatların yükselmesi, para bolluğundan doğan pahalılık hali, para şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. inflation

ekon. para şişkinliği

Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflationary. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (f). hal; (end). demir işlemesinde ocağa serilen taş kırıntıları; (f). bu taş kırıntılarını sermek. in fine fettle iyi halde, zinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Müsait olmayan ışıkta fotoğraf çekerken kullanılan şimşek ışıklı lamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash. photo-flash. photoflash. flash gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashlight. flash. flashbulb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash. flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Flaş Beyaz Dengesi, zorlu çekim koşulları altında renk tonlarının korunmasını sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Çok sayıda yansıtan yüzeyin bulunduğu durumlarda fotoğraf makinesi nesnenin etrafındaki tüm ışık kaynaklarını algılayabilir ve renk bozulması meydana gelebilir. Bunu önlemek için flaş kullanıldığında çekimdeki beyaz dengesi otomatik olarak ayarlanarak, renkler doğal halinde kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony dijital fotoğraf makinelerinde çeşitli flaş modları bulunmaktadır: Auto — Düşük aydınlatma koşullarında otomatik olarak devreye girer. Forced Flash — flaş, her zaman etkindir. Anti red-eye reduction — Kişinin irisini küçülterek kırmızı göz efektini en aza indirmek için bir ön flaş titreşimi kullanır. No flash — flaş kullanılmaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parıltı, ani alev, şule; işaret olarak yanıp sönen ışık; an; birden gelen su akıntısı; kaba gösteriş; cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama; bülten. flashback (i). geriye dönme. flashboard (i). suyun yüksekliğini artırmak için barajın üst

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ing). hırsız veya serserilere ait; gösterişli fakat sahte; kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak; birden parlamak; birden akla gelmek; cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek; telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak; (k).dili birdenbire göstermek; yağmurdan koru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Veri saklamak için kullanılan bellek çipi. Flash Bellekli ürünler dolayısıyla küçük ve kompakt olabilir tasarlanabilmektedir. Flash bellek ürünlerinin bir diğer avantajı da sağladığı tutarlılıktır. Hareketli parça bulunmadığı için ani hareket nedeniyle oynatma esnasında asla atlama yapmaz. Bununla birlikte, Flash bellek ürünleri sabit disk ürünlerinden daha küçük saklama kapasitesine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına gereksinim duymadan veri depolayabilen ve silinip tekrar yazılabilen hafıza türüdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir güç kaynağına ihtiyaç duymadan bilgi depolayan, silinip tekrar yazılabilen bir hafıza cinsi. Özellikle hafıza kartlarında ve USB flash disklerde kullanılır, fps : Saniye başına çekilen kare sayısı.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. flashback

geriye dönüş

Roman, hikâye, sinema vb.nde geçmişteki bir olayı, gösterilen o anda yeniden verme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parıltılı, alevli, gösterişli, frapan, göze çarpan. flashily (z). gösterişli bir şekilde, göze çarpacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içine barut veya yağ konan şişe şeklindeki kap, barutluk; termos; küçük ve yassı şişe, cebe konan içki şisesi, matara: dökümcülükte kullanılan kalıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzun ve yassı sepet; ufak içki şişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. flasheur

dörtlü

Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) oburcasına yemek yemek, (colloq.) silip süpürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy. swindled bankruptcy. fraudulent bankrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «füls» den masdar). (ticaret) Bir tacir veya bankerin borçlarını ödeyemeyecek hâle gelmesiyle mevcut mallarının satılıp alacaklılarına bölüştürülmesine razı olması, müflis olma, top atma: iflâs, iflâsını ilân etmek, iflâsına karar verilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in carey street. bankruptcy. failure. insolvency. bust. crash. ruin. smash. smash-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. crash. ruin. ruination. smash. insolvency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. insolvency. failure of a project or policy. bust. commercial failure. crash. declaration of insolvency. ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افلاس] her şeyini yitirme, bitip tükenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Bankruptcy)

Şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeniyle faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's estate. trustee of the bankrupt's estate. bankruptcy assets. insolvent estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. cordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Wi-Fi® ya da Kablosuz teknolojiye sahip aygıtlar yerel alan ağına bağlanabilir ve fiziksel (kablolu) bağlantı gerekmeden veri gönderebilir/alabilir. Dizüstü, vb. gibi birçok aygıt ‘Wi-Fi® Teknolojili’ olacaktır – bu, sözü geçen aygıtların her zaman tam donanımlı olacağı ve erişime izin veren herhangi bir yerel alan ağına bağlanabileceği anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencere; çaydanlık; kazan; güğüm; kayada veya buzulda kazan biçimindeki oyuk. That's a fine kettle of fish Ayvayı yedik iş iyice karıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-r, -st; less veya lesser, least) z., i. küçük, ufak; kısa, az, cüzi; cici; ehemmiyetsiz, değersiz, naçiz; dar fikirli, geri; z. az miktarda; hemen hiç gibi; i. az miktar; ufak şey; az zaman. Little Bear, Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. litt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huy, tutum ve gidiş; şevk, hırs, hararet. on one's mettle elinden gelen en iyi işi yapmaya hazır. mettlesome s. canlı, ateşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. beneklemek, türlü renklerle doldurmak; i. benekli görünüş; benek,leke. mottled s. benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Navi Shuttle’de, çeşitli çalma seçeneklerine ulaşmak için bir Jog halka ve menü seçeneklerini seçmek için bir imleç artısı bulunmaktadır. DVD’nin tek parmakla kontrol edilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ısırgan, bot. Urtica urens; ısırgangillerden herhangi bir ot; f. kızdırmak, sinirlendirmek; ısırgan gibi batmak. nettle rash kurdeşen, ürtiker hemp nettle kedi başı, bot. Galeopsis tetrahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Oflaz).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1,9 litrelik sıvı ölçüsü; bu miktar sıvıyı içine alan kap; içki; İng. küçük kap veya sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çocukça ve safça konuşmak; gevezelik etmek; i. çocukça laf; boş lakırdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuru laf, boş lakırdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) takırdamak, tıkırdamak; takırdatmak; (k.dili) akımı karıştırmak; (i.) takırtı; boş laf, gevezelik; zırıltı; çocuk çıngırağı; çıngıraklı yılanın çıngırağı; can çekişme hırıltısı. rattle off ezbere söylemek. rattle on boş laf etmek, çok konuşm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baklagillerden kurumuş tohumları çıngırak sesi çıkaran bir bitki, (bot.) Crotalaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırık dökük şey, eski araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tıkırdayan; (k.dili) canlı; çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) takırdayan, tıkırtılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soba yanına konulan madeni kömür kovası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hızla koşmak, seğirtmek; i. seğirtme, acele gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kapaklı ufak delik; den. lomboz, ambar kapağı; deniz musluğu; f. deniz musluğunu açıp gemiyi batırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. su mancanası; (argo) şayia, söylenti, dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) yerleştirmek, yerleşmek; düzeltmek; sakinleştirmek; dibe çökmek, posasını çöktürmek; durulmak; (k.dili) hesaplaşmak; karara varmak; ödemek, hesabı kapatmak; iskân ve imar etmek; bir karara bağlamak, halletmek; konmak (kuş); oturmak (temel);

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerleşme, oturma; kararlaştırma; halletme; hesap görme; duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması; yeni sömürge; yeni iskan edilmiş yer; ev, mesken; (huk.) irat bağlama. settiement house şehrin fakir semtlerinde kurulan yardım yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeni bir yere yerleşen göçmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerleşme; halletme; (çoğ.) tortu, posa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mekik; karşılıklı yolcu veya yük taşıma servisi; f. mekik dokumak; mekik gibi işlemek shuttle race mekik yarışı. shuttlewise z. mekik gibi, öteye beriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolar için analog radyolarda bulunan ayarlama düğmelerine benzer bir ayarlama sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raketle havada uçurulan ucu tüylü mantardan yapılmış top; bu topla oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dokuz kuka oyunu. Life is not all beer and skittles Hayat hep eğlenceden ibaret değildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tükürük, salya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stagflation

ekon. durgun şişkinlik

Ekonomideki durgunluk ve enflasyonun aynı anda yaşanması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fitlemek, yerip çekiştirmek, gammazlamak; gevezelik etmek, boşboğazlık etmek, sırrı ifşa etmek; i. boşboğazlık, dedikodu; bebeğin gevelediği sözler. tattler i. fitneci kimse, gammaz kimse, boşboğaz kimse, zevzek kimse, dedikoducu kimse; çulluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fitneci kimse; s. açığa vuran. tattletale gray gri beyaz, azmış (çamaşır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay ibriği, çaydanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

termos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kısma valfi, kelebek; f. boğmak, boğazını sıkmak; bastırmak; mak. kısmak. throttle valve istim kısma valfı; oto. kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harf üzerine konulan işaret, nokta; zerre, en ufak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dedikodu; dedikoducu veya geveze kimse; f., dedikodu yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TransFlash miniSD yapısına dayanan yeni nesil cep telefonları için geliştirilmiş hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TransFlash miniSD yapısına dayanan yeni nesil cep telefonları i çin geliştirilmiş ultra küçük s,bir üründür. TransFlash özellikle kişisel bilgilerin TransHcsr. destekli telefonlar arasında transferi için üretilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get odd. to become queer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinden çıkarmak; tedirgin etmek; düzenini bozmak; yerinden çıkmak; tedirgin olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsıız, kararlaştırılmamış; henüz yerleşilmemiş; belirsiz; değişken (hava); yerleşmemiş, göçebe; ödenmemiş, kapanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüketicileri USB flash sürücülerinin farklı kullanımları ve sundukları faydalar hakkında eğitmek amacıyla kurulmuş bir gruptur

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. veya leh. yiyecek, erzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dal veya çubuklardan örülmüş yapı; çubuk, saz, kamış, dal; hayvanlarda sarkık gerdan; f. ince çubuklarla çit örmek; ince çubukları hasır gibi örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bıçakla yontmak. whittle down, whittle away yontup ufaltmak; azar azar eksiltmek. whittle off bıçakla kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu seçenek, alacakaranlık fonların önündeki nesnelerin çekilmesi için fotoğraf makinesini düşük enstantane hızında çalıştırır.

Teknolojik Terim by